Haksız rekabet tespiti | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/4798 E. 2015/12224 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gerçek kişi tacir↗ çalışma özgürlüğü↗ ibraname↗ hırsızlık↗ aktif dava ehliyeti↗ yenileme↗ uyuşmazlık konusu↗ taraf ehliyeti↗ maddi ve manevi tazminat↗ esastan ret↗ tacir↗ haksız rekabet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davalının, davacı iş yerinde çalışırken haksız olarak işten çıkarıldığı, tazminat tutarlarını almadığı, buna dayalı iş davaları açtığı ve ayrılma anında ibraname ile tüm haklarının ödendiğinin kanıtlanamadığı, kar marjı ve fiyat politikaları gibi bilgilerinin edinilmesi ve bunlardan yararlanmalarda kural olarak hukuka aykırılık bulunmadığı, davalının aynı sektörde davacı müşterilerinden farklı kişi ve kurumlarla ilişkiye girmiş ve bu bilgilerden de söz konusu kişi ve kuruluşlarca olan ilişkilerinde yararlanmış olması halinde haksız rekabet oluşmayacağı, davalının edindiği bilgileri bizzat davacının portföyü ile kurulan ilişki sırasında kullanması, bu suretle davacının müşterilerinin bazılarını kendi portföyüne katması ve bu şekilde davacının zararına hareket edilip edilmediğinin haksız rekabetin tespitinde göz önüne alınması gerektiği ancak, ceza yargılamasında davalının, davacı iş yerinden 05/12/2003 tarihinde ayrılarak Elephant isimli kliniği açıp, yeni kliniğe daha önce bilgisayarda kayıtlı hasta takip bilgisayar programını da müşteri listesiyle birlikte kopyalayarak götürdüğüne yönelik bilişim hırsızlığı suçunun unsurlarının oluşmaması nedeniyle beraatine karar verildiği ve kararın kesinleştiği ayrıca, aynı ceza dosyasında dinlenen Aydın Saka'nın programın telif haklarının kendisine ait olduğunu, başka veteriner hekimlerinin de bunu kendi kliniklerinde kullandıklarını, taraflar bir arada çalışırken programın her üç ortağın da bilgisayarına yüklediğini beyan ettiği, bu itibarla davacının haksız rekabet oluşturan davalı eylemlerini kanıtlayamadığı, davalının davacı şirkette çalıştığı sırada edindiği bilgi ve tecrübeleri daha sonra kendi firmasında kullanmasının kendisini geliştirme, yenileme hakkı ve çalışma özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, haksız rekabetten kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davacılardan ...'in dava tarihinde gerçek kişi tacir sıfatıyla ticari faaliyetini devam ettirdiğine dair bir iddia ileri sürülüp kanıtlanamadığına ve anılan davacının bu faaliyetini diğer davacı şirketin kurucu ortağı sıfatıyla devam ettirdiğinin anlaşılmış bulunmasına göre, davacı ...'in işbu davada aktif dava ehliyeti bulunmadığından davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan reddine karar vermek gerekirken, anılan davacı yönünden de işin esasına girilerek esastan ret kararı verilmesi doğru değil ise de, mahkemenin davacı ... yönünden temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibariyle doğru olan ret kararının HUMK'nın 437/7. maddesi gereğince anılan davacı yönünden açıklanan bu gerekçe ile onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Davacılar vekilinin davacı şirket yönünden temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, her ne kadar, davacı şirket davalının diğer davacı gerçek kişi ile birlikte kurdukları iş yerinden ayrıldıktan sonra kurularak faaliyete geçirilmiş ise de, uyuşmazlık konusu program içerisindeki müşteri bilgilerinin hali hazırda davacı şirkete ait olduğu anlaşıldığına göre, davacı şirketin işbu davada aktif dava ehliyetinin bulunduğunun kabulü gerekir.
Uyuşmazlık, davalı eylemlerinin haksız rekabet teşkil edip etmediği noktasında toplanmaktadır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 57/8 maddesi uyarınca hüsnüniyet kaidelerine aykırı olarak elde edilen veya öğrenilen imalat veya ticaret sırlarından haksız yere faydalanmak ve ticari hayatta dürüstlüğe aykırı davranış suretiyle haksız rekabet oluşturur. Somut olayda da, davacı şirkete devredilen müşteri bilgilerine ilişkin iş mahsulünün hasta isim ve adresleri, muayene periyodu, aşı günleri vb. gibi nitelikli bilgilerden oluştuğu anlaşılmakta olup, görüşüne başvurulan bilirkişi heyetince de belirtildiği üzere, bu bilgilerin davacıdan izinsiz olarak kullanılması haksız rekabet oluşturur. Bu durumda, mahkemece uyuşmazlığın yukarıda açıklandığı şekilde nitelendirilmek suretiyle çözümlenmesi gerekirken anılan husus nazara alınmaksızın yazılı gerekçe ile red kararı verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız rekabet tespiti | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/609 E. 2018/6652 K.
Ortak:uyuşmazlık konusu · taraf ehliyeti · haksız rekabet · Haksız rekabet tespiti | Tazminat
İncelediğiniz kararda2- Davacılar vekilinin davacı şirket yönünden temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, her ne kadar, davacı şirket davalının diğer davacı gerçek kişi ile birlikte kurdukları iş yerinden ayrıldıktan sonra kurularak faaliyete geçirilmiş ise de, «uyuşmazlık konusu» program içerisindeki müşteri bilgilerinin hali hazırda davacı şirkete ait olduğu anlaşıldığına göre, davacı şirketin işbu davada aktif dava «ehliyetinin» bulunduğunun kabulü gerekir.
… amına göre, davalının, davacı iş yerinde çalışırken haksız olarak işten çıkarıldığı, tazminat tutarlarını almadığı, buna dayalı iş davaları açtığı ve ayrılma anında «ibraname» ile tüm haklarının ödendiğinin kanıtlanamadığı, kar marjı ve fiyat politikaları gibi bilgilerinin edinilmesi ve bunlardan yararlanmalarda kural olarak hukuka aykırılık bulunmadığı, davalının aynı sektörde davacı müşterilerinden farklı kişi ve kurumlarla ilişkiye girmiş ve bu bilgilerden de söz konusu kişi ve kuruluşlarca olan ilişkilerinde yararlanmış olması halinde «haksız rekabet» oluşmayacağı, davalının edindiği bilgileri bizzat davacının portföyü ile kurulan ilişki sırasında kullanması, bu suretle davacının müşterilerinin bazılarını kendi portföyüne katması ve bu şekilde davacının zararına hareket edilip edilmediğinin haksız rekabetin tespitinde göz önüne alınması gerektiği ancak, ceza yargılamasında davalının, davacı iş yerinden 05/12/2003 tarihinde ayrılarak Elephant isimli kliniği açıp, yeni kliniğe daha önce bilgisayarda kayıtlı hasta takip bilgisayar programını da müşteri listesiyle birlikte kopyalayarak götürdüğüne yönelik bilişim «hırsızlığı» suçunun unsurlarının oluşmaması nedeniyle beraatine karar verildiği ve kararın kesinleştiği ayrıca, aynı ceza dosyasında dinlenen Aydın Saka'nın programın telif haklarının kendisine ait olduğunu, başka veteriner hekimlerinin de bunu kendi kliniklerinde kullandıklarını, taraflar bir arada çalışırken programın her üç ortağın da bilgisayarına yüklediğini beyan ettiği, bu itibarla davacının haksız rekabet oluşturan davalı eylemlerini kanıtlayamadığı, davalının davacı şirkette çalıştığı sırada edindiği bilgi ve tecrübeleri daha sonra kendi firmasında kullanmasının kendisini geliştirme, «yenileme» hakkı ve «çalışma özgürlüğü» kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dava, «haksız rekabetten» kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davacılardan ...'in işbu davada aktif dava «ehliyeti» bulunmadığı, davacı tarafın dava dilekçesindeki manevi tazminat isteminin davacı ... açısından olduğu, manevi tazminat talebinin reddi gerektiği, «uyuşmazlık konusu» program içerisindeki müşteri bilgilerinin davacı şirkete ait olduğu, davacı şirketin işbu davada aktif dava ehliyetinin bulunduğu, hasta isim ve adresleri, muayene periyodu, aşı günleri vb.gibi nitelikli bilgilerin davacıdan izinsiz olarak kullanılmasının «haksız rekabet» oluşturduğu, davacı tarafın 2004 yılından itibaren kâr tutarlarında bir düşüş gerçekleşmemekle birlikte, brüt satış tutarlarında 2004 ve 2005 yılında 2003 yılına g …
56.md gereğince «haksız rekabet» teşkil ettiğinin tespiti ile haksız rekabet sonucu oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasına ve bu amaçla davalının elinde bulunan davacı şirkete ait hasta takibi programına ilişkin verilerin davalının elinden alınmasına, davalının kliniğinde bulunan bilgisayarlardan davacı şirkete ait programla birlikte diğer programlara davacı programından kopyalanan hasta bilgilerinin silinmesine ve 7.804,79 TL «maddi tazminatın» 04/06/2004 tarihinden itibaren değişebilir oranlarda işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacı şirkete verilmesine karar verilmiştir.
2- Dava, «haksız rekabetten» kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davacı şirket yönünden davanın kabulü ile; haksız rekabetin tespiti ile haksız rekabet sonucu oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasına ve 7.804,79TL «maddi tazminatın» 04/06/2004 tarihinden itibaren değişebilir oranlarda işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacı şirkete verilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:talep aşımı · ıslah · maddi tazminat · vekalet ücreti · zamanaşımı
Benzer bu karardaBu durumda davacının önceden «maddi tazminat» talebini davacılar yönünden bölerek açıkladığı dilekçesi ve «ıslah» dilekçesi göz önüne alınarak «talep aşımına» neden olmayacak şekilde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde ıslah edilen tüm miktarın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
4-Bunun dışında davacı tarafça «maddi tazminat» talebinin 08.10.2013 tarihli dilekçesiyle «ıslah» edildiği ve davalılarca ıslahla arttırılan miktar yönünden «zamanaşımı» itirazının ileri sürüldüğü anlaşılmaktadır.
Dairemizin bozma ilamıyla davacı ...’in işbu davada aktif dava «ehliyetinin» bulunmadığı hususu kesinleşmiş olup, davacı taraf «ıslah» dilekçesinde talep edilen «maddi tazminatın» ne kadarının şirket, ne kadarının ... adına olduğunu açıklamamıştır.
56.md gereğince «haksız rekabet» teşkil ettiğinin tespiti ile haksız rekabet sonucu oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasına ve bu amaçla davalının elinde bulunan davacı şirkete ait hasta takibi programına ilişkin verilerin davalının elinden alınmasına, davalının kliniğinde bulunan bilgisayarlardan davacı şirkete ait programla birlikte diğer programlara davacı programından kopyalanan hasta bilgilerinin silinmesine ve 7.804,79 TL «maddi tazminatın» 04/06/2004 tarihinden itibaren değişebilir oranlarda işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacı şirkete verilmesine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/6503 E. 2010/2412 K.
Ortak:haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… amına göre, davalının, davacı iş yerinde çalışırken haksız olarak işten çıkarıldığı, tazminat tutarlarını almadığı, buna dayalı iş davaları açtığı ve ayrılma anında «ibraname» ile tüm haklarının ödendiğinin kanıtlanamadığı, kar marjı ve fiyat politikaları gibi bilgilerinin edinilmesi ve bunlardan yararlanmalarda kural olarak hukuka aykırılık bulunmadığı, davalının aynı sektörde davacı müşterilerinden farklı kişi ve kurumlarla ilişkiye girmiş ve bu bilgilerden de söz konusu kişi ve kuruluşlarca olan ilişkilerinde yararlanmış olması halinde «haksız rekabet» oluşmayacağı, davalının edindiği bilgileri bizzat davacının portföyü ile kurulan ilişki sırasında kullanması, bu suretle davacının müşterilerinin bazılarını kendi portföyüne katması ve bu şekilde davacının zararına hareket edilip edilmediğinin haksız rekabetin tespitinde göz önüne alınması gerektiği ancak, ceza yargılamasında davalının, davacı iş yerinden 05/12/2003 tarihinde ayrılarak Elephant isimli kliniği açıp, yeni kliniğe daha önce bilgisayarda kayıtlı hasta takip bilgisayar programını da müşteri listesiyle birlikte kopyalayarak götürdüğüne yönelik bilişim «hırsızlığı» suçunun unsurlarının oluşmaması nedeniyle beraatine karar verildiği ve kararın kesinleştiği ayrıca, aynı ceza dosyasında dinlenen Aydın Saka'nın programın telif haklarının kendisine ait olduğunu, başka veteriner hekimlerinin de bunu kendi kliniklerinde kullandıklarını, taraflar bir arada çalışırken programın her üç ortağın da bilgisayarına yüklediğini beyan ettiği, bu itibarla davacının haksız rekabet oluşturan davalı eylemlerini kanıtlayamadığı, davalının davacı şirkette çalıştığı sırada edindiği bilgi ve tecrübeleri daha sonra kendi firmasında kullanmasının kendisini geliştirme, «yenileme» hakkı ve «çalışma özgürlüğü» kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dava, «haksız rekabetten» kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, davalı eylemlerinin «haksız rekabet» teşkil edip etmediği noktasında toplanmaktadır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlarve bilirkişi raporlarına göre, davalılarca yapılan «görev itirazının» açılan davanın TTK'nun 56 ve 57. maddelerine dayanması nedeniyle reddine, birleşen davadaki «derdestlik» itirazının her iki dosyanın konularının aynı olmasına karşın taraflarının ve talep edilen miktarların farklı olması nedeniyle reddine, «haksız rekabet» devam ettiği sürece «zamanaşımı» süresi hergün yeniden işlemeye başlayacağından «ıslah» edilen miktar yönünden davanın zamanaşımına uğradığı yolundaki itirazın da benimsenmediği, davalı durumundaki gerçek kişilerin davacı şirkette uzun süre çalıştıktan sonra davacı ile aynı alanda faaliyet gösteren yeni bir şirket kurmalarının davacı aleyhine haksız rekabet yarattığı, TTK'nun 58/1. maddesine göre haksız rekabet nedeniyle davacının satamadığı mal miktarı üzerinden karşı yanın bu miktardaki malı satmasından dolayı elde edebileceği yararın saptanmasının gerektiği, asıl davada davalının davacı şirkete nazaran (4.502.049.462.-) TL'lık, birleşen davada (177.401.209.609-.) TL net kazancın bulunduğu gerekçeleriyle, asıl davanın kısmen kabulü ile (4.502,05) YTL maddi ve (2.000,00) YTL manevi tazminatın davalılardan tahsiline, birleşen davada (5.000,00) YTL maddi ve (2.500,00) YTL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine, (172.401,00) YTL «maddi tazminatın» ıslah tarihi 15.06.2006 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
2-Asıl ve Birleşen dava dilekçelerinde davacı vekili, davalıların davacı şirkette çalıştıkları dönemde edindikleri ticari sırlardan haksız şekilde faydalandıkları, çalışmaları esnasında «müşteri portföyünü» ve fiyat politikalarını öğrenen davalıların kendi kurdukları şirket vasıtası ile bu bilgileri haksız olarak kullandıkları iddiasıyla «haksız rekabetin» tespiti, men’i, maddi ve manevi tazminat istemlerinde bulunmuştur.
Davalıların aynı sektörde tamamıyla davacının müşterilerinden farklı kişi ve kurumlarla ilişkiye girmiş olmaları halinde, bu bilgilerden de söz konusu kişi ve kuruluşlarla olan ilişkilerinde faydalanmış olmaları halinde «haksız rekabet» oluşmayacağı tartışma konusu değildir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticari sır · görev itirazı · müşteri portföyü · derdestlik · ıslah · maddi tazminat · zamanaşımı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlarve bilirkişi raporlarına göre, davalılarca yapılan «görev itirazının» açılan davanın TTK'nun 56 ve 57. maddelerine dayanması nedeniyle reddine, birleşen davadaki «derdestlik» itirazının her iki dosyanın konularının aynı olmasına karşın taraflarının ve talep edilen miktarların farklı olması nedeniyle reddine, «haksız rekabet» devam ettiği sürece «zamanaşımı» süresi hergün yeniden işlemeye başlayacağından «ıslah» edilen miktar yönünden davanın zamanaşımına uğradığı yolundaki itirazın da benimsenmediği, davalı durumundaki gerçek kişilerin davacı şirkette uzun süre çalıştıktan sonra davacı ile aynı alanda faaliyet gösteren yeni bir şirket kurmalarının davacı aleyhine haksız rekabet yarattığı, TTK'nun 58/1. maddesine göre haksız rekabet nedeniyle davacının satamadığı mal miktarı üzerinden karşı yanın bu miktardaki malı satmasından dolayı elde edebileceği yararın saptanmasının gerektiği, asıl davada davalının davacı şirkete nazaran (4.502.049.462.-) TL'lık, birleşen davada (177.401.209.609-.) TL net kazancın bulunduğu gerekçeleriyle, asıl davanın kısmen kabulü ile (4.502,05) YTL maddi ve (2.000,00) YTL manevi tazminatın davalılardan tahsiline, birleşen davada (5.000,00) YTL maddi ve (2.500,00) YTL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine, (172.401,00) YTL «maddi tazminatın» ıslah tarihi 15.06.2006 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davalılar, davacı şirketteki çalışmaları esnasında yapılan iş konusunda genel bir bilgi ve birikim kazanacakları gibi bu genelin dışında özel olarak davacının «ticari sır» kapsamında olan «müşteri portföyüne», kâr marjlarına ve fiyat politikalarına ilişkin bilgilere de sahip olacakları kuşkusuzdur.
2-Asıl ve Birleşen dava dilekçelerinde davacı vekili, davalıların davacı şirkette çalıştıkları dönemde edindikleri ticari sırlardan haksız şekilde faydalandıkları, çalışmaları esnasında «müşteri portföyünü» ve fiyat politikalarını öğrenen davalıların kendi kurdukları şirket vasıtası ile bu bilgileri haksız olarak kullandıkları iddiasıyla «haksız rekabetin» tespiti, men’i, maddi ve manevi tazminat istemlerinde bulunmuştur.
Tartışma davalıların edindikleri bu bilgileri bizzat davacının «müşteri portföyü» ile kurulan ilişki sırasında kullanmaları ve bu surette davacının müşterilerinin bazılarını kendi portföylerine katmaları ve bu suretle davacının zararına hareket edip etmediklerinin belirlenmesi noktasında düğümlenmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3249 E. 2023/7035 K.
Ortak:esastan ret
İncelediğiniz karardaAncak, davacılardan ...'in dava tarihinde «gerçek kişi tacir» sıfatıyla ticari faaliyetini devam ettirdiğine dair bir iddia ileri sürülüp kanıtlanamadığına ve anılan davacının bu faaliyetini diğer davacı şirketin kurucu ortağı sıfatıyla devam ettirdiğinin anlaşılmış bulunmasına göre, davacı ...'in işbu davada aktif dava «ehliyeti» bulunmadığından davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan reddine karar vermek gerekirken, anılan davacı yönünden de işin esasına girilerek «esastan ret» kararı verilmesi doğru değil ise de, mahkemenin davacı ... yönünden temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibariyle doğru olan ret kararının HUMK'nın 437/7. madde …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gizli ortaklık · pay defterine kayıt · limited şirket ortağı · limited şirket ortaklığı · yazılı delille ispat · şirketin tasfiyesi · şikayet · pay defteri
Benzer bu kararda… RI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı şirketin gizli ortağı olduğunu iddia ederek işbu davayı açtığı, davacının «limited şirket ortağı» sıfatını iktisap edebilmesi için 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 594 üncü maddesinde öngörüldüğü şekilde ad ve soyadının, 6102 sayılı Kanun'un 503 üncü maddesine göre şirkete koymayı «taahhüt» ettiği sermaye miktarının ortaklar «pay defterine kayıt» edilmiş bulunması gerektiği, davacının ortaklar pay defterinde yer almadığı ancak gizli ortak olduğu iddiasında bulunduğu, limited şirkete ortak olma koşullarının kanunla belirlendiği, davacının iddialarının usulüne uygun deliller ile kanıtlanmadığı, kaldı ki bu tür bir ortaklığı mevcut ise talebinin davalı «şirketin tasfiyesine» karar verilmesi veya kendisinin haklı nedenle çıkarılmasında söz konusu olacağı anlaşılmakla davanın ortaklığın tespitine ilişkin talebinin ispatlanamadığından reddine karar verilmesi gerektiği, davacının, «sebepsiz zenginleşme» hükümlerine dayalı olarak ödemelerinin tahsilini talep edebileceğinden, sebepsiz zenginleşme iddiası ile talep ettiği alacak tutarının davacıya açıklattırıldığı ve …
… ahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, «limited şirkete ortaklığın» kanunla düzenlenmiş olduğu, davacının ortaklar «pay defterinde» kayıtlı olmadığı, «ticaret sicilde» şirketin ortağı olduğuna ilişkin «kaydının» bulunmadığı, davacının iddiasını «yazılı delillerle ispat» edemediği, alacağa ilişkin olarak yaptığını iddia ettiği ödemelerin şirket kayıtlarında bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle …
… ikisinin kaldığını, müvekkilinin parasını almakta ısrar etmesi sonucu ortaklığın resmi olmamasından dolayı şirket yetkilisi tarafından tek taraflı olarak bu duruma «son» verildiğini, müvekkilinin «ihtarname» ile yapmış olduğu ödemeleri istediğini, davalı şirket tarafından bu ihtarnameye yanıt verildiğini, ayrıca müvekkilinden para istendiğini ve hakkında «şikayette» bulunulduğunu, müvekkilinin ortaklığının inkâr edildiğini, hasta sahibi ve borç ilişkisi olan birisi gibi gösterildiğini ileri sürerek davacının davalı şirketin gizli ortağı olduğunun tespiti ile fazlaya ilişkin talep ve dava hakkları saklı kalmak kaydıyla; müvekkilinin şirket için yapmış olduğu ödemeler ile şirket hissedarı olarak hissesi oranında şirket kâr «payının» (20 Temmuz 2012- 30 ekim 2016 arası ) tespit ve hesap edilerek toplam 70.000,00 TL alacağın davalıdan faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… rdımına müracaat edildiğini, bu hususun davacı tarafça açmış olduğu temelsiz ve haksız davasına dayanak yapılmaya çalışıldığını, davacı tarafın müvekkili şirketteki «gizli ortaklığı» hususunun gerçeği yansıtmamakla birlikte bu hususun ispatının gerektiğini, davacı tarafın müvekkili şirket yetkilisinin şahsına yapmış olduğu bir kısım kısmi ödemelerin şirket yetkili gerçek şahıs ... tarafından kendisine iade edildiğini, bu ödemelerin «tüzel kişiliğe» haiz müvekkili şirket ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını, bu itibarla davanın müvekkili şirkete karşı yöneltilmesinin hukuken mümkün olmadığını savunarak davanın r …
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6754 E. 2024/2724 K.
Ortak:taraf ehliyeti · maddi ve manevi tazminat · esastan ret
İncelediğiniz karardaAncak, davacılardan ...'in dava tarihinde «gerçek kişi tacir» sıfatıyla ticari faaliyetini devam ettirdiğine dair bir iddia ileri sürülüp kanıtlanamadığına ve anılan davacının bu faaliyetini diğer davacı şirketin kurucu ortağı sıfatıyla devam ettirdiğinin anlaşılmış bulunmasına göre, davacı ...'in işbu davada aktif dava «ehliyeti» bulunmadığından davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan reddine karar vermek gerekirken, anılan davacı yönünden de işin esasına girilerek «esastan ret» kararı verilmesi doğru değil ise de, mahkemenin davacı ... yönünden temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibariyle doğru olan ret kararının HUMK'nın 437/7. madde …
2- Davacılar vekilinin davacı şirket yönünden temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, her ne kadar, davacı şirket davalının diğer davacı gerçek kişi ile birlikte kurdukları iş yerinden ayrıldıktan sonra kurularak faaliyete geçirilmiş ise de, «uyuşmazlık konusu» program içerisindeki müşteri bilgilerinin hali hazırda davacı şirkete ait olduğu anlaşıldığına göre, davacı şirketin işbu davada aktif dava «ehliyetinin» bulunduğunun kabulü gerekir.
Benzer bu kararda… enle kliniğe ait sosyal medya hesaplarının davalıların izni ve bilgisi haricinde kullanılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, açıklanan sebeple davalıların «husumet ehliyetinin» bulunduğu, dosyada mevcut onam formunda, "Uygulama esnasında fotoğraf veya video görüntülerinin alınabileceğini ve bunların eğitsel ve bilimsel çalışmalarda kullanılabileceğini anladım ve kabul ediyorum" şeklinde bir ifadenin bulunduğu, ancak bu iznin sosyal medya tanıtım ve reklamlarını kapsamayacağı, somut olayda davacı rızasının varlığından bahsedilemeyeceği, davacının kanun maddesini açıkça yazmasa bile iradesinin bu doğrultuda olduğunu yorumlama ve hukuku re'sen uygulama görevinin mahkemeye ait olduğu, bilirkişi heyeti raporunda yapılan tespitler ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 ve 51 inci maddeleri çerçevesinde mahkemece takdir edilen 5.000,00 TL tutarındaki «maddi tazminat» miktarı ile, somut olayın özelliklerine ve tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alındığında takdir edilen 10.000,00 TL manevi tazminat miktarının «hakkaniyete» uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacının fotoğraflarının izinsiz kullanımı nedeniyle oluşan tecavüzün men'i, ref'i ve «maddi - manevi tazminat» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kişilik haklarının ihlali · açık muvafakat · i̇i̇k 308/b · taleple bağlılık · kişilik hakları · kâr mahrumiyeti · ba formu · sözleşmenin feshi
Benzer bu kararda… İthalat İhracat ve Ticaret Limited Şirketine ait olduğunu, müvekkillerin bu şirketin hiçbir zaman ortağı ve çalışanı olmadıklarını, bir kişinin sadece ağız kısmının «kayda» alınmış olmasının «kişilik haklarının ihlali» olarak kabul edilemeyeceğini, dosyada mevcut hasta «rızası» ve hasta bilgilendirme ve onam «formlarının» mahkemece dikkate alınmadığını, davacı hasta hem uygulanan işlemlere ilişkin fotoğraflarının çekilmesine hem de bu içeriklerin uygulama tanıtımı olarak kullanılmasına «açık muvafakat» verdiğini, onam formunda bu hususlara imza attığını, maddi ve manevi tazminatın yasal koşullarının oluşmadığını, mahkemece hükmedilen miktarların da fahiş olduğunu …
… kkilinin yüzünün fotograflarının çekildiğini, yetkililerin bunun standart bir uygulama olduğunu, hasta dosyasına konularak arşivlendiğini, gizli kalacağını ve hasta «mahrumiyetinin» korunacağını «taahhüt» edildiğini, ancak fotoğraflarının instagramda yayınlandığının öğrenildiğini, müvekkilinin zor durumda kaldığını ve özel hayatına müdahale edildiğini ileri sürerek 35.000,00 TL manevi tazminatın ve şimdilik 1.000,00 TL «maddi tazminatın» vekâletsiz işgörme hükümlerine göre davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, «kişilik haklarına» sürmekte olan saldırıya «son» verilmesine, fotografların sosyal medya hesaplarından kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiş; 30.10.2019 tarihli «ıslah» dilekçesi ile maddi tazminat talebini 5.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
… e; müvekkilinin sözkonusu kliniğinin müşterek ruhsat sahibi olmadığını, kliniğin işletmesinde ve yönetiminde bulunmadığını ve şirket çalışanı da olmadığını, davanın «tüzel kişiliğe» açılması gerektiğini, müvekkilinin bu adreste kiracı olarak bulunduğunu, şirketle aralarında bir iş sözleşmesi bulunmadığını, bu işletmede herhangi bir Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) «kaydının» da olmadığını, «kira sözleşmesinin» bir yıllık olduğunu ve «sözleşmenin feshi» ile klinikten ayrıldığını, kliniğin birçok doktor tarafından kullanılan müşterek bir klinik olduğunu, ücret mukabilince hastaları uzmanlık alanına giren konularda …
Asliye Hukuk Mahkemesinin 08.11.2017 tarih, 2017/375 E. ve 2017/«308» K. sayılı kararıyla mahkemenin «görevsizliğine» ve dosyanın «görevli» İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/4798 E. , 2015/12224 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18.12.2014 tarih ve 2014/802-2014/452 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalının müvekkillerine ait veteriner kliniğinden yasal haklarını alarak ibranameli şekilde ayrıldığını, daha sonra ... isimli veteriner kliniğini kurduğunu ancak, bu klinikte haksız rekabet yaratacak şekilde müvekkillerinin giderilmesi mümkün olmayan zararlara uğramasına neden olduğunu, bu kapsamda 1989 yılından itibaren düzenli tutulan hasta kayıtlarının yer aldığı ve müvekkili ... tarafından hazırlanan, tescilli markası ...nin logosunun yer aldığı hasta takibi bilgisayar programından hasta kayıtlarının kopyasını, hatta bilgisayar programının tamamını suç teşkil edecek şeklide rıza dışı aldığını, kurduğu şirketin müşterilerine e-mail ve mektuplarla hasta kayıtlarının kendi kliniğinde de olduğunu belirterek kliniğine müşteri olarak çekmeye çalıştığını, müvekkillerine ait kliniğin kapandığı şeklinde iddialar ortaya attığını, davalının bu eylemlerinin delil tespiti yoluyla tespit edildiğini ve konu hakkında suç duyurusunda da bulunulduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 5.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında ıslah dilekçesi ibraz ederek maddi tazminat istemini 7.804,79 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacı iş yerinde kuruluş tarihi olan 1989 yılından bu yana çalıştığını ancak, haksız olarak işten çıkarılması nedeniyle alacak ve hizmet tespiti davaları açtıklarını, müvekkilinin bir süre sonra kendine ait kliniği açtığını, davacının iş yerinde uzun süre çalıştığı için müşterilerle tanıştığını ve pek çoğunun da müvekkilinin kendi çevresi ve müşterisi olduğunu, işten ayrıldıktan sonra da bu müşterilerin müvekkilinin kliniğine geldiklerini zira, veterinerliğin kişiye sıkı sıkıya bağlı bir meslek olup, müşterilerin kişi tercihi yaptıklarını, davacı iş yerinde müşteri bazında azalma olduysa buna davacının kendisinin sebep olduğunu, müvekkilinin iş yerinin açılmasından sonra tanıtıcı olarak kendi müşterilerine ve çevresine mektup gönderme, e-mail yazışmaları yapmanın haksız rekabet oluşturmayacağını, davacı iş yerine ait bazı bilgilerin müvekkilinde bulunmasının bir zorunluluk olup, zaten bunların davacı tarafça kendisine verildiğini, bilgisayar programının davacı tarafa ait olmadığını, kaldı ki müvekkilinin davacının programını da kullanmadığını, talep edilen tazminat miktarının da fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davalının, davacı iş yerinde çalışırken haksız olarak işten çıkarıldığı, tazminat tutarlarını almadığı, buna dayalı iş davaları açtığı ve ayrılma anında ibraname ile tüm haklarının ödendiğinin kanıtlanamadığı, kar marjı ve fiyat politikaları gibi bilgilerinin edinilmesi ve bunlardan yararlanmalarda kural olarak hukuka aykırılık bulunmadığı, davalının aynı sektörde davacı müşterilerinden farklı kişi ve kurumlarla ilişkiye girmiş ve bu bilgilerden de söz konusu kişi ve kuruluşlarca olan ilişkilerinde yararlanmış olması halinde haksız rekabet oluşmayacağı, davalının edindiği bilgileri bizzat davacının portföyü ile kurulan ilişki sırasında kullanması, bu suretle davacının müşterilerinin bazılarını kendi portföyüne katması ve bu şekilde davacının zararına hareket edilip edilmediğinin haksız rekabetin tespitinde göz önüne alınması gerektiği ancak, ceza yargılamasında davalının, davacı iş yerinden 05/12/2003 tarihinde ayrılarak Elephant isimli kliniği açıp, yeni kliniğe daha önce bilgisayarda kayıtlı hasta takip bilgisayar programını da müşteri listesiyle birlikte kopyalayarak götürdüğüne yönelik bilişim hırsızlığı suçunun unsurlarının oluşmaması nedeniyle beraatine karar verildiği ve kararın kesinleştiği ayrıca, aynı ceza dosyasında dinlenen Aydın Saka'nın programın telif haklarının kendisine ait olduğunu, başka veteriner hekimlerinin de bunu kendi kliniklerinde kullandıklarını, taraflar bir arada çalışırken programın her üç ortağın da bilgisayarına yüklediğini beyan ettiği, bu itibarla davacının haksız rekabet oluşturan davalı eylemlerini kanıtlayamadığı, davalının davacı şirkette çalıştığı sırada edindiği bilgi ve tecrübeleri daha sonra kendi firmasında kullanmasının kendisini geliştirme, yenileme hakkı ve çalışma özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, haksız rekabetten kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davacılardan ...'in dava tarihinde gerçek kişi tacir sıfatıyla ticari faaliyetini devam ettirdiğine dair bir iddia ileri sürülüp kanıtlanamadığına ve anılan davacının bu faaliyetini diğer davacı şirketin kurucu ortağı sıfatıyla devam ettirdiğinin anlaşılmış bulunmasına göre, davacı ...'in işbu davada aktif dava ehliyeti bulunmadığından davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan reddine karar vermek gerekirken, anılan davacı yönünden de işin esasına girilerek esastan ret kararı verilmesi doğru değil ise de, mahkemenin davacı ... yönünden temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibariyle doğru olan ret kararının HUMK'nın 437/7.
maddesi gereğince anılan davacı yönünden açıklanan bu gerekçe ile onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Davacılar vekilinin davacı şirket yönünden temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, her ne kadar, davacı şirket davalının diğer davacı gerçek kişi ile birlikte kurdukları iş yerinden ayrıldıktan sonra kurularak faaliyete geçirilmiş ise de, uyuşmazlık konusu program içerisindeki müşteri bilgilerinin hali hazırda davacı şirkete ait olduğu anlaşıldığına göre, davacı şirketin işbu davada aktif dava ehliyetinin bulunduğunun kabulü gerekir.
Uyuşmazlık, davalı eylemlerinin haksız rekabet teşkil edip etmediği noktasında toplanmaktadır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 57/8 maddesi uyarınca hüsnüniyet kaidelerine aykırı olarak elde edilen veya öğrenilen imalat veya ticaret sırlarından haksız yere faydalanmak ve ticari hayatta dürüstlüğe aykırı davranış suretiyle haksız rekabet oluşturur. Somut olayda da, davacı şirkete devredilen müşteri bilgilerine ilişkin iş mahsulünün hasta isim ve adresleri, muayene periyodu, aşı günleri vb. gibi nitelikli bilgilerden oluştuğu anlaşılmakta olup, görüşüne başvurulan bilirkişi heyetince de belirtildiği üzere, bu bilgilerin davacıdan izinsiz olarak kullanılması haksız rekabet oluşturur.
Bu durumda, mahkemece uyuşmazlığın yukarıda açıklandığı şekilde nitelendirilmek suretiyle çözümlenmesi gerekirken anılan husus nazara alınmaksızın yazılı gerekçe ile red kararı verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin davacı ... yönünden temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibariyle doğru olan hükmün anılan davacı yönünden bu bentte değişik gerekçe ile ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin davacı şirket yönünden temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı şirket yönünden BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacı ....'ye iadesine, alınmadığı anlaşılan 27,70 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacı ...'den alınmasına, 18.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/170332700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz