Gizli ortaklık
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3249 E. 2023/7035 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gizli ortaklık↗ pay defterine kayıt↗ limited şirket ortağı↗ limited şirket ortaklığı↗ yazılı delille ispat↗ şirketin tasfiyesi↗ şikayet↗ pay defteri↗ sebepsiz zenginleşme↗ tüzel kişilik↗ limited şirket↗ kâr payı↗ ticaret sicili↗ esastan ret↗ taahhütname↗ ihtarname↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Alanya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2019/116 E.,2020/188 K.
Taraflar arasındaki limited şirkete ortak olduğunun tespiti ile alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket yetkilisi ...'nın, ... ile ortak bir hayvan hastanesi açtıklarını, fakat bir süre sonra hastanenin maliyeti fazla olduğundan maddi sıkıntıya düştüklerini, ...'nın da müvekkiline ortaklık teklifinde bulunduğunu, ...'ın da bu teklife sıcak baktığını ve ortaklık konusunda anlaştıklarını, fakat müvekkilinin veteriner hekim olmadığı için bu ortaklık güvene dayalı olacağını ve hayvan hastanesi ise sağlık veteriner hizmetleri kliniği olarak devam edeceğini, şirketin %20 hissesi veteriner ...’a, %13'ü müvekkiline ve kalan hissenin de ...’ya ait olacağını, fakat müvekkili veteriner hekim olmadığı için kurulacak şirketin resmi ortağı olmayacağını, gizli ortak olarak şirket içerisinde faaliyetini sürdüreceğini, bu hususun sadece diğer ortak olan ...'ın değil klinikte çalışan diğer veteriner hekimler, çalışanlar, iş yeri komşuları ve tedaviye gelen hayvan sahipleri tarafından bilindiğini, müvekkilinin şirketin %13 hissesine karşılık 20.07.2012 tarihinden başlamak üzere parça parça olmak üzere şirket için toplam 110.000,00 TL ödeme yaptığını, müvekkilinin şirket hisse payından alacaklarını ve yapmış olduğu ödemeleri istediğinde davalı tarafından oyalandığını ve diğer ortakları ...'ın da ortaklıktan ayrıldığını ve ikisinin kaldığını, müvekkilinin parasını almakta ısrar etmesi sonucu ortaklığın resmi olmamasından dolayı şirket yetkilisi tarafından tek taraflı olarak bu duruma son verildiğini, müvekkilinin ihtarname ile yapmış olduğu ödemeleri istediğini, davalı şirket tarafından bu ihtarnameye yanıt verildiğini, ayrıca müvekkilinden para istendiğini ve hakkında şikayette bulunulduğunu, müvekkilinin ortaklığının inkâr edildiğini, hasta sahibi ve borç ilişkisi olan birisi gibi gösterildiğini ileri sürerek davacının davalı şirketin gizli ortağı olduğunun tespiti ile fazlaya ilişkin talep ve dava hakkları saklı kalmak kaydıyla; müvekkilinin şirket için yapmış olduğu ödemeler ile şirket hissedarı olarak hissesi oranında şirket kâr payının (20 Temmuz 2012- 30 ekim 2016 arası ) tespit ve hesap edilerek toplam 70.000,00 TL alacağın davalıdan faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın müvekkili şirkette kısa bir süre muhasebe bilgisinden yararlanılmak amacıyla kendisinin yardımına müracaat edildiğini, bu hususun davacı tarafça açmış olduğu temelsiz ve haksız davasına dayanak yapılmaya çalışıldığını, davacı tarafın müvekkili şirketteki gizli ortaklığı hususunun gerçeği yansıtmamakla birlikte bu hususun ispatının gerektiğini, davacı tarafın müvekkili şirket yetkilisinin şahsına yapmış olduğu bir kısım kısmi ödemelerin şirket yetkili gerçek şahıs ... tarafından kendisine iade edildiğini, bu ödemelerin tüzel kişiliğe haiz müvekkili şirket ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını, bu itibarla davanın müvekkili şirkete karşı yöneltilmesinin hukuken mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı şirketin gizli ortağı olduğunu iddia ederek işbu davayı açtığı, davacının limited şirket ortağı sıfatını iktisap edebilmesi için 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 594 üncü maddesinde öngörüldüğü şekilde ad ve soyadının, 6102 sayılı Kanun'un 503 üncü maddesine göre şirkete koymayı taahhüt ettiği sermaye miktarının ortaklar pay defterine kayıt edilmiş bulunması gerektiği, davacının ortaklar pay defterinde yer almadığı ancak gizli ortak olduğu iddiasında bulunduğu, limited şirkete ortak olma koşullarının kanunla belirlendiği, davacının iddialarının usulüne uygun deliller ile kanıtlanmadığı, kaldı ki bu tür bir ortaklığı mevcut ise talebinin davalı şirketin tasfiyesine karar verilmesi veya kendisinin haklı nedenle çıkarılmasında söz konusu olacağı anlaşılmakla davanın ortaklığın tespitine ilişkin talebinin ispatlanamadığından reddine karar verilmesi gerektiği, davacının, sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı olarak ödemelerinin tahsilini talep edebileceğinden, sebepsiz zenginleşme iddiası ile talep ettiği alacak tutarının davacıya açıklattırıldığı ve davalı şirketin ticari kayıtları incelenmek suretiyle bilirkişi raporu alındığı, davacının ileri sürdüğü ödemelerin şirket kayıtlarında yer almadığı, davacı tarafça delil olarak sunulan belgelerden açıkça şirket adına ödeme yapıldığının ispatına yönelik olmadığı kanaati ile sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak talebinin de ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket yetkilisinin ile birlikte açtıkları hayvan hastanesi kliniği açılışından itibaren yapılan ödemelerin 110.000,00 TL'yi bulduğunu, davalı tarafça defalarca yapılan görüşmeler sonucunda sadece 38.000,00 TL'sini alabildiğini, müvekkilinin şirket kâr payını ve maaşını alamadığı gibi tüm parasını klinik için harcadığını, mahkemeye sundukları tüm belgeler, yazışmalar ve tanık dinletme taleplerinin tüm iddialarını ispatlamaya yeter nitelikte olmasına rağmen mahkemece tanık dinletme taleplerinin reddedilerek alacaklarının sadece ortaklık alacağı olarak ele alındığını, müvekkili tarafından alacaklarının tahsili için davalı şirkete ihtarname gönderilmesine rağmen davalı tarafça gönderilen cevapta müvekkilinin ortaklığının inkâr edildiğini, hasta sahibi ve borç ilişkisi olan birisi gibi gösterilerek üstüne müvekkilinden para istenildiğini, davalının kötü niyetli olduğunun mahkemeye sunulan belgeler ile ortada olduğunu, davanın konusunun sadece şirket ortaklığı tespiti ve şirket alacakları olmadığını, ayrıca davalı şirkete yapılan tüm ödemeler ve harcamaların da tahsilinin talebine ilişkin olduğunu, davanın delilleri incelenmenden, eksik inceleme ile haksız ve hukuka aykırı olarak reddedildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, limited şirkete ortaklığın kanunla düzenlenmiş olduğu, davacının ortaklar pay defterinde kayıtlı olmadığı, ticaret sicilde şirketin ortağı olduğuna ilişkin kaydının bulunmadığı, davacının iddiasını yazılı delillerle ispat edemediği, alacağa ilişkin olarak yaptığını iddia ettiği ödemelerin şirket kayıtlarında bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, limited şirkete ortak olduğunun tespiti ile alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4738 E. 2015/11550 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:sovtaj · sigorta ettiren · ba formu · riziko · sigorta poliçesi · yasal faiz · hasar
Benzer bu kararda… ı Tarım Sigortaları Kanunu'nun 9/a maddesinde; çiftlik hayvanlarının sigortalarının risk inceleme işlemlerinin veteriner hekimler ve zooteknist ziraat mühendisleri, «hasar» tespitlerinin ise veteriner hekimler tarafından yapılacağının öngörüldüğü, yine Devlet Destekli Hayvan Hayat Sigortası Genel Şartlarının A.5 maddesinde de "Sigorta ettirenin başvurusu, «sigorta ettiren» tarafından doldurulan ön bilgi «formu» çiftçi kayıt sistemi kayıtları ile teyit edilerek yapılacak risk inceleme sonucuna göre kabul edilir ve poliçe düzenlenir" hükmünün bulunduğu, hayvanların infertilite durumlarının ...ndan takibi sonucuna göre poliçenin tanzim edilip edilmeyeceğinin belirlenmesi gerektiği, davalının bu incelemeyi yapmadan poliçe düzenlemesi ve «riziko» gerçekleştikten sonra önceden yapması gereken incelemeyi yaparak hasarı reddetmesinin 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu'nun amacına aykırı olduğu gerekçesiyle d …
Somut uyuşmazlıkta, davanın dayanağını oluşturan «sigorta poliçesinde» müşterek sigorta başlığı altında, «hasar» halinde sigorta bedelinden %20 müşterek sigorta düşülerek, varsa «sovtaj» miktarı düşüldükten sonra kalan miktarın tazminat olarak sigortalıya ödeneceği öngörülmüş olup, mahkemece bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmaması doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Ayrıca davacı vekili dava tarihinden itibaren «yasal faiz» talebinde bulunmuş olup, faiz talebi yönünden bir karar verilmemesi de doğru olmamış, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14555 E. 2014/3352 K.
Ortak:e-defter
İncelediğiniz kararda… RI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı şirketin gizli ortağı olduğunu iddia ederek işbu davayı açtığı, davacının «limited şirket ortağı» sıfatını iktisap edebilmesi için 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 594 üncü maddesinde öngörüldüğü şekilde ad ve soyadının, 6102 sayılı Kanun'un 503 üncü maddesine göre şirkete koymayı «taahhüt» ettiği sermaye miktarının ortaklar «pay defterine kayıt» edilmiş bulunması gerektiği, davacının ortaklar pay defterinde yer almadığı ancak gizli ortak olduğu iddiasında bulunduğu, limited şirkete ortak olma koşullarının kanunla belirlendiği, davacının iddialarının usulüne uygun deliller ile kanıtlanmadığı, kaldı ki bu tür bir ortaklığı mevcut ise talebinin davalı «şirketin tasfiyesine» karar verilmesi veya kendisinin haklı nedenle çıkarılmasında söz konusu olacağı anlaşılmakla davanın ortaklığın tespitine ilişkin talebinin ispatlanamadığından reddine karar verilmesi gerektiği, davacının, «sebepsiz zenginleşme» hükümlerine dayalı olarak ödemelerinin tahsilini talep edebileceğinden, sebepsiz zenginleşme iddiası ile talep ettiği alacak tutarının davacıya açıklattırıldığı ve …
… ahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, «limited şirkete ortaklığın» kanunla düzenlenmiş olduğu, davacının ortaklar «pay defterinde» kayıtlı olmadığı, «ticaret sicilde» şirketin ortağı olduğuna ilişkin «kaydının» bulunmadığı, davacının iddiasını «yazılı delillerle ispat» edemediği, alacağa ilişkin olarak yaptığını iddia ettiği ödemelerin şirket kayıtlarında bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle …
Benzer bu karardaS. tarafından düzenlenen her iki raporun da düzenleme tarihinin 31/01/2012 tarihi olduğu, ayrıca klinik «defterinin» suretinden de davacının 01/01/2012 ve 20/01/2012 tarihlerinde veterinere başvurduğunun anlaşıldığı, bu durumda veteriner tarafından düzenlenen ilk rapordaki muayen …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:sovtaj · muafiyet
Benzer bu karardaPoliçenin müşterek sigortaya ilişkin bölümleri tartışılmadığı gibi, 31.01.2012 tarihli raporda imha edildiği belirtilen sigortalı hayvanın derisinin kullanılıp kullanılmadığı hususu açıklığa kavuşturulmamış, dolayısıyla «sovtaj» ve «muafiyet» değerlendirilmesi yapılmaksızın karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8283 E. 2022/9228 K.
Ortak:eksik inceleme · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda… ikisinin kaldığını, müvekkilinin parasını almakta ısrar etmesi sonucu ortaklığın resmi olmamasından dolayı şirket yetkilisi tarafından tek taraflı olarak bu duruma «son» verildiğini, müvekkilinin «ihtarname» ile yapmış olduğu ödemeleri istediğini, davalı şirket tarafından bu ihtarnameye yanıt verildiğini, ayrıca müvekkilinden para istendiğini ve hakkında «şikayette» bulunulduğunu, müvekkilinin ortaklığının inkâr edildiğini, hasta sahibi ve borç ilişkisi olan birisi gibi gösterildiğini ileri sürerek davacının davalı şirketin gizli ortağı olduğunun tespiti ile fazlaya ilişkin talep ve dava hakkları saklı kalmak kaydıyla; müvekkilinin şirket için yapmış olduğu ödemeler ile şirket hissedarı olarak hissesi oranında şirket kâr «payının» (20 Temmuz 2012- 30 ekim 2016 arası ) tespit ve hesap edilerek toplam 70.000,00 TL alacağın davalıdan faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… tanık dinletme taleplerinin reddedilerek alacaklarının sadece ortaklık alacağı olarak ele alındığını, müvekkili tarafından alacaklarının tahsili için davalı şirkete «ihtarname» gönderilmesine rağmen davalı tarafça gönderilen cevapta müvekkilinin ortaklığının inkâr edildiğini, hasta sahibi ve borç ilişkisi olan birisi gibi gösterilerek üstüne müvekkilinden para istenildiğini, davalının kötü niyetli olduğunun mahkemeye sunulan belgeler ile ortada olduğunu, davanın konusunun sadece şirket ortaklığı tespiti ve şirket alacakları olmadığını, ayrıca davalı şirkete yapılan tüm ödemeler ve harcamaların da tahsilinin talebine ilişkin olduğunu, davanın delilleri incelenmenden, «eksik inceleme» ile haksız ve hukuka aykırı olarak reddedildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu kararda… riner hekimin hayvanın tüberküloz olma ihtimalini öngörmesinin mümkün olmadığı, hayvanın klinik muayenesinde, tüberküloz hastalığının sığırlarda gizli seyretmesi ve «son» dönem hariç klinik belirti göstermemesi nedeniyle RPT teşhisi koyması ve hayvanı zorunlu kesime tabi tutması eyleminde herhangi bir «kusuru» olmadığı yönündeki tespit gözönüne alındığında, davalının çalıştırdığı eksperin kesim öncesinde üzerine düşen tüm mesleki sorumluluğu yerine getirdiği, bilirkişi heyet raporunda, eksper veteriner hekimin kesim sonrasında hayvanın imhasını düşünmemesi, hayvan sahibinin tam olarak bilgilendirilmemesi ve «ihbarı» zorunlu olan hastalığı İlçe Tarım Müdürlüğüne bildirmemesi nedeniyle kısmen kusurlu olduğu kanaatine gidilmişse de kesim sonrası mevzuata aykırı davranışların davacının zararına sebebiyet vermediği, zira Tarım Müdürlüğünce yapılacak ödemenin kesim sırasında resmi veteriner bulundurulması koşuluna bağlı olduğu, kesim sonrasında hayvanın tüberküloz olduğunun resmi makamlara bildirilmesinin tazminat ödenmesini sağlamayacağı, bu durumda ekspere yüklenen kesim sonrası kusurlu davranış zararın doğmasına sebebiyet vermediğinden davalı sigorta şirketinin adam çalıştıran sıfatıyla sorumluluğuna gidilemeyeceği, bir an için eksperin kusurlu olduğu düşünüldüğünde dahi, konunun uzmanı veteriner hekimin «görevlendirilmiş» olması, daha önce üniversite tarafından da hayvana RPT hastalığı teşhisi konulduğu göz önüne alındığında adam çalıştıran davalı sigorta şirketinin TBK’nın 66/2. ma …
Söz konusu hüküm uyarınca eksper davalı sigorta şirketinin yardımcısı konumunda olup olmadığı belirlenip, bilirkişi raporunda belirtildiği ve somut olaydan da anlaşıldığı üzere eksperin kesim sırasında bulunduğu hususu da birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken anılan hususlar değerlendirilmeden ve «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir..
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:borcun ifası · ihbar · kusur · kesin hüküm · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… riner hekimin hayvanın tüberküloz olma ihtimalini öngörmesinin mümkün olmadığı, hayvanın klinik muayenesinde, tüberküloz hastalığının sığırlarda gizli seyretmesi ve «son» dönem hariç klinik belirti göstermemesi nedeniyle RPT teşhisi koyması ve hayvanı zorunlu kesime tabi tutması eyleminde herhangi bir «kusuru» olmadığı yönündeki tespit gözönüne alındığında, davalının çalıştırdığı eksperin kesim öncesinde üzerine düşen tüm mesleki sorumluluğu yerine getirdiği, bilirkişi heyet raporunda, eksper veteriner hekimin kesim sonrasında hayvanın imhasını düşünmemesi, hayvan sahibinin tam olarak bilgilendirilmemesi ve «ihbarı» zorunlu olan hastalığı İlçe Tarım Müdürlüğüne bildirmemesi nedeniyle kısmen kusurlu olduğu kanaatine gidilmişse de kesim sonrası mevzuata aykırı davranışların davacının zararına sebebiyet vermediği, zira Tarım Müdürlüğünce yapılacak ödemenin kesim sırasında resmi veteriner bulundurulması koşuluna bağlı olduğu, kesim sonrasında hayvanın tüberküloz olduğunun resmi makamlara bildirilmesinin tazminat ödenmesini sağlamayacağı, bu durumda ekspere yüklenen kesim sonrası kusurlu davranış zararın doğmasına sebebiyet vermediğinden davalı sigorta şirketinin adam çalıştıran sıfatıyla sorumluluğuna gidilemeyeceği, bir an için eksperin kusurlu olduğu düşünüldüğünde dahi, konunun uzmanı veteriner hekimin «görevlendirilmiş» olması, daha önce üniversite tarafından da hayvana RPT hastalığı teşhisi konulduğu göz önüne alındığında adam çalıştıran davalı sigorta şirketinin TBK’nın 66/2. ma …
116’da düzenlenmiş olup, bu madde hükmünde, “Borçlu, «borcun ifasını» veya bir borç ilişkisinden doğan hakkın kullanılmasını, birlikte yaşadığı kişiler ya da yanında çalışanlar gibi yardımcılarına kanuna uygun surette bırakmış olsa bile, onların işi yürüttükleri sırada diğer tarafa verdikleri zararı gidermekle yükümlüdür.
Uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat, ancak kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa, borçlunun yardımcı kişilerin fiillerinden sorumlu olmayacağına ilişkin anlaşma «kesin» olarak hükümsüzdür.” denilmektedir.
2 benzer karar daha
-
Haksız rekabet tespiti | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4798 E. 2015/12224 K.
Ortak:esastan ret
Benzer bu karardaAncak, davacılardan ...'in dava tarihinde «gerçek kişi tacir» sıfatıyla ticari faaliyetini devam ettirdiğine dair bir iddia ileri sürülüp kanıtlanamadığına ve anılan davacının bu faaliyetini diğer davacı şirketin kurucu ortağı sıfatıyla devam ettirdiğinin anlaşılmış bulunmasına göre, davacı ...'in işbu davada aktif dava «ehliyeti» bulunmadığından davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan reddine karar vermek gerekirken, anılan davacı yönünden de işin esasına girilerek «esastan ret» kararı verilmesi doğru değil ise de, mahkemenin davacı ... yönünden temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibariyle doğru olan ret kararının HUMK'nın 437/7. madde …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gerçek kişi tacir · çalışma özgürlüğü · ibraname · hırsızlık · yenileme · uyuşmazlık konusu · taraf ehliyeti · tacir
Benzer bu kararda… amına göre, davalının, davacı iş yerinde çalışırken haksız olarak işten çıkarıldığı, tazminat tutarlarını almadığı, buna dayalı iş davaları açtığı ve ayrılma anında «ibraname» ile tüm haklarının ödendiğinin kanıtlanamadığı, kar marjı ve fiyat politikaları gibi bilgilerinin edinilmesi ve bunlardan yararlanmalarda kural olarak hukuka aykırılık bulunmadığı, davalının aynı sektörde davacı müşterilerinden farklı kişi ve kurumlarla ilişkiye girmiş ve bu bilgilerden de söz konusu kişi ve kuruluşlarca olan ilişkilerinde yararlanmış olması halinde «haksız rekabet» oluşmayacağı, davalının edindiği bilgileri bizzat davacının portföyü ile kurulan ilişki sırasında kullanması, bu suretle davacının müşterilerinin bazılarını kendi portföyüne katması ve bu şekilde davacının zararına hareket edilip edilmediğinin haksız rekabetin tespitinde göz önüne alınması gerektiği ancak, ceza yargılamasında davalının, davacı iş yerinden 05/12/2003 tarihinde ayrılarak Elephant isimli kliniği açıp, yeni kliniğe daha önce bilgisayarda kayıtlı hasta takip bilgisayar programını da müşteri listesiyle birlikte kopyalayarak götürdüğüne yönelik bilişim «hırsızlığı» suçunun unsurlarının oluşmaması nedeniyle beraatine karar verildiği ve kararın kesinleştiği ayrıca, aynı ceza dosyasında dinlenen Aydın Saka'nın programın telif haklarının kendisine ait olduğunu, başka veteriner hekimlerinin de bunu kendi kliniklerinde kullandıklarını, taraflar bir arada çalışırken programın her üç ortağın da bilgisayarına yüklediğini beyan ettiği, bu itibarla davacının haksız rekabet oluşturan davalı eylemlerini kanıtlayamadığı, davalının davacı şirkette çalıştığı sırada edindiği bilgi ve tecrübeleri daha sonra kendi firmasında kullanmasının kendisini geliştirme, «yenileme» hakkı ve «çalışma özgürlüğü» kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davacılardan ...'in dava tarihinde «gerçek kişi tacir» sıfatıyla ticari faaliyetini devam ettirdiğine dair bir iddia ileri sürülüp kanıtlanamadığına ve anılan davacının bu faaliyetini diğer davacı şirketin kurucu ortağı sıfatıyla devam ettirdiğinin anlaşılmış bulunmasına göre, davacı ...'in işbu davada aktif dava «ehliyeti» bulunmadığından davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan reddine karar vermek gerekirken, anılan davacı yönünden de işin esasına girilerek «esastan ret» kararı verilmesi doğru değil ise de, mahkemenin davacı ... yönünden temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibariyle doğru olan ret kararının HUMK'nın 437/7. madde …
2- Davacılar vekilinin davacı şirket yönünden temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, her ne kadar, davacı şirket davalının diğer davacı gerçek kişi ile birlikte kurdukları iş yerinden ayrıldıktan sonra kurularak faaliyete geçirilmiş ise de, «uyuşmazlık konusu» program içerisindeki müşteri bilgilerinin hali hazırda davacı şirkete ait olduğu anlaşıldığına göre, davacı şirketin işbu davada aktif dava «ehliyetinin» bulunduğunun kabulü gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/650 E. 2014/7919 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:açık muvafakat · rehin hakkı · icazet · sigorta tazminatı · sigorta ettiren · ba formu · rehin · riziko
Benzer bu karardaÇ.Şubesi'nin «rehin hakkı» bulunduğundan, «sigortadan tazminat» talep etme hakkı da öncelikle ona ait olup, sigortalı ancak lehine rehin verilen alacaklının «açık muvafakatini» almak şartıyla ve kendi menfaati de zedelendiği takdirde tazminat isteme hakkına sahip olur (14.06.2010 gün ve 2009/430-6814 E.K, 12.10.2012 gün ve 2011/8534-16045 E.K, 08.03.2013 gün ve 2012/4175-4580 E.K.) Buna göre mahkemece, asıl dava ve talep hakkına sahip dava dışı bankadan alınmış, açılan davaya muvafakat veya «icazetleri» olduğuna dair gerekli belgeyi sunması için davacı tarafa süre verilmesi ve bu usulü eksiklik tamamlandığı takdirde işin esasına girilmesi gerekirken, davacının aktif taraf sıfatının («husumet») varlığına ilişkin olan ve mahkemece re’sen göz önünde bulundurulması gereken bu yön üzerinde durulmadan yazılı şekilde uyuşmazlığın esasına girilerek ve anılan po …
… lı Tarım Sigortaları Kanununun 9/a maddesinde; çiftlik hayvanlarının sigortalarının risk inceleme işlemlerinin veteriner hekimler ve zooteknist ziraat mühendisleri, «hasar» tespitlerinin ise veteriner hekimler tarafından yapılacağının öngörüldüğü, yine Devlet Destekli Hayvan Hayat Sigortası Genel Şartlarının A.5 maddesinde de "Sigorta ettirenin başvurusu, «sigorta ettiren» tarafından doldurulan ön bilgi «formu» çiftçi kayıt sistemi kayıtları ile teyit edilerek yapılacak risk inceleme sonucuna göre kabul edilir ve poliçe düzenlenir" hükmünün bulunduğu, hayvanların infertilite durumlarının Tarım Bakanlığı ve Damızlık Birliği Veri Bankalarından takibi sonucuna göre poliçenin tanzim edilip edilmeyeceğinin belirlenmesi gerektiği, davalının bu incelemeyi yapmadan poliçe düzenlemesi ve «riziko» gerçekleştikten sonra önceden yapması gereken incelemeyi yaparak hasarı reddetmesinin 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu'nun amacına aykırı olduğu gerekçesiyle d …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/3249 E. , 2023/7035 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1747 Esas, 2022/445 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Alanya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI 2019/116 E.,2020/188 K.
Taraflar arasındaki limited şirkete ortak olduğunun tespiti ile alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket yetkilisi ...'nın, ... ile ortak bir hayvan hastanesi açtıklarını, fakat bir süre sonra hastanenin maliyeti fazla olduğundan maddi sıkıntıya düştüklerini, ...'nın da müvekkiline ortaklık teklifinde bulunduğunu, ...'ın da bu teklife sıcak baktığını ve ortaklık konusunda anlaştıklarını, fakat müvekkilinin veteriner hekim olmadığı için bu ortaklık güvene dayalı olacağını ve hayvan hastanesi ise sağlık veteriner hizmetleri kliniği olarak devam edeceğini, şirketin %20 hissesi veteriner ...’a, %13'ü müvekkiline ve kalan hissenin de ...’ya ait olacağını, fakat müvekkili veteriner hekim olmadığı için kurulacak şirketin resmi ortağı olmayacağını, gizli ortak olarak şirket içerisinde faaliyetini sürdüreceğini, bu hususun sadece diğer ortak olan ...'ın değil klinikte çalışan diğer veteriner hekimler, çalışanlar, iş yeri komşuları ve tedaviye gelen hayvan sahipleri tarafından bilindiğini, müvekkilinin şirketin %13 hissesine karşılık 20.07.2012 tarihinden başlamak üzere parça parça olmak üzere şirket için toplam 110.000,00 TL ödeme yaptığını, müvekkilinin şirket hisse payından alacaklarını ve yapmış olduğu ödemeleri istediğinde davalı tarafından oyalandığını ve diğer ortakları ...'ın da ortaklıktan ayrıldığını ve ikisinin kaldığını, müvekkilinin parasını almakta ısrar etmesi sonucu ortaklığın resmi olmamasından dolayı şirket yetkilisi tarafından tek taraflı olarak bu duruma son verildiğini, müvekkilinin ihtarname ile yapmış olduğu ödemeleri istediğini, davalı şirket tarafından bu ihtarnameye yanıt verildiğini, ayrıca müvekkilinden para istendiğini ve hakkında şikayette bulunulduğunu, müvekkilinin ortaklığının inkâr edildiğini, hasta sahibi ve borç ilişkisi olan birisi gibi gösterildiğini ileri sürerek davacının davalı şirketin gizli ortağı olduğunun tespiti ile fazlaya ilişkin talep ve dava hakkları saklı kalmak kaydıyla;
müvekkilinin şirket için yapmış olduğu ödemeler ile şirket hissedarı olarak hissesi oranında şirket kâr payının (20 Temmuz 2012- 30 ekim 2016 arası ) tespit ve hesap edilerek toplam 70.000,00 TL alacağın davalıdan faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın müvekkili şirkette kısa bir süre muhasebe bilgisinden yararlanılmak amacıyla kendisinin yardımına müracaat edildiğini, bu hususun davacı tarafça açmış olduğu temelsiz ve haksız davasına dayanak yapılmaya çalışıldığını, davacı tarafın müvekkili şirketteki gizli ortaklığı hususunun gerçeği yansıtmamakla birlikte bu hususun ispatının gerektiğini, davacı tarafın müvekkili şirket yetkilisinin şahsına yapmış olduğu bir kısım kısmi ödemelerin şirket yetkili gerçek şahıs ... tarafından kendisine iade edildiğini, bu ödemelerin tüzel kişiliğe haiz müvekkili şirket ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını, bu itibarla davanın müvekkili şirkete karşı yöneltilmesinin hukuken mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı şirketin gizli ortağı olduğunu iddia ederek işbu davayı açtığı, davacının limited şirket ortağı sıfatını iktisap edebilmesi için 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 594 üncü maddesinde öngörüldüğü şekilde ad ve soyadının, 6102 sayılı Kanun'un 503 üncü maddesine göre şirkete koymayı taahhüt ettiği sermaye miktarının ortaklar pay defterine kayıt edilmiş bulunması gerektiği, davacının ortaklar pay defterinde yer almadığı ancak gizli ortak olduğu iddiasında bulunduğu, limited şirkete ortak olma koşullarının kanunla belirlendiği, davacının iddialarının usulüne uygun deliller ile kanıtlanmadığı, kaldı ki bu tür bir ortaklığı mevcut ise talebinin davalı şirketin tasfiyesine karar verilmesi veya kendisinin haklı nedenle çıkarılmasında söz konusu olacağı anlaşılmakla davanın ortaklığın tespitine ilişkin talebinin ispatlanamadığından reddine karar verilmesi gerektiği, davacının, sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı olarak ödemelerinin tahsilini talep edebileceğinden, sebepsiz zenginleşme iddiası ile talep ettiği alacak tutarının davacıya açıklattırıldığı ve davalı şirketin ticari kayıtları incelenmek suretiyle bilirkişi raporu alındığı, davacının ileri sürdüğü ödemelerin şirket kayıtlarında yer almadığı, davacı tarafça delil olarak sunulan belgelerden açıkça şirket adına ödeme yapıldığının ispatına yönelik olmadığı kanaati ile sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak talebinin de ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket yetkilisinin ile birlikte açtıkları hayvan hastanesi kliniği açılışından itibaren yapılan ödemelerin 110.000,00 TL'yi bulduğunu, davalı tarafça defalarca yapılan görüşmeler sonucunda sadece 38.000,00 TL'sini alabildiğini, müvekkilinin şirket kâr payını ve maaşını alamadığı gibi tüm parasını klinik için harcadığını, mahkemeye sundukları tüm belgeler, yazışmalar ve tanık dinletme taleplerinin tüm iddialarını ispatlamaya yeter nitelikte olmasına rağmen mahkemece tanık dinletme taleplerinin reddedilerek alacaklarının sadece ortaklık alacağı olarak ele alındığını, müvekkili tarafından alacaklarının tahsili için davalı şirkete ihtarname gönderilmesine rağmen davalı tarafça gönderilen cevapta müvekkilinin ortaklığının inkâr edildiğini, hasta sahibi ve borç ilişkisi olan birisi gibi gösterilerek üstüne müvekkilinden para istenildiğini, davalının kötü niyetli olduğunun mahkemeye sunulan belgeler ile ortada olduğunu, davanın konusunun sadece şirket ortaklığı tespiti ve şirket alacakları olmadığını, ayrıca davalı şirkete yapılan tüm ödemeler ve harcamaların da tahsilinin talebine ilişkin olduğunu, davanın delilleri incelenmenden, eksik inceleme ile haksız ve hukuka aykırı olarak reddedildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, limited şirkete ortaklığın kanunla düzenlenmiş olduğu, davacının ortaklar pay defterinde kayıtlı olmadığı, ticaret sicilde şirketin ortağı olduğuna ilişkin kaydının bulunmadığı, davacının iddiasını yazılı delillerle ispat edemediği, alacağa ilişkin olarak yaptığını iddia ettiği ödemelerin şirket kayıtlarında bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, limited şirkete ortak olduğunun tespiti ile alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1054688100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz