Kasa açığı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/242 E. 2023/4466 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kasa açığı↗ davanın yenilenmesi↗ teslim tutanağı↗ hakim ortak↗ el koyma↗ sorumluluk davası↗ işlemden kaldırma↗ pay sahipliği↗ muvazaa↗ illiyet bağı↗ davanın açılmamış sayılması↗ açılmamış sayılma↗ ispat yükü↗ tmsf↗ yenileme↗ usulden reddi↗ feragat↗ ıslah↗ yönetim kurulu kararı↗ çek↗ harç↗ ibraz↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, TMSF tarafından el konulan şirkette tespit edilen kasa açığından yönetim kurulu üyeleri, denetçiler, üst düzey yöneticiler ve diğer ilgili kişilerin sorumluluğuna ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı ve 442 nci maddeleri. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 309, 336,337, 338 ve 359 uncu maddeleri.
3. Değerlendirme
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yönetim kurulu kararının iptali | Denetim kurulu kararının iptali | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/715 E. 2019/4705 K.
Ortak:kasa açığı · el koyma · işlemden kaldırma · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · çek
Benzer bu karardaMahkemece, apel ödemesinin yapılmadığı gerekçesiyle huzurdaki dava açılmışsa da, apel ödemesinin yapılmamasından doğan zararın el «koyma» hali itibariyle tespit edilemediği ve el koyma tarihi itibariyle «şirket zararının» doğduğunun net bir şekilde kanıtlanamadığı, kaldı ki incelemeye tabi tutulan «defter» kayıtlarına göre, ...nin şirket ortaklarının «sermaye taahhüt» borçlarının yasal süresi içerisinde ödendiği, apel ödemelerin şirketin işletme giderleri ile işletme borçlarına ödendiği, kaldı ki 13/02/2004 tarihi itibariyle yani ... tarafından yönetim ve denetime el konulduğu tarih itibariyle kasada daha az miktarda nakit ya da «çek» bulunduğu ya da hiçbir kasa mevcudunun olmadığı yolunda ilgili ve yetkililerce düzenlenmiş sayım tutanağının da bulunmadığı, davacı tarafın iddia ettiği gibi apel ödemelerinin fiktif yapılmasından kaynaklı bir zararın da tespit edilemediği gerekçesi ile davalılar ... ve... yönünden dosya «işlemden kaldırılmış» olmakla bu davalılar yönünden «davanın açılmamış sayılmasına», diğer davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme gerekçesi, davacının iddiası ve dosya kapsamı ile örtüşmemekte olup, yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru değil ise de; davacı tarafça «kasa açığının» ne zaman, ne şekilde ve hangi tutarda olduğuna dair verilerin sunulamadığı, tek taraflı tanzim edilen teftiş kurulu ve denetim kurulu raporları ile kasa açığının varlığına kanaat edilemeyeceği, kasa açığının bizzat el «koyma» tarihinde mevcut olup olmadığının belli olmadığı gözetildiğinde, red kararı sonucu itibariyle doğru olup, davacı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. (2) Davacı ... vekilinin «vekalet ücretine» yönelik temyiz itirazlarına gelince, 5411 sayılı Kanun'un 133/«son» maddesi, bu madde kapsamında açılan veya açılacak davalar ile kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, lehine hükmedilen taraf için vekalet ücretinin maktu olarak belirleneceği hükmünü haiz olup, mahkemece, davalılar yararına «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirme …
… rın davalılardan tahsilini talep etmiş; ancak mahkemece davaya konu zararın şirkete yapılması gereken apel ödemelerinin yapılmamasından kaynaklandığı, bu zararın el «koyma» hali itibariyle tespit edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:sermaye taahhüdü · nispi vekalet ücreti · maktu vekalet ücreti · şirket zararı · anonim şirket · taahhütname · vekalet ücreti · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, apel ödemesinin yapılmadığı gerekçesiyle huzurdaki dava açılmışsa da, apel ödemesinin yapılmamasından doğan zararın el «koyma» hali itibariyle tespit edilemediği ve el koyma tarihi itibariyle «şirket zararının» doğduğunun net bir şekilde kanıtlanamadığı, kaldı ki incelemeye tabi tutulan «defter» kayıtlarına göre, ...nin şirket ortaklarının «sermaye taahhüt» borçlarının yasal süresi içerisinde ödendiği, apel ödemelerin şirketin işletme giderleri ile işletme borçlarına ödendiği, kaldı ki 13/02/2004 tarihi itibariyle yani ... tarafından yönetim ve denetime el konulduğu tarih itibariyle kasada daha az miktarda nakit ya da «çek» bulunduğu ya da hiçbir kasa mevcudunun olmadığı yolunda ilgili ve yetkililerce düzenlenmiş sayım tutanağının da bulunmadığı, davacı tarafın iddia ettiği gibi apel ödemelerinin fiktif yapılmasından kaynaklı bir zararın da tespit edilemediği gerekçesi ile davalılar ... ve... yönünden dosya «işlemden kaldırılmış» olmakla bu davalılar yönünden «davanın açılmamış sayılmasına», diğer davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme gerekçesi, davacının iddiası ve dosya kapsamı ile örtüşmemekte olup, yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru değil ise de; davacı tarafça «kasa açığının» ne zaman, ne şekilde ve hangi tutarda olduğuna dair verilerin sunulamadığı, tek taraflı tanzim edilen teftiş kurulu ve denetim kurulu raporları ile kasa açığının varlığına kanaat edilemeyeceği, kasa açığının bizzat el «koyma» tarihinde mevcut olup olmadığının belli olmadığı gözetildiğinde, red kararı sonucu itibariyle doğru olup, davacı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. (2) Davacı ... vekilinin «vekalet ücretine» yönelik temyiz itirazlarına gelince, 5411 sayılı Kanun'un 133/«son» maddesi, bu madde kapsamında açılan veya açılacak davalar ile kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, lehine hükmedilen taraf için vekalet ücretinin maktu olarak belirleneceği hükmünü haiz olup, mahkemece, davalılar yararına «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirme …
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. (1) Dava, «anonim şirket» yönetim ve denetim kurulu üyelerinin şirkete verdiği zararlardan sorumlu tutulması istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2025/619 E. 2025/1506 K.
Ortak:davanın yenilenmesi · kasa açığı · el koyma · illiyet bağı · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · yenileme · ıslah
Benzer bu karardaA.Ş.’de şirket ortağı ve «yönetim kurulu» üyesi sıfatı bulunmadığı, şirket ortağı ve yönetim kurulu üyesinin ... olduğu ve anılan davalıyla ilgisi bulunmadığı anlaşılmakla adı geçen davalının sorumluluğunun bulunmadığı, davacı şirkette yönetim kurulu üyesi ve/veya pay sahibi ya da şirkette dava konusu apel ödemelerini tahsil konusunda yetkilendirilmiş/«görevlendirilmiş» olmayan diğer davalıların sorumluluğunun bulunmadığı, davalı ... ...'ın dava açılmadan önce vefat ettiği anlaşılmakla ölü kişi aleyhine dava açılamayacağı, davalılar ..., ..., ... ve ... yönünden ise davacılar vekilinin davayı takip etmediği, adı geçenler yönünden yasal 3 aylık süresinin dolduğu ve bu davalılar yönünden «davanın yenilenmediği» anlaşılmakla bu davalılar yönünden «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalılar ..., ..., ... ve ... aleyhine açılan davanın açılmamış sayılmasına, davalı ... ...'ın dava açılmadan önce öldüğü a …
… dan el konulması sırasında eski yöneticiler ile TMSF tarafından atanan yöneticiler arasında fiili kasa sayım tutanağı, devir tutanağı gibi bir belge düzenlenmediği, «kasa açığı» bulunduğuna dair belirlemenin TMSF tarafından yapılan denetleme raporu ile ileri sürüldüğü, kasa günlük olarak tutulduğundan geriye dönük olarak kasa açığının hangi tarihte oluştuğunun tespiti gerektiği, zarar ile sorumlular arasındaki «illiyet bağının» da kurulması gerektiği kasa açığının el «koyma» anında mevcut olduğu hususunun tespit edilemediği ve davalılar ile zarar arasında illiyet bağının kurulamadığı, bu nedenle mevcut kasa açığından davalıların sorumlu tutulamayacağı, davalılardan ...'ın ortak, «yönetim kurulu» üyesi ve denetçi olmadığı gibi, şirkette de muhasebe ve finansman ile ilgili bir görevi bulunmadığı ve şirket çalışanı olmadığından kasa açığına ilişkin «şirketi zarara» uğratan bir eylem ve işlemi iddia ve ispat edilmediğinden anılan davalının sorumluluğunun bulunmadığı, davalılardan ...'ın, TMSF tarafından el konulan ...
A.Ş.'nin «taahhüt» edilen toplam sermayesinin 500.000,00 TL olduğu, dava dayanağı denetim raporunda saptanan «kasa açığının» toplam 402.741,46 TL olduğu, kasa açığını oluşturan tutarlardan 225.000,00 TL’sinin şirket ortaklarınca 24.01.2003 tarihinde şirket kasasına ödendiği şekilde kayıtlanan apel ödemesinden kaynaklandığı, davacının dayandığı denetim raporunda kasa açığını oluşturan tutarlardan 225.000,00 TL’sinin apel ödemesinden kaynaklandığı belirtilmesine rağmen davacının davasını 500.000,00 TL olarak «ıslah» ettiği, Yargıtay bozma ilamında da ifade edildiği üzere ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket zararı · temlik · taahhütname · vekalet ücreti · görevli mahkeme
Benzer bu karardaKARAR DÜZELTME İNCELEMESİ A.Dava ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, gerçeğe aykırı belgeler düzenleyerek «temlik» alınan şirkette «kasa açığına» sebebiyet verilmesinden ve gerçekte ödenmeyen sermayenin ödenmiş gibi gösterilmesinden dolayı davalıların sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, takdir edilen «vekalet ücretinin» yerinde olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
A.Ş.'nin «taahhüt» edilen toplam sermayesinin 500.000,00 TL olduğu, dava dayanağı denetim raporunda saptanan «kasa açığının» toplam 402.741,46 TL olduğu, kasa açığını oluşturan tutarlardan 225.000,00 TL’sinin şirket ortaklarınca 24.01.2003 tarihinde şirket kasasına ödendiği şekilde kayıtlanan apel ödemesinden kaynaklandığı, davacının dayandığı denetim raporunda kasa açığını oluşturan tutarlardan 225.000,00 TL’sinin apel ödemesinden kaynaklandığı belirtilmesine rağmen davacının davasını 500.000,00 TL olarak «ıslah» ettiği, Yargıtay bozma ilamında da ifade edildiği üzere ...
… dan el konulması sırasında eski yöneticiler ile TMSF tarafından atanan yöneticiler arasında fiili kasa sayım tutanağı, devir tutanağı gibi bir belge düzenlenmediği, «kasa açığı» bulunduğuna dair belirlemenin TMSF tarafından yapılan denetleme raporu ile ileri sürüldüğü, kasa günlük olarak tutulduğundan geriye dönük olarak kasa açığının hangi tarihte oluştuğunun tespiti gerektiği, zarar ile sorumlular arasındaki «illiyet bağının» da kurulması gerektiği kasa açığının el «koyma» anında mevcut olduğu hususunun tespit edilemediği ve davalılar ile zarar arasında illiyet bağının kurulamadığı, bu nedenle mevcut kasa açığından davalıların sorumlu tutulamayacağı, davalılardan ...'ın ortak, «yönetim kurulu» üyesi ve denetçi olmadığı gibi, şirkette de muhasebe ve finansman ile ilgili bir görevi bulunmadığı ve şirket çalışanı olmadığından kasa açığına ilişkin «şirketi zarara» uğratan bir eylem ve işlemi iddia ve ispat edilmediğinden anılan davalının sorumluluğunun bulunmadığı, davalılardan ...'ın, TMSF tarafından el konulan ...
A.Ş.’de şirket ortağı ve «yönetim kurulu» üyesi sıfatı bulunmadığı, şirket ortağı ve yönetim kurulu üyesinin ... olduğu ve anılan davalıyla ilgisi bulunmadığı anlaşılmakla adı geçen davalının sorumluluğunun bulunmadığı, davacı şirkette yönetim kurulu üyesi ve/veya pay sahibi ya da şirkette dava konusu apel ödemelerini tahsil konusunda yetkilendirilmiş/«görevlendirilmiş» olmayan diğer davalıların sorumluluğunun bulunmadığı, davalı ... ...'ın dava açılmadan önce vefat ettiği anlaşılmakla ölü kişi aleyhine dava açılamayacağı, davalılar ..., ..., ... ve ... yönünden ise davacılar vekilinin davayı takip etmediği, adı geçenler yönünden yasal 3 aylık süresinin dolduğu ve bu davalılar yönünden «davanın yenilenmediği» anlaşılmakla bu davalılar yönünden «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalılar ..., ..., ... ve ... aleyhine açılan davanın açılmamış sayılmasına, davalı ... ...'ın dava açılmadan önce öldüğü a …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/242 E. , 2023/4466 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2015/1153 Esas, 2017/1243 Karar
HÜKÜM
Davanın reddi
Taraflar arasındaki sorumluluk davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.
Davacı vekili tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; Maraton Yayıncılık ve Prodüksiyon Hiz. A.Ş.’nin ... Grubuna ait şirketlerden biri olup, TMSF tarafından ... Şirketler Grubuna ait şirketlerin ortaklarının temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimine el konulduğunu, el koyma sonrasında kasada olması gereken nakit ve çek tutarları ile mevcutlar arasında fahiş farklar bulunduğunun tespit edildiğini, bu durumun şirket kasasına ödenmemiş olmakla birlikte fiktif olarak ödenmiş gibi gösterilen apel tahsilatlarından kaynaklandığının ve aynı zamanda şirketin ortağı olarak resmi kayıtlarda gözükmelerine rağmen şirket yönetiminin belli bir grup tarafından yönetildiğinin ve resmi kayıtlarda yer alan ortakların göstermelik ve muvazaalı bir şekilde ortak sıfatı taşıdıklarının tespit edildiğini, davalıların bir kısmının figüran ortak bir kısmının hakim ortak konumunda bulunduklarını, diğerlerinin de yönetim kurulu, denetim kurulu üyeleri, şirket muhasebe, finans ve diğer ilgili kademelerde görev yapan çalışanlar olduğunu, el ve iş birliği içinde bulunduklarını, muvazaalı ve organize hareket ederek bu zararı meydana getirdiklerini ileri sürerek 126.000,00 TL'nin davalılardan tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini arttırarak 500.000,00 TL’ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı asiller ve davalılar vekilleri ayrı ayrı davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın, fiili olarak şirket kasasına ödenmemekle birlikte fiktif olarak ödenmiş gösterilen apel borcu sebebiyle TMSF tarafından el konulan şirketin uğradığı zararın, zarar sorumlusu olarak gösterilen yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri, denetçileri ve şirket yetkili çalışanlarından tahsiline ilişkin sorumluluk davası olduğu, davalılardan ... ... ...'ın dava açılmadan öldüğü anlaşıldığından bu şahıs yönünden açılan davanın usulden reddine, davalılardan Eyyübi ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkındaki davanın takip edilmemesi nedeniyle işlemden kaldırılmasına karar verildiği, üç aylık yasal süre içerisinde davanın yenilenmediği anlaşıldığından bu şahıslar hakkındaki davanın açılmamış sayılmasına, TMSF tarafından devralındıktan sonra yapılan denetim kurulu incelemesinde zararın tespit edildiği iddia edilmiş ise de şirket devralındıktan sonra kasa sayımı yapıldığına dair herhangi bir tutanak veya delil ibraz edemediği, devralınan şirketin sorumluları ile devralanlar arasında kasa açığı ile ilgili olarak sayıma ilişkin herhangi bir tutanağın tutulmamış olduğu, el koyma tarihi itibariyle kasada ne kadar para bulunduğunun tespitine ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, kasa günlük olarak tutulduğundan geriye dönük olarak kasa açığının hangi tarihte oluştuğunun tespiti gerekmesine karşın bu durumun tespit edilmemiş olduğu, bu haliyle kasa açığının oluştuğu ve bunun apel ödemelerinin fiktif olarak ödenmesinden kaynaklandığı iddiasının ispat edilemediği, davalılar ile zarar arasında illiyet bağı kurulamadığından, mevcut kasa açığından davalıların sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle diğer davalılar yönünden de davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı TMSF vekili temyiz etmiş, 25.12.2019 tarihli dilekçesi ile sadece davalılar ..., ..., ... ve... yönünden temyiz talebinden vazgeçmiştir.
B. Yargıtay Kararı
Dairenin 24.05.2022 tarihli ve 2022/2771 E. ve 2022/3958 K. sayılı kararıyla, davalılar ..., ..., ... ve... yönünden davacının temyiz isteminin feragat nedeniyle reddine, yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.
V. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran
Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
B. Karar Düzeltme Sebepleri
Davacı vekili; ... grubu şirketlerin normal devir teslim ile değil el koyma ile TMSF'ye geçtiğini, bu nedenle anında devir teslim tutanağı düzenlenmesinin mümkün olmadığını, şirket kayıtlarının incelenmesi neticesinde denetim raporu düzenlendiğini ve apel ödemelerinin gerçekte yapılmadığı halde fiktif olarak ödenmiş gösterildiğini, böylelikle kasa açığının tespit edildiğini, ispat yükünün davalılarda olduğunu, kusursuz olduklarını ispat edemedikleri sürece sorumlu olduklarını, kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın düzeltilmesini ve Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, TMSF tarafından el konulan şirkette tespit edilen kasa açığından yönetim kurulu üyeleri, denetçiler, üst düzey yöneticiler ve diğer ilgili kişilerin sorumluluğuna ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı ve 442 nci maddeleri. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 309, 336,337, 338 ve 359 uncu maddeleri.
3. Değerlendirme
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin karar düzeltme isteminin 1086 sayılı Kanun'un 442 nci maddesi gereğince REDDİNE,
Davacı TMSF harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 1.581,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davacı TMSF'den alınarak, Hazine'ye gelir kaydedilmesine,
13.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/954470400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz