Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/330 E. 2014/2505 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hak ediş↗ mevduat hesabı↗ komisyon↗ protokol↗ kâr payı↗ avans faizi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen bilirkişi raporuna göre, davanın kabulü ile, davacı B. İnş. Ltd. Şti.’nin hak edişlerinden yapılan toplam 18.198,25 TL’nin 6.831,00 TL'sinin 23.08.2007 tarihinden, 7.800,45 TL'sinin 31.12.2007 tarihinden, 3.566,80 TL’sinin 30.12.2009 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacı B. İnşaat Ltd. Şti.’ye verilmesine; davacı T. İnş. Ltd. Şti.’nin hak edişlerinden yapılan toplam 11.812,09 TL’nin 9.102,00 TL'sinin 15.08.2008 tarihinden, 2.710,09 TL'sinin 01.11.2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faiz ile davalıdan tahsili ile davacılardan T. İnş. Ltd. Şti’ye verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı banka vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, davacılar B. İnş. Ltd. Şti ve T. İnş. Ltd. Şti’nin hak edişlerinden davalı bankanın Ağrı Şubesi'nce yapıldığı ileri sürülen haksız kesintilerin iadesi istemine ilişkindir. Davanın tarafları arasında sözleşme ilişkisi bulunmamaktadır. Davalı banka, dava dışı Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ve kooperatif ile akdetmiş olduğu sözleşmeler çerçevesinde dava dışı kooperatif hesabına aktarılan kredi tutarından davacıların başvurusu ve dava dışı kooperatif talimatı üzerine ödemeler yapmakla yükümlü olup, ödemelerin yapıldığı hesap dava dışı kooperatife ait mevduat hesabı niteliğindedir. Davalı banka ile T.C. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı arasında imzalanan Organize Sanayi Bölgeleri ve Küçük Sanayi Sitelerinin Kredilendirilmesine İlişkin Bankacılık Hizmetleri Protokolü’nün 17. maddesinde "KSS katılma payı; hak ediş raporu tutarı ile Bakanlık hissesi arasındaki farktır. Katılma payı kooperatif tarafından bankanın mahalli şubesindeki hesaba yatırıldıktan sonra fiili kredi ödemeleri yapılır" şeklinde belirtilmektedir. Şu halde, davalı bankanın dava dışı bakanlık ve kooperatifle akdedilen sözleşmeler çerçevesinde yine kooperatif hesabına aktarılan krediden komisyon kesintisi yapmasında herhangi bir usulsüzlük olmayıp, yapılan hak ediş ödemelerinde bu suretle meydana gelen eksikliğin davalı bankadan talep edilmesi taraflar arasında sözleşme ilişkisi olmadığından mümkün değildir. Davacı şirketlerin bu konudaki eksik hak ediş ödemelerinin tahsili için, davalı banka kooperatif adına ödemelerde sadece aracılık yaptığından, dava dışı kooperatiften talepte bulunması gerekirken, bu husus gözden kaçırılarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11279 E. 2013/10365 K.
Ortak:hak ediş · Alacak
İncelediğiniz karardaSanayi ve Ticaret Bakanlığı arasında imzalanan Organize Sanayi Bölgeleri ve Küçük Sanayi Sitelerinin Kredilendirilmesine İlişkin Bankacılık Hizmetleri Protokolü’nün 17. maddesinde "KSS katılma «payı»; «hak ediş» raporu tutarı ile Bakanlık hissesi arasındaki farktır.
Şu halde, davalı bankanın dava dışı bakanlık ve kooperatifle akdedilen sözleşmeler çerçevesinde yine kooperatif hesabına aktarılan krediden «komisyon» kesintisi yapmasında herhangi bir usulsüzlük olmayıp, yapılan «hak ediş» ödemelerinde bu suretle meydana gelen eksikliğin davalı bankadan talep edilmesi taraflar arasında sözleşme ilişkisi olmadığından mümkün değildir.
Davacı şirketlerin bu konudaki eksik «hak ediş» ödemelerinin tahsili için, davalı banka kooperatif adına ödemelerde sadece aracılık yaptığından, dava dışı kooperatiften talepte bulunması gerekirken, bu husus gözden kaçırılarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu kararda… mece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kanunda veya ona eş değer olan Kanun Hükmünde Kararnamede kamu işverenlerinin kendinden iş alan ve yasal «prim» indirimi teşvikine hak kazanan yüklenicinin hak ettiği %5'lik indirim tutarının onun «hakedişinden» kesileceği ve devlete kalacağı yönünde bir kurala yer verilmediği, KİK ve SGK gibi bir kamu kuruluşuna da yasayı değiştirecek içerikli düzenleme yapma yetkisi verilmediği, tebliğ ve genelge gibi ikincil nitelikteki düzenlemelere göre kesinti yapılamayacağı kabul edilmiş ise de, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 13.maddesine göre davacı-yüklenici geçici «hak ediş» düzenlendiğinde geçici hak edişlerini, itirazını ve «ihtirazi kayıtlarını» yazılı olarak idareye bildirmesi gerekirken itiraz etmediği için sözleşme gereğince hak edişlerin kesinleştiği, kesinleşen hak edişe göre de iade talep edemeyeceği …
Yasa ile sağlanan bu imkanın «hak edişe» usulüne uygun şekilde itiraz edilmemesi ile düşmesi söz konusu edilemez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hakediş · ihtirazi kayıt · ek prim · hizmet sözleşmesi
Benzer bu kararda… mece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kanunda veya ona eş değer olan Kanun Hükmünde Kararnamede kamu işverenlerinin kendinden iş alan ve yasal «prim» indirimi teşvikine hak kazanan yüklenicinin hak ettiği %5'lik indirim tutarının onun «hakedişinden» kesileceği ve devlete kalacağı yönünde bir kurala yer verilmediği, KİK ve SGK gibi bir kamu kuruluşuna da yasayı değiştirecek içerikli düzenleme yapma yetkisi verilmediği, tebliğ ve genelge gibi ikincil nitelikteki düzenlemelere göre kesinti yapılamayacağı kabul edilmiş ise de, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 13.maddesine göre davacı-yüklenici geçici «hak ediş» düzenlendiğinde geçici hak edişlerini, itirazını ve «ihtirazi kayıtlarını» yazılı olarak idareye bildirmesi gerekirken itiraz etmediği için sözleşme gereğince hak edişlerin kesinleştiği, kesinleşen hak edişe göre de iade talep edemeyeceği …
Dava, taraflar arasındaki «hizmet sözleşmesinden» kaynaklanan ve davacıya ait «hakedişlerden» davalı tarafın 5510 sayılı Kanun uyarınca sağlanan %5'lik indirim tutarını keserek davacıya ödenmesi nedeniyle açılan alacak davasına ilişkin olup, mahkemece, davacının, davalı tarafından düzenlenen hakedişlere itirazını ve «ihtirazı kayıtlarını» yazılı olarak bildirmediği için hak edişlerin kesinleştiği, kesinleşen hakedişe göre iade talep edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17576 E. 2015/4248 K.
Ortak:hak ediş · avans faizi · Alacak
İncelediğiniz karardaŞti.’nin hak edişlerinden yapılan toplam 18.198,25 TL’nin 6.831,00 TL'sinin 23.08.2007 tarihinden, 7.800,45 TL'sinin 31.12.2007 tarihinden, 3.566,80 TL’sinin 30.12.2009 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile davalıdan tahsili ile davacı B.
Şti.’nin hak edişlerinden yapılan toplam 11.812,09 TL’nin 9.102,00 TL'sinin 15.08.2008 tarihinden, 2.710,09 TL'sinin 01.11.2010 tarihinden itibaren işleyecek «avans faiz» ile davalıdan tahsili ile davacılardan T.
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı arasında imzalanan Organize Sanayi Bölgeleri ve Küçük Sanayi Sitelerinin Kredilendirilmesine İlişkin Bankacılık Hizmetleri Protokolü’nün 17. maddesinde "KSS katılma «payı»; «hak ediş» raporu tutarı ile Bakanlık hissesi arasındaki farktır.
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/515 Esas sayılı dosyasında da henüz davalı tarafça «hak ediş» düzenlenerek faturaya bağlanmayan hak ediş alacaklarının tahsili ve sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğramış oldukları «kar kaybının» tahsili için «alacak davası» açıldığı, asıl dava ve takip tarihleri itibariyle her iki tarafın «ticari defterlerinde» de kayıtlı olan ve davalı tarafça da hak edişleri düzenlenerek faturaya bağlanmış bulunan davacının her iki «acente» için hak ettiği hak ediş tutarı toplamının 15.668,75 TL olduğu, her ne kadar davalı tarafça her iki acente için davacı adına yapılan büro ve işyeri ve işçilik «masrafları» bu hak edişlerden «mahsup» edilmiş ise de, davalı tarafça yapılan ödemeler takip ve dava tarihinden sonra olmakla birlikte yine davacının her iki acente için 2008 Aralık ve 2009 yılı Ocak ayı hak edişlerine ilaveten henüz hak ediş ve faturaya bağlanmamış 2009 yılı Şubat ayı hak ediş alacağının da bulunduğu, bu ödemelerin bu alacaktan mahsubunun daha yerinde ve «hakkaniyete» uygun olacağından asıl dava yönünden davanın kabulüne, her iki tarafça da kayıtlara işlenen ve hak ediş ve faturası düzenlenen 15.668,75 TL üzerinden takibin devamına, birleşen dava yönünden ise; bilirkişi heyeti tarafından hesaplanan her iki acente için toplam 7.071,75 TL hak ediş alacağından davalının davacı adına yapmış olduğu toplam 2.915,92 TL ödemenin mahsubu ile bakiye 4.155,83 TL alacağın dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin talep yönünden ise davalının davacı adına yaptığı masraflar ve dosyaya «ibraz» edilen tutanaklar karşılıklı yazışmalar, uyarı bildirileri ve noter «ihtarnameleri» göz önüne alındığında davacının sözleşmeye uymayarak uyarılara rağmen aykırılığa devam ettiği, «fatura» ve hak edişleri düzgün tutmadığı, uyarılara rağmen yanlışta ısrar ettiği ve bu nedenle sözleşmenin davalı tarafça haklı sebeple ve sözleşmedeki usule uygun bir şekilde feshedildiği ve bu nedenle davacının «kazanç kaybı» talep edemeyeceği gerekçesiyle, asıl davanın kabulü ile davalı borçlunun Antalya 2.
İcra müdürlüğü 2009/6352 Esas sayılı dosyasına yönelik itirazının iptaline, takibin 15.668,75 TL alacağı takip tarihinden itibaren «ticari avans faizi» uygulanmak suretiyle devamına, haksız itiraz edilen likid nitelikteki 15.668,75 TL alacağın takdiren % 40 ı oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen davanın kısmen kabulü ile 4.155,83 TL alacağın dava tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kar kaybı · kazanç kaybı · ticari avans faizi · acente · hakkaniyet · mahsup · fesih · alacak davası
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/515 Esas sayılı dosyasında da henüz davalı tarafça «hak ediş» düzenlenerek faturaya bağlanmayan hak ediş alacaklarının tahsili ve sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğramış oldukları «kar kaybının» tahsili için «alacak davası» açıldığı, asıl dava ve takip tarihleri itibariyle her iki tarafın «ticari defterlerinde» de kayıtlı olan ve davalı tarafça da hak edişleri düzenlenerek faturaya bağlanmış bulunan davacının her iki «acente» için hak ettiği hak ediş tutarı toplamının 15.668,75 TL olduğu, her ne kadar davalı tarafça her iki acente için davacı adına yapılan büro ve işyeri ve işçilik «masrafları» bu hak edişlerden «mahsup» edilmiş ise de, davalı tarafça yapılan ödemeler takip ve dava tarihinden sonra olmakla birlikte yine davacının her iki acente için 2008 Aralık ve 2009 yılı Ocak ayı hak edişlerine ilaveten henüz hak ediş ve faturaya bağlanmamış 2009 yılı Şubat ayı hak ediş alacağının da bulunduğu, bu ödemelerin bu alacaktan mahsubunun daha yerinde ve «hakkaniyete» uygun olacağından asıl dava yönünden davanın kabulüne, her iki tarafça da kayıtlara işlenen ve hak ediş ve faturası düzenlenen 15.668,75 TL üzerinden takibin devamına, birleşen dava yönünden ise; bilirkişi heyeti tarafından hesaplanan her iki acente için toplam 7.071,75 TL hak ediş alacağından davalının davacı adına yapmış olduğu toplam 2.915,92 TL ödemenin mahsubu ile bakiye 4.155,83 TL alacağın dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin talep yönünden ise davalının davacı adına yaptığı masraflar ve dosyaya «ibraz» edilen tutanaklar karşılıklı yazışmalar, uyarı bildirileri ve noter «ihtarnameleri» göz önüne alındığında davacının sözleşmeye uymayarak uyarılara rağmen aykırılığa devam ettiği, «fatura» ve hak edişleri düzgün tutmadığı, uyarılara rağmen yanlışta ısrar ettiği ve bu nedenle sözleşmenin davalı tarafça haklı sebeple ve sözleşmedeki usule uygun bir şekilde feshedildiği ve bu nedenle davacının «kazanç kaybı» talep edemeyeceği gerekçesiyle, asıl davanın kabulü ile davalı borçlunun Antalya 2.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu kapsamından, taraflar arasındaki sözleşmelerin davalı şirket tarafından 14.02.2009 tarihinde feshedildiği, «fesih» üzerine davacı tarafça Antalya 2.
İcra müdürlüğü 2009/6352 Esas sayılı dosyasına yönelik itirazının iptaline, takibin 15.668,75 TL alacağı takip tarihinden itibaren «ticari avans faizi» uygulanmak suretiyle devamına, haksız itiraz edilen likid nitelikteki 15.668,75 TL alacağın takdiren % 40 ı oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen davanın kısmen kabulü ile 4.155,83 TL alacağın dava tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/5207 E. 2018/8155 K.
Ortak:hak ediş · Alacak
İncelediğiniz karardaSanayi ve Ticaret Bakanlığı arasında imzalanan Organize Sanayi Bölgeleri ve Küçük Sanayi Sitelerinin Kredilendirilmesine İlişkin Bankacılık Hizmetleri Protokolü’nün 17. maddesinde "KSS katılma «payı»; «hak ediş» raporu tutarı ile Bakanlık hissesi arasındaki farktır.
Şu halde, davalı bankanın dava dışı bakanlık ve kooperatifle akdedilen sözleşmeler çerçevesinde yine kooperatif hesabına aktarılan krediden «komisyon» kesintisi yapmasında herhangi bir usulsüzlük olmayıp, yapılan «hak ediş» ödemelerinde bu suretle meydana gelen eksikliğin davalı bankadan talep edilmesi taraflar arasında sözleşme ilişkisi olmadığından mümkün değildir.
Davacı şirketlerin bu konudaki eksik «hak ediş» ödemelerinin tahsili için, davalı banka kooperatif adına ödemelerde sadece aracılık yaptığından, dava dışı kooperatiften talepte bulunması gerekirken, bu husus gözden kaçırılarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca taraflar arasında «acentelik sözleşmesi» bulunduğu, 24/12/2011 tarihi itibari ile davacı tarafça sözleşmenin feshedildiği, davalının yaptığı kesintilerin sözleşme kapsamında bulunduğu, talep edilen «hak ediş» alacakları bakımından davalı firmanın davacı firmaya borcuna karşılık 31/12/2011 tarihinde yaptığı borç meblağını bu tutarda azaltan 1.704,18 TL tutarındaki «mahsup» işleminin doğru olmadığı, 944,00 TL'lik kesintinin ise 23/12/2011 tarihinde gerçekleştirildiği, ancak sözleşme hükümlerinin 22/12/2011 tarihi itibariyle hükümsüz hale geldiği gerekçesiyle davacının haksız kesinti tutarı adı altında yaptığı taleplerin reddine, hak ediş alacağı olarak yapılan taleplerin kısmen kabulü ile 2.227,82 TL nin 28/05/2012 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faiz» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava, «acentelik ilişkisinden» kaynaklı alacak istemine ilişkin olup mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davalı tarafından haksız yapıldığı iddia olunan kesintiler bakımından davanın reddine, «hak ediş» bedeli olarak talep edilen miktar yönünden ise davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece de benimsenen bilirkişi raporu ve dosya muhteviyatı uyarınca, davacının «hak ediş» kalemi altında yaptığı toplam talep miktarının önemli bir kısmının davalı yanca dava açıldığı tarih olan 29.12.2011 tarihinden sonra ödendiği ve bu kısım yönünden «davanın konusu» kalmadığından HMK 331/1 maddesi uyarınca davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi gerekirken bu hususta hüküm kurulmaması doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:acentelik ilişkisi · acentelik sözleşmesi · davanın konusu · acentelik · mahsup · yasal faiz · vekalet ücreti · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca taraflar arasında «acentelik sözleşmesi» bulunduğu, 24/12/2011 tarihi itibari ile davacı tarafça sözleşmenin feshedildiği, davalının yaptığı kesintilerin sözleşme kapsamında bulunduğu, talep edilen «hak ediş» alacakları bakımından davalı firmanın davacı firmaya borcuna karşılık 31/12/2011 tarihinde yaptığı borç meblağını bu tutarda azaltan 1.704,18 TL tutarındaki «mahsup» işleminin doğru olmadığı, 944,00 TL'lik kesintinin ise 23/12/2011 tarihinde gerçekleştirildiği, ancak sözleşme hükümlerinin 22/12/2011 tarihi itibariyle hükümsüz hale geldiği gerekçesiyle davacının haksız kesinti tutarı adı altında yaptığı taleplerin reddine, hak ediş alacağı olarak yapılan taleplerin kısmen kabulü ile 2.227,82 TL nin 28/05/2012 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faiz» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava, «acentelik ilişkisinden» kaynaklı alacak istemine ilişkin olup mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davalı tarafından haksız yapıldığı iddia olunan kesintiler bakımından davanın reddine, «hak ediş» bedeli olarak talep edilen miktar yönünden ise davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece de benimsenen bilirkişi raporu ve dosya muhteviyatı uyarınca, davacının «hak ediş» kalemi altında yaptığı toplam talep miktarının önemli bir kısmının davalı yanca dava açıldığı tarih olan 29.12.2011 tarihinden sonra ödendiği ve bu kısım yönünden «davanın konusu» kalmadığından HMK 331/1 maddesi uyarınca davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi gerekirken bu hususta hüküm kurulmaması doğru olmamıştır.
Öte yandan mahkemece, dava sırasında ödenen meblağla ilgili olarak dava tarihi itibariyle dava açmakta haklı olduğuna göre anılan HMK 331/1. maddesi hükmü uyarınca bu kısım yönünden de davacı lehine «vekalet ücretine» hüküm olunması gerekirken, bu kısım yönünden de dava reddedilmişcesine davalı lehine vekalet ücreti hükmedilmesi de doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/330 E. , 2014/2505 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 20/11/2012
NUMARASI 2011/377-2012/590
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20/11/2012 tarih ve 2011/377-2012/590 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili B. İnş. Ltd. Şti. tarafından K. İnşaat Şirketi'nden Ağrı İli, Diyadin İlçesi'nin Sınırlı Sorumlu Küçük Sanayi Sitesi'nin yapım işinin tüm hak ve vecibeleriyle 22.01.2007 tarihinde devralındığını, ancak sitenin üst yapı işini B. İnş. Ltd. Şti. üstlenirken alt yapı işinin diğer davacı T. İnş. Ltd. Şti. tarafından üstlenildiğini, yapılan hakediş bedellerini ödeyen davalı bankanın Ağrı Şubesi tarafından kooperatifin ödemesi gereken komisyon bedellerinin kanuna aykırı olarak müvekkillerinin hak edişlerinden kesildiğini, şirket yetkilileri tarafından Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Küçük Sanayi Sitesi Genel Müdürlüğü'ne yapılan başvuru üzerine, Bakanlık tarafından D. Küçük Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi Başkanlığı'na yazılan 17.12.2010 tarihli yazıda haksız yapılan kesintilerin iadesi gerektiğinin bildirildiğini, yazının aynı zamanda T.
H.. M..'ne de gönderildiğini, yapılan kesintilerin iade edilmemesi üzerine bankaya Ankara 13. Noterliği'nin 20.01.2011 tarih ve 022945 yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, ihtara cevap verilmediğini, haksız yapılan kesintilerin iade edilmemesi nedeni ile işin başladığı 22.04.2002 tarihinden itibaren bu güne kadar yapılan kesintilerin ticari faizi ile birlikte ödenmesinin talep edilme zorunluluğunun doğduğunu beyanla, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 5.000,00 TL’nin ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; müvekkili B. İnşaat için talep ettikleri 2.500,00 TL'nin ıslah yolu ile 15.698,25 TL arttırılarak 18.198,25 TL'ye çıkartılmasına, 23.08.2007 tarihi itibari ile toplam alacağa ticari faiz uygulanmasına, T.
İnş. Ltd. Şti. için talep ettikleri 2.500,00 TL'nin ıslah yolu ile 9.312,09 TL arttırılarak 11.812,09 TL'ye çıkartılmasına, 15.08.2008 tarihi itibari ile toplam 30.010,34 TL alacaklarına kesintilerin yapıldığı tarih itibari ile ticari faiz uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili ile T.C. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı arasında imzalanan Organize Sanayi Bölgeleri ve Küçük Sanayi Sitelerinin Kredilendirilmesine İlişkin Bankacılık Hizmetleri Protokolü çerçevesinde Ağrı Şubesi tarafından S.S. D. Küçük Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi'ne kullandırılan kredinin aidat toplamı üzerinden yıllık %5 oranında komisyon tahsil edildiğini, protokolde yapı kooperatiflerinden yüklenici firmalara yapılan ödemelerden komisyon kesintisi yapılmayacağı ile ilgili bir hüküm bulunmadığını, bakanlık tarafından gönderilen kredi tutarlarının öncelikle S.S. D. Küçük Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi hesabına aktarılmakta olup, kooperatif yetkililerinden alınan yazılı talimat uyarınca da komisyon tahsili yapılarak bakiyesinin yine kooperatif talimatı ile ilgili taşerona ödendiğini, davacılar ile sözleşme imzalayanın dava dışı kooperatif olması nedeniyle davanın müvekkili aleyhine açılmasında hukuka uyarlılık bulunmadığı için davanın husumet yönünden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen bilirkişi raporuna göre, davanın kabulü ile, davacı B. İnş. Ltd. Şti.’nin hak edişlerinden yapılan toplam 18.198,25 TL’nin 6.831,00 TL'sinin 23.08.2007 tarihinden, 7.800,45 TL'sinin 31.12.2007 tarihinden, 3.566,80 TL’sinin 30.12.2009 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacı B. İnşaat Ltd. Şti.’ye verilmesine; davacı T. İnş. Ltd. Şti.’nin hak edişlerinden yapılan toplam 11.812,09 TL’nin 9.102,00 TL'sinin 15.08.2008 tarihinden, 2.710,09 TL'sinin 01.11.2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faiz ile davalıdan tahsili ile davacılardan T. İnş. Ltd. Şti’ye verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı banka vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, davacılar B. İnş. Ltd. Şti ve T. İnş. Ltd. Şti’nin hak edişlerinden davalı bankanın Ağrı Şubesi'nce yapıldığı ileri sürülen haksız kesintilerin iadesi istemine ilişkindir. Davanın tarafları arasında sözleşme ilişkisi bulunmamaktadır. Davalı banka, dava dışı Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ve kooperatif ile akdetmiş olduğu sözleşmeler çerçevesinde dava dışı kooperatif hesabına aktarılan kredi tutarından davacıların başvurusu ve dava dışı kooperatif talimatı üzerine ödemeler yapmakla yükümlü olup, ödemelerin yapıldığı hesap dava dışı kooperatife ait mevduat hesabı niteliğindedir. Davalı banka ile T.C. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı arasında imzalanan Organize Sanayi Bölgeleri ve Küçük Sanayi Sitelerinin Kredilendirilmesine İlişkin Bankacılık Hizmetleri Protokolü’nün 17.
maddesinde "KSS katılma payı; hak ediş raporu tutarı ile Bakanlık hissesi arasındaki farktır. Katılma payı kooperatif tarafından bankanın mahalli şubesindeki hesaba yatırıldıktan sonra fiili kredi ödemeleri yapılır" şeklinde belirtilmektedir. Şu halde, davalı bankanın dava dışı bakanlık ve kooperatifle akdedilen sözleşmeler çerçevesinde yine kooperatif hesabına aktarılan krediden komisyon kesintisi yapmasında herhangi bir usulsüzlük olmayıp, yapılan hak ediş ödemelerinde bu suretle meydana gelen eksikliğin davalı bankadan talep edilmesi taraflar arasında sözleşme ilişkisi olmadığından mümkün değildir. Davacı şirketlerin bu konudaki eksik hak ediş ödemelerinin tahsili için, davalı banka kooperatif adına ödemelerde sadece aracılık yaptığından, dava dışı kooperatiften talepte bulunması gerekirken, bu husus gözden kaçırılarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan sebeplerle, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan sebeplerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 13/02/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101727300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz