İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/13170 E. 2016/4982 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
infazda tereddüt↗ depo kararı↗ infaz↗ kamu düzeni↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından taşınmak üzere davalıya teslim edilen eşyaların alıcısına teslim edilmediği, söz konusu eşyaların depoda bulunduğu, eşyaların hasarlı olmadıkları ve aynen iadelerinin mümkün olduğu, davacı tarafça ödenen taşıma ücretinin de iadesinin gerektiği gerekçesiyle bilirkişi tarafından tespit edilen eşyaların davacıya aynen iadesine, 4.368 TL taşıma bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. HMK’nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Bu kurallar yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır, hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz.
Somut olayda mahkemece, 01.12.2014 tarihli bilirkişi raporunda tespit edilen eşyaların, davalı tarafından davacıya aynen iadesine karar verilmiş olup iadesi gereken eşyalar kararda gösterilmemiş, bilirkişi raporuna atıf suretiyle hüküm oluşturulmuştur. Ancak, yukarıda açıklanan hükümler çerçevesinde hükmün açık ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olması gerektiğinden yazılı şekilde bilirkişi raporuna atıf suretiyle ve infazda tereddüte yol açacak biçimde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle resen bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14325 E. 2018/7509 K.
Ortak:infaz · kamu düzeni
İncelediğiniz karardaBu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Aksi hal yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır, hükmün hedefine ulaşmasını engeller, «kamu düzeni» ve barışı oluşturulamaz.
Ancak, yukarıda açıklanan hükümler çerçevesinde hükmün açık ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olması gerektiğinden yazılı şekilde bilirkişi raporuna atıf suretiyle ve «infazda tereddüte» yol açacak biçimde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle resen bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Aksi hal yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır, hükmün hedefine ulaşmasını engeller, «kamu düzeni» ve barışı oluşturulamaz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8905 E. 2017/5716 K.
Ortak:infaz · kamu düzeni
İncelediğiniz karardaBu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Aksi hal yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır, hükmün hedefine ulaşmasını engeller, «kamu düzeni» ve barışı oluşturulamaz.
Ancak, yukarıda açıklanan hükümler çerçevesinde hükmün açık ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olması gerektiğinden yazılı şekilde bilirkişi raporuna atıf suretiyle ve «infazda tereddüte» yol açacak biçimde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle resen bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Aksi hal yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır, hükmün hedefine ulaşmasını engeller, «kamu düzeni» ve barışı oluşturulamaz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gerçek zarar · feri müdahil · rücuen tazminat · sigorta poliçesi · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, bilirkişinin düzenlemiş olduğu rapordan özetle, davacının talep edebileceği, «gerçek zarar» miktarının 15.864,84 TL olduğunu, denetim ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüyle 15.864,84 TL'nin 05/08/2013 ödeme tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1-Dava, nakliye «sigorta poliçesinden» kaynaklı «rücuen tazminat» davasına ilişkin olup mahkemece yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davalı şirket ve «feri müdahiller» vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8389 E. 2017/7188 K.
Ortak:infazda tereddüt · depo kararı · infaz · kamu düzeni
İncelediğiniz karardaAncak, yukarıda açıklanan hükümler çerçevesinde hükmün açık ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olması gerektiğinden yazılı şekilde bilirkişi raporuna atıf suretiyle ve «infazda tereddüte» yol açacak biçimde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle resen bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından taşınmak üzere davalıya «teslim» edilen eşyaların alıcısına teslim edilmediği, söz konusu eşyaların «depoda» bulunduğu, eşyaların hasarlı olmadıkları ve aynen iadelerinin mümkün olduğu, davacı tarafça ödenen taşıma ücretinin de iadesinin gerektiği gerekçesiyle bilirkişi t …
Bu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Benzer bu kararda1- Dava, davalı şirkete verilen 25 adet «çek» için çek yaprağı bedellerinin «depo» edilmesi ile ödenen 1 adet çek bedelinin «istirdatı» istemine ilişkin olup, mahkeme kararında bilirkişi raporları özetlendikten sonra bilirkişi raporları bir bütün olarak değerlendirildiğinde davanın kısmen kabulü ile 24 adet çek üzerinden talebin kabulüne şeklinde hüküm kurulmuş ise de, hüküm açık ve anlaşılır olmayıp «infazda tereddüt» yaratacak mahiyettedir.
Somut olayda mahkemece; davacının dava devam ederken bir kısım «çek» bedellerinin daha ödenmiş olduğu, bu çekler yönünden de talebinin «istirdat» istemine dönüştüğü ileri sürülmüş olup, mahkemece davacının «depo» ve istirdat talebine konu çeklerin kaç adet olduğu, hangilerinin ödenmiş hangilerinin tedavülde olduğu konusunda tereddüte mahal vermeyecek şekilde açık, anlaşılır ve gerekçeli olarak hüküm tesisi gerekirken, davacının tüm talepleri karşılanmaksızın ve «infazda tereddüt» yaratacak şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Bu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istirdat · çek
Benzer bu kararda1- Dava, davalı şirkete verilen 25 adet «çek» için çek yaprağı bedellerinin «depo» edilmesi ile ödenen 1 adet çek bedelinin «istirdatı» istemine ilişkin olup, mahkeme kararında bilirkişi raporları özetlendikten sonra bilirkişi raporları bir bütün olarak değerlendirildiğinde davanın kısmen kabulü ile 24 adet çek üzerinden talebin kabulüne şeklinde hüküm kurulmuş ise de, hüküm açık ve anlaşılır olmayıp «infazda tereddüt» yaratacak mahiyettedir.
Somut olayda mahkemece; davacının dava devam ederken bir kısım «çek» bedellerinin daha ödenmiş olduğu, bu çekler yönünden de talebinin «istirdat» istemine dönüştüğü ileri sürülmüş olup, mahkemece davacının «depo» ve istirdat talebine konu çeklerin kaç adet olduğu, hangilerinin ödenmiş hangilerinin tedavülde olduğu konusunda tereddüte mahal vermeyecek şekilde açık, anlaşılır ve gerekçeli olarak hüküm tesisi gerekirken, davacının tüm talepleri karşılanmaksızın ve «infazda tereddüt» yaratacak şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; tedavülde 24 adet «çek» yaprığının görüldüğü, bunlardan 10 adedinin müşteride olduğu, 14 adedinin ise karşılıksız olduğunun anlaşıldığı, bu çekler içinde bankanın ödemekle yükümlü olduğu tutarın toplam 25.830,00 TL olarak hesaplandığı gerekçesiyle davanın 24 adet çek üzerinden kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
5 benzer karar daha
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9444 E. 2015/9527 K.
Ortak:infazda tereddüt · infaz · kamu düzeni
İncelediğiniz karardaAncak, yukarıda açıklanan hükümler çerçevesinde hükmün açık ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olması gerektiğinden yazılı şekilde bilirkişi raporuna atıf suretiyle ve «infazda tereddüte» yol açacak biçimde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle resen bozulması gerekmiştir.
Bu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Aksi hal yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır, hükmün hedefine ulaşmasını engeller, «kamu düzeni» ve barışı oluşturulamaz.
Benzer bu kararda… alan bu müphem hususlar açıklattırılıp, hangi resimlerin dava konusu yapıldığı tespit edildikten sonra ve gerektiğinde bu resimlerin davalı tarafından kullanımının «haksız rekabet» teşkil edip etmediğine dair uzman bilirkişilerden rapor alınmak suretiyle işin esasının incelenmesi, davalının eyleminin haksız rekabet teşkil ettiğinin kabulü halinde ise sadece haksız rekabete sebebiyet veren resimler yönünden hüküm tesisi gerekirken yazılı şekilde ve «infazda tereddüt» yaratır biçimde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın temyiz eden davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Bu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Aksi hal yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır, hükmün hedefine ulaşmasını engeller, «kamu düzeni» ve barışı oluşturulamaz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi tazminat · ilan · haksız rekabet · iltibas
Benzer bu kararda… e kotaloglarda yer alan davacı ürünlerine ait resimlerin davalının internet sitesi ve kataloglarında birebir kullanıldığı. bu suretle davacının marka ve ürünleriyle «iltibas» yaratılarak «haksız rekabette» bulunulduğu, davacının maddi zararının tam olarak ispat edilememesi nedeniyle TBK'nın 50/2. maddesi uyarınca «maddi tazminatın» tayini yoluna gidildiği, gerekçesiyle haksız rekabetin men'ine, davalıya ait katalogların toplatılarak imhasına, davalının internet sitesinde yer alan resim ve diğer dokümanların kullanımının engellenilmesine, 1.000,00 TL maddi, 2.500,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, hükmün «ilanına» karar verilmiştir.
1-Dava; davalının, davacıya ait internet sitesi ve katologlarında yer alan, davacı tarafından üretim ve satışı yapılan ürünlere ilişkin resimlerin, davalıya ait internet sitesi ve katologlarda aynen kullanılması nedeniyle oluşan «haksız rekabetin» tespiti ve men'i, haksız rekabeten sonuçlarının ortadan kaldırılması ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup mahkemece yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak; davacı vekilince dava dilekçesinde, davalı tarafından hangi resimlerin aynen kullanıldıkları ve bu suretle «haksız rekabetin» oluştuğu hususunda bir beyanda bulunulmadığı gibi mahkemece davacı vekilinden bu hususta dava dilekçesinin açıklattırılması da istenilmemiştir.
… alan bu müphem hususlar açıklattırılıp, hangi resimlerin dava konusu yapıldığı tespit edildikten sonra ve gerektiğinde bu resimlerin davalı tarafından kullanımının «haksız rekabet» teşkil edip etmediğine dair uzman bilirkişilerden rapor alınmak suretiyle işin esasının incelenmesi, davalının eyleminin haksız rekabet teşkil ettiğinin kabulü halinde ise sadece haksız rekabete sebebiyet veren resimler yönünden hüküm tesisi gerekirken yazılı şekilde ve «infazda tereddüt» yaratır biçimde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın temyiz eden davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5234 E. 2013/8353 K.
Ortak:infaz · kamu düzeni · İstirdat
İncelediğiniz karardaBu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Aksi hal yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır, hükmün hedefine ulaşmasını engeller, «kamu düzeni» ve barışı oluşturulamaz.
Ancak, yukarıda açıklanan hükümler çerçevesinde hükmün açık ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olması gerektiğinden yazılı şekilde bilirkişi raporuna atıf suretiyle ve «infazda tereddüte» yol açacak biçimde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle resen bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Hatta denilebilir ki, dava içinden davalar doğar, hükmün hedefine ulaşmasını engeller, «kamu düzeni» ve barışı oluşturulamaz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tahsilat makbuzu · hisse senedi · ticari faiz · garantörlük · yönetim kurulu kararı · avans faizi
Benzer bu kararda… en sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı şirket tarafından müvekkiline verilen yüksek faiz ve yatırılan paraların her an geri çekilebileceği «garantisi» üzerine, müvekkilinden ....07.1999 ile 01.01.2001 tarihleri arasında toplam 33.500.00 DM tahsil edilerek karşılığında davalı holding adına düzenlenmiş «tahsilat makbuzlarının» verildiğini ancak geri ödemelerin yapılmadığını, müvekkilinin zararından paranın tahsil edildiği tarihte «yönetim kurulu» başkanı olan davalı ...’in sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalılarca «hisse senedi» devri yapılamayacağının tespitini, yasalara aykırı şekilde kurulan taraflar arasındaki ilişkinin hükümsüzlüğünü ve ....500,00 DM (....128,27 €)= 32.982,...
TL’nin en yüksek «ticari faizi» ile birlikte müvekkiline iadesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Mobella Holding A.Ş. vekili, müvekkilinin banka gibi çalışan, faiz vermek amacıyla para toplayan bir kurum olmadığını, davacı vekilince sunulan «tahsilat makbuzlarının» üçüncü kişilerce her zaman düzenlenebileceğini, bu nedenle müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, davacı tarafından müvekkili şirkete ortak olduğunun ispat edilmesinin gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin davalı şirketin en büyük hissedarı olup bir dönem bu şirketin «yönetim kurulu» başkanlığı yaptığını, müvekkilinin davalı şirketin hak ve borçlarından şahsi olarak sorumlu tutulamayacağını, öncelikle davacının davalı şirkete hissedar olup olmadığının belirlenmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/4257 E. 2020/2291 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Ancak, yukarıda açıklanan hükümler çerçevesinde hükmün açık ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olması gerektiğinden yazılı şekilde bilirkişi raporuna atıf suretiyle ve «infazda tereddüte» yol açacak biçimde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle resen bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:olumsuz oy
Benzer bu karardaBu nedenle, mahkemenin dava konusu talep ile ilgili olumlu ya da «olumsuz» karar vermeksizin, bozma ilamına uyulduğunu belirtmekle yetinmesi doğru olmayıp kararın anılan nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3577 E. 2013/3187 K.
Ortak:infaz · kamu düzeni · teslim
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından taşınmak üzere davalıya «teslim» edilen eşyaların alıcısına teslim edilmediği, söz konusu eşyaların «depoda» bulunduğu, eşyaların hasarlı olmadıkları ve aynen iadelerinin mümkün olduğu, davacı tarafça ödenen taşıma ücretinin de iadesinin gerektiği gerekçesiyle bilirkişi t …
Bu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Aksi hal yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır, hükmün hedefine ulaşmasını engeller, «kamu düzeni» ve barışı oluşturulamaz.
Benzer bu kararda… uşturacağı, davalının ürünü başkasından satın almış olmasının, sorumluluğunu kaldırmayacağı, tazminat hesabına yönelik alınan bilirkişi raporunda sadece yed-i emine «teslim» edilen ürün sayısına göre tazminat hesabı yapıldığından davacının «gerçek zararını» yansıtmadığı, bu nedenle BK'nın 42. maddesi de dikkate alınarak 1.000.00 TL maddi ve ....000.00 TL manevi tazminatın takdirinin uygun bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının davacının «tescilli tasarımlarına» tecavüzü ile «haksız rekabetinin» tespiti ve önlenmesine, anılan tasarımların kullanılmasının önlenmesine, 1.000.00 TL maddi ve 5.000.00 TL manevi tazminatın 18.09.2003 tarihinden itibaren en yükse …
Bu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Hatta denilebilir ki, dava içinden davalar doğar, hükmün hedefine ulaşmasını engeller, «kamu düzeni» ve barışı oluşturulamaz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hükümsüzlüğün tespiti · takipsizlik kararı · delil tespiti · gerçek zarar · tescilsiz tasarım · ayırt edicilik · ilan · haksız rekabet
Benzer bu kararda… tescilli olan ....08.2002 tarih ve 2002/02167 tescil sayılı, 18 ve ... numaralı özgün tasarımların davalı tarafından taklit edilerek piyasa sürüldüğünü, bu durumun «haksız rekabet» oluşturduğunu, müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını, bu hususun «delil tespiti» dosyasıyla mahkemece tespit edildiğini ileri sürerek, 554 sayılı KHK çerçevesinde davalının müvekkiline ait 2202/02167 sayılı tasarımlarından ... haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin men'ini, taklit ürünlerin ve tanıtım vasıtalarının imhasını, haksız rekabete ilişkin sonuçların ortadan kaldırılmasını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ....000.00 TL maddi ve 5.000.00 TL manevi tazminatın ....08.2002 tarihinden itibaren en yüksek ticari faiziyle tahsilini, davalının haksız rekabete konu işlemlerden elde etmiş olduğu kazancın işlem tarihlerinden itibaren ticari faiziyle müvekkiline devrini ve hüküm özetinin «ilanını» talep ve dava etmiştir.
Davalı ve karşı davacı vekili, davalının tasarımlarının yenilik ve «ayırt edicilik» özelliklerinin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuş, karşı davasında ise, davacı-karşı davalı adına tescilli 2002/02167 ve 2002/00717 sayılı 18, ... ve 41 numaralı tasarımların yenilik ve ayırt edicilik özelliği bulunmadığını, müvekkilinin firmasında tespiti yapılan ürünlerin müvekkilince başka bir firmadan Polin etiketi altında satın alındığını ileri sürerek, «hükümsüzlüklerinin tespitini» ve iptalini talep ve dava etmiş, ancak daha sonra davasını «takipsiz» bırakmıştır.
… uşturacağı, davalının ürünü başkasından satın almış olmasının, sorumluluğunu kaldırmayacağı, tazminat hesabına yönelik alınan bilirkişi raporunda sadece yed-i emine «teslim» edilen ürün sayısına göre tazminat hesabı yapıldığından davacının «gerçek zararını» yansıtmadığı, bu nedenle BK'nın 42. maddesi de dikkate alınarak 1.000.00 TL maddi ve ....000.00 TL manevi tazminatın takdirinin uygun bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının davacının «tescilli tasarımlarına» tecavüzü ile «haksız rekabetinin» tespiti ve önlenmesine, anılan tasarımların kullanılmasının önlenmesine, 1.000.00 TL maddi ve 5.000.00 TL manevi tazminatın 18.09.2003 tarihinden itibaren en yükse …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11312 E. 2018/3329 K.
Ortak:infazda tereddüt · infaz
İncelediğiniz karardaAncak, yukarıda açıklanan hükümler çerçevesinde hükmün açık ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olması gerektiğinden yazılı şekilde bilirkişi raporuna atıf suretiyle ve «infazda tereddüte» yol açacak biçimde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle resen bozulması gerekmiştir.
Bu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Benzer bu karardaYukarıda da açıklandığı üzere, «denetime elverişli» bir gerekçe belirtilmeden, yazılı olan gerekçe ile de hüküm ve aynı zamanda hükmün kendi içerisinde dahi çelişki yaratır şekilde karar verilmesi doğru olmadığından, tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilmek ve Yargıtay denetimine elverişli ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde gerekçeli bir karar verilmek üzere hükmün re’sen bozulması gerekmiştir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket pay devri · pay devri · ticaret sicili tescili · pasif husumet yokluğu · hisse devri · pay defteri · denetime elverişlilik · pasif husumet
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta, kısa karar ve gerekçeli kararın hüküm sonucunda “Ana davanın «pasif husumet yokluğuna» ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle «usulden reddine»” karar verilmiş olmasına rağmen hükmün gerekçesinde gerek ana gerek birleşen davanın, «hisse devrinin» «pay defterine» işlendiği hususu davacılarca ispat edilemediğinden ayrı ayrı reddine karar verildiği, kısa kararın sehven yazıldığı ifadelerine yer verilmiş olmakla hükmün gerekçe …
Asıl ve birleşen davalar, «limited şirket pay devrinin» «ticaret siciline tescili» istemine ilişkindir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davacılardan ... ile davalı arasındaki «hisse devrinin» «pay defterine» işlendiği hususu davacılarca ispat edilemediği gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Yukarıda da açıklandığı üzere, «denetime elverişli» bir gerekçe belirtilmeden, yazılı olan gerekçe ile de hüküm ve aynı zamanda hükmün kendi içerisinde dahi çelişki yaratır şekilde karar verilmesi doğru olmadığından, tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilmek ve Yargıtay denetimine elverişli ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde gerekçeli bir karar verilmek üzere hükmün re’sen bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/13170 E. , 2016/4982 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24.02.2015 tarih ve 2012/566-2015/72 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 03.05.2016 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında müvekkiline ait ev ve işyeri eşyalarının Ankara'dan Avusturya'ya taşınması konusunda anlaşma sağlandığını, taşıma ücretinin metreküp başına 170 EURO olarak kararlaştırıldığını, eşyalar davalı tarafa teslim edildikten sonra davalı yetkilisinin metreküp başına değil eşyaların ağırlığına göre ücret talep ettiğini, baştaki anlaşma farklı olmasına rağmen eşyalar teslim edildiği için tarafların eşyaların ağırlığına göre 1950 EURO taşıma ücreti konusunda anlaştıklarını, belirlenen taşıma ücreti ödenmesine rağmen eşyaların alıcısına teslim edilmediğini ileri sürerek, eşyaların aynen iadesine, olmadığı 1.500 TL eşya bedeli, 1.500 TL taşıma ücreti olmak üzere toplam 3.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 04.09.2012 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 152.918 TL'ye yükseltilmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından taşınmak üzere davalıya teslim edilen eşyaların alıcısına teslim edilmediği, söz konusu eşyaların depoda bulunduğu, eşyaların hasarlı olmadıkları ve aynen iadelerinin mümkün olduğu, davacı tarafça ödenen taşıma ücretinin de iadesinin gerektiği gerekçesiyle bilirkişi tarafından tespit edilen eşyaların davacıya aynen iadesine, 4.368 TL taşıma bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. HMK’nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Bu kurallar yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır, hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz.
Somut olayda mahkemece, 01.12.2014 tarihli bilirkişi raporunda tespit edilen eşyaların, davalı tarafından davacıya aynen iadesine karar verilmiş olup iadesi gereken eşyalar kararda gösterilmemiş, bilirkişi raporuna atıf suretiyle hüküm oluşturulmuştur. Ancak, yukarıda açıklanan hükümler çerçevesinde hükmün açık ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olması gerektiğinden yazılı şekilde bilirkişi raporuna atıf suretiyle ve infazda tereddüte yol açacak biçimde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle resen bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün re'sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 03.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/217123900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz