Ticari vekil
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/12752 E. 2017/798 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticari vekil↗ kişilik haklarına saldırı↗ kâr payı alacağı↗ ttk 547↗ ortaklıktan çıkarılma↗ takipsizlik kararı↗ kişilik hakları↗ davanın açılmamış sayılması↗ açılmamış sayılma↗ muvafakat↗ yenileme↗ limited şirket↗ kâr payı↗ maddi ve manevi tazminat↗ ilan↗ eksik inceleme↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davanın takipsiz bırakılması ve yenilenmemesi nedeniyle açılmamış sayılmasına, karşı davanın ise, davalı ortağın ortaklıktan çıkarılmasını haklı gösterecek iddiaların somut bir şekilde ispatlanamadığı, tanık ifadelerinin duyumdan ibaret olduğu, maddi ve manevi tazminat taleplerinin ise, davalının, davacı şirketten bağımsız olarak kurmuş olduğu şirket adresinin rekabete sebep olmayacak mahalde yer alması ayrıca, davacı iddiaları arasında yer alan zarar edildiğine ilişkin yıllardaki küresel krizin de gözönünde bulundurulması halinde davalının ayrı bir şirket kurmuş olmasının tek başına zarara neden olamayacağı, buna ilişkin iddiaların da diğer iddialar gibi soyut kaldığı ve kişilik haklarına saldırı niteliğini taşımadığı gerekçesiyle, asıl davanın açılmamış sayılmasına, karşı davanın ise, reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı-karşı davacı şirket vekili temyiz etmiştir.
Asıl dava, limited şirketin haklı nedenle feshi, feshin kabul edilmemesi halinde davacının şirket ortaklığından ayrılmasına izin, davacıya düşen hisse değeri ile kâr payı alacağının tahsili, karşı dava ise, davalının haklı nedenle ortaklıktan çıkarılması ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda karşı davanın tazminat talep şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş ise de, asıl davada davacı-karşı davada davalının, ... Belediye Başkanlığı İktisat ve Kü’şat Müdürlüğü’nün 2004/234 no’lu mesul müdür belgesi ile şirketin mesul müdürü olduğu anlaşılmaktadır.
6762 sayılı TTK’nın 540. maddesi uyarınca ''Aksi kararlaştırılmış olmadıkça, ortaklar hep birlikte müdür sıfatıyla şirket işlerini idareye ve şirketi temsile mezun ve mecburdurlar. Şirket mukavelesi veya umumi heyet kararı ile şirketin idare ve temsili ortaklardan bir veya birkaçına bırakılabilir. Kuruluştan sonra şirkete giren ortaklar, bu hususta umumi heyetin ayrı bir kararı olmadıkça, idare ve temsile mezun ve mecbur değildirler. Limited şirketin temsilcileri arasında bir hükmi şahıs bulunduğu takdirde, ancak o hükmi şahıs adına limited şirketin temsil ve idaresini üzerine almış bulunan hakiki şahıs limited şirketin temsilcisi olarak tescil ve ilan edilir. '' Aynı Yasa'nın 545. maddesine göre de ''Mukavelede aksine hüküm olmadıkça ticari mümessiller ile bütün işletmeyi idare salahiyetini haiz olan ticari vekiller, ancak umumi heyet kararıyla tayin olunabilir. Bununla beraber her müdür, bunları azletmek salahiyetine sahiptir.'' ve 547. maddesine göre de ''Müdür olan bir ortak, diğer ortakların muvafakati olmadan şirketin uğraştığı ticaret dalında ne kendi ve ne de başkası hesabına iş göremeyeceği gibi başka bir işletmeye mesuliyeti tahdit edilmemiş ortak, komanditer ortak veya limited şirketin azası sıfatıyla iştirak dahi edemez. Bu yasak, mukaveleye konacak hükümle bütün ortaklara teşmil edilebilir.'' Somut olayda karşı dava yönünden, davalının TTK'nın 547. maddesi kapsamında müdür ya da aynı Yasa’nın 545. maddesi uyarınca işletmeyi idare eden ticari vekil mi olduğu hususu üzerinde durularak bir değerlendirme yapılıp, sonucuna göre karar vermek gerekirken, eksik incelemeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/15545 E. 2017/2667 K.
Ortak:ticari vekil · limited şirket · temsil
İncelediğiniz karardaLimited şirketin «temsilcileri» arasında bir hükmi şahıs bulunduğu takdirde, ancak o hükmi şahıs adına «limited şirketin» temsil ve idaresini üzerine almış bulunan hakiki şahıs limited şirketin temsilcisi olarak tescil ve «ilan» edilir. '' Aynı Yasa'nın 545. maddesine göre de ''Mukavelede aksine hüküm olmadıkça ticari mümessiller ile bütün işletmeyi idare salahiyetini haiz olan «ticari vekiller», ancak umumi heyet kararıyla tayin olunabilir.
Asıl dava, «limited şirketin» haklı nedenle feshi, feshin kabul edilmemesi halinde davacının şirket ortaklığından ayrılmasına izin, davacıya düşen hisse değeri ile kâr «payı alacağının» tahsili, karşı dava ise, davalının haklı nedenle «ortaklıktan çıkarılması» ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
6762 sayılı TTK’nın 540. maddesi uyarınca ''Aksi kararlaştırılmış olmadıkça, ortaklar hep birlikte müdür sıfatıyla şirket işlerini idareye ve şirketi «temsile» mezun ve mecburdurlar.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; davalının şirketi «temsile» yetkili olduğu dönemde TTK ve Vergi Usul Kanunu hükümlerine aykırı olan işlemler gerçekleştirdiği, şirketin davalının şahsi borçları ve davalının ortağı olduğu dava dışı şirketin borçları için «kefil» gösterildiği, bu nedenle şirketin borca batık hale geldiği, dolayısıyla davanın açıldığı tarih itibariyle davacının davalının «şirket müdürlüğünden» azlini istemekte haklı olduğu, ancak davalının şirket müdürlüğü görevine 04/07/2005 tarihli şirket ana sözleşmesi ile 5 yıllığına seçildiği ve görev süresinin dava tarihinden sonra 04/07/2010 tarihinde sona erdiği, böylece müdürlük görevinden «azil» talebine ilişkin davanın konusuz kaldığı, 6762 sayılı TTK'nın 545. maddesi gereğince, mukavelede aksine hüküm olmadıkça ticari mümessiller ile bütün işletmeyi idare salahiyetini haiz olan ticari vekillerin ancak umumi heyet kararıyla tayin olunabileceği, bu nedenle davacının kendisinin şirket yetkilisi olarak seçilmesi talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle «şirket müdürünün azli» hususundaki davanın konusuz kalmış olması nedeniyle esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» ve davacının şirket yetkilisi olarak seçilmesi talebinin reddine karar verilmiştir.
2- Dava, haklı nedenlerle iki ortaklı «limited şirket müdürünün azli» ve diğer ortağın «şirket müdürü» olarak atanması istemlerine ilişkindir.
Ancak, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 540. maddesi uyarınca “Aksi kararlaştırılmış olmadıkça, ortaklar hep birlikte müdür sıfatıyla şirket işlerini idareye ve şirketi «temsile» mezun ve mecburdurlar.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket müdürünün azli · limited şirket müdürü · şirket müdürünün azli · azil · şirket müdürlüğü · şirket müdürü · kefil · yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; davalının şirketi «temsile» yetkili olduğu dönemde TTK ve Vergi Usul Kanunu hükümlerine aykırı olan işlemler gerçekleştirdiği, şirketin davalının şahsi borçları ve davalının ortağı olduğu dava dışı şirketin borçları için «kefil» gösterildiği, bu nedenle şirketin borca batık hale geldiği, dolayısıyla davanın açıldığı tarih itibariyle davacının davalının «şirket müdürlüğünden» azlini istemekte haklı olduğu, ancak davalının şirket müdürlüğü görevine 04/07/2005 tarihli şirket ana sözleşmesi ile 5 yıllığına seçildiği ve görev süresinin dava tarihinden sonra 04/07/2010 tarihinde sona erdiği, böylece müdürlük görevinden «azil» talebine ilişkin davanın konusuz kaldığı, 6762 sayılı TTK'nın 545. maddesi gereğince, mukavelede aksine hüküm olmadıkça ticari mümessiller ile bütün işletmeyi idare salahiyetini haiz olan ticari vekillerin ancak umumi heyet kararıyla tayin olunabileceği, bu nedenle davacının kendisinin şirket yetkilisi olarak seçilmesi talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle «şirket müdürünün azli» hususundaki davanın konusuz kalmış olması nedeniyle esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» ve davacının şirket yetkilisi olarak seçilmesi talebinin reddine karar verilmiştir.
2- Dava, haklı nedenlerle iki ortaklı «limited şirket müdürünün azli» ve diğer ortağın «şirket müdürü» olarak atanması istemlerine ilişkindir.
TTK hükümleri gereğince mahkemenin «limited şirkete müdür» atamaya yönelik «yetkisinin» bulunmaması karşısında, davacının şirkete müdür atanma talebinin reddi doğru ise de, bu talebin açıklanan gerekçe ile reddi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, şirket müdürünün ana sözleşme ile beş yıllığına atandığı ve dava tarihinden sonra görev süresinin dolduğu gerekçesiyle «şirket müdürünün azli» yönünden davanın konusuz kaldığından bahisle karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/13103 E. 2010/4508 K.
Ortak:muvafakat · limited şirket
İncelediğiniz karardaBununla beraber her müdür, bunları azletmek salahiyetine sahiptir.'' ve 547. maddesine göre de ''Müdür olan bir ortak, diğer ortakların «muvafakati» olmadan şirketin uğraştığı ticaret dalında ne kendi ve ne de başkası hesabına iş göremeyeceği gibi başka bir işletmeye mesuliyeti tahdit edilmemiş ortak, komanditer ortak veya «limited şirketin» azası sıfatıyla iştirak dahi edemez.
Asıl dava, «limited şirketin» haklı nedenle feshi, feshin kabul edilmemesi halinde davacının şirket ortaklığından ayrılmasına izin, davacıya düşen hisse değeri ile kâr «payı alacağının» tahsili, karşı dava ise, davalının haklı nedenle «ortaklıktan çıkarılması» ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Limited şirketin «temsilcileri» arasında bir hükmi şahıs bulunduğu takdirde, ancak o hükmi şahıs adına «limited şirketin» temsil ve idaresini üzerine almış bulunan hakiki şahıs limited şirketin temsilcisi olarak tescil ve «ilan» edilir. '' Aynı Yasa'nın 545. maddesine göre de ''Mukavelede aksine hüküm olmadıkça ticari mümessiller ile bütün işletmeyi idare salahiyetini haiz olan «ticari vekiller», ancak umumi heyet kararıyla tayin olunabilir.
Benzer bu karardaTTK’nun 547. maddesinde "Müdür olan bir ortak, diğer ortakların «muvafakati» olmadan şirketin uğraştığı ticaret dalında ne kendi ve ne de başkası hesabına iş göremeyeceği gibi başka bir işletmeye mesuliyeti tahdid edilmemiş ortak, komanditer ortak veya «limitet şirketin» azası sıfatıyla iştirak dahi edemez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yapılmamış sayılma · rekabet yasağı · oy yasağı · havale · yönetim kurulu kararı · haksız rekabet
Benzer bu karardaA.Ş’i kurdukları, her iki şirketin iştigal konularının aynı olduğu, davalı gerçek kişilerin anasözleşme ile davalı şirketin kuruluşunda 2 yıl süre ile «yönetim kurulu» üyesi oldukları sabit olup mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuna karşı davacı vekili 20.02.2008 «havale» tarihli dilekçe ile davalı gerçek kişilerin davalı şirkette fiilen çalıştıkları, kuruluşta yönetim kurulu üyesi oldukları, «rekabet yasağını» ihlal ettikleri yönünde ciddi itirazlar ileri sürmesine rağmen bu hususlar üzerinde değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı …
Dava, TTK’nun 547. maddesinde düzenlenen «rekabet yasağına» aykırı davranıldığının tespiti, davalılar tarafından bu yasağa aykırı olarak yapılan işlerin dava dışı ...Vet.Hayvancılık San.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı taraf, davalıların TTK’nun 547. maddesine göre «haksız rekabette» bulunduklarını ileri sürmüş ise de ...Vet Ltd.Şti. anasözleşmesinde yönetimdeki kişilerin ...
Fen A.Ş’i kurmaları ve yönetici olarak bulunmalarına engel halin olmadığı, TTK’nun 547. maddesi anlamında «haksız rekabetin» unsurunun oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/7013 E. 2013/22411 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt tarihi · reeskont faizi · ıslah · tacir · yasal faiz · temerrüt · zamanaşımı
Benzer bu kararda… nusu fotoğrafın eser mahiyetinde olduğu ve izin alınmadan davalı tarafından yayınlandığı, FSEK 68 f-1 uyarınca söz konusu fotoğrafın değerinin 3.500 TL olduğu, aynı «zamanada» davacının manevi haklarından olan umuma arz yetkisi de ihlal edildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile FSEK 68/3 uyarınca 10.500 TL'nin 10.000 TL'sına «temerrüt tarihi» olan 08/08/2011 tarihinden, 500 TL'sına «ıslah» tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle ve 3.000 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmiştir.
2-Ancak; davalı taraf «tacir» olmadığından mahkemece «yasal faize» hükmedilmesi gerekirken «reeskont faize» hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de, anılan hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK'un 438/7 maddesi uyarınca kararın düzelterek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/12752 E. , 2017/798 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/06/2015 tarih ve 2013/68-2015/558 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı karşı davacı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı-karşı davalı vekili, müvekkilinin davalı şirketin % 12,5 oranında hissedarı olduğunu, diğer davalıların da ortak, davalılardan ... ve ...’ın aynı zamanda müdür olduklarını, müvekkilinin hiçbir sebep yokken diğer ortaklar tarafından dışlandığını, şirkete ait defter ve kayıtların kendisine gösterilmediğini, kâr dağıtımı yapılması gerekirken yapılmadığını, müvekkilini şirketten uzaklaştırmaya çalıştıklarını ileri sürerek, davalı şirketin fesih ve tasfiyesine, tasfiye payının müvekkiline ödenmesine, bu talebin kabul edilmemesi halinde, müvekkilinin şirket ortaklığından ayrılmasına izin verilmesine ve şirket varlığının hüküm tarihindeki rayiç değeri üzerinden müvekkiline düşen hisse değerinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 10.000,00 TL’sinin ve yine kâr payı alacağına mahsuben şimdilik, 10.000 TL‘nin avans faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiş, karşı davanın ise, reddini istemiştir.
Davalı-karşı davacı vekili, asıl davanın reddini istemiş, karşı davada ise, davalının ortaklıktan çıkma değil, çıkarılma şartlarının gerçekleştiğini zira, işletme şefi olarak tüm müşterilerle muhatap olduğunu ve müşterileri ve müvekkili şirkette çalışanları kendisinin açtığı lokantaya yönlendirdiğini, kötüniyetli davranışlarda bulunduğunu, şirkete kayyum atanacağı ve daha sonra da tasfiyeye girerek kapanacağına dair söylemlerde bulunduğunu, müvekkilini maddi ve manevi zarara uğrattığını ileri sürerek, davalının ortaklıktan çıkarılmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik yoksun kalınan kâr için 1.000,00 TL maddi tazminat ile 10.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Diğer davalılar, asıl davanın reddini, karşı davanın ise kabulü ile, karşı davalının ortaklıktan çıkarılmasını talep etmişlerdir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davanın takipsiz bırakılması ve yenilenmemesi nedeniyle açılmamış sayılmasına, karşı davanın ise, davalı ortağın ortaklıktan çıkarılmasını haklı gösterecek iddiaların somut bir şekilde ispatlanamadığı, tanık ifadelerinin duyumdan ibaret olduğu, maddi ve manevi tazminat taleplerinin ise, davalının, davacı şirketten bağımsız olarak kurmuş olduğu şirket adresinin rekabete sebep olmayacak mahalde yer alması ayrıca, davacı iddiaları arasında yer alan zarar edildiğine ilişkin yıllardaki küresel krizin de gözönünde bulundurulması halinde davalının ayrı bir şirket kurmuş olmasının tek başına zarara neden olamayacağı, buna ilişkin iddiaların da diğer iddialar gibi soyut kaldığı ve kişilik haklarına saldırı niteliğini taşımadığı gerekçesiyle, asıl davanın açılmamış sayılmasına, karşı davanın ise, reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı-karşı davacı şirket vekili temyiz etmiştir.
Asıl dava, limited şirketin haklı nedenle feshi, feshin kabul edilmemesi halinde davacının şirket ortaklığından ayrılmasına izin, davacıya düşen hisse değeri ile kâr payı alacağının tahsili, karşı dava ise, davalının haklı nedenle ortaklıktan çıkarılması ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda karşı davanın tazminat talep şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş ise de, asıl davada davacı-karşı davada davalının, ... Belediye Başkanlığı İktisat ve Kü’şat Müdürlüğü’nün 2004/234 no’lu mesul müdür belgesi ile şirketin mesul müdürü olduğu anlaşılmaktadır.
6762 sayılı TTK’nın 540. maddesi uyarınca ''Aksi kararlaştırılmış olmadıkça, ortaklar hep birlikte müdür sıfatıyla şirket işlerini idareye ve şirketi temsile mezun ve mecburdurlar. Şirket mukavelesi veya umumi heyet kararı ile şirketin idare ve temsili ortaklardan bir veya birkaçına bırakılabilir. Kuruluştan sonra şirkete giren ortaklar, bu hususta umumi heyetin ayrı bir kararı olmadıkça, idare ve temsile mezun ve mecbur değildirler. Limited şirketin temsilcileri arasında bir hükmi şahıs bulunduğu takdirde, ancak o hükmi şahıs adına limited şirketin temsil ve idaresini üzerine almış bulunan hakiki şahıs limited şirketin temsilcisi olarak tescil ve ilan edilir. '' Aynı Yasa'nın 545. maddesine göre de ''Mukavelede aksine hüküm olmadıkça ticari mümessiller ile bütün işletmeyi idare salahiyetini haiz olan ticari vekiller, ancak umumi heyet kararıyla tayin olunabilir.
Bununla beraber her müdür, bunları azletmek salahiyetine sahiptir.'' ve 547. maddesine göre de ''Müdür olan bir ortak, diğer ortakların muvafakati olmadan şirketin uğraştığı ticaret dalında ne kendi ve ne de başkası hesabına iş göremeyeceği gibi başka bir işletmeye mesuliyeti tahdit edilmemiş ortak, komanditer ortak veya limited şirketin azası sıfatıyla iştirak dahi edemez. Bu yasak, mukaveleye konacak hükümle bütün ortaklara teşmil edilebilir.'' Somut olayda karşı dava yönünden, davalının TTK'nın 547. maddesi kapsamında müdür ya da aynı Yasa’nın 545. maddesi uyarınca işletmeyi idare eden ticari vekil mi olduğu hususu üzerinde durularak bir değerlendirme yapılıp, sonucuna göre karar vermek gerekirken, eksik incelemeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı-karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı-karşı davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/318186900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz