Icra dairesinin yetkisi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/15064 E. 2016/5235 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
icra dairesinin yetkisi↗ yetkiye itiraz↗ kesin yetki kuralı↗ kesin yetki↗ ttk 309/4↗ re'sen gözetilme↗ sorumluluk davası↗ şirket merkezi mahkemesi↗ itirazın iptali davası↗ icra takibine itiraz↗ iptal davası↗ yetki↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davanın şirket tarafından yöneticisine karşı açılan sorumluluk davası niteliğinde itirazın iptali davası olduğu, davacı şirketin takip tarihi olan 12/11/2012 tarihinden evvel şirket merkezini İzmir ili, Kemalpaşa ilçesine naklettiği ve takip tarihi itibariyle merkezinin Kemalpaşa ilçesinde bulunduğu, takip konusunda HMK m. 14/2 uyarınca şirket merkezinin bulunduğu yerdeki icra müdürlüğünün kesin yetkili olduğu, bu kesin hükme rağmen davalı aleyhine Kemalpaşa İcra Müdürlüğü'nde takibe girişilmesi gerekirken Ankara İcra Dairesi'nde girişilen takibin, itirazın iptali davası yönünden usulüne uygun bir takip olarak kabul edilemeyeceği, her ne kadar icra takibinde yetkiye itiraz yok ise de m. HMK 19/1 uyarınca bu hususun mahkemece resen dikkate alınacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, önceki şirket yöneticisi aleyhine şirket kasasından harcanan paranın tahsili için girişilen icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece; dava, şirketle ortağı arasındaki sorumluluk davası olarak nitelendirilmiş ve 6100 sayılı HMK'nın 14. maddesi gereğince şirket merkezinin bulunduğu yer icra dairesinin kesin yetkili olduğundan bahisle davanın reddine karar
verilmiştir. Ancak, mahkemece belirtildiği gibi dava, şirketle ortağı arasındaki uyuşmazlıktan kaynaklanmayıp, şirketin, yöneticisi aleyhine açtığı bir alacağın tahsili için girişilen icra takibine itirazın iptali davasıdır. 6102 sayılı TTK m. 561(eski TTK m.309) uyarınca, sorumlular aleyhine şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinde dava açılabilir. Ancak bu kural, alternatif yetki kuralı niteliğinde olup kesin yetki kuralı değildir. Bu nedenle, icra dairesinin yetkisi hususunun re'sen gözetilmesi mümkün olmadığı halde, işin esasına girilerek sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde davanın reddi doğru görülmemiş, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/8605 E. 2011/1462 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tevzi · işbölümü · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · tebligat · iflas · yetkisizlik kararı · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaAsliye Hukuk Mahkemesi dosyasına süresinde yapılmış bir «işbölümü» itirazının bulunmadığı, buna rağmen mahkemece, esasen gönderme kararı mahiyetinde olan «yetkisizlik» kararı vererek dosyanın karar kesinleştiğinde İzmir Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verildiği, taraflarca temyiz edilmeyen kararın 17.06.2008 tarihinde kesinleşmiş ve süresi içinde başvuru yapılarak İzmir Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmiş ise de, verilen karar yetkisizlik değil esasen işbölümü itirazının kabulü kararı olduğundan taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen bu kararın HUMK'nun 193/«son» maddesi uyarınca 10 gün içinde başvuru yapılarak gönderilmesi gerektiği, kararın kesinleştirilmesi sonrasında verilen dilekçe üzerine gönderildiği anlaşılan davanın, HUMK'nun 193/son maddesi gereğince «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin «yetkisizlik» kararı vererek dosyayı İzmir Ticaret Mahkemesi'ne gönderdiği, Kemalpaşa İlçesi'nin 5216 sayılı yasa gereğince İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin sınırları içinde kaldığı, Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu'nun 24.03.2005 tarih 188 sayılı kararına göre İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin sınırları içinde kalan ilçelerde görülmekte olan ve açılacak ticari davalara İzmir Ticaret Mahkemeleri'nde bakılması gerektiği, ancak, «iflas» davaları dışında ticari davaların «işbölümü» itirazı olmadığı müddetçe Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmeye devam edileceğinden Kemalpaşa Asliye Hukuk Mahkemesi'nde de bu davalara bakılabileceği, işbölümü it …
Hukuk Mahkemesi'nin kararı «yetkisizliğe» ilişkin olup, usulünce yapılan «tebligatlar» sonrasında 17.06.2008 tarihinde kesinleşmiş, davacı vekilinin 20.06.2008 tarihli tahrik dilekçesi ile İzmir Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilen dosya yapılan «tevzi» sonrasında kararı veren İzmir Asliye 3.
Bu mahkemece yukarıda yazılı gerekçelerle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiş ise de, Kemalpaşa Asliye 1.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6973 E. 2016/7321 K.
Ortak:kesin yetki kuralı · kesin yetki · re'sen gözetilme · sorumluluk davası · şirket merkezi mahkemesi · yetki · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaAncak bu kural, alternatif «yetki» kuralı niteliğinde olup «kesin yetki kuralı» değildir.
Mahkemece; dava, şirketle ortağı arasındaki «sorumluluk davası» olarak nitelendirilmiş ve 6100 sayılı HMK'nın 14. maddesi gereğince «şirket merkezinin» bulunduğu yer icra dairesinin «kesin» yetkili olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davanın şirket tarafından yöneticisine karşı açılan «sorumluluk davası» niteliğinde «itirazın iptali davası» olduğu, davacı şirketin takip tarihi olan 12/11/2012 tarihinden evvel «şirket merkezini» İzmir ili, Kemalpaşa ilçesine naklettiği ve takip tarihi itibariyle merkezinin Kemalpaşa ilçesinde bulunduğu, takip konusunda HMK m.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacının şirket ortağı aleyhine sorumluluk iddiasında bulunduğu, davacı «şirketin merkezinin» ...'da bulunduğu bu durumda HMK madde 14'te belirtilen «kesin yetki kuralı» gereğince davaya bakma «yetkisinin» ...
Ancak bu kural, madde metninden de anlaşılacağı üzere «seçimlik yetki» kuralı niteliğinde olup «kesin yetki kuralı» değildir.
Ayrıca her ne kadar HMK'nın 14/2. maddesi «kesin yetki kuralını» ihtiva ediyor ise de; madde düzenlemesi özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileri ile sınırlı olmak üzere öngörülmüş olup, ilgili hükmün somut olaya uygulanma imkanı bulunmamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:seçimlik yetki · yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacının şirket ortağı aleyhine sorumluluk iddiasında bulunduğu, davacı «şirketin merkezinin» ...'da bulunduğu bu durumda HMK madde 14'te belirtilen «kesin yetki kuralı» gereğince davaya bakma «yetkisinin» ...
Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi'ne ait olduğu gerekçesiyle, mahkemenin «yetkisizliğine» ve talep halinde dosyasının yetkili ...
Mahkemece; dava, şirketle ortağı arasındaki «sorumluluk davası» olarak nitelendirilmiş ve 6100 sayılı HMK'nın 14. maddesi gereğince «şirket merkezinin» bulunduğu yer mahkemesinin «kesin» yetkili olduğundan bahisle «yetkisizlik» kararı verilmiştir.
Ancak bu kural, madde metninden de anlaşılacağı üzere «seçimlik yetki» kuralı niteliğinde olup «kesin yetki kuralı» değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/7116 E. 2012/14120 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mükerrer ödeme · mükerrerlik · tüzel kişilik · uyuşmazlık konusu · limited şirket · havale · ticaret sicili · haciz
Benzer bu kararda… msenen bilirkişi raporuna göre, Kemalpaşa İcra Müdürlüğü’nün icra takip dosyasında borçlu davalı şirketin, davacı şirketteki taşıma işinden kaynaklanan alacaklarına «haciz» konulduğu, davacı şirketin 4.310,52 TL'yi icra müdürlüğüne yatırdığı, davacının davalı firmaya da 4.321,00 TL «havale» ederek «mükerrer ödeme» yaptığı, dava dışı Ulucak Belediyesi’ne ait olan davalı şirketin, 5747 Sayılı Kanun ile Kemalpaşa Belediyesi’ne katıldığının anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın kabu …
Dava, davalı «limited şirkete» «mükerrer» ödemeden dolayı alacak istemine ilişkin olup mahkemece davanın kabulü ile «uyuşmazlık konusu» alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Bu itibarla, ayrı bir «tüzel kişiliği» haiz «limited şirketin» borcundan dolayı, ortağı olan davalı belediyeye başvurulamayacağı gözetilmeden, her iki davalı yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Ancak, karar tarihinde yürürlükte bulunan 6762 Sayılı TTK'nun 503. ve 532. maddelerindeki düzenlemeye göre, «limited şirket», sermaye ortaklığı olup, ortakların sorumluluğu, koymayı «taahhüt» ettikleri sermaye ile sınırlıdır.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/828 E. 2024/1334 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:takibin durması · yargılama giderinden sorumluluk · tasfiye memurunun sorumluluğu · kira ilişkisi · itirazın kaldırılması · borca itiraz · yasal hasım · icra hukuk mahkemesi
Benzer bu karardaŞti. arasında «kira ilişkisi» bulunduğunu, kira bedellerinin ödenmemesi üzerine Kemalpaşa İcra Müdürlüğünün 2019/1760 E. sayılı dosyası ile tahliye talepli icra takibi başlatıldığını, «borca itiraz» ve «takibin durması» üzerine, «itirazın kaldırılması» talepli olarak Kemalpaşa 2.
CEVAP 1.Asıl davada davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; «ihyası» istenen şirketin 20.08.2021 tarihli genel kurul kararı ile tasfiyeye girdiğini, «tasfiye memuru» olarak ...'ın seçildiğini, 19.08.2022 tarihli genel kurul kararı ile tasfiye işlemlerinin tamamlandığını, 07.09.2022 tarihinde sicilden silindiğini, tasfiyenin kanuna uygun olarak gerçekleştirilmesi ve sona erdirilmesinden «tasfiye memurunun sorumlu» olduğunu, bununla birlikte kurumlarının «yasal hasım» konumunda olduğundan davanın açılmasına sebebiyet vermediklerini, «yargılama giderinden sorumlu» olmayacaklarını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İstinaf Sebepleri Birleşen davada davalı ... istinaf dilekçesinde özetle; «ihyası» istenen şirketin 15.10.2021 tarihinde tasfiyeye giriş yapıp 07.09.2022 tarihinde «terkin» olunduğunu, davacının icra takibi ve «icra hukuk» mahkemesindeki takibi ile davasının haksız olduğunu, bu dava devam ederken şirketin «tasfiye» edilip «sicilden terkin» edildiğini, davacının açtığı haksız takip ve dava nedeniyle şirketin yeniden ihyasını gerektiren bir durum oluşmadığını, birleşen dava yönünden aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu savunarak kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «tasfiye» sürecinde tasfiyenin eksik bırakılmasından ve gereği gibi yapılmamasından davalı «tasfiye memurunun sorumlu» olması ve 6100 sayılı Kanunu'nun 326 ncı maddesinde «yargılama giderlerinin», aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği düzenlemesi nedeniyle mahkemece davalı «tasfiye memuru» aleyhine «harç», yargılama gideri ile vekâlet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı belirtilerek davalı ...'ın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmişt …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/15064 E. , 2016/5235 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ............ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 05/06/2015
Taraflar arasında görülen davada .............. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05/06/2015 tarih ve 2014/1054-2015/444 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ................ tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının, davacı şirketin hissedarı ve yönetim kurulu üyesi olduğunu, davalının şirket muhasebesinin sevk ve idaresiyle, banka hesaplarından para çekme ve harcama yapma yetkisi dahilinde, şirket hesaplarından çekmiş olduğu halde harcanmayan paraları şirkete iade etmediğini, davalının kasa hesabını devrettiği tarihten kasada olması gereken 32.717,34 TL'nin şirkete devredilmediğini, bu paranın iadesinin gerektiğini, bu nedenle aleyhine ............. İcra Müdürlüğü'nün 2012/14268 Esas sayılı icra takibine girişildiğini, davalının haksız ve kötü niyetli olarak borca itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesine talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı itirazında bulunmuş davanın esas ve usulden reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davanın şirket tarafından yöneticisine karşı açılan sorumluluk davası niteliğinde itirazın iptali davası olduğu, davacı şirketin takip tarihi olan 12/11/2012 tarihinden evvel şirket merkezini İzmir ili, Kemalpaşa ilçesine naklettiği ve takip tarihi itibariyle merkezinin Kemalpaşa ilçesinde bulunduğu, takip konusunda HMK m. 14/2 uyarınca şirket merkezinin bulunduğu yerdeki icra müdürlüğünün kesin yetkili olduğu, bu kesin hükme rağmen davalı aleyhine Kemalpaşa İcra Müdürlüğü'nde takibe girişilmesi gerekirken Ankara İcra Dairesi'nde girişilen takibin, itirazın iptali davası yönünden usulüne uygun bir takip olarak kabul edilemeyeceği, her ne kadar icra takibinde yetkiye itiraz yok ise de m.
HMK 19/1 uyarınca bu hususun mahkemece resen dikkate alınacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, önceki şirket yöneticisi aleyhine şirket kasasından harcanan paranın tahsili için girişilen icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece; dava, şirketle ortağı arasındaki sorumluluk davası olarak nitelendirilmiş ve 6100 sayılı HMK'nın 14. maddesi gereğince şirket merkezinin bulunduğu yer icra dairesinin kesin yetkili olduğundan bahisle davanın reddine karar
verilmiştir. Ancak, mahkemece belirtildiği gibi dava, şirketle ortağı arasındaki uyuşmazlıktan kaynaklanmayıp, şirketin, yöneticisi aleyhine açtığı bir alacağın tahsili için girişilen icra takibine itirazın iptali davasıdır. 6102 sayılı TTK m. 561(eski TTK m.309) uyarınca, sorumlular aleyhine şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinde dava açılabilir. Ancak bu kural, alternatif yetki kuralı niteliğinde olup kesin yetki kuralı değildir. Bu nedenle, icra dairesinin yetkisi hususunun re'sen gözetilmesi mümkün olmadığı halde, işin esasına girilerek sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde davanın reddi doğru görülmemiş, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09/05/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/217873000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz