Ekspertiz ücreti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/8648 E. 2016/3751 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ekspertiz ücreti↗ ticari kredi↗ ticari işletme↗ hakkın kötüye kullanılması↗ genel kredi sözleşmesi↗ tbk 99↗ komisyon↗ ek tasfiye↗ kredi sözleşmesi↗ tacir↗ dosya masrafı↗ eksik inceleme↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı şirketin 26.05.2004-18.06.2008 tarihleri arasında davalı bankadan bir çok kez ticari kredi kullandığı, kullanılan krediler sebebiyle davacı şirketten kesilen ekspertiz ücreti, kredi komisyon ücreti, dosya masrafı, istihbarat ücreti v.s. adı altında kesintiler yapıldığı, taraflar tacir olduğundan 4077 sayılı TKHKnun uygulanamayacağı, 6098 sayılı TBKnın yürürlük tarihinden önce imzalanan sözleşmeye de TBK hükümlerinin uygulanamayacağı, davacının talebinin yasal dayanağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, taraflar arasında 2004-2008 yılları arasında imzalanan 8 ayrı Genel Kredi Sözleşmesi uyarınca davalı banka tarafından farklı isimler altında kesilen masraf ve komisyonların tahsili istemine ilişkindir. Davacı, davalı bankadan ticari kredi kullandığını, bu krediler uyarınca banka tarafından yapılan kesintilerin haksız olduğunu ileri sürmüştür. Anılan kredi sözleşmelerinin tümü Genel Kredi Sözleşmesi olup 6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihi olan 01.07.2012 tarihinden önce aktedilmiştir. 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında
Kanun'un 1. maddesinde ''Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlığa sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği ve ticari kredi mahiyetindeki kredi sözleşmeleri hakkında 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı gibi 6098 sayılı TBK'nun genel işlem koşuluna ilişkin hükümleri de nazara alınamayacaktır. Diğer yandan Türk Ticaret Kanunu'nun 22. (6102 sayılı TTK'nın 20. ) maddesi uyarınca tacir olan veya olmayan bir kimseye, ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacirin münasip bir ücret isteyebileceği düzenlenmiş olup, davalı banka tacir ve dava konusu kredi ticari işletmesiyle ilgili işlemlerdendir. Bu durumda davalı banka tarfaından verilen hizmet gereği münasip bir ücret istemeye hakkı olduğunun kabulü gerekir. Dosya kapsamında bulunan kredi sözleşmesinin 7. maddesi “... bankanın tayin edeceği oranlarda faiz, komisyon, fon ve gider vergisi uygulanacaktır” şeklinde düzenleme içerdiği, ancak, hangi oranlar üzerinden kesinti yapıldığının tespit edilemediği, bankalara faiz dışı gelir elde etme imkanı tanınmış ise de bu hakkın kötüye kullanılmaması gerektiği, bu nedenle diğer bankaların benzer işlemlerdeki emsal uygulamalarının da araştırılarak, davalının tahsil ettiği tutarların uygun olup olmadığı konusunda bilirkişi raporu alınıp hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken mahkemece eksik incelemeye dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6872 E. 2017/4789 K.
Ortak:ticari kredi · komisyon · ek tasfiye · kredi sözleşmesi · dosya masrafı · temerrüt
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı şirketin 26.05.2004-18.06.2008 tarihleri arasında davalı bankadan bir çok kez «ticari kredi» kullandığı, kullanılan krediler sebebiyle davacı şirketten kesilen «ekspertiz ücreti», kredi «komisyon» ücreti, dosya «masrafı», istihbarat ücreti v.s. adı altında kesintiler yapıldığı, taraflar «tacir» olduğundan 4077 sayılı TKHKnun uygulanamayacağı, 6098 sayılı TBKnın yürürlük tarihinden önce imzalanan sözleşmeye de TBK hükümlerinin uygulanamayacağı, davacının t …
2- Dava, taraflar arasında 2004-2008 yılları arasında imzalanan 8 ayrı Genel Kredi Sözleşmesi uyarınca davalı banka tarafından farklı isimler altında kesilen «masraf» ve «komisyonların» tahsili istemine ilişkindir.
Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece, dava konusu «kredi sözleşmelerinin» 29/12/2006 ve 31/01/2008 tarihli olduğu, somut uyuşmazlığa sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği ve «ticari kredi» mahiyetindeki kredi sözleşmeleri hakkında 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı nazara alınmaksızın, sözleşmelerin standart sözleşme niteliğinde bulunduğu, bu sözleşmede dosya «masrafı» ve «komisyon» ücreti olarak yazılan hükümlerin yazılmamış sayılacağı, dolayısıyla bu yazılmamış sayılan kalemlerin davalı bankaca tahsil edilmiş olmasının «genel işlem şartlarına» açıkça aykırılık teşkil edeceği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşme tip sözleşme olduğunu, bu sözleşmede dosya «masrafı» ve «komisyon» ücreti olarak yazılan hükümlerin yazılmamış sayılacağını, dolayısıyla bu yazılmamış sayılan kalemlerin davalı bankaca tahsil edilmiş olmasının «genel işlem şartına» açıkça aykırı kabul edileceğini, davacıdan 29/12/2006 tarihinde tahsil edilen 2.000,00 TL'nin, 31/08/2008 tarihinde tahsil edilen 800,00 TL'nin ve 05/05/2014 tarih …
Dava, taraflar arasında imzalanan 29/12/2006 ve 31/01/2008 tarihli Ticari Kredi Sözleşmeleri uyarınca davalı banka tarafından kesilen «masraf» ve «komisyon bedelinin» tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel işlem şartı · komisyon bedeli
Benzer bu karardaMahkemece, taraflar arasındaki sözleşme tip sözleşme olduğunu, bu sözleşmede dosya «masrafı» ve «komisyon» ücreti olarak yazılan hükümlerin yazılmamış sayılacağını, dolayısıyla bu yazılmamış sayılan kalemlerin davalı bankaca tahsil edilmiş olmasının «genel işlem şartına» açıkça aykırı kabul edileceğini, davacıdan 29/12/2006 tarihinde tahsil edilen 2.000,00 TL'nin, 31/08/2008 tarihinde tahsil edilen 800,00 TL'nin ve 05/05/2014 tarih …
Dava, taraflar arasında imzalanan 29/12/2006 ve 31/01/2008 tarihli Ticari Kredi Sözleşmeleri uyarınca davalı banka tarafından kesilen «masraf» ve «komisyon bedelinin» tahsili istemine ilişkindir.
Bu durumda mahkemece, dava konusu «kredi sözleşmelerinin» 29/12/2006 ve 31/01/2008 tarihli olduğu, somut uyuşmazlığa sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği ve «ticari kredi» mahiyetindeki kredi sözleşmeleri hakkında 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı nazara alınmaksızın, sözleşmelerin standart sözleşme niteliğinde bulunduğu, bu sözleşmede dosya «masrafı» ve «komisyon» ücreti olarak yazılan hükümlerin yazılmamış sayılacağı, dolayısıyla bu yazılmamış sayılan kalemlerin davalı bankaca tahsil edilmiş olmasının «genel işlem şartlarına» açıkça aykırılık teşkil edeceği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2586 E. 2015/8408 K.
Ortak:ticari işletme · genel kredi sözleşmesi · komisyon · kredi sözleşmesi · tacir · dosya masrafı · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı şirketin 26.05.2004-18.06.2008 tarihleri arasında davalı bankadan bir çok kez «ticari kredi» kullandığı, kullanılan krediler sebebiyle davacı şirketten kesilen «ekspertiz ücreti», kredi «komisyon» ücreti, dosya «masrafı», istihbarat ücreti v.s. adı altında kesintiler yapıldığı, taraflar «tacir» olduğundan 4077 sayılı TKHKnun uygulanamayacağı, 6098 sayılı TBKnın yürürlük tarihinden önce imzalanan sözleşmeye de TBK hükümlerinin uygulanamayacağı, davacının t …
Dosya kapsamında bulunan «kredi sözleşmesinin» 7. maddesi “... bankanın tayin edeceği oranlarda faiz, «komisyon», fon ve gider vergisi uygulanacaktır” şeklinde düzenleme içerdiği, ancak, hangi oranlar üzerinden kesinti yapıldığının tespit edilemediği, bankalara faiz dışı gelir elde etme imkanı tanınmış ise de bu «hakkın kötüye kullanılmaması» gerektiği, bu nedenle diğer bankaların benzer işlemlerdeki emsal uygulamalarının da araştırılarak, davalının tahsil ettiği tutarların uygun olup olmadığı konusunda bilirkişi raporu alınıp hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken mahkemece «eksik incelemeye» dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Dava, taraflar arasında 2004-2008 yılları arasında imzalanan 8 ayrı Genel Kredi Sözleşmesi uyarınca davalı banka tarafından farklı isimler altında kesilen «masraf» ve «komisyonların» tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki «genel kredi sözleşmesinin» tip sözleşme olup sözleşmede ücre, «masraf» vs. kesilebilceğine dair sözleşme hükmünün «genel işlem şartı» olup davacının aleyhine konulduğunu, bu nedenle davalı Banka tarafından tahsil edilen «komisyonun» iadesinin gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 3000 TL'nin tahsiline karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki 15.06.2011 tarihli «kredi sözleşmesinin» 7. maddesinde sözleşme uyarınca davalı bankanın davacıdan her türlü «masraf», vergi «harç» ve sair giderleri tahsil edebileceği düzenlenmiştir.
Mahkemece her ne kadar yukarıda anılan sözleşme hükmünün «genel işlem şartı» olup açıkça davacının menfaatine aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 20. ve devamı maddelerinde düzenlenen «genel işlem koşulları», ancak Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra akdedilen sözleşmelere uygulanacak olup taraflar arasındaki «genel kredi sözleşmesinin» 15.06.2011 tarihinde akdedildiği göz önüne alındığında mahkemenin yazılı gerekçeyle kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel işlem koşulları · genel işlem şartı · istirdat · harç
Benzer bu karardaMahkemece her ne kadar yukarıda anılan sözleşme hükmünün «genel işlem şartı» olup açıkça davacının menfaatine aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 20. ve devamı maddelerinde düzenlenen «genel işlem koşulları», ancak Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra akdedilen sözleşmelere uygulanacak olup taraflar arasındaki «genel kredi sözleşmesinin» 15.06.2011 tarihinde akdedildiği göz önüne alındığında mahkemenin yazılı gerekçeyle kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki «genel kredi sözleşmesinin» tip sözleşme olup sözleşmede ücre, «masraf» vs. kesilebilceğine dair sözleşme hükmünün «genel işlem şartı» olup davacının aleyhine konulduğunu, bu nedenle davalı Banka tarafından tahsil edilen «komisyonun» iadesinin gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 3000 TL'nin tahsiline karar verilmiştir.
Dava, davalı Banka tarafından davacıya kullandırılan kredi nedeniyle «komisyon» adı altında tahsil edilen ücretin «istirdadı» istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki 15.06.2011 tarihli «kredi sözleşmesinin» 7. maddesinde sözleşme uyarınca davalı bankanın davacıdan her türlü «masraf», vergi «harç» ve sair giderleri tahsil edebileceği düzenlenmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11139 E. 2018/1393 K.
Ortak:ticari kredi · komisyon · ek tasfiye · kredi sözleşmesi · dosya masrafı · temerrüt
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı şirketin 26.05.2004-18.06.2008 tarihleri arasında davalı bankadan bir çok kez «ticari kredi» kullandığı, kullanılan krediler sebebiyle davacı şirketten kesilen «ekspertiz ücreti», kredi «komisyon» ücreti, dosya «masrafı», istihbarat ücreti v.s. adı altında kesintiler yapıldığı, taraflar «tacir» olduğundan 4077 sayılı TKHKnun uygulanamayacağı, 6098 sayılı TBKnın yürürlük tarihinden önce imzalanan sözleşmeye de TBK hükümlerinin uygulanamayacağı, davacının t …
2- Dava, taraflar arasında 2004-2008 yılları arasında imzalanan 8 ayrı Genel Kredi Sözleşmesi uyarınca davalı banka tarafından farklı isimler altında kesilen «masraf» ve «komisyonların» tahsili istemine ilişkindir.
Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece, dava konusu «kredi sözleşmesinin» 16.10.2009 tarihli olduğu, somut uyuşmazlığa sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği, «ticari kredi» mahiyetindeki kredi sözleşmesi hakkında 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı nazara alınıp taraflar arasında aktedilen sözleşmede yer alan «komisyon» ve ücretlere ilişkin hükümler de değerlendirilerek ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken taraflar arasındaki kredi sözleşmesinin ticari kredi olduğu kabul edilip davaya ticaret mahkemesi sıfatıyla da bakıldığı halde, sözleşmede diğer ücret ve «masraflar» başlığı altında maktuen belirlenen miktarın tüketiciden alınacağına dair sözleşme hükümlerinin 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 6'ncı maddesine göre «haksız şart» niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine ../.. tabidir. '' hükmü düzenlenmiştir.
Mahkemece, iddia, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının, sadece kredinin verilmesi ve yapılandırılması için zorunlu, makul ve belgeli «masrafları» tüketiciden isteyebileceği, maktuen belirlenen miktarların tüketiciden alınacağına dair sözleşme hükümlerinin 4077 sayılı Kanunun 6. maddesine göre «haksız şart» niteliği taşıdığı, somut olayda zorunlu masraflardan olmayan ve zorunlu masraf olmakla birlikte geçerli bir belge ile kanıtlanamayan 2.863 TL tutarındaki kesintinin haksız olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 2.863 TL'nin 500 TL'sine dava, bakiyesine «ıslah» tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kredi tahsis ücreti · haksız şart · ticari faiz · istirdat · ıslah
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının, sadece kredinin verilmesi ve yapılandırılması için zorunlu, makul ve belgeli «masrafları» tüketiciden isteyebileceği, maktuen belirlenen miktarların tüketiciden alınacağına dair sözleşme hükümlerinin 4077 sayılı Kanunun 6. maddesine göre «haksız şart» niteliği taşıdığı, somut olayda zorunlu masraflardan olmayan ve zorunlu masraf olmakla birlikte geçerli bir belge ile kanıtlanamayan 2.863 TL tutarındaki kesintinin haksız olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 2.863 TL'nin 500 TL'sine dava, bakiyesine «ıslah» tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dava, taraflar arasında imzalanan 16.10.2009 tarihli Ticari Kredi Sözleşmeleri uyarınca davalı banka tarafından kesilen «kredi tahsis ücretinin» «istirdadı» istemine ilişkindir.
Bu durumda mahkemece, dava konusu «kredi sözleşmesinin» 16.10.2009 tarihli olduğu, somut uyuşmazlığa sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği, «ticari kredi» mahiyetindeki kredi sözleşmesi hakkında 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı nazara alınıp taraflar arasında aktedilen sözleşmede yer alan «komisyon» ve ücretlere ilişkin hükümler de değerlendirilerek ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken taraflar arasındaki kredi sözleşmesinin ticari kredi olduğu kabul edilip davaya ticaret mahkemesi sıfatıyla da bakıldığı halde, sözleşmede diğer ücret ve «masraflar» başlığı altında maktuen belirlenen miktarın tüketiciden alınacağına dair sözleşme hükümlerinin 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 6'ncı maddesine göre «haksız şart» niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4495 E. 2017/3635 K.
Ortak:ticari kredi · komisyon · kredi sözleşmesi · dosya masrafı
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı şirketin 26.05.2004-18.06.2008 tarihleri arasında davalı bankadan bir çok kez «ticari kredi» kullandığı, kullanılan krediler sebebiyle davacı şirketten kesilen «ekspertiz ücreti», kredi «komisyon» ücreti, dosya «masrafı», istihbarat ücreti v.s. adı altında kesintiler yapıldığı, taraflar «tacir» olduğundan 4077 sayılı TKHKnun uygulanamayacağı, 6098 sayılı TBKnın yürürlük tarihinden önce imzalanan sözleşmeye de TBK hükümlerinin uygulanamayacağı, davacının t …
2- Dava, taraflar arasında 2004-2008 yılları arasında imzalanan 8 ayrı Genel Kredi Sözleşmesi uyarınca davalı banka tarafından farklı isimler altında kesilen «masraf» ve «komisyonların» tahsili istemine ilişkindir.
Somut uyuşmazlığa sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği ve «ticari kredi» mahiyetindeki «kredi sözleşmeleri» hakkında 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı gibi 6098 sayılı TBK'nun genel işlem koşuluna ilişkin hükümleri de nazara alınamayacaktır.
Benzer bu kararda… e niteliğinde olduğu, somut uyuşmazlığın haksız şarttan kaynaklandığı gözetildiğinde, bankanın ancak davaya konu kredilerin verilmesi için zorunlu, makul ve belgeli «masrafları» davacıdan isteyebileceği, davacıya kullandırılan kredinin «ticari kredi» olduğu, kredinin kullandırılması sırasında banka tarafından 10.465 TL ücret tahsil edildiği, istihbarat ücreti, «ipotek» tesis ücreti ve ekspertiz «komisyonu» adı altında alınan bedellerin zorunlu olarak alınması gerekli bir gider olmadığı, «haksız şart» teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 10.465 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava, taraflar arasında imzalanan «kredi sözleşmeleri» uyarınca davalı banka tarafından kesilen «komisyon» ve «masraf» bedellerinin «istirdadı» istemine ilişkindir.
Bu durumda ilgili «kredi sözleşmelerinin» aktedildiği tarihteki Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu'nun ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği ve «ticari kredi» mahiyetindeki krediler hakkında 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı nazara alınmaksızın 4077 sayılı Tü …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız şart · ipotek · istirdat · yasal faiz
Benzer bu kararda… e niteliğinde olduğu, somut uyuşmazlığın haksız şarttan kaynaklandığı gözetildiğinde, bankanın ancak davaya konu kredilerin verilmesi için zorunlu, makul ve belgeli «masrafları» davacıdan isteyebileceği, davacıya kullandırılan kredinin «ticari kredi» olduğu, kredinin kullandırılması sırasında banka tarafından 10.465 TL ücret tahsil edildiği, istihbarat ücreti, «ipotek» tesis ücreti ve ekspertiz «komisyonu» adı altında alınan bedellerin zorunlu olarak alınması gerekli bir gider olmadığı, «haksız şart» teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 10.465 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava, taraflar arasında imzalanan «kredi sözleşmeleri» uyarınca davalı banka tarafından kesilen «komisyon» ve «masraf» bedellerinin «istirdadı» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10078 E. 2015/9702 K.
Ortak:kredi sözleşmesi · dosya masrafı · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaDosya kapsamında bulunan «kredi sözleşmesinin» 7. maddesi “... bankanın tayin edeceği oranlarda faiz, «komisyon», fon ve gider vergisi uygulanacaktır” şeklinde düzenleme içerdiği, ancak, hangi oranlar üzerinden kesinti yapıldığının tespit edilemediği, bankalara faiz dışı gelir elde etme imkanı tanınmış ise de bu «hakkın kötüye kullanılmaması» gerektiği, bu nedenle diğer bankaların benzer işlemlerdeki emsal uygulamalarının da araştırılarak, davalının tahsil ettiği tutarların uygun olup olmadığı konusunda bilirkişi raporu alınıp hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken mahkemece «eksik incelemeye» dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı şirketin 26.05.2004-18.06.2008 tarihleri arasında davalı bankadan bir çok kez «ticari kredi» kullandığı, kullanılan krediler sebebiyle davacı şirketten kesilen «ekspertiz ücreti», kredi «komisyon» ücreti, dosya «masrafı», istihbarat ücreti v.s. adı altında kesintiler yapıldığı, taraflar «tacir» olduğundan 4077 sayılı TKHKnun uygulanamayacağı, 6098 sayılı TBKnın yürürlük tarihinden önce imzalanan sözleşmeye de TBK hükümlerinin uygulanamayacağı, davacının t …
2- Dava, taraflar arasında 2004-2008 yılları arasında imzalanan 8 ayrı Genel Kredi Sözleşmesi uyarınca davalı banka tarafından farklı isimler altında kesilen «masraf» ve «komisyonların» tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaAncak, mahkemece taraflar arasında akdedilen «kredi sözleşmelerinin» ekleri ile birlikte tümünün dosya arasına alınıp, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan dosya «masrafı» miktarları getirtilip, karşılaştırılarak davalı banka tarafından yapılan kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken «eksik incelemeye» dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında akdedilen «kredi sözleşmesinde» yapılacak kesintiler konusunda anlaşılmış olup, davalı tarafından bu doğrultuda davaya konu kesintilerin yapıldığı, somut olayda 4077 sayılı TKHK'nın uygulama alanı bulunmadığından kesintilerin «haksız şart» olup olmadığı yönünde de herhangi bir değerlendirme yapılamayacağı, «sözleşme serbestisi» çerçevesinde yapılan kesintilerde bir hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davacının kullanmış olduğu genel kredi (tarım destek kredisi) nedeniyle davalı tarafından dosya «masrafı» adı altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız şart · sözleşme serbestisi
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında akdedilen «kredi sözleşmesinde» yapılacak kesintiler konusunda anlaşılmış olup, davalı tarafından bu doğrultuda davaya konu kesintilerin yapıldığı, somut olayda 4077 sayılı TKHK'nın uygulama alanı bulunmadığından kesintilerin «haksız şart» olup olmadığı yönünde de herhangi bir değerlendirme yapılamayacağı, «sözleşme serbestisi» çerçevesinde yapılan kesintilerde bir hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14597 E. 2016/2141 K.
Ortak:ticari kredi · komisyon · ek tasfiye · kredi sözleşmesi · dosya masrafı · temerrüt
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı şirketin 26.05.2004-18.06.2008 tarihleri arasında davalı bankadan bir çok kez «ticari kredi» kullandığı, kullanılan krediler sebebiyle davacı şirketten kesilen «ekspertiz ücreti», kredi «komisyon» ücreti, dosya «masrafı», istihbarat ücreti v.s. adı altında kesintiler yapıldığı, taraflar «tacir» olduğundan 4077 sayılı TKHKnun uygulanamayacağı, 6098 sayılı TBKnın yürürlük tarihinden önce imzalanan sözleşmeye de TBK hükümlerinin uygulanamayacağı, davacının t …
2- Dava, taraflar arasında 2004-2008 yılları arasında imzalanan 8 ayrı Genel Kredi Sözleşmesi uyarınca davalı banka tarafından farklı isimler altında kesilen «masraf» ve «komisyonların» tahsili istemine ilişkindir.
Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında çeşitli tarihlerde «ticari kredi sözleşmeleri» imzalandığı, kredinin kullanımı sırasında 2.678 TL «masraf» kesintisi yapıldığı, sözleşmenin kredi veren davalı banka tarafından önceden hazırlanmış standart sözleşme niteliğinde bulunduğu, iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olabilecek mahiyet taşıdığı, müşteri aleyhine sonuçlar doğuran bu sözleşme şartının önceden davalı banka tarafından tek taraflı olarak hazırlanmış standart sözleşmede yer alması nedeniyle kredi kullananın sözleşme içeriğine etki edemediğini ve sözleşme şartının kredi kullananla müzakere edilmediğini gösterdiği, sözleşmelerde yer alan davacının, davalı banka tarafından düzenlenecek tarifeye göre bankanın talep edeceği her türlü ücret, «komisyon» ve masrafları ödeyeceğine dair hükmün yasa ve yönetmelik hükümleri karşısında «haksız şart» olduğu, bu şartın davacı yönünden bağlayıcının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 1.000 TL'ye dava tarihi 07.01.2015, 1.678,50 TL'ye «ıslah» tarihi 25.03.2015 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece, dava konusu «kredi sözleşmelerinin» 04.08.2006, 17.03.2008, 24.02.2010 ve 09.05.2012 tarihli olduğu, somut uyuşmazlığa sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği ve «ticari kredi» mahiyetindeki kredi sözleşmeleri hakkında 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı nazara alınmaksızın sözleşmelerin standart sözleşme niteliğinde bulunduğu, iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olabilecek mahiyet taşıdığı, bankanın talep edeceği her türlü ücret, «komisyon» ve «masrafların» ödeneceğine dair hükmün «haksız şart» olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız şart · ticari kredi sözleşmesi · ıslah · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında çeşitli tarihlerde «ticari kredi sözleşmeleri» imzalandığı, kredinin kullanımı sırasında 2.678 TL «masraf» kesintisi yapıldığı, sözleşmenin kredi veren davalı banka tarafından önceden hazırlanmış standart sözleşme niteliğinde bulunduğu, iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olabilecek mahiyet taşıdığı, müşteri aleyhine sonuçlar doğuran bu sözleşme şartının önceden davalı banka tarafından tek taraflı olarak hazırlanmış standart sözleşmede yer alması nedeniyle kredi kullananın sözleşme içeriğine etki edemediğini ve sözleşme şartının kredi kullananla müzakere edilmediğini gösterdiği, sözleşmelerde yer alan davacının, davalı banka tarafından düzenlenecek tarifeye göre bankanın talep edeceği her türlü ücret, «komisyon» ve masrafları ödeyeceğine dair hükmün yasa ve yönetmelik hükümleri karşısında «haksız şart» olduğu, bu şartın davacı yönünden bağlayıcının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 1.000 TL'ye dava tarihi 07.01.2015, 1.678,50 TL'ye «ıslah» tarihi 25.03.2015 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece, dava konusu «kredi sözleşmelerinin» 04.08.2006, 17.03.2008, 24.02.2010 ve 09.05.2012 tarihli olduğu, somut uyuşmazlığa sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği ve «ticari kredi» mahiyetindeki kredi sözleşmeleri hakkında 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı nazara alınmaksızın sözleşmelerin standart sözleşme niteliğinde bulunduğu, iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olabilecek mahiyet taşıdığı, bankanın talep edeceği her türlü ücret, «komisyon» ve «masrafların» ödeneceğine dair hükmün «haksız şart» olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/8648 E. , 2016/3751 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ...... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 24/03/2015
NUMARASI 2014/723-2015/186
Taraflar arasında görülen davada ....... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24/03/2015 tarih ve 2014/723-2015/186 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi .....tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili şirketin davalı bankanın ..... şubesinden çeşitli tarihlerde kredi kullandığını, bu kredi tahsislerinden dolayı müvekkili şirketten farklı isimler altında toplam 5.460,00 TL kesintisi yaptığını, alınan bu bedellerin haksız ve hukuksuz olduğunu ve iadesi gerektiğini ileri sürerek haksız yere tahsil edilen dava konusu bedellerin işleyecek avans faizleri ile birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacı şirketin müvekkili banka şubesinden ticari kredi kullandığını, zorunlu masraf olarak komisyon ücretleri ve ekspertiz ücretleri tahsil edildiğini, davacının tacir olduğunu ve basiretli bir tacirden beklenmesi gereken dikkat ve özeni göstererek sözleşmeyi imzaladığını, sonradan bu sözleşmeyi haksız ve hukuksuz olduğunu ileri süremeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı şirketin 26.05.2004-18.06.2008 tarihleri arasında davalı bankadan bir çok kez ticari kredi kullandığı, kullanılan krediler sebebiyle davacı şirketten kesilen ekspertiz ücreti, kredi komisyon ücreti, dosya masrafı, istihbarat ücreti v.s. adı altında kesintiler yapıldığı, taraflar tacir olduğundan 4077 sayılı TKHKnun uygulanamayacağı, 6098 sayılı TBKnın yürürlük tarihinden önce imzalanan sözleşmeye de TBK hükümlerinin uygulanamayacağı, davacının talebinin yasal dayanağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, taraflar arasında 2004-2008 yılları arasında imzalanan 8 ayrı Genel Kredi Sözleşmesi uyarınca davalı banka tarafından farklı isimler altında kesilen masraf ve komisyonların tahsili istemine ilişkindir. Davacı, davalı bankadan ticari kredi kullandığını, bu krediler uyarınca banka tarafından yapılan kesintilerin haksız olduğunu ileri sürmüştür. Anılan kredi sözleşmelerinin tümü Genel Kredi Sözleşmesi olup 6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihi olan 01.07.2012 tarihinden önce aktedilmiştir. 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında
Kanun'un 1. maddesinde ''Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlığa sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği ve ticari kredi mahiyetindeki kredi sözleşmeleri hakkında 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı gibi 6098 sayılı TBK'nun genel işlem koşuluna ilişkin hükümleri de nazara alınamayacaktır. Diğer yandan Türk Ticaret Kanunu'nun 22. (6102 sayılı TTK'nın 20. ) maddesi uyarınca tacir olan veya olmayan bir kimseye, ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacirin münasip bir ücret isteyebileceği düzenlenmiş olup, davalı banka tacir ve dava konusu kredi ticari işletmesiyle ilgili işlemlerdendir. Bu durumda davalı banka tarfaından verilen hizmet gereği münasip bir ücret istemeye hakkı olduğunun kabulü gerekir.
Dosya kapsamında bulunan kredi sözleşmesinin 7. maddesi “... bankanın tayin edeceği oranlarda faiz, komisyon, fon ve gider vergisi uygulanacaktır” şeklinde düzenleme içerdiği, ancak, hangi oranlar üzerinden kesinti yapıldığının tespit edilemediği, bankalara faiz dışı gelir elde etme imkanı tanınmış ise de bu hakkın kötüye kullanılmaması gerektiği, bu nedenle diğer bankaların benzer işlemlerdeki emsal uygulamalarının da araştırılarak, davalının tahsil ettiği tutarların uygun olup olmadığı konusunda bilirkişi raporu alınıp hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken mahkemece eksik incelemeye dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06/04/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/201029100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz