Haksız rekabet | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/12344 E. 2016/8982 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yargılama birliği↗ tbk 444↗ zorunlu dava arkadaşlığı↗ usul ekonomisi↗ mutlak ticari dava↗ rekabet yasağı↗ haksız eylem↗ ticari dava niteliği↗ şirket müdürü↗ oy yasağı↗ tbk 99↗ uyuşmazlık konusu↗ maddi ve manevi tazminat↗ görevsizlik kararı↗ haksız rekabet↗ dahili dava↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalıların haksız eylemlerinin davacı şirkette çalışırken başladığı ve davalı şirkette işe başladıktan sonra da devam ettiğinin ileri sürüldüğü, buna göre davaya bakmaya görevli mahkemenin iş mahkemeleri olduğu, davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan yargılamanın birliği ve usul ekonomisi de nazara alındığında davalı şirket dahil olmak üzere tüm davalılar yönünden mahkemenin görevsiz olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava; haksız rekabetin tespiti ve men’i ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, tüm davalılar yönünden iş mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Ancak, davalılardan ...’in davacı şirketin %... ortağı ve şirketin müdürü olduğu, diğer davalı gerçek kişilerin ise davacı şirketten ayrıldıktan sonra rakip olan davalı ...’in ortağı olduğu davalı şirkette işe başladıkları uyuşmazlık konusu değildir.
O halde, davacı şirketin davalı ...’e karşı açtığı davanın hukuki nitelik olarak şirketin yöneticisine açtığı dava kapsamında değerlendirilmesi, davalı şirkete karşı açtığı davanın genel hükümlere göre haksız rekabet davası kapsamında değerlendirilmesi ve diğer davalıların rekabet yasağını ihlal ettiği iddia edilen davranışlarının açık biçimde iş sözleşmesinin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin bulunduğundan, bu davranışın 6098 sayılı TBK'nın 444 ve 447. maddeleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Bu kapsamda yer alan uyuşmazlıklara ilişkin davaların ise, 6102 sayılı TTK’nın .../...-a ve .../...-c maddeleri gereğince mutlak ticari dava niteliği taşımasına ve açık biçimde asliye ticaret mahkemelerinin görev alanında bulunmasına rağmen, mahkemece, iş mahkemesinin davaya bakmakla görevli olduğundan bahisle verilen görevsizlik kararı doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13197 E. 2017/6476 K.
Ortak:rekabet yasağı · oy yasağı · uyuşmazlık konusu · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… karşı açtığı davanın hukuki nitelik olarak şirketin yöneticisine açtığı dava kapsamında değerlendirilmesi, davalı şirkete karşı açtığı davanın genel hükümlere göre «haksız rekabet» davası kapsamında değerlendirilmesi ve diğer davalıların «rekabet yasağını» ihlal ettiği iddia edilen davranışlarının açık biçimde iş sözleşmesinin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin bulunduğundan, bu davranışın 6098 sayılı TBK'nın 444 …
Dava; «haksız rekabetin» tespiti ve men’i ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Ancak, davalılardan ...’in davacı şirketin %... ortağı ve «şirketin müdürü» olduğu, diğer davalı gerçek kişilerin ise davacı şirketten ayrıldıktan sonra rakip olan davalı ...’in ortağı olduğu davalı şirkette işe başladıkları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Benzer bu kararda… ece, tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'in iş akdinin sonlandırılmasından sonra davacı ile aynı alanda faaliyet gösteren davalı şirkette çalışmasının başlı başına «haksız rekabet» oluşturmayacağı, davacının davalı işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak suretiyle rakip firmanın menfaatine yarar sağladığının ispat edilemediği, sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik olarak belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeniyle anılan sözleşme hükmünün sözleşme tarihi itibari ile yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanununun 348. ve 349. maddelerindeki «emredici» düzenlemeye ve Anayasanın «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırı bulunduğu gerekçesiyle davalılardan ... aleyhine açılan davanın esastan, .... aleyhine açılan davanın «pasif husumet» nedeniyle dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
2- Davacı vekilinin davalılardan ...’e yönelik temyiz itirazlarına gelince, taraflar arasındaki «rekabet yasağı sözleşmesi» iş akdinin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin olarak yapmama (ileriye yönelik) edimini içeren akit niteliğindedir.
Ayrıca, anılan maddeler uyarınca «rekabet yasağının» ihlali halinde «zarar tehlikesinin» varlığı yeterli olup, somut zararın gerçekleşmesi de gerekmez.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:zarar tehlikesi · çalışma özgürlüğü · rekabet yasağı sözleşmesi · emredici hüküm · dava şartı yokluğu · pasif husumet · usulden reddi · husumet
Benzer bu kararda… ece, tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'in iş akdinin sonlandırılmasından sonra davacı ile aynı alanda faaliyet gösteren davalı şirkette çalışmasının başlı başına «haksız rekabet» oluşturmayacağı, davacının davalı işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak suretiyle rakip firmanın menfaatine yarar sağladığının ispat edilemediği, sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik olarak belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeniyle anılan sözleşme hükmünün sözleşme tarihi itibari ile yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanununun 348. ve 349. maddelerindeki «emredici» düzenlemeye ve Anayasanın «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırı bulunduğu gerekçesiyle davalılardan ... aleyhine açılan davanın esastan, .... aleyhine açılan davanın «pasif husumet» nedeniyle dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
2- Davacı vekilinin davalılardan ...’e yönelik temyiz itirazlarına gelince, taraflar arasındaki «rekabet yasağı sözleşmesi» iş akdinin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin olarak yapmama (ileriye yönelik) edimini içeren akit niteliğindedir.
Ayrıca, anılan maddeler uyarınca «rekabet yasağının» ihlali halinde «zarar tehlikesinin» varlığı yeterli olup, somut zararın gerçekleşmesi de gerekmez.
-
Rekabet yasağının ihlali nedeniyle cezai şart alacağının tahsili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3664 E. 2017/5937 K.
Ortak:mutlak ticari dava · rekabet yasağı · oy yasağı · görevsizlik kararı · haksız rekabet · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz kararda… karşı açtığı davanın hukuki nitelik olarak şirketin yöneticisine açtığı dava kapsamında değerlendirilmesi, davalı şirkete karşı açtığı davanın genel hükümlere göre «haksız rekabet» davası kapsamında değerlendirilmesi ve diğer davalıların «rekabet yasağını» ihlal ettiği iddia edilen davranışlarının açık biçimde iş sözleşmesinin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin bulunduğundan, bu davranışın 6098 sayılı TBK'nın 444 …
Bu kapsamda yer alan uyuşmazlıklara ilişkin davaların ise, 6102 sayılı TTK’nın .../...-a ve .../...-c maddeleri gereğince «mutlak ticari» dava niteliği taşımasına ve açık biçimde asliye ticaret mahkemelerinin görev alanında bulunmasına rağmen, mahkemece, iş mahkemesinin davaya bakmakla «görevli» olduğundan bahisle verilen «görevsizlik» kararı doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalıların «haksız eylemlerinin» davacı şirkette çalışırken başladığı ve davalı şirkette işe başladıktan sonra da devam ettiğinin ileri sürüldüğü, buna göre davaya bakmaya «görevli» mahkemenin iş mahkemeleri olduğu, davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan «yargılamanın birliği» ve «usul ekonomisi» de nazara alındığında davalı şirket «dahil» olmak üzere tüm davalılar yönünden mahkemenin «görevsiz» olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; davalılar ... ve ... ile davacı şirketler arasındaki ilişkinin «hizmet sözleşmesine» dayandığı, davalı işçilerin hizmet akdinden kaynaklanan «sadakat borcu» sorumluluğuna aykırı olarak elde ettiği bilgi ve belgelere dayalı olarak davacılar aleyhine «haksız rekabet» faaliyetine giriştikleri iddia edildiği, bu hususta taraflar arasındaki davaya bakmaya 4857 ve 5521 sayılı Kanunların 1. maddesi hükmü gereğince iş mahkemelerinin «görevli» olduğu gerekçesiyle «görevsizlik» kararı verilmiştir.
Davacı, davalının davacı şirketteki hizmet ilişkisi sona erdikten sonra rakip firmada çalışmaya başladığını ve «rekabet yasağını» ihlal ettiğini ileri sürerek «cezai şart» isteminde bulunmuş, mahkemece, iş mahkemelerinin «görevli» olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de davaya dayanak alınan «taahhüdün» işçi ile işveren arasında düzenlenmiş olması, bu taahhüt nedeniyle çıkan uyuşmazlığın iş hukuku kapsamında kaldığını kabule yeterli değildir.
Bu kapsamda yer alan uyuşmazlıklara ilişkin davaların ise, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 4/1-c maddesi gereğince «mutlak ticari» dava niteliği taşıdığı ve açık biçimde asliye ticaret mahkemelerinin görev alanında bulunmasına rağmen, mahkemece, iş mahkemesinin davaya bakmakla «görevli» olduğundan bahisle verilen «görevsizlik» kararı doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sadakat borcu · cezai şart · hizmet sözleşmesi · taahhütname
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; davalılar ... ve ... ile davacı şirketler arasındaki ilişkinin «hizmet sözleşmesine» dayandığı, davalı işçilerin hizmet akdinden kaynaklanan «sadakat borcu» sorumluluğuna aykırı olarak elde ettiği bilgi ve belgelere dayalı olarak davacılar aleyhine «haksız rekabet» faaliyetine giriştikleri iddia edildiği, bu hususta taraflar arasındaki davaya bakmaya 4857 ve 5521 sayılı Kanunların 1. maddesi hükmü gereğince iş mahkemelerinin «görevli» olduğu gerekçesiyle «görevsizlik» kararı verilmiştir.
Davacı, davalının davacı şirketteki hizmet ilişkisi sona erdikten sonra rakip firmada çalışmaya başladığını ve «rekabet yasağını» ihlal ettiğini ileri sürerek «cezai şart» isteminde bulunmuş, mahkemece, iş mahkemelerinin «görevli» olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de davaya dayanak alınan «taahhüdün» işçi ile işveren arasında düzenlenmiş olması, bu taahhüt nedeniyle çıkan uyuşmazlığın iş hukuku kapsamında kaldığını kabule yeterli değildir.
Dava, «rekabet yasağının» ihlali nedeniyle «cezai şart» alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Zira, bu «taahhüt» iş sözleşmesinin sona ermesi halinde yapılmaması kararlaştırılan bir hususa ilişkin olmakla, iş hukukunun düzenleme alanı dışında kalmaktadır.
-
Rekabet yasağının ihlali nedeniyle cezai şart alacağının tahsili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10194 E. 2016/7663 K.
Ortak:mutlak ticari dava · rekabet yasağı · oy yasağı · görevsizlik kararı · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaBu kapsamda yer alan uyuşmazlıklara ilişkin davaların ise, 6102 sayılı TTK’nın .../...-a ve .../...-c maddeleri gereğince «mutlak ticari» dava niteliği taşımasına ve açık biçimde asliye ticaret mahkemelerinin görev alanında bulunmasına rağmen, mahkemece, iş mahkemesinin davaya bakmakla «görevli» olduğundan bahisle verilen «görevsizlik» kararı doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalıların «haksız eylemlerinin» davacı şirkette çalışırken başladığı ve davalı şirkette işe başladıktan sonra da devam ettiğinin ileri sürüldüğü, buna göre davaya bakmaya «görevli» mahkemenin iş mahkemeleri olduğu, davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan «yargılamanın birliği» ve «usul ekonomisi» de nazara alındığında davalı şirket «dahil» olmak üzere tüm davalılar yönünden mahkemenin «görevsiz» olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.
Mahkemece, tüm davalılar yönünden iş mahkemesinin «görevli» olduğu gerekçesiyle «görevsizlik» kararı verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu «rekabet yasağının» dayanağı işçinin hizmet akdinden kaynaklanan «sadakat borcu», hizmet akdinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda «görevli» mahkemenin iş mahkemesi olduğu gerekçesiyle mahkemenin «görevsizliği» nedeniyle davanın reddine, dosyanın talep halinde görevli ...
Davacı, davalının davacı şirketteki hizmet ilişkisi sona erdikten sonra rakip firmada çalışmaya başladığını ve «rekabet yasağını» ihlal ettiğini ileri sürerek «cezai şart» isteminde bulunmuş, mahkemece, iş mahkemelerinin «görevli» olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; davaya dayanak alınan «taahhüdün» işçi ile işveren arasında düzenlenmiş olması, bu taahhüt nedeniyle çıkan uyuşmazlığın iş hukuku kapsamında kaldığını kabule yeterli değildir.
Bu kapsamda yer alan uyuşmazlıklara ilişkin davaların ise, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 4/1-c maddesi gereğince «mutlak ticari» dava niteliği taşıdığı ve açık biçimde asliye ticaret mahkemelerinin görev alanında bulunmasına rağmen, mahkemece, iş mahkemesinin davaya bakmakla «görevli» olduğundan bahisle verilen «görevsizlik» kararı doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sadakat borcu · cezai şart · taahhütname
Benzer bu karardaDavacı, davalının davacı şirketteki hizmet ilişkisi sona erdikten sonra rakip firmada çalışmaya başladığını ve «rekabet yasağını» ihlal ettiğini ileri sürerek «cezai şart» isteminde bulunmuş, mahkemece, iş mahkemelerinin «görevli» olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; davaya dayanak alınan «taahhüdün» işçi ile işveren arasında düzenlenmiş olması, bu taahhüt nedeniyle çıkan uyuşmazlığın iş hukuku kapsamında kaldığını kabule yeterli değildir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu «rekabet yasağının» dayanağı işçinin hizmet akdinden kaynaklanan «sadakat borcu», hizmet akdinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda «görevli» mahkemenin iş mahkemesi olduğu gerekçesiyle mahkemenin «görevsizliği» nedeniyle davanın reddine, dosyanın talep halinde görevli ...
Dava, «rekabet yasağının» ihlali nedeniyle «cezai şart» alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Zira, bu «taahhüt» iş sözleşmesinin sona ermesi halinde yapılmaması gereken bir hususa ilişkin olmakla, iş hukukunun düzenleme alanı dışında kalmaktadır.
2 benzer karar daha
-
Rekabet yasağının ihlali nedeniyle cezai şart alacağının tahsili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14862 E. 2016/553 K.
Ortak:mutlak ticari dava · rekabet yasağı · oy yasağı · görevsizlik kararı · haksız rekabet · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz kararda… karşı açtığı davanın hukuki nitelik olarak şirketin yöneticisine açtığı dava kapsamında değerlendirilmesi, davalı şirkete karşı açtığı davanın genel hükümlere göre «haksız rekabet» davası kapsamında değerlendirilmesi ve diğer davalıların «rekabet yasağını» ihlal ettiği iddia edilen davranışlarının açık biçimde iş sözleşmesinin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin bulunduğundan, bu davranışın 6098 sayılı TBK'nın 444 …
Bu kapsamda yer alan uyuşmazlıklara ilişkin davaların ise, 6102 sayılı TTK’nın .../...-a ve .../...-c maddeleri gereğince «mutlak ticari» dava niteliği taşımasına ve açık biçimde asliye ticaret mahkemelerinin görev alanında bulunmasına rağmen, mahkemece, iş mahkemesinin davaya bakmakla «görevli» olduğundan bahisle verilen «görevsizlik» kararı doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalıların «haksız eylemlerinin» davacı şirkette çalışırken başladığı ve davalı şirkette işe başladıktan sonra da devam ettiğinin ileri sürüldüğü, buna göre davaya bakmaya «görevli» mahkemenin iş mahkemeleri olduğu, davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan «yargılamanın birliği» ve «usul ekonomisi» de nazara alındığında davalı şirket «dahil» olmak üzere tüm davalılar yönünden mahkemenin «görevsiz» olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının talebinin Kanundan doğan «haksız rekabet» hükümlerine ilişkin olmayıp iş sözleşmesine dayandığı, bu nedenle davanın «mutlak ticari» dava olarak değerlendirilemeyeceği, iş sözleşmesinin ihtilafın temelini oluşturduğu, bu nedenle 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesinin 1. fıkrası gereğince iş akdinden doğan uyuşmazlığın iş mahkemelerinde çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle mahkemenin «görevsizliği» nedeniyle dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Davacı, davalının davacı şirketteki hizmet ilişkisi sona erdikten sonra rakip firmada çalışmaya başladığını ve «rekabet yasağını» ihlal ettiğini ileri sürerek «cezai şart» isteminde bulunmuş, mahkemece, talebin iş sözleşmesine dayalı olduğu gerekçesiyle «görevsizlik» kararı verilmiş ise de; davaya dayanak alınan «taahhüdün» işçi ile işveren arasında düzenlenmiş olması, bu taahhüt nedeniyle çıkan uyuşmazlığın iş hukuku kapsamında kaldığını kabule yeterli değildir.
Bu kapsamda yer alan uyuşmazlıklara ilişkin davaların ise, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 4/1-c maddesi gereğince «mutlak ticari» dava niteliği taşıdığı ve açık biçimde asliye ticaret mahkemelerinin görev alanında bulunmasına rağmen, mahkemece, iş mahkemesinin davaya bakmakla «görevli» olduğundan bahisle verilen «görevsizlik» kararı doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cezai şart · dava şartı yokluğu · usulden reddi · taahhütname
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının talebinin Kanundan doğan «haksız rekabet» hükümlerine ilişkin olmayıp iş sözleşmesine dayandığı, bu nedenle davanın «mutlak ticari» dava olarak değerlendirilemeyeceği, iş sözleşmesinin ihtilafın temelini oluşturduğu, bu nedenle 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesinin 1. fıkrası gereğince iş akdinden doğan uyuşmazlığın iş mahkemelerinde çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle mahkemenin «görevsizliği» nedeniyle dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Davacı, davalının davacı şirketteki hizmet ilişkisi sona erdikten sonra rakip firmada çalışmaya başladığını ve «rekabet yasağını» ihlal ettiğini ileri sürerek «cezai şart» isteminde bulunmuş, mahkemece, talebin iş sözleşmesine dayalı olduğu gerekçesiyle «görevsizlik» kararı verilmiş ise de; davaya dayanak alınan «taahhüdün» işçi ile işveren arasında düzenlenmiş olması, bu taahhüt nedeniyle çıkan uyuşmazlığın iş hukuku kapsamında kaldığını kabule yeterli değildir.
Dava, «rekabet yasağının» ihlali nedeniyle «cezai şart» alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Zira, bu «taahhüt» iş sözleşmesinin sona ermesi halinde yapılmaması gereken bir hususa ilişkin olmakla, iş hukukunun düzenleme alanı dışında kalmaktadır.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12710 E. 2014/14227 K.
Ortak:görevsizlik kararı · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalıların «haksız eylemlerinin» davacı şirkette çalışırken başladığı ve davalı şirkette işe başladıktan sonra da devam ettiğinin ileri sürüldüğü, buna göre davaya bakmaya «görevli» mahkemenin iş mahkemeleri olduğu, davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan «yargılamanın birliği» ve «usul ekonomisi» de nazara alındığında davalı şirket «dahil» olmak üzere tüm davalılar yönünden mahkemenin «görevsiz» olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.
Mahkemece, tüm davalılar yönünden iş mahkemesinin «görevli» olduğu gerekçesiyle «görevsizlik» kararı verilmiştir.
Bu kapsamda yer alan uyuşmazlıklara ilişkin davaların ise, 6102 sayılı TTK’nın .../...-a ve .../...-c maddeleri gereğince «mutlak ticari» dava niteliği taşımasına ve açık biçimde asliye ticaret mahkemelerinin görev alanında bulunmasına rağmen, mahkemece, iş mahkemesinin davaya bakmakla «görevli» olduğundan bahisle verilen «görevsizlik» kararı doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaHer ne kadar mahkemece yazılı gerekçeyle uyuşmazlığa bakmakla asliye ticaret mahkemesinin «görevli» olduğundan bahisle dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiş ise de, 6102 Sayılı TTK'nun 4. maddesi uyarınca her iki tarafın «ticari işletmesiyle» ilgili bir uyuşmazlık söz konusu olmadığından mahkemece işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken aksinin kabulü ile «görevsizlik» kararı verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, davacının, davalı şirketin ortağı sıfatıyla aldığı hisse senetlerinin «teslimi» karşılığında «para alacağının» davalı şirketten tahsiline ilişkin yabancı mahkeme kararının «tenfizi» davasında uyuşmazlık konusunun 6102 Sayılı TTK'da düzenlendiği, aynı Kanun'un 4. ve 5. maddeleri gereği uyuşmazlığa bakmaya Konya Asliye Ticaret Mahkemesinin «görevli» olduğu gerekçesiyle, dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:para alacağı · ticari işletme · tenfiz · teslim
Benzer bu karardaMahkemece, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, davacının, davalı şirketin ortağı sıfatıyla aldığı hisse senetlerinin «teslimi» karşılığında «para alacağının» davalı şirketten tahsiline ilişkin yabancı mahkeme kararının «tenfizi» davasında uyuşmazlık konusunun 6102 Sayılı TTK'da düzenlendiği, aynı Kanun'un 4. ve 5. maddeleri gereği uyuşmazlığa bakmaya Konya Asliye Ticaret Mahkemesinin «görevli» olduğu gerekçesiyle, dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkindir.
Her ne kadar mahkemece yazılı gerekçeyle uyuşmazlığa bakmakla asliye ticaret mahkemesinin «görevli» olduğundan bahisle dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiş ise de, 6102 Sayılı TTK'nun 4. maddesi uyarınca her iki tarafın «ticari işletmesiyle» ilgili bir uyuşmazlık söz konusu olmadığından mahkemece işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken aksinin kabulü ile «görevsizlik» kararı verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/12344 E. , 2016/8982 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... ... .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen16/03/2016 tarih ve 2014/1741-2016/202 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili şirketin %... ortağı olan davalı ...'in ayrıca şirket müdürü olarak görev yapmakta iken .../08/2014 tarihinde müvekkili şirket ile aynı konu da faaliyette bulunan davalı ... ...... A.Ş’yi kurduğunu ve aynı zamanda yetkilisi olduğunu, şirketi kurarken müvekkili şirket personeli olan diğer davalıları ayartarak yanına aldığını, diğer davalıların işten ayrılır ayrılmaz davalı şirket bünyesinde çalışmaya başladıklarını böylece davalıların tam fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek müvekkili şirketi çalışamaz hale getirmek istediklerini, davalıların müvekkili şirket ürünleri hakkında yalan beyanlar ve zarar verici davranışlarında bulunduklarını, davalıların müvekkili şirketin bilgisayarlarındaki müşteri irtibat bilgileri ile ticari sır niteliğindeki belgelerinin götürüldüğünü, davalıların eylemlerinin hem şirket ile rekabet yasağını hem de haksız rekabet hükümlerine aykırı olduğunu, davalıların hukuka aykırı eylemleri ile müvekkil şirketi çok büyük zarara uğrattıklarını ileri sürerek davalıların haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin tespiti ile bu eylemlerden men'ine ve müvekkilinin uğradığı maddi-manevi zararın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili; davacı şirket ile müvekkilleri arasında yazılı iş sözleşmesi olmadığını, davada iş mahkemelerinin görevli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalıların haksız eylemlerinin davacı şirkette çalışırken başladığı ve davalı şirkette işe başladıktan sonra da devam ettiğinin ileri sürüldüğü, buna göre davaya bakmaya görevli mahkemenin iş mahkemeleri olduğu, davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan yargılamanın birliği ve usul ekonomisi de nazara alındığında davalı şirket dahil olmak üzere tüm davalılar yönünden mahkemenin görevsiz olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava; haksız rekabetin tespiti ve men’i ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, tüm davalılar yönünden iş mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Ancak, davalılardan ...’in davacı şirketin %... ortağı ve şirketin müdürü olduğu, diğer davalı gerçek kişilerin ise davacı şirketten ayrıldıktan sonra rakip olan davalı ...’in ortağı olduğu davalı şirkette işe başladıkları uyuşmazlık konusu değildir.
O halde, davacı şirketin davalı ...’e karşı açtığı davanın hukuki nitelik olarak şirketin yöneticisine açtığı dava kapsamında değerlendirilmesi, davalı şirkete karşı açtığı davanın genel hükümlere göre haksız rekabet davası kapsamında değerlendirilmesi ve diğer davalıların rekabet yasağını ihlal ettiği iddia edilen davranışlarının açık biçimde iş sözleşmesinin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin bulunduğundan, bu davranışın 6098 sayılı TBK'nın 444 ve 447. maddeleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Bu kapsamda yer alan uyuşmazlıklara ilişkin davaların ise, 6102 sayılı TTK’nın .../...-a ve .../...-c maddeleri gereğince mutlak ticari dava niteliği taşımasına ve açık biçimde asliye ticaret mahkemelerinin görev alanında bulunmasına rağmen, mahkemece, iş mahkemesinin davaya bakmakla görevli olduğundan bahisle verilen görevsizlik kararı doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, .../.../2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/279777900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz