Rekabet yasağının ihlali nedeniyle cezai şart alacağının tahsili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/14862 E. 2016/553 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tbk 444↗ mutlak ticari dava↗ rekabet yasağı↗ ticari dava niteliği↗ cezai şart↗ dava şartı yokluğu↗ oy yasağı↗ tbk 99↗ usulden reddi↗ görevsizlik kararı↗ taahhütname↗ haksız rekabet↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının talebinin Kanundan doğan haksız rekabet hükümlerine ilişkin olmayıp iş sözleşmesine dayandığı, bu nedenle davanın mutlak ticari dava olarak değerlendirilemeyeceği, iş sözleşmesinin ihtilafın temelini oluşturduğu, bu nedenle 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesinin 1. fıkrası gereğince iş akdinden doğan uyuşmazlığın iş mahkemelerinde çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, rekabet yasağının ihlali nedeniyle cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir. Davacı, davalının davacı şirketteki hizmet ilişkisi sona erdikten sonra rakip firmada çalışmaya başladığını ve rekabet yasağını ihlal ettiğini ileri sürerek cezai şart isteminde bulunmuş, mahkemece, talebin iş sözleşmesine dayalı olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş ise de; davaya dayanak alınan taahhüdün işçi ile işveren arasında düzenlenmiş olması, bu taahhüt nedeniyle çıkan uyuşmazlığın iş hukuku kapsamında kaldığını kabule yeterli değildir. Zira, bu taahhüt iş sözleşmesinin sona ermesi halinde yapılmaması gereken bir hususa ilişkin olmakla, iş hukukunun düzenleme alanı dışında kalmaktadır. Somut olayda, davalının rekabet yasağını ihlal ettiği iddia edilen davranışı açık biçimde iş sözleşmesinin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin bulunduğundan, bu davranışın 6098 sayılı TBK'nın 444 ve 447. maddeleri (mülga 818 sayılı BK'nın m. 348) kapsamında değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Bu kapsamda yer alan uyuşmazlıklara ilişkin davaların ise, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 4/1-c maddesi gereğince mutlak ticari dava niteliği taşıdığı ve açık biçimde asliye ticaret mahkemelerinin görev alanında bulunmasına rağmen, mahkemece, iş mahkemesinin davaya bakmakla görevli olduğundan bahisle verilen görevsizlik kararı doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Rekabet yasağının ihlali nedeniyle cezai şart alacağının tahsili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10194 E. 2016/7663 K.
Ortak:mutlak ticari dava · rekabet yasağı · cezai şart · oy yasağı · görevsizlik kararı · taahhütname · görevli mahkeme · görev/görevsizlik · Rekabet yasağının ihlali nedeniyle cezai şart alacağının tahsili
İncelediğiniz karardaDavacı, davalının davacı şirketteki hizmet ilişkisi sona erdikten sonra rakip firmada çalışmaya başladığını ve «rekabet yasağını» ihlal ettiğini ileri sürerek «cezai şart» isteminde bulunmuş, mahkemece, talebin iş sözleşmesine dayalı olduğu gerekçesiyle «görevsizlik» kararı verilmiş ise de; davaya dayanak alınan «taahhüdün» işçi ile işveren arasında düzenlenmiş olması, bu taahhüt nedeniyle çıkan uyuşmazlığın iş hukuku kapsamında kaldığını kabule yeterli değildir.
Dava, «rekabet yasağının» ihlali nedeniyle «cezai şart» alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Bu kapsamda yer alan uyuşmazlıklara ilişkin davaların ise, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 4/1-c maddesi gereğince «mutlak ticari» dava niteliği taşıdığı ve açık biçimde asliye ticaret mahkemelerinin görev alanında bulunmasına rağmen, mahkemece, iş mahkemesinin davaya bakmakla «görevli» olduğundan bahisle verilen «görevsizlik» kararı doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaDavacı, davalının davacı şirketteki hizmet ilişkisi sona erdikten sonra rakip firmada çalışmaya başladığını ve «rekabet yasağını» ihlal ettiğini ileri sürerek «cezai şart» isteminde bulunmuş, mahkemece, iş mahkemelerinin «görevli» olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; davaya dayanak alınan «taahhüdün» işçi ile işveren arasında düzenlenmiş olması, bu taahhüt nedeniyle çıkan uyuşmazlığın iş hukuku kapsamında kaldığını kabule yeterli değildir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu «rekabet yasağının» dayanağı işçinin hizmet akdinden kaynaklanan «sadakat borcu», hizmet akdinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda «görevli» mahkemenin iş mahkemesi olduğu gerekçesiyle mahkemenin «görevsizliği» nedeniyle davanın reddine, dosyanın talep halinde görevli ...
Dava, «rekabet yasağının» ihlali nedeniyle «cezai şart» alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sadakat borcu
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu «rekabet yasağının» dayanağı işçinin hizmet akdinden kaynaklanan «sadakat borcu», hizmet akdinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda «görevli» mahkemenin iş mahkemesi olduğu gerekçesiyle mahkemenin «görevsizliği» nedeniyle davanın reddine, dosyanın talep halinde görevli ...
-
Rekabet yasağının ihlali nedeniyle cezai şart alacağının tahsili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3664 E. 2017/5937 K.
Ortak:mutlak ticari dava · rekabet yasağı · cezai şart · oy yasağı · görevsizlik kararı · taahhütname · haksız rekabet · görevli mahkeme · görev/görevsizlik · Rekabet yasağının ihlali nedeniyle cezai şart alacağının tahsili
İncelediğiniz karardaDavacı, davalının davacı şirketteki hizmet ilişkisi sona erdikten sonra rakip firmada çalışmaya başladığını ve «rekabet yasağını» ihlal ettiğini ileri sürerek «cezai şart» isteminde bulunmuş, mahkemece, talebin iş sözleşmesine dayalı olduğu gerekçesiyle «görevsizlik» kararı verilmiş ise de; davaya dayanak alınan «taahhüdün» işçi ile işveren arasında düzenlenmiş olması, bu taahhüt nedeniyle çıkan uyuşmazlığın iş hukuku kapsamında kaldığını kabule yeterli değildir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının talebinin Kanundan doğan «haksız rekabet» hükümlerine ilişkin olmayıp iş sözleşmesine dayandığı, bu nedenle davanın «mutlak ticari» dava olarak değerlendirilemeyeceği, iş sözleşmesinin ihtilafın temelini oluşturduğu, bu nedenle 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesinin 1. fıkrası gereğince iş akdinden doğan uyuşmazlığın iş mahkemelerinde çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle mahkemenin «görevsizliği» nedeniyle dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, «rekabet yasağının» ihlali nedeniyle «cezai şart» alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaDavacı, davalının davacı şirketteki hizmet ilişkisi sona erdikten sonra rakip firmada çalışmaya başladığını ve «rekabet yasağını» ihlal ettiğini ileri sürerek «cezai şart» isteminde bulunmuş, mahkemece, iş mahkemelerinin «görevli» olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de davaya dayanak alınan «taahhüdün» işçi ile işveren arasında düzenlenmiş olması, bu taahhüt nedeniyle çıkan uyuşmazlığın iş hukuku kapsamında kaldığını kabule yeterli değildir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davalılar ... ve ... ile davacı şirketler arasındaki ilişkinin «hizmet sözleşmesine» dayandığı, davalı işçilerin hizmet akdinden kaynaklanan «sadakat borcu» sorumluluğuna aykırı olarak elde ettiği bilgi ve belgelere dayalı olarak davacılar aleyhine «haksız rekabet» faaliyetine giriştikleri iddia edildiği, bu hususta taraflar arasındaki davaya bakmaya 4857 ve 5521 sayılı Kanunların 1. maddesi hükmü gereğince iş mahkemelerinin «görevli» olduğu gerekçesiyle «görevsizlik» kararı verilmiştir.
Dava, «rekabet yasağının» ihlali nedeniyle «cezai şart» alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sadakat borcu · hizmet sözleşmesi
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; davalılar ... ve ... ile davacı şirketler arasındaki ilişkinin «hizmet sözleşmesine» dayandığı, davalı işçilerin hizmet akdinden kaynaklanan «sadakat borcu» sorumluluğuna aykırı olarak elde ettiği bilgi ve belgelere dayalı olarak davacılar aleyhine «haksız rekabet» faaliyetine giriştikleri iddia edildiği, bu hususta taraflar arasındaki davaya bakmaya 4857 ve 5521 sayılı Kanunların 1. maddesi hükmü gereğince iş mahkemelerinin «görevli» olduğu gerekçesiyle «görevsizlik» kararı verilmiştir.
-
Rekabet yasağının ihlali nedeniyle cezai şart alacağının tahsili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12296 E. 2015/11445 K.
Ortak:mutlak ticari dava · rekabet yasağı · cezai şart · oy yasağı · görevsizlik kararı · haksız rekabet · görevli mahkeme · görev/görevsizlik · Rekabet yasağının ihlali nedeniyle cezai şart alacağının tahsili
İncelediğiniz karardaDavacı, davalının davacı şirketteki hizmet ilişkisi sona erdikten sonra rakip firmada çalışmaya başladığını ve «rekabet yasağını» ihlal ettiğini ileri sürerek «cezai şart» isteminde bulunmuş, mahkemece, talebin iş sözleşmesine dayalı olduğu gerekçesiyle «görevsizlik» kararı verilmiş ise de; davaya dayanak alınan «taahhüdün» işçi ile işveren arasında düzenlenmiş olması, bu taahhüt nedeniyle çıkan uyuşmazlığın iş hukuku kapsamında kaldığını kabule yeterli değildir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının talebinin Kanundan doğan «haksız rekabet» hükümlerine ilişkin olmayıp iş sözleşmesine dayandığı, bu nedenle davanın «mutlak ticari» dava olarak değerlendirilemeyeceği, iş sözleşmesinin ihtilafın temelini oluşturduğu, bu nedenle 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesinin 1. fıkrası gereğince iş akdinden doğan uyuşmazlığın iş mahkemelerinde çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle mahkemenin «görevsizliği» nedeniyle dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, «rekabet yasağının» ihlali nedeniyle «cezai şart» alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaİş aktinin sona ermesinden sonra «rekabet yasağına» aykırı hareket edilmesi halinde ise, buna dayalı olarak açılacak dava niteliği itibariyle 6098 sayılı TBK'nın 444. maddesi kapsamına girmekle ve bu kapsamdaki davalar TTK'nun 4/1-3 maddesinin açık hükmü karşısında tarafların sıfatına bakılmaksızın «mutlak ticari» davalardan olup, bu tür davalar ticaret mahkemelerinde incelenip karara bağlanır. (HGK'nun 29.02.2012 tarih ve 2011/11-781 Esas, 2012/109 karar sayılı kararı) Bu durumda, mutlak ticari dava niteliğindeki eldeki davaya bakma görevi de ticaret mahkemesine ait olduğundan, mahkemece, iş mahkemesinin davaya bakmakla «görevli» olduğundan bahisle verilen «görevsizlik» kararı doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Dava, «rekabet yasağının» ihlali nedeniyle «cezai şart» alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece taraflar arasında iş sözleşmesi bulunduğu gerekçesiyle «görevsizlik» kararı verilmiştir.İş aktinin devamı sırasında işçinin sadakat borcundan kaynaklanan «rekabet etmeme yasağına» aykırılık halinde, bu tür davalara bakmakla «görevli» mahkeme iş mahkemesidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rekabet etmeme yasağı · tacir
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında belirli süreli iş sözleşmesi yapıldığı ve davalının «tacir» olmadığı, 4857 Sayılı iş Kanunun 1. maddesi ile değişik 5521 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunun 1. maddesine göre işveren ile işçiler arasındaki iş akdinden doğan her türlü hukuki uyuşmazlıkların çözümlenmesinde «görevli» mahkemenin İş Mahkemeleri olduğu gerekçesiyle, «görevsizlik» kararı verilmiştir.
Mahkemece taraflar arasında iş sözleşmesi bulunduğu gerekçesiyle «görevsizlik» kararı verilmiştir.İş aktinin devamı sırasında işçinin sadakat borcundan kaynaklanan «rekabet etmeme yasağına» aykırılık halinde, bu tür davalara bakmakla «görevli» mahkeme iş mahkemesidir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9585 E. 2015/9570 K.
Ortak:mutlak ticari dava · rekabet yasağı · cezai şart · oy yasağı · görevsizlik kararı · taahhütname · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaDavacı, davalının davacı şirketteki hizmet ilişkisi sona erdikten sonra rakip firmada çalışmaya başladığını ve «rekabet yasağını» ihlal ettiğini ileri sürerek «cezai şart» isteminde bulunmuş, mahkemece, talebin iş sözleşmesine dayalı olduğu gerekçesiyle «görevsizlik» kararı verilmiş ise de; davaya dayanak alınan «taahhüdün» işçi ile işveren arasında düzenlenmiş olması, bu taahhüt nedeniyle çıkan uyuşmazlığın iş hukuku kapsamında kaldığını kabule yeterli değildir.
Dava, «rekabet yasağının» ihlali nedeniyle «cezai şart» alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Bu kapsamda yer alan uyuşmazlıklara ilişkin davaların ise, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 4/1-c maddesi gereğince «mutlak ticari» dava niteliği taşıdığı ve açık biçimde asliye ticaret mahkemelerinin görev alanında bulunmasına rağmen, mahkemece, iş mahkemesinin davaya bakmakla «görevli» olduğundan bahisle verilen «görevsizlik» kararı doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davalının davacı iş yerinde iş sözleşmesi ile çalışan işçi olduğu ve «tacir» olmadığı, davanın 6102 sayılı yasanın 4/1 maddesindeki her iki tarafın tacir ve işin de her iki tarafın «ticari işletmesi» ile ilgili işlerden kaynaklanan nispi nitelikteki ticari dava olmadığı, davaya konu alacağın davacı işveren ile iş sözleşmesine göre daha önce davacı işyerinde çalışmış, davalı gerçek kişi arasındaki iş sözleşmesinde yer alan «rekabet yasağını» içeren hükme aykırılıktan kaynaklı «cezai şarta» ilişin alacak talebi olduğu, davacının alacak talebinin 6102 sayılı yasının 4/1 -a,b,c,d,e veya f bentlerinden sayılan hususlardan doğmadığı gerekçesiyle mahkemenin «görevsizliğine» ve talep halinde dosyanın «görevli» İstanbul İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Dava, davalının iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra aynı alanda faaliyet gösteren başka bir şirkette çalıştığı ve «rekabet yasağını» ihlal ettiği iddiasına dayanmakta olup; sözleşmedeki «cezai şartın» tahsili istemine ilişkindir.
Somut olayda, davalının «rekabet yasağını» ihlal ettiği iddia edilen davranışı açık biçimde iş sözleşmesinin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin bulunduğundan, bu davranışın, iş sözleşmesinin feshinden sonra gerçekleşen rekabet yasağına aykırılığı düzenleyen, 6098 sayılı TBK'nın 444 ve 447. maddeleri (mülga 818 sayılı BK'nın m.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari işletme · tacir
Benzer bu karardaMahkemece, davalının davacı iş yerinde iş sözleşmesi ile çalışan işçi olduğu ve «tacir» olmadığı, davanın 6102 sayılı yasanın 4/1 maddesindeki her iki tarafın tacir ve işin de her iki tarafın «ticari işletmesi» ile ilgili işlerden kaynaklanan nispi nitelikteki ticari dava olmadığı, davaya konu alacağın davacı işveren ile iş sözleşmesine göre daha önce davacı işyerinde çalışmış, davalı gerçek kişi arasındaki iş sözleşmesinde yer alan «rekabet yasağını» içeren hükme aykırılıktan kaynaklı «cezai şarta» ilişin alacak talebi olduğu, davacının alacak talebinin 6102 sayılı yasının 4/1 -a,b,c,d,e veya f bentlerinden sayılan hususlardan doğmadığı gerekçesiyle mahkemenin «görevsizliğine» ve talep halinde dosyanın «görevli» İstanbul İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
-
Ticari sır ve saklama taahhüdü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4243 E. 2023/3242 K.
Ortak:mutlak ticari dava · rekabet yasağı · cezai şart · dava şartı yokluğu · oy yasağı · usulden reddi · görevsizlik kararı · taahhütname · dava şartı · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaDavacı, davalının davacı şirketteki hizmet ilişkisi sona erdikten sonra rakip firmada çalışmaya başladığını ve «rekabet yasağını» ihlal ettiğini ileri sürerek «cezai şart» isteminde bulunmuş, mahkemece, talebin iş sözleşmesine dayalı olduğu gerekçesiyle «görevsizlik» kararı verilmiş ise de; davaya dayanak alınan «taahhüdün» işçi ile işveren arasında düzenlenmiş olması, bu taahhüt nedeniyle çıkan uyuşmazlığın iş hukuku kapsamında kaldığını kabule yeterli değildir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının talebinin Kanundan doğan «haksız rekabet» hükümlerine ilişkin olmayıp iş sözleşmesine dayandığı, bu nedenle davanın «mutlak ticari» dava olarak değerlendirilemeyeceği, iş sözleşmesinin ihtilafın temelini oluşturduğu, bu nedenle 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesinin 1. fıkrası gereğince iş akdinden doğan uyuşmazlığın iş mahkemelerinde çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle mahkemenin «görevsizliği» nedeniyle dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, «rekabet yasağının» ihlali nedeniyle «cezai şart» alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… İş Mahkemeleri Kanunu'nda (7036 sayılı Kanun) iş sözleşmesinin devamı veya sona ermesinden sonra açılan davalar ayırımı yapılmamış olup aksine iş ilişkisi nedeniyle «sözleşmeden doğan» her türlü uyuşmazlığın iş mahkemelerinde görüleceğinin düzenlendiği, İş Mahkemeleri Kanunu ile işçi ve işveren arasında iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden doğan uyuşmazlıkları çözme görevinin iş mahkemesine verilmiş olmasının, 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinde belirtilen ticari davalara bakma görevinin ticaret mahkemelerine ait olduğunu belirten 5 inci maddedeki 'aksine hükmü' öngören bir düzenleme olduğunu, huzurdaki davada iş sözleşmesi kapsamında bordrolu çalışan/işçi pozisyonundaki davalının rekabet etmeme «taahhüdüne» aykırı davranılması «sebebine» dayalı «cezai şart» isteminin davaya konu edildiği, bu hali ile uyuşmazlığın İş Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği gerekçesiyle Mahkemenin «görevsizliği» nedeniyle dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Mahkemece 13.10.2015 tarih, 2014/1498 E. ve 2015/759 K. sayılı kararı ile davacının talebinin Kanundan doğan «haksız rekabet» hükümlerine ilişkin olmayıp iş sözleşmesine dayandığı, bu nedenle davanın «mutlak ticari» dava olarak değerlendirilemeyeceği, iş sözleşmesinin ihtilafın temelini oluşturduğu, bu nedenle 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun (5521 sayılı Kanun) 1 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince iş akdinden doğan uyuşmazlığın iş mahkemelerinde çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle Mahkemenin «görevsizliği» nedeniyle dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Birinci Bozma Kararı Dairemizin 20.01.2016 tarih, 2015/14862 E. ve 2016/553 K. sayılı kararıyla davalının «rekabet yasağını» ihlal ettiği iddia edilen davranışı açık biçimde iş sözleşmesinin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin bulunduğundan, bu davranışın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 444 ve 447 nci maddeleri (mülga 818 sayılı Kanun'un 348 inci maddesi) kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu kapsamda yer alan uyuşmazlıklara ilişkin davaların ise, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) maddesi gereğince «mutlak ticari» dava niteliği taşıdığı ve açık biçimde asliye ticaret mahkemelerinin görev alanında bulunmasına rağmen, Mahkemece, iş mahkemesinin davaya bakmakla «görevli» olduğundan bahisle verilen «görevsizlik» kararının doğru olmadığına işaret edilerek bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:üretim ve iş sırrı · sır saklama yükümlülüğü · sadakat borcu · iş sırrı · sadakat yükümlülüğü · müşteri çevresi · ticari sır · hizmet akdi
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 6098 sayılı Kanun'un 444 ve 447 nci maddelerinden doğan «rekabet yasağının» ihlaline dair uyuşmazlıklara bakma görevinin 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gereğince aynı Kanun'un 5 inci maddesi uyarınca Ticaret Mahkemelerine ait olacağını, dosya kapsamında Mahkemece verilen «görevsizlik» kararının ilk bozma ilamı ile «görevli» mahkemenin ticaret mahkemeleri olduğu tespit edilerek bozulmuş ve böylece görevsizlik ile ilgili ihtilaf ortadan kaldırılmasına rağmen işbu davayı ikame ettikleri 2014 yılından 7 yıl sonra üçüncü yargılama aşamasında tekrar görevsizlik kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, rekabet yasağına ilişkin normun koruma amacının yatırım yapmak ve risk almak suretiyle kurulan «ticari işletmelerin» zaman içinde emek ve «masraf» ile elde ettiği bilgi ve birikimi korumak olduğunu, ticaret hayatına özgü, kişinin ekonomik özgürlüğü ve ticaret hayatına katılmasına yönelik olan bu hususların ticari dava kapsamında incelenmesi gerektiğini, «ticari sır», iş «sırrı», «üretim sırrı», «müşteri çevresi» gibi gizli ve ekonomik değer ifade eden bilgilerin ve «tacir sıfatına» bağlanan hak ve yükümlülüklerin işçi-işveren sıfatları ve iş ilişkisi ile ilgisi olmadığını, tarafların «hizmet akdi» sona ermesini takiben işçi-işveren sıfatını taşımadıkları ve taraflar arasındaki ilişkinin artık iş ilişkisi kapsamında nitelendirilemeyeceği ni, 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin uygulanacağını, zira görevin kanunla düzenlendiğini ve «kamu düzenine» ilişkin olduğunu, yasa koyucunun sonraki hüküm olan 7036 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ne lafzında ne de gerekçesinde aksi yönde bir irade ortaya koymadığını b …
Öyle ki, işçinin bizatihi «hizmet sözleşmesinden» ve buna bağlı olarak oluşan iş (hizmet) ilişkisinden kaynaklanan rekabet etmeme ve işverene ait sırları «saklama yükümlülüğü», 6098 sayılı Kanun'un 396 ncı maddesinde tanımlanan ve kanundan kaynaklanan işçinin özen ve «sadakat borcu» ile ilişkili olup 6098 sayılı Kanun'un 444 üncü maddesinde «tanımı» yapılan ve taraf iradesine bağlı olarak ortaya çıkan rekabet etmeme «taahhüdü» («rekabet yasağı») ise, açıklanan bu karakteri nedeniyle, işçinin kanundan kaynaklanan özen ve «sadakat yükümlülüğünün» bir devamı yahut işçinin bu borcunun, sözleşme sona erdikten sonra da devamına olanak sağlayan bir düzenleme niteliğinde değildir.
Nitekim, işçinin hizmet ilişkisinin sona ermesinden sonraya ilişkin «sır saklama yükümlülüğü», 6098 sayılı Kanun'un 396 ncı maddesinin «son» fıkrasının ikinci cümlesinde özel olarak düzenlenmiş olup doğrudan kanundan kaynaklanan bir yükümlülük niteliğinde bulunmakla, bu yükümlülüğün serbest iradeye dayalı rekabet etmeme «taahhüdünden» hukuki karakteri itibariyle ayrışmakta olduğu, kanunda birbirinden farklı nitelikteki bu iki kavrama ilişkin hükümlerin, açıklanan ayrışmaya uygun olarak farklı «bölümlerde» düzenlendiği gözden kaçırılmamalıdır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/18403 E. 2014/660 K.
Ortak:mutlak ticari dava · rekabet yasağı · cezai şart · oy yasağı · görevsizlik kararı · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaDavacı, davalının davacı şirketteki hizmet ilişkisi sona erdikten sonra rakip firmada çalışmaya başladığını ve «rekabet yasağını» ihlal ettiğini ileri sürerek «cezai şart» isteminde bulunmuş, mahkemece, talebin iş sözleşmesine dayalı olduğu gerekçesiyle «görevsizlik» kararı verilmiş ise de; davaya dayanak alınan «taahhüdün» işçi ile işveren arasında düzenlenmiş olması, bu taahhüt nedeniyle çıkan uyuşmazlığın iş hukuku kapsamında kaldığını kabule yeterli değildir.
Dava, «rekabet yasağının» ihlali nedeniyle «cezai şart» alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Bu kapsamda yer alan uyuşmazlıklara ilişkin davaların ise, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 4/1-c maddesi gereğince «mutlak ticari» dava niteliği taşıdığı ve açık biçimde asliye ticaret mahkemelerinin görev alanında bulunmasına rağmen, mahkemece, iş mahkemesinin davaya bakmakla «görevli» olduğundan bahisle verilen «görevsizlik» kararı doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaTaraflar arasındaki sözleşmenin «rekabet yasağı sözleşmesi» olması ve 6102 sayılı TTK'nın 4/1-c maddesinde rekabet yasağı sözleşmesinden kaynaklanan davaların «mutlak ticari» dava olduğunun düzenlenmesi nedeniyle Asliye Ticaret Mahkemesinin somut uyuşmazlıkta «görevli» olduğu düşünülmeden, yazılı gerekçeyle «görevsizlik» kararı verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşmenin işçilik sıfatı sona erdikten sonra eski işçi ile davacı arasında atipik bir sözleşme olarak imzalandığı, «sözleşme ihlali» olarak gösterilen konunun TBK'nın 444. maddesine göre «rekabet yasağı» kapsamında bir eylem olmadığı gerekçesiyle, mahkemenin «görevsizliğine», İzmir Asliye Hukuk Mahkemelerinin «görevli» ve yetkili olduğuna karar verilmiştir.
Mahkemece yukarıda açıklanan yazılı gerekçe ile, taraflar arasındaki sözleşmenin «rekabet yasağı sözleşmesi» niteliğinde olmaması nedeniyle «görevsizlik» kararı verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rekabet yasağı sözleşmesi · sözleşmenin ihlali
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşmenin işçilik sıfatı sona erdikten sonra eski işçi ile davacı arasında atipik bir sözleşme olarak imzalandığı, «sözleşme ihlali» olarak gösterilen konunun TBK'nın 444. maddesine göre «rekabet yasağı» kapsamında bir eylem olmadığı gerekçesiyle, mahkemenin «görevsizliğine», İzmir Asliye Hukuk Mahkemelerinin «görevli» ve yetkili olduğuna karar verilmiştir.
Mahkemece yukarıda açıklanan yazılı gerekçe ile, taraflar arasındaki sözleşmenin «rekabet yasağı sözleşmesi» niteliğinde olmaması nedeniyle «görevsizlik» kararı verilmiştir.
444. maddesinin işçinin işverene karşı sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde iş verenle rekabet etmekten kaçınmayı öngören sözleşmenin «rekabet yasağı sözleşmesi» olduğu tanımlanmıştır.
Ayrıca bu sözleşmenin «rekabet yasağı sözleşmesi» olup olmadığı hususunun bu konuda özel mahkeme niteliğindeki Asliye Ticaret Mahkemesince takdir edilmesi gerekmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12344 E. 2016/8982 K.
Ortak:mutlak ticari dava · rekabet yasağı · oy yasağı · görevsizlik kararı · haksız rekabet · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının talebinin Kanundan doğan «haksız rekabet» hükümlerine ilişkin olmayıp iş sözleşmesine dayandığı, bu nedenle davanın «mutlak ticari» dava olarak değerlendirilemeyeceği, iş sözleşmesinin ihtilafın temelini oluşturduğu, bu nedenle 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesinin 1. fıkrası gereğince iş akdinden doğan uyuşmazlığın iş mahkemelerinde çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle mahkemenin «görevsizliği» nedeniyle dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Davacı, davalının davacı şirketteki hizmet ilişkisi sona erdikten sonra rakip firmada çalışmaya başladığını ve «rekabet yasağını» ihlal ettiğini ileri sürerek «cezai şart» isteminde bulunmuş, mahkemece, talebin iş sözleşmesine dayalı olduğu gerekçesiyle «görevsizlik» kararı verilmiş ise de; davaya dayanak alınan «taahhüdün» işçi ile işveren arasında düzenlenmiş olması, bu taahhüt nedeniyle çıkan uyuşmazlığın iş hukuku kapsamında kaldığını kabule yeterli değildir.
Bu kapsamda yer alan uyuşmazlıklara ilişkin davaların ise, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 4/1-c maddesi gereğince «mutlak ticari» dava niteliği taşıdığı ve açık biçimde asliye ticaret mahkemelerinin görev alanında bulunmasına rağmen, mahkemece, iş mahkemesinin davaya bakmakla «görevli» olduğundan bahisle verilen «görevsizlik» kararı doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu kararda… karşı açtığı davanın hukuki nitelik olarak şirketin yöneticisine açtığı dava kapsamında değerlendirilmesi, davalı şirkete karşı açtığı davanın genel hükümlere göre «haksız rekabet» davası kapsamında değerlendirilmesi ve diğer davalıların «rekabet yasağını» ihlal ettiği iddia edilen davranışlarının açık biçimde iş sözleşmesinin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin bulunduğundan, bu davranışın 6098 sayılı TBK'nın 444 …
Bu kapsamda yer alan uyuşmazlıklara ilişkin davaların ise, 6102 sayılı TTK’nın .../...-a ve .../...-c maddeleri gereğince «mutlak ticari» dava niteliği taşımasına ve açık biçimde asliye ticaret mahkemelerinin görev alanında bulunmasına rağmen, mahkemece, iş mahkemesinin davaya bakmakla «görevli» olduğundan bahisle verilen «görevsizlik» kararı doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalıların «haksız eylemlerinin» davacı şirkette çalışırken başladığı ve davalı şirkette işe başladıktan sonra da devam ettiğinin ileri sürüldüğü, buna göre davaya bakmaya «görevli» mahkemenin iş mahkemeleri olduğu, davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan «yargılamanın birliği» ve «usul ekonomisi» de nazara alındığında davalı şirket «dahil» olmak üzere tüm davalılar yönünden mahkemenin «görevsiz» olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargılama birliği · usul ekonomisi · haksız eylem · şirket müdürü · uyuşmazlık konusu · dahili dava
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalıların «haksız eylemlerinin» davacı şirkette çalışırken başladığı ve davalı şirkette işe başladıktan sonra da devam ettiğinin ileri sürüldüğü, buna göre davaya bakmaya «görevli» mahkemenin iş mahkemeleri olduğu, davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan «yargılamanın birliği» ve «usul ekonomisi» de nazara alındığında davalı şirket «dahil» olmak üzere tüm davalılar yönünden mahkemenin «görevsiz» olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.
Ancak, davalılardan ...’in davacı şirketin %... ortağı ve «şirketin müdürü» olduğu, diğer davalı gerçek kişilerin ise davacı şirketten ayrıldıktan sonra rakip olan davalı ...’in ortağı olduğu davalı şirkette işe başladıkları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/14862 E. , 2016/553 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13/10/2015 tarih ve 2014/1498-2015/759 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili şirkette iş sözleşmesi ile çalışan davalının aynı zamanda iş sözleşmesine ek olarak rekabet yasağı ve ticari sır saklama taahhüdüne ilişkin sözleşemeyi de imzaladığını, ancak müvekkil şirketten ayrıldıktan kısa bir süre sonra rakip firmada çalışmaya başladığını ve taahhüdünü ve rekabet yasağını ihlal ettiğini ileri sürerek sözleşmede belirtilen cezai şart bedelinin şimdilik 35.000,00 TL'sinin ihlal tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, mahkemenin görevine ilişkin itirazda bulunmuş ve davanın İş Mahkemesinde görülmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının talebinin Kanundan doğan haksız rekabet hükümlerine ilişkin olmayıp iş sözleşmesine dayandığı, bu nedenle davanın mutlak ticari dava olarak değerlendirilemeyeceği, iş sözleşmesinin ihtilafın temelini oluşturduğu, bu nedenle 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesinin 1. fıkrası gereğince iş akdinden doğan uyuşmazlığın iş mahkemelerinde çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, rekabet yasağının ihlali nedeniyle cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir. Davacı, davalının davacı şirketteki hizmet ilişkisi sona erdikten sonra rakip firmada çalışmaya başladığını ve rekabet yasağını ihlal ettiğini ileri sürerek cezai şart isteminde bulunmuş, mahkemece, talebin iş sözleşmesine dayalı olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş ise de; davaya dayanak alınan taahhüdün işçi ile işveren arasında düzenlenmiş olması, bu taahhüt nedeniyle çıkan uyuşmazlığın iş hukuku kapsamında kaldığını kabule yeterli değildir. Zira, bu taahhüt iş sözleşmesinin sona ermesi halinde yapılmaması gereken bir hususa ilişkin olmakla, iş hukukunun düzenleme alanı dışında kalmaktadır.
Somut olayda, davalının rekabet yasağını ihlal ettiği iddia edilen davranışı açık biçimde iş sözleşmesinin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin bulunduğundan, bu davranışın 6098 sayılı TBK'nın 444 ve 447. maddeleri (mülga 818 sayılı BK'nın m. 348) kapsamında değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Bu kapsamda yer alan uyuşmazlıklara ilişkin davaların ise, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 4/1-c maddesi gereğince mutlak ticari dava niteliği taşıdığı ve açık biçimde asliye ticaret mahkemelerinin görev alanında bulunmasına rağmen, mahkemece, iş mahkemesinin davaya bakmakla görevli olduğundan bahisle verilen görevsizlik kararı doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20/01/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/225457400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz