Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/5591 E. 2015/3379 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haklı sebeple fesih↗ kasa açığı↗ haklı nedenle fesih↗ hak ediş↗ i̇i̇k 194↗ acentelik sözleşmesi↗ bedel iadesi↗ 3095 sayılı kanun↗ acente↗ sözleşmenin feshi↗ acentelik↗ fesih↗ ihtar↗ kâr payı↗ ihtarname↗ dava sebebi↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlara ve bilirkişi raporuna dayanılarak, hak edişleri gereği gibi ödemeyen davalının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüğünü yerine getirmemiş olup, bu davranışının davacı açısından haklı sebeple fesih nedeni oluşturduğu, davacının sözleşme gereği araçların geç devri nedeniyle uğradığını iddia ettiği zararını ispatlayamadığı gerekçesiyle 30.000 Euro katkı payının 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince yürütülecek faizi ile birlikte, İskenderun Şubesi için 16.991,15 TL, Pac Şubesi için 10.194,76 TL hak ediş bedelinin, dava tarihinden itibaren TCMB'nin kısa vadeli mevduatlar için uyguladığı faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, acentelik sözleşmesinin haklı nedenle feshinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece davalının davacı acentenin hak ediş bedellerini süresinde ödemediği, dolayısıyla davacının acentelik sözleşmesini haklı nedenle feshettiği kabul edilmiş ve davacı yararına sözleşmede kararlaştırılan katkı payının ve her iki şube için de tespit edilen hak ediş bedellerinin tahsiline, diğer taleplerin ise reddine karar verilmiş ve tesis edilen hüküm, sadece davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Ancak acentelik sözleşmesinin 37. maddesinde belirtildiği üzere, davacı acentenin davalı şirkete ödediği katkı payı bedelinin, acentenin sözleşmeyi haklı nedenle feshi hariç, hiçbir hal ve şartta iade edilmeyeceği, acentenin de kabulündedir. Acentelik sözleşmesinin feshi koşullarını düzenleyen 41. maddesine göre ise, davalı ... Kargo ... İçi ve ... Dışı Taşımacılık A.Ş'nin işbu sözleşmedeki yükümlülüklerinden herhangi birisini, mücbir sebebe dayananlar hariç, 30 gün süreli ihtara rağmen yerine getirmemesi durumunda, acente açısından haklı nedenle fesih imkanı oluşacaktır. Dolayısıyla davacı acentenin davalıya ödediği katkı payı bedelini geri isteyebilmesi, ancak sözleşmeyi haklı nedenle feshetmesine, haklı nedenle feshedebilmesi de, ancak fesihten önce davalıya yükümlülüklerini yerine getirmesi için 30 günlük süre veren bir ihtarname keşide etmesi ve davalının buna rağmen yükümlülüklerini yerine getirmemesi koşuluna bağlanmıştır. Somut olayda ise mahkemece davacı tarafından davalıya fesih ihtarından önce 30 günlük süre tanıyan bir ihtarnamenin keşide edilip edilmediği incelenmemiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, davacının katkı payı bedelinin iadesi talebi yönünden, davacı tarafından davalıya fesih ihtarından önce 30 günlük süre tanıyan ilk ihtarnamenin keşide edilip edilmediği, diğer bir deyişle davacının sözleşmeyi haklı nedenle feshedip feshetmediği incelenmeden, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Davalının, davacı acentenin .. ve ... Şubeleri için talep ettiği hak ediş bedelleri yönünden mahkemece tesis edilen hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; davalı vekili tarafından, davacının hak ediş bedellerinin tamamının usulüne uygun biçimde ödendiği, ancak davacının yükümlülüklerinin yerine getirmemesi nedeniyle (örneğin davacının çeklerinin karşılıksız çıkması, davacının 3. kişilere olan borcunun davalıya gönderilen İİK'nın 89/1 ihtarnamesine istinaden icra dosyalarına ödenmesi ve özellikle davacının kasa açığı) davacının hak ediş bedellerinden kesinti yaptığı savunulmuş, bu kesintilere dair yazışma ve makbuzlar dosyaya sunulmuş, mahkemece davalının bu savunması üzerinde durulup inceleme yapılmamıştır.
O halde mahkemece, davalının anılan savunmasının incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, anılan alacak kalemi yönünden de eksik incelemeye dayalı olarak, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle de davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Yine mahkemece davacının talep edebileceği hak ediş bedelleri yönünden hükmedilen alacak miktarları için yürütülen faizin türü belirtilmeden, alacağın “....Bankası'nın kısa vadeli mevduatlar için uyguladığı faiziyle birlikte” davalıdan tahsiline karar verilmesi dahi doğru olmamış, kararın bu nedenle de davalı yararına bozulması gerekmiştir.
4- Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan bozma neden ve kapsamına göre, davalı vekilinin, mahkemece davacının katkı payı bedelinin iadesi talebi yönünden kurulan hükme ilişkin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2152 E. 2022/1192 K.
Ortak:haklı nedenle fesih · hak ediş · acentelik sözleşmesi · bedel iadesi · acente · acentelik · fesih · ihtar · Alacak
İncelediğiniz karardaDışı Taşımacılık A.Ş'nin işbu sözleşmedeki yükümlülüklerinden herhangi birisini, mücbir «sebebe» dayananlar hariç, 30 gün süreli «ihtara» rağmen yerine getirmemesi durumunda, «acente» açısından «haklı nedenle fesih» imkanı oluşacaktır.
Mahkemece davalının davacı «acentenin» «hak ediş» bedellerini süresinde ödemediği, dolayısıyla davacının «acentelik sözleşmesini» haklı nedenle feshettiği kabul edilmiş ve davacı yararına sözleşmede kararlaştırılan katkı «payının» ve her iki şube için de tespit edilen hak ediş bedellerinin tahsiline, diğer taleplerin ise reddine karar verilmiş ve tesis edilen hüküm, sadece davalı vekilince temyiz edilmiştir.
… işi raporuna dayanılarak, hak edişleri gereği gibi ödemeyen davalının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüğünü yerine getirmemiş olup, bu davranışının davacı açısından «haklı sebeple fesih» nedeni oluşturduğu, davacının sözleşme gereği araçların geç devri nedeniyle uğradığını iddia ettiği zararını ispatlayamadığı gerekçesiyle 30.000 Euro katkı «payının» 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince yürütülecek faizi ile birlikte, İskenderun Şubesi için 16.991,15 TL, Pac Şubesi için 10.«194»,76 TL «hak ediş» bedelinin, dava tarihinden itibaren TCMB'nin kısa vadeli mevduatlar için uyguladığı faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, diğer taleplerin reddine karar verilmiş …
Benzer bu karardaTaraflar arasındaki sözleşmenin 41. maddesine göre, karşı tarafın ( MNG Kargo’nun) işbu sözleşmedeki yükümlülüklerinden herhangi birisini 30 gün süreli «ihtara» rağmen yerine getirmemesi durumunda «acente» açısından «haklı nedenle fesih» imkanı doğacaktır.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafından keşide edilen 06/10/2008 tarihli «ihtarnamede» «fesih» iradesinin ortaya konduğu ancak sözleşmede beliretilen 30 günlük mühlete yer verilmemişse de davalının fesih «ihbarını» tebliğ aldıktan sonra 30 gün içinde «hak ediş» bedellerini ödemediği, bunun yerine karşı fesih ihbarı gönderdiği, böylece davacı tarafın fesih iradesini açıkça ortaya koyduğu da değerlendirildiğinde 30 günlük süre verilmesinin faydasız olacağı, davalı tarafından, kendilerince yapılan fesih sebeplerine ilişkin bir delilin de dosyaya sunulmadığı değerlendirilerek sözleşmenin davacı tarafından haklı feshedildiği, davalı tarafından sunulan beyanda 05/10/2009 tarihinde SGK-hak ediş ödemelerinin yapıldığı ve «mahsup» edilmesi gerektiği belirtilmişse de tarafların haklılık durumunun davanın açıldığı tarihe göre tespit edilebileceği, dava açıldıktan sonra yapılan ödemelerin ayrı bir yargılama konusu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davacının katkı «payı» talebinin kabulü ile 30.000,00 Euro'nun 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile, davacının hak ediş talebinin İskenderun Şubesi için 12.300,66 TL, Pac Şubesi için 7.944,63 TL 'nin dava tarihi olan 09/03/2009 tarihinden itibaren başlayacak avans ( «ticari ) faizi» ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
1- Dava, «acentelik sözleşmesinin» haklı nedenle feshinden kaynaklı alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haciz ihbarnamesi · müktesep hak · ticari faiz · kazanılmış hak · mahsup · işlemiş faiz · ihbar · haciz
Benzer bu karardaMahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafından keşide edilen 06/10/2008 tarihli «ihtarnamede» «fesih» iradesinin ortaya konduğu ancak sözleşmede beliretilen 30 günlük mühlete yer verilmemişse de davalının fesih «ihbarını» tebliğ aldıktan sonra 30 gün içinde «hak ediş» bedellerini ödemediği, bunun yerine karşı fesih ihbarı gönderdiği, böylece davacı tarafın fesih iradesini açıkça ortaya koyduğu da değerlendirildiğinde 30 günlük süre verilmesinin faydasız olacağı, davalı tarafından, kendilerince yapılan fesih sebeplerine ilişkin bir delilin de dosyaya sunulmadığı değerlendirilerek sözleşmenin davacı tarafından haklı feshedildiği, davalı tarafından sunulan beyanda 05/10/2009 tarihinde SGK-hak ediş ödemelerinin yapıldığı ve «mahsup» edilmesi gerektiği belirtilmişse de tarafların haklılık durumunun davanın açıldığı tarihe göre tespit edilebileceği, dava açıldıktan sonra yapılan ödemelerin ayrı bir yargılama konusu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davacının katkı «payı» talebinin kabulü ile 30.000,00 Euro'nun 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile, davacının hak ediş talebinin İskenderun Şubesi için 12.300,66 TL, Pac Şubesi için 7.944,63 TL 'nin dava tarihi olan 09/03/2009 tarihinden itibaren başlayacak avans ( «ticari ) faizi» ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
2- Davacının «hak ediş» talebine gelince, mahkemece, iki şube için ayrı ayrı hak ediş tutarı belirlenerek davalıdan tahsiline karar verilmiş ise de, davalı taraf beyanında dava tarihinden sonra «haciz ihbarnamesi» üzerine 05.10.2009 tarihinde hak ediş ödemelerinin SGK’na yapıldığını savunduğuna göre, ödeme tarihine kadar hak ediş bedellerine «işlemiş faizin» de hesap edilip davacının alacağının tespit edilmesi, yapılan kısmi ödemeler de düşüldüğünde davacının bakiye hak ediş alacağının bulunması, aynı zamanda ne miktar …
Nitekim Dairemizin 12.03.2015 tarihli bozma ilamında, davacının katkı «payı» «bedelinin iadesi» talebi yönünden, davacı tarafından davalıya «fesih» ihtarından önce 30 günlük süre tanıyan ilk «ihtarnamenin» keşide edilip edilmediği, diğer bir deyişle davacının sözleşmeyi haklı nedenle feshedip feshetmediği incelenmeden karar verilmesinin doğru olmadığı açıklanmış olup, mahkemece bozma ilamına uyulması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukukî esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usulî «kazanılmış hak»” olarak tanımlayacağımız bu olgu, mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09. …
Davacı tarafça keşide edilen 06.10.2008 tarihli «ihtarnamede» «fesih» iradesi ortaya konmakla birlikte sözleşmede öngörülen 30 günlük mühlete yer verilmediğinden davalı yararına oluşan usulü «müktesep hak» da gözetilerek artık davacı tarafça sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği kabul edilmeyecektir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/5207 E. 2018/8155 K.
Ortak:hak ediş · acentelik sözleşmesi · acentelik · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece davalının davacı «acentenin» «hak ediş» bedellerini süresinde ödemediği, dolayısıyla davacının «acentelik sözleşmesini» haklı nedenle feshettiği kabul edilmiş ve davacı yararına sözleşmede kararlaştırılan katkı «payının» ve her iki şube için de tespit edilen hak ediş bedellerinin tahsiline, diğer taleplerin ise reddine karar verilmiş ve tesis edilen hüküm, sadece davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava, «acentelik sözleşmesinin» haklı nedenle feshinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Ancak «acentelik sözleşmesinin» 37. maddesinde belirtildiği üzere, davacı acentenin davalı şirkete ödediği katkı «payı» bedelinin, acentenin sözleşmeyi haklı nedenle feshi hariç, hiçbir hal ve şartta iade edilmeyeceği, acentenin de kabulündedir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca taraflar arasında «acentelik sözleşmesi» bulunduğu, 24/12/2011 tarihi itibari ile davacı tarafça sözleşmenin feshedildiği, davalının yaptığı kesintilerin sözleşme kapsamında bulunduğu, talep edilen «hak ediş» alacakları bakımından davalı firmanın davacı firmaya borcuna karşılık 31/12/2011 tarihinde yaptığı borç meblağını bu tutarda azaltan 1.704,18 TL tutarındaki «mahsup» işleminin doğru olmadığı, 944,00 TL'lik kesintinin ise 23/12/2011 tarihinde gerçekleştirildiği, ancak sözleşme hükümlerinin 22/12/2011 tarihi itibariyle hükümsüz hale geldiği gerekçesiyle davacının haksız kesinti tutarı adı altında yaptığı taleplerin reddine, hak ediş alacağı olarak yapılan taleplerin kısmen kabulü ile 2.227,82 TL nin 28/05/2012 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faiz» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava, «acentelik ilişkisinden» kaynaklı alacak istemine ilişkin olup mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davalı tarafından haksız yapıldığı iddia olunan kesintiler bakımından davanın reddine, «hak ediş» bedeli olarak talep edilen miktar yönünden ise davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece de benimsenen bilirkişi raporu ve dosya muhteviyatı uyarınca, davacının «hak ediş» kalemi altında yaptığı toplam talep miktarının önemli bir kısmının davalı yanca dava açıldığı tarih olan 29.12.2011 tarihinden sonra ödendiği ve bu kısım yönünden «davanın konusu» kalmadığından HMK 331/1 maddesi uyarınca davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi gerekirken bu hususta hüküm kurulmaması doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:acentelik ilişkisi · davanın konusu · mahsup · yasal faiz · vekalet ücreti · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca taraflar arasında «acentelik sözleşmesi» bulunduğu, 24/12/2011 tarihi itibari ile davacı tarafça sözleşmenin feshedildiği, davalının yaptığı kesintilerin sözleşme kapsamında bulunduğu, talep edilen «hak ediş» alacakları bakımından davalı firmanın davacı firmaya borcuna karşılık 31/12/2011 tarihinde yaptığı borç meblağını bu tutarda azaltan 1.704,18 TL tutarındaki «mahsup» işleminin doğru olmadığı, 944,00 TL'lik kesintinin ise 23/12/2011 tarihinde gerçekleştirildiği, ancak sözleşme hükümlerinin 22/12/2011 tarihi itibariyle hükümsüz hale geldiği gerekçesiyle davacının haksız kesinti tutarı adı altında yaptığı taleplerin reddine, hak ediş alacağı olarak yapılan taleplerin kısmen kabulü ile 2.227,82 TL nin 28/05/2012 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faiz» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece de benimsenen bilirkişi raporu ve dosya muhteviyatı uyarınca, davacının «hak ediş» kalemi altında yaptığı toplam talep miktarının önemli bir kısmının davalı yanca dava açıldığı tarih olan 29.12.2011 tarihinden sonra ödendiği ve bu kısım yönünden «davanın konusu» kalmadığından HMK 331/1 maddesi uyarınca davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi gerekirken bu hususta hüküm kurulmaması doğru olmamıştır.
2- Dava, «acentelik ilişkisinden» kaynaklı alacak istemine ilişkin olup mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davalı tarafından haksız yapıldığı iddia olunan kesintiler bakımından davanın reddine, «hak ediş» bedeli olarak talep edilen miktar yönünden ise davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Öte yandan mahkemece, dava sırasında ödenen meblağla ilgili olarak dava tarihi itibariyle dava açmakta haklı olduğuna göre anılan HMK 331/1. maddesi hükmü uyarınca bu kısım yönünden de davacı lehine «vekalet ücretine» hüküm olunması gerekirken, bu kısım yönünden de dava reddedilmişcesine davalı lehine vekalet ücreti hükmedilmesi de doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/11872 E. 2016/5639 K.
Ortak:hak ediş · sözleşmenin feshi · fesih · Alacak
İncelediğiniz kararda… işi raporuna dayanılarak, hak edişleri gereği gibi ödemeyen davalının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüğünü yerine getirmemiş olup, bu davranışının davacı açısından «haklı sebeple fesih» nedeni oluşturduğu, davacının sözleşme gereği araçların geç devri nedeniyle uğradığını iddia ettiği zararını ispatlayamadığı gerekçesiyle 30.000 Euro katkı «payının» 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince yürütülecek faizi ile birlikte, İskenderun Şubesi için 16.991,15 TL, Pac Şubesi için 10.«194»,76 TL «hak ediş» bedelinin, dava tarihinden itibaren TCMB'nin kısa vadeli mevduatlar için uyguladığı faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, diğer taleplerin reddine karar verilmiş …
Mahkemece davalının davacı «acentenin» «hak ediş» bedellerini süresinde ödemediği, dolayısıyla davacının «acentelik sözleşmesini» haklı nedenle feshettiği kabul edilmiş ve davacı yararına sözleşmede kararlaştırılan katkı «payının» ve her iki şube için de tespit edilen hak ediş bedellerinin tahsiline, diğer taleplerin ise reddine karar verilmiş ve tesis edilen hüküm, sadece davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Acentelik «sözleşmesinin feshi» koşullarını düzenleyen 41. maddesine göre ise, davalı ...
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının teknik şartnamede belirtilen nitelikte personel çalıştırmadığı, personel için yüksek «hak ediş» raporları düzenlediği, 4735 SK'nın 25/d fıkrası uyarınca «taahhüdünü» yerine getirirken idareye zarar verdiği, aynı kanunu 20/b maddesi gereğince bildirimsiz olarak davalı idarenin «fesih» hakkı bulunduğu, davacının sözleşmede belirtilen nitelikte personel çalıştırmadığından bu «hizmetlerin bedellerini» talep edemeyeceği, «teminat mektubunun nakde çevrilmesinde» mevzuata aykırılık olmadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
2- Asıl dava, davalının sağlık, psikolojik, eğitim, danışmanlık merkezinin işletilmesi sözleşmesinin haksız feshinden kaynaklanan ve «sözleşmenin feshi» öncesi Şubat, Mart, Nisan, Mayıs aylarına ait ödenmeyen «hak ediş» bedellerinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece sözleşmenin davalı tarafından haklı nedenle feshedildiği, davacının hak ediş bedellerini talep edemeyeceği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Oysa, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davacı taraf yeterli nitelikte olmayan personelle olsa dahi yapılan hizmeti «ifa» ettiği belirtilmiş olup, bu durumda davacının «fesih» öncesi ödenmeyen «hak ediş» bedellerinin sözleşme, teknik şartname hükümleri çerçevesinde ve çalıştırılan personelin niteliklerine uygun olarak belirlenip, davacıya ödenmesine karar verilmesi …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teminat mektubunun nakde çevrilmesi · hizmet bedeli · teminat mektubu · ifa · taahhütname · teminat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının teknik şartnamede belirtilen nitelikte personel çalıştırmadığı, personel için yüksek «hak ediş» raporları düzenlediği, 4735 SK'nın 25/d fıkrası uyarınca «taahhüdünü» yerine getirirken idareye zarar verdiği, aynı kanunu 20/b maddesi gereğince bildirimsiz olarak davalı idarenin «fesih» hakkı bulunduğu, davacının sözleşmede belirtilen nitelikte personel çalıştırmadığından bu «hizmetlerin bedellerini» talep edemeyeceği, «teminat mektubunun nakde çevrilmesinde» mevzuata aykırılık olmadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davacı taraf yeterli nitelikte olmayan personelle olsa dahi yapılan hizmeti «ifa» ettiği belirtilmiş olup, bu durumda davacının «fesih» öncesi ödenmeyen «hak ediş» bedellerinin sözleşme, teknik şartname hükümleri çerçevesinde ve çalıştırılan personelin niteliklerine uygun olarak belirlenip, davacıya ödenmesine karar verilmesi …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/5591 E. , 2015/3379 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) 31. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/12/2013 tarih ve 2011/77-2013/291 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 10/03/2015 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ile müvekkili arasında 02.08.2005 tarihinde ... Şubesi ve 30.11.2005 tarihinde İskenderun Şubesi için acentelik sözleşmesi yapıldığını, ek protokolün 5. maddesi ve cari hesap sözleşmesinin 4. maddesine göre davalının hak ediş bedellerini sürekli geç ödediğini, ayrıca Ağustos 2008 tarihinden itibaren 3 aylık hak ediş bedelini davacıya ödemediğini, yine sözleşme gereği araçların devri sırasında sözleşme koşullarına uyulmaması gereği müvekkilinin zarara uğradığını, müvekkilinin 02.08.2005 tarihli acentelik sözleşmesini 06.10.2008 tarihinde noter aracılığı ile feshettiğini, ihtarnamenin 14.10.2008 tarihinde davalı tarafından tebellüğ edildiğini, davalının fesihten habersizmiş gibi sonraki bir tarihte kendisinin de sözleşmeyi tek taraflı feshettiğini ileri sürerek, 30.000 Euro katkı bedelinin, haklı fesih sonucu davalıya devredilen demirbaş bedelleri ile bunlara yapılan tadilat masrafı olarak 5.000 TL'nin, davalı tarafından davacıya geç devri yapılan araçlar için 15.000 TL tazminat bedelinin, ödenmeyen hak ediş bedelleri olarak İskenderun Şubesi için 16.991,15 TL ve Pac Şubesi için 10.194,76 TL alacağın, ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini ve 20.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlara ve bilirkişi raporuna dayanılarak, hak edişleri gereği gibi ödemeyen davalının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüğünü yerine getirmemiş olup, bu davranışının davacı açısından haklı sebeple fesih nedeni oluşturduğu, davacının sözleşme gereği araçların geç devri nedeniyle uğradığını iddia ettiği zararını ispatlayamadığı gerekçesiyle 30.000 Euro katkı payının 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince yürütülecek faizi ile birlikte, İskenderun Şubesi için 16.991,15 TL, Pac Şubesi için 10.194,76 TL hak ediş bedelinin, dava tarihinden itibaren TCMB'nin kısa vadeli mevduatlar için uyguladığı faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, acentelik sözleşmesinin haklı nedenle feshinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece davalının davacı acentenin hak ediş bedellerini süresinde ödemediği, dolayısıyla davacının acentelik sözleşmesini haklı nedenle feshettiği kabul edilmiş ve davacı yararına sözleşmede kararlaştırılan katkı payının ve her iki şube için de tespit edilen hak ediş bedellerinin tahsiline, diğer taleplerin ise reddine karar verilmiş ve tesis edilen hüküm, sadece davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Ancak acentelik sözleşmesinin 37. maddesinde belirtildiği üzere, davacı acentenin davalı şirkete ödediği katkı payı bedelinin, acentenin sözleşmeyi haklı nedenle feshi hariç, hiçbir hal ve şartta iade edilmeyeceği, acentenin de kabulündedir. Acentelik sözleşmesinin feshi koşullarını düzenleyen 41. maddesine göre ise, davalı ... Kargo ... İçi ve ... Dışı Taşımacılık A.Ş'nin işbu sözleşmedeki yükümlülüklerinden herhangi birisini, mücbir sebebe dayananlar hariç, 30 gün süreli ihtara rağmen yerine getirmemesi durumunda, acente açısından haklı nedenle fesih imkanı oluşacaktır. Dolayısıyla davacı acentenin davalıya ödediği katkı payı bedelini geri isteyebilmesi, ancak sözleşmeyi haklı nedenle feshetmesine, haklı nedenle feshedebilmesi de, ancak fesihten önce davalıya yükümlülüklerini yerine getirmesi için 30 günlük süre veren bir ihtarname keşide etmesi ve davalının buna rağmen yükümlülüklerini yerine getirmemesi koşuluna bağlanmıştır.
Somut olayda ise mahkemece davacı tarafından davalıya fesih ihtarından önce 30 günlük süre tanıyan bir ihtarnamenin keşide edilip edilmediği incelenmemiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, davacının katkı payı bedelinin iadesi talebi yönünden, davacı tarafından davalıya fesih ihtarından önce 30 günlük süre tanıyan ilk ihtarnamenin keşide edilip edilmediği, diğer bir deyişle davacının sözleşmeyi haklı nedenle feshedip feshetmediği incelenmeden, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Davalının, davacı acentenin .. ve ... Şubeleri için talep ettiği hak ediş bedelleri yönünden mahkemece tesis edilen hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; davalı vekili tarafından, davacının hak ediş bedellerinin tamamının usulüne uygun biçimde ödendiği, ancak davacının yükümlülüklerinin yerine getirmemesi nedeniyle (örneğin davacının çeklerinin karşılıksız çıkması, davacının 3. kişilere olan borcunun davalıya gönderilen İİK'nın 89/1 ihtarnamesine istinaden icra dosyalarına ödenmesi ve özellikle davacının kasa açığı) davacının hak ediş bedellerinden kesinti yaptığı savunulmuş, bu kesintilere dair yazışma ve makbuzlar dosyaya sunulmuş, mahkemece davalının bu savunması üzerinde durulup inceleme yapılmamıştır.
O halde mahkemece, davalının anılan savunmasının incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, anılan alacak kalemi yönünden de eksik incelemeye dayalı olarak, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle de davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Yine mahkemece davacının talep edebileceği hak ediş bedelleri yönünden hükmedilen alacak miktarları için yürütülen faizin türü belirtilmeden, alacağın “....Bankası'nın kısa vadeli mevduatlar için uyguladığı faiziyle birlikte” davalıdan tahsiline karar verilmesi dahi doğru olmamış, kararın bu nedenle de davalı yararına bozulması gerekmiştir.
4- Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan bozma neden ve kapsamına göre, davalı vekilinin, mahkemece davacının katkı payı bedelinin iadesi talebi yönünden kurulan hükme ilişkin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1), (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin, mahkemece davacının katkı payı bedelinin iadesi talebi yönünden kurulan hükme yönelik diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/171061600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz