6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Şirket yöneticisinin sorumluluğunda dolaylı zarar - doğrudan zarar ayrımı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/650 E. 2020/249 K. · · İlk derece: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

AlacakdiğerTemyiz yolu açık

★ Emsal

Davacının nitelemesi: İhtiyati tedbir mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Şirket alacaklısının, alacağını şirketten tahsil edemediği gerekçesiyle TTK 553 ve 555. maddelerine dayanarak şirket yöneticisi aleyhine açtığı sorumluluk davasında, ileri sürülen zarar niteliği itibariyle yönetici eyleminin öncelikle şirketin malvarlığında meydana getirdiği bir zarara dayanıyorsa bu zarar şirketin doğrudan, alacaklının ise dolaylı zararı sayılır; dolaylı zarar hallerinde alacaklı, tazminatın kendisine değil dava dışı şirkete ödenmesini isteyebilir. Tazminatın doğrudan kendisine ödenmesini isteyen alacaklının davası bu nedenle reddedilir. Davanın reddi ile birlikte, dava sırasında davalı malvarlığı üzerine konulan ihtiyati tedbirin de kaldırılması gerekir; ret hükmüyle birlikte tedbir hakkında ayrıca karar verilmemişse bu eksiklik istinaf incelemesinde giderilir.

Ele alınan sorunlar

Şirket alacaklısının yönetici aleyhine açtığı sorumluluk davasında zararın doğrudan mı dolaylı mı olduğu ve tazminatın kime ödeneceği → ret

İddia: Davacı vekili, müvekkilinin işçilik alacaklarını şirketten tahsil edemediğini, davalı yöneticinin şirketin malvarlığını muvazaalı işlemlerle boşalttığını, kanuna karşı hile ile alacak haklarının tahsilini imkansız kıldığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir.

Gerekçe: TTK 553(1) uyarınca şirket yöneticileri, yasanın veya ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. TTK 553-555. maddeleri gereğince şirket alacaklılarının şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açma imkanı vardır; ancak bu davanın açılıp görülebilmesi için oluştuğu iddia olunan zararın doğrudan mı yoksa dolaylı mı olduğunun tespiti önem taşır. Şirket alacaklısı konumundaki üçüncü şahısların sorumluluk davası yoluyla kendi adlarına istemde bulunabilmelerinin koşulu, zararın doğrudan zarar niteliğinde olmasıdır. Yöneticinin şirketin almış olduğu borcu veya edim yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla şirketi atıl kılıp acz içine düşürmesi, üçüncü kişiler yönünden doğrudan zarardır; bunun dışında kalan ve dolaylı zarar olarak nitelendirilebilecek hususlarda alacaklı konumundaki üçüncü şahıslar, ancak yöneticinin ödeyeceği tazminatın şirkete verilmesini isteyebilir. Yöneticinin ortaklığın malvarlığını azaltan veya kötüleştiren, yasa ve ana sözleşmeye aykırı davranışları, ortaklığın doğrudan zararına, ortakların ve alacaklıların ise dolaylı zararına yol açar. Somut olayda, davacının dava dilekçesindeki iddiaların tamamı davalı yöneticinin dava dışı anonim şirketin zararına neden olan eylemlerine ilişkindir; bu zararlar dava dışı şirketin doğrudan, davacı alacaklının ise dolaylı zararı kapsamındadır. Bu nedenle davanın TTK 553 ve 555. maddeleri kapsamında açılan bir dava olarak, hükmedilecek tazminatın ancak dava dışı şirket lehine hüküm altına alınması istemli olarak açılabileceği, davacının kendi adına tazminatın hüküm altına alınmasını istemesinin bu şekilde dava açılmasına imkan vermediği dikkate alınarak davanın reddinde isabetsizlik görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davanın reddi üzerine davalıya ait taşınmaz üzerindeki ihtiyati tedbirin kaldırılması → kabul

İddia: Davalı vekili, mahkemece davanın reddine ve müvekkiline husumet tevcih edilemeyeceğine karar verilmişse de, şahsi malvarlığı üzerinde uygulanan ihtiyati tedbirin kaldırılması yönünde bir karar verilmediğini belirterek tedbirin kaldırılmasını, aksi halde davacının teminat yatırmasını talep etmiştir.

Gerekçe: İlk derece mahkemesinin 27/11/2014 tarihli ara kararıyla davacının ihtiyati tedbir talebinin kabul edildiği ve davalı adına kayıtlı taşınmazın devrinin önlenmesi yönünde tedbir konulduğu, davalı hakkındaki davanın reddine karar verildiği ancak verilen hükme göre davalı adına kayıtlı taşınmaz üzerindeki tedbirin kaldırılması gerekirken mahkemece bu hususta herhangi bir karar verilmediği anlaşılmıştır. Zararın dolaylı zarar olduğu ve davalı hakkındaki davanın reddine karar verildiği gözetilerek, davalı vekilinin talebinin kabulüne ve ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Şirket alacaklısının, şirket yöneticisi aleyhine TTK 553 ve 555. maddelerine dayanarak açtığı sorumluluk davasında zararın doğrudan mı dolaylı mı olduğunun tespiti ve dolaylı zarar hâlinde tazminatın alacaklıya değil şirkete ödenmesi gerektiği yönündeki değerlendirme, benzer nitelikteki şirket yöneticisi sorumluluk davalarında bölgesel ölçekte ikna edici bir emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
doğrudan zarar dolaylı zarar şirket yöneticisinin sorumluluğu TTK 553 ihtiyati tedbir husumet alacaklının sorumluluk davası

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 553(1)TTK 553TTK 555

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/650

KARAR NO 2020/249

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 01/11/2018

NUMARASI 2014/1365 Esas 2018/1105 Karar

DAVA

Alacak

İSTİNAF KARAR TARİHİ 26/02/2020

Dava şartı yokluğundan davanın reddine ilişkin hükmün davacı vekilince, ihtiyati tedbir talebine ilişkin kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketten kıdem tazminatı ücret alacağı, fazla çalışma ihbar tazminatı ve izin ücretleri yönünden 72.459,00 TL alacaklı olduğunu, alacağın tahsili için icra takibi başlattığını, takibe haksız olarak itiraz edildiğini, ancak davacı tarafından itiraz iptali davası açılsa dahi diğer davalı ... tarafından şirketin içi boşaltıldığından alacağın şirketten tahsil edilemeyeceğini, davalının şirketin kayıtlı markalarını ve malvarlığını muvazaalı olarak devrederek ,gelirlerini kendisine aktardığını ,şirketin borca batık olmadığı halde iflasını istediğini ,TTK nun 553. maddesine göre şirket yöneticisinin alacaklılara karşı sorumlu olduğunu belirterek 72.459.-TL'nin davalıdan tahsiline, davalı adına kayıtlı taşınmaza tedbir konulmasına karar verilmesini istemiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde, davalı şirket hakkında iflas davası görülmekte ise de hileli iflasın kanıtlanmadığını, davalı ... ile ilgili ileri sürülen iddiaların doğru olmadığını, davalının şirketin iflas aşamasına gelmesinde kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, söz konusu zararın, dolaylı zarar olduğunu, bu durumda davacının, ... şirkete verdiği zararın, şirkete ödenmesini istemesi gerekirken bizzat kendisine ödenmesini istediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece; yargılama sırasında 27/11/2014 tarihli ara karar ile ; davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile davalı ... adına kayıtlı olması koşuluyla İstanbul Sarıyer ..., ... pafta, ... Ada, 2 parselde kayıtlı taşınmazın devrinin önlenmesi yönünden ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1-Davacı vekili istinaf dilekçesinde, müvekkilinin, Davalı ...'ın hakim hissedar, yönetici ve müdür olduğu şirkette çalıştığını ve tek taraflı olarak "şirket ekonomik krize girdi" denilerek iş akdinin feshedildiğini, kıdem, ihbar, işçilik alacakları ve yasal ücret alacaklarının tek bir kuruşunun dahi ödenmediğini, davalı tarafın kötü niyetli olduğunu, davalının şirketin borca batık duruma tam düşmeden bir takım muvazaalı işlerle şirketin içini boşalttığını, 05/09/2018 tarihli bilirkişi raporuna itiraz ettiğini ancak itiraz ve beyanlarının nazara alınmadığını, bilirkişi raporunun mahkeme ara kararındaki hususların hiçbirini tespit edemediğini, yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiğini, müvekkilinin mağdur edildiğini, davalı tarafın kanuna karşı hile kullanarak çalışanların alacak haklarının tahsilini imkansız kıldığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.2- Davalı vekili istinaf dilekçesinde;

mahkemece davanın reddi ile müvekkilinin şahsi sorumluluğu olmayacağı, husumet tevcih edilemeyeceği yönünde hüküm verilmişse de; şahsi malvarlığı üzerinde uygulanan tedbirin kaldırılması yönünde bir karar verilmediğini, bu nedenlerle ihtiyati tedbirin kaldırılmasına, aksi halde davacının teminat yatırmasına, davanın reddine ilişkin hükmün onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Davacı davalı şirkette oluşan işçilik alacakları nedeniyle şirkete ve şirket tüzel kişiliğine karşı açtığı dava da şirket hakkında ki dava tefrik edilerek İş Mahkemelerine görevsizlik kararı verilmiş ,elde ki dava şirketten tahsil edilemeyen işçilik alacaklarının davalı şirket yöneticisinin muvazalı işlemlerle zarar veren davalıdan tahsiline ilişkindir.TTK nun 553(1) maddesi uyarınca şirket yöneticileri yasanın , ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur.6100 sayılı TT K'un553-555 maddeleri gereğince, şirket alacaklılarının şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açmaları imkanı mevcuttur.

Buna karşın söz konusu davanın açılıp görülebilmesi için oluştuğu iddia olunan zararın doğrudan ya da dolaylı zarar niteliğinde olup olmadığının tespiti önem arzetmektedir. Bu kapsamda, şirket alacaklısı konumunda olan üçüncü şahısların sorumluluk davası yolu ile kendileri adına istemde bulunabilmelerinin koşulu, oluştuğu ileri sürülen zararın, doğrudan zarar niteliğinde olmasıdır. Şirket yöneticilerinin, şirketin almış olduğu borcu ya da başkaca edim yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla şirketi atıl kılarak acz içine düşürmeleri hali; üçüncü kişiler yönünden doğrudan zarar niteliğinde olup, bunun dışında kalan ve dolaylı zarar olarak nitelendirilebilecek hususlarda alacaklı konumundaki üçüncü şahısların, ancak yöneticilerin ödeyeceği tazminatın şirkete verilmesi yönünde istemde bulunmaları mümkündür.

Yöneticinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların da dolaylı zarar görmesine yol açar. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların ve alacaklıların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Uyuşmazlık konusu olayda şirket alacaklısı olan davacının dava dilekçesinde yaptığı açıklamalar değerlendirildiğinde, ileri sürülen maddi olguların tamamen davalı yöneticinin dava dışı anonim şirketin zararına neden olan eylemleridir. Başka bir anlatımla, açıklanan zararlar, dava dışı anonim şirketin doğrudan, davacı alacaklının, dolaylı zararı kapsamındadır.Bu durum karşısında, davacının açtığı davanın TTK'nın 553 ve 555.

maddeleri kapsamında açılan bir dava olduğu, böyle bir davanın, hükmedilecek tazminatın ancak dava dışı şirket lehine hüküm altına alınması istemli olarak açılabileceği, davacının kendi adına tazminatın hüküm altına alınmasını istediği, bu şekilde dava açılamayacağı dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.(Aynı iddialarla davalı aleyhinde açılan dava ya ilişkin olan Yargıtay 11 HD nin 2016/12851 esas 2018/4807 karar sayılı ilamı) Mahkemece; 27/11/2014 tarihli ara karar ile ; davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile davalı ... adına kayıtlı olması koşuluyla İstanbul ... ..., ... pafta, ... Ada, .. parselde kayıtlı taşınmazın devrinin önlenmesi yönünden ihtiyati tedbir konulmasına karar verildiği, 28/11/2014 tarihinde tapu kaydına taşınmazın devrinin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir konulduğu anlaşılmıştır.

Somut olayda, zararın dolaylı zarar olduğu, davalı ... hakkındaki davanın reddine karar verildiği ancak verilen hükme göre , davalı adına kayıtlı taşınmaz üzerindeki tedbirin kaldırılması gerekirken, mahkemece bu hususta herhangi bir karar verilmediği anlaşılmakla; davalı vekilinin talebinin kabulüne, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1365 Esas sayılı 27/11/2014 tarihli ihtiyati tedbir talebinin kaldırılması talebinin kabulüne,"Davalı ... adına kayıtlı olan İstanbul ... ..., ... pafta, ... Ada, ... parselde kayıtlı taşınmaz üzerindeki ihtiyati tedbirin KALDIRILMASINA,"Alınması gereken 54,40- TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 44,40- TL harcın mahsubu ile bakiye 10- TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan 44,40-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 26/02/2020

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/245906 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.