Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/14597 E. 2016/2141 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haksız şart↗ ticari kredi sözleşmesi↗ ticari kredi↗ genel kredi sözleşmesi↗ tbk 99↗ komisyon↗ ek tasfiye↗ ıslah↗ kredi sözleşmesi↗ dosya masrafı↗ avans faizi↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında çeşitli tarihlerde ticari kredi sözleşmeleri imzalandığı, kredinin kullanımı sırasında 2.678 TL masraf kesintisi yapıldığı, sözleşmenin kredi veren davalı banka tarafından önceden hazırlanmış standart sözleşme niteliğinde bulunduğu, iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olabilecek mahiyet taşıdığı, müşteri aleyhine sonuçlar doğuran bu sözleşme şartının önceden davalı banka tarafından tek taraflı olarak hazırlanmış standart sözleşmede yer alması nedeniyle kredi kullananın sözleşme içeriğine etki edemediğini ve sözleşme şartının kredi kullananla müzakere edilmediğini gösterdiği, sözleşmelerde yer alan davacının, davalı banka tarafından düzenlenecek tarifeye
göre bankanın talep edeceği her türlü ücret, komisyon ve masrafları ödeyeceğine dair hükmün yasa ve yönetmelik hükümleri karşısında haksız şart olduğu, bu şartın davacı yönünden bağlayıcının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 1.000 TL'ye dava tarihi 07.01.2015, 1.678,50 TL'ye ıslah tarihi 25.03.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasında imzalanan 04.08.2006, 17.03.2008, 24.02.2010 ve 09.05.2012 tarihli Genel Kredi Sözleşmeleri uyarınca davalı banka tarafından kesilen masraf ve kredi inceleme bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Davacı, davalı bankadan ticari kredi kullandığını, bu krediler uyarınca banka tarafından yapılan kesintilerin haksız olduğunu ileri sürmüştür. Anılan kredi sözleşmelerinin tümü Genel Kredi Sözleşmesi olup 6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihi olan 01.07.2012 tarihinden önce aktedilmiştir. 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 1. maddesinde ''Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, .. Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü düzenlenmiştir. Bu durumda mahkemece, dava konusu kredi sözleşmelerinin 04.08.2006, 17.03.2008, 24.02.2010 ve 09.05.2012 tarihli olduğu, somut uyuşmazlığa sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği ve ticari kredi mahiyetindeki kredi sözleşmeleri hakkında 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı nazara alınmaksızın sözleşmelerin standart sözleşme niteliğinde bulunduğu, iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olabilecek mahiyet taşıdığı, bankanın talep edeceği her türlü ücret, komisyon ve masrafların ödeneceğine dair hükmün haksız şart olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6872 E. 2017/4789 K.
Ortak:ticari kredi sözleşmesi · ticari kredi · komisyon · ek tasfiye · kredi sözleşmesi · dosya masrafı · temerrüt · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında çeşitli tarihlerde «ticari kredi sözleşmeleri» imzalandığı, kredinin kullanımı sırasında 2.678 TL «masraf» kesintisi yapıldığı, sözleşmenin kredi veren davalı banka tarafından önceden hazırlanmış standart sözleşme niteliğinde bulunduğu, iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olabilecek mahiyet taşıdığı, müşteri aleyhine sonuçlar doğuran bu sözleşme şartının önceden davalı banka tarafından tek taraflı olarak hazırlanmış standart sözleşmede yer alması nedeniyle kredi kullananın sözleşme içeriğine etki edemediğini ve sözleşme şartının kredi kullananla müzakere edilmediğini gösterdiği, sözleşmelerde yer alan davacının, davalı banka tarafından düzenlenecek tarifeye göre bankanın talep edeceği her türlü ücret, «komisyon» ve masrafları ödeyeceğine dair hükmün yasa ve yönetmelik hükümleri karşısında «haksız şart» olduğu, bu şartın davacı yönünden bağlayıcının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 1.000 TL'ye dava tarihi 07.01.2015, 1.678,50 TL'ye «ıslah» tarihi 25.03.2015 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece, dava konusu «kredi sözleşmelerinin» 04.08.2006, 17.03.2008, 24.02.2010 ve 09.05.2012 tarihli olduğu, somut uyuşmazlığa sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği ve «ticari kredi» mahiyetindeki kredi sözleşmeleri hakkında 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı nazara alınmaksızın sözleşmelerin standart sözleşme niteliğinde bulunduğu, iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olabilecek mahiyet taşıdığı, bankanın talep edeceği her türlü ücret, «komisyon» ve «masrafların» ödeneceğine dair hükmün «haksız şart» olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece, dava konusu «kredi sözleşmelerinin» 29/12/2006 ve 31/01/2008 tarihli olduğu, somut uyuşmazlığa sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği ve «ticari kredi» mahiyetindeki kredi sözleşmeleri hakkında 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı nazara alınmaksızın, sözleşmelerin standart sözleşme niteliğinde bulunduğu, bu sözleşmede dosya «masrafı» ve «komisyon» ücreti olarak yazılan hükümlerin yazılmamış sayılacağı, dolayısıyla bu yazılmamış sayılan kalemlerin davalı bankaca tahsil edilmiş olmasının «genel işlem şartlarına» açıkça aykırılık teşkil edeceği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşme tip sözleşme olduğunu, bu sözleşmede dosya «masrafı» ve «komisyon» ücreti olarak yazılan hükümlerin yazılmamış sayılacağını, dolayısıyla bu yazılmamış sayılan kalemlerin davalı bankaca tahsil edilmiş olmasının «genel işlem şartına» açıkça aykırı kabul edileceğini, davacıdan 29/12/2006 tarihinde tahsil edilen 2.000,00 TL'nin, 31/08/2008 tarihinde tahsil edilen 800,00 TL'nin ve 05/05/2014 tarih …
Dava, taraflar arasında imzalanan 29/12/2006 ve 31/01/2008 tarihli Ticari Kredi Sözleşmeleri uyarınca davalı banka tarafından kesilen «masraf» ve «komisyon bedelinin» tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel işlem şartı · komisyon bedeli
Benzer bu karardaMahkemece, taraflar arasındaki sözleşme tip sözleşme olduğunu, bu sözleşmede dosya «masrafı» ve «komisyon» ücreti olarak yazılan hükümlerin yazılmamış sayılacağını, dolayısıyla bu yazılmamış sayılan kalemlerin davalı bankaca tahsil edilmiş olmasının «genel işlem şartına» açıkça aykırı kabul edileceğini, davacıdan 29/12/2006 tarihinde tahsil edilen 2.000,00 TL'nin, 31/08/2008 tarihinde tahsil edilen 800,00 TL'nin ve 05/05/2014 tarih …
Dava, taraflar arasında imzalanan 29/12/2006 ve 31/01/2008 tarihli Ticari Kredi Sözleşmeleri uyarınca davalı banka tarafından kesilen «masraf» ve «komisyon bedelinin» tahsili istemine ilişkindir.
Bu durumda mahkemece, dava konusu «kredi sözleşmelerinin» 29/12/2006 ve 31/01/2008 tarihli olduğu, somut uyuşmazlığa sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği ve «ticari kredi» mahiyetindeki kredi sözleşmeleri hakkında 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı nazara alınmaksızın, sözleşmelerin standart sözleşme niteliğinde bulunduğu, bu sözleşmede dosya «masrafı» ve «komisyon» ücreti olarak yazılan hükümlerin yazılmamış sayılacağı, dolayısıyla bu yazılmamış sayılan kalemlerin davalı bankaca tahsil edilmiş olmasının «genel işlem şartlarına» açıkça aykırılık teşkil edeceği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/8648 E. 2016/3751 K.
Ortak:ticari kredi · komisyon · ek tasfiye · kredi sözleşmesi · dosya masrafı · temerrüt
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında çeşitli tarihlerde «ticari kredi sözleşmeleri» imzalandığı, kredinin kullanımı sırasında 2.678 TL «masraf» kesintisi yapıldığı, sözleşmenin kredi veren davalı banka tarafından önceden hazırlanmış standart sözleşme niteliğinde bulunduğu, iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olabilecek mahiyet taşıdığı, müşteri aleyhine sonuçlar doğuran bu sözleşme şartının önceden davalı banka tarafından tek taraflı olarak hazırlanmış standart sözleşmede yer alması nedeniyle kredi kullananın sözleşme içeriğine etki edemediğini ve sözleşme şartının kredi kullananla müzakere edilmediğini gösterdiği, sözleşmelerde yer alan davacının, davalı banka tarafından düzenlenecek tarifeye göre bankanın talep edeceği her türlü ücret, «komisyon» ve masrafları ödeyeceğine dair hükmün yasa ve yönetmelik hükümleri karşısında «haksız şart» olduğu, bu şartın davacı yönünden bağlayıcının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 1.000 TL'ye dava tarihi 07.01.2015, 1.678,50 TL'ye «ıslah» tarihi 25.03.2015 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece, dava konusu «kredi sözleşmelerinin» 04.08.2006, 17.03.2008, 24.02.2010 ve 09.05.2012 tarihli olduğu, somut uyuşmazlığa sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği ve «ticari kredi» mahiyetindeki kredi sözleşmeleri hakkında 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı nazara alınmaksızın sözleşmelerin standart sözleşme niteliğinde bulunduğu, iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olabilecek mahiyet taşıdığı, bankanın talep edeceği her türlü ücret, «komisyon» ve «masrafların» ödeneceğine dair hükmün «haksız şart» olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı şirketin 26.05.2004-18.06.2008 tarihleri arasında davalı bankadan bir çok kez «ticari kredi» kullandığı, kullanılan krediler sebebiyle davacı şirketten kesilen «ekspertiz ücreti», kredi «komisyon» ücreti, dosya «masrafı», istihbarat ücreti v.s. adı altında kesintiler yapıldığı, taraflar «tacir» olduğundan 4077 sayılı TKHKnun uygulanamayacağı, 6098 sayılı TBKnın yürürlük tarihinden önce imzalanan sözleşmeye de TBK hükümlerinin uygulanamayacağı, davacının t …
2- Dava, taraflar arasında 2004-2008 yılları arasında imzalanan 8 ayrı Genel Kredi Sözleşmesi uyarınca davalı banka tarafından farklı isimler altında kesilen «masraf» ve «komisyonların» tahsili istemine ilişkindir.
Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ekspertiz ücreti · ticari işletme · hakkın kötüye kullanılması · tacir · eksik inceleme
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı şirketin 26.05.2004-18.06.2008 tarihleri arasında davalı bankadan bir çok kez «ticari kredi» kullandığı, kullanılan krediler sebebiyle davacı şirketten kesilen «ekspertiz ücreti», kredi «komisyon» ücreti, dosya «masrafı», istihbarat ücreti v.s. adı altında kesintiler yapıldığı, taraflar «tacir» olduğundan 4077 sayılı TKHKnun uygulanamayacağı, 6098 sayılı TBKnın yürürlük tarihinden önce imzalanan sözleşmeye de TBK hükümlerinin uygulanamayacağı, davacının t …
Diğer yandan Türk Ticaret Kanunu'nun 22. (6102 sayılı TTK'nın 20. ) maddesi uyarınca «tacir» olan veya olmayan bir kimseye, «ticari işletmesiyle» ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacirin münasip bir ücret isteyebileceği düzenlenmiş olup, davalı banka tacir ve dava konusu kredi ticari işletmesiyle ilgili işlemlerdendir.
Dosya kapsamında bulunan «kredi sözleşmesinin» 7. maddesi “... bankanın tayin edeceği oranlarda faiz, «komisyon», fon ve gider vergisi uygulanacaktır” şeklinde düzenleme içerdiği, ancak, hangi oranlar üzerinden kesinti yapıldığının tespit edilemediği, bankalara faiz dışı gelir elde etme imkanı tanınmış ise de bu «hakkın kötüye kullanılmaması» gerektiği, bu nedenle diğer bankaların benzer işlemlerdeki emsal uygulamalarının da araştırılarak, davalının tahsil ettiği tutarların uygun olup olmadığı konusunda bilirkişi raporu alınıp hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken mahkemece «eksik incelemeye» dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4495 E. 2017/3635 K.
Ortak:haksız şart · ticari kredi · komisyon · kredi sözleşmesi · dosya masrafı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında çeşitli tarihlerde «ticari kredi sözleşmeleri» imzalandığı, kredinin kullanımı sırasında 2.678 TL «masraf» kesintisi yapıldığı, sözleşmenin kredi veren davalı banka tarafından önceden hazırlanmış standart sözleşme niteliğinde bulunduğu, iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olabilecek mahiyet taşıdığı, müşteri aleyhine sonuçlar doğuran bu sözleşme şartının önceden davalı banka tarafından tek taraflı olarak hazırlanmış standart sözleşmede yer alması nedeniyle kredi kullananın sözleşme içeriğine etki edemediğini ve sözleşme şartının kredi kullananla müzakere edilmediğini gösterdiği, sözleşmelerde yer alan davacının, davalı banka tarafından düzenlenecek tarifeye göre bankanın talep edeceği her türlü ücret, «komisyon» ve masrafları ödeyeceğine dair hükmün yasa ve yönetmelik hükümleri karşısında «haksız şart» olduğu, bu şartın davacı yönünden bağlayıcının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 1.000 TL'ye dava tarihi 07.01.2015, 1.678,50 TL'ye «ıslah» tarihi 25.03.2015 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece, dava konusu «kredi sözleşmelerinin» 04.08.2006, 17.03.2008, 24.02.2010 ve 09.05.2012 tarihli olduğu, somut uyuşmazlığa sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği ve «ticari kredi» mahiyetindeki kredi sözleşmeleri hakkında 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı nazara alınmaksızın sözleşmelerin standart sözleşme niteliğinde bulunduğu, iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olabilecek mahiyet taşıdığı, bankanın talep edeceği her türlü ücret, «komisyon» ve «masrafların» ödeneceğine dair hükmün «haksız şart» olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Dava, taraflar arasında imzalanan 04.08.2006, 17.03.2008, 24.02.2010 ve 09.05.2012 tarihli Genel Kredi Sözleşmeleri uyarınca davalı banka tarafından kesilen «masraf» ve kredi inceleme bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… e niteliğinde olduğu, somut uyuşmazlığın haksız şarttan kaynaklandığı gözetildiğinde, bankanın ancak davaya konu kredilerin verilmesi için zorunlu, makul ve belgeli «masrafları» davacıdan isteyebileceği, davacıya kullandırılan kredinin «ticari kredi» olduğu, kredinin kullandırılması sırasında banka tarafından 10.465 TL ücret tahsil edildiği, istihbarat ücreti, «ipotek» tesis ücreti ve ekspertiz «komisyonu» adı altında alınan bedellerin zorunlu olarak alınması gerekli bir gider olmadığı, «haksız şart» teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 10.465 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava, taraflar arasında imzalanan «kredi sözleşmeleri» uyarınca davalı banka tarafından kesilen «komisyon» ve «masraf» bedellerinin «istirdadı» istemine ilişkindir.
Bu durumda ilgili «kredi sözleşmelerinin» aktedildiği tarihteki Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu'nun ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği ve «ticari kredi» mahiyetindeki krediler hakkında 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı nazara alınmaksızın 4077 sayılı Tü …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ipotek · istirdat · yasal faiz
Benzer bu kararda… e niteliğinde olduğu, somut uyuşmazlığın haksız şarttan kaynaklandığı gözetildiğinde, bankanın ancak davaya konu kredilerin verilmesi için zorunlu, makul ve belgeli «masrafları» davacıdan isteyebileceği, davacıya kullandırılan kredinin «ticari kredi» olduğu, kredinin kullandırılması sırasında banka tarafından 10.465 TL ücret tahsil edildiği, istihbarat ücreti, «ipotek» tesis ücreti ve ekspertiz «komisyonu» adı altında alınan bedellerin zorunlu olarak alınması gerekli bir gider olmadığı, «haksız şart» teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 10.465 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava, taraflar arasında imzalanan «kredi sözleşmeleri» uyarınca davalı banka tarafından kesilen «komisyon» ve «masraf» bedellerinin «istirdadı» istemine ilişkindir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11139 E. 2018/1393 K.
Ortak:haksız şart · ticari kredi sözleşmesi · ticari kredi · komisyon · ek tasfiye · ıslah · kredi sözleşmesi · dosya masrafı · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında çeşitli tarihlerde «ticari kredi sözleşmeleri» imzalandığı, kredinin kullanımı sırasında 2.678 TL «masraf» kesintisi yapıldığı, sözleşmenin kredi veren davalı banka tarafından önceden hazırlanmış standart sözleşme niteliğinde bulunduğu, iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olabilecek mahiyet taşıdığı, müşteri aleyhine sonuçlar doğuran bu sözleşme şartının önceden davalı banka tarafından tek taraflı olarak hazırlanmış standart sözleşmede yer alması nedeniyle kredi kullananın sözleşme içeriğine etki edemediğini ve sözleşme şartının kredi kullananla müzakere edilmediğini gösterdiği, sözleşmelerde yer alan davacının, davalı banka tarafından düzenlenecek tarifeye göre bankanın talep edeceği her türlü ücret, «komisyon» ve masrafları ödeyeceğine dair hükmün yasa ve yönetmelik hükümleri karşısında «haksız şart» olduğu, bu şartın davacı yönünden bağlayıcının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 1.000 TL'ye dava tarihi 07.01.2015, 1.678,50 TL'ye «ıslah» tarihi 25.03.2015 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece, dava konusu «kredi sözleşmelerinin» 04.08.2006, 17.03.2008, 24.02.2010 ve 09.05.2012 tarihli olduğu, somut uyuşmazlığa sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği ve «ticari kredi» mahiyetindeki kredi sözleşmeleri hakkında 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı nazara alınmaksızın sözleşmelerin standart sözleşme niteliğinde bulunduğu, iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olabilecek mahiyet taşıdığı, bankanın talep edeceği her türlü ücret, «komisyon» ve «masrafların» ödeneceğine dair hükmün «haksız şart» olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Dava, taraflar arasında imzalanan 04.08.2006, 17.03.2008, 24.02.2010 ve 09.05.2012 tarihli Genel Kredi Sözleşmeleri uyarınca davalı banka tarafından kesilen «masraf» ve kredi inceleme bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece, dava konusu «kredi sözleşmesinin» 16.10.2009 tarihli olduğu, somut uyuşmazlığa sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği, «ticari kredi» mahiyetindeki kredi sözleşmesi hakkında 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı nazara alınıp taraflar arasında aktedilen sözleşmede yer alan «komisyon» ve ücretlere ilişkin hükümler de değerlendirilerek ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken taraflar arasındaki kredi sözleşmesinin ticari kredi olduğu kabul edilip davaya ticaret mahkemesi sıfatıyla da bakıldığı halde, sözleşmede diğer ücret ve «masraflar» başlığı altında maktuen belirlenen miktarın tüketiciden alınacağına dair sözleşme hükümlerinin 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 6'ncı maddesine göre «haksız şart» niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının, sadece kredinin verilmesi ve yapılandırılması için zorunlu, makul ve belgeli «masrafları» tüketiciden isteyebileceği, maktuen belirlenen miktarların tüketiciden alınacağına dair sözleşme hükümlerinin 4077 sayılı Kanunun 6. maddesine göre «haksız şart» niteliği taşıdığı, somut olayda zorunlu masraflardan olmayan ve zorunlu masraf olmakla birlikte geçerli bir belge ile kanıtlanamayan 2.863 TL tutarındaki kesintinin haksız olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 2.863 TL'nin 500 TL'sine dava, bakiyesine «ıslah» tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Anılan «kredi sözleşmesi» Genel Kredi Sözleşmesi olup 6098 sayılı TBK'nin yürürlük tarihi olan 01.07.2012 tarihinden önce akdedilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kredi tahsis ücreti · ticari faiz · istirdat
Benzer bu karardaDava, taraflar arasında imzalanan 16.10.2009 tarihli Ticari Kredi Sözleşmeleri uyarınca davalı banka tarafından kesilen «kredi tahsis ücretinin» «istirdadı» istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının, sadece kredinin verilmesi ve yapılandırılması için zorunlu, makul ve belgeli «masrafları» tüketiciden isteyebileceği, maktuen belirlenen miktarların tüketiciden alınacağına dair sözleşme hükümlerinin 4077 sayılı Kanunun 6. maddesine göre «haksız şart» niteliği taşıdığı, somut olayda zorunlu masraflardan olmayan ve zorunlu masraf olmakla birlikte geçerli bir belge ile kanıtlanamayan 2.863 TL tutarındaki kesintinin haksız olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 2.863 TL'nin 500 TL'sine dava, bakiyesine «ıslah» tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/14597 E. , 2016/2141 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 31/03/2015 tarih ve 2015/12-2015/111 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın ,,, Şubesinden 04.06.2006, 17.03.2008, 24.02.2010 ve 09.05.2012 vade başlangıç tarihli ticari kredi kullandığını, bu kredilerden masraf ve kredi inceleme bedeli adı altında toplam 2.678,50 TL kesinti yapıldığını, ancak bunların müzakere edilmediğini, davalının sözleşme hürriyetine aykırı olarak sadece kendi çıkarları doğrultusunda sözleşme düzenlediğini, matbu sözleşmenin müvekkiline dikte edildiğini, tip sözleşmelerin genel işlem koşullarına aykırılık taşıdığını ileri sürerek şimdilik 1.000 TL'nin kesintilerin davalı bankanın hesabına girdiği andan itibaren mevduata uygulanacak en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili, 25.03.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 2.678,50 TL'ye çıkarmış ve kesinti tarihinden itibaren avans faizi işletilmesini istemiştir.
Davalı vekili, talebin zamanaşımına uğradığını, tacir sıfatıyla hizmet veren bankaların gördüğü hizmetin karşılığı olarak ücret, komisyon, masraf alabileceğini, tahsil edilen meblağın mevzuata uygun olduğunu, taraflarca aktedilen sözleşmelerin 4. maddesinde de davacının ücret ve masraf ödemeyi kabul ettiğini, mütemmim cüz mahiyetindeki geri ödeme planında masraf tutarının yazılarak davacıya verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında çeşitli tarihlerde ticari kredi sözleşmeleri imzalandığı, kredinin kullanımı sırasında 2.678 TL masraf kesintisi yapıldığı, sözleşmenin kredi veren davalı banka tarafından önceden hazırlanmış standart sözleşme niteliğinde bulunduğu, iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olabilecek mahiyet taşıdığı, müşteri aleyhine sonuçlar doğuran bu sözleşme şartının önceden davalı banka tarafından tek taraflı olarak hazırlanmış standart sözleşmede yer alması nedeniyle kredi kullananın sözleşme içeriğine etki edemediğini ve sözleşme şartının kredi kullananla müzakere edilmediğini gösterdiği, sözleşmelerde yer alan davacının, davalı banka tarafından düzenlenecek tarifeye
göre bankanın talep edeceği her türlü ücret, komisyon ve masrafları ödeyeceğine dair hükmün yasa ve yönetmelik hükümleri karşısında haksız şart olduğu, bu şartın davacı yönünden bağlayıcının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 1.000 TL'ye dava tarihi 07.01.2015, 1.678,50 TL'ye ıslah tarihi 25.03.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasında imzalanan 04.08.2006, 17.03.2008, 24.02.2010 ve 09.05.2012 tarihli Genel Kredi Sözleşmeleri uyarınca davalı banka tarafından kesilen masraf ve kredi inceleme bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Davacı, davalı bankadan ticari kredi kullandığını, bu krediler uyarınca banka tarafından yapılan kesintilerin haksız olduğunu ileri sürmüştür. Anılan kredi sözleşmelerinin tümü Genel Kredi Sözleşmesi olup 6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihi olan 01.07.2012 tarihinden önce aktedilmiştir. 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 1. maddesinde ''Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır.
Ancak, .. Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü düzenlenmiştir. Bu durumda mahkemece, dava konusu kredi sözleşmelerinin 04.08.2006, 17.03.2008, 24.02.2010 ve 09.05.2012 tarihli olduğu, somut uyuşmazlığa sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği ve ticari kredi mahiyetindeki kredi sözleşmeleri hakkında 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı nazara alınmaksızın sözleşmelerin standart sözleşme niteliğinde bulunduğu, iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olabilecek mahiyet taşıdığı, bankanın talep edeceği her türlü ücret, komisyon ve masrafların ödeneceğine dair hükmün haksız şart olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29/02/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/236496100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz