Yabancı mahkeme ilamının tenfizi | Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/13927 E. 2016/847 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kesinleşme şartı↗ müsadere↗ ihtarat↗ çekince (ihtirazi kayıt)↗ yabancı mahkeme ilamı↗ kesinleşen ilam↗ dava dilekçesinin tebliği↗ tanıma↗ usuli kazanılmış hak↗ emredici hüküm↗ ara karar↗ cy/cy şerhi↗ kesin süre↗ kazanılmış hak↗ tenfiz↗ tebligat↗ dosya masrafı↗ ibraz↗ kesin hüküm↗ i̇i̇k 72/son↗
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı taraf, yabancı mahkeme kararının davalı tarafa diplomatik yolla tebliğ edildiğine ilişkin belgeleri sunmadığından yabancı mahkeme kararının kesinleşmesine ilişkin şerhin denetlenmesi imkanı tanınmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, yabancı mahkeme ilamının tenfizi istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Yabancı bir mahkeme kararının tenfizine karar verilebilmesi için yabancı mahkeme kararının usulüne uygun olarak kesinleşmiş olması gerekmektedir. 1965 tarihli Hukuki ve Ticari Konularda Adli ve Gayri Adli Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi'nde sözleşmeye taraf olan ülkeler arasında yapılacak tebligatların hangi makam tarafından ve hangi usul çerçevesinde yerine getirileceği belirlenmiş olup, hem Türkiye Cumhuriyeti hem de Almanya anılan sözleşmeye taraftır.1965 tarihli Lahey Sözleşmesi ile kabul edilen istisnai tebligat yöntemlerinden biri de doğrudan posta yolu ile tebligattır. Bu yönteme, sadece sözleşmenin 10. maddesine çekince koymayan ülkeler açısından başvurmak mümkündür. Türkiye, 10. maddedeki tebligat yöntemini kabul etmeyeceğini bu maddeye koyduğu çekince ile belirtmiştir. O halde, yabancı bir mahkeme ilamının kesinleşmesi, ilamın yukarıda anılan Sözleşme hükümlerine uygun biçimde tebliğ edilmiş olmasına bağlıdır.
Davaların kısa zamanda sonuçlandırılması, adaletin bir an önce tecellisi için, taraflarca veya Mahkemelerce yapılması gereken bir kısım adli işlemler sürelere bağlanmıştır. Bilindiği üzere bu sürelerin bazılarını kanun bizzat belirlerken bir kısmını işin özelliğine, tarafların durumlarına göre belirlemesi için hakime bırakmıştır. Kanuni süreler açıkça belirtilen ayrıcalıklar dışında kesindir. Bu nedenle karar tarihinde yürürlükte olan HMK’nun 90. maddesinde belirtildiği gibi kanunun tayin ettiği süreler hakim tarafından azaltıp çoğaltılamaz. Buna karşın, HMK 94. maddesine göre hakimin belirlediği süreler ise kural olarak kesin değildir. Hakim tayin ettiği süreyi henüz dolmadan azaltıp çoğaltacağı gibi, süre geçtikten sonra da tarafın isteği üzerine yeni bir süre tanıma yoluna da gidebilir. Bu takdirde verilen ikinci süre kesindir. Hakim kendi belirlediği sürenin kesin olduğuna da karar verebilir. Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına usulü kazanılmış hak doğacağı da kuşkusuzdur. Hemen belirtmek gerekir ki, ister kanun, isterse hakim tarafından tayin edilmiş olsun kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak yoktur. Böylece kesin sürenin kaçırılması; o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, bazen davanın kaybedilmesine dahi neden olmaktadır. Bu itibarla, geciken adaletin de bir adaletsizlik olduğu düşüncesinden hareketle, davaların yok yere uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere konan kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Öncelikle, kesin süreye ilişkin ara kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir. Bunun yanında verilen süre yeterli, emredilen işler, gerekli ve yapılabilir nitelik taşımalı, ayrıca hakim süreye uyulmamanın sonuçlarını açıkça anlatmalı, tarafları uyarmalıdır.
Somut olaya gelince, mahkemece, yabancı mahkeme kararının davalı tarafa diplomatik yolla tebliğ edildiğine dair belgelerin sunulmadığı, yabancı mahkeme ilamındaki kesinleşme şerhinin denetlenemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacılar vekiline, kararın ve dava dilekçesinin tebliğine ilişkin belgeleri ibraz etmesi için 30 günlük kesin süre verilmişse de, kesin süre ihtaratında kesin sürenin hukuki sonuçları terdeddüte yer vermeyecek şekilde açıklanması gerekirken genel bir ifadeyle "kesin sürenin sonuçlarının hatırlatılmasına" şeklinde bir ihtarat yapılması, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında usulüne uygun olmadığı gibi, yabancı mahkemeye ait kararın tebligine dair belgelerin sunulması zaman alacağı için verilen 30 günlük kesin süre de makul değildir. Yine mahkemece, davacılar vekilince sunulan yabancı mahkeme ilamında kesinleşme şerhi bulunduğu belirtilmiş ise de, dosyadaki yabancı mahkeme ilamı tercümesinde her hangi bir kesinleşme şerhi bulunmamakla birlikte karar tercümesinin ilk sayfasında "üst temyize müsade edilmemesine karar verildi", son sayfasında da "Temyiz etme müsadesi şartları yoktur" şeklinde ibareler yer almaktadır. Yabancı mahkeme ilamının tenfizi için kesinleşme dava şartı olduğundan öncelikle kararın mahiyeti itibariyle kesin nitelikte bir karar olup olmadığı üzerinde durularak, davacı vekiline kararın kesin mahiyette verilen bir karar olup olmadığı, kesin mahiyette verilen bir karar değil ise kararın kesinleşip kesinleşmediği, kararın ne şekilde tebliğ edildiği hususlarında yabancı mahkemeden alınmış belgeleri sunmak üzere veya uluslararası usul kuralları gereği tenfizi istenen kararı veren yabancı mahkemeden anılan hususlar sorulması için gerekli masrafları yatırmak üzere davacılar vekiline makul bir kesin süre verilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden kararın davacılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yabancı mahkeme ilamının tenfizi | Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12983 E. 2016/842 K.
Ortak:ihtarat · kesinleşen ilam · tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak · Yabancı mahkeme ilamının tenfizi, Yabancı mahkeme kararının tenfizi
İncelediğiniz karardaKesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Öncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Davacılar vekiline, kararın ve dava «dilekçesinin tebliğine» ilişkin belgeleri «ibraz» etmesi için 30 günlük «kesin süre» verilmişse de, kesin süre «ihtaratında» kesin sürenin hukuki sonuçları terdeddüte yer vermeyecek şekilde açıklanması gerekirken genel bir ifadeyle "kesin sürenin sonuçlarının hatırlatılmasına" şeklinde bir ihtarat yapılması, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında usulüne uygun olmadığı gibi, yabancı mahkemeye ait kararın «tebligine» dair belgelerin sunulması zaman alacağı için verilen 30 günlük kesin süre de makul değildir.
Benzer bu kararda… yabancı mahkeme ilamının aslı ve onaylı tercümesini sunmuş, davalı vekilince kararın usulünce kesinleşmediği yönündeki itiraz üzerine mahkemece, 29.07.2013 tarihli «ara» karar doğrultusunda davacı vekiline, yabancı mahkeme ilamının davalıya veya «vekiline tebliğ» edildiğini gösteren evrakları «ibraz» etmesi ve bunların celbi için 188,00TL yatırması için 3 haftalık «kesin süre» «ihtaratlı» «tebligat» yapılmış, yapılan tebligata rağmen davacı vekilinin kesin süre içinde kararın tebliğine dair belgeleri ibraz etmediği gibi tebligat belgelerinin temini için gerekl …
Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Öncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekile tebliğ
Benzer bu kararda… yabancı mahkeme ilamının aslı ve onaylı tercümesini sunmuş, davalı vekilince kararın usulünce kesinleşmediği yönündeki itiraz üzerine mahkemece, 29.07.2013 tarihli «ara» karar doğrultusunda davacı vekiline, yabancı mahkeme ilamının davalıya veya «vekiline tebliğ» edildiğini gösteren evrakları «ibraz» etmesi ve bunların celbi için 188,00TL yatırması için 3 haftalık «kesin süre» «ihtaratlı» «tebligat» yapılmış, yapılan tebligata rağmen davacı vekilinin kesin süre içinde kararın tebliğine dair belgeleri ibraz etmediği gibi tebligat belgelerinin temini için gerekl …
-
Yabancı mahkeme ilamının tenfizi | Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/15002 E. 2016/2870 K.
Ortak:ihtarat · kesinleşen ilam · tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak · Yabancı mahkeme ilamının tenfizi, Yabancı mahkeme kararının tenfizi
İncelediğiniz karardaKesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Öncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Davacılar vekiline, kararın ve dava «dilekçesinin tebliğine» ilişkin belgeleri «ibraz» etmesi için 30 günlük «kesin süre» verilmişse de, kesin süre «ihtaratında» kesin sürenin hukuki sonuçları terdeddüte yer vermeyecek şekilde açıklanması gerekirken genel bir ifadeyle "kesin sürenin sonuçlarının hatırlatılmasına" şeklinde bir ihtarat yapılması, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında usulüne uygun olmadığı gibi, yabancı mahkemeye ait kararın «tebligine» dair belgelerin sunulması zaman alacağı için verilen 30 günlük kesin süre de makul değildir.
Benzer bu karardaKesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Bu itibarla, öncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
… nce, davalı vekilinin kararın usulünce tebliğ edilmediği yönündeki itirazları üzerine davacı vekiline kararın diplomatik yolla tebliğine dair belgeleri sunması için «kesin süre» «ihtaratlı» «tebligat» çıkartılmış, davacı vekilinin kesin süre içerisinde kararın tebliğine dair belgeleri sunmadığı, karar tarihi ile kesinleşme tarihinin yakın olması nedeniyle kararı …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:üçüncü kişi · dava sebebi
Benzer bu karardaYine, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 221. maddesi uyarınca “Mahkeme, «üçüncü kişi» veya kurumun elinde bulunan bir belgenin taraflarca ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu olduğuna karar verirse, bu belgenin «ibrazını» emreder.
Belgeyi «ibraz» etmesine karar verilen herkes, elindeki belgeyi ibraz etmek; belgeyi ibraz edememesi hâlinde ise, bunun «sebebini» delilleri ile birlikte açıklamak zorundadır.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14594 E. 2015/7249 K.
Ortak:ihtarat · dava dilekçesinin tebliği · tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak
İncelediğiniz karardaDavacılar vekiline, kararın ve dava «dilekçesinin tebliğine» ilişkin belgeleri «ibraz» etmesi için 30 günlük «kesin süre» verilmişse de, kesin süre «ihtaratında» kesin sürenin hukuki sonuçları terdeddüte yer vermeyecek şekilde açıklanması gerekirken genel bir ifadeyle "kesin sürenin sonuçlarının hatırlatılmasına" şeklinde bir ihtarat yapılması, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında usulüne uygun olmadığı gibi, yabancı mahkemeye ait kararın «tebligine» dair belgelerin sunulması zaman alacağı için verilen 30 günlük kesin süre de makul değildir.
Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Öncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Benzer bu karardaSomut olayda, uyulan Dairemizin bozma ilamı gereğince mahkemece, 30.01.2011 tarihli celsede davacı vekiline "Tenfize konu kararın karar ve dava «dilekçesinin tebliğine» ilişkin belgelerin istenebilmesi için gerekli tercüme ve tebliğ için toplam 190 TL'nin (40 TL yurt dışı «tebligat» harcı ve 150 TL «bilirkişi ücreti») ve ayrıca istenilen «taahhütü» vermek üzere davacı tarafa bir aylık «kesin süre» verilmesine, bu süre içerisinde «masrafın» yatırılmaması, taahüdün verilmemesi halinde bu talepten vazgeçilmiş sayılacağının tarafına «ihtarına»," şeklinde kesin süre «ihtaratı» yapılmış ise de, davacı tarafın ne şekilde ve hangi konuda taahhütü vereceği hususu açıklanmayıp belirsiz bir şekilde ihtarat yapıldığı gibi, kesin süreden sonra olsa da takip eden duruşma tarihinden önce kesin süreye konu «gider avansı» yatırılmakla celsenin ertelenmesine ve yargılamanın uzamasına sebebiyet verilmediği de gözden kaçırılarak davacınının «tenfiz» şartlarının oluştuğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Öncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gider avansı · gerekçeli kararın tebliği · bilirkişi ücreti · ihtar · taahhütname
Benzer bu karardaSomut olayda, uyulan Dairemizin bozma ilamı gereğince mahkemece, 30.01.2011 tarihli celsede davacı vekiline "Tenfize konu kararın karar ve dava «dilekçesinin tebliğine» ilişkin belgelerin istenebilmesi için gerekli tercüme ve tebliğ için toplam 190 TL'nin (40 TL yurt dışı «tebligat» harcı ve 150 TL «bilirkişi ücreti») ve ayrıca istenilen «taahhütü» vermek üzere davacı tarafa bir aylık «kesin süre» verilmesine, bu süre içerisinde «masrafın» yatırılmaması, taahüdün verilmemesi halinde bu talepten vazgeçilmiş sayılacağının tarafına «ihtarına»," şeklinde kesin süre «ihtaratı» yapılmış ise de, davacı tarafın ne şekilde ve hangi konuda taahhütü vereceği hususu açıklanmayıp belirsiz bir şekilde ihtarat yapıldığı gibi, kesin süreden sonra olsa da takip eden duruşma tarihinden önce kesin süreye konu «gider avansı» yatırılmakla celsenin ertelenmesine ve yargılamanın uzamasına sebebiyet verilmediği de gözden kaçırılarak davacınının «tenfiz» şartlarının oluştuğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Yine, karar «gerekçesinde kararın tebliğine» dair belgelerin «kesin sürede» sunulmadığı belirtilmiş ise de verilen kesin sürede davacı vekiline ilgili belgelerin sunulması konusunda da bir «ihtarat» yapılmadığından gerekçe ile dosyadaki fiili durum da örtüşmemektedir.
Bu durumda, uyulan bozma ilamı gereğinin yerine getirilmesi için davacı tarafa yukarıda yapılan açıklamalar ışığında hiç bir tereddüte yer verilmeyecek şekilde hangi konuda ve ne şekilde «taahhütvermesi» gerektiği açıklanarak, ortaya çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4820 E. 2014/10803 K.
Ortak:tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak · ibraz · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaÖncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Davacılar vekiline, kararın ve dava «dilekçesinin tebliğine» ilişkin belgeleri «ibraz» etmesi için 30 günlük «kesin süre» verilmişse de, kesin süre «ihtaratında» kesin sürenin hukuki sonuçları terdeddüte yer vermeyecek şekilde açıklanması gerekirken genel bir ifadeyle "kesin sürenin sonuçlarının hatırlatılmasına" şeklinde bir ihtarat yapılması, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında usulüne uygun olmadığı gibi, yabancı mahkemeye ait kararın «tebligine» dair belgelerin sunulması zaman alacağı için verilen 30 günlük kesin süre de makul değildir.
Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Benzer bu karardaÖncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Somut olayda, davacı tarafa yukarıda anlatıldığı şekilde belge asıllarını sunması için «kesin süre» verilmediği gibi, davacı asilin yurtdışında olması, belge asıllarını «ibraz» etmesinin belirli bir süre alacak olması karşısında, davacıya makul bir süre verilmeden davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istirdat · ortaklık ilişkisi
Benzer bu karardaDava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tesbiti ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup mahkemece belge asıllarının sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/12971 E. 2014/5002 K.
Ortak:tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak · ibraz · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaÖncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Davacılar vekiline, kararın ve dava «dilekçesinin tebliğine» ilişkin belgeleri «ibraz» etmesi için 30 günlük «kesin süre» verilmişse de, kesin süre «ihtaratında» kesin sürenin hukuki sonuçları terdeddüte yer vermeyecek şekilde açıklanması gerekirken genel bir ifadeyle "kesin sürenin sonuçlarının hatırlatılmasına" şeklinde bir ihtarat yapılması, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında usulüne uygun olmadığı gibi, yabancı mahkemeye ait kararın «tebligine» dair belgelerin sunulması zaman alacağı için verilen 30 günlük kesin süre de makul değildir.
Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Benzer bu karardaÖncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Somut olayda, mahkemece «kesin süre» içinde belge asılları «ibraz» edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş ise de, davacı asilin yurtdışında olması, belge asıllarını ibraz etmesinin belli bir süre alacağı nazara al …
Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istirdat · ortaklık ilişkisi
Benzer bu karardaDava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tesbiti ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup mahkemece tahsilat makbusu aslının sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/14737 E. 2012/10834 K.
Ortak:tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak · dosya masrafı · ibraz
İncelediğiniz karardaKesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Öncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Davacılar vekiline, kararın ve dava «dilekçesinin tebliğine» ilişkin belgeleri «ibraz» etmesi için 30 günlük «kesin süre» verilmişse de, kesin süre «ihtaratında» kesin sürenin hukuki sonuçları terdeddüte yer vermeyecek şekilde açıklanması gerekirken genel bir ifadeyle "kesin sürenin sonuçlarının hatırlatılmasına" şeklinde bir ihtarat yapılması, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında usulüne uygun olmadığı gibi, yabancı mahkemeye ait kararın «tebligine» dair belgelerin sunulması zaman alacağı için verilen 30 günlük kesin süre de makul değildir.
Benzer bu karardaSomut olayda, mahkemece 12.02.2010 tarihli duruşmada «bilirkişi ücretinin» yatırılması için inceleme gününden 5 gün öncesine kadar süre verilmesine, taraf vekillerine «defterlerini» «ibraz» etmesi için «kesin süre» verilmesine karar verilmiş, 03.05.2010 tarihli duruşmada davacı taraf bilirkişi ücretini yatırmak için yeniden süre talep etmiş, davalı vekili ise davacının kesin süreye rağmen bilirkişi ücretini yatırmadığı ve defterlerini ibraz etmediği yönünde itirazda bulunmuş, mahkemece davalı vekilinin bilirkişi ücretinin ödenmesine ilişkin itirazının yerinde olmadığına, defterlerin ibrazına ilişkin sürenin kesin olup olmadığının celse arasında heyet tarafından değerlendirilmesine, yapılan bu değerlendirme sonucunda davalı vekilinin talebinin yerinde olmadığı anlaşılır ise geçen celse verilen «bilirkişi inceleme» «ara» kararının yerine getirilmesi için 30 gün süre verilmesine, «masrafların» yatırılmaması halinde dosyadaki mevcut duruma göre karar verileceğine yönelik ara kararı kurulmuş, 04.05.2010 tarihli heyet kararı ile davalı vekilinin itirazların …
Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Öncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi ücreti · bilirkişi incelemesi · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının sözleşme hükümleri uyarınca alacağını ispatlamakla yükümlü olduğu, «defterler» ve kayıtlar üzerinde «bilirkişi incelemesi» yapılmasına karar verildiği, ancak davacının «bilirkişi ücretini» yatırmadığı, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, mahkemece 12.02.2010 tarihli duruşmada «bilirkişi ücretinin» yatırılması için inceleme gününden 5 gün öncesine kadar süre verilmesine, taraf vekillerine «defterlerini» «ibraz» etmesi için «kesin süre» verilmesine karar verilmiş, 03.05.2010 tarihli duruşmada davacı taraf bilirkişi ücretini yatırmak için yeniden süre talep etmiş, davalı vekili ise davacının kesin süreye rağmen bilirkişi ücretini yatırmadığı ve defterlerini ibraz etmediği yönünde itirazda bulunmuş, mahkemece davalı vekilinin bilirkişi ücretinin ödenmesine ilişkin itirazının yerinde olmadığına, defterlerin ibrazına ilişkin sürenin kesin olup olmadığının celse arasında heyet tarafından değerlendirilmesine, yapılan bu değerlendirme sonucunda davalı vekilinin talebinin yerinde olmadığı anlaşılır ise geçen celse verilen «bilirkişi inceleme» «ara» kararının yerine getirilmesi için 30 gün süre verilmesine, «masrafların» yatırılmaması halinde dosyadaki mevcut duruma göre karar verileceğine yönelik ara kararı kurulmuş, 04.05.2010 tarihli heyet kararı ile davalı vekilinin itirazların …
Dava, işletme devrinden kaynaklanan tazminat ve eksik ödendiği iddia edilen miktarın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davacının «kesin süre» içerisinde «bilirkişi ücretini» yatırmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, mahkemenin 03.05.2010 tarihli duruşmasında şartlı olarak «ara» karar kurulmuş, 04.05.2010 tarihli heyet kararı davacıya tebliğ edilmemiş, «bilirkişi ücretinin» yatırılmasına ilişkin ara kararda ise yukarıda yazılan ilkelere uygun hareket edilmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14582 E. 2014/5003 K.
Ortak:tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak · ibraz · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaÖncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Davacılar vekiline, kararın ve dava «dilekçesinin tebliğine» ilişkin belgeleri «ibraz» etmesi için 30 günlük «kesin süre» verilmişse de, kesin süre «ihtaratında» kesin sürenin hukuki sonuçları terdeddüte yer vermeyecek şekilde açıklanması gerekirken genel bir ifadeyle "kesin sürenin sonuçlarının hatırlatılmasına" şeklinde bir ihtarat yapılması, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında usulüne uygun olmadığı gibi, yabancı mahkemeye ait kararın «tebligine» dair belgelerin sunulması zaman alacağı için verilen 30 günlük kesin süre de makul değildir.
Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Benzer bu karardaÖncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Somut olayda, davacı taraf verilen süre içinde «ortaklık sözleşmesi» isimli belgeyi «ibraz» etmiş, ancak «tahsilat makbuzunu» sunmamış, mahkemece davacıya «kesin süreye» uymamanın neticeleri açıkca anlatılmadan ve davacı asilin yurtdışında olması nedeniyle belgeyi ibraz etmesinin belli bir süre alacağı nazara alınıp «makul süre» verilmeden hüküm kurulmuştur.
Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tahsilat makbuzu · makul süre · ortaklık sözleşmesi · istirdat · ortaklık ilişkisi
Benzer bu karardaDava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tesbiti ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup mahkemece «tahsilat makbuzu» aslının sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, davacı taraf verilen süre içinde «ortaklık sözleşmesi» isimli belgeyi «ibraz» etmiş, ancak «tahsilat makbuzunu» sunmamış, mahkemece davacıya «kesin süreye» uymamanın neticeleri açıkca anlatılmadan ve davacı asilin yurtdışında olması nedeniyle belgeyi ibraz etmesinin belli bir süre alacağı nazara alınıp «makul süre» verilmeden hüküm kurulmuştur.
Ayrıca, davacının aslını sunduğu ve davalı tarafından inkar edilmeyen «ortaklık sözleşmesi» isimli belgede 50.000 DM miktarın ödendiği açık olarak anlaşılmakta birlikte, davacı vekilinin temyiz aşamasında «tahsilat makbuzu» isimli belgenin aslını da «ibraz» etmesi karşısında, mahkemece işin esasına girilerek neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olm …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3566 E. 2012/9629 K.
Ortak:tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak · tebligat · dosya masrafı
İncelediğiniz karardaKesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Öncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Davacılar vekiline, kararın ve dava «dilekçesinin tebliğine» ilişkin belgeleri «ibraz» etmesi için 30 günlük «kesin süre» verilmişse de, kesin süre «ihtaratında» kesin sürenin hukuki sonuçları terdeddüte yer vermeyecek şekilde açıklanması gerekirken genel bir ifadeyle "kesin sürenin sonuçlarının hatırlatılmasına" şeklinde bir ihtarat yapılması, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında usulüne uygun olmadığı gibi, yabancı mahkemeye ait kararın «tebligine» dair belgelerin sunulması zaman alacağı için verilen 30 günlük kesin süre de makul değildir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, 06.07.2010 tarihli duruşmada davacı vekilinden bir önceki «ara» kararların yerine getirilmesi için posta «masrafı» talep edildiği, «kesin süreye» rağmen masrafın ödenmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava,«ortaklar kurulu» kararı gereğince davacıya tahsis edildiği iddia olunan taşınmazın tapusunun iptali ve tescili istemine ilişkin olup, mahkemece davacının «kesin süreye» rağmen müzekkere «masraflarını» yatırmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kesin mehil · mazeret · ek mehil · vekile tebliğ · ortaklar kurulu kararı · ihtar
Benzer bu karardaYukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda somut olaya gelince, «kesin süre» «ihtarının» yapıldığı 06.07.2010 tarihli duruşmaya davacı taraf «mazeret» bildirerek katılmamış, mahkemece mazereti kabul edilerek duruşma gününün kendisine tebliğine karar verilmiş, ancak tebliğ belgesinde kesin süre ihtarının yapıldığı duruşma zaptının davacı «vekiline tebliğ» edildiğine dair herhangi bir ibare bulunmamakta olup, «tebligat» üzerinde «kesin mehil» içeren karar yazılmamıştır.
Bu haliyle davacı tarafın «kesin mehil» ihtarından haberdar olduğu kabul edilemez.
Dava,«ortaklar kurulu» kararı gereğince davacıya tahsis edildiği iddia olunan taşınmazın tapusunun iptali ve tescili istemine ilişkin olup, mahkemece davacının «kesin süreye» rağmen müzekkere «masraflarını» yatırmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/13927 E. , 2016/847 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30/12/2011 tarih ve 2010/69-2011/730 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, .... Eyalet Mahkemesi tarafından verilen 11.12.2008 tarih ve 18 U 47/08 sayılı kararın kesinleştiğini ileri sürerek, bu kararın tanınmasına ve tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı taraf, yabancı mahkeme kararının davalı tarafa diplomatik yolla tebliğ edildiğine ilişkin belgeleri sunmadığından yabancı mahkeme kararının kesinleşmesine ilişkin şerhin denetlenmesi imkanı tanınmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, yabancı mahkeme ilamının tenfizi istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Yabancı bir mahkeme kararının tenfizine karar verilebilmesi için yabancı mahkeme kararının usulüne uygun olarak kesinleşmiş olması gerekmektedir. 1965 tarihli Hukuki ve Ticari Konularda Adli ve Gayri Adli Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi'nde sözleşmeye taraf olan ülkeler arasında yapılacak tebligatların hangi makam tarafından ve hangi usul çerçevesinde yerine getirileceği belirlenmiş olup, hem Türkiye Cumhuriyeti hem de Almanya anılan sözleşmeye taraftır.1965 tarihli Lahey Sözleşmesi ile kabul edilen istisnai tebligat yöntemlerinden biri de doğrudan posta yolu ile tebligattır. Bu yönteme, sadece sözleşmenin 10. maddesine çekince koymayan ülkeler açısından başvurmak mümkündür.
Türkiye, 10. maddedeki tebligat yöntemini kabul etmeyeceğini bu maddeye koyduğu çekince ile belirtmiştir. O halde, yabancı bir mahkeme ilamının kesinleşmesi, ilamın yukarıda anılan Sözleşme hükümlerine uygun biçimde tebliğ edilmiş olmasına bağlıdır.
Davaların kısa zamanda sonuçlandırılması, adaletin bir an önce tecellisi için, taraflarca veya Mahkemelerce yapılması gereken bir kısım adli işlemler sürelere bağlanmıştır. Bilindiği üzere bu sürelerin bazılarını kanun bizzat belirlerken bir kısmını işin özelliğine, tarafların durumlarına göre belirlemesi için hakime bırakmıştır. Kanuni süreler açıkça belirtilen ayrıcalıklar dışında kesindir. Bu nedenle karar tarihinde yürürlükte olan HMK’nun 90. maddesinde belirtildiği gibi kanunun tayin ettiği süreler hakim tarafından azaltıp çoğaltılamaz. Buna karşın, HMK 94. maddesine göre hakimin belirlediği süreler ise kural olarak kesin değildir. Hakim tayin ettiği süreyi henüz dolmadan azaltıp çoğaltacağı gibi, süre geçtikten sonra da tarafın isteği üzerine yeni bir süre tanıma yoluna da gidebilir.
Bu takdirde verilen ikinci süre kesindir. Hakim kendi belirlediği sürenin kesin olduğuna da karar verebilir. Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına usulü kazanılmış hak doğacağı da kuşkusuzdur. Hemen belirtmek gerekir ki, ister kanun, isterse hakim tarafından tayin edilmiş olsun kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak yoktur. Böylece kesin sürenin kaçırılması; o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, bazen davanın kaybedilmesine dahi neden olmaktadır. Bu itibarla, geciken adaletin de bir adaletsizlik olduğu düşüncesinden hareketle, davaların yok yere uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere konan kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır.
Öncelikle, kesin süreye ilişkin ara kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir. Bunun yanında verilen süre yeterli, emredilen işler, gerekli ve yapılabilir nitelik taşımalı, ayrıca hakim süreye uyulmamanın sonuçlarını açıkça anlatmalı, tarafları uyarmalıdır.
Somut olaya gelince, mahkemece, yabancı mahkeme kararının davalı tarafa diplomatik yolla tebliğ edildiğine dair belgelerin sunulmadığı, yabancı mahkeme ilamındaki kesinleşme şerhinin denetlenemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacılar vekiline, kararın ve dava dilekçesinin tebliğine ilişkin belgeleri ibraz etmesi için 30 günlük kesin süre verilmişse de, kesin süre ihtaratında kesin sürenin hukuki sonuçları terdeddüte yer vermeyecek şekilde açıklanması gerekirken genel bir ifadeyle "kesin sürenin sonuçlarının hatırlatılmasına" şeklinde bir ihtarat yapılması, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında usulüne uygun olmadığı gibi, yabancı mahkemeye ait kararın tebligine dair belgelerin sunulması zaman alacağı için verilen 30 günlük kesin süre de makul değildir.
Yine mahkemece, davacılar vekilince sunulan yabancı mahkeme ilamında kesinleşme şerhi bulunduğu belirtilmiş ise de, dosyadaki yabancı mahkeme ilamı tercümesinde her hangi bir kesinleşme şerhi bulunmamakla birlikte karar tercümesinin ilk sayfasında "üst temyize müsade edilmemesine karar verildi", son sayfasında da "Temyiz etme müsadesi şartları yoktur" şeklinde ibareler yer almaktadır. Yabancı mahkeme ilamının tenfizi için kesinleşme dava şartı olduğundan öncelikle kararın mahiyeti itibariyle kesin nitelikte bir karar olup olmadığı üzerinde durularak, davacı vekiline kararın kesin mahiyette verilen bir karar olup olmadığı, kesin mahiyette verilen bir karar değil ise kararın kesinleşip kesinleşmediği, kararın ne şekilde tebliğ edildiği hususlarında yabancı mahkemeden alınmış belgeleri sunmak üzere veya uluslararası usul kuralları gereği tenfizi istenen kararı veren yabancı mahkemeden anılan hususlar sorulması için gerekli masrafları yatırmak üzere davacılar vekiline makul bir kesin süre verilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden kararın davacılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27/01/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/215489000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz