Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/11872 E. 2016/5639 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
teminat mektubunun nakde çevrilmesi↗ hak ediş↗ hizmet bedeli↗ teminat mektubu↗ sözleşmenin feshi↗ ifa↗ fesih↗ taahhütname↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının teknik şartnamede belirtilen nitelikte personel çalıştırmadığı, personel için yüksek hak ediş raporları düzenlediği, 4735 SK'nın 25/d fıkrası uyarınca taahhüdünü yerine getirirken idareye zarar verdiği, aynı kanunu 20/b maddesi gereğince bildirimsiz olarak davalı idarenin fesih hakkı bulunduğu, davacının sözleşmede belirtilen nitelikte personel çalıştırmadığından bu hizmetlerin bedellerini talep edemeyeceği, teminat mektubunun nakde çevrilmesinde mevzuata aykırılık olmadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin birleşen davaya yönelik tüm, asıl davaya yönelik aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Asıl dava, davalının sağlık, psikolojik, eğitim, danışmanlık merkezinin işletilmesi sözleşmesinin haksız feshinden kaynaklanan ve sözleşmenin feshi öncesi Şubat, Mart, Nisan, Mayıs aylarına ait ödenmeyen hak ediş bedellerinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece sözleşmenin davalı tarafından haklı nedenle feshedildiği, davacının hak ediş bedellerini talep edemeyeceği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir. Oysa, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davacı taraf yeterli nitelikte olmayan personelle olsa dahi yapılan hizmeti ifa ettiği belirtilmiş olup, bu durumda davacının fesih öncesi ödenmeyen hak ediş bedellerinin sözleşme, teknik şartname hükümleri çerçevesinde ve çalıştırılan personelin niteliklerine uygun olarak belirlenip, davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hak ediş isteminin reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/5207 E. 2018/8155 K.
Ortak:hak ediş · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının teknik şartnamede belirtilen nitelikte personel çalıştırmadığı, personel için yüksek «hak ediş» raporları düzenlediği, 4735 SK'nın 25/d fıkrası uyarınca «taahhüdünü» yerine getirirken idareye zarar verdiği, aynı kanunu 20/b maddesi gereğince bildirimsiz olarak davalı idarenin «fesih» hakkı bulunduğu, davacının sözleşmede belirtilen nitelikte personel çalıştırmadığından bu «hizmetlerin bedellerini» talep edemeyeceği, «teminat mektubunun nakde çevrilmesinde» mevzuata aykırılık olmadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
2- Asıl dava, davalının sağlık, psikolojik, eğitim, danışmanlık merkezinin işletilmesi sözleşmesinin haksız feshinden kaynaklanan ve «sözleşmenin feshi» öncesi Şubat, Mart, Nisan, Mayıs aylarına ait ödenmeyen «hak ediş» bedellerinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece sözleşmenin davalı tarafından haklı nedenle feshedildiği, davacının hak ediş bedellerini talep edemeyeceği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Oysa, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davacı taraf yeterli nitelikte olmayan personelle olsa dahi yapılan hizmeti «ifa» ettiği belirtilmiş olup, bu durumda davacının «fesih» öncesi ödenmeyen «hak ediş» bedellerinin sözleşme, teknik şartname hükümleri çerçevesinde ve çalıştırılan personelin niteliklerine uygun olarak belirlenip, davacıya ödenmesine karar verilmesi …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca taraflar arasında «acentelik sözleşmesi» bulunduğu, 24/12/2011 tarihi itibari ile davacı tarafça sözleşmenin feshedildiği, davalının yaptığı kesintilerin sözleşme kapsamında bulunduğu, talep edilen «hak ediş» alacakları bakımından davalı firmanın davacı firmaya borcuna karşılık 31/12/2011 tarihinde yaptığı borç meblağını bu tutarda azaltan 1.704,18 TL tutarındaki «mahsup» işleminin doğru olmadığı, 944,00 TL'lik kesintinin ise 23/12/2011 tarihinde gerçekleştirildiği, ancak sözleşme hükümlerinin 22/12/2011 tarihi itibariyle hükümsüz hale geldiği gerekçesiyle davacının haksız kesinti tutarı adı altında yaptığı taleplerin reddine, hak ediş alacağı olarak yapılan taleplerin kısmen kabulü ile 2.227,82 TL nin 28/05/2012 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faiz» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava, «acentelik ilişkisinden» kaynaklı alacak istemine ilişkin olup mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davalı tarafından haksız yapıldığı iddia olunan kesintiler bakımından davanın reddine, «hak ediş» bedeli olarak talep edilen miktar yönünden ise davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece de benimsenen bilirkişi raporu ve dosya muhteviyatı uyarınca, davacının «hak ediş» kalemi altında yaptığı toplam talep miktarının önemli bir kısmının davalı yanca dava açıldığı tarih olan 29.12.2011 tarihinden sonra ödendiği ve bu kısım yönünden «davanın konusu» kalmadığından HMK 331/1 maddesi uyarınca davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi gerekirken bu hususta hüküm kurulmaması doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:acentelik ilişkisi · acentelik sözleşmesi · davanın konusu · acentelik · mahsup · yasal faiz · vekalet ücreti · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca taraflar arasında «acentelik sözleşmesi» bulunduğu, 24/12/2011 tarihi itibari ile davacı tarafça sözleşmenin feshedildiği, davalının yaptığı kesintilerin sözleşme kapsamında bulunduğu, talep edilen «hak ediş» alacakları bakımından davalı firmanın davacı firmaya borcuna karşılık 31/12/2011 tarihinde yaptığı borç meblağını bu tutarda azaltan 1.704,18 TL tutarındaki «mahsup» işleminin doğru olmadığı, 944,00 TL'lik kesintinin ise 23/12/2011 tarihinde gerçekleştirildiği, ancak sözleşme hükümlerinin 22/12/2011 tarihi itibariyle hükümsüz hale geldiği gerekçesiyle davacının haksız kesinti tutarı adı altında yaptığı taleplerin reddine, hak ediş alacağı olarak yapılan taleplerin kısmen kabulü ile 2.227,82 TL nin 28/05/2012 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faiz» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava, «acentelik ilişkisinden» kaynaklı alacak istemine ilişkin olup mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davalı tarafından haksız yapıldığı iddia olunan kesintiler bakımından davanın reddine, «hak ediş» bedeli olarak talep edilen miktar yönünden ise davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece de benimsenen bilirkişi raporu ve dosya muhteviyatı uyarınca, davacının «hak ediş» kalemi altında yaptığı toplam talep miktarının önemli bir kısmının davalı yanca dava açıldığı tarih olan 29.12.2011 tarihinden sonra ödendiği ve bu kısım yönünden «davanın konusu» kalmadığından HMK 331/1 maddesi uyarınca davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi gerekirken bu hususta hüküm kurulmaması doğru olmamıştır.
Öte yandan mahkemece, dava sırasında ödenen meblağla ilgili olarak dava tarihi itibariyle dava açmakta haklı olduğuna göre anılan HMK 331/1. maddesi hükmü uyarınca bu kısım yönünden de davacı lehine «vekalet ücretine» hüküm olunması gerekirken, bu kısım yönünden de dava reddedilmişcesine davalı lehine vekalet ücreti hükmedilmesi de doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/17968 E. 2014/7608 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mutabakat · mahsup · protokol · istirdat · bilirkişi incelemesi · eksik inceleme
Benzer bu karardaDava, davacı adına 2005/Şubat, Mart, Nisan, Mayıs ve Haziran ayları için kesilen faturaların davacı tarafından eksik ödenmesi nedeniyle davalı tarafından 05.01.2006 gün ve 5050/02 sayılı yazı ile “Kasım 2005 «mahsuplaşması»“ açıklaması ile davacı şirkete ait alacaktan mahsup yapılmasının taraflar arasında yapılan sözleşme ve «protokoller» ile 29.07.2005 tarihli «mutabakat» zaptına aykırı olduğu iddiasına dayalı «istirdat» istemine ilişkindir.
… bir hesaplama yapılmış ise kanıt yükünün faturayı düzenleyen davalıda olduğu nazara alınıp gerektiğinde davacıya ait makinelerin ne kadar enerji tükettiği üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılıp, 2005/Şubat, Mart, Nisan, Mayıs ve Haziran aylarına ait faturaların dolayısıyla yapılan mahsubun kapsamının doğru olup olmadığının belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Davacı, davalı tarafından 2005/Şubat, Mart, Nisan, Mayıs ve Haziran ayları için düzenlenen faturaların sözleşme ve «protokol» hükümlerine aykırı olarak fahiş düzenlendiğini iddia ederek her bir faturaya tek tek itiraz etmiş bulunmaktadır.
Hükme dayanak edilen bilirkişi raporunun kabulünün aksine 29.07.2005 tarihli «mutabakat» dava konusunu kapsamamaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/15082 E. 2012/20415 K.
Ortak:hak ediş
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının teknik şartnamede belirtilen nitelikte personel çalıştırmadığı, personel için yüksek «hak ediş» raporları düzenlediği, 4735 SK'nın 25/d fıkrası uyarınca «taahhüdünü» yerine getirirken idareye zarar verdiği, aynı kanunu 20/b maddesi gereğince bildirimsiz olarak davalı idarenin «fesih» hakkı bulunduğu, davacının sözleşmede belirtilen nitelikte personel çalıştırmadığından bu «hizmetlerin bedellerini» talep edemeyeceği, «teminat mektubunun nakde çevrilmesinde» mevzuata aykırılık olmadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
2- Asıl dava, davalının sağlık, psikolojik, eğitim, danışmanlık merkezinin işletilmesi sözleşmesinin haksız feshinden kaynaklanan ve «sözleşmenin feshi» öncesi Şubat, Mart, Nisan, Mayıs aylarına ait ödenmeyen «hak ediş» bedellerinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece sözleşmenin davalı tarafından haklı nedenle feshedildiği, davacının hak ediş bedellerini talep edemeyeceği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Oysa, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davacı taraf yeterli nitelikte olmayan personelle olsa dahi yapılan hizmeti «ifa» ettiği belirtilmiş olup, bu durumda davacının «fesih» öncesi ödenmeyen «hak ediş» bedellerinin sözleşme, teknik şartname hükümleri çerçevesinde ve çalıştırılan personelin niteliklerine uygun olarak belirlenip, davacıya ödenmesine karar verilmesi …
Benzer bu kararda… yazılmasındaki sorumluluğun davacıya ait olduğu, dava dışı şirketin ortağı olan ve dava konusu parayı bankadan çektiği belirtilen ...'a 18.05.2006 tarihinde alınan «ortaklar kurulu» kararı ile şirket hesabından para çekme veya para yatırma yetkisi verildiği, yine, davacı şirket yetkilisi tarafından 02.07.2007 tarihinde Kaymakamlık makamına hitaben yazılan yazı ile «hak edişin» alındığı, iş bitirme belgesinin düzenlenmesinin talep edildiği, bu kapsamda davacı şirketin söz konusu işe ait hak edişini aldığının anlaşıldığı gerekçesiyle davan …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ücreti takdiri · ortaklar kurulu kararı · vekalet ücreti · temsil
Benzer bu kararda2-Mahkemece yapılan yargılama sonunda davalı ... aleyhine açılan davanın reddine karar verildiği halde, kendisini bir vekille «temsil» ettiren davalı banka yararına «vekalet ücreti takdir» edilmemesi doğru görülmemiş, kararın davalı ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
… yazılmasındaki sorumluluğun davacıya ait olduğu, dava dışı şirketin ortağı olan ve dava konusu parayı bankadan çektiği belirtilen ...'a 18.05.2006 tarihinde alınan «ortaklar kurulu» kararı ile şirket hesabından para çekme veya para yatırma yetkisi verildiği, yine, davacı şirket yetkilisi tarafından 02.07.2007 tarihinde Kaymakamlık makamına hitaben yazılan yazı ile «hak edişin» alındığı, iş bitirme belgesinin düzenlenmesinin talep edildiği, bu kapsamda davacı şirketin söz konusu işe ait hak edişini aldığının anlaşıldığı gerekçesiyle davan …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/11872 E. , 2016/5639 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 09/04/2015
NUMARASI 2009/212-2015/299
Taraflar arasında görülen davada ...
1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09.04.2015 tarih ve 2009/212-2015/299 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 24.05.2016 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ... ile davalı vekili Av. ... ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl ve birleşen davada müvekkili ile davalı arasında 01.01.2008 tarihinde Sağlık Psikolojik Eğitim ve Danışmanlık Merkezinin işletilmesi konusunda sözleşme imzalandığını, 09.01.2009 tarihinde sözleşmenin yenilendiğini, işin başından itibaren başarıyla hizmet vermelerine rağmen davalının 26.05.2009 tarihinde sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini, davacının halen başka belediyelere de benzer hizmetler verdiğini, yapılan işlemlerin sözleşmeye uygun olduğunu, zaman zaman şartnameye uygun eleman bulunmaması nedeniyle davalının isteği ile geçici olarak istihdam sağlandığını, yapılan işlemlerde idarenin yazılı veya sözlü onayının alındığını, bu konuda davalıdan herhangi bir uyarı, ihtar gelmediğini, ceza uygulanmadığını, yapılan işlemlere ilişkin günlük, haftalık, aylık raporlar sunulduğunu, psikolojik danışmanlık hizmetlerinin yetkili uzman kişiler tarafından verildiğini, merkez aracılığı ile psikolojik, hukuki danışmanlık, rehberlik, çocuk gelişimi konularında toplumun maddi imkansızlıklar nedeniyle yaptıramadığı hizmetlerin yerine getirildiğini, seçimlerden sonra gelen yeni yönetimin mevcut hizmete hoş bakmadığını, seçim sonrası sık sık denitimler yapıldığını, 2009 yılı Şubat, Mart, Nisan, Mayıs dönemine ait toplam 174.609,67 TL hak edişin ödenmediğini, haksız yere Nisan ve Mayıs aylarında personel alımına izin verilmeyerek davacının 5.635,36 TL kardan, yine sözleşmenin süresinden önce feshedilmesi nedeniyle beklenen fayda ve kardan yoksun kaldıklarını ileri sürerek, asıl davada 174.609,76 TL hak edişin, 2009 yılı Nisan ve Mayıs aylarında haksız olarak personel alımına izin verilmemesi nedeniyle yoksun kalınan 5.655,36 TL karın, sözleşmenin süresinden önce feshi nedeniyle kalan 7 aylık döneme ait yoksun kalınan kar 69.450,92 TL ile ihalede yer alan diğer mal ve hizmet kalemlerinden beklenen 50.000 TL karın davalıdan tahsilini talep etmiş, birleşen davada ise sözleşmenin teminatı olarak ödenen ve davalı tarafından nakde çevrilen 48.000 TL teminat mektubu bedelinin tahsilini istenmiştir.
Davalı vekili, davacının ihale sözleşmelerine aykırı hareket etmesi nedeniyle sözleşmenin feshedildiğini, ihale teklifi ve sözleşmesine uygun personel bulundurulmadığını, eski yönetim tarafından herhangi bir denetim yapılmadığını, ihalelere göz yumulduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının teknik şartnamede belirtilen nitelikte personel çalıştırmadığı, personel için yüksek hak ediş raporları düzenlediği, 4735 SK'nın 25/d fıkrası uyarınca taahhüdünü yerine getirirken idareye zarar verdiği, aynı kanunu 20/b maddesi gereğince bildirimsiz olarak davalı idarenin fesih hakkı bulunduğu, davacının sözleşmede belirtilen nitelikte personel çalıştırmadığından bu hizmetlerin bedellerini talep edemeyeceği, teminat mektubunun nakde çevrilmesinde mevzuata aykırılık olmadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin birleşen davaya yönelik tüm, asıl davaya yönelik aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Asıl dava, davalının sağlık, psikolojik, eğitim, danışmanlık merkezinin işletilmesi sözleşmesinin haksız feshinden kaynaklanan ve sözleşmenin feshi öncesi Şubat, Mart, Nisan, Mayıs aylarına ait ödenmeyen hak ediş bedellerinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece sözleşmenin davalı tarafından haklı nedenle feshedildiği, davacının hak ediş bedellerini talep edemeyeceği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir. Oysa, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davacı taraf yeterli nitelikte olmayan personelle olsa dahi yapılan hizmeti ifa ettiği belirtilmiş olup, bu durumda davacının fesih öncesi ödenmeyen hak ediş bedellerinin sözleşme, teknik şartname hükümleri çerçevesinde ve çalıştırılan personelin niteliklerine uygun olarak belirlenip, davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hak ediş isteminin reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin birleşen davaya yönelik tüm, asıl davaya yönelik sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.350,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl ve birleşen davada davalıdan alınarak asıl ve birleşen davada davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 01,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 24.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/216153800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz