Yabancı mahkeme ilamının tenfizi | Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/15002 E. 2016/2870 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihtarat↗ çekince (ihtirazi kayıt)↗ yabancı mahkeme ilamı↗ kesinleşen ilam↗ tanıma↗ usuli kazanılmış hak↗ emredici hüküm↗ ara karar↗ kesin süre↗ üçüncü kişi↗ kazanılmış hak↗ tenfiz↗ tebligat↗ dava sebebi↗ ibraz↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, mahkeme kararının 12.09.2006 tarihinde tebliğ edildiğine ilişkin tebliğ evraklarının kesin süreye rağmen sunulmadığı, keza karar tarihinin 21.08.2006 olduğu dikkate alındığında 12.09.2006 tarihinde... aracılığıyla kararın tebliğinin yapılmasının mümkün olmadığı, yabancı mahkeme kararının... Usul Kanununa göre postaya verilmek suretiyle tebliğ edildiğinin kabulü gerektiği, bu durumda kararın doğrudan posta yolu ile tebliğ yoluna gidilmesi nedeni ile ortada kesinleşmiş bir karar bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, yabancı mahkeme ilamının tenfizi istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Yabancı bir mahkeme kararının tenfizine karar verilebilmesi için yabancı mahkeme kararının usulüne uygun olarak kesinleşmiş olması gerekmektedir. 1965 tarihli Hukuki ve Ticari Konularda Adli ve Gayri Adli Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine... Sözleşmesi'nde sözleşmeye taraf olan ülkeler arasında yapılacak tebligatların hangi makam tarafından ve hangi usul çerçevesinde yerine getirileceği belirlenmiş olup, hem Türkiye Cumhuriyeti hem de ... anılan sözleşmeye taraftır. 1965 tarihli... Sözleşmesi ile kabul edilen istisnai tebligat yöntemlerinden biri de doğrudan posta yolu ile tebligattır. Bu yönteme, sadece sözleşmenin 10. maddesine çekince koymayan ülkeler açısından başvurmak mümkündür. Türkiye, 10. maddedeki tebligat yöntemini kabul etmeyeceğini bu maddeye koyduğu çekince ile belirtmiştir. O halde, yabancı bir mahkeme ilamının kesinleşmesi, ilamın yukarıda anılan Sözleşme hükümlerine uygun biçimde tebliğ edilmiş olmasına bağlıdır.
Davaların kısa zamanda sonuçlandırılması, adaletin bir an önce tecellisi için, taraflarca veya mahkemelerce yapılması gereken bir kısım adli işlemler sürelere bağlanmıştır. Bilindiği üzere bu sürelerin bazılarını kanun bizzat belirlerken bir kısmını işin özelliğine, tarafların durumlarına göre belirlemesi için hakime bırakmıştır. Kanuni süreler açıkça belirtilen ayrıcalıklar dışında kesindir. Bu nedenle karar tarihinde yürürlükte olan HMK’nın 90. maddesinde belirtildiği gibi kanunun tayin ettiği süreler hakim tarafından azaltılıp çoğaltılamaz. Buna karşın, HMK 94. maddesine göre hakimin belirlediği süreler ise kural olarak kesin değildir. Hakim tayin ettiği süre geçtikten sonra da tarafın isteği üzerine yeni bir süre tanıma yoluna da gidebilir. Bu takdirde verilen ikinci süre kesindir. Hakim kendi belirlediği sürenin kesin olduğuna da karar verebilir. Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına usulü kazanılmış hak doğacağı da kuşkusuzdur. Hemen belirtmek gerekir ki, ister kanun, isterse hakim tarafından tayin edilmiş olsun kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak yoktur. Böylece kesin sürenin kaçırılması; o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, bazen davanın kaybedilmesine dahi neden olmaktadır. Bu itibarla, öncelikle, kesin süreye ilişkin ara kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir. Bunun yanında verilen süre yeterli, emredilen işler, gerekli ve yapılabilir nitelik taşımalı, ayrıca hakim süreye uyulmamanın sonuçlarını açıkça anlatmalı, tarafları uyarmalıdır.
Somut olaya gelince, davalı vekilinin kararın usulünce tebliğ edilmediği yönündeki itirazları üzerine davacı vekiline kararın diplomatik yolla tebliğine dair belgeleri sunması için kesin süre ihtaratlı tebligat çıkartılmış, davacı vekilinin kesin süre içerisinde kararın tebliğine dair belgeleri sunmadığı, karar tarihi ile kesinleşme tarihinin yakın olması nedeniyle kararın adi posta yoluyla tebliğ edilmiş kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekiline, kararın tebliğine ilişkin belgeleri ibraz etmesi için iki haftalık kesin süre verilmiş olup yabancı mahkemeye ait kararın tebliğine dair belgelerin sunulması zaman alacağı için verilen iki haftalık kesin süre makul değildir.
Yine, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 221. maddesi uyarınca “Mahkeme, üçüncü kişi veya kurumun elinde bulunan bir belgenin taraflarca ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu olduğuna karar verirse, bu belgenin ibrazını emreder. Belgeyi ibraz etmesine karar verilen herkes, elindeki belgeyi ibraz etmek; belgeyi ibraz edememesi hâlinde ise, bunun sebebini delilleri ile birlikte açıklamak zorundadır. Mahkeme yapılan açıklamayı yeterli görmezse, bu kimseyi tanık olarak dinleyebilir.” Bu nedenle, davacı vekilince bu tebligat belgelerinin sunulması imkanı yoksa, davacının nezaretindeki bir belge olmadığı gözetilerek, mahkemece, resmi makamlardan araştırılması mümkün bulunan dava konusu kararın tebliğine ilişkin belgelerin...’ndan ya da uluslararası usul kuralları gereği tenfizi istenen kararı veren yabancı mahkemeden getirtilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, açıklanan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yabancı mahkeme ilamının tenfizi | Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12983 E. 2016/842 K.
Ortak:ihtarat · kesinleşen ilam · tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak · Yabancı mahkeme ilamının tenfizi, Yabancı mahkeme kararının tenfizi
İncelediğiniz karardaKesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Bu itibarla, öncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
… nce, davalı vekilinin kararın usulünce tebliğ edilmediği yönündeki itirazları üzerine davacı vekiline kararın diplomatik yolla tebliğine dair belgeleri sunması için «kesin süre» «ihtaratlı» «tebligat» çıkartılmış, davacı vekilinin kesin süre içerisinde kararın tebliğine dair belgeleri sunmadığı, karar tarihi ile kesinleşme tarihinin yakın olması nedeniyle kararı …
Benzer bu kararda… yabancı mahkeme ilamının aslı ve onaylı tercümesini sunmuş, davalı vekilince kararın usulünce kesinleşmediği yönündeki itiraz üzerine mahkemece, 29.07.2013 tarihli «ara» karar doğrultusunda davacı vekiline, yabancı mahkeme ilamının davalıya veya «vekiline tebliğ» edildiğini gösteren evrakları «ibraz» etmesi ve bunların celbi için 188,00TL yatırması için 3 haftalık «kesin süre» «ihtaratlı» «tebligat» yapılmış, yapılan tebligata rağmen davacı vekilinin kesin süre içinde kararın tebliğine dair belgeleri ibraz etmediği gibi tebligat belgelerinin temini için gerekl …
Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Öncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekile tebliğ · dosya masrafı
Benzer bu kararda… yabancı mahkeme ilamının aslı ve onaylı tercümesini sunmuş, davalı vekilince kararın usulünce kesinleşmediği yönündeki itiraz üzerine mahkemece, 29.07.2013 tarihli «ara» karar doğrultusunda davacı vekiline, yabancı mahkeme ilamının davalıya veya «vekiline tebliğ» edildiğini gösteren evrakları «ibraz» etmesi ve bunların celbi için 188,00TL yatırması için 3 haftalık «kesin süre» «ihtaratlı» «tebligat» yapılmış, yapılan tebligata rağmen davacı vekilinin kesin süre içinde kararın tebliğine dair belgeleri ibraz etmediği gibi tebligat belgelerinin temini için gerekl …
Oysa ki, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında davacı taraftan hem «tebligat» belgelerini hem de tebligat belgelerinin yabancı mahkemeden istenmesi için «masraf» yatırılmasını istemek gereksiz olup yabancı mahkemeye ait kararın tebligat belgelerinin sunulması zaman alacağı için verilen 3 haftalık «kesin süre» de makul değildir.
Adalet Bakanlığı’ndan ya da uluslararası usul kuralları gereği «tenfizi» istenen kararı veren yabancı mahkemeden getirtilmek üzere gerekli «masrafı» yatırması için usulüne uygun makul bir «kesin süre» verilerek ortaya çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yabancı mahkeme ilamının tenfizi | Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/13927 E. 2016/847 K.
Ortak:ihtarat · kesinleşen ilam · tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak · Yabancı mahkeme ilamının tenfizi, Yabancı mahkeme kararının tenfizi
İncelediğiniz karardaKesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Bu itibarla, öncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
… nce, davalı vekilinin kararın usulünce tebliğ edilmediği yönündeki itirazları üzerine davacı vekiline kararın diplomatik yolla tebliğine dair belgeleri sunması için «kesin süre» «ihtaratlı» «tebligat» çıkartılmış, davacı vekilinin kesin süre içerisinde kararın tebliğine dair belgeleri sunmadığı, karar tarihi ile kesinleşme tarihinin yakın olması nedeniyle kararı …
Benzer bu karardaKesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Öncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Davacılar vekiline, kararın ve dava «dilekçesinin tebliğine» ilişkin belgeleri «ibraz» etmesi için 30 günlük «kesin süre» verilmişse de, kesin süre «ihtaratında» kesin sürenin hukuki sonuçları terdeddüte yer vermeyecek şekilde açıklanması gerekirken genel bir ifadeyle "kesin sürenin sonuçlarının hatırlatılmasına" şeklinde bir ihtarat yapılması, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında usulüne uygun olmadığı gibi, yabancı mahkemeye ait kararın «tebligine» dair belgelerin sunulması zaman alacağı için verilen 30 günlük kesin süre de makul değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müsadere · dava dilekçesinin tebliği · cy/cy şerhi · dosya masrafı · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaYine mahkemece, davacılar vekilince sunulan yabancı mahkeme ilamında kesinleşme «şerhi» bulunduğu belirtilmiş ise de, dosyadaki yabancı mahkeme ilamı tercümesinde her hangi bir kesinleşme şerhi bulunmamakla birlikte karar tercümesinin ilk sayfasında "üst temyize müsade edilmemesine karar verildi", «son» sayfasında da "Temyiz etme «müsadesi» şartları yoktur" şeklinde ibareler yer almaktadır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı taraf, yabancı mahkeme kararının davalı tarafa diplomatik yolla tebliğ edildiğine ilişkin belgeleri sunmadığından yabancı mahkeme kararının kesinleşmesine ilişkin «şerhin» denetlenmesi imkanı tanınmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olaya gelince, mahkemece, yabancı mahkeme kararının davalı tarafa diplomatik yolla tebliğ edildiğine dair belgelerin sunulmadığı, yabancı mahkeme ilamındaki kesinleşme «şerhinin» denetlenemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekiline, kararın ve dava «dilekçesinin tebliğine» ilişkin belgeleri «ibraz» etmesi için 30 günlük «kesin süre» verilmişse de, kesin süre «ihtaratında» kesin sürenin hukuki sonuçları terdeddüte yer vermeyecek şekilde açıklanması gerekirken genel bir ifadeyle "kesin sürenin sonuçlarının hatırlatılmasına" şeklinde bir ihtarat yapılması, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında usulüne uygun olmadığı gibi, yabancı mahkemeye ait kararın «tebligine» dair belgelerin sunulması zaman alacağı için verilen 30 günlük kesin süre de makul değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2099 E. 2016/2965 K.
Ortak:tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak · ibraz · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaBu itibarla, öncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Davacı vekiline, kararın tebliğine ilişkin belgeleri «ibraz» etmesi için iki haftalık «kesin süre» verilmiş olup yabancı mahkemeye ait kararın tebliğine dair belgelerin sunulması zaman alacağı için verilen iki haftalık kesin süre makul değildir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, mahkeme kararının 12.09.2006 tarihinde tebliğ edildiğine ilişkin tebliğ evraklarının «kesin süreye» rağmen sunulmadığı, keza karar tarihinin 21.08.2006 olduğu dikkate alındığında 12.09.2006 tarihinde... aracılığıyla kararın tebliğinin yapılmasının mümkün olmadığı, yabancı mahkeme kararının...
Benzer bu kararda1- Dava,.... ve ...hizmetinden kaynaklanan «fatura alacağının» tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece 16/01/2014 tarihli celsenin 3 numaralı «ara» kararı ile taraflara «ticari defterlerini ibraz» etmeleri için 21/01/2014 tarihine kadar «kesin süre» verildiği, defter ibrazı olmadığı takdirde karşı tarafın defter kayıtlarına itibar edilerek karar verileceği «ihtar» edilmiş olmakla, aynı celsenin «bilirkişi incelemesi» yapılmasına yönelik 2 numaralı ara kararında da, bilirkişilere tarafların ticari defterlerini yerinde inceleme yetkisi verilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının verilen «kesin süreye» rağmen «ticari defter» ve kayıtlarını mahkemeye «ibraz» etmediği, davacının mevzuata uygun tutulmuş ticari defter ve kayıtlarına göre davacının dayandığı faturalardan dolayı davalıdan takip tarihi itibariyle 6.872,91 TL «asıl alacak» ve 218,62 TL birikmiş faiz alacağının bulunduğu, davacının takip tarihi sonrası faiz talebinin yerinde olduğu faturalara dayalı «alacağın likit olması» nedeniyle davacı lehine ayrıca «icra inkar tazminatına» hükmedilmesi gerektiği gerekesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı taraf ise «ticari defterlerinin» hacmi nedeniyle yerinde incelenmesini talep etmiş ise de; mahkemece, verilen «kesin süreye» rağmen «ticari defterlerini ibraz» etmeyen davalı tarafın bu talebi kabul edilmeyerek, davacı tarafın ticari defterleri üzerinde yaptırılan «bilirkişi incelemesi» sonunda düzenlenen rapora itibar edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:alacağın likit olması · ticari defter ibrazı · fatura alacağı · ticari defter incelemesi · ihtar · bilirkişi incelemesi · ticari defter · fatura
Benzer bu kararda1- Dava,.... ve ...hizmetinden kaynaklanan «fatura alacağının» tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece 16/01/2014 tarihli celsenin 3 numaralı «ara» kararı ile taraflara «ticari defterlerini ibraz» etmeleri için 21/01/2014 tarihine kadar «kesin süre» verildiği, defter ibrazı olmadığı takdirde karşı tarafın defter kayıtlarına itibar edilerek karar verileceği «ihtar» edilmiş olmakla, aynı celsenin «bilirkişi incelemesi» yapılmasına yönelik 2 numaralı ara kararında da, bilirkişilere tarafların ticari defterlerini yerinde inceleme yetkisi verilmiştir.
Davalı taraf ise «ticari defterlerinin» hacmi nedeniyle yerinde incelenmesini talep etmiş ise de; mahkemece, verilen «kesin süreye» rağmen «ticari defterlerini ibraz» etmeyen davalı tarafın bu talebi kabul edilmeyerek, davacı tarafın ticari defterleri üzerinde yaptırılan «bilirkişi incelemesi» sonunda düzenlenen rapora itibar edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının verilen «kesin süreye» rağmen «ticari defter» ve kayıtlarını mahkemeye «ibraz» etmediği, davacının mevzuata uygun tutulmuş ticari defter ve kayıtlarına göre davacının dayandığı faturalardan dolayı davalıdan takip tarihi itibariyle 6.872,91 TL «asıl alacak» ve 218,62 TL birikmiş faiz alacağının bulunduğu, davacının takip tarihi sonrası faiz talebinin yerinde olduğu faturalara dayalı «alacağın likit olması» nedeniyle davacı lehine ayrıca «icra inkar tazminatına» hükmedilmesi gerektiği gerekesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kaldı ki; bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilmesine rağmen davalının «ticari defterleri incelettirilmeksizin» «eksik inceleme» ile hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4820 E. 2014/10803 K.
Ortak:tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak · ibraz · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaBu itibarla, öncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Davacı vekiline, kararın tebliğine ilişkin belgeleri «ibraz» etmesi için iki haftalık «kesin süre» verilmiş olup yabancı mahkemeye ait kararın tebliğine dair belgelerin sunulması zaman alacağı için verilen iki haftalık kesin süre makul değildir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, mahkeme kararının 12.09.2006 tarihinde tebliğ edildiğine ilişkin tebliğ evraklarının «kesin süreye» rağmen sunulmadığı, keza karar tarihinin 21.08.2006 olduğu dikkate alındığında 12.09.2006 tarihinde... aracılığıyla kararın tebliğinin yapılmasının mümkün olmadığı, yabancı mahkeme kararının...
Benzer bu karardaÖncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Somut olayda, davacı tarafa yukarıda anlatıldığı şekilde belge asıllarını sunması için «kesin süre» verilmediği gibi, davacı asilin yurtdışında olması, belge asıllarını «ibraz» etmesinin belirli bir süre alacak olması karşısında, davacıya makul bir süre verilmeden davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istirdat · ortaklık ilişkisi
Benzer bu karardaDava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tesbiti ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup mahkemece belge asıllarının sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/12971 E. 2014/5002 K.
Ortak:tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak · ibraz · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaBu itibarla, öncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Davacı vekiline, kararın tebliğine ilişkin belgeleri «ibraz» etmesi için iki haftalık «kesin süre» verilmiş olup yabancı mahkemeye ait kararın tebliğine dair belgelerin sunulması zaman alacağı için verilen iki haftalık kesin süre makul değildir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, mahkeme kararının 12.09.2006 tarihinde tebliğ edildiğine ilişkin tebliğ evraklarının «kesin süreye» rağmen sunulmadığı, keza karar tarihinin 21.08.2006 olduğu dikkate alındığında 12.09.2006 tarihinde... aracılığıyla kararın tebliğinin yapılmasının mümkün olmadığı, yabancı mahkeme kararının...
Benzer bu karardaÖncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Somut olayda, mahkemece «kesin süre» içinde belge asılları «ibraz» edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş ise de, davacı asilin yurtdışında olması, belge asıllarını ibraz etmesinin belli bir süre alacağı nazara al …
Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istirdat · ortaklık ilişkisi
Benzer bu karardaDava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tesbiti ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup mahkemece tahsilat makbusu aslının sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/14737 E. 2012/10834 K.
Ortak:tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak · ibraz · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaBu itibarla, öncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Davacı vekiline, kararın tebliğine ilişkin belgeleri «ibraz» etmesi için iki haftalık «kesin süre» verilmiş olup yabancı mahkemeye ait kararın tebliğine dair belgelerin sunulması zaman alacağı için verilen iki haftalık kesin süre makul değildir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, mahkeme kararının 12.09.2006 tarihinde tebliğ edildiğine ilişkin tebliğ evraklarının «kesin süreye» rağmen sunulmadığı, keza karar tarihinin 21.08.2006 olduğu dikkate alındığında 12.09.2006 tarihinde... aracılığıyla kararın tebliğinin yapılmasının mümkün olmadığı, yabancı mahkeme kararının...
Benzer bu karardaSomut olayda, mahkemece 12.02.2010 tarihli duruşmada «bilirkişi ücretinin» yatırılması için inceleme gününden 5 gün öncesine kadar süre verilmesine, taraf vekillerine «defterlerini» «ibraz» etmesi için «kesin süre» verilmesine karar verilmiş, 03.05.2010 tarihli duruşmada davacı taraf bilirkişi ücretini yatırmak için yeniden süre talep etmiş, davalı vekili ise davacının kesin süreye rağmen bilirkişi ücretini yatırmadığı ve defterlerini ibraz etmediği yönünde itirazda bulunmuş, mahkemece davalı vekilinin bilirkişi ücretinin ödenmesine ilişkin itirazının yerinde olmadığına, defterlerin ibrazına ilişkin sürenin kesin olup olmadığının celse arasında heyet tarafından değerlendirilmesine, yapılan bu değerlendirme sonucunda davalı vekilinin talebinin yerinde olmadığı anlaşılır ise geçen celse verilen «bilirkişi inceleme» «ara» kararının yerine getirilmesi için 30 gün süre verilmesine, «masrafların» yatırılmaması halinde dosyadaki mevcut duruma göre karar verileceğine yönelik ara kararı kurulmuş, 04.05.2010 tarihli heyet kararı ile davalı vekilinin itirazların …
Öncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Dava, işletme devrinden kaynaklanan tazminat ve eksik ödendiği iddia edilen miktarın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davacının «kesin süre» içerisinde «bilirkişi ücretini» yatırmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi ücreti · bilirkişi incelemesi · dosya masrafı · e-defter
Benzer bu karardaSomut olayda, mahkemece 12.02.2010 tarihli duruşmada «bilirkişi ücretinin» yatırılması için inceleme gününden 5 gün öncesine kadar süre verilmesine, taraf vekillerine «defterlerini» «ibraz» etmesi için «kesin süre» verilmesine karar verilmiş, 03.05.2010 tarihli duruşmada davacı taraf bilirkişi ücretini yatırmak için yeniden süre talep etmiş, davalı vekili ise davacının kesin süreye rağmen bilirkişi ücretini yatırmadığı ve defterlerini ibraz etmediği yönünde itirazda bulunmuş, mahkemece davalı vekilinin bilirkişi ücretinin ödenmesine ilişkin itirazının yerinde olmadığına, defterlerin ibrazına ilişkin sürenin kesin olup olmadığının celse arasında heyet tarafından değerlendirilmesine, yapılan bu değerlendirme sonucunda davalı vekilinin talebinin yerinde olmadığı anlaşılır ise geçen celse verilen «bilirkişi inceleme» «ara» kararının yerine getirilmesi için 30 gün süre verilmesine, «masrafların» yatırılmaması halinde dosyadaki mevcut duruma göre karar verileceğine yönelik ara kararı kurulmuş, 04.05.2010 tarihli heyet kararı ile davalı vekilinin itirazların …
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının sözleşme hükümleri uyarınca alacağını ispatlamakla yükümlü olduğu, «defterler» ve kayıtlar üzerinde «bilirkişi incelemesi» yapılmasına karar verildiği, ancak davacının «bilirkişi ücretini» yatırmadığı, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, işletme devrinden kaynaklanan tazminat ve eksik ödendiği iddia edilen miktarın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davacının «kesin süre» içerisinde «bilirkişi ücretini» yatırmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, mahkemenin 03.05.2010 tarihli duruşmasında şartlı olarak «ara» karar kurulmuş, 04.05.2010 tarihli heyet kararı davacıya tebliğ edilmemiş, «bilirkişi ücretinin» yatırılmasına ilişkin ara kararda ise yukarıda yazılan ilkelere uygun hareket edilmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14582 E. 2014/5003 K.
Ortak:tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak · ibraz · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaBu itibarla, öncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Davacı vekiline, kararın tebliğine ilişkin belgeleri «ibraz» etmesi için iki haftalık «kesin süre» verilmiş olup yabancı mahkemeye ait kararın tebliğine dair belgelerin sunulması zaman alacağı için verilen iki haftalık kesin süre makul değildir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, mahkeme kararının 12.09.2006 tarihinde tebliğ edildiğine ilişkin tebliğ evraklarının «kesin süreye» rağmen sunulmadığı, keza karar tarihinin 21.08.2006 olduğu dikkate alındığında 12.09.2006 tarihinde... aracılığıyla kararın tebliğinin yapılmasının mümkün olmadığı, yabancı mahkeme kararının...
Benzer bu karardaÖncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Somut olayda, davacı taraf verilen süre içinde «ortaklık sözleşmesi» isimli belgeyi «ibraz» etmiş, ancak «tahsilat makbuzunu» sunmamış, mahkemece davacıya «kesin süreye» uymamanın neticeleri açıkca anlatılmadan ve davacı asilin yurtdışında olması nedeniyle belgeyi ibraz etmesinin belli bir süre alacağı nazara alınıp «makul süre» verilmeden hüküm kurulmuştur.
Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tahsilat makbuzu · makul süre · ortaklık sözleşmesi · istirdat · ortaklık ilişkisi
Benzer bu karardaDava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tesbiti ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup mahkemece «tahsilat makbuzu» aslının sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, davacı taraf verilen süre içinde «ortaklık sözleşmesi» isimli belgeyi «ibraz» etmiş, ancak «tahsilat makbuzunu» sunmamış, mahkemece davacıya «kesin süreye» uymamanın neticeleri açıkca anlatılmadan ve davacı asilin yurtdışında olması nedeniyle belgeyi ibraz etmesinin belli bir süre alacağı nazara alınıp «makul süre» verilmeden hüküm kurulmuştur.
Ayrıca, davacının aslını sunduğu ve davalı tarafından inkar edilmeyen «ortaklık sözleşmesi» isimli belgede 50.000 DM miktarın ödendiği açık olarak anlaşılmakta birlikte, davacı vekilinin temyiz aşamasında «tahsilat makbuzu» isimli belgenin aslını da «ibraz» etmesi karşısında, mahkemece işin esasına girilerek neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olm …
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14594 E. 2015/7249 K.
Ortak:ihtarat · tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak · tenfiz
İncelediğiniz karardaKesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Bu itibarla, öncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
… nce, davalı vekilinin kararın usulünce tebliğ edilmediği yönündeki itirazları üzerine davacı vekiline kararın diplomatik yolla tebliğine dair belgeleri sunması için «kesin süre» «ihtaratlı» «tebligat» çıkartılmış, davacı vekilinin kesin süre içerisinde kararın tebliğine dair belgeleri sunmadığı, karar tarihi ile kesinleşme tarihinin yakın olması nedeniyle kararı …
Benzer bu karardaSomut olayda, uyulan Dairemizin bozma ilamı gereğince mahkemece, 30.01.2011 tarihli celsede davacı vekiline "Tenfize konu kararın karar ve dava «dilekçesinin tebliğine» ilişkin belgelerin istenebilmesi için gerekli tercüme ve tebliğ için toplam 190 TL'nin (40 TL yurt dışı «tebligat» harcı ve 150 TL «bilirkişi ücreti») ve ayrıca istenilen «taahhütü» vermek üzere davacı tarafa bir aylık «kesin süre» verilmesine, bu süre içerisinde «masrafın» yatırılmaması, taahüdün verilmemesi halinde bu talepten vazgeçilmiş sayılacağının tarafına «ihtarına»," şeklinde kesin süre «ihtaratı» yapılmış ise de, davacı tarafın ne şekilde ve hangi konuda taahhütü vereceği hususu açıklanmayıp belirsiz bir şekilde ihtarat yapıldığı gibi, kesin süreden sonra olsa da takip eden duruşma tarihinden önce kesin süreye konu «gider avansı» yatırılmakla celsenin ertelenmesine ve yargılamanın uzamasına sebebiyet verilmediği de gözden kaçırılarak davacınının «tenfiz» şartlarının oluştuğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «tenfizi» istenen kararın tebliğine ilişkin belgeleri sunması için «kesin süre» verildiği ancak davacı tarafça buna ilişkin delil sunulmadığı, MÖHUK'nın 54. maddesinde düzenlenen tenfiz şartlarının oluştuğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar vermiştir.
Dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkin olup, mahkemce, tenfizi istenen kararın tebliğine ilişkin belgelerin verilen «kesin sürede» sunulmadığı, tenfiz şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gider avansı · gerekçeli kararın tebliği · bilirkişi ücreti · dava dilekçesinin tebliği · ihtar · taahhütname · dosya masrafı
Benzer bu karardaSomut olayda, uyulan Dairemizin bozma ilamı gereğince mahkemece, 30.01.2011 tarihli celsede davacı vekiline "Tenfize konu kararın karar ve dava «dilekçesinin tebliğine» ilişkin belgelerin istenebilmesi için gerekli tercüme ve tebliğ için toplam 190 TL'nin (40 TL yurt dışı «tebligat» harcı ve 150 TL «bilirkişi ücreti») ve ayrıca istenilen «taahhütü» vermek üzere davacı tarafa bir aylık «kesin süre» verilmesine, bu süre içerisinde «masrafın» yatırılmaması, taahüdün verilmemesi halinde bu talepten vazgeçilmiş sayılacağının tarafına «ihtarına»," şeklinde kesin süre «ihtaratı» yapılmış ise de, davacı tarafın ne şekilde ve hangi konuda taahhütü vereceği hususu açıklanmayıp belirsiz bir şekilde ihtarat yapıldığı gibi, kesin süreden sonra olsa da takip eden duruşma tarihinden önce kesin süreye konu «gider avansı» yatırılmakla celsenin ertelenmesine ve yargılamanın uzamasına sebebiyet verilmediği de gözden kaçırılarak davacınının «tenfiz» şartlarının oluştuğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Yine, karar «gerekçesinde kararın tebliğine» dair belgelerin «kesin sürede» sunulmadığı belirtilmiş ise de verilen kesin sürede davacı vekiline ilgili belgelerin sunulması konusunda da bir «ihtarat» yapılmadığından gerekçe ile dosyadaki fiili durum da örtüşmemektedir.
Bu durumda, uyulan bozma ilamı gereğinin yerine getirilmesi için davacı tarafa yukarıda yapılan açıklamalar ışığında hiç bir tereddüte yer verilmeyecek şekilde hangi konuda ve ne şekilde «taahhütvermesi» gerektiği açıklanarak, ortaya çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/15002 E. , 2016/2870 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25/09/2012 tarih ve 2010/601-2012/669 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili,... Mahkemesi tarafından verilen 21.08.2006 tarih ve 327 O 924/05 numaralı kararın kesinleştiğini ileri sürerek, bu kararın tanınmasına ve tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, mahkeme kararının 12.09.2006 tarihinde tebliğ edildiğine ilişkin tebliğ evraklarının kesin süreye rağmen sunulmadığı, keza karar tarihinin 21.08.2006 olduğu dikkate alındığında 12.09.2006 tarihinde... aracılığıyla kararın tebliğinin yapılmasının mümkün olmadığı, yabancı mahkeme kararının... Usul Kanununa göre postaya verilmek suretiyle tebliğ edildiğinin kabulü gerektiği, bu durumda kararın doğrudan posta yolu ile tebliğ yoluna gidilmesi nedeni ile ortada kesinleşmiş bir karar bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, yabancı mahkeme ilamının tenfizi istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Yabancı bir mahkeme kararının tenfizine karar verilebilmesi için yabancı mahkeme kararının usulüne uygun olarak kesinleşmiş olması gerekmektedir. 1965 tarihli Hukuki ve Ticari Konularda Adli ve Gayri Adli Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine... Sözleşmesi'nde sözleşmeye taraf olan ülkeler arasında yapılacak tebligatların hangi makam tarafından ve hangi usul çerçevesinde yerine getirileceği belirlenmiş olup, hem Türkiye Cumhuriyeti hem de ... anılan sözleşmeye taraftır. 1965 tarihli... Sözleşmesi ile kabul edilen istisnai tebligat yöntemlerinden biri de doğrudan posta yolu ile tebligattır. Bu yönteme, sadece sözleşmenin 10. maddesine çekince koymayan ülkeler açısından başvurmak mümkündür.
Türkiye, 10. maddedeki tebligat yöntemini kabul etmeyeceğini bu maddeye koyduğu çekince ile belirtmiştir. O halde, yabancı bir mahkeme ilamının kesinleşmesi, ilamın yukarıda anılan Sözleşme hükümlerine uygun biçimde tebliğ edilmiş olmasına bağlıdır.
Davaların kısa zamanda sonuçlandırılması, adaletin bir an önce tecellisi için, taraflarca veya mahkemelerce yapılması gereken bir kısım adli işlemler sürelere bağlanmıştır. Bilindiği üzere bu sürelerin bazılarını kanun bizzat belirlerken bir kısmını işin özelliğine, tarafların durumlarına göre belirlemesi için hakime bırakmıştır. Kanuni süreler açıkça belirtilen ayrıcalıklar dışında kesindir. Bu nedenle karar tarihinde yürürlükte olan HMK’nın 90. maddesinde belirtildiği gibi kanunun tayin ettiği süreler hakim tarafından azaltılıp çoğaltılamaz. Buna karşın, HMK 94. maddesine göre hakimin belirlediği süreler ise kural olarak kesin değildir. Hakim tayin ettiği süre geçtikten sonra da tarafın isteği üzerine yeni bir süre tanıma yoluna da gidebilir.
Bu takdirde verilen ikinci süre kesindir. Hakim kendi belirlediği sürenin kesin olduğuna da karar verebilir. Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına usulü kazanılmış hak doğacağı da kuşkusuzdur. Hemen belirtmek gerekir ki, ister kanun, isterse hakim tarafından tayin edilmiş olsun kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak yoktur. Böylece kesin sürenin kaçırılması; o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, bazen davanın kaybedilmesine dahi neden olmaktadır. Bu itibarla, öncelikle, kesin süreye ilişkin ara kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Bunun yanında verilen süre yeterli, emredilen işler, gerekli ve yapılabilir nitelik taşımalı, ayrıca hakim süreye uyulmamanın sonuçlarını açıkça anlatmalı, tarafları uyarmalıdır.
Somut olaya gelince, davalı vekilinin kararın usulünce tebliğ edilmediği yönündeki itirazları üzerine davacı vekiline kararın diplomatik yolla tebliğine dair belgeleri sunması için kesin süre ihtaratlı tebligat çıkartılmış, davacı vekilinin kesin süre içerisinde kararın tebliğine dair belgeleri sunmadığı, karar tarihi ile kesinleşme tarihinin yakın olması nedeniyle kararın adi posta yoluyla tebliğ edilmiş kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekiline, kararın tebliğine ilişkin belgeleri ibraz etmesi için iki haftalık kesin süre verilmiş olup yabancı mahkemeye ait kararın tebliğine dair belgelerin sunulması zaman alacağı için verilen iki haftalık kesin süre makul değildir.
Yine, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 221. maddesi uyarınca “Mahkeme, üçüncü kişi veya kurumun elinde bulunan bir belgenin taraflarca ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu olduğuna karar verirse, bu belgenin ibrazını emreder. Belgeyi ibraz etmesine karar verilen herkes, elindeki belgeyi ibraz etmek; belgeyi ibraz edememesi hâlinde ise, bunun sebebini delilleri ile birlikte açıklamak zorundadır. Mahkeme yapılan açıklamayı yeterli görmezse, bu kimseyi tanık olarak dinleyebilir.” Bu nedenle, davacı vekilince bu tebligat belgelerinin sunulması imkanı yoksa, davacının nezaretindeki bir belge olmadığı gözetilerek, mahkemece, resmi makamlardan araştırılması mümkün bulunan dava konusu kararın tebliğine ilişkin belgelerin...’ndan ya da uluslararası usul kuralları gereği tenfizi istenen kararı veren yabancı mahkemeden getirtilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, açıklanan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16/03/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/217225800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz