Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/8050 E. 2016/3384 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mevduat sözleşmesi↗ bankacılık işlemleri↗ akdi faiz↗ haksız eylem↗ vade↗ fer'i müdahil↗ temerrüt faizi↗ havale↗ yetki↗ avans faizi↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗ husumet↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; usul hükümleri çerçevesinde yapılan değerlendirme neticesinde, davacının mevduatının ..... .... Şubesi'nde olduğu gerekçesiyle yetki; .....'nin hukuken devir alındığı gerekçesiyle husumet ve somut olay yönünden ceza yargılaması söz konusu olduğu gerekçesiyle zamanaşımı süresinin dolduğu savunmalarına itibar edilemeyeceği belirtilmiş, esasa girilerek, davacının ..... .... Şubesi'nde 01/07/2009 tarihinde başlayan hesap hareketleri sonucunda 02/11/2009 tarihi itibarı ile 5.000,00 TL bakiyesi kaldığı ve bu tutarın davacıya ödenmediği gerekçesiyle, 5.000,00 TL'nin 02/11/1999 ila 14/12/1999 tarihleri arasında hesap cüzdanında yazılı olan %85 oranında faizi ile 14/12/1999 tarihinden itibaren ise avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve fer'i müdahil .... vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacı ile davacının parasının havale edildiği off-shore bankası arasında bir akdi ilişki bulunmadığından, davalı Bankanın sorumluluğunun BK’nın 41 ve 55 ile TTK’nın 336. maddelerinden kaynaklanması ve zamanaşımı süresinin, davacının parasının off-shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı tarihten itibaren işlemeye başlaması nedeniyle, davalı tarafın zamanaşımı savunmasının yerinde olmamasına göre, davalı ..... vekili ile fer'i müdahil .... vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak dava, bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, davacının iradesi davalı Banka çalışanları tarafından fesada uğratılmış ve .....'ye yatırdığı paraları, şeklen .....'ye havale edilmiş ve yeni bir hesap açılmış gibi gösterilmiştir. Diğer bir deyişle somut uyuşmazlıkta, davacının dava dışı off shore bankası ile mevduat sözleşmesi yapmak konusunda bir iradesi mevcut olmayıp, davacıya karşı davalı Banka çalışanlarının bir haksız eylemi söz konusudur. Dolayısıyla davalı Banka, davacının parasının dava dışı off shore bankasına şeklen havale edildiği tarihte temerrüte düşmüş olmaktadır. Yine taraflar arasında mevduat sözleşmesi kurulması yönünde bir anlaşma söz konusu olmadığından, mahkemece tespit edilen davacı alacağına, havale tarihinden itibaren, off shore bankası hesap cüzdanında belirtilen vadeli mevduat faizinin yürütülmesi de mümkün değildir. Aksine bir uygulama, olayın haksız fiilden kaynaklandığına dair mahkeme kabulü ile davacı iddialarıyla da çelişmektedir. Somut uyuşmazlıkta ise mahkemece, davacının off shore bankasına havale edilen parasına, paranın yatırıldığı tarihten vade sonuna kadar akdi faiz, vade sonrasında ise 3095 SK.'nın 2/2. maddesi uyarınca avans faizi yürütülmüştür.
Bu durum karşısında mahkemece, davacı yararına hükmedilen alacağa, 02.11.1999 tarihinden itibaren 3095 SK'nın 2/2. maddesi uyarınca temerrüt faizi yürütülmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı .... vekili ile fer'i müdahil .... yararına bozulması gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK m. 438/son gereği kararın anılan yönden düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14915 E. 2014/4070 K.
Ortak:avans faizi
İncelediğiniz karardaŞubesi'nde 01/07/2009 tarihinde başlayan hesap hareketleri sonucunda 02/11/2009 tarihi itibarı ile 5.000,00 TL bakiyesi kaldığı ve bu tutarın davacıya ödenmediği gerekçesiyle, 5.000,00 TL'nin 02/11/1999 ila 14/12/1999 tarihleri arasında hesap cüzdanında yazılı olan %85 oranında faizi ile 14/12/1999 tarihinden itibaren ise «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta ise mahkemece, davacının off shore bankasına «havale» edilen parasına, paranın yatırıldığı tarihten «vade» sonuna kadar «akdi faiz», vade sonrasında ise 3095 SK.'nın 2/2. maddesi uyarınca «avans faizi» yürütülmüştür.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; toplanan belgelerden, davacınıın zararının karşılanması açısından sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 9.500,00 TL'nin 02.12.1999 tarihinden 22.12.1999 tarihine kadar %83 faiz ile ve bu tarihten itibaren değişen oranlarda «avans faizi» uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline ve davalının harçtan muaf olduğuna karar verilmiştir.
2- Ancak taraflar arasında akdi ilişki olmadığından mahkemece hüküm altına alınan miktarların hesaba yatırıldığı tarihten itibaren «avans faizi» ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken, bankaya el konulduğu tarih olan 22/02/1999 tarihine kadar off shore hesap cüzdanında belirtilen faiz oranının uy …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:borcun üstlenilmesi · feri müdahil
Benzer bu karardaKarar davalı ve «feri müdahil» vekillerince ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı ...Ş. ve «borcu üstlenen» TMSF vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazının reddi gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/772 E. 2014/20049 K.
Ortak:mevduat sözleşmesi · bankacılık işlemleri · akdi faiz · haksız eylem · temerrüt faizi · havale · temerrüt · zamanaşımı · dava şartı · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz kararda… e, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacı ile davacının parasının «havale» edildiği off-shore bankası arasında bir akdi ilişki bulunmadığından, davalı Bankanın sorumluluğunun BK’nın 41 ve 55 ile TTK’nın 336. maddelerinden kaynaklanması ve «zamanaşımı» süresinin, davacının parasının off-shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı tarihten itibaren işlemeye başlaması nedeniyle, davalı tarafın …
2- Ancak dava, «bankacılık işlemlerinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, davacının iradesi davalı Banka çalışanları tarafından fesada uğratılmış ve .....'ye yatırdığı paraları, şeklen .....'ye «havale» edilmiş ve yeni bir hesap açılmış gibi gösterilmiştir.
Diğer bir deyişle somut uyuşmazlıkta, davacının dava dışı off shore bankası ile «mevduat sözleşmesi» yapmak konusunda bir iradesi mevcut olmayıp, davacıya karşı davalı Banka çalışanlarının bir «haksız eylemi» söz konusudur.
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta ise mahkemece, davacının off shore bankasına «havale» edilen parasına, dava tarihine kadar «akdi faiz», dava tarihinden sonra ise 3095 SK.'nın 4/a maddesi uyarınca «temerrüt faizi» yürütülmüştür.
… e, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacı ile davacının parasının «havale» edildiği off-shore bankası arasında bir akdi ilişki bulunmadığından, davalı Bankanın sorumluluğunun BK.’nun 41 ve 55 ile TTK.’nun 336. maddelerinden kaynaklanması ve «zamanaşımı» süresinin, davacının parasının off-shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı tarihten itibaren işlemeye başlaması nedeniyle, davalı tarafın …
2- Ancak dava, «bankacılık işlemlerinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, davacının iradesi davalı Banka çalışanları tarafından fesada uğratılmış ve Sümerbank A.Ş.'ye yatırdığı paraları, şeklen Efektifbank Off-Shore Ltd.'ye «havale» edilmiş ve yeni bir hesap açılmış gibi gösterilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:müdahale talebi · hukuki menfaat · güven kurumu · rücu · protokol · hukuki yarar
Benzer bu karardaA.Ş. vekili, müvekkilinin TMSF tarafından el konulan Sümerbank A.Ş.’nin eski hissedarı ve hakim ortağı olduğunu, davanın kabul edilmesi halinde TMSF ile imzalanan «protokoller» gereğince bankanın/TMSF.’nin Off Shore mudilerine ödemek zorunda kalacağı paralar nedeniyle müvekkiline «rücu» edebileceğini, bu durumdan müvekkilinin «hukuki menfaatinin» etkilenecek olması dolayısıyla davalı yanında fer'i müdahale talebinde «hukuki yararının» olduğunu bildirerek, davaya müdahale isteminde bulunmuştur.
Bu durumda mahkemece, anılan şirketin davalı yanında müdahale talebinde «hukuki yararının» bulunduğu gözetilerek, «müdahale talebinin» kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde gerekçe gösterilmeden müdahale talebinin reddi yönünde hüküm kurulması da doğru görülmemiş, kararın bu nedenle İ..
… alep hakkının bulunduğu, söz konusu bedelin aslında fiilen Kıbrıs'a aktarılmayıp Sümerbank A.Ş.'nin ortaklarına ait bir gurup şirketlerde kredi olarak kullanıldığı, «güven kurumu» olarak faaliyet gösteren bankanın bu durumu bilerek mudilerin bir kısmının hesaplarına yönlendirilmiş olmasından sorumlu oldukları gerekçesiyle davanın kabulü ile 30.990 USD'nin davalıdan (üstlenen sıfatıyla TMSF'den) tahsiline, 12.11.1999 tarihinden itibaren dava tarihine kadar «akdi faiz» ve dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
4- Bozma sebep ve şekline göre, «müdahale talebi» reddedilen ..
-
bankacılık işlemlerinden kaynaklanan zararın, zarar sorumlusu bulunan davalılardan tazmini
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/3062 E. 2014/9317 K.
Ortak:mevduat sözleşmesi · bankacılık işlemleri · akdi faiz · haksız eylem · vade · temerrüt faizi · havale · avans faizi · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaSomut uyuşmazlıkta ise mahkemece, davacının off shore bankasına «havale» edilen parasına, paranın yatırıldığı tarihten «vade» sonuna kadar «akdi faiz», vade sonrasında ise 3095 SK.'nın 2/2. maddesi uyarınca «avans faizi» yürütülmüştür.
2- Ancak dava, «bankacılık işlemlerinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, davacının iradesi davalı Banka çalışanları tarafından fesada uğratılmış ve .....'ye yatırdığı paraları, şeklen .....'ye «havale» edilmiş ve yeni bir hesap açılmış gibi gösterilmiştir.
Diğer bir deyişle somut uyuşmazlıkta, davacının dava dışı off shore bankası ile «mevduat sözleşmesi» yapmak konusunda bir iradesi mevcut olmayıp, davacıya karşı davalı Banka çalışanlarının bir «haksız eylemi» söz konusudur.
Benzer bu karardaBankası'na döviz cinsinden «havale» edilen paralarına, «vade» sonu tarihlerine kadar döviz cinsinden «akdi faiz» yürütülmüş, bulunan toplam meblağlar ise vade sonu tarihlerinde TL'ye dönüştürülerek, toplam meblağlara vade tarihlerinden itibaren «avans faizi» istenmiştir.
Bankası ile «mevduat sözleşmesi» yapmak konusunda bir iradesi mevcut olmayıp, davacıya karşı davalı Banka çalışanlarının bir «haksız eylemi» söz konusudur.
Yine taraflar arasında «mevduat sözleşmesi» kurulması yönünde bir anlaşma söz konusu olmadığından, mahkemece tespit edilen davacı alacağına, «havale» tarihlerinden itibaren, O..
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:güven kuruluşu · vade tarihi · dahili dava
Benzer bu karardaHaksız fiil de «dahil» ticari işlerden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, talep halinde avans türünden «temerrüt faizi» istenebileceği tabii ise de, yukarıda da açıklandığı üzere, «vade tarihlerine» kadar mevduat faizi talep edilmesi, olayın haksız fiilden kaynaklandığına dair dava dilekçesindeki beyanlarla da çeliştiğinden, mümkün değildir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, bankaların bir «güven kuruluşu» olmaları ve vekalet görevini özenle yerine getirmeleri gerektiği, ancak davalı bankanın bu yükümlülüğünü ihlal ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne, toplam 130.795,00 TL'nin 21/01/2000 tarihine kadar «akdi faizi», bu tarihten sonra avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/8016 E. 2016/1375 K.
Ortak:mevduat sözleşmesi · bankacılık işlemleri · haksız eylem · havale · avans faizi · temerrüt · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda2- Ancak dava, «bankacılık işlemlerinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, davacının iradesi davalı Banka çalışanları tarafından fesada uğratılmış ve .....'ye yatırdığı paraları, şeklen .....'ye «havale» edilmiş ve yeni bir hesap açılmış gibi gösterilmiştir.
Diğer bir deyişle somut uyuşmazlıkta, davacının dava dışı off shore bankası ile «mevduat sözleşmesi» yapmak konusunda bir iradesi mevcut olmayıp, davacıya karşı davalı Banka çalışanlarının bir «haksız eylemi» söz konusudur.
Dolayısıyla davalı Banka, davacının parasının dava dışı off shore bankasına şeklen «havale» edildiği tarihte «temerrüte» düşmüş olmaktadır.
Benzer bu karardaBankası ile «mevduat sözleşmesi» yapmak konusunda bir iradesi mevcut olmayıp, davacıya karşı davalı Banka çalışanlarının bir «haksız eylemi» söz konusudur.
Şirketi'ne şeklen «havale» edildiği tarihlerde «temerrüte» düşmüş olmaktadır.
Ayrıca olay tarihi itibariyle uyuşmazlığa uygulanması gereken 818 sayılı BK’nın 104/«son» maddesi uyarınca, geçmiş günler faizine «temerrüt» sebebiyle faiz yürütülemez.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:feri müdahil · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kısmen kabulüne, 12.850 TL'nin 07.10.1999 tarihinden, 200 TL'nin ise 04.11.1999 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline dair verilen kararın davalı banka ve «feri müdahiller» vekillerince temyizi üzerine dairemizce fer'i müdahil... vekilinin katılma yoluyla temyiz isteminin reddine, davalı Banka vekili ile fer'i müdahil... vekilinin tem …
Dosyaya «ibraz» edilen hesap cüzdanı ve hesap dökümanları ile bilirkişi raporundan; davacının 07/10/1999 tarihinde 12.850,00 TL, 04/11/1999 tarihinde 200,00 TL yatırdığı, zaman zaman işleyen faizlerin bir kısmının çekildiği, bir kısmının ise ana paraya eklenerek hesabın temdit edildiği anlaşılmaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/8050 E. , 2016/3384 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24.02.2015 tarih ve 2014/140-2015/93 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve fer'i müdahil .... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi .... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin el konulması öncesinde .....'nin .... Şubesi'ne 5.000,00 TL para yatırdığını, banka çalışanlarının müvekkiline yatırılan para nedeniyle hesap cüzdanının Kıbrıs'tan geleceğini daha sonra gelip alabileceğini söylediklerini, müvekkilinin banka hesap cüzdanını dahi alamadan bankaya el konulduğunu, müvekkilince yapılan araştırma neticesinde yatırdığı paranın davalı tarafından KKTC'de paravan olarak kurulan ..... isimli şirket hesabına aktarıldığının öğrenildiğini, para yatırma sırasında davalı banka çalışanları tarafından bu şirket hakkında yanıltıcı beyan ve telkinlerde bulunulduğunu, bu şirketin kendi şubeleri olduğunu belirtip bankanın logosunun bulunduğu evrakların kullanıldığını, yatırılan paranın devlet güvencesi altında olmadığına ilişkin müvekkiline bilgi verilmediğini, .....
Ağır Ceza Mahkemesi'nce yapılan yargılama neticesinde verilen 29.11.2005 tarihli karar uyarınca ..... yöneticilerinin bankayı aracı kılmak suretiyle dolandırıcılık suçundan yargılanıp mahkum olduklarını, söz konusu eylemler nedeniyle bankanın külli halefi konumunda bulunan davalının sorumlu bulunduğunu ileri sürerek, 5.000,00 TL'nin 02.11.1999 tarihinden 02.02.2000 tarihine kadar %85; bu tarihten itibaren değişen oranlarda kısa vadeli kredilere uygulanan avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ..... vekili, yetki, zamanaşımı, husumet, hak düşürücü süreye ilişkin itirazları yanında .... ile yapılan hisse devrine dair 09.08.2001 tarihli protokol uyarınca borcun asıl sorumlusunun .... olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Fer'i müdahil .... vekili, yetki, zamanaşımı, hak düşürücü süre ve husumete dair itirazlarının yanında, davacının serbest iradesiyle parasını devlet güvencesi altında olmayan off shore hesabına yatırdığını, bu nedenle sonuçlarına katlanması gerektiğini, dava konusu olayda ancak vadesiz mevduat faizine hükmedilebileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Fer'i müdahil OYAK vekili, dava konusu alacağa ilişkin sorumluluğun .... 'ye ait olduğunu, müvekkilinin herhangi biri sorumluluğunun bulunmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; usul hükümleri çerçevesinde yapılan değerlendirme neticesinde, davacının mevduatının ..... .... Şubesi'nde olduğu gerekçesiyle yetki; .....'nin hukuken devir alındığı gerekçesiyle husumet ve somut olay yönünden ceza yargılaması söz konusu olduğu gerekçesiyle zamanaşımı süresinin dolduğu savunmalarına itibar edilemeyeceği belirtilmiş, esasa girilerek, davacının ..... .... Şubesi'nde 01/07/2009 tarihinde başlayan hesap hareketleri sonucunda 02/11/2009 tarihi itibarı ile 5.000,00 TL bakiyesi kaldığı ve bu tutarın davacıya ödenmediği gerekçesiyle, 5.000,00 TL'nin 02/11/1999 ila 14/12/1999 tarihleri arasında hesap cüzdanında yazılı olan %85 oranında faizi ile 14/12/1999 tarihinden itibaren ise avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve fer'i müdahil .... vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacı ile davacının parasının havale edildiği off-shore bankası arasında bir akdi ilişki bulunmadığından, davalı Bankanın sorumluluğunun BK’nın 41 ve 55 ile TTK’nın 336. maddelerinden kaynaklanması ve zamanaşımı süresinin, davacının parasının off-shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı tarihten itibaren işlemeye başlaması nedeniyle, davalı tarafın zamanaşımı savunmasının yerinde olmamasına göre, davalı ..... vekili ile fer'i müdahil .... vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak dava, bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, davacının iradesi davalı Banka çalışanları tarafından fesada uğratılmış ve .....'ye yatırdığı paraları, şeklen .....'ye havale edilmiş ve yeni bir hesap açılmış gibi gösterilmiştir. Diğer bir deyişle somut uyuşmazlıkta, davacının dava dışı off shore bankası ile mevduat sözleşmesi yapmak konusunda bir iradesi mevcut olmayıp, davacıya karşı davalı Banka çalışanlarının bir haksız eylemi söz konusudur. Dolayısıyla davalı Banka, davacının parasının dava dışı off shore bankasına şeklen havale edildiği tarihte temerrüte düşmüş olmaktadır. Yine taraflar arasında mevduat sözleşmesi kurulması yönünde bir anlaşma söz konusu olmadığından, mahkemece tespit edilen davacı alacağına, havale tarihinden itibaren, off shore bankası hesap cüzdanında belirtilen vadeli mevduat faizinin yürütülmesi de mümkün değildir.
Aksine bir uygulama, olayın haksız fiilden kaynaklandığına dair mahkeme kabulü ile davacı iddialarıyla da çelişmektedir. Somut uyuşmazlıkta ise mahkemece, davacının off shore bankasına havale edilen parasına, paranın yatırıldığı tarihten vade sonuna kadar akdi faiz, vade sonrasında ise 3095 SK.'nın 2/2. maddesi uyarınca avans faizi yürütülmüştür.
Bu durum karşısında mahkemece, davacı yararına hükmedilen alacağa, 02.11.1999 tarihinden itibaren 3095 SK'nın 2/2. maddesi uyarınca temerrüt faizi yürütülmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı .... vekili ile fer'i müdahil .... yararına bozulması gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK m. 438/son gereği kararın anılan yönden düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekili ile fer'i müdahil .... vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı Banka vekili ile feri müdahil .... vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hüküm fıkrasının birinci bendinde geçen "-14/12/1999 tarihleri arasında yıllık %85 oranında, 14/12/1999 tarihinden " ibaresinin hüküm fıkrasından çıkarılmak suretiyle düzeltilmesine, kararın düzeltilmiş bu hali ile ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı Banka'ya iadesine, 28.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/217655400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz