6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Seçimlik yetki

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/6973 E. 2016/7321 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Usul tespitleri

Yetkili mahkeme
yetki/yetkisizlik

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
seçimlik yetki hmk ek 1. madde kesin yetki kuralı kesin yetki ttk 309/4 re'sen gözetilme sorumluluk davası şirket merkezi mahkemesi yetki yetkisizlik kararı kesin hüküm

Atıf yapılan mevzuat: HMK — HMK 14 · TTK — TTK 309TTK 561

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece iddia, savunma toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacının şirket ortağı aleyhine sorumluluk iddiasında bulunduğu, davacı şirketin merkezinin ...'da bulunduğu bu durumda HMK madde 14'te belirtilen kesin yetki kuralı gereğince davaya bakma yetkisinin ... Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi'ne ait olduğu gerekçesiyle, mahkemenin yetkisizliğine ve talep halinde dosyasının yetkili ... Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.

Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.

Dava, önceki şirket yöneticisi aleyhine şirket için harcanmak üzere davalının şahsi hesabına gönderilen para ile şirket kasasından harcanan paranın tahsili için girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece; dava, şirketle ortağı arasındaki sorumluluk davası olarak nitelendirilmiş ve 6100 sayılı HMK'nın 14. maddesi gereğince şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili olduğundan bahisle yetkisizlik kararı verilmiştir. Ancak, mahkemece belirtildiği gibi dava, şirketle ortağı arasındaki uyuşmazlıktan kaynaklanmayıp, şirketin yöneticisi aleyhine açtığı alacağın tahsili için girişilen icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.

6102 sayılı TTK'nın 561. maddesi (mülga 6762 sayılı TTK'nın 309. maddesi ) uyarınca, sorumlular aleyhine şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinde dava açılabilir. Ancak bu kural, madde metninden de anlaşılacağı üzere seçimlik yetki kuralı niteliğinde olup kesin yetki kuralı değildir. Ayrıca her ne kadar HMK'nın 14/2. maddesi kesin yetki kuralını ihtiva ediyor ise de; madde düzenlemesi özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileri ile sınırlı olmak üzere öngörülmüş olup, ilgili hükmün somut olaya uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Bu nedenle, yetki hususunun re'sen gözetilmesi mümkün olmadığı halde, işin esasına girilerek sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken mahkemece yazılı olduğu şekilde yetkisizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş, davacılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4275 E. 2013/20980 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Icra dairesinin yetkisi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/15064 E. 2016/5235 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İtirazın iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/4217 E. 2010/10158 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2016/6973 E.  ,  2016/7321 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada ... Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18/05/2015 tarih ve 2014/2607-2015/442 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacılar vekili, davalının 5 yıllığına şirket müdürü olduğunu, şirket ortaklarından ...'ın hissesini devrinden sonra davalının tek müdür olarak kaldığını, müvekkili davacının şirket tesisleri için davalının ve şirketin hesabına toplam 375.000 TL gönderdiğini, davalının bu paraları şirkete intikal ettirmediğini, bu nedenle davalı aleyhine şikayette bulunulduğunu, bu meblağın tahsili için davalı aleyhine icra takibi başlattıklarını, davalının haksız olarak icra takibine itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile alacağın %40 oranından az olmamak üzere hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı, davaya cevap vermemiştir.

Mahkemece iddia, savunma toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacının şirket ortağı aleyhine sorumluluk iddiasında bulunduğu, davacı şirketin merkezinin ...'da bulunduğu bu durumda HMK madde 14'te belirtilen kesin yetki kuralı gereğince davaya bakma yetkisinin ... Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi'ne ait olduğu gerekçesiyle, mahkemenin yetkisizliğine ve talep halinde dosyasının yetkili ... Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.

Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.

Dava, önceki şirket yöneticisi aleyhine şirket için harcanmak üzere davalının şahsi hesabına gönderilen para ile şirket kasasından harcanan paranın tahsili için girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece; dava, şirketle ortağı arasındaki sorumluluk davası olarak nitelendirilmiş ve 6100 sayılı HMK'nın 14. maddesi gereğince şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili olduğundan bahisle yetkisizlik kararı verilmiştir. Ancak, mahkemece belirtildiği gibi dava, şirketle ortağı arasındaki uyuşmazlıktan kaynaklanmayıp, şirketin yöneticisi aleyhine açtığı alacağın tahsili için girişilen icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.

6102 sayılı TTK'nın 561. maddesi (mülga 6762 sayılı TTK'nın 309. maddesi ) uyarınca, sorumlular aleyhine şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinde dava açılabilir. Ancak bu kural, madde metninden de anlaşılacağı üzere seçimlik yetki kuralı niteliğinde olup kesin yetki kuralı değildir. Ayrıca her ne kadar HMK'nın 14/2. maddesi kesin yetki kuralını ihtiva ediyor ise de; madde düzenlemesi özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileri ile sınırlı olmak üzere öngörülmüş olup, ilgili hükmün somut olaya uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Bu nedenle, yetki hususunun re'sen gözetilmesi mümkün olmadığı halde, işin esasına girilerek sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken mahkemece yazılı olduğu şekilde yetkisizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş, davacılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 19/09/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/329594600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.