Ticari sır
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/6503 E. 2010/2412 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticari sır↗ görev itirazı↗ müşteri portföyü↗ derdestlik↗ maddi ve manevi tazminat↗ ıslah↗ maddi tazminat↗ haksız rekabet↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlarve bilirkişi raporlarına göre, davalılarca yapılan görev itirazının açılan davanın TTK'nun 56 ve 57. maddelerine dayanması nedeniyle reddine, birleşen davadaki derdestlik itirazının her iki dosyanın konularının aynı olmasına karşın taraflarının ve talep edilen miktarların farklı olması nedeniyle reddine, haksız rekabet devam ettiği sürece zamanaşımı süresi hergün yeniden işlemeye başlayacağından ıslah edilen miktar yönünden davanın zamanaşımına uğradığı yolundaki itirazın da benimsenmediği, davalı durumundaki gerçek kişilerin davacı şirkette uzun süre çalıştıktan sonra davacı ile aynı alanda faaliyet gösteren yeni bir şirket kurmalarının davacı aleyhine haksız rekabet yarattığı, TTK'nun 58/1. maddesine göre haksız rekabet nedeniyle davacının satamadığı mal miktarı üzerinden karşı yanın bu miktardaki malı satmasından dolayı elde edebileceği yararın saptanmasının gerektiği, asıl davada davalının davacı şirkete nazaran (4.502.049.462.-) TL'lık, birleşen davada (177.401.209.609-.) TL net kazancın bulunduğu gerekçeleriyle, asıl davanın kısmen kabulü ile (4.502,05) YTL maddi ve (2.000,00) YTL manevi tazminatın davalılardan tahsiline, birleşen davada (5.000,00) YTL maddi ve (2.500,00) YTL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine, (172.401,00) YTL maddi tazminatın ıslah tarihi 15.06.2006 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Asıl ve Birleşen dava dilekçelerinde davacı vekili, davalıların davacı şirkette çalıştıkları dönemde edindikleri ticari sırlardan haksız şekilde faydalandıkları, çalışmaları esnasında müşteri portföyünü ve fiyat politikalarını öğrenen davalıların kendi kurdukları şirket vasıtası ile bu bilgileri haksız olarak kullandıkları iddiasıyla haksız rekabetin tespiti, men’i, maddi ve manevi tazminat istemlerinde bulunmuştur.
Davalılar, davacı şirketteki çalışmaları esnasında yapılan iş konusunda genel bir bilgi ve birikim kazanacakları gibi bu genelin dışında özel olarak davacının ticari sır kapsamında olan müşteri portföyüne, kâr marjlarına ve fiyat politikalarına ilişkin bilgilere de sahip olacakları kuşkusuzdur. Genel olarak kâr marjı ve fiyat politikaları gibi bilgilerin edinilmesi ve bunlardan yararlanılmasında kural olarak hukuka aykırılık yoktur. Davalıların aynı sektörde tamamıyla davacının müşterilerinden farklı kişi ve kurumlarla ilişkiye girmiş olmaları halinde, bu bilgilerden de söz konusu kişi ve kuruluşlarla olan ilişkilerinde faydalanmış olmaları halinde haksız rekabet oluşmayacağı tartışma konusu değildir. Tartışma davalıların edindikleri bu bilgileri bizzat davacının müşteri portföyü ile kurulan ilişki sırasında kullanmaları ve bu surette davacının müşterilerinin bazılarını kendi portföylerine katmaları ve bu suretle davacının zararına hareket edip etmediklerinin belirlenmesi noktasında düğümlenmektedir. Bu husus irdelenirken tarafların faaliyette bulundukları sektörün özelliklerinin belirlenmesi ve değerlendirilmesi bir zorunluluk arz etmektedir. Gerçekten de davacıya ait olduğu belirlenen 209 müşterinin salt davacıyla çalışıyorken davalıların eylemi sonucunda davacıyla çalışmayı bırakmaları halinde bir haksız rekabetin varlığından söz edilebilirse de, bunun aksi halinde haksız rekabetten söz etmeye olanak bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece sektörün özellikleri gözetilmek suretiyle davalılar eylemlerinin haksız rekabet teşkil edip,etmediğinin belirlenmesi gerekirken, sadece müşteri listelerinin karşılaştırılması suretiyle sonuca giden bilirkişi raporlarına itibar edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış ve kararın açıklanan nedenle davalılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız rekabet tespiti | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4798 E. 2015/12224 K.
Ortak:haksız rekabet
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlarve bilirkişi raporlarına göre, davalılarca yapılan «görev itirazının» açılan davanın TTK'nun 56 ve 57. maddelerine dayanması nedeniyle reddine, birleşen davadaki «derdestlik» itirazının her iki dosyanın konularının aynı olmasına karşın taraflarının ve talep edilen miktarların farklı olması nedeniyle reddine, «haksız rekabet» devam ettiği sürece «zamanaşımı» süresi hergün yeniden işlemeye başlayacağından «ıslah» edilen miktar yönünden davanın zamanaşımına uğradığı yolundaki itirazın da benimsenmediği, davalı durumundaki gerçek kişilerin davacı şirkette uzun süre çalıştıktan sonra davacı ile aynı alanda faaliyet gösteren yeni bir şirket kurmalarının davacı aleyhine haksız rekabet yarattığı, TTK'nun 58/1. maddesine göre haksız rekabet nedeniyle davacının satamadığı mal miktarı üzerinden karşı yanın bu miktardaki malı satmasından dolayı elde edebileceği yararın saptanmasının gerektiği, asıl davada davalının davacı şirkete nazaran (4.502.049.462.-) TL'lık, birleşen davada (177.401.209.609-.) TL net kazancın bulunduğu gerekçeleriyle, asıl davanın kısmen kabulü ile (4.502,05) YTL maddi ve (2.000,00) YTL manevi tazminatın davalılardan tahsiline, birleşen davada (5.000,00) YTL maddi ve (2.500,00) YTL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine, (172.401,00) YTL «maddi tazminatın» ıslah tarihi 15.06.2006 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
2-Asıl ve Birleşen dava dilekçelerinde davacı vekili, davalıların davacı şirkette çalıştıkları dönemde edindikleri ticari sırlardan haksız şekilde faydalandıkları, çalışmaları esnasında «müşteri portföyünü» ve fiyat politikalarını öğrenen davalıların kendi kurdukları şirket vasıtası ile bu bilgileri haksız olarak kullandıkları iddiasıyla «haksız rekabetin» tespiti, men’i, maddi ve manevi tazminat istemlerinde bulunmuştur.
Davalıların aynı sektörde tamamıyla davacının müşterilerinden farklı kişi ve kurumlarla ilişkiye girmiş olmaları halinde, bu bilgilerden de söz konusu kişi ve kuruluşlarla olan ilişkilerinde faydalanmış olmaları halinde «haksız rekabet» oluşmayacağı tartışma konusu değildir.
Benzer bu kararda… amına göre, davalının, davacı iş yerinde çalışırken haksız olarak işten çıkarıldığı, tazminat tutarlarını almadığı, buna dayalı iş davaları açtığı ve ayrılma anında «ibraname» ile tüm haklarının ödendiğinin kanıtlanamadığı, kar marjı ve fiyat politikaları gibi bilgilerinin edinilmesi ve bunlardan yararlanmalarda kural olarak hukuka aykırılık bulunmadığı, davalının aynı sektörde davacı müşterilerinden farklı kişi ve kurumlarla ilişkiye girmiş ve bu bilgilerden de söz konusu kişi ve kuruluşlarca olan ilişkilerinde yararlanmış olması halinde «haksız rekabet» oluşmayacağı, davalının edindiği bilgileri bizzat davacının portföyü ile kurulan ilişki sırasında kullanması, bu suretle davacının müşterilerinin bazılarını kendi portföyüne katması ve bu şekilde davacının zararına hareket edilip edilmediğinin haksız rekabetin tespitinde göz önüne alınması gerektiği ancak, ceza yargılamasında davalının, davacı iş yerinden 05/12/2003 tarihinde ayrılarak Elephant isimli kliniği açıp, yeni kliniğe daha önce bilgisayarda kayıtlı hasta takip bilgisayar programını da müşteri listesiyle birlikte kopyalayarak götürdüğüne yönelik bilişim «hırsızlığı» suçunun unsurlarının oluşmaması nedeniyle beraatine karar verildiği ve kararın kesinleştiği ayrıca, aynı ceza dosyasında dinlenen Aydın Saka'nın programın telif haklarının kendisine ait olduğunu, başka veteriner hekimlerinin de bunu kendi kliniklerinde kullandıklarını, taraflar bir arada çalışırken programın her üç ortağın da bilgisayarına yüklediğini beyan ettiği, bu itibarla davacının haksız rekabet oluşturan davalı eylemlerini kanıtlayamadığı, davalının davacı şirkette çalıştığı sırada edindiği bilgi ve tecrübeleri daha sonra kendi firmasında kullanmasının kendisini geliştirme, «yenileme» hakkı ve «çalışma özgürlüğü» kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dava, «haksız rekabetten» kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, davalı eylemlerinin «haksız rekabet» teşkil edip etmediği noktasında toplanmaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:gerçek kişi tacir · çalışma özgürlüğü · ibraname · hırsızlık · yenileme · uyuşmazlık konusu · taraf ehliyeti · esastan ret
Benzer bu kararda… amına göre, davalının, davacı iş yerinde çalışırken haksız olarak işten çıkarıldığı, tazminat tutarlarını almadığı, buna dayalı iş davaları açtığı ve ayrılma anında «ibraname» ile tüm haklarının ödendiğinin kanıtlanamadığı, kar marjı ve fiyat politikaları gibi bilgilerinin edinilmesi ve bunlardan yararlanmalarda kural olarak hukuka aykırılık bulunmadığı, davalının aynı sektörde davacı müşterilerinden farklı kişi ve kurumlarla ilişkiye girmiş ve bu bilgilerden de söz konusu kişi ve kuruluşlarca olan ilişkilerinde yararlanmış olması halinde «haksız rekabet» oluşmayacağı, davalının edindiği bilgileri bizzat davacının portföyü ile kurulan ilişki sırasında kullanması, bu suretle davacının müşterilerinin bazılarını kendi portföyüne katması ve bu şekilde davacının zararına hareket edilip edilmediğinin haksız rekabetin tespitinde göz önüne alınması gerektiği ancak, ceza yargılamasında davalının, davacı iş yerinden 05/12/2003 tarihinde ayrılarak Elephant isimli kliniği açıp, yeni kliniğe daha önce bilgisayarda kayıtlı hasta takip bilgisayar programını da müşteri listesiyle birlikte kopyalayarak götürdüğüne yönelik bilişim «hırsızlığı» suçunun unsurlarının oluşmaması nedeniyle beraatine karar verildiği ve kararın kesinleştiği ayrıca, aynı ceza dosyasında dinlenen Aydın Saka'nın programın telif haklarının kendisine ait olduğunu, başka veteriner hekimlerinin de bunu kendi kliniklerinde kullandıklarını, taraflar bir arada çalışırken programın her üç ortağın da bilgisayarına yüklediğini beyan ettiği, bu itibarla davacının haksız rekabet oluşturan davalı eylemlerini kanıtlayamadığı, davalının davacı şirkette çalıştığı sırada edindiği bilgi ve tecrübeleri daha sonra kendi firmasında kullanmasının kendisini geliştirme, «yenileme» hakkı ve «çalışma özgürlüğü» kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davacılardan ...'in dava tarihinde «gerçek kişi tacir» sıfatıyla ticari faaliyetini devam ettirdiğine dair bir iddia ileri sürülüp kanıtlanamadığına ve anılan davacının bu faaliyetini diğer davacı şirketin kurucu ortağı sıfatıyla devam ettirdiğinin anlaşılmış bulunmasına göre, davacı ...'in işbu davada aktif dava «ehliyeti» bulunmadığından davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan reddine karar vermek gerekirken, anılan davacı yönünden de işin esasına girilerek «esastan ret» kararı verilmesi doğru değil ise de, mahkemenin davacı ... yönünden temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibariyle doğru olan ret kararının HUMK'nın 437/7. madde …
2- Davacılar vekilinin davacı şirket yönünden temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, her ne kadar, davacı şirket davalının diğer davacı gerçek kişi ile birlikte kurdukları iş yerinden ayrıldıktan sonra kurularak faaliyete geçirilmiş ise de, «uyuşmazlık konusu» program içerisindeki müşteri bilgilerinin hali hazırda davacı şirkete ait olduğu anlaşıldığına göre, davacı şirketin işbu davada aktif dava «ehliyetinin» bulunduğunun kabulü gerekir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/6503 E. , 2010/2412 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26.02.2008 tarih ve 2003/1303 - 2008/73 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 02.03.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl dava dilekçesinde davalılardan ...'in 02.12.1996 tarihinde "Yurtiçi dizpozisyon sorumlusu", ...'ın 01.02.1996 tarihinde "İhracat yurtdışı operasyon sorumlusu", ...'nin ise 01.11.1994 tarihinde "Yurtdışı operasyon sorulusu" olarak müvekkili şirkette çalışmaya başlayıp 25.03.2003 tarihinde haksız ve gerekçesiz olarak istifa etmek suretiyle işten aynı tarihte birlikte ayrıldıkları ve müvekkili şirket ile aynı meslek ve faaliyet alanında olan "Boofor Lojistik ve Taşımacılık Ltd.Şti."ni kurduklarını, davalıların bu şirketi kurduktan sonra müvekkili şirketin müşterilerine teklifler gönderip, bu girişimleri neticesinde müvekkili şirket müşterileri ile kendi kurdukları şirket üzerinden çalışmaya başladıklarını, davalıların müvekkili şirketten ayrılmadan evvel büyük olasılıkla aralarında anlaşarak ticari teamül ve iyiniyet kurallarına aykırı olarak davalı şirketi kurmayı planlayıp, 1 ay içinde kurdukları ve müvekkili şirket ile haksız rekabete başladıklarını, davalıların bu eylemlerinin TTK'nun 57/8.
maddesine aykırılık teşkil etmekle birlikte, iyiniyet kurallarına aykırı bir şekilde elde ettikleri ve öğrendikleri ticari sırları haksız yere faydalanmak ve onları başkalarına yaymak için kurmuş oldukları davalı şirketin de açıkça haksız rekabet yaptığını ileri sürerek, haksız rekabetin tespiti ve men'i ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla (150.000.000.000.-) TL maddi ve (20.000.000.000.-) TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, birleşen İstanbul 11.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2005/568 Esas sayılı davasında asıl davadaki iddialarla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla (5.000) YTL maddi ve (10.000) YTL manevi tazminatın 17.03.2003 tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselslien tahsiline, haksız rekabetin men'i için gerekli tüm tedbirlerin alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş, 19.06.2006 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat istemini birleşen davada (177.401,00) YTL'na çıkartılmıştır.
Davalılar vekili asıl ve birleşen davaya cevabında, davanın Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde görülmesinin gerektiğini, davalı gerçek kişilerin tacir olmaması nedeniyle haksız rekabet davasında husumetin kendilerine tevcih edilemeyeceğini, husumetin davalı şirkete yöneltilmesinin gerektiğini, müvekkillerinin ayrılmış oldukları davacı şirketle aralarında haksız rekabet ve aynı alanda faaliyet göstermeme konusunda imzalamış oldukları bir hizmet sözleşmesi bulunmadığını, davacının ticari sır niteliğinde bilgi ve belgesinin olmadığını, birleşen davanın derdestlik itirazının da kabulüyle reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlarve bilirkişi raporlarına göre, davalılarca yapılan görev itirazının açılan davanın TTK'nun 56 ve 57. maddelerine dayanması nedeniyle reddine, birleşen davadaki derdestlik itirazının her iki dosyanın konularının aynı olmasına karşın taraflarının ve talep edilen miktarların farklı olması nedeniyle reddine, haksız rekabet devam ettiği sürece zamanaşımı süresi hergün yeniden işlemeye başlayacağından ıslah edilen miktar yönünden davanın zamanaşımına uğradığı yolundaki itirazın da benimsenmediği, davalı durumundaki gerçek kişilerin davacı şirkette uzun süre çalıştıktan sonra davacı ile aynı alanda faaliyet gösteren yeni bir şirket kurmalarının davacı aleyhine haksız rekabet yarattığı, TTK'nun 58/1.
maddesine göre haksız rekabet nedeniyle davacının satamadığı mal miktarı üzerinden karşı yanın bu miktardaki malı satmasından dolayı elde edebileceği yararın saptanmasının gerektiği, asıl davada davalının davacı şirkete nazaran (4.502.049.462.-) TL'lık, birleşen davada (177.401.209.609-.) TL net kazancın bulunduğu gerekçeleriyle, asıl davanın kısmen kabulü ile (4.502,05) YTL maddi ve (2.000,00) YTL manevi tazminatın davalılardan tahsiline, birleşen davada (5.000,00) YTL maddi ve (2.500,00) YTL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine, (172.401,00) YTL maddi tazminatın ıslah tarihi 15.06.2006 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Asıl ve Birleşen dava dilekçelerinde davacı vekili, davalıların davacı şirkette çalıştıkları dönemde edindikleri ticari sırlardan haksız şekilde faydalandıkları, çalışmaları esnasında müşteri portföyünü ve fiyat politikalarını öğrenen davalıların kendi kurdukları şirket vasıtası ile bu bilgileri haksız olarak kullandıkları iddiasıyla haksız rekabetin tespiti, men’i, maddi ve manevi tazminat istemlerinde bulunmuştur.
Davalılar, davacı şirketteki çalışmaları esnasında yapılan iş konusunda genel bir bilgi ve birikim kazanacakları gibi bu genelin dışında özel olarak davacının ticari sır kapsamında olan müşteri portföyüne, kâr marjlarına ve fiyat politikalarına ilişkin bilgilere de sahip olacakları kuşkusuzdur. Genel olarak kâr marjı ve fiyat politikaları gibi bilgilerin edinilmesi ve bunlardan yararlanılmasında kural olarak hukuka aykırılık yoktur. Davalıların aynı sektörde tamamıyla davacının müşterilerinden farklı kişi ve kurumlarla ilişkiye girmiş olmaları halinde, bu bilgilerden de söz konusu kişi ve kuruluşlarla olan ilişkilerinde faydalanmış olmaları halinde haksız rekabet oluşmayacağı tartışma konusu değildir.
Tartışma davalıların edindikleri bu bilgileri bizzat davacının müşteri portföyü ile kurulan ilişki sırasında kullanmaları ve bu surette davacının müşterilerinin bazılarını kendi portföylerine katmaları ve bu suretle davacının zararına hareket edip etmediklerinin belirlenmesi noktasında düğümlenmektedir. Bu husus irdelenirken tarafların faaliyette bulundukları sektörün özelliklerinin belirlenmesi ve değerlendirilmesi bir zorunluluk arz etmektedir. Gerçekten de davacıya ait olduğu belirlenen 209 müşterinin salt davacıyla çalışıyorken davalıların eylemi sonucunda davacıyla çalışmayı bırakmaları halinde bir haksız rekabetin varlığından söz edilebilirse de, bunun aksi halinde haksız rekabetten söz etmeye olanak bulunmamaktadır.
Bu durumda mahkemece sektörün özellikleri gözetilmek suretiyle davalılar eylemlerinin haksız rekabet teşkil edip,etmediğinin belirlenmesi gerekirken, sadece müşteri listelerinin karşılaştırılması suretiyle sonuca giden bilirkişi raporlarına itibar edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış ve kararın açıklanan nedenle davalılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazların kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 750,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1013663000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz