Ticari sır ve saklama taahhüdü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/4243 E. 2023/3242 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticari sır ve saklama taahhüdü↗ üretim ve iş sırrı↗ sır saklama yükümlülüğü↗ sadakat borcu↗ iş sırrı↗ sadakat yükümlülüğü↗ müşteri çevresi↗ görev itirazı↗ ticari sır↗ hizmet akdi↗ saklama yükümlülüğü↗ rekabet yasağı sözleşmesi↗ tacir sıfatı↗ mutlak ticari dava↗ rekabet yasağı↗ tanıma↗ ihtisas mahkemesi↗ ticari işletme↗ ticari dava niteliği↗ sözleşmeden doğan dava↗ cezai şart↗ dava şartı yokluğu↗ hizmet sözleşmesi↗ iş bölümü↗ oy yasağı↗ kamu düzeni↗ usulden reddi↗ görevsizlik kararı↗ iş mahkemesi görev alanı↗ taahhütname↗ tacir↗ dosya masrafı↗ dava sebebi↗ haksız rekabet↗ i̇i̇k 72/son↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 13.10.2015 tarih, 2014/1498 E. ve 2015/759 K. sayılı kararı ile davacının talebinin Kanundan doğan haksız rekabet hükümlerine ilişkin olmayıp iş sözleşmesine dayandığı, bu nedenle davanın mutlak ticari dava olarak değerlendirilemeyeceği, iş sözleşmesinin ihtilafın temelini oluşturduğu, bu nedenle 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun (5521 sayılı Kanun) 1 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince iş akdinden doğan uyuşmazlığın iş mahkemelerinde çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle Mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Birinci Bozma Kararı
Dairemizin 20.01.2016 tarih, 2015/14862 E. ve 2016/553 K. sayılı kararıyla davalının rekabet yasağını ihlal ettiği iddia edilen davranışı açık biçimde iş sözleşmesinin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin bulunduğundan, bu davranışın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 444 ve 447 nci maddeleri (mülga 818 sayılı Kanun'un 348 inci maddesi) kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu kapsamda yer alan uyuşmazlıklara ilişkin davaların ise, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) maddesi gereğince mutlak ticari dava niteliği taşıdığı ve açık biçimde asliye ticaret mahkemelerinin görev alanında bulunmasına rağmen, Mahkemece, iş mahkemesinin davaya bakmakla görevli olduğundan bahisle verilen görevsizlik kararının doğru olmadığına işaret edilerek bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 05.12.2018 tarih, 2016/335 E. ve 2018/1096 K. sayılı kararı ile davalının işten ayrılması sonrası davacının zarara uğradığına ve haksız rekabet yaratacak bilgi ya da sırların nakline imkan tanıdığına yönelik iddiaların ispata muhtaç kaldığı ve tüm dosya kapsamında ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
D. İkinci Bozma Kararı
Dairemizin 13.01.2020 tarih, 2019/1828 E. ve 2020/287 K. sayılı kararıyla mahkemece taraflar arasındaki rekabet yasağına ilişkin sözleşme hükmünün 6098 sayılı Kanun'un 445 inci maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde değerlendirilip, tartışılarak bir sonuca gidilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
E. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'dan sonra yürürlüğe giren ve özel nitelikte olan 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nda (7036 sayılı Kanun) iş sözleşmesinin devamı veya sona ermesinden sonra açılan davalar ayırımı yapılmamış olup aksine iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden doğan her türlü uyuşmazlığın iş mahkemelerinde görüleceğinin düzenlendiği, İş Mahkemeleri Kanunu ile işçi ve işveren arasında iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden doğan uyuşmazlıkları çözme görevinin iş mahkemesine verilmiş olmasının, 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinde belirtilen ticari davalara bakma görevinin ticaret mahkemelerine ait olduğunu belirten 5 inci maddedeki 'aksine hükmü' öngören bir düzenleme olduğunu, huzurdaki davada iş sözleşmesi kapsamında bordrolu çalışan/işçi pozisyonundaki davalının rekabet etmeme taahhüdüne aykırı davranılması sebebine dayalı cezai şart isteminin davaya konu edildiği, bu hali ile uyuşmazlığın İş Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği gerekçesiyle Mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 6098 sayılı Kanun'un 444 ve 447 nci maddelerinden doğan rekabet yasağının ihlaline dair uyuşmazlıklara bakma görevinin 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gereğince aynı Kanun'un 5 inci maddesi uyarınca Ticaret Mahkemelerine ait olacağını, dosya kapsamında Mahkemece verilen görevsizlik kararının ilk bozma ilamı ile görevli mahkemenin ticaret mahkemeleri olduğu tespit edilerek bozulmuş ve böylece görevsizlik ile ilgili ihtilaf ortadan kaldırılmasına rağmen işbu davayı ikame ettikleri 2014 yılından 7 yıl sonra üçüncü yargılama aşamasında tekrar görevsizlik kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, rekabet yasağına ilişkin normun koruma amacının yatırım yapmak ve risk almak suretiyle kurulan ticari işletmelerin zaman içinde emek ve masraf ile elde ettiği bilgi ve birikimi korumak olduğunu, ticaret hayatına özgü, kişinin ekonomik özgürlüğü ve ticaret hayatına katılmasına yönelik olan bu hususların ticari dava kapsamında incelenmesi gerektiğini, ticari sır, iş sırrı, üretim sırrı, müşteri çevresi gibi gizli ve ekonomik değer ifade eden bilgilerin ve tacir sıfatına bağlanan hak ve yükümlülüklerin işçi-işveren sıfatları ve iş ilişkisi ile ilgisi olmadığını, tarafların hizmet akdi sona ermesini takiben işçi-işveren sıfatını taşımadıkları ve taraflar arasındaki ilişkinin artık iş ilişkisi kapsamında nitelendirilemeyeceği ni, 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin uygulanacağını, zira görevin kanunla düzenlendiğini ve kamu düzenine ilişkin olduğunu, yasa koyucunun sonraki hüküm olan 7036 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ne lafzında ne de gerekçesinde aksi yönde bir irade ortaya koymadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalının işten ayrılması sonrasında rekabet yasağının ihlali nedeniyle cezai şart alacağı istemine ilişkindir. Uyuşmazlığın yargılama sırasında 25.10.2017 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 7036 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki “iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü uyuşmazlığın iş mahkemelerinde görüleceği” şeklindeki düzenlemenin rekabet yasağı nedeniyle açılan cezai şart istemine ilişkin davaları da kapsamına alıp almadığı, bir başka deyişle konuyla ilgili uyuşmazlıklara bakmakla görevli mahkemenin tayininde 7306 sayılı Kanun ile 6102 sayılı Kanun arasında bir hüküm çatışması bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Kanun'un 4 ve 5 inci maddeleri, 7036 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi, 6098 sayılı Kanun'un 444 ve 447 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. 25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun “Görev” kenar başlıklı 5 inci maddesi gerekçesinde de açıkça belirtildiği üzere, İş Mahkemeleri’nin görev alanını 5521 sayılı Kanun hükmüne nazaran genişletmiş, 6098 sayılı Kanun’da hizmet sözleşmesine tabi işçilerin, işverenleri ile “iş ilişkisi” nedeniyle sözleşme ve kanundan doğan hukuk uyuşmazlıklarını da iş mahkemelerinin görevi kapsamına almıştır. Ancak, rekabet yasağına ilişkin 6098 sayılı Kanun'un 444 üncü ve devamı maddelerinde düzenlenen hükümler, doğrudan hizmet sözleşmesinin bir unsuru olarak görülemeyeceği gibi rekabet yasağının işçi-işveren arasındaki hizmet sözleşmesinin ve buna bağlı olarak iş ilişkisinin sona ermesinden sonra hüküm ifade edecek mahiyette olması, işçinin tek taraflı bir taahhüdü suretiyle de oluşturulması mümkün bulunmakla, rekabet yasağının ihlali halinde ortaya çıkacak uyuşmazlıkların iş ilişkisinden yahut hizmet sözleşmesinden kaynaklandığı kabul edilemez.
2. Somut olayda davacı, davalının davacı şirketteki hizmet ilişkisi sona erdikten sonra rakip firmada çalışmaya başladığını ve rekabet yasağını ihlal ettiğini ileri sürerek cezai şart isteminde bulunmuş olup davaya dayanak alınan taahhüt iş sözleşmesinin sona ermesi halinde yapılmaması gereken bir hususa ilişkin olmakla, iş hukukunun düzenleme alanı dışında kalmaktadır. Öyle ki, işçinin bizatihi hizmet sözleşmesinden ve buna bağlı olarak oluşan iş (hizmet) ilişkisinden kaynaklanan rekabet etmeme ve işverene ait sırları saklama yükümlülüğü, 6098 sayılı Kanun'un 396 ncı maddesinde tanımlanan ve kanundan kaynaklanan işçinin özen ve sadakat borcu ile ilişkili olup 6098 sayılı Kanun'un 444 üncü maddesinde tanımı yapılan ve taraf iradesine bağlı olarak ortaya çıkan rekabet etmeme taahhüdü (rekabet yasağı) ise, açıklanan bu karakteri nedeniyle, işçinin kanundan kaynaklanan özen ve sadakat yükümlülüğünün bir devamı yahut işçinin bu borcunun, sözleşme sona erdikten sonra da devamına olanak sağlayan bir düzenleme niteliğinde değildir. Nitekim, işçinin hizmet ilişkisinin sona ermesinden sonraya ilişkin sır saklama yükümlülüğü, 6098 sayılı Kanun'un 396 ncı maddesinin son fıkrasının ikinci cümlesinde özel olarak düzenlenmiş olup doğrudan kanundan kaynaklanan bir yükümlülük niteliğinde bulunmakla, bu yükümlülüğün serbest iradeye dayalı rekabet etmeme taahhüdünden hukuki karakteri itibariyle ayrışmakta olduğu, kanunda birbirinden farklı nitelikteki bu iki kavrama ilişkin hükümlerin, açıklanan ayrışmaya uygun olarak farklı bölümlerde düzenlendiği gözden kaçırılmamalıdır.
3. Bu durumda, 6098 sayılı Kanun'un 444 üncü ve devamı maddelerinde düzenlenen rekabet yasağına ilişkin hükümlerin ve buna bağlı olarak bu yasağın ihlali halinde ortaya çıkacak uyuşmazlıkların, 7306 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında, iş ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlık olarak tanımlanması ve giderek İş Mahkemelerinin görevi kapsamında addedilmesi yerinde bir yaklaşım değildir. 7306 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesi ile 6098 sayılı Kanun'daki rekabet yasağına ilişkin hükümlerin mutlak ticari dava olarak tanımlanmasına ilişkin 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi hükmünün zımnen ilga edilmiş olduğu da ileri sürülemez.
4. Sonuç olarak, kanun koyucunun, mutlak ticari dava niteliğindeki bir davayı, 6102 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinde yazılı “aksine hüküm bulunmadıkça” hükmüne dayalı olarak, ihtisas alanı ve yargılama usulü tümüyle farklı bir mahkemenin görevi kapsamına alması gibi kabul edilemez nitelikteki bir yaklaşımda bulunmasının söz konusu olamayacağı kanaatine varılmakla, hükmün tüm bu nedenlerle bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Rekabet yasağının ihlali nedeniyle cezai şart alacağının tahsili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14862 E. 2016/553 K.
Ortak:mutlak ticari dava · rekabet yasağı · cezai şart · dava şartı yokluğu · oy yasağı · usulden reddi · görevsizlik kararı · taahhütname · dava şartı · görev/görevsizlik
İncelediğiniz kararda… İş Mahkemeleri Kanunu'nda (7036 sayılı Kanun) iş sözleşmesinin devamı veya sona ermesinden sonra açılan davalar ayırımı yapılmamış olup aksine iş ilişkisi nedeniyle «sözleşmeden doğan» her türlü uyuşmazlığın iş mahkemelerinde görüleceğinin düzenlendiği, İş Mahkemeleri Kanunu ile işçi ve işveren arasında iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden doğan uyuşmazlıkları çözme görevinin iş mahkemesine verilmiş olmasının, 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinde belirtilen ticari davalara bakma görevinin ticaret mahkemelerine ait olduğunu belirten 5 inci maddedeki 'aksine hükmü' öngören bir düzenleme olduğunu, huzurdaki davada iş sözleşmesi kapsamında bordrolu çalışan/işçi pozisyonundaki davalının rekabet etmeme «taahhüdüne» aykırı davranılması «sebebine» dayalı «cezai şart» isteminin davaya konu edildiği, bu hali ile uyuşmazlığın İş Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği gerekçesiyle Mahkemenin «görevsizliği» nedeniyle dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Mahkemece 13.10.2015 tarih, 2014/1498 E. ve 2015/759 K. sayılı kararı ile davacının talebinin Kanundan doğan «haksız rekabet» hükümlerine ilişkin olmayıp iş sözleşmesine dayandığı, bu nedenle davanın «mutlak ticari» dava olarak değerlendirilemeyeceği, iş sözleşmesinin ihtilafın temelini oluşturduğu, bu nedenle 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun (5521 sayılı Kanun) 1 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince iş akdinden doğan uyuşmazlığın iş mahkemelerinde çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle Mahkemenin «görevsizliği» nedeniyle dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Birinci Bozma Kararı Dairemizin 20.01.2016 tarih, 2015/14862 E. ve 2016/553 K. sayılı kararıyla davalının «rekabet yasağını» ihlal ettiği iddia edilen davranışı açık biçimde iş sözleşmesinin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin bulunduğundan, bu davranışın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 444 ve 447 nci maddeleri (mülga 818 sayılı Kanun'un 348 inci maddesi) kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu kapsamda yer alan uyuşmazlıklara ilişkin davaların ise, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) maddesi gereğince «mutlak ticari» dava niteliği taşıdığı ve açık biçimde asliye ticaret mahkemelerinin görev alanında bulunmasına rağmen, Mahkemece, iş mahkemesinin davaya bakmakla «görevli» olduğundan bahisle verilen «görevsizlik» kararının doğru olmadığına işaret edilerek bozulmuştur.
Benzer bu karardaDavacı, davalının davacı şirketteki hizmet ilişkisi sona erdikten sonra rakip firmada çalışmaya başladığını ve «rekabet yasağını» ihlal ettiğini ileri sürerek «cezai şart» isteminde bulunmuş, mahkemece, talebin iş sözleşmesine dayalı olduğu gerekçesiyle «görevsizlik» kararı verilmiş ise de; davaya dayanak alınan «taahhüdün» işçi ile işveren arasında düzenlenmiş olması, bu taahhüt nedeniyle çıkan uyuşmazlığın iş hukuku kapsamında kaldığını kabule yeterli değildir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının talebinin Kanundan doğan «haksız rekabet» hükümlerine ilişkin olmayıp iş sözleşmesine dayandığı, bu nedenle davanın «mutlak ticari» dava olarak değerlendirilemeyeceği, iş sözleşmesinin ihtilafın temelini oluşturduğu, bu nedenle 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesinin 1. fıkrası gereğince iş akdinden doğan uyuşmazlığın iş mahkemelerinde çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle mahkemenin «görevsizliği» nedeniyle dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, «rekabet yasağının» ihlali nedeniyle «cezai şart» alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Rekabet yasağının ihlali nedeniyle cezai şart alacağının tahsili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3664 E. 2017/5937 K.
Ortak:sadakat borcu · mutlak ticari dava · rekabet yasağı · cezai şart · hizmet sözleşmesi · oy yasağı · görevsizlik kararı · taahhütname · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaÖyle ki, işçinin bizatihi «hizmet sözleşmesinden» ve buna bağlı olarak oluşan iş (hizmet) ilişkisinden kaynaklanan rekabet etmeme ve işverene ait sırları «saklama yükümlülüğü», 6098 sayılı Kanun'un 396 ncı maddesinde tanımlanan ve kanundan kaynaklanan işçinin özen ve «sadakat borcu» ile ilişkili olup 6098 sayılı Kanun'un 444 üncü maddesinde «tanımı» yapılan ve taraf iradesine bağlı olarak ortaya çıkan rekabet etmeme «taahhüdü» («rekabet yasağı») ise, açıklanan bu karakteri nedeniyle, işçinin kanundan kaynaklanan özen ve «sadakat yükümlülüğünün» bir devamı yahut işçinin bu borcunun, sözleşme sona erdikten sonra da devamına olanak sağlayan bir düzenleme niteliğinde değildir.
Birinci Bozma Kararı Dairemizin 20.01.2016 tarih, 2015/14862 E. ve 2016/553 K. sayılı kararıyla davalının «rekabet yasağını» ihlal ettiği iddia edilen davranışı açık biçimde iş sözleşmesinin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin bulunduğundan, bu davranışın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 444 ve 447 nci maddeleri (mülga 818 sayılı Kanun'un 348 inci maddesi) kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu kapsamda yer alan uyuşmazlıklara ilişkin davaların ise, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) maddesi gereğince «mutlak ticari» dava niteliği taşıdığı ve açık biçimde asliye ticaret mahkemelerinin görev alanında bulunmasına rağmen, Mahkemece, iş mahkemesinin davaya bakmakla «görevli» olduğundan bahisle verilen «görevsizlik» kararının doğru olmadığına işaret edilerek bozulmuştur.
Ancak, «rekabet yasağına» ilişkin 6098 sayılı Kanun'un 444 üncü ve devamı maddelerinde düzenlenen hükümler, doğrudan «hizmet sözleşmesinin» bir unsuru olarak görülemeyeceği gibi rekabet yasağının işçi-işveren arasındaki hizmet sözleşmesinin ve buna bağlı olarak iş ilişkisinin sona ermesinden sonra hüküm ifade edecek mahiyette olması, işçinin tek taraflı bir «taahhüdü» suretiyle de oluşturulması mümkün bulunmakla, rekabet yasağının ihlali halinde ortaya çıkacak uyuşmazlıkların iş ilişkisinden yahut hizmet sözleşmesinden kaynaklan …
Benzer bu karardaDavacı, davalının davacı şirketteki hizmet ilişkisi sona erdikten sonra rakip firmada çalışmaya başladığını ve «rekabet yasağını» ihlal ettiğini ileri sürerek «cezai şart» isteminde bulunmuş, mahkemece, iş mahkemelerinin «görevli» olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de davaya dayanak alınan «taahhüdün» işçi ile işveren arasında düzenlenmiş olması, bu taahhüt nedeniyle çıkan uyuşmazlığın iş hukuku kapsamında kaldığını kabule yeterli değildir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davalılar ... ve ... ile davacı şirketler arasındaki ilişkinin «hizmet sözleşmesine» dayandığı, davalı işçilerin hizmet akdinden kaynaklanan «sadakat borcu» sorumluluğuna aykırı olarak elde ettiği bilgi ve belgelere dayalı olarak davacılar aleyhine «haksız rekabet» faaliyetine giriştikleri iddia edildiği, bu hususta taraflar arasındaki davaya bakmaya 4857 ve 5521 sayılı Kanunların 1. maddesi hükmü gereğince iş mahkemelerinin «görevli» olduğu gerekçesiyle «görevsizlik» kararı verilmiştir.
Dava, «rekabet yasağının» ihlali nedeniyle «cezai şart» alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Rekabet yasağının ihlali nedeniyle cezai şart alacağının tahsili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10194 E. 2016/7663 K.
Ortak:sadakat borcu · mutlak ticari dava · rekabet yasağı · cezai şart · oy yasağı · görevsizlik kararı · taahhütname · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaBirinci Bozma Kararı Dairemizin 20.01.2016 tarih, 2015/14862 E. ve 2016/553 K. sayılı kararıyla davalının «rekabet yasağını» ihlal ettiği iddia edilen davranışı açık biçimde iş sözleşmesinin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin bulunduğundan, bu davranışın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 444 ve 447 nci maddeleri (mülga 818 sayılı Kanun'un 348 inci maddesi) kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu kapsamda yer alan uyuşmazlıklara ilişkin davaların ise, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) maddesi gereğince «mutlak ticari» dava niteliği taşıdığı ve açık biçimde asliye ticaret mahkemelerinin görev alanında bulunmasına rağmen, Mahkemece, iş mahkemesinin davaya bakmakla «görevli» olduğundan bahisle verilen «görevsizlik» kararının doğru olmadığına işaret edilerek bozulmuştur.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 6098 sayılı Kanun'un 444 ve 447 nci maddelerinden doğan «rekabet yasağının» ihlaline dair uyuşmazlıklara bakma görevinin 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gereğince aynı Kanun'un 5 inci maddesi uyarınca Ticaret Mahkemelerine ait olacağını, dosya kapsamında Mahkemece verilen «görevsizlik» kararının ilk bozma ilamı ile «görevli» mahkemenin ticaret mahkemeleri olduğu tespit edilerek bozulmuş ve böylece görevsizlik ile ilgili ihtilaf ortadan kaldırılmasına rağmen işbu davayı ikame ettikleri 2014 yılından 7 yıl sonra üçüncü yargılama aşamasında tekrar görevsizlik kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, rekabet yasağına ilişkin normun koruma amacının yatırım yapmak ve risk almak suretiyle kurulan «ticari işletmelerin» zaman içinde emek ve «masraf» ile elde ettiği bilgi ve birikimi korumak olduğunu, ticaret hayatına özgü, kişinin ekonomik özgürlüğü ve ticaret hayatına katılmasına yönelik olan bu hususların ticari dava kapsamında incelenmesi gerektiğini, «ticari sır», iş «sırrı», «üretim sırrı», «müşteri çevresi» gibi gizli ve ekonomik değer ifade eden bilgilerin ve «tacir sıfatına» bağlanan hak ve yükümlülüklerin işçi-işveren sıfatları ve iş ilişkisi ile ilgisi olmadığını, tarafların «hizmet akdi» sona ermesini takiben işçi-işveren sıfatını taşımadıkları ve taraflar arasındaki ilişkinin artık iş ilişkisi kapsamında nitelendirilemeyeceği ni, 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin uygulanacağını, zira görevin kanunla düzenlendiğini ve «kamu düzenine» ilişkin olduğunu, yasa koyucunun sonraki hüküm olan 7036 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ne lafzında ne de gerekçesinde aksi yönde bir irade ortaya koymadığını b …
… irinci fıkrasının (a) bendindeki “iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü uyuşmazlığın iş mahkemelerinde görüleceği” şeklindeki düzenlemenin «rekabet yasağı» nedeniyle açılan «cezai şart» istemine ilişkin davaları da kapsamına alıp almadığı, bir başka deyişle konuyla ilgili uyuşmazlıklara bakmakla «görevli» mahkemenin tayininde 7306 sayılı Kanun ile 6102 sayılı Kanun arasında bir hüküm çatışması bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu «rekabet yasağının» dayanağı işçinin hizmet akdinden kaynaklanan «sadakat borcu», hizmet akdinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda «görevli» mahkemenin iş mahkemesi olduğu gerekçesiyle mahkemenin «görevsizliği» nedeniyle davanın reddine, dosyanın talep halinde görevli ...
Davacı, davalının davacı şirketteki hizmet ilişkisi sona erdikten sonra rakip firmada çalışmaya başladığını ve «rekabet yasağını» ihlal ettiğini ileri sürerek «cezai şart» isteminde bulunmuş, mahkemece, iş mahkemelerinin «görevli» olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; davaya dayanak alınan «taahhüdün» işçi ile işveren arasında düzenlenmiş olması, bu taahhüt nedeniyle çıkan uyuşmazlığın iş hukuku kapsamında kaldığını kabule yeterli değildir.
Dava, «rekabet yasağının» ihlali nedeniyle «cezai şart» alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
3 benzer karar daha
-
Rekabet yasağının ihlali nedeniyle cezai şart alacağının tahsili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12296 E. 2015/11445 K.
Ortak:mutlak ticari dava · rekabet yasağı · cezai şart · oy yasağı · görevsizlik kararı · tacir · haksız rekabet · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaBirinci Bozma Kararı Dairemizin 20.01.2016 tarih, 2015/14862 E. ve 2016/553 K. sayılı kararıyla davalının «rekabet yasağını» ihlal ettiği iddia edilen davranışı açık biçimde iş sözleşmesinin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin bulunduğundan, bu davranışın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 444 ve 447 nci maddeleri (mülga 818 sayılı Kanun'un 348 inci maddesi) kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu kapsamda yer alan uyuşmazlıklara ilişkin davaların ise, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) maddesi gereğince «mutlak ticari» dava niteliği taşıdığı ve açık biçimde asliye ticaret mahkemelerinin görev alanında bulunmasına rağmen, Mahkemece, iş mahkemesinin davaya bakmakla «görevli» olduğundan bahisle verilen «görevsizlik» kararının doğru olmadığına işaret edilerek bozulmuştur.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 6098 sayılı Kanun'un 444 ve 447 nci maddelerinden doğan «rekabet yasağının» ihlaline dair uyuşmazlıklara bakma görevinin 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gereğince aynı Kanun'un 5 inci maddesi uyarınca Ticaret Mahkemelerine ait olacağını, dosya kapsamında Mahkemece verilen «görevsizlik» kararının ilk bozma ilamı ile «görevli» mahkemenin ticaret mahkemeleri olduğu tespit edilerek bozulmuş ve böylece görevsizlik ile ilgili ihtilaf ortadan kaldırılmasına rağmen işbu davayı ikame ettikleri 2014 yılından 7 yıl sonra üçüncü yargılama aşamasında tekrar görevsizlik kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, rekabet yasağına ilişkin normun koruma amacının yatırım yapmak ve risk almak suretiyle kurulan «ticari işletmelerin» zaman içinde emek ve «masraf» ile elde ettiği bilgi ve birikimi korumak olduğunu, ticaret hayatına özgü, kişinin ekonomik özgürlüğü ve ticaret hayatına katılmasına yönelik olan bu hususların ticari dava kapsamında incelenmesi gerektiğini, «ticari sır», iş «sırrı», «üretim sırrı», «müşteri çevresi» gibi gizli ve ekonomik değer ifade eden bilgilerin ve «tacir sıfatına» bağlanan hak ve yükümlülüklerin işçi-işveren sıfatları ve iş ilişkisi ile ilgisi olmadığını, tarafların «hizmet akdi» sona ermesini takiben işçi-işveren sıfatını taşımadıkları ve taraflar arasındaki ilişkinin artık iş ilişkisi kapsamında nitelendirilemeyeceği ni, 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin uygulanacağını, zira görevin kanunla düzenlendiğini ve «kamu düzenine» ilişkin olduğunu, yasa koyucunun sonraki hüküm olan 7036 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ne lafzında ne de gerekçesinde aksi yönde bir irade ortaya koymadığını b …
… irinci fıkrasının (a) bendindeki “iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü uyuşmazlığın iş mahkemelerinde görüleceği” şeklindeki düzenlemenin «rekabet yasağı» nedeniyle açılan «cezai şart» istemine ilişkin davaları da kapsamına alıp almadığı, bir başka deyişle konuyla ilgili uyuşmazlıklara bakmakla «görevli» mahkemenin tayininde 7306 sayılı Kanun ile 6102 sayılı Kanun arasında bir hüküm çatışması bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.
Benzer bu karardaİş aktinin sona ermesinden sonra «rekabet yasağına» aykırı hareket edilmesi halinde ise, buna dayalı olarak açılacak dava niteliği itibariyle 6098 sayılı TBK'nın 444. maddesi kapsamına girmekle ve bu kapsamdaki davalar TTK'nun 4/1-3 maddesinin açık hükmü karşısında tarafların sıfatına bakılmaksızın «mutlak ticari» davalardan olup, bu tür davalar ticaret mahkemelerinde incelenip karara bağlanır. (HGK'nun 29.02.2012 tarih ve 2011/11-781 Esas, 2012/109 karar sayılı kararı) Bu durumda, mutlak ticari dava niteliğindeki eldeki davaya bakma görevi de ticaret mahkemesine ait olduğundan, mahkemece, iş mahkemesinin davaya bakmakla «görevli» olduğundan bahisle verilen «görevsizlik» kararı doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında belirli süreli iş sözleşmesi yapıldığı ve davalının «tacir» olmadığı, 4857 Sayılı iş Kanunun 1. maddesi ile değişik 5521 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunun 1. maddesine göre işveren ile işçiler arasındaki iş akdinden doğan her türlü hukuki uyuşmazlıkların çözümlenmesinde «görevli» mahkemenin İş Mahkemeleri olduğu gerekçesiyle, «görevsizlik» kararı verilmiştir.
Dava, «rekabet yasağının» ihlali nedeniyle «cezai şart» alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rekabet etmeme yasağı
Benzer bu karardaMahkemece taraflar arasında iş sözleşmesi bulunduğu gerekçesiyle «görevsizlik» kararı verilmiştir.İş aktinin devamı sırasında işçinin sadakat borcundan kaynaklanan «rekabet etmeme yasağına» aykırılık halinde, bu tür davalara bakmakla «görevli» mahkeme iş mahkemesidir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11487 E. 2016/8359 K.
Ortak:sadakat borcu · müşteri çevresi · hizmet akdi · mutlak ticari dava · rekabet yasağı · ticari dava niteliği · cezai şart · hizmet sözleşmesi · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaTemyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 6098 sayılı Kanun'un 444 ve 447 nci maddelerinden doğan «rekabet yasağının» ihlaline dair uyuşmazlıklara bakma görevinin 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gereğince aynı Kanun'un 5 inci maddesi uyarınca Ticaret Mahkemelerine ait olacağını, dosya kapsamında Mahkemece verilen «görevsizlik» kararının ilk bozma ilamı ile «görevli» mahkemenin ticaret mahkemeleri olduğu tespit edilerek bozulmuş ve böylece görevsizlik ile ilgili ihtilaf ortadan kaldırılmasına rağmen işbu davayı ikame ettikleri 2014 yılından 7 yıl sonra üçüncü yargılama aşamasında tekrar görevsizlik kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, rekabet yasağına ilişkin normun koruma amacının yatırım yapmak ve risk almak suretiyle kurulan «ticari işletmelerin» zaman içinde emek ve «masraf» ile elde ettiği bilgi ve birikimi korumak olduğunu, ticaret hayatına özgü, kişinin ekonomik özgürlüğü ve ticaret hayatına katılmasına yönelik olan bu hususların ticari dava kapsamında incelenmesi gerektiğini, «ticari sır», iş «sırrı», «üretim sırrı», «müşteri çevresi» gibi gizli ve ekonomik değer ifade eden bilgilerin ve «tacir sıfatına» bağlanan hak ve yükümlülüklerin işçi-işveren sıfatları ve iş ilişkisi ile ilgisi olmadığını, tarafların «hizmet akdi» sona ermesini takiben işçi-işveren sıfatını taşımadıkları ve taraflar arasındaki ilişkinin artık iş ilişkisi kapsamında nitelendirilemeyeceği ni, 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin uygulanacağını, zira görevin kanunla düzenlendiğini ve «kamu düzenine» ilişkin olduğunu, yasa koyucunun sonraki hüküm olan 7036 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ne lafzında ne de gerekçesinde aksi yönde bir irade ortaya koymadığını b …
Öyle ki, işçinin bizatihi «hizmet sözleşmesinden» ve buna bağlı olarak oluşan iş (hizmet) ilişkisinden kaynaklanan rekabet etmeme ve işverene ait sırları «saklama yükümlülüğü», 6098 sayılı Kanun'un 396 ncı maddesinde tanımlanan ve kanundan kaynaklanan işçinin özen ve «sadakat borcu» ile ilişkili olup 6098 sayılı Kanun'un 444 üncü maddesinde «tanımı» yapılan ve taraf iradesine bağlı olarak ortaya çıkan rekabet etmeme «taahhüdü» («rekabet yasağı») ise, açıklanan bu karakteri nedeniyle, işçinin kanundan kaynaklanan özen ve «sadakat yükümlülüğünün» bir devamı yahut işçinin bu borcunun, sözleşme sona erdikten sonra da devamına olanak sağlayan bir düzenleme niteliğinde değildir.
Birinci Bozma Kararı Dairemizin 20.01.2016 tarih, 2015/14862 E. ve 2016/553 K. sayılı kararıyla davalının «rekabet yasağını» ihlal ettiği iddia edilen davranışı açık biçimde iş sözleşmesinin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin bulunduğundan, bu davranışın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 444 ve 447 nci maddeleri (mülga 818 sayılı Kanun'un 348 inci maddesi) kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu kapsamda yer alan uyuşmazlıklara ilişkin davaların ise, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) maddesi gereğince «mutlak ticari» dava niteliği taşıdığı ve açık biçimde asliye ticaret mahkemelerinin görev alanında bulunmasına rağmen, Mahkemece, iş mahkemesinin davaya bakmakla «görevli» olduğundan bahisle verilen «görevsizlik» kararının doğru olmadığına işaret edilerek bozulmuştur.
Benzer bu karardaMahkemece, davanın «rekabet yasağının» tesbiti ve men'i ile «cezai şartın» tahsili talebine ilişkin olduğu, taraflar arasında «işçi işveren ilişkisi» olduğu ve «hizmet sözleşmesi» imzalandığı, davaya dayanak 9. maddenin de işbu sözleşmede düzenlendiği, sözleşmenin dayanağının iş ilişkisi olduğu, iş uyuşmazlıklarının çözümünün uzmanlık ve özel bir yargılamayı gerektirdiği, rekabet yasağının dayanağı iş sözleşmesinin gereğinin «sadakat borcu» olduğu ve işçinin sadakat borcunun iş sözleşmesi sona erse de devam edeceği, iş iliskişine bağlı olarak imzalanan ve iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra sonuç d …
Dava; «haksız rekabetin» tespiti ve men’i ile «rekabet yasağının» ihlalinden doğduğu ileri sürülen «cezai şartın» tahsili istemine ilişkindir.
Madde metninde açıkça “…akdin sona ermesinden sonra…” sözcükleriyle ifade edildiği üzere, TBK’nın 444. maddesinde düzenlenen «rekabet yasağı», «hizmet akdi» sona erdikten sonra hüküm doğurur ve hizmet akdi sona erdikten sonra yapılmaması gereken davranışlara ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:üretim sırları · işçi-işveren ilişkisi · taraf ehliyeti · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaRekabet «yasağı» «kaydı», ancak hizmet ilişkisi işçiye «müşteri çevresi» veya «üretim sırları» ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.” hükmünü içermektedir.
Mahkemece, davanın «rekabet yasağının» tesbiti ve men'i ile «cezai şartın» tahsili talebine ilişkin olduğu, taraflar arasında «işçi işveren ilişkisi» olduğu ve «hizmet sözleşmesi» imzalandığı, davaya dayanak 9. maddenin de işbu sözleşmede düzenlendiği, sözleşmenin dayanağının iş ilişkisi olduğu, iş uyuşmazlıklarının çözümünün uzmanlık ve özel bir yargılamayı gerektirdiği, rekabet yasağının dayanağı iş sözleşmesinin gereğinin «sadakat borcu» olduğu ve işçinin sadakat borcunun iş sözleşmesi sona erse de devam edeceği, iş iliskişine bağlı olarak imzalanan ve iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra sonuç d …
6098 sayılı TBK'nın 444. maddesi, “Fiil «ehliyetine» sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1636 E. 2019/959 K.
Ortak:müşteri çevresi · rekabet yasağı sözleşmesi · rekabet yasağı · cezai şart · hizmet sözleşmesi · oy yasağı · taahhütname · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaAncak, «rekabet yasağına» ilişkin 6098 sayılı Kanun'un 444 üncü ve devamı maddelerinde düzenlenen hükümler, doğrudan «hizmet sözleşmesinin» bir unsuru olarak görülemeyeceği gibi rekabet yasağının işçi-işveren arasındaki hizmet sözleşmesinin ve buna bağlı olarak iş ilişkisinin sona ermesinden sonra hüküm ifade edecek mahiyette olması, işçinin tek taraflı bir «taahhüdü» suretiyle de oluşturulması mümkün bulunmakla, rekabet yasağının ihlali halinde ortaya çıkacak uyuşmazlıkların iş ilişkisinden yahut hizmet sözleşmesinden kaynaklan …
Somut olayda davacı, davalının davacı şirketteki hizmet ilişkisi sona erdikten sonra rakip firmada çalışmaya başladığını ve «rekabet yasağını» ihlal ettiğini ileri sürerek «cezai şart» isteminde bulunmuş olup davaya dayanak alınan «taahhüt» iş sözleşmesinin sona ermesi halinde yapılmaması gereken bir hususa ilişkin olmakla, iş hukukunun düzenleme alanı dışında kalmaktadır.
Öyle ki, işçinin bizatihi «hizmet sözleşmesinden» ve buna bağlı olarak oluşan iş (hizmet) ilişkisinden kaynaklanan rekabet etmeme ve işverene ait sırları «saklama yükümlülüğü», 6098 sayılı Kanun'un 396 ncı maddesinde tanımlanan ve kanundan kaynaklanan işçinin özen ve «sadakat borcu» ile ilişkili olup 6098 sayılı Kanun'un 444 üncü maddesinde «tanımı» yapılan ve taraf iradesine bağlı olarak ortaya çıkan rekabet etmeme «taahhüdü» («rekabet yasağı») ise, açıklanan bu karakteri nedeniyle, işçinin kanundan kaynaklanan özen ve «sadakat yükümlülüğünün» bir devamı yahut işçinin bu borcunun, sözleşme sona erdikten sonra da devamına olanak sağlayan bir düzenleme niteliğinde değildir.
Benzer bu kararda1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. ...- Dava, «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılığa» dayalı tazminat ve «cezai şartın» tahsili istemine ilişkin olup mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
… lüğe girdiği sırada henüz herhangi bir hak doğurmamış fiil ve işlemlere, Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır hükmünü haiz olup, her ne kadar taraflar arasındaki «rekabet yasağı» hükmünü içeren iş akdi 09/02/2007 başlangıç tarihli olsa da, sözleşmede iş akdinin sona ermesinden sonrası için rekabet yasağının düzenlenmiş olması nedeniyle, iş akdinin sona erdiği 11/09/2013 tarihi itibariyle somut uyuşmazlıkta 6098 Sayılı TBK'nın «rekabet yasağı sözleşmesine» ilişkin 444 ve devamı maddelerinin tatbik edilmesi gerekmektedir.
Davalı işçinin, bu «rekabet yasağı» «kaydına» rağmen iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra davacı ile aynı işi yapan aynı ilde faaliyet gösteren rakip bir işletmede çalışmaya başladığı gözetildiğinde, işletmenin bulunduğu yer, yapılan iş ve davalının işletmedeki durumu değerlendirilerek davacı şirket ile davalının çalışmaya başladığı şirketin faaliyet alanlarının tespiti, davalının, davacıda çalışırken yaptığı işe bağlı olarak şirket sırlarına vakıf olabilecek pozisyonda bulunup bulunmadığının ve davalının öğrendiği bilgileri rakip bir işletmede kullanarak eski işverenine önemli ölçüde bir zarar verme ihtimalinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi ile hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, «haksız rekabete» dayalı gerekçeye yer verilmesi, davalının şirketin sır niteliğinde sayılabilecek bilgiye sahip olmadığının ve davalının haksız rekabet yükümlülüğüne aykırı davranışı nedeniyle davacı şirketin uğradığı bir zararın mevcut olduğu hususunun ispat edilemediğinin kabulüyle «eksik incelemeye» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rekabet etmeme yükümlülüğü · karşı edim · fiil ehliyeti · sorumluluktan kurtulma · sınırlı sorumluluk · şirket merkezi mahkemesi · takas · sözleşmeye aykırılık
Benzer bu karardaPersonel «cezai şartı» ödeyerek sır saklama ve «rekabet etmeme yükümlülüğünden» veya tazminat «sorumluluğundan kurtulamaz».
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. ...- Dava, «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılığa» dayalı tazminat ve «cezai şartın» tahsili istemine ilişkin olup mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
6098 sayılı TBK'nın 444. maddesi uyarınca, «fiil ehliyetine» sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir.
Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında akdedilen «hizmet sözleşmenin» 6..... maddesinde “Personel sözleşmenin sona ermesi halinde, bu sona erme tarihinden itibaren ... yıl içinde işverenin işletme merkezi, fabrika ve şubelerinin bulunduğu yerlerde Hava Süspansiyon Sistemleri (Körük) konusuna giren bir işi veya işveren ile rekabet edecek bir işi şahsen yapmamayı, işverenin müşterilerinde veya işverenin rakibi durumundaki müesseselerde çalışmamayı, bu müşteri veya rakip müesseselerle «sınırlı sorumlu» dahi olsa ortak veya murahhas üye, müdür, denetçi, danışman gibi bir sıfatla alakadar olmamayı kabul ve «taahhüt» eder.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/4243 E. , 2023/3242 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2020/371 Esas, 2021/858 Karar
HÜKÜM
Davanın usulden reddine
Taraflar arasındaki rekabet yasağının ihlali nedeniyle cezai şart alacağı davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirkette iş sözleşmesi ile çalışan davalının aynı zamanda iş sözleşmesine ek olarak rekabet yasağı ve ticari sır saklama taahhüdüne ilişkin sözleşemeyi de imzaladığını, ancak müvekkil şirketten ayrıldıktan kısa bir süre sonra rakip firmada çalışmaya başladığını, taahhüdünü ve rekabet yasağını ihlal ettiğini ileri sürerek sözleşmede belirtilen cezai şart bedelinin şimdilik 35.000,00 TL'sinin ihlal tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; mahkemenin görevine ilişkin itirazda bulunmuş ve davanın İş Mahkemesinde görülmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 13.10.2015 tarih, 2014/1498 E. ve 2015/759 K. sayılı kararı ile davacının talebinin Kanundan doğan haksız rekabet hükümlerine ilişkin olmayıp iş sözleşmesine dayandığı, bu nedenle davanın mutlak ticari dava olarak değerlendirilemeyeceği, iş sözleşmesinin ihtilafın temelini oluşturduğu, bu nedenle 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun (5521 sayılı Kanun) 1 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince iş akdinden doğan uyuşmazlığın iş mahkemelerinde çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle Mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Birinci Bozma Kararı
Dairemizin 20.01.2016 tarih, 2015/14862 E. ve 2016/553 K. sayılı kararıyla davalının rekabet yasağını ihlal ettiği iddia edilen davranışı açık biçimde iş sözleşmesinin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin bulunduğundan, bu davranışın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 444 ve 447 nci maddeleri (mülga 818 sayılı Kanun'un 348 inci maddesi) kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu kapsamda yer alan uyuşmazlıklara ilişkin davaların ise, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) maddesi gereğince mutlak ticari dava niteliği taşıdığı ve açık biçimde asliye ticaret mahkemelerinin görev alanında bulunmasına rağmen, Mahkemece, iş mahkemesinin davaya bakmakla görevli olduğundan bahisle verilen görevsizlik kararının doğru olmadığına işaret edilerek bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 05.12.2018 tarih, 2016/335 E. ve 2018/1096 K. sayılı kararı ile davalının işten ayrılması sonrası davacının zarara uğradığına ve haksız rekabet yaratacak bilgi ya da sırların nakline imkan tanıdığına yönelik iddiaların ispata muhtaç kaldığı ve tüm dosya kapsamında ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
D. İkinci Bozma Kararı
Dairemizin 13.01.2020 tarih, 2019/1828 E. ve 2020/287 K. sayılı kararıyla mahkemece taraflar arasındaki rekabet yasağına ilişkin sözleşme hükmünün 6098 sayılı Kanun'un 445 inci maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde değerlendirilip, tartışılarak bir sonuca gidilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
E. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'dan sonra yürürlüğe giren ve özel nitelikte olan 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nda (7036 sayılı Kanun) iş sözleşmesinin devamı veya sona ermesinden sonra açılan davalar ayırımı yapılmamış olup aksine iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden doğan her türlü uyuşmazlığın iş mahkemelerinde görüleceğinin düzenlendiği, İş Mahkemeleri Kanunu ile işçi ve işveren arasında iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden doğan uyuşmazlıkları çözme görevinin iş mahkemesine verilmiş olmasının, 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinde belirtilen ticari davalara bakma görevinin ticaret mahkemelerine ait olduğunu belirten 5 inci maddedeki 'aksine hükmü' öngören bir düzenleme olduğunu, huzurdaki davada iş sözleşmesi kapsamında bordrolu çalışan/işçi pozisyonundaki davalının rekabet etmeme taahhüdüne aykırı davranılması sebebine dayalı cezai şart isteminin davaya konu edildiği, bu hali ile uyuşmazlığın İş Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği gerekçesiyle Mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 6098 sayılı Kanun'un 444 ve 447 nci maddelerinden doğan rekabet yasağının ihlaline dair uyuşmazlıklara bakma görevinin 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gereğince aynı Kanun'un 5 inci maddesi uyarınca Ticaret Mahkemelerine ait olacağını, dosya kapsamında Mahkemece verilen görevsizlik kararının ilk bozma ilamı ile görevli mahkemenin ticaret mahkemeleri olduğu tespit edilerek bozulmuş ve böylece görevsizlik ile ilgili ihtilaf ortadan kaldırılmasına rağmen işbu davayı ikame ettikleri 2014 yılından 7 yıl sonra üçüncü yargılama aşamasında tekrar görevsizlik kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, rekabet yasağına ilişkin normun koruma amacının yatırım yapmak ve risk almak suretiyle kurulan ticari işletmelerin zaman içinde emek ve masraf ile elde ettiği bilgi ve birikimi korumak olduğunu, ticaret hayatına özgü, kişinin ekonomik özgürlüğü ve ticaret hayatına katılmasına yönelik olan bu hususların ticari dava kapsamında incelenmesi gerektiğini, ticari sır, iş sırrı, üretim sırrı, müşteri çevresi gibi gizli ve ekonomik değer ifade eden bilgilerin ve tacir sıfatına bağlanan hak ve yükümlülüklerin işçi-işveren sıfatları ve iş ilişkisi ile ilgisi olmadığını, tarafların hizmet akdi sona ermesini takiben işçi-işveren sıfatını taşımadıkları ve taraflar arasındaki ilişkinin artık iş ilişkisi kapsamında nitelendirilemeyeceği ni, 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin uygulanacağını, zira görevin kanunla düzenlendiğini ve kamu düzenine ilişkin olduğunu, yasa koyucunun sonraki hüküm olan 7036 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ne lafzında ne de gerekçesinde aksi yönde bir irade ortaya koymadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalının işten ayrılması sonrasında rekabet yasağının ihlali nedeniyle cezai şart alacağı istemine ilişkindir. Uyuşmazlığın yargılama sırasında 25.10.2017 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 7036 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki “iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü uyuşmazlığın iş mahkemelerinde görüleceği” şeklindeki düzenlemenin rekabet yasağı nedeniyle açılan cezai şart istemine ilişkin davaları da kapsamına alıp almadığı, bir başka deyişle konuyla ilgili uyuşmazlıklara bakmakla görevli mahkemenin tayininde 7306 sayılı Kanun ile 6102 sayılı Kanun arasında bir hüküm çatışması bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Kanun'un 4 ve 5 inci maddeleri, 7036 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi, 6098 sayılı Kanun'un 444 ve 447 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.
25. 10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun “Görev” kenar başlıklı 5 inci maddesi gerekçesinde de açıkça belirtildiği üzere, İş Mahkemeleri’nin görev alanını 5521 sayılı Kanun hükmüne nazaran genişletmiş, 6098 sayılı Kanun’da hizmet sözleşmesine tabi işçilerin, işverenleri ile “iş ilişkisi” nedeniyle sözleşme ve kanundan doğan hukuk uyuşmazlıklarını da iş mahkemelerinin görevi kapsamına almıştır. Ancak, rekabet yasağına ilişkin 6098 sayılı Kanun'un 444 üncü ve devamı maddelerinde düzenlenen hükümler, doğrudan hizmet sözleşmesinin bir unsuru olarak görülemeyeceği gibi rekabet yasağının işçi-işveren arasındaki hizmet sözleşmesinin ve buna bağlı olarak iş ilişkisinin sona ermesinden sonra hüküm ifade edecek mahiyette olması, işçinin tek taraflı bir taahhüdü suretiyle de oluşturulması mümkün bulunmakla, rekabet yasağının ihlali halinde ortaya çıkacak uyuşmazlıkların iş ilişkisinden yahut hizmet sözleşmesinden kaynaklandığı kabul edilemez.
2. Somut olayda davacı, davalının davacı şirketteki hizmet ilişkisi sona erdikten sonra rakip firmada çalışmaya başladığını ve rekabet yasağını ihlal ettiğini ileri sürerek cezai şart isteminde bulunmuş olup davaya dayanak alınan taahhüt iş sözleşmesinin sona ermesi halinde yapılmaması gereken bir hususa ilişkin olmakla, iş hukukunun düzenleme alanı dışında kalmaktadır. Öyle ki, işçinin bizatihi hizmet sözleşmesinden ve buna bağlı olarak oluşan iş (hizmet) ilişkisinden kaynaklanan rekabet etmeme ve işverene ait sırları saklama yükümlülüğü, 6098 sayılı Kanun'un 396 ncı maddesinde tanımlanan ve kanundan kaynaklanan işçinin özen ve sadakat borcu ile ilişkili olup 6098 sayılı Kanun'un 444 üncü maddesinde tanımı yapılan ve taraf iradesine bağlı olarak ortaya çıkan rekabet etmeme taahhüdü (rekabet yasağı) ise, açıklanan bu karakteri nedeniyle, işçinin kanundan kaynaklanan özen ve sadakat yükümlülüğünün bir devamı yahut işçinin bu borcunun, sözleşme sona erdikten sonra da devamına olanak sağlayan bir düzenleme niteliğinde değildir.
Nitekim, işçinin hizmet ilişkisinin sona ermesinden sonraya ilişkin sır saklama yükümlülüğü, 6098 sayılı Kanun'un 396 ncı maddesinin son fıkrasının ikinci cümlesinde özel olarak düzenlenmiş olup doğrudan kanundan kaynaklanan bir yükümlülük niteliğinde bulunmakla, bu yükümlülüğün serbest iradeye dayalı rekabet etmeme taahhüdünden hukuki karakteri itibariyle ayrışmakta olduğu, kanunda birbirinden farklı nitelikteki bu iki kavrama ilişkin hükümlerin, açıklanan ayrışmaya uygun olarak farklı bölümlerde düzenlendiği gözden kaçırılmamalıdır.
3. Bu durumda, 6098 sayılı Kanun'un 444 üncü ve devamı maddelerinde düzenlenen rekabet yasağına ilişkin hükümlerin ve buna bağlı olarak bu yasağın ihlali halinde ortaya çıkacak uyuşmazlıkların, 7306 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında, iş ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlık olarak tanımlanması ve giderek İş Mahkemelerinin görevi kapsamında addedilmesi yerinde bir yaklaşım değildir. 7306 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesi ile 6098 sayılı Kanun'daki rekabet yasağına ilişkin hükümlerin mutlak ticari dava olarak tanımlanmasına ilişkin 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi hükmünün zımnen ilga edilmiş olduğu da ileri sürülemez.
4. Sonuç olarak, kanun koyucunun, mutlak ticari dava niteliğindeki bir davayı, 6102 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinde yazılı “aksine hüküm bulunmadıkça” hükmüne dayalı olarak, ihtisas alanı ve yargılama usulü tümüyle farklı bir mahkemenin görevi kapsamına alması gibi kabul edilemez nitelikteki bir yaklaşımda bulunmasının söz konusu olamayacağı kanaatine varılmakla, hükmün tüm bu nedenlerle bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Mahkeme kararının BOZULMASINA,
2. Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
24.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1110985900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz