Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/17576 E. 2015/4248 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hak ediş↗ kar kaybı↗ kazanç kaybı↗ ticari avans faizi↗ acente↗ ticari defter kayıtları↗ hakkaniyet↗ mahsup↗ fesih↗ alacak davası↗ kâr kaybı↗ ticari defter↗ fatura↗ ihtarname↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ dosya masrafı↗ avans faizi↗ ibraz↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu kapsamından, taraflar arasındaki sözleşmelerin davalı şirket tarafından 14.02.2009 tarihinde feshedildiği, fesih üzerine davacı tarafça Antalya 2. İcra Müdürlüğü'nün 2009/6352 Esas sayılı dosyasında davalı tarafça hak edişleri düzenlenen faturaya dayalı olarak 15.668,75 TL alacağın tahsili için icra takibine girişildiği, davalı tarafça itiraz edilerek takibin durduğu, yine, davacı tarafça Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/515 Esas sayılı dosyasında da henüz davalı tarafça hak ediş düzenlenerek faturaya bağlanmayan hak ediş alacaklarının tahsili ve sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğramış oldukları kar kaybının tahsili için alacak davası açıldığı, asıl dava ve takip tarihleri itibariyle her iki tarafın ticari defterlerinde de kayıtlı olan ve davalı tarafça da hak edişleri düzenlenerek faturaya bağlanmış bulunan davacının her iki acente için hak ettiği hak ediş tutarı toplamının 15.668,75 TL olduğu, her ne kadar davalı tarafça her iki acente için davacı adına yapılan büro ve işyeri ve işçilik masrafları bu hak edişlerden mahsup edilmiş ise de, davalı tarafça yapılan ödemeler takip ve dava tarihinden sonra olmakla birlikte yine davacının her iki acente için 2008 Aralık ve 2009 yılı Ocak ayı hak edişlerine ilaveten henüz hak ediş ve faturaya bağlanmamış 2009 yılı Şubat ayı hak ediş alacağının da bulunduğu, bu ödemelerin bu alacaktan mahsubunun daha yerinde ve hakkaniyete uygun olacağından asıl dava yönünden davanın kabulüne, her iki tarafça da kayıtlara işlenen ve hak ediş ve faturası düzenlenen 15.668,75 TL üzerinden takibin devamına, birleşen dava yönünden ise; bilirkişi heyeti tarafından hesaplanan her iki acente için toplam 7.071,75 TL hak ediş alacağından davalının davacı adına yapmış olduğu toplam 2.915,92 TL ödemenin mahsubu ile bakiye 4.155,83 TL alacağın dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin talep yönünden ise davalının davacı adına yaptığı masraflar ve dosyaya ibraz edilen tutanaklar karşılıklı yazışmalar, uyarı bildirileri ve noter ihtarnameleri göz önüne alındığında davacının sözleşmeye uymayarak uyarılara rağmen aykırılığa devam ettiği, fatura ve hak edişleri düzgün tutmadığı, uyarılara rağmen yanlışta ısrar ettiği ve bu nedenle sözleşmenin davalı tarafça haklı sebeple ve sözleşmedeki usule uygun bir şekilde feshedildiği ve bu nedenle davacının kazanç kaybı talep edemeyeceği gerekçesiyle, asıl davanın kabulü ile davalı borçlunun Antalya 2. İcra müdürlüğü 2009/6352 Esas sayılı dosyasına yönelik itirazının iptaline, takibin 15.668,75 TL alacağı takip tarihinden itibaren ticari avans faizi uygulanmak suretiyle devamına, haksız itiraz edilen likid nitelikteki 15.668,75 TL alacağın takdiren % 40 ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen davanın kısmen kabulü ile 4.155,83 TL alacağın dava tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1 - Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2 - Ancak mahkemece asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarının birleşen dava yönünden de tespit ve incelemeler içerdiği, bu hali ile bilirkişi giderlerinin birleşen davada da dikkate alınmasının gerektiği değerlendirilmeksizin, bilirkişi giderlerinin büyük çoğunluğunun asıl dava kapsamında davalı taraf üzerinde bırakılması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/330 E. 2014/2505 K.
Ortak:hak ediş · avans faizi · Alacak
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/515 Esas sayılı dosyasında da henüz davalı tarafça «hak ediş» düzenlenerek faturaya bağlanmayan hak ediş alacaklarının tahsili ve sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğramış oldukları «kar kaybının» tahsili için «alacak davası» açıldığı, asıl dava ve takip tarihleri itibariyle her iki tarafın «ticari defterlerinde» de kayıtlı olan ve davalı tarafça da hak edişleri düzenlenerek faturaya bağlanmış bulunan davacının her iki «acente» için hak ettiği hak ediş tutarı toplamının 15.668,75 TL olduğu, her ne kadar davalı tarafça her iki acente için davacı adına yapılan büro ve işyeri ve işçilik «masrafları» bu hak edişlerden «mahsup» edilmiş ise de, davalı tarafça yapılan ödemeler takip ve dava tarihinden sonra olmakla birlikte yine davacının her iki acente için 2008 Aralık ve 2009 yılı Ocak ayı hak edişlerine ilaveten henüz hak ediş ve faturaya bağlanmamış 2009 yılı Şubat ayı hak ediş alacağının da bulunduğu, bu ödemelerin bu alacaktan mahsubunun daha yerinde ve «hakkaniyete» uygun olacağından asıl dava yönünden davanın kabulüne, her iki tarafça da kayıtlara işlenen ve hak ediş ve faturası düzenlenen 15.668,75 TL üzerinden takibin devamına, birleşen dava yönünden ise; bilirkişi heyeti tarafından hesaplanan her iki acente için toplam 7.071,75 TL hak ediş alacağından davalının davacı adına yapmış olduğu toplam 2.915,92 TL ödemenin mahsubu ile bakiye 4.155,83 TL alacağın dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin talep yönünden ise davalının davacı adına yaptığı masraflar ve dosyaya «ibraz» edilen tutanaklar karşılıklı yazışmalar, uyarı bildirileri ve noter «ihtarnameleri» göz önüne alındığında davacının sözleşmeye uymayarak uyarılara rağmen aykırılığa devam ettiği, «fatura» ve hak edişleri düzgün tutmadığı, uyarılara rağmen yanlışta ısrar ettiği ve bu nedenle sözleşmenin davalı tarafça haklı sebeple ve sözleşmedeki usule uygun bir şekilde feshedildiği ve bu nedenle davacının «kazanç kaybı» talep edemeyeceği gerekçesiyle, asıl davanın kabulü ile davalı borçlunun Antalya 2.
İcra müdürlüğü 2009/6352 Esas sayılı dosyasına yönelik itirazının iptaline, takibin 15.668,75 TL alacağı takip tarihinden itibaren «ticari avans faizi» uygulanmak suretiyle devamına, haksız itiraz edilen likid nitelikteki 15.668,75 TL alacağın takdiren % 40 ı oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen davanın kısmen kabulü ile 4.155,83 TL alacağın dava tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan …
Benzer bu karardaŞti.’nin hak edişlerinden yapılan toplam 18.198,25 TL’nin 6.831,00 TL'sinin 23.08.2007 tarihinden, 7.800,45 TL'sinin 31.12.2007 tarihinden, 3.566,80 TL’sinin 30.12.2009 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile davalıdan tahsili ile davacı B.
Şti.’nin hak edişlerinden yapılan toplam 11.812,09 TL’nin 9.102,00 TL'sinin 15.08.2008 tarihinden, 2.710,09 TL'sinin 01.11.2010 tarihinden itibaren işleyecek «avans faiz» ile davalıdan tahsili ile davacılardan T.
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı arasında imzalanan Organize Sanayi Bölgeleri ve Küçük Sanayi Sitelerinin Kredilendirilmesine İlişkin Bankacılık Hizmetleri Protokolü’nün 17. maddesinde "KSS katılma «payı»; «hak ediş» raporu tutarı ile Bakanlık hissesi arasındaki farktır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mevduat hesabı · komisyon · kâr payı
Benzer bu karardaDavalı banka, dava dışı Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ve kooperatif ile akdetmiş olduğu sözleşmeler çerçevesinde dava dışı kooperatif hesabına aktarılan kredi tutarından davacıların başvurusu ve dava dışı kooperatif talimatı üzerine ödemeler yapmakla yükümlü olup, ödemelerin yapıldığı hesap dava dışı kooperatife ait «mevduat hesabı» niteliğindedir.
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı arasında imzalanan Organize Sanayi Bölgeleri ve Küçük Sanayi Sitelerinin Kredilendirilmesine İlişkin Bankacılık Hizmetleri Protokolü’nün 17. maddesinde "KSS katılma «payı»; «hak ediş» raporu tutarı ile Bakanlık hissesi arasındaki farktır.
Katılma «payı» kooperatif tarafından bankanın mahalli şubesindeki hesaba yatırıldıktan sonra fiili kredi ödemeleri yapılır" şeklinde belirtilmektedir.
Şu halde, davalı bankanın dava dışı bakanlık ve kooperatifle akdedilen sözleşmeler çerçevesinde yine kooperatif hesabına aktarılan krediden «komisyon» kesintisi yapmasında herhangi bir usulsüzlük olmayıp, yapılan «hak ediş» ödemelerinde bu suretle meydana gelen eksikliğin davalı bankadan talep edilmesi taraflar arasında sözleşme ilişkisi olmadığından mümkün değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11279 E. 2013/10365 K.
Ortak:hak ediş · Alacak
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/515 Esas sayılı dosyasında da henüz davalı tarafça «hak ediş» düzenlenerek faturaya bağlanmayan hak ediş alacaklarının tahsili ve sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğramış oldukları «kar kaybının» tahsili için «alacak davası» açıldığı, asıl dava ve takip tarihleri itibariyle her iki tarafın «ticari defterlerinde» de kayıtlı olan ve davalı tarafça da hak edişleri düzenlenerek faturaya bağlanmış bulunan davacının her iki «acente» için hak ettiği hak ediş tutarı toplamının 15.668,75 TL olduğu, her ne kadar davalı tarafça her iki acente için davacı adına yapılan büro ve işyeri ve işçilik «masrafları» bu hak edişlerden «mahsup» edilmiş ise de, davalı tarafça yapılan ödemeler takip ve dava tarihinden sonra olmakla birlikte yine davacının her iki acente için 2008 Aralık ve 2009 yılı Ocak ayı hak edişlerine ilaveten henüz hak ediş ve faturaya bağlanmamış 2009 yılı Şubat ayı hak ediş alacağının da bulunduğu, bu ödemelerin bu alacaktan mahsubunun daha yerinde ve «hakkaniyete» uygun olacağından asıl dava yönünden davanın kabulüne, her iki tarafça da kayıtlara işlenen ve hak ediş ve faturası düzenlenen 15.668,75 TL üzerinden takibin devamına, birleşen dava yönünden ise; bilirkişi heyeti tarafından hesaplanan her iki acente için toplam 7.071,75 TL hak ediş alacağından davalının davacı adına yapmış olduğu toplam 2.915,92 TL ödemenin mahsubu ile bakiye 4.155,83 TL alacağın dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin talep yönünden ise davalının davacı adına yaptığı masraflar ve dosyaya «ibraz» edilen tutanaklar karşılıklı yazışmalar, uyarı bildirileri ve noter «ihtarnameleri» göz önüne alındığında davacının sözleşmeye uymayarak uyarılara rağmen aykırılığa devam ettiği, «fatura» ve hak edişleri düzgün tutmadığı, uyarılara rağmen yanlışta ısrar ettiği ve bu nedenle sözleşmenin davalı tarafça haklı sebeple ve sözleşmedeki usule uygun bir şekilde feshedildiği ve bu nedenle davacının «kazanç kaybı» talep edemeyeceği gerekçesiyle, asıl davanın kabulü ile davalı borçlunun Antalya 2.
Benzer bu kararda… mece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kanunda veya ona eş değer olan Kanun Hükmünde Kararnamede kamu işverenlerinin kendinden iş alan ve yasal «prim» indirimi teşvikine hak kazanan yüklenicinin hak ettiği %5'lik indirim tutarının onun «hakedişinden» kesileceği ve devlete kalacağı yönünde bir kurala yer verilmediği, KİK ve SGK gibi bir kamu kuruluşuna da yasayı değiştirecek içerikli düzenleme yapma yetkisi verilmediği, tebliğ ve genelge gibi ikincil nitelikteki düzenlemelere göre kesinti yapılamayacağı kabul edilmiş ise de, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 13.maddesine göre davacı-yüklenici geçici «hak ediş» düzenlendiğinde geçici hak edişlerini, itirazını ve «ihtirazi kayıtlarını» yazılı olarak idareye bildirmesi gerekirken itiraz etmediği için sözleşme gereğince hak edişlerin kesinleştiği, kesinleşen hak edişe göre de iade talep edemeyeceği …
Yasa ile sağlanan bu imkanın «hak edişe» usulüne uygun şekilde itiraz edilmemesi ile düşmesi söz konusu edilemez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hakediş · ihtirazi kayıt · ek prim · hizmet sözleşmesi
Benzer bu kararda… mece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kanunda veya ona eş değer olan Kanun Hükmünde Kararnamede kamu işverenlerinin kendinden iş alan ve yasal «prim» indirimi teşvikine hak kazanan yüklenicinin hak ettiği %5'lik indirim tutarının onun «hakedişinden» kesileceği ve devlete kalacağı yönünde bir kurala yer verilmediği, KİK ve SGK gibi bir kamu kuruluşuna da yasayı değiştirecek içerikli düzenleme yapma yetkisi verilmediği, tebliğ ve genelge gibi ikincil nitelikteki düzenlemelere göre kesinti yapılamayacağı kabul edilmiş ise de, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 13.maddesine göre davacı-yüklenici geçici «hak ediş» düzenlendiğinde geçici hak edişlerini, itirazını ve «ihtirazi kayıtlarını» yazılı olarak idareye bildirmesi gerekirken itiraz etmediği için sözleşme gereğince hak edişlerin kesinleştiği, kesinleşen hak edişe göre de iade talep edemeyeceği …
Dava, taraflar arasındaki «hizmet sözleşmesinden» kaynaklanan ve davacıya ait «hakedişlerden» davalı tarafın 5510 sayılı Kanun uyarınca sağlanan %5'lik indirim tutarını keserek davacıya ödenmesi nedeniyle açılan alacak davasına ilişkin olup, mahkemece, davacının, davalı tarafından düzenlenen hakedişlere itirazını ve «ihtirazı kayıtlarını» yazılı olarak bildirmediği için hak edişlerin kesinleştiği, kesinleşen hakedişe göre iade talep edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/11872 E. 2016/5639 K.
Ortak:hak ediş · fesih · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu kapsamından, taraflar arasındaki sözleşmelerin davalı şirket tarafından 14.02.2009 tarihinde feshedildiği, «fesih» üzerine davacı tarafça Antalya 2.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/515 Esas sayılı dosyasında da henüz davalı tarafça «hak ediş» düzenlenerek faturaya bağlanmayan hak ediş alacaklarının tahsili ve sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğramış oldukları «kar kaybının» tahsili için «alacak davası» açıldığı, asıl dava ve takip tarihleri itibariyle her iki tarafın «ticari defterlerinde» de kayıtlı olan ve davalı tarafça da hak edişleri düzenlenerek faturaya bağlanmış bulunan davacının her iki «acente» için hak ettiği hak ediş tutarı toplamının 15.668,75 TL olduğu, her ne kadar davalı tarafça her iki acente için davacı adına yapılan büro ve işyeri ve işçilik «masrafları» bu hak edişlerden «mahsup» edilmiş ise de, davalı tarafça yapılan ödemeler takip ve dava tarihinden sonra olmakla birlikte yine davacının her iki acente için 2008 Aralık ve 2009 yılı Ocak ayı hak edişlerine ilaveten henüz hak ediş ve faturaya bağlanmamış 2009 yılı Şubat ayı hak ediş alacağının da bulunduğu, bu ödemelerin bu alacaktan mahsubunun daha yerinde ve «hakkaniyete» uygun olacağından asıl dava yönünden davanın kabulüne, her iki tarafça da kayıtlara işlenen ve hak ediş ve faturası düzenlenen 15.668,75 TL üzerinden takibin devamına, birleşen dava yönünden ise; bilirkişi heyeti tarafından hesaplanan her iki acente için toplam 7.071,75 TL hak ediş alacağından davalının davacı adına yapmış olduğu toplam 2.915,92 TL ödemenin mahsubu ile bakiye 4.155,83 TL alacağın dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin talep yönünden ise davalının davacı adına yaptığı masraflar ve dosyaya «ibraz» edilen tutanaklar karşılıklı yazışmalar, uyarı bildirileri ve noter «ihtarnameleri» göz önüne alındığında davacının sözleşmeye uymayarak uyarılara rağmen aykırılığa devam ettiği, «fatura» ve hak edişleri düzgün tutmadığı, uyarılara rağmen yanlışta ısrar ettiği ve bu nedenle sözleşmenin davalı tarafça haklı sebeple ve sözleşmedeki usule uygun bir şekilde feshedildiği ve bu nedenle davacının «kazanç kaybı» talep edemeyeceği gerekçesiyle, asıl davanın kabulü ile davalı borçlunun Antalya 2.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının teknik şartnamede belirtilen nitelikte personel çalıştırmadığı, personel için yüksek «hak ediş» raporları düzenlediği, 4735 SK'nın 25/d fıkrası uyarınca «taahhüdünü» yerine getirirken idareye zarar verdiği, aynı kanunu 20/b maddesi gereğince bildirimsiz olarak davalı idarenin «fesih» hakkı bulunduğu, davacının sözleşmede belirtilen nitelikte personel çalıştırmadığından bu «hizmetlerin bedellerini» talep edemeyeceği, «teminat mektubunun nakde çevrilmesinde» mevzuata aykırılık olmadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davacı taraf yeterli nitelikte olmayan personelle olsa dahi yapılan hizmeti «ifa» ettiği belirtilmiş olup, bu durumda davacının «fesih» öncesi ödenmeyen «hak ediş» bedellerinin sözleşme, teknik şartname hükümleri çerçevesinde ve çalıştırılan personelin niteliklerine uygun olarak belirlenip, davacıya ödenmesine karar verilmesi …
2- Asıl dava, davalının sağlık, psikolojik, eğitim, danışmanlık merkezinin işletilmesi sözleşmesinin haksız feshinden kaynaklanan ve «sözleşmenin feshi» öncesi Şubat, Mart, Nisan, Mayıs aylarına ait ödenmeyen «hak ediş» bedellerinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece sözleşmenin davalı tarafından haklı nedenle feshedildiği, davacının hak ediş bedellerini talep edemeyeceği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teminat mektubunun nakde çevrilmesi · hizmet bedeli · teminat mektubu · sözleşmenin feshi · ifa · taahhütname · teminat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının teknik şartnamede belirtilen nitelikte personel çalıştırmadığı, personel için yüksek «hak ediş» raporları düzenlediği, 4735 SK'nın 25/d fıkrası uyarınca «taahhüdünü» yerine getirirken idareye zarar verdiği, aynı kanunu 20/b maddesi gereğince bildirimsiz olarak davalı idarenin «fesih» hakkı bulunduğu, davacının sözleşmede belirtilen nitelikte personel çalıştırmadığından bu «hizmetlerin bedellerini» talep edemeyeceği, «teminat mektubunun nakde çevrilmesinde» mevzuata aykırılık olmadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
2- Asıl dava, davalının sağlık, psikolojik, eğitim, danışmanlık merkezinin işletilmesi sözleşmesinin haksız feshinden kaynaklanan ve «sözleşmenin feshi» öncesi Şubat, Mart, Nisan, Mayıs aylarına ait ödenmeyen «hak ediş» bedellerinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece sözleşmenin davalı tarafından haklı nedenle feshedildiği, davacının hak ediş bedellerini talep edemeyeceği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Oysa, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davacı taraf yeterli nitelikte olmayan personelle olsa dahi yapılan hizmeti «ifa» ettiği belirtilmiş olup, bu durumda davacının «fesih» öncesi ödenmeyen «hak ediş» bedellerinin sözleşme, teknik şartname hükümleri çerçevesinde ve çalıştırılan personelin niteliklerine uygun olarak belirlenip, davacıya ödenmesine karar verilmesi …
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/5207 E. 2018/8155 K.
Ortak:hak ediş · mahsup · Alacak
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/515 Esas sayılı dosyasında da henüz davalı tarafça «hak ediş» düzenlenerek faturaya bağlanmayan hak ediş alacaklarının tahsili ve sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğramış oldukları «kar kaybının» tahsili için «alacak davası» açıldığı, asıl dava ve takip tarihleri itibariyle her iki tarafın «ticari defterlerinde» de kayıtlı olan ve davalı tarafça da hak edişleri düzenlenerek faturaya bağlanmış bulunan davacının her iki «acente» için hak ettiği hak ediş tutarı toplamının 15.668,75 TL olduğu, her ne kadar davalı tarafça her iki acente için davacı adına yapılan büro ve işyeri ve işçilik «masrafları» bu hak edişlerden «mahsup» edilmiş ise de, davalı tarafça yapılan ödemeler takip ve dava tarihinden sonra olmakla birlikte yine davacının her iki acente için 2008 Aralık ve 2009 yılı Ocak ayı hak edişlerine ilaveten henüz hak ediş ve faturaya bağlanmamış 2009 yılı Şubat ayı hak ediş alacağının da bulunduğu, bu ödemelerin bu alacaktan mahsubunun daha yerinde ve «hakkaniyete» uygun olacağından asıl dava yönünden davanın kabulüne, her iki tarafça da kayıtlara işlenen ve hak ediş ve faturası düzenlenen 15.668,75 TL üzerinden takibin devamına, birleşen dava yönünden ise; bilirkişi heyeti tarafından hesaplanan her iki acente için toplam 7.071,75 TL hak ediş alacağından davalının davacı adına yapmış olduğu toplam 2.915,92 TL ödemenin mahsubu ile bakiye 4.155,83 TL alacağın dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin talep yönünden ise davalının davacı adına yaptığı masraflar ve dosyaya «ibraz» edilen tutanaklar karşılıklı yazışmalar, uyarı bildirileri ve noter «ihtarnameleri» göz önüne alındığında davacının sözleşmeye uymayarak uyarılara rağmen aykırılığa devam ettiği, «fatura» ve hak edişleri düzgün tutmadığı, uyarılara rağmen yanlışta ısrar ettiği ve bu nedenle sözleşmenin davalı tarafça haklı sebeple ve sözleşmedeki usule uygun bir şekilde feshedildiği ve bu nedenle davacının «kazanç kaybı» talep edemeyeceği gerekçesiyle, asıl davanın kabulü ile davalı borçlunun Antalya 2.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca taraflar arasında «acentelik sözleşmesi» bulunduğu, 24/12/2011 tarihi itibari ile davacı tarafça sözleşmenin feshedildiği, davalının yaptığı kesintilerin sözleşme kapsamında bulunduğu, talep edilen «hak ediş» alacakları bakımından davalı firmanın davacı firmaya borcuna karşılık 31/12/2011 tarihinde yaptığı borç meblağını bu tutarda azaltan 1.704,18 TL tutarındaki «mahsup» işleminin doğru olmadığı, 944,00 TL'lik kesintinin ise 23/12/2011 tarihinde gerçekleştirildiği, ancak sözleşme hükümlerinin 22/12/2011 tarihi itibariyle hükümsüz hale geldiği gerekçesiyle davacının haksız kesinti tutarı adı altında yaptığı taleplerin reddine, hak ediş alacağı olarak yapılan taleplerin kısmen kabulü ile 2.227,82 TL nin 28/05/2012 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faiz» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava, «acentelik ilişkisinden» kaynaklı alacak istemine ilişkin olup mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davalı tarafından haksız yapıldığı iddia olunan kesintiler bakımından davanın reddine, «hak ediş» bedeli olarak talep edilen miktar yönünden ise davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece de benimsenen bilirkişi raporu ve dosya muhteviyatı uyarınca, davacının «hak ediş» kalemi altında yaptığı toplam talep miktarının önemli bir kısmının davalı yanca dava açıldığı tarih olan 29.12.2011 tarihinden sonra ödendiği ve bu kısım yönünden «davanın konusu» kalmadığından HMK 331/1 maddesi uyarınca davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi gerekirken bu hususta hüküm kurulmaması doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:acentelik ilişkisi · acentelik sözleşmesi · davanın konusu · acentelik · yasal faiz · vekalet ücreti · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca taraflar arasında «acentelik sözleşmesi» bulunduğu, 24/12/2011 tarihi itibari ile davacı tarafça sözleşmenin feshedildiği, davalının yaptığı kesintilerin sözleşme kapsamında bulunduğu, talep edilen «hak ediş» alacakları bakımından davalı firmanın davacı firmaya borcuna karşılık 31/12/2011 tarihinde yaptığı borç meblağını bu tutarda azaltan 1.704,18 TL tutarındaki «mahsup» işleminin doğru olmadığı, 944,00 TL'lik kesintinin ise 23/12/2011 tarihinde gerçekleştirildiği, ancak sözleşme hükümlerinin 22/12/2011 tarihi itibariyle hükümsüz hale geldiği gerekçesiyle davacının haksız kesinti tutarı adı altında yaptığı taleplerin reddine, hak ediş alacağı olarak yapılan taleplerin kısmen kabulü ile 2.227,82 TL nin 28/05/2012 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faiz» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava, «acentelik ilişkisinden» kaynaklı alacak istemine ilişkin olup mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davalı tarafından haksız yapıldığı iddia olunan kesintiler bakımından davanın reddine, «hak ediş» bedeli olarak talep edilen miktar yönünden ise davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece de benimsenen bilirkişi raporu ve dosya muhteviyatı uyarınca, davacının «hak ediş» kalemi altında yaptığı toplam talep miktarının önemli bir kısmının davalı yanca dava açıldığı tarih olan 29.12.2011 tarihinden sonra ödendiği ve bu kısım yönünden «davanın konusu» kalmadığından HMK 331/1 maddesi uyarınca davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi gerekirken bu hususta hüküm kurulmaması doğru olmamıştır.
Öte yandan mahkemece, dava sırasında ödenen meblağla ilgili olarak dava tarihi itibariyle dava açmakta haklı olduğuna göre anılan HMK 331/1. maddesi hükmü uyarınca bu kısım yönünden de davacı lehine «vekalet ücretine» hüküm olunması gerekirken, bu kısım yönünden de dava reddedilmişcesine davalı lehine vekalet ücreti hükmedilmesi de doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5591 E. 2015/3379 K.
Ortak:hak ediş · acente · fesih · ihtarname · Alacak
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/515 Esas sayılı dosyasında da henüz davalı tarafça «hak ediş» düzenlenerek faturaya bağlanmayan hak ediş alacaklarının tahsili ve sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğramış oldukları «kar kaybının» tahsili için «alacak davası» açıldığı, asıl dava ve takip tarihleri itibariyle her iki tarafın «ticari defterlerinde» de kayıtlı olan ve davalı tarafça da hak edişleri düzenlenerek faturaya bağlanmış bulunan davacının her iki «acente» için hak ettiği hak ediş tutarı toplamının 15.668,75 TL olduğu, her ne kadar davalı tarafça her iki acente için davacı adına yapılan büro ve işyeri ve işçilik «masrafları» bu hak edişlerden «mahsup» edilmiş ise de, davalı tarafça yapılan ödemeler takip ve dava tarihinden sonra olmakla birlikte yine davacının her iki acente için 2008 Aralık ve 2009 yılı Ocak ayı hak edişlerine ilaveten henüz hak ediş ve faturaya bağlanmamış 2009 yılı Şubat ayı hak ediş alacağının da bulunduğu, bu ödemelerin bu alacaktan mahsubunun daha yerinde ve «hakkaniyete» uygun olacağından asıl dava yönünden davanın kabulüne, her iki tarafça da kayıtlara işlenen ve hak ediş ve faturası düzenlenen 15.668,75 TL üzerinden takibin devamına, birleşen dava yönünden ise; bilirkişi heyeti tarafından hesaplanan her iki acente için toplam 7.071,75 TL hak ediş alacağından davalının davacı adına yapmış olduğu toplam 2.915,92 TL ödemenin mahsubu ile bakiye 4.155,83 TL alacağın dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin talep yönünden ise davalının davacı adına yaptığı masraflar ve dosyaya «ibraz» edilen tutanaklar karşılıklı yazışmalar, uyarı bildirileri ve noter «ihtarnameleri» göz önüne alındığında davacının sözleşmeye uymayarak uyarılara rağmen aykırılığa devam ettiği, «fatura» ve hak edişleri düzgün tutmadığı, uyarılara rağmen yanlışta ısrar ettiği ve bu nedenle sözleşmenin davalı tarafça haklı sebeple ve sözleşmedeki usule uygun bir şekilde feshedildiği ve bu nedenle davacının «kazanç kaybı» talep edemeyeceği gerekçesiyle, asıl davanın kabulü ile davalı borçlunun Antalya 2.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu kapsamından, taraflar arasındaki sözleşmelerin davalı şirket tarafından 14.02.2009 tarihinde feshedildiği, «fesih» üzerine davacı tarafça Antalya 2.
Benzer bu kararda… işi raporuna dayanılarak, hak edişleri gereği gibi ödemeyen davalının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüğünü yerine getirmemiş olup, bu davranışının davacı açısından «haklı sebeple fesih» nedeni oluşturduğu, davacının sözleşme gereği araçların geç devri nedeniyle uğradığını iddia ettiği zararını ispatlayamadığı gerekçesiyle 30.000 Euro katkı «payının» 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince yürütülecek faizi ile birlikte, İskenderun Şubesi için 16.991,15 TL, Pac Şubesi için 10.«194»,76 TL «hak ediş» bedelinin, dava tarihinden itibaren TCMB'nin kısa vadeli mevduatlar için uyguladığı faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, diğer taleplerin reddine karar verilmiş …
Dışı Taşımacılık A.Ş'nin işbu sözleşmedeki yükümlülüklerinden herhangi birisini, mücbir «sebebe» dayananlar hariç, 30 gün süreli «ihtara» rağmen yerine getirmemesi durumunda, «acente» açısından «haklı nedenle fesih» imkanı oluşacaktır.
Somut olayda ise mahkemece davacı tarafından davalıya «fesih» ihtarından önce 30 günlük süre tanıyan bir «ihtarnamenin» keşide edilip edilmediği incelenmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haklı sebeple fesih · kasa açığı · haklı nedenle fesih · i̇i̇k 194 · acentelik sözleşmesi · bedel iadesi · sözleşmenin feshi · acentelik
Benzer bu kararda… işi raporuna dayanılarak, hak edişleri gereği gibi ödemeyen davalının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüğünü yerine getirmemiş olup, bu davranışının davacı açısından «haklı sebeple fesih» nedeni oluşturduğu, davacının sözleşme gereği araçların geç devri nedeniyle uğradığını iddia ettiği zararını ispatlayamadığı gerekçesiyle 30.000 Euro katkı «payının» 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince yürütülecek faizi ile birlikte, İskenderun Şubesi için 16.991,15 TL, Pac Şubesi için 10.«194»,76 TL «hak ediş» bedelinin, dava tarihinden itibaren TCMB'nin kısa vadeli mevduatlar için uyguladığı faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, diğer taleplerin reddine karar verilmiş …
1- Dava, «acentelik sözleşmesinin» haklı nedenle feshinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece davalının davacı «acentenin» «hak ediş» bedellerini süresinde ödemediği, dolayısıyla davacının «acentelik sözleşmesini» haklı nedenle feshettiği kabul edilmiş ve davacı yararına sözleşmede kararlaştırılan katkı «payının» ve her iki şube için de tespit edilen hak ediş bedellerinin tahsiline, diğer taleplerin ise reddine karar verilmiş ve tesis edilen hüküm, sadece davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Ancak «acentelik sözleşmesinin» 37. maddesinde belirtildiği üzere, davacı acentenin davalı şirkete ödediği katkı «payı» bedelinin, acentenin sözleşmeyi haklı nedenle feshi hariç, hiçbir hal ve şartta iade edilmeyeceği, acentenin de kabulündedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/17576 E. , 2015/4248 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Antalya(Kapatılan) 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14/05/2014 tarih ve 2012/21-2014/224 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi . .... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl davada, müvekkilinin davalı şirketin Muratpaşa ve Şarampol şubelerinin acenteliğini yaptığını, davalı şirketin 14.02.2009 tarihinde acentalık sözleşmesini feshettiğini, müvekkilinin bakiye 15.668,75 TL hakediş alacağının ödenmediğini, alacağın tahsili için Antalya 2. İcra Müdürlüğü'nün 2009/6352 Esas sayılı dosyası ile icra takibi yaptıklarını, davalının itiraz ederek takibi durdurduğunu, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile % 40'tan az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, birleşen davada ise davalının aralarındaki sözleşmeyi haksız feshi nedeniyle uğramış olduğu 70.000 TL kazanç kaybının ve 5.000 TL hak ediş alacağının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkilinden herhangi bir alacağının bulunmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin kendileri tarafından haklı sebeplerle feshedildiğini, davacının Şarampol acentesinden müvekkili şirkete 23.09.2005 tarihli acentelik sözleşmesine istinaden devir işlemi ile doğan borçlarının toplam 5.036,33 TL Muratpaşa acentesinden doğan borçların toplam 2.498,02 TL olduğunu, toplam 7.534,35 TL'nin davacının hak edişinden kesildiğini, acente cari hesap sözleşmesinde belirtilen peşinat ve aylık ödemelerin tamamı ödenmeden acenteye acentelik sözleşmesini feshederse veya haklı nedenle müvekkili feshederse acentenin ödemiş olduğu peşinat ve aylık ödemeler, araç kira bedeli olarak kabul edileceğinin ve iade edilmeyeceğinin, böyle bir durumda müvekkilinin mülkiyet devir yükümlülüğünün sona ereceğinin ve acentenin hiçbir hak ve talebi olmayacağının sözleşmede belirlenmiş olduğunu, davacının müvekkili şirkete ait aracı kiralama bedelinin 41 ay olarak toplam 78.401,43 TL olduğunu, davacının araçlar için 28.766,60 TL ödediğini ve halen 49.634,83 TL alacaklarının bulunduğunu, ayrıca davacının talep ettiği alacağın likit olmadığını bu nedenle tazminat da talep edemeyeceğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu kapsamından, taraflar arasındaki sözleşmelerin davalı şirket tarafından 14.02.2009 tarihinde feshedildiği, fesih üzerine davacı tarafça Antalya 2. İcra Müdürlüğü'nün 2009/6352 Esas sayılı dosyasında davalı tarafça hak edişleri düzenlenen faturaya dayalı olarak 15.668,75 TL alacağın tahsili için icra takibine girişildiği, davalı tarafça itiraz edilerek takibin durduğu, yine, davacı tarafça Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/515 Esas sayılı dosyasında da henüz davalı tarafça hak ediş düzenlenerek faturaya bağlanmayan hak ediş alacaklarının tahsili ve sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğramış oldukları kar kaybının tahsili için alacak davası açıldığı, asıl dava ve takip tarihleri itibariyle her iki tarafın ticari defterlerinde de kayıtlı olan ve davalı tarafça da hak edişleri düzenlenerek faturaya bağlanmış bulunan davacının her iki acente için hak ettiği hak ediş tutarı toplamının 15.668,75 TL olduğu, her ne kadar davalı tarafça her iki acente için davacı adına yapılan büro ve işyeri ve işçilik masrafları bu hak edişlerden mahsup edilmiş ise de, davalı tarafça yapılan ödemeler takip ve dava tarihinden sonra olmakla birlikte yine davacının her iki acente için 2008 Aralık ve 2009 yılı Ocak ayı hak edişlerine ilaveten henüz hak ediş ve faturaya bağlanmamış 2009 yılı Şubat ayı hak ediş alacağının da bulunduğu, bu ödemelerin bu alacaktan mahsubunun daha yerinde ve hakkaniyete uygun olacağından asıl dava yönünden davanın kabulüne, her iki tarafça da kayıtlara işlenen ve hak ediş ve faturası düzenlenen 15.668,75 TL üzerinden takibin devamına, birleşen dava yönünden ise;
bilirkişi heyeti tarafından hesaplanan her iki acente için toplam 7.071,75 TL hak ediş alacağından davalının davacı adına yapmış olduğu toplam 2.915,92 TL ödemenin mahsubu ile bakiye 4.155,83 TL alacağın dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin talep yönünden ise davalının davacı adına yaptığı masraflar ve dosyaya ibraz edilen tutanaklar karşılıklı yazışmalar, uyarı bildirileri ve noter ihtarnameleri göz önüne alındığında davacının sözleşmeye uymayarak uyarılara rağmen aykırılığa devam ettiği, fatura ve hak edişleri düzgün tutmadığı, uyarılara rağmen yanlışta ısrar ettiği ve bu nedenle sözleşmenin davalı tarafça haklı sebeple ve sözleşmedeki usule uygun bir şekilde feshedildiği ve bu nedenle davacının kazanç kaybı talep edemeyeceği gerekçesiyle, asıl davanın kabulü ile davalı borçlunun Antalya 2.
İcra müdürlüğü 2009/6352 Esas sayılı dosyasına yönelik itirazının iptaline, takibin 15.668,75 TL alacağı takip tarihinden itibaren ticari avans faizi uygulanmak suretiyle devamına, haksız itiraz edilen likid nitelikteki 15.668,75 TL alacağın takdiren % 40 ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen davanın kısmen kabulü ile 4.155,83 TL alacağın dava tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1 - Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2 - Ancak mahkemece asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarının birleşen dava yönünden de tespit ve incelemeler içerdiği, bu hali ile bilirkişi giderlerinin birleşen davada da dikkate alınmasının gerektiği değerlendirilmeksizin, bilirkişi giderlerinin büyük çoğunluğunun asıl dava kapsamında davalı taraf üzerinde bırakılması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 26/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/172145300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz