Ariyet
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/1447 E. 2013/1357 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ariyet↗ açık muvafakat↗ dain-i mürtehin↗ rehin hakkı↗ sigorta ettiren↗ rehin↗ teminat kapsamı↗ riziko↗ zayi↗ reeskont faizi↗ satım sözleşmesi↗ muvafakat↗ fatura↗ sigorta poliçesi↗ dahili dava↗ teminat↗ teslim↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kabulüne, 489.485,60 TL’nin olay tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir.
1- Dava, davacı tarafından davalılardan ...'ye emaneten verildiği iddia edilen fındıkların anılan davalıya ait fabrikanın yanması sonucu zayi olduğu gerekçesiyle tazminat istemine ilişkindir.
Davacı taraf, 120.000 kg fındığın adı geçen davalıya emanet verildiğine ilişkin iddiasına dayanak olarak 16.10.2008 tarihli 333.300,00 TL bedelli ve 16.10.2008 tarihli ve 156.105,60 TL bedelli iki adet faturaya dayanmış olup, anılan faturalarda fındığın ... teslim olarak satıldığı ve bedelinin emanet olarak açık hesaba alındığı yazılı olup, davalı tarafından davacının iddia ettiği akdi ilişki inkar edilip, taraflar arasında satım sözleşmesinin mevcut olduğu savunulmuştur.
Bu durumda, mahkemece, davacının iddiasına dayanak olarak gösterdiği faturalarda davalının imzasının mevcut olmaması ve fatura içeriklerinde hem satım hem de emanet ifadelerinde bahsedilmiş bulunması nedeniyle bu belgelerin davalıya bağlayıcı bir niteliğinin olmadığı anlaşıldığından davacı tarafından davalıya emanet fındık verildiği iddiasının ispat edilemediği gözetilerek, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Davalı ... şirketinini temyiz itirazlarına gelince, yukarıda yazılı özetten de anlaşılacağı üzere davalı ... şirketi tarafından yangın rizikolarına karşı teminat altına alınan davalı ...'ye ait fabrikada yanan fındıkların davacı tarafından anılan davalıya emanet verildiği, dolayısı ile yanan fındıkların davacıya ait olduğu iddia edilmiştir. Yangın Sigorta Genel Şartlarının A.3.5. maddesinde emanet ve kapsamına alınabileceği düzenlenmiş olup, davaya konu sigorta poliçesinde 3. kişiye ait emtianın (emanet veya ariyet olarak bırakılan) teminat kapsamına dahil olduğuna ilişkin bir düzenleme mevcut değildir.
Bu itibarla mahkemece, zayi olan fındığın davacı tarafından emanet verildiği iddiası karısında, 3. kişiye ait emtianın poliçe teminatına dahil olmadığı gözetilerek sigorta şikerit yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Davalı bankanın temyiz itirazlarına gelince, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 1266. maddesi uyarınca, malı rehin alan kimse, o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceğini gibi, aynı Yasa'nın 1270. maddesi hükmü gereğince bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. Böyle bir durumda sigortalı durumda olan, rehin hakkı sahibi olduğundan, sigorta şirketinden tazminat talep etmek hakkının da öncelikle ona ait olması gerekir ve sigorta ettiren, ancak sigortalı malın dain ve mürtehini olan ve lehine sigorta edilenin açık muvafakatini almak ve o suretle sigortadan, şayet kendi menfaati de zedelendiği taktirde, tazminat istemek hakkına sahip olur.
Somut olayda, davacı tarafından dain ve mürtehin sıfatı bulunan davalı bankaya da husumet yöneltilmiş ise de böyle bir davada lehine sigorta edilen davalı bankaya husumet yöneltmesi mümkün bulunmayıp, davalı banka yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4629 E. 2020/3597 K.
Ortak:teslim
İncelediğiniz kararda… anak olarak 16.10.2008 tarihli 333.300,00 TL bedelli ve 16.10.2008 tarihli ve 156.105,60 TL bedelli iki adet faturaya dayanmış olup, anılan faturalarda fındığın ... «teslim» olarak satıldığı ve bedelinin emanet olarak açık hesaba alındığı yazılı olup, davalı tarafından davacının iddia ettiği akdi ilişki inkar edilip, taraflar arasında «satım sözleşmesinin» mevcut olduğu savunulmuştur.
Benzer bu karardaMahkemece, takibe dayanak adi yazılı belgede davacı tarafından farklı tarihlerde davalılara 6541 kilo fındığın «teslim» edildiği, belgenin üzerinde el yazısı ile teslim miktarı ve davalılardan ...’in ismi ve imzasının bulunduğu, davalı ... ... bu imzasını şirket adına attığını iddia ettiği, «ticaret sicil» kayıtlarından imza tarihinde davalıların şirketi «temsile» yetkili olduğunun anlaşıldığı, bu sebeple davalıların kişisel sorumluluklarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine ve davalıların «kötüniyet tazminatı» isteminin reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
2-Davacı vekilinin davalı ...’e yönelik temyiz itirazlarına gelince, dosyaya «ibraz» edilen 24.08.2005 ve 13.08.2005 tarihli belgelerde «teslim» alan isim ve imzasının ...’e ait olduğu, söz konusu belgelerde, fındığın şirket adına alındığına dair bir ibare bulunmadığı, bu durumda fındıkların şirket adına alındığını «ispat yükü» davalı ...’de olup davalınında bu belgelerdeki fındıkların şirket adına alındığını usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı, her iki belgede teslim alınan fındığın …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet tazminatı · ispat yükü · ticaret sicili · kötüniyet · ibraz · temsil
Benzer bu karardaMahkemece, takibe dayanak adi yazılı belgede davacı tarafından farklı tarihlerde davalılara 6541 kilo fındığın «teslim» edildiği, belgenin üzerinde el yazısı ile teslim miktarı ve davalılardan ...’in ismi ve imzasının bulunduğu, davalı ... ... bu imzasını şirket adına attığını iddia ettiği, «ticaret sicil» kayıtlarından imza tarihinde davalıların şirketi «temsile» yetkili olduğunun anlaşıldığı, bu sebeple davalıların kişisel sorumluluklarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine ve davalıların «kötüniyet tazminatı» isteminin reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
2-Davacı vekilinin davalı ...’e yönelik temyiz itirazlarına gelince, dosyaya «ibraz» edilen 24.08.2005 ve 13.08.2005 tarihli belgelerde «teslim» alan isim ve imzasının ...’e ait olduğu, söz konusu belgelerde, fındığın şirket adına alındığına dair bir ibare bulunmadığı, bu durumda fındıkların şirket adına alındığını «ispat yükü» davalı ...’de olup davalınında bu belgelerdeki fındıkların şirket adına alındığını usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı, her iki belgede teslim alınan fındığın …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/6473 E. 2013/22016 K.
Ortak:açık muvafakat · rehin hakkı · sigorta ettiren · rehin · muvafakat · sigorta poliçesi · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaBöyle bir durumda sigortalı durumda olan, «rehin hakkı» sahibi olduğundan, sigorta şirketinden tazminat talep etmek hakkının da öncelikle ona ait olması gerekir ve «sigorta ettiren», ancak sigortalı malın dain ve mürtehini olan ve lehine sigorta edilenin «açık muvafakatini» almak ve o suretle sigortadan, şayet kendi menfaati de zedelendiği taktirde, tazminat istemek hakkına sahip olur.
3- Davalı bankanın temyiz itirazlarına gelince, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 1266. maddesi uyarınca, malı «rehin» alan kimse, o mal üzerindeki menfaatini kendi adına «sigorta ettirebileceğini» gibi, aynı Yasa'nın 1270. maddesi hükmü gereğince bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür.
Yangın Sigorta Genel Şartlarının A.3.5. maddesinde emanet ve kapsamına alınabileceği düzenlenmiş olup, davaya konu «sigorta poliçesinde» 3. kişiye ait emtianın (emanet veya «ariyet» olarak bırakılan) «teminat kapsamına» «dahil» olduğuna ilişkin bir düzenleme mevcut değildir.
Benzer bu karardaBu durumda, «sigorta ettiren» ancak malın dain ve mürtehini olan ve lehine sigorta ettirilenin «açık muvafakatını» almak şartıyla ve kendi menfaati de zedelendiği takdirde, tazminat isteme hakkına sahip olur.
Dairemizin yerleşik uygulamasına göre, poliçe dain ve mürtehin lehine düzenlenmiş olsa dahi «sigorta ettirenin» tek başına doğrudan sigortaya karşı dava açma hakkı bulunmakla birlikte yargılama sırasında dava dışı dain ve mürtehinin, tazminatın davacıya ödenmesine «muvafakatı» olup olmadığının araştırılması, muvafakatı sağlandığı taktirde yargılamaya devam edilerek, davanın sonuçlandırılması, aksi taktirde davanın «aktif husumet ehliyeti» yokluğundan reddine karar verilmesi gerekmektedir.
6762 sayılı TTK’nın 1269. maddesi hükmü uyarınca, malı «rehin» alan kimse o mal üzerindeki menfaatini kendi adına «sigorta ettirebileceği» gibi, aynı Yasa’nın 1270. maddesi hükmü gereğince bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:icazet · sigorta tazminatı · aktif husumet ehliyeti · muvazaa · aktif husumet · husumet ehliyeti · taraf ehliyeti
Benzer bu karardaDairemizin yerleşik uygulamasına göre, poliçe dain ve mürtehin lehine düzenlenmiş olsa dahi «sigorta ettirenin» tek başına doğrudan sigortaya karşı dava açma hakkı bulunmakla birlikte yargılama sırasında dava dışı dain ve mürtehinin, tazminatın davacıya ödenmesine «muvafakatı» olup olmadığının araştırılması, muvafakatı sağlandığı taktirde yargılamaya devam edilerek, davanın sonuçlandırılması, aksi taktirde davanın «aktif husumet ehliyeti» yokluğundan reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacı-sigortalının «muvazaalı» işlem yaptığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Böyle bir durumda, sigortalı durumda olan «rehin hakkı» sahibi olduğuna göre, «sigortadan tazminat» talep etme hakkı da öncelikle ona aittir.
Bu durumda, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, mahkemece, açılan iş bu davada, dain ve mürtehin sıfatı bulunan dava dışı bankadan açılan davaya «muvafakat» veya «icazetleri» olduğuna dair gerekli belgeyi sunması için davacı tarafa süre verilmek ve bu usuli işlem tamamlandığı takdirde işin esasına girilmek gerekirken, davacının aktif taraf sıfatına («husumete») ilişkin olan ve re’sen göz önünde bulundurulması gereken bu eksiklik giderilmeden, doğrudan işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1583 E. 2013/4910 K.
Ortak:açık muvafakat · rehin hakkı · sigorta ettiren · rehin · riziko · muvafakat · sigorta poliçesi · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaBöyle bir durumda sigortalı durumda olan, «rehin hakkı» sahibi olduğundan, sigorta şirketinden tazminat talep etmek hakkının da öncelikle ona ait olması gerekir ve «sigorta ettiren», ancak sigortalı malın dain ve mürtehini olan ve lehine sigorta edilenin «açık muvafakatini» almak ve o suretle sigortadan, şayet kendi menfaati de zedelendiği taktirde, tazminat istemek hakkına sahip olur.
3- Davalı bankanın temyiz itirazlarına gelince, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 1266. maddesi uyarınca, malı «rehin» alan kimse, o mal üzerindeki menfaatini kendi adına «sigorta ettirebileceğini» gibi, aynı Yasa'nın 1270. maddesi hükmü gereğince bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür.
2- Davalı ... şirketinini temyiz itirazlarına gelince, yukarıda yazılı özetten de anlaşılacağı üzere davalı ... şirketi tarafından yangın «rizikolarına» karşı «teminat» altına alınan davalı ...'ye ait fabrikada yanan fındıkların davacı tarafından anılan davalıya emanet verildiği, dolayısı ile yanan fındıkların davacıya ait olduğu iddia edilmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda, «sigorta ettiren» ancak malın dain ve mürtehini olan ve lehine sigorta ettirilenin «açık muvafakatını» almak şartıyla ve kendi menfaati de zedelendiği takdirde, tazminat isteme hakkına sahip olur.
Dairemizin yerleşik uygulamasına göre, poliçe dain ve mürtehin lehine düzenlenmiş olsa dahi «sigorta ettirenin» tek başına doğrudan sigortaya karşı dava açma hakkı bulunmakla birlikte yargılama sırasında dava dışı dain ve mürtehinin, tazminatın davacıya ödenmesine «muvafakatı» olup olmadığının araştırılması, muvafakatı sağlandığı taktirde yargılamaya devam edilerek, davanın sonuçlandırılması, aksi taktirde davanın «aktif husumet ehliyeti» yokluğundan reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, sigortalı konutun «riziko» gerçekleşmeden önceki değerinin 53.000,00 TL, sigorta bedelinin 52.900,00 TL olduğu, aşkın sigortanın bulunmadığı, sigortacının «sigorta ettirenin» «gerçek zararını» tazmin etmesi gerektiği, davacının gerçek zararının 52.900,00 TL olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 30.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans f …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:icazet · halefiyet · sigorta tazminatı · aktif husumet ehliyeti · gerçek zarar · aktif husumet · husumet ehliyeti · taraf ehliyeti
Benzer bu karardaDairemizin yerleşik uygulamasına göre, poliçe dain ve mürtehin lehine düzenlenmiş olsa dahi «sigorta ettirenin» tek başına doğrudan sigortaya karşı dava açma hakkı bulunmakla birlikte yargılama sırasında dava dışı dain ve mürtehinin, tazminatın davacıya ödenmesine «muvafakatı» olup olmadığının araştırılması, muvafakatı sağlandığı taktirde yargılamaya devam edilerek, davanın sonuçlandırılması, aksi taktirde davanın «aktif husumet ehliyeti» yokluğundan reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Bu durumda, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, mahkemece, «halefiyet» ilişkisine dayalı olarak açılan iş bu davada, dain ve mürtehin sıfatı bulunan dava dışı bankadan açılan davaya «muvafakat» veya «icazetleri» olduğuna dair gerekli belgeyi sunması için davacı tarafa süre verilmek ve bu usuli işlem tamamlandığı takdirde işin esasına girilmek gerekirken, davacının aktif taraf sıfatına («husumete») ilişkin olan ve re’sen göz önünde bulundurulması gereken bu eksiklik giderilmeden, doğrudan işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, sigortalı konutun «riziko» gerçekleşmeden önceki değerinin 53.000,00 TL, sigorta bedelinin 52.900,00 TL olduğu, aşkın sigortanın bulunmadığı, sigortacının «sigorta ettirenin» «gerçek zararını» tazmin etmesi gerektiği, davacının gerçek zararının 52.900,00 TL olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 30.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans f …
Böyle bir durumda, sigortalı durumda olan «rehin hakkı» sahibi olduğuna göre, «sigortadan tazminat» talep etme hakkı da öncelikle ona aittir.
2 benzer karar daha
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/285 E. 2023/7141 K.
Ortak:fatura · teslim · husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda… anak olarak 16.10.2008 tarihli 333.300,00 TL bedelli ve 16.10.2008 tarihli ve 156.105,60 TL bedelli iki adet faturaya dayanmış olup, anılan faturalarda fındığın ... «teslim» olarak satıldığı ve bedelinin emanet olarak açık hesaba alındığı yazılı olup, davalı tarafından davacının iddia ettiği akdi ilişki inkar edilip, taraflar arasında «satım sözleşmesinin» mevcut olduğu savunulmuştur.
Bu durumda, mahkemece, davacının iddiasına dayanak olarak gösterdiği faturalarda davalının imzasının mevcut olmaması ve «fatura» içeriklerinde hem satım hem de emanet ifadelerinde bahsedilmiş bulunması nedeniyle bu belgelerin davalıya bağlayıcı bir niteliğinin olmadığı anlaşıldığından davacı …
Somut olayda, davacı tarafından dain ve mürtehin sıfatı bulunan davalı bankaya da «husumet» yöneltilmiş ise de böyle bir davada lehine sigorta edilen davalı bankaya husumet yöneltmesi mümkün bulunmayıp, davalı banka yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda… 17.05.2016 tarih ve 2015/330 E., 2016/220 K. sayılı kararı ile; takibe dayanak adi yazılı belgede davacı tarafından farklı tarihlerde davalılara 6541 kilo fındığın «teslim» edildiği, belgenin üzerinde el yazısı ile teslim miktarı ve davalılardan ... ...’in ismi ve imzasının bulunduğu, davalı ... ... bu imzasını şirket adına attığını iddia ettiği, «ticaret sicil» kayıtlarından imza tarihinde davalıların şirketi «temsile» yetkili olduğunun anlaşıldığı, bu sebeple davalıların kişisel sorumluluklarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine ve davalıların «kötü niyet tazminatı» isteminin reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
… 7 K. sayılı kararıyla; davacı vekilinin davalı ... yönünden temyiz itirazlarının reddine, davacı vekilinin davalı ...’e yönelik temyiz itirazlarına gelince, dosyaya «ibraz» edilen 24.08.2005 ve 13.08.2005 tarihli belgelerde «teslim» ... isim ve imzasının ...’e ait olduğu, söz konusu belgelerde, fındığın şirket adına alındığına dair bir ibare bulunmadığı, bu durumda fındıkların şirket adına alındığını «ispat yükü» davalı ...’de olup davalınında bu belgelerdeki fındıkların şirket adına alındığını usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı, her iki belgede teslim alınan fındığın …
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve numarası belirtilen karar ile; dosyaya «ibraz» edilen 24.08.2005 ve 13.08.2005 tarihli belgelerde «teslim» ... isim ve imzasının ...’e ait olduğu, söz konusu belgelerde, fındığın şirket adına alındığına dair bir ibare bulunmadığı, bu durumda fındıkların şirket adına alındığını «ispat yükünün» davalı ...’de olup davalının da bu belgelerdeki fındıkların şirket adına alındığını usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı, her iki belgede teslim alınan fındığın 3049 kilogram olduğu, davacının ise 2516 kilogram fındığın iade edilmediğini beyan ettiği gerekçesiyle davanın ... yönünden kabulüne, alacak likit olduğundan «asıl alacak» olan 24.656,80 TL'nin %20'si olan 4.931,36 TL «icra inkar tazminatının» davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, Yargıtay 11.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:fatura alacağı · tahkikat · ticari satım · icra takibine itiraz · kötü niyet tazminatı · ispat yükü · kötü niyet · ticaret sicili
Benzer bu kararda… 17.05.2016 tarih ve 2015/330 E., 2016/220 K. sayılı kararı ile; takibe dayanak adi yazılı belgede davacı tarafından farklı tarihlerde davalılara 6541 kilo fındığın «teslim» edildiği, belgenin üzerinde el yazısı ile teslim miktarı ve davalılardan ... ...’in ismi ve imzasının bulunduğu, davalı ... ... bu imzasını şirket adına attığını iddia ettiği, «ticaret sicil» kayıtlarından imza tarihinde davalıların şirketi «temsile» yetkili olduğunun anlaşıldığı, bu sebeple davalıların kişisel sorumluluklarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine ve davalıların «kötü niyet tazminatı» isteminin reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «ticari satıma» istinaden düzenlenen «fatura alacağına» yönelik başlatılan «icra takibine itirazın» iptali talebine ilişkindir.
… 7 K. sayılı kararıyla; davacı vekilinin davalı ... yönünden temyiz itirazlarının reddine, davacı vekilinin davalı ...’e yönelik temyiz itirazlarına gelince, dosyaya «ibraz» edilen 24.08.2005 ve 13.08.2005 tarihli belgelerde «teslim» ... isim ve imzasının ...’e ait olduğu, söz konusu belgelerde, fındığın şirket adına alındığına dair bir ibare bulunmadığı, bu durumda fındıkların şirket adına alındığını «ispat yükü» davalı ...’de olup davalınında bu belgelerdeki fındıkların şirket adına alındığını usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı, her iki belgede teslim alınan fındığın …
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve numarası belirtilen karar ile; dosyaya «ibraz» edilen 24.08.2005 ve 13.08.2005 tarihli belgelerde «teslim» ... isim ve imzasının ...’e ait olduğu, söz konusu belgelerde, fındığın şirket adına alındığına dair bir ibare bulunmadığı, bu durumda fındıkların şirket adına alındığını «ispat yükünün» davalı ...’de olup davalının da bu belgelerdeki fındıkların şirket adına alındığını usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı, her iki belgede teslim alınan fındığın 3049 kilogram olduğu, davacının ise 2516 kilogram fındığın iade edilmediğini beyan ettiği gerekçesiyle davanın ... yönünden kabulüne, alacak likit olduğundan «asıl alacak» olan 24.656,80 TL'nin %20'si olan 4.931,36 TL «icra inkar tazminatının» davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, Yargıtay 11.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/2933 E. 2013/19862 K.
Ortak:açık muvafakat · rehin hakkı · sigorta ettiren · rehin · teminat kapsamı · muvafakat · teminat
İncelediğiniz karardaBöyle bir durumda sigortalı durumda olan, «rehin hakkı» sahibi olduğundan, sigorta şirketinden tazminat talep etmek hakkının da öncelikle ona ait olması gerekir ve «sigorta ettiren», ancak sigortalı malın dain ve mürtehini olan ve lehine sigorta edilenin «açık muvafakatini» almak ve o suretle sigortadan, şayet kendi menfaati de zedelendiği taktirde, tazminat istemek hakkına sahip olur.
Yangın Sigorta Genel Şartlarının A.3.5. maddesinde emanet ve kapsamına alınabileceği düzenlenmiş olup, davaya konu «sigorta poliçesinde» 3. kişiye ait emtianın (emanet veya «ariyet» olarak bırakılan) «teminat kapsamına» «dahil» olduğuna ilişkin bir düzenleme mevcut değildir.
3- Davalı bankanın temyiz itirazlarına gelince, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 1266. maddesi uyarınca, malı «rehin» alan kimse, o mal üzerindeki menfaatini kendi adına «sigorta ettirebileceğini» gibi, aynı Yasa'nın 1270. maddesi hükmü gereğince bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının işyerinde meydana gelen «hasarın» poliçe «teminatı kapsamında» kaldığını ispat edemediği, buna karşılık davalı ... şirketinin yangın neticesinde stiren monomer adındaki kimyasal madde tankında meydana gelen zararın teminat kapsamında bulunmadığını ispat ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TTK'nın 1269'ncu maddesi uyarınca, malı «rehin» alan kimse, dain ve mürtehin sıfatıyla o mal üzerindeki menfaatini kendi adına «sigorta ettirebileceği» gibi, aynı Yasa'nın 1270 nci maddesi hükmü gereğince, bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür.
Böyle bir halde, sigortalı durumda olan «rehin hakkı» sahibi olduğuna göre, sigorta şirketinden tazminat talep etme hakkının da öncelikle ona ait olması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:işyeri sigortası · sigorta sözleşmesi · taraf ehliyeti · hasar
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta da, dava konusu «işyeri sigorta sözleşmesinin» dain ve mürtehin sıfatıyla dava dışı Fortisbank A.Ş. lehine düzenlendiği ve poliçenin davacının elinde olmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının işyerinde meydana gelen «hasarın» poliçe «teminatı kapsamında» kaldığını ispat edemediği, buna karşılık davalı ... şirketinin yangın neticesinde stiren monomer adındaki kimyasal madde tankında meydana gelen zararın teminat kapsamında bulunmadığını ispat ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dava, yangın «sigorta sözleşmesine» dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Bu durum karşısında mahkemece, dava dışı Fortisbank A.Ş.’nin, tazminatın davacıya ödenmesine «muvafakatinin» olup olmadığının araştırılması, muvafakati sağlandığı takdirde yargılamaya devam edilerek davanın sonuçlandırılması, aksi takdirde davanın aktif dava «ehliyeti» yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/1447 E. , 2013/1357 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07.10.2010 tarih ve 2009/278-2010/361 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar .vekilleri tarafından ayrı ayrı istenmiş olup, duruşma için belirlenen 22.01.2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ... şirketi tarafından yangın rizikolarına karşı teminat altına alınan davalı ...’ye ait fabrikada çıkan yangın sonucu müvekkilinin davalı ...’ye emanet olarak verdiği 120.000 kg fındığın da yandığını ileri sürerek, 489.485,60 TL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili ile davacı arasında ariyet sözleşmesinin mevcut olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, poliçede 3. kişiye ait emtia yönünden teminat verilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kabulüne, 489.485,60 TL’nin olay tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir.
1- Dava, davacı tarafından davalılardan ...'ye emaneten verildiği iddia edilen fındıkların anılan davalıya ait fabrikanın yanması sonucu zayi olduğu gerekçesiyle tazminat istemine ilişkindir.
Davacı taraf, 120.000 kg fındığın adı geçen davalıya emanet verildiğine ilişkin iddiasına dayanak olarak 16.10.2008 tarihli 333.300,00 TL bedelli ve 16.10.2008 tarihli ve 156.105,60 TL bedelli iki adet faturaya dayanmış olup, anılan faturalarda fındığın ... teslim olarak satıldığı ve bedelinin emanet olarak açık hesaba alındığı yazılı olup, davalı tarafından davacının iddia ettiği akdi ilişki inkar edilip, taraflar arasında satım sözleşmesinin mevcut olduğu savunulmuştur.
Bu durumda, mahkemece, davacının iddiasına dayanak olarak gösterdiği faturalarda davalının imzasının mevcut olmaması ve fatura içeriklerinde hem satım hem de emanet ifadelerinde bahsedilmiş bulunması nedeniyle bu belgelerin davalıya bağlayıcı bir niteliğinin olmadığı anlaşıldığından davacı tarafından davalıya emanet fındık verildiği iddiasının ispat edilemediği gözetilerek, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Davalı ... şirketinini temyiz itirazlarına gelince, yukarıda yazılı özetten de anlaşılacağı üzere davalı ... şirketi tarafından yangın rizikolarına karşı teminat altına alınan davalı ...'ye ait fabrikada yanan fındıkların davacı tarafından anılan davalıya emanet verildiği, dolayısı ile yanan fındıkların davacıya ait olduğu iddia edilmiştir. Yangın Sigorta Genel Şartlarının A.3.5. maddesinde emanet ve kapsamına alınabileceği düzenlenmiş olup, davaya konu sigorta poliçesinde 3. kişiye ait emtianın (emanet veya ariyet olarak bırakılan) teminat kapsamına dahil olduğuna ilişkin bir düzenleme mevcut değildir.
Bu itibarla mahkemece, zayi olan fındığın davacı tarafından emanet verildiği iddiası karısında, 3. kişiye ait emtianın poliçe teminatına dahil olmadığı gözetilerek sigorta şikerit yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Davalı bankanın temyiz itirazlarına gelince, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 1266. maddesi uyarınca, malı rehin alan kimse, o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceğini gibi, aynı Yasa'nın 1270. maddesi hükmü gereğince bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. Böyle bir durumda sigortalı durumda olan, rehin hakkı sahibi olduğundan, sigorta şirketinden tazminat talep etmek hakkının da öncelikle ona ait olması gerekir ve sigorta ettiren, ancak sigortalı malın dain ve mürtehini olan ve lehine sigorta edilenin açık muvafakatini almak ve o suretle sigortadan, şayet kendi menfaati de zedelendiği taktirde, tazminat istemek hakkına sahip olur.
Somut olayda, davacı tarafından dain ve mürtehin sıfatı bulunan davalı bankaya da husumet yöneltilmiş ise de böyle bir davada lehine sigorta edilen davalı bankaya husumet yöneltmesi mümkün bulunmayıp, davalı banka yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın adı geçen davalı yararına, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... şirketi vekilin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı ... yararına, 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı banka vekilinin temyiz itirazlarınını kabulü ile kararın davalı banka yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı banka ve sigorta şirketine verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı ...'ye iadesine, 22.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/256315400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz