Rekabet yasağı ihlali | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/9210 E. 2016/4267 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 626↗ azil↗ ttk 547↗ şirket müdürlüğü↗ rekabet yasağı↗ aktif husumet ehliyeti↗ şirket müdürü↗ aktif husumet↗ husumet ehliyeti↗ oy yasağı↗ olumsuz oy↗ muvafakat↗ taraf ehliyeti↗ limited şirket↗ maddi tazminat↗ haksız rekabet↗ ibraz↗ temsil↗ teslim↗ husumet↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraf şirketlerin aynı alanda faaliyet gösterdiği, şirketlerin dava konusu dönem için defterlerini ibraz etmedikleri, davacı tarafından iddialarına dayanak somut bir delil sunulmadığı, haksız rekabetin meydana geldiğine ve davacının zarar gördüğüne ilişkin bir kanaate ulaşılamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-) Dava, davalı şirket müdürlerinin davalı şirketi kurarak rekabet yasağı ve bağlılık yükümüne aykırı hareket ettiklerinin tespiti, gerçek kişi davalıların davacı şirket müdürlüğünden azilleri, tüm davalıların rekabet yasağına aykırı hareketleri nedeniyle maddi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, bu davada davacı şirketin ortağı ve temsilcisi olan davacı ...'nin aktif husumete ehliyeti yoktur. Bu durumda, mahkemece, davacı ... tarafından açılan davanın da, haksız rekabetin meydana geldiğine ve zararın doğduğuna ilişkin delil sunulmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi doğru değil ise de sonucu itibariyle doğru olan ret kararının, 1086 sayılı HUMK'nın 438/son maddesi gereğince değişik bu gerekçe ile onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2-) Davacı şirket, davalı ... ve ...'ın davacı şirkette ortak ve müdür oldukları halde, davalı şirketi kurarak rekabet yasağına aykırı davrandıklarını iddia etmiştir. Davalı şirketin kuruluş tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 547'nci maddesinde müdür olan bir ortağın, diğer ortakların muvafakati olmadan şirketin uğraştığı ticaret dalında ne kendi ve ne de başkası hesabına iş göremeyeceği gibi başka bir işletmeye mesuliyeti tahdit edilmemiş ortak, komanditer ortak veya limited şirketin azası sıfatiyle iştirak dahi edemeyecekleri hüküm altına alınmıştır. Gerçek kişi davalıların davacı şirkette müdür sıfatları bulunduğu sırada davacı şirketi kurdukları sabit olup davalı şirketin, davacı şirket ile aynı alanda faaliyet gösterdiği uyuşmazlık dışıdır. Bu durumda davalı müdürlerin 6762 sayılı TTK'nın 547 (6102 sayılı TTK'nın 626)nci maddesi uyarınca rekabet yasağına aykırı davrandıkları sabit olup davalıların daha sonra hem davalı şirketin hem de davacı şirketin ortaklık ve müdürlüklerinden ayrılmalarının rekabet yasağının ihlal edilmesine etkisi bulunmadığı gibi dava 02.10.2012 tarihinde açıldığı ve davalı gerçek kişilerin davalı şirketteki hisselerini 09.10.2012 tarihinde dava dışı Hüseyin Bayraktar'a devrederek davalı şirketten ayrıldıkları halde mahkemece hisselerin davadan önce devredildiğinin kabul edilmesi de yerinde görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3-) Ayrıca, davacı şirket, davalıların haksız rekabeti ile zarara uğradığını iddia etmiş ve maddi tazminatın tahsilini istemiştir. Mahkemece, görüşüne başvurulan bilirkişi heyeti dava konusu dönemlere ait defterlerin her iki şirket tarafından sunulmadığından bu yönde bir inceleme yapılamadığını belirtmiştir. Ancak, davacılar vekili, davacı şirket defterlerinin müdür sıfatları da bulunan davalılara teslim edildiğini ileri sürmüş, buna ilişkin olduğunu ileri sürdüğü bir tutanağı da ibraz etmiştir. Bu durumda, mahkemece, davacı şirketin bu iddiası üzerinde durulup dayanak delillerini sunması için davacı şirkete süre verilmesi, ayrıca davalı şirketin defterleri yönünden 6100 sayılı HMK'nın 219 vd. maddeleri uyarınca işlem yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken davacı ve davalı şirketlerin defterlerini sunmadığından somut belirleme yapılamadığı gerekçesiyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi yerinde görülmemiş, kararın bozulmasını gerektirmiştir.
4-) Yine, davacı şirket, davalı gerçek kişilerin müdürlükten azillerini istediği halde bu talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi doğru olmamış, kararın bu yönden de bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Rekabet yasağı ihlali | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/5002 E. 2020/3405 K.
Ortak:şirket müdürlüğü · rekabet yasağı · şirket müdürü · oy yasağı · maddi tazminat · temsil · teslim · e-defter · Rekabet yasağı ihlali | Tazminat
İncelediğiniz kararda1-) Dava, davalı «şirket müdürlerinin» davalı şirketi kurarak «rekabet yasağı» ve bağlılık yükümüne aykırı hareket ettiklerinin tespiti, gerçek kişi davalıların davacı «şirket müdürlüğünden» azilleri, tüm davalıların rekabet yasağına aykırı hareketleri nedeniyle «maddi tazminatın» tahsili istemine ilişkin olup, bu davada davacı şirketin ortağı ve «temsilcisi» olan davacı ...'nin «aktif husumete ehliyeti» yoktur.
2-) Davacı şirket, davalı ... ve ...'ın davacı şirkette ortak ve müdür oldukları halde, davalı şirketi kurarak «rekabet yasağına» aykırı davrandıklarını iddia etmiştir.
Bu durumda davalı müdürlerin 6762 sayılı TTK'nın 547 (6102 sayılı TTK'nın 626)nci maddesi uyarınca «rekabet yasağına» aykırı davrandıkları sabit olup davalıların daha sonra hem davalı şirketin hem de davacı şirketin ortaklık ve müdürlüklerinden ayrılmalarının rekabet yasağının ihl …
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, 20/09/2011 tarihli «ortaklar kurulu» kararı ile her üç ortağın da davacı şirketi münferiden «temsile» yetkili kılındığı, TTK'nın 626/2 maddesine aykırı şekilde, tüm ortakların yazılı «rızası» alınmaksızın, davalılar ... ve...’nın aynı iş kolunda, aynı alanında faaliyet göstermek üzere davalı Anka Analitik...Ltd Ştiyi kurarak «rekabet etmeme yasağına» aykırı davrandıkları, davalıların dava tarihinden sonra davalı şirketteki hisselerini devretmiş olmalarının esasa etkisi bulunmadığını, davalı şirket kayıtlarında davacının bildirdiği 96 şirketin yer almadığı ve davacıların müşterilerini «ayartmaya» çalıştığına dair bir eylemin tespit edilemediğinin yapılan «bilirkişi incelemesi» ile anlaşıldığı, davacının rapora itirazında somut bir gerekçe gösteremediği, davacı şirket «defterlerinin» davalılarda olduğuna dair davacının sunduğu belge içeriğinden «ticari defterlerin» ne zaman, kimin imzasına «teslim» edildiğinin anlaşılamadığı, davacı şirketin 2012 yılında önceki yılların aksine kâr elde etmiş olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı ... ve ...’ın «rekabet yasağı» ve «bağlılık yükümlülüklerine» aykırı davrandıklarının tespitine, davalı şirkete açılan davanın ise reddine, davalılardan talep edilen «maddi tazminatın» reddine, davalıların müdürlük «görevlerinden» azli talebi yönünden yargılama sırasında müdürlük görevlerinin «son» bulmuş olması nazara alınarak konusuz kalan talep hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Dava, davalı «şirket müdürlerinin» davalı şirketi kurarak «rekabet yasağı» ve bağlılık yükümüne aykırı hareket ettiklerinin tespiti, gerçek kişi davalıların davacı «şirket müdürlüğünden» azilleri, tüm davalıların rekabet yasağına aykırı hareketleri nedeniyle «maddi tazminatın» tahsili istemine ilişkindir.
Yapılan yargılama ile gerçek kişi davalıların davacı «şirkette müdür» sıfatları bulunduğu sırada davalı şirketi kurdukları, taraf şirketlerin aynı alanda faaliyet gösterdiği anlaşılmakla davalı gerçek kişilerin «rekabet yasağını» ihlal ettikleri ve davalı şirketin de TTK m.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ayartma · rekabet etmeme yasağı · bağlılık yükümlülüğü · tazmin talebi · ortaklar kurulu kararı · eş rızası · hakkaniyet · bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, 20/09/2011 tarihli «ortaklar kurulu» kararı ile her üç ortağın da davacı şirketi münferiden «temsile» yetkili kılındığı, TTK'nın 626/2 maddesine aykırı şekilde, tüm ortakların yazılı «rızası» alınmaksızın, davalılar ... ve...’nın aynı iş kolunda, aynı alanında faaliyet göstermek üzere davalı Anka Analitik...Ltd Ştiyi kurarak «rekabet etmeme yasağına» aykırı davrandıkları, davalıların dava tarihinden sonra davalı şirketteki hisselerini devretmiş olmalarının esasa etkisi bulunmadığını, davalı şirket kayıtlarında davacının bildirdiği 96 şirketin yer almadığı ve davacıların müşterilerini «ayartmaya» çalıştığına dair bir eylemin tespit edilemediğinin yapılan «bilirkişi incelemesi» ile anlaşıldığı, davacının rapora itirazında somut bir gerekçe gösteremediği, davacı şirket «defterlerinin» davalılarda olduğuna dair davacının sunduğu belge içeriğinden «ticari defterlerin» ne zaman, kimin imzasına «teslim» edildiğinin anlaşılamadığı, davacı şirketin 2012 yılında önceki yılların aksine kâr elde etmiş olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı ... ve ...’ın «rekabet yasağı» ve «bağlılık yükümlülüklerine» aykırı davrandıklarının tespitine, davalı şirkete açılan davanın ise reddine, davalılardan talep edilen «maddi tazminatın» reddine, davalıların müdürlük «görevlerinden» azli talebi yönünden yargılama sırasında müdürlük görevlerinin «son» bulmuş olması nazara alınarak konusuz kalan talep hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Mahkemece davacı şirketin ne şekilde ne kadar zarara uğradığı ortaya konamadığı gerekçesiyle «tazmin talebinin» reddine karar verilmişse de, davalı şirketin kuruluşundan itibaren kâr elde ettiği de dikkate alınarak 6098 sayılı TBK 50. maddesi gereği «hakkaniyete» uygun bir miktar tazminatın hüküm altına alınması gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/13103 E. 2010/4508 K.
Ortak:rekabet yasağı · oy yasağı · muvafakat · limited şirket · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda1-) Dava, davalı «şirket müdürlerinin» davalı şirketi kurarak «rekabet yasağı» ve bağlılık yükümüne aykırı hareket ettiklerinin tespiti, gerçek kişi davalıların davacı «şirket müdürlüğünden» azilleri, tüm davalıların rekabet yasağına aykırı hareketleri nedeniyle «maddi tazminatın» tahsili istemine ilişkin olup, bu davada davacı şirketin ortağı ve «temsilcisi» olan davacı ...'nin «aktif husumete ehliyeti» yoktur.
2-) Davacı şirket, davalı ... ve ...'ın davacı şirkette ortak ve müdür oldukları halde, davalı şirketi kurarak «rekabet yasağına» aykırı davrandıklarını iddia etmiştir.
Davalı şirketin kuruluş tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 547'nci maddesinde müdür olan bir ortağın, diğer ortakların «muvafakati» olmadan şirketin uğraştığı ticaret dalında ne kendi ve ne de başkası hesabına iş göremeyeceği gibi başka bir işletmeye mesuliyeti tahdit edilmemiş ortak, komanditer ortak veya «limited şirketin» azası sıfatiyle iştirak dahi edemeyecekleri hüküm altına alınmıştır.
Benzer bu karardaDava, TTK’nun 547. maddesinde düzenlenen «rekabet yasağına» aykırı davranıldığının tespiti, davalılar tarafından bu yasağa aykırı olarak yapılan işlerin dava dışı ...Vet.Hayvancılık San.
TTK’nun 547. maddesinde "Müdür olan bir ortak, diğer ortakların «muvafakati» olmadan şirketin uğraştığı ticaret dalında ne kendi ve ne de başkası hesabına iş göremeyeceği gibi başka bir işletmeye mesuliyeti tahdid edilmemiş ortak, komanditer ortak veya «limitet şirketin» azası sıfatıyla iştirak dahi edemez.
A.Ş’i kurdukları, her iki şirketin iştigal konularının aynı olduğu, davalı gerçek kişilerin anasözleşme ile davalı şirketin kuruluşunda 2 yıl süre ile «yönetim kurulu» üyesi oldukları sabit olup mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuna karşı davacı vekili 20.02.2008 «havale» tarihli dilekçe ile davalı gerçek kişilerin davalı şirkette fiilen çalıştıkları, kuruluşta yönetim kurulu üyesi oldukları, «rekabet yasağını» ihlal ettikleri yönünde ciddi itirazlar ileri sürmesine rağmen bu hususlar üzerinde değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yapılmamış sayılma · havale · yönetim kurulu kararı
Benzer bu karardaA.Ş’i kurdukları, her iki şirketin iştigal konularının aynı olduğu, davalı gerçek kişilerin anasözleşme ile davalı şirketin kuruluşunda 2 yıl süre ile «yönetim kurulu» üyesi oldukları sabit olup mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuna karşı davacı vekili 20.02.2008 «havale» tarihli dilekçe ile davalı gerçek kişilerin davalı şirkette fiilen çalıştıkları, kuruluşta yönetim kurulu üyesi oldukları, «rekabet yasağını» ihlal ettikleri yönünde ciddi itirazlar ileri sürmesine rağmen bu hususlar üzerinde değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı …
Şti. adına «yapılmış sayılması» ve bu işlerden doğan hak ve menfaatin ...Vet.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12752 E. 2017/798 K.
Ortak:muvafakat · limited şirket · temsil
İncelediğiniz karardaDavalı şirketin kuruluş tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 547'nci maddesinde müdür olan bir ortağın, diğer ortakların «muvafakati» olmadan şirketin uğraştığı ticaret dalında ne kendi ve ne de başkası hesabına iş göremeyeceği gibi başka bir işletmeye mesuliyeti tahdit edilmemiş ortak, komanditer ortak veya «limited şirketin» azası sıfatiyle iştirak dahi edemeyecekleri hüküm altına alınmıştır.
1-) Dava, davalı «şirket müdürlerinin» davalı şirketi kurarak «rekabet yasağı» ve bağlılık yükümüne aykırı hareket ettiklerinin tespiti, gerçek kişi davalıların davacı «şirket müdürlüğünden» azilleri, tüm davalıların rekabet yasağına aykırı hareketleri nedeniyle «maddi tazminatın» tahsili istemine ilişkin olup, bu davada davacı şirketin ortağı ve «temsilcisi» olan davacı ...'nin «aktif husumete ehliyeti» yoktur.
Benzer bu karardaLimited şirketin «temsilcileri» arasında bir hükmi şahıs bulunduğu takdirde, ancak o hükmi şahıs adına «limited şirketin» temsil ve idaresini üzerine almış bulunan hakiki şahıs limited şirketin temsilcisi olarak tescil ve «ilan» edilir. '' Aynı Yasa'nın 545. maddesine göre de ''Mukavelede aksine hüküm olmadıkça ticari mümessiller ile bütün işletmeyi idare salahiyetini haiz olan «ticari vekiller», ancak umumi heyet kararıyla tayin olunabilir.
Bununla beraber her müdür, bunları azletmek salahiyetine sahiptir.'' ve 547. maddesine göre de ''Müdür olan bir ortak, diğer ortakların «muvafakati» olmadan şirketin uğraştığı ticaret dalında ne kendi ve ne de başkası hesabına iş göremeyeceği gibi başka bir işletmeye mesuliyeti tahdit edilmemiş ortak, komanditer ortak veya «limited şirketin» azası sıfatıyla iştirak dahi edemez.
Asıl dava, «limited şirketin» haklı nedenle feshi, feshin kabul edilmemesi halinde davacının şirket ortaklığından ayrılmasına izin, davacıya düşen hisse değeri ile kâr «payı alacağının» tahsili, karşı dava ise, davalının haklı nedenle «ortaklıktan çıkarılması» ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticari vekil · kişilik haklarına saldırı · kâr payı alacağı · ortaklıktan çıkarılma · takipsizlik kararı · kişilik hakları · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davanın «takipsiz» bırakılması ve «yenilenmemesi» nedeniyle «açılmamış sayılmasına», karşı davanın ise, davalı ortağın «ortaklıktan çıkarılmasını» haklı gösterecek iddiaların somut bir şekilde ispatlanamadığı, tanık ifadelerinin duyumdan ibaret olduğu, maddi ve manevi tazminat taleplerinin ise, davalının, davacı şirketten bağımsız olarak kurmuş olduğu şirket adresinin rekabete sebep olmayacak mahalde yer alması ayrıca, davacı iddiaları arasında yer alan zarar edildiğine ilişkin yıllardaki küresel krizin de gözönünde bulundurulması halinde davalının ayrı bir şirket kurmuş olmasının tek başına zarara neden olamayacağı, buna ilişkin iddiaların da diğer iddialar gibi soyut kaldığı ve «kişilik haklarına saldırı» niteliğini taşımadığı gerekçesiyle, asıl «davanın açılmamış sayılmasına», karşı davanın ise, reddine karar verilmiştir.
Asıl dava, «limited şirketin» haklı nedenle feshi, feshin kabul edilmemesi halinde davacının şirket ortaklığından ayrılmasına izin, davacıya düşen hisse değeri ile kâr «payı alacağının» tahsili, karşı dava ise, davalının haklı nedenle «ortaklıktan çıkarılması» ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Limited şirketin «temsilcileri» arasında bir hükmi şahıs bulunduğu takdirde, ancak o hükmi şahıs adına «limited şirketin» temsil ve idaresini üzerine almış bulunan hakiki şahıs limited şirketin temsilcisi olarak tescil ve «ilan» edilir. '' Aynı Yasa'nın 545. maddesine göre de ''Mukavelede aksine hüküm olmadıkça ticari mümessiller ile bütün işletmeyi idare salahiyetini haiz olan «ticari vekiller», ancak umumi heyet kararıyla tayin olunabilir.
Bu yasak, mukaveleye konacak hükümle bütün ortaklara teşmil edilebilir.'' Somut olayda karşı dava yönünden, davalının TTK'nın 547. maddesi kapsamında müdür ya da aynı Yasa’nın 545. maddesi uyarınca işletmeyi idare eden «ticari vekil» mi olduğu hususu üzerinde durularak bir değerlendirme yapılıp, sonucuna göre karar vermek gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/9210 E. , 2016/4267 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25/03/2015 tarih ve 2012/1167-2015/222 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davacı müvekkili ... ile davalı ...'ın davacı şirkette ortak iken davalı ...'ın da katılımıyla 3 ortaklı hale geldiğini, 3 ortağın da münferiden temsil yetkisinin bulunduğunu, ortaklar arasında anlaşmazlığın doğduğunu, ancak müvekkilinin yüksek tempoda çalışmaya devam ettiğini, bilahare davalılar ... ve ...'ın müvekkili şirket ile aynı alanda faaliyet gösteren davalı şirketi 06.02.2012 tarihinde kurduklarının öğrenildiğini, davacı şirketin müşterilerinin ve malvarlığının davalı şirkete yönlendirildiğini, müşterilere de sadece unvan değişikliği yapıldığının söylendiğini, şirket logosunun dahi birebir kullanıldığını, davacı şirket internet sitesinin taklit edildiğini ileri sürerek davalı şirket müdürlerinin rekabet yasağı ve bağlılık yükümüne aykırı davrandıklarının tespitini ve azlini, davalı şirketin faaliyetine son verilmesini, davacı şirket zararının karşılığı olarak şimdilik 30.000 TL'nin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili ıslah dilekçesi ile talebini 35.050,63 TL'ye çıkarmıştır.
Davalılar vekili, müvekkili şirketin unvanından "Elektronik" ibaresinin çıkartılıp yerine "Analitik" ibaresinin eklendiğini, ticaret unvanının terkin edilinceye kadar koruma altında bulunduğunu, şirket adına dava açılması için verilmiş bir ortaklar kurulu kararının bulunmadığını, asıl duyarsız ve sorumsuz davranışları nedeniyle davacının şirketi zarara uğrattığını, ortaklar kurulu toplantılarına katılmaması, kararların alınmaması sebebiyle yatırım yapılamadığını, buna bağlı olarak yeni bir şirketin kurulmasının gerektiğini, logonun davalı ...'a ait olduğunu, davacının ancak hissesi oranında zararını isteyebileceği, böyle bir zararın da doğmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraf şirketlerin aynı alanda faaliyet gösterdiği, şirketlerin dava konusu dönem için defterlerini ibraz etmedikleri, davacı tarafından iddialarına dayanak somut bir delil sunulmadığı, haksız rekabetin meydana geldiğine ve davacının zarar gördüğüne ilişkin bir kanaate ulaşılamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-) Dava, davalı şirket müdürlerinin davalı şirketi kurarak rekabet yasağı ve bağlılık yükümüne aykırı hareket ettiklerinin tespiti, gerçek kişi davalıların davacı şirket müdürlüğünden azilleri, tüm davalıların rekabet yasağına aykırı hareketleri nedeniyle maddi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, bu davada davacı şirketin ortağı ve temsilcisi olan davacı ...'nin aktif husumete ehliyeti yoktur. Bu durumda, mahkemece, davacı ... tarafından açılan davanın da, haksız rekabetin meydana geldiğine ve zararın doğduğuna ilişkin delil sunulmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi doğru değil ise de sonucu itibariyle doğru olan ret kararının, 1086 sayılı HUMK'nın 438/son maddesi gereğince değişik bu gerekçe ile onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2-) Davacı şirket, davalı ... ve ...'ın davacı şirkette ortak ve müdür oldukları halde, davalı şirketi kurarak rekabet yasağına aykırı davrandıklarını iddia etmiştir. Davalı şirketin kuruluş tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 547'nci maddesinde müdür olan bir ortağın, diğer ortakların muvafakati olmadan şirketin uğraştığı ticaret dalında ne kendi ve ne de başkası hesabına iş göremeyeceği gibi başka bir işletmeye mesuliyeti tahdit edilmemiş ortak, komanditer ortak veya limited şirketin azası sıfatiyle iştirak dahi edemeyecekleri hüküm altına alınmıştır. Gerçek kişi davalıların davacı şirkette müdür sıfatları bulunduğu sırada davacı şirketi kurdukları sabit olup davalı şirketin, davacı şirket ile aynı alanda faaliyet gösterdiği uyuşmazlık dışıdır.
Bu durumda davalı müdürlerin 6762 sayılı TTK'nın 547 (6102 sayılı TTK'nın 626)nci maddesi uyarınca rekabet yasağına aykırı davrandıkları sabit olup davalıların daha sonra hem davalı şirketin hem de davacı şirketin ortaklık ve müdürlüklerinden ayrılmalarının rekabet yasağının ihlal edilmesine etkisi bulunmadığı gibi dava 02.10.2012 tarihinde açıldığı ve davalı gerçek kişilerin davalı şirketteki hisselerini 09.10.2012 tarihinde dava dışı Hüseyin Bayraktar'a devrederek davalı şirketten ayrıldıkları halde mahkemece hisselerin davadan önce devredildiğinin kabul edilmesi de yerinde görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3-) Ayrıca, davacı şirket, davalıların haksız rekabeti ile zarara uğradığını iddia etmiş ve maddi tazminatın tahsilini istemiştir. Mahkemece, görüşüne başvurulan bilirkişi heyeti dava konusu dönemlere ait defterlerin her iki şirket tarafından sunulmadığından bu yönde bir inceleme yapılamadığını belirtmiştir. Ancak, davacılar vekili, davacı şirket defterlerinin müdür sıfatları da bulunan davalılara teslim edildiğini ileri sürmüş, buna ilişkin olduğunu ileri sürdüğü bir tutanağı da ibraz etmiştir. Bu durumda, mahkemece, davacı şirketin bu iddiası üzerinde durulup dayanak delillerini sunması için davacı şirkete süre verilmesi, ayrıca davalı şirketin defterleri yönünden 6100 sayılı HMK'nın 219 vd.
maddeleri uyarınca işlem yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken davacı ve davalı şirketlerin defterlerini sunmadığından somut belirleme yapılamadığı gerekçesiyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi yerinde görülmemiş, kararın bozulmasını gerektirmiştir.
4-) Yine, davacı şirket, davalı gerçek kişilerin müdürlükten azillerini istediği halde bu talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi doğru olmamış, kararın bu yönden de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin davacı gerçek kişiye yönelik temyiz itirazlarının reddiyle, davacı ... yönünden verilen kararın HUMK'nın 438/son. maddesi uyarınca gerekçesi değiştirilerek ONANMASINA, (2), (3) ve (4) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı .... yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18/04/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/220297200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz