6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ticari sır ve saklama taahhüdü

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/4243 E. 2023/3242 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Haksız rekabet

Usul tespitleri

Görevli mahkeme
görev/görevsizlik
Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticari sır ve saklama taahhüdü üretim ve iş sırrı sır saklama yükümlülüğü sadakat borcu iş sırrı sadakat yükümlülüğü müşteri çevresi görev itirazı ticari sır hizmet akdi saklama yükümlülüğü rekabet yasağı sözleşmesi tacir sıfatı mutlak ticari dava rekabet yasağı tanıma ihtisas mahkemesi ticari işletme ticari dava niteliği sözleşmeden doğan dava cezai şart dava şartı yokluğu hizmet sözleşmesi iş bölümü oy yasağı kamu düzeni usulden reddi görevsizlik kararı iş mahkemesi görev alanı taahhütname tacir dosya masrafı dava sebebi haksız rekabet i̇i̇k 72/son görevli mahkeme

Atıf yapılan mevzuat: TBK — TBK 396TBK 444TBK 445TBK 447 · TTK — TTK 4TTK 5 · BK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece 13.10.2015 tarih, 2014/1498 E. ve 2015/759 K. sayılı kararı ile davacının talebinin Kanundan doğan haksız rekabet hükümlerine ilişkin olmayıp iş sözleşmesine dayandığı, bu nedenle davanın mutlak ticari dava olarak değerlendirilemeyeceği, iş sözleşmesinin ihtilafın temelini oluşturduğu, bu nedenle 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun (5521 sayılı Kanun) 1 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince iş akdinden doğan uyuşmazlığın iş mahkemelerinde çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle Mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

B. Birinci Bozma Kararı

Dairemizin 20.01.2016 tarih, 2015/14862 E. ve 2016/553 K. sayılı kararıyla davalının rekabet yasağını ihlal ettiği iddia edilen davranışı açık biçimde iş sözleşmesinin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin bulunduğundan, bu davranışın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 444 ve 447 nci maddeleri (mülga 818 sayılı Kanun'un 348 inci maddesi) kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu kapsamda yer alan uyuşmazlıklara ilişkin davaların ise, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) maddesi gereğince mutlak ticari dava niteliği taşıdığı ve açık biçimde asliye ticaret mahkemelerinin görev alanında bulunmasına rağmen, Mahkemece, iş mahkemesinin davaya bakmakla görevli olduğundan bahisle verilen görevsizlik kararının doğru olmadığına işaret edilerek bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin 05.12.2018 tarih, 2016/335 E. ve 2018/1096 K. sayılı kararı ile davalının işten ayrılması sonrası davacının zarara uğradığına ve haksız rekabet yaratacak bilgi ya da sırların nakline imkan tanıdığına yönelik iddiaların ispata muhtaç kaldığı ve tüm dosya kapsamında ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

D. İkinci Bozma Kararı

Dairemizin 13.01.2020 tarih, 2019/1828 E. ve 2020/287 K. sayılı kararıyla mahkemece taraflar arasındaki rekabet yasağına ilişkin sözleşme hükmünün 6098 sayılı Kanun'un 445 inci maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde değerlendirilip, tartışılarak bir sonuca gidilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.

E. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'dan sonra yürürlüğe giren ve özel nitelikte olan 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nda (7036 sayılı Kanun) iş sözleşmesinin devamı veya sona ermesinden sonra açılan davalar ayırımı yapılmamış olup aksine iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden doğan her türlü uyuşmazlığın iş mahkemelerinde görüleceğinin düzenlendiği, İş Mahkemeleri Kanunu ile işçi ve işveren arasında iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden doğan uyuşmazlıkları çözme görevinin iş mahkemesine verilmiş olmasının, 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinde belirtilen ticari davalara bakma görevinin ticaret mahkemelerine ait olduğunu belirten 5 inci maddedeki 'aksine hükmü' öngören bir düzenleme olduğunu, huzurdaki davada iş sözleşmesi kapsamında bordrolu çalışan/işçi pozisyonundaki davalının rekabet etmeme taahhüdüne aykırı davranılması sebebine dayalı cezai şart isteminin davaya konu edildiği, bu hali ile uyuşmazlığın İş Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği gerekçesiyle Mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 6098 sayılı Kanun'un 444 ve 447 nci maddelerinden doğan rekabet yasağının ihlaline dair uyuşmazlıklara bakma görevinin 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gereğince aynı Kanun'un 5 inci maddesi uyarınca Ticaret Mahkemelerine ait olacağını, dosya kapsamında Mahkemece verilen görevsizlik kararının ilk bozma ilamı ile görevli mahkemenin ticaret mahkemeleri olduğu tespit edilerek bozulmuş ve böylece görevsizlik ile ilgili ihtilaf ortadan kaldırılmasına rağmen işbu davayı ikame ettikleri 2014 yılından 7 yıl sonra üçüncü yargılama aşamasında tekrar görevsizlik kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, rekabet yasağına ilişkin normun koruma amacının yatırım yapmak ve risk almak suretiyle kurulan ticari işletmelerin zaman içinde emek ve masraf ile elde ettiği bilgi ve birikimi korumak olduğunu, ticaret hayatına özgü, kişinin ekonomik özgürlüğü ve ticaret hayatına katılmasına yönelik olan bu hususların ticari dava kapsamında incelenmesi gerektiğini, ticari sır, iş sırrı, üretim sırrı, müşteri çevresi gibi gizli ve ekonomik değer ifade eden bilgilerin ve tacir sıfatına bağlanan hak ve yükümlülüklerin işçi-işveren sıfatları ve iş ilişkisi ile ilgisi olmadığını, tarafların hizmet akdi sona ermesini takiben işçi-işveren sıfatını taşımadıkları ve taraflar arasındaki ilişkinin artık iş ilişkisi kapsamında nitelendirilemeyeceği ni, 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin uygulanacağını, zira görevin kanunla düzenlendiğini ve kamu düzenine ilişkin olduğunu, yasa koyucunun sonraki hüküm olan 7036 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ne lafzında ne de gerekçesinde aksi yönde bir irade ortaya koymadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, davalının işten ayrılması sonrasında rekabet yasağının ihlali nedeniyle cezai şart alacağı istemine ilişkindir. Uyuşmazlığın yargılama sırasında 25.10.2017 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 7036 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki “iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü uyuşmazlığın iş mahkemelerinde görüleceği” şeklindeki düzenlemenin rekabet yasağı nedeniyle açılan cezai şart istemine ilişkin davaları da kapsamına alıp almadığı, bir başka deyişle konuyla ilgili uyuşmazlıklara bakmakla görevli mahkemenin tayininde 7306 sayılı Kanun ile 6102 sayılı Kanun arasında bir hüküm çatışması bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.

2. İlgili Hukuk

6102 sayılı Kanun'un 4 ve 5 inci maddeleri, 7036 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi, 6098 sayılı Kanun'un 444 ve 447 nci maddeleri.

3. Değerlendirme

1. 25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun “Görev” kenar başlıklı 5 inci maddesi gerekçesinde de açıkça belirtildiği üzere, İş Mahkemeleri’nin görev alanını 5521 sayılı Kanun hükmüne nazaran genişletmiş, 6098 sayılı Kanun’da hizmet sözleşmesine tabi işçilerin, işverenleri ile “iş ilişkisi” nedeniyle sözleşme ve kanundan doğan hukuk uyuşmazlıklarını da iş mahkemelerinin görevi kapsamına almıştır. Ancak, rekabet yasağına ilişkin 6098 sayılı Kanun'un 444 üncü ve devamı maddelerinde düzenlenen hükümler, doğrudan hizmet sözleşmesinin bir unsuru olarak görülemeyeceği gibi rekabet yasağının işçi-işveren arasındaki hizmet sözleşmesinin ve buna bağlı olarak iş ilişkisinin sona ermesinden sonra hüküm ifade edecek mahiyette olması, işçinin tek taraflı bir taahhüdü suretiyle de oluşturulması mümkün bulunmakla, rekabet yasağının ihlali halinde ortaya çıkacak uyuşmazlıkların iş ilişkisinden yahut hizmet sözleşmesinden kaynaklandığı kabul edilemez.

2. Somut olayda davacı, davalının davacı şirketteki hizmet ilişkisi sona erdikten sonra rakip firmada çalışmaya başladığını ve rekabet yasağını ihlal ettiğini ileri sürerek cezai şart isteminde bulunmuş olup davaya dayanak alınan taahhüt iş sözleşmesinin sona ermesi halinde yapılmaması gereken bir hususa ilişkin olmakla, iş hukukunun düzenleme alanı dışında kalmaktadır. Öyle ki, işçinin bizatihi hizmet sözleşmesinden ve buna bağlı olarak oluşan iş (hizmet) ilişkisinden kaynaklanan rekabet etmeme ve işverene ait sırları saklama yükümlülüğü, 6098 sayılı Kanun'un 396 ncı maddesinde tanımlanan ve kanundan kaynaklanan işçinin özen ve sadakat borcu ile ilişkili olup 6098 sayılı Kanun'un 444 üncü maddesinde tanımı yapılan ve taraf iradesine bağlı olarak ortaya çıkan rekabet etmeme taahhüdü (rekabet yasağı) ise, açıklanan bu karakteri nedeniyle, işçinin kanundan kaynaklanan özen ve sadakat yükümlülüğünün bir devamı yahut işçinin bu borcunun, sözleşme sona erdikten sonra da devamına olanak sağlayan bir düzenleme niteliğinde değildir. Nitekim, işçinin hizmet ilişkisinin sona ermesinden sonraya ilişkin sır saklama yükümlülüğü, 6098 sayılı Kanun'un 396 ncı maddesinin son fıkrasının ikinci cümlesinde özel olarak düzenlenmiş olup doğrudan kanundan kaynaklanan bir yükümlülük niteliğinde bulunmakla, bu yükümlülüğün serbest iradeye dayalı rekabet etmeme taahhüdünden hukuki karakteri itibariyle ayrışmakta olduğu, kanunda birbirinden farklı nitelikteki bu iki kavrama ilişkin hükümlerin, açıklanan ayrışmaya uygun olarak farklı bölümlerde düzenlendiği gözden kaçırılmamalıdır.

3. Bu durumda, 6098 sayılı Kanun'un 444 üncü ve devamı maddelerinde düzenlenen rekabet yasağına ilişkin hükümlerin ve buna bağlı olarak bu yasağın ihlali halinde ortaya çıkacak uyuşmazlıkların, 7306 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında, iş ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlık olarak tanımlanması ve giderek İş Mahkemelerinin görevi kapsamında addedilmesi yerinde bir yaklaşım değildir. 7306 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesi ile 6098 sayılı Kanun'daki rekabet yasağına ilişkin hükümlerin mutlak ticari dava olarak tanımlanmasına ilişkin 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi hükmünün zımnen ilga edilmiş olduğu da ileri sürülemez.

4. Sonuç olarak, kanun koyucunun, mutlak ticari dava niteliğindeki bir davayı, 6102 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinde yazılı “aksine hüküm bulunmadıkça” hükmüne dayalı olarak, ihtisas alanı ve yargılama usulü tümüyle farklı bir mahkemenin görevi kapsamına alması gibi kabul edilemez nitelikteki bir yaklaşımda bulunmasının söz konusu olamayacağı kanaatine varılmakla, hükmün tüm bu nedenlerle bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Rekabet yasağının ihlali nedeniyle cezai şart alacağının tahsili

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14862 E. 2016/553 K.

    Ortak: · dava şartı · görev/görevsizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Rekabet yasağının ihlali nedeniyle cezai şart alacağının tahsili

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3664 E. 2017/5937 K.

    Ortak: · görev/görevsizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Rekabet yasağının ihlali nedeniyle cezai şart alacağının tahsili

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10194 E. 2016/7663 K.

    Ortak: · görev/görevsizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

3 benzer karar daha
  • Rekabet yasağının ihlali nedeniyle cezai şart alacağının tahsili

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12296 E. 2015/11445 K.

    Ortak: · görev/görevsizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Sadakat borcu

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11487 E. 2016/8359 K.

    Ortak: · görev/görevsizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1636 E. 2019/959 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/4243 E.  ,  2023/3242 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2020/371 Esas, 2021/858 Karar

HÜKÜM

Davanın usulden reddine

Taraflar arasındaki rekabet yasağının ihlali nedeniyle cezai şart alacağı davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirkette iş sözleşmesi ile çalışan davalının aynı zamanda iş sözleşmesine ek olarak rekabet yasağı ve ticari sır saklama taahhüdüne ilişkin sözleşemeyi de imzaladığını, ancak müvekkil şirketten ayrıldıktan kısa bir süre sonra rakip firmada çalışmaya başladığını, taahhüdünü ve rekabet yasağını ihlal ettiğini ileri sürerek sözleşmede belirtilen cezai şart bedelinin şimdilik 35.000,00 TL'sinin ihlal tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; mahkemenin görevine ilişkin itirazda bulunmuş ve davanın İş Mahkemesinde görülmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Mahkemece Verilen İlk Karar

Mahkemece 13.10.2015 tarih, 2014/1498 E. ve 2015/759 K. sayılı kararı ile davacının talebinin Kanundan doğan haksız rekabet hükümlerine ilişkin olmayıp iş sözleşmesine dayandığı, bu nedenle davanın mutlak ticari dava olarak değerlendirilemeyeceği, iş sözleşmesinin ihtilafın temelini oluşturduğu, bu nedenle 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun (5521 sayılı Kanun) 1 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince iş akdinden doğan uyuşmazlığın iş mahkemelerinde çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle Mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

B. Birinci Bozma Kararı

Dairemizin 20.01.2016 tarih, 2015/14862 E. ve 2016/553 K. sayılı kararıyla davalının rekabet yasağını ihlal ettiği iddia edilen davranışı açık biçimde iş sözleşmesinin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin bulunduğundan, bu davranışın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 444 ve 447 nci maddeleri (mülga 818 sayılı Kanun'un 348 inci maddesi) kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu kapsamda yer alan uyuşmazlıklara ilişkin davaların ise, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) maddesi gereğince mutlak ticari dava niteliği taşıdığı ve açık biçimde asliye ticaret mahkemelerinin görev alanında bulunmasına rağmen, Mahkemece, iş mahkemesinin davaya bakmakla görevli olduğundan bahisle verilen görevsizlik kararının doğru olmadığına işaret edilerek bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin 05.12.2018 tarih, 2016/335 E. ve 2018/1096 K. sayılı kararı ile davalının işten ayrılması sonrası davacının zarara uğradığına ve haksız rekabet yaratacak bilgi ya da sırların nakline imkan tanıdığına yönelik iddiaların ispata muhtaç kaldığı ve tüm dosya kapsamında ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

D. İkinci Bozma Kararı

Dairemizin 13.01.2020 tarih, 2019/1828 E. ve 2020/287 K. sayılı kararıyla mahkemece taraflar arasındaki rekabet yasağına ilişkin sözleşme hükmünün 6098 sayılı Kanun'un 445 inci maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde değerlendirilip, tartışılarak bir sonuca gidilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.

E. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'dan sonra yürürlüğe giren ve özel nitelikte olan 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nda (7036 sayılı Kanun) iş sözleşmesinin devamı veya sona ermesinden sonra açılan davalar ayırımı yapılmamış olup aksine iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden doğan her türlü uyuşmazlığın iş mahkemelerinde görüleceğinin düzenlendiği, İş Mahkemeleri Kanunu ile işçi ve işveren arasında iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden doğan uyuşmazlıkları çözme görevinin iş mahkemesine verilmiş olmasının, 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinde belirtilen ticari davalara bakma görevinin ticaret mahkemelerine ait olduğunu belirten 5 inci maddedeki 'aksine hükmü' öngören bir düzenleme olduğunu, huzurdaki davada iş sözleşmesi kapsamında bordrolu çalışan/işçi pozisyonundaki davalının rekabet etmeme taahhüdüne aykırı davranılması sebebine dayalı cezai şart isteminin davaya konu edildiği, bu hali ile uyuşmazlığın İş Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği gerekçesiyle Mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 6098 sayılı Kanun'un 444 ve 447 nci maddelerinden doğan rekabet yasağının ihlaline dair uyuşmazlıklara bakma görevinin 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gereğince aynı Kanun'un 5 inci maddesi uyarınca Ticaret Mahkemelerine ait olacağını, dosya kapsamında Mahkemece verilen görevsizlik kararının ilk bozma ilamı ile görevli mahkemenin ticaret mahkemeleri olduğu tespit edilerek bozulmuş ve böylece görevsizlik ile ilgili ihtilaf ortadan kaldırılmasına rağmen işbu davayı ikame ettikleri 2014 yılından 7 yıl sonra üçüncü yargılama aşamasında tekrar görevsizlik kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, rekabet yasağına ilişkin normun koruma amacının yatırım yapmak ve risk almak suretiyle kurulan ticari işletmelerin zaman içinde emek ve masraf ile elde ettiği bilgi ve birikimi korumak olduğunu, ticaret hayatına özgü, kişinin ekonomik özgürlüğü ve ticaret hayatına katılmasına yönelik olan bu hususların ticari dava kapsamında incelenmesi gerektiğini, ticari sır, iş sırrı, üretim sırrı, müşteri çevresi gibi gizli ve ekonomik değer ifade eden bilgilerin ve tacir sıfatına bağlanan hak ve yükümlülüklerin işçi-işveren sıfatları ve iş ilişkisi ile ilgisi olmadığını, tarafların hizmet akdi sona ermesini takiben işçi-işveren sıfatını taşımadıkları ve taraflar arasındaki ilişkinin artık iş ilişkisi kapsamında nitelendirilemeyeceği ni, 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin uygulanacağını, zira görevin kanunla düzenlendiğini ve kamu düzenine ilişkin olduğunu, yasa koyucunun sonraki hüküm olan 7036 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ne lafzında ne de gerekçesinde aksi yönde bir irade ortaya koymadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, davalının işten ayrılması sonrasında rekabet yasağının ihlali nedeniyle cezai şart alacağı istemine ilişkindir. Uyuşmazlığın yargılama sırasında 25.10.2017 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 7036 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki “iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü uyuşmazlığın iş mahkemelerinde görüleceği” şeklindeki düzenlemenin rekabet yasağı nedeniyle açılan cezai şart istemine ilişkin davaları da kapsamına alıp almadığı, bir başka deyişle konuyla ilgili uyuşmazlıklara bakmakla görevli mahkemenin tayininde 7306 sayılı Kanun ile 6102 sayılı Kanun arasında bir hüküm çatışması bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.

2. İlgili Hukuk

6102 sayılı Kanun'un 4 ve 5 inci maddeleri, 7036 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi, 6098 sayılı Kanun'un 444 ve 447 nci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.

25. 10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun “Görev” kenar başlıklı 5 inci maddesi gerekçesinde de açıkça belirtildiği üzere, İş Mahkemeleri’nin görev alanını 5521 sayılı Kanun hükmüne nazaran genişletmiş, 6098 sayılı Kanun’da hizmet sözleşmesine tabi işçilerin, işverenleri ile “iş ilişkisi” nedeniyle sözleşme ve kanundan doğan hukuk uyuşmazlıklarını da iş mahkemelerinin görevi kapsamına almıştır. Ancak, rekabet yasağına ilişkin 6098 sayılı Kanun'un 444 üncü ve devamı maddelerinde düzenlenen hükümler, doğrudan hizmet sözleşmesinin bir unsuru olarak görülemeyeceği gibi rekabet yasağının işçi-işveren arasındaki hizmet sözleşmesinin ve buna bağlı olarak iş ilişkisinin sona ermesinden sonra hüküm ifade edecek mahiyette olması, işçinin tek taraflı bir taahhüdü suretiyle de oluşturulması mümkün bulunmakla, rekabet yasağının ihlali halinde ortaya çıkacak uyuşmazlıkların iş ilişkisinden yahut hizmet sözleşmesinden kaynaklandığı kabul edilemez.

2. Somut olayda davacı, davalının davacı şirketteki hizmet ilişkisi sona erdikten sonra rakip firmada çalışmaya başladığını ve rekabet yasağını ihlal ettiğini ileri sürerek cezai şart isteminde bulunmuş olup davaya dayanak alınan taahhüt iş sözleşmesinin sona ermesi halinde yapılmaması gereken bir hususa ilişkin olmakla, iş hukukunun düzenleme alanı dışında kalmaktadır. Öyle ki, işçinin bizatihi hizmet sözleşmesinden ve buna bağlı olarak oluşan iş (hizmet) ilişkisinden kaynaklanan rekabet etmeme ve işverene ait sırları saklama yükümlülüğü, 6098 sayılı Kanun'un 396 ncı maddesinde tanımlanan ve kanundan kaynaklanan işçinin özen ve sadakat borcu ile ilişkili olup 6098 sayılı Kanun'un 444 üncü maddesinde tanımı yapılan ve taraf iradesine bağlı olarak ortaya çıkan rekabet etmeme taahhüdü (rekabet yasağı) ise, açıklanan bu karakteri nedeniyle, işçinin kanundan kaynaklanan özen ve sadakat yükümlülüğünün bir devamı yahut işçinin bu borcunun, sözleşme sona erdikten sonra da devamına olanak sağlayan bir düzenleme niteliğinde değildir.

Nitekim, işçinin hizmet ilişkisinin sona ermesinden sonraya ilişkin sır saklama yükümlülüğü, 6098 sayılı Kanun'un 396 ncı maddesinin son fıkrasının ikinci cümlesinde özel olarak düzenlenmiş olup doğrudan kanundan kaynaklanan bir yükümlülük niteliğinde bulunmakla, bu yükümlülüğün serbest iradeye dayalı rekabet etmeme taahhüdünden hukuki karakteri itibariyle ayrışmakta olduğu, kanunda birbirinden farklı nitelikteki bu iki kavrama ilişkin hükümlerin, açıklanan ayrışmaya uygun olarak farklı bölümlerde düzenlendiği gözden kaçırılmamalıdır.

3. Bu durumda, 6098 sayılı Kanun'un 444 üncü ve devamı maddelerinde düzenlenen rekabet yasağına ilişkin hükümlerin ve buna bağlı olarak bu yasağın ihlali halinde ortaya çıkacak uyuşmazlıkların, 7306 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında, iş ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlık olarak tanımlanması ve giderek İş Mahkemelerinin görevi kapsamında addedilmesi yerinde bir yaklaşım değildir. 7306 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesi ile 6098 sayılı Kanun'daki rekabet yasağına ilişkin hükümlerin mutlak ticari dava olarak tanımlanmasına ilişkin 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi hükmünün zımnen ilga edilmiş olduğu da ileri sürülemez.

4. Sonuç olarak, kanun koyucunun, mutlak ticari dava niteliğindeki bir davayı, 6102 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinde yazılı “aksine hüküm bulunmadıkça” hükmüne dayalı olarak, ihtisas alanı ve yargılama usulü tümüyle farklı bir mahkemenin görevi kapsamına alması gibi kabul edilemez nitelikteki bir yaklaşımda bulunmasının söz konusu olamayacağı kanaatine varılmakla, hükmün tüm bu nedenlerle bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.

V. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Mahkeme kararının BOZULMASINA,

2. Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

24.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1110985900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.