Maddi manevi tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/6754 E. 2024/2724 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kişilik haklarının ihlali↗ açık muvafakat↗ i̇i̇k 308/b↗ taleple bağlılık↗ kişilik hakları↗ kâr mahrumiyeti↗ ba formu↗ sözleşmenin feshi↗ kira sözleşmesi↗ husumet ehliyeti↗ şikayet↗ eş rızası↗ hakkaniyet↗ muvafakat↗ tüzel kişilik↗ taraf ehliyeti↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ maddi ve manevi tazminat↗ görevsizlik kararı↗ esastan ret↗ ıslah↗ taahhütname↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ maddi tazminat↗ yasal faiz↗ cy/cy kaydı↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗ i̇i̇k 72/son↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/38 E., 2019/518 K.
Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin gazeteci olduğunu, doktor olan davalıların sahibi oldukları ve çalıştıkları klinikte çenesine ve ağız çevresindeki çizgilere dolgu, yan çene kaslarına botoks işlemi şeklinde medikal estetik işlemi yaptırdığını, anılan klinikte her uygulama sırasında işlem öncesi ve sonrasına ait müvekkilinin yüzünün fotograflarının çekildiğini, yetkililerin bunun standart bir uygulama olduğunu, hasta dosyasına konularak arşivlendiğini, gizli kalacağını ve hasta mahrumiyetinin korunacağını taahhüt edildiğini, ancak fotoğraflarının instagramda yayınlandığının öğrenildiğini, müvekkilinin zor durumda kaldığını ve özel hayatına müdahale edildiğini ileri sürerek 35.000,00 TL manevi tazminatın ve şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın vekâletsiz işgörme hükümlerine göre davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, kişilik haklarına sürmekte olan saldırıya son verilmesine, fotografların sosyal medya hesaplarından kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiş; 30.10.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 5.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
1.Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu sosyal medya hesabının ... .... Medikal Kozmetik İthalat İhracat San. ve Tic. Ltd. Şti. isimli şirkete ait olduğunu ve müvekkili tarafından kullanılmadığını, sosyal medya hesabında müvekkilinin adının, unvanının hiçbir şekilde yer almadığını, davanın şirkete karşı açılması gerektiğini, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davaya konu görüntülerin kişinin tanınmasına yetecek özellikler barındırmadığını, yüzün yalnızca belirli kısmının yayımlanmasının kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilip kullanılması hususunu oluşturmayacağını, davacının adının ve tanıtıcı diğer bilgilerin kullanılmadığını, dava dosyasında yer alan görüntülerin davacıya ait olmadığını, davacının kendisine ait görüntülerin yayımlanmasına açık şekilde rıza gösterdiğini, ekran görüntülerinde uygulama tanıtımının yapıldığını, talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, dava konusu olayda vekâletsiz iş görme hükümlerinin mevcut olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin sözkonusu kliniğinin müşterek ruhsat sahibi olmadığını, kliniğin işletmesinde ve yönetiminde bulunmadığını ve şirket çalışanı da olmadığını, davanın tüzel kişiliğe açılması gerektiğini, müvekkilinin bu adreste kiracı olarak bulunduğunu, şirketle aralarında bir iş sözleşmesi bulunmadığını, bu işletmede herhangi bir Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kaydının da olmadığını, kira sözleşmesinin bir yıllık olduğunu ve sözleşmenin feshi ile klinikten ayrıldığını, kliniğin birçok doktor tarafından kullanılan müşterek bir klinik olduğunu, ücret mukabilince hastaları uzmanlık alanına giren konularda muayene- tetkik ve tedavilerini planladıklarını ve yaptıklarını, instagram hesabının müvekkiline ait olmadığını, bu hesaba yüklenen hiçbir içeriğin müvekkili ile bağlantısının bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1.Davanın açıldığı İstanbul 16. Asliye Hukuk Mahkemesinin 08.11.2017 tarih, 2017/375 E. ve 2017/308 K. sayılı kararıyla mahkemenin görevsizliğine ve dosyanın görevli İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
2.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu fotoğrafların 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (5846 sayılı Kanun) kapsamında eser niteliğinde olmadığı ancak 5846 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesi ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 24 üncü maddesi uyarınca korunabileceği, davalı kullanımlarının söz konusu kanun hükümlerine aykırılık teşkil ettiği, çekim esnasında göstermiş olduğu rızanın varlığı kabul olunsa dahi kullanımın niteliği dikkate alındığında aykırılığı ortadan kaldırmayacağı, davacının maddi ve manevi tazminata yönelik talepleri yönünden yasal şartların oluştuğu gerekçesiyle maddi tazminat talebinin kabulü ile 5.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, davacıya ait fotoğrafların "clinimed_nişantaşı" instagram hesaplarından ve varsa davalılara ait diğer internet ve sosyal medya hesaplarından kaldırılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece hükmedilen maddi ve manevi tazminat tutarlarının yetersiz olduğunu, davalıların yaptığı estetik işlemlerinin ücretleri de dikkate alındığında, müvekkilin fotoğrafının haksız olarak yayınlanması nedeniyle davalıların haksız olarak yüksek gelir elde ettiklerini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istenmiştir.
2.Davalılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin görevli olmadığını, davacının davasını 4721 sayılı Kanun'un 25 inci maddesine göre temellendirmiş olmasına rağmen, mahkemece taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak 4721 sayılı Kanun'un 24 ve 5846 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesi uyarınca davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkillerin paylaşılan görsellerden kazanç elde ettiğine dair somut bir delil bulunmadığını, davalılara husumet yöneltilemeyeceğini, sosyal medya hesabının dava dışı .... Medical Kozmetik İthalat İhracat ve Ticaret Limited Şirketine ait olduğunu, müvekkillerin bu şirketin hiçbir zaman ortağı ve çalışanı olmadıklarını, bir kişinin sadece ağız kısmının kayda alınmış olmasının kişilik haklarının ihlali olarak kabul edilemeyeceğini, dosyada mevcut hasta rızası ve hasta bilgilendirme ve onam formlarının mahkemece dikkate alınmadığını, davacı hasta hem uygulanan işlemlere ilişkin fotoğraflarının çekilmesine hem de bu içeriklerin uygulama tanıtımı olarak kullanılmasına açık muvafakat verdiğini, onam formunda bu hususlara imza attığını, maddi ve manevi tazminatın yasal koşullarının oluşmadığını, mahkemece hükmedilen miktarların da fahiş olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istenmiştir.
3.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacının Tabipler Odasına yaptığı şikayet sonucu müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığının tespit edildiğini ve herhagi bir ceza verilmediğini, söz konusu adreste ... Kozmetik İlaç ve Özel Sağlık Hizmetleri İç ve Dış Ticaret Limited Şirketinin faaliyette olduğunu ve müvekkilin şirketle bir bağının bulunmadığını, sadece davalı ... ile kiracılık ilişkisinin bulunduğunu, davacıya estetik müdahaleyi belirtilen şirketin yaptığını, dava açılacak ise bu şirkete yöneltilmesi gerektiğini, müvekkilinin klinikte bulunduğu sürede davalı şirkete yardım ettiğini, gelen hastalarla uzmanlık alanına giren konularda ücret karşılığı ilgilendiğini, klinikte gerçekleşen hasta fotoğraf çekimleri, yayınlanması, çeşitli reklamlara konu edilmesi gibi işlemlerin müvekkilin bilgisi dahilinde olmadığını, ilgili sosyal medya hesabının müvekkile ait olmadığını ve müvekkilin bilgisi ve kontrolünde olmadığını, hükmedilen tazminatın fahiş olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istenmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu kliniğin fiilen davalılar Dr....ve Dr. ...'ya ait olduğu, diğer davalı Dr. ...'nun ise alt kiracılık ilişkisi kapsamında kliniği kullandığı ve aynı konuda faaliyette bulunduğu, bu nedenle kliniğe ait sosyal medya hesaplarının davalıların izni ve bilgisi haricinde kullanılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, açıklanan sebeple davalıların husumet ehliyetinin bulunduğu, dosyada mevcut onam formunda, "Uygulama esnasında fotoğraf veya video görüntülerinin alınabileceğini ve bunların eğitsel ve bilimsel çalışmalarda kullanılabileceğini anladım ve kabul ediyorum" şeklinde bir ifadenin bulunduğu, ancak bu iznin sosyal medya tanıtım ve reklamlarını kapsamayacağı, somut olayda davacı rızasının varlığından bahsedilemeyeceği, davacının kanun maddesini açıkça yazmasa bile iradesinin bu doğrultuda olduğunu yorumlama ve hukuku re'sen uygulama görevinin mahkemeye ait olduğu, bilirkişi heyeti raporunda yapılan tespitler ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 ve 51 inci maddeleri çerçevesinde mahkemece takdir edilen 5.000,00 TL tutarındaki maddi tazminat miktarı ile, somut olayın özelliklerine ve tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alındığında takdir edilen 10.000,00 TL manevi tazminat miktarının hakkaniyete uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacının fotoğraflarının izinsiz kullanımı nedeniyle oluşan tecavüzün men'i, ref'i ve maddi - manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.4721 sayılı Kanunun 24 , 25 inci maddeleri, 5846 sayılı Kanunun 86 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız rekabet tespiti | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4798 E. 2015/12224 K.
Ortak:taraf ehliyeti · maddi ve manevi tazminat · esastan ret
İncelediğiniz kararda… enle kliniğe ait sosyal medya hesaplarının davalıların izni ve bilgisi haricinde kullanılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, açıklanan sebeple davalıların «husumet ehliyetinin» bulunduğu, dosyada mevcut onam formunda, "Uygulama esnasında fotoğraf veya video görüntülerinin alınabileceğini ve bunların eğitsel ve bilimsel çalışmalarda kullanılabileceğini anladım ve kabul ediyorum" şeklinde bir ifadenin bulunduğu, ancak bu iznin sosyal medya tanıtım ve reklamlarını kapsamayacağı, somut olayda davacı rızasının varlığından bahsedilemeyeceği, davacının kanun maddesini açıkça yazmasa bile iradesinin bu doğrultuda olduğunu yorumlama ve hukuku re'sen uygulama görevinin mahkemeye ait olduğu, bilirkişi heyeti raporunda yapılan tespitler ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 ve 51 inci maddeleri çerçevesinde mahkemece takdir edilen 5.000,00 TL tutarındaki «maddi tazminat» miktarı ile, somut olayın özelliklerine ve tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alındığında takdir edilen 10.000,00 TL manevi tazminat miktarının «hakkaniyete» uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacının fotoğraflarının izinsiz kullanımı nedeniyle oluşan tecavüzün men'i, ref'i ve «maddi - manevi tazminat» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaAncak, davacılardan ...'in dava tarihinde «gerçek kişi tacir» sıfatıyla ticari faaliyetini devam ettirdiğine dair bir iddia ileri sürülüp kanıtlanamadığına ve anılan davacının bu faaliyetini diğer davacı şirketin kurucu ortağı sıfatıyla devam ettirdiğinin anlaşılmış bulunmasına göre, davacı ...'in işbu davada aktif dava «ehliyeti» bulunmadığından davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan reddine karar vermek gerekirken, anılan davacı yönünden de işin esasına girilerek «esastan ret» kararı verilmesi doğru değil ise de, mahkemenin davacı ... yönünden temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibariyle doğru olan ret kararının HUMK'nın 437/7. madde …
2- Davacılar vekilinin davacı şirket yönünden temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, her ne kadar, davacı şirket davalının diğer davacı gerçek kişi ile birlikte kurdukları iş yerinden ayrıldıktan sonra kurularak faaliyete geçirilmiş ise de, «uyuşmazlık konusu» program içerisindeki müşteri bilgilerinin hali hazırda davacı şirkete ait olduğu anlaşıldığına göre, davacı şirketin işbu davada aktif dava «ehliyetinin» bulunduğunun kabulü gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gerçek kişi tacir · çalışma özgürlüğü · ibraname · hırsızlık · yenileme · uyuşmazlık konusu · tacir · haksız rekabet
Benzer bu kararda… amına göre, davalının, davacı iş yerinde çalışırken haksız olarak işten çıkarıldığı, tazminat tutarlarını almadığı, buna dayalı iş davaları açtığı ve ayrılma anında «ibraname» ile tüm haklarının ödendiğinin kanıtlanamadığı, kar marjı ve fiyat politikaları gibi bilgilerinin edinilmesi ve bunlardan yararlanmalarda kural olarak hukuka aykırılık bulunmadığı, davalının aynı sektörde davacı müşterilerinden farklı kişi ve kurumlarla ilişkiye girmiş ve bu bilgilerden de söz konusu kişi ve kuruluşlarca olan ilişkilerinde yararlanmış olması halinde «haksız rekabet» oluşmayacağı, davalının edindiği bilgileri bizzat davacının portföyü ile kurulan ilişki sırasında kullanması, bu suretle davacının müşterilerinin bazılarını kendi portföyüne katması ve bu şekilde davacının zararına hareket edilip edilmediğinin haksız rekabetin tespitinde göz önüne alınması gerektiği ancak, ceza yargılamasında davalının, davacı iş yerinden 05/12/2003 tarihinde ayrılarak Elephant isimli kliniği açıp, yeni kliniğe daha önce bilgisayarda kayıtlı hasta takip bilgisayar programını da müşteri listesiyle birlikte kopyalayarak götürdüğüne yönelik bilişim «hırsızlığı» suçunun unsurlarının oluşmaması nedeniyle beraatine karar verildiği ve kararın kesinleştiği ayrıca, aynı ceza dosyasında dinlenen Aydın Saka'nın programın telif haklarının kendisine ait olduğunu, başka veteriner hekimlerinin de bunu kendi kliniklerinde kullandıklarını, taraflar bir arada çalışırken programın her üç ortağın da bilgisayarına yüklediğini beyan ettiği, bu itibarla davacının haksız rekabet oluşturan davalı eylemlerini kanıtlayamadığı, davalının davacı şirkette çalıştığı sırada edindiği bilgi ve tecrübeleri daha sonra kendi firmasında kullanmasının kendisini geliştirme, «yenileme» hakkı ve «çalışma özgürlüğü» kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davacılardan ...'in dava tarihinde «gerçek kişi tacir» sıfatıyla ticari faaliyetini devam ettirdiğine dair bir iddia ileri sürülüp kanıtlanamadığına ve anılan davacının bu faaliyetini diğer davacı şirketin kurucu ortağı sıfatıyla devam ettirdiğinin anlaşılmış bulunmasına göre, davacı ...'in işbu davada aktif dava «ehliyeti» bulunmadığından davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan reddine karar vermek gerekirken, anılan davacı yönünden de işin esasına girilerek «esastan ret» kararı verilmesi doğru değil ise de, mahkemenin davacı ... yönünden temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibariyle doğru olan ret kararının HUMK'nın 437/7. madde …
1- Dava, «haksız rekabetten» kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
2- Davacılar vekilinin davacı şirket yönünden temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, her ne kadar, davacı şirket davalının diğer davacı gerçek kişi ile birlikte kurdukları iş yerinden ayrıldıktan sonra kurularak faaliyete geçirilmiş ise de, «uyuşmazlık konusu» program içerisindeki müşteri bilgilerinin hali hazırda davacı şirkete ait olduğu anlaşıldığına göre, davacı şirketin işbu davada aktif dava «ehliyetinin» bulunduğunun kabulü gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3249 E. 2023/7035 K.
Ortak:şikayet · tüzel kişilik · limited şirket · taahhütname · cy/cy kaydı · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda… kkilinin yüzünün fotograflarının çekildiğini, yetkililerin bunun standart bir uygulama olduğunu, hasta dosyasına konularak arşivlendiğini, gizli kalacağını ve hasta «mahrumiyetinin» korunacağını «taahhüt» edildiğini, ancak fotoğraflarının instagramda yayınlandığının öğrenildiğini, müvekkilinin zor durumda kaldığını ve özel hayatına müdahale edildiğini ileri sürerek 35.000,00 TL manevi tazminatın ve şimdilik 1.000,00 TL «maddi tazminatın» vekâletsiz işgörme hükümlerine göre davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, «kişilik haklarına» sürmekte olan saldırıya «son» verilmesine, fotografların sosyal medya hesaplarından kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiş; 30.10.2019 tarihli «ıslah» dilekçesi ile maddi tazminat talebini 5.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
… e; müvekkilinin sözkonusu kliniğinin müşterek ruhsat sahibi olmadığını, kliniğin işletmesinde ve yönetiminde bulunmadığını ve şirket çalışanı da olmadığını, davanın «tüzel kişiliğe» açılması gerektiğini, müvekkilinin bu adreste kiracı olarak bulunduğunu, şirketle aralarında bir iş sözleşmesi bulunmadığını, bu işletmede herhangi bir Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) «kaydının» da olmadığını, «kira sözleşmesinin» bir yıllık olduğunu ve «sözleşmenin feshi» ile klinikten ayrıldığını, kliniğin birçok doktor tarafından kullanılan müşterek bir klinik olduğunu, ücret mukabilince hastaları uzmanlık alanına giren konularda …
… İthalat İhracat ve Ticaret Limited Şirketine ait olduğunu, müvekkillerin bu şirketin hiçbir zaman ortağı ve çalışanı olmadıklarını, bir kişinin sadece ağız kısmının «kayda» alınmış olmasının «kişilik haklarının ihlali» olarak kabul edilemeyeceğini, dosyada mevcut hasta «rızası» ve hasta bilgilendirme ve onam «formlarının» mahkemece dikkate alınmadığını, davacı hasta hem uygulanan işlemlere ilişkin fotoğraflarının çekilmesine hem de bu içeriklerin uygulama tanıtımı olarak kullanılmasına «açık muvafakat» verdiğini, onam formunda bu hususlara imza attığını, maddi ve manevi tazminatın yasal koşullarının oluşmadığını, mahkemece hükmedilen miktarların da fahiş olduğunu …
Benzer bu kararda… ikisinin kaldığını, müvekkilinin parasını almakta ısrar etmesi sonucu ortaklığın resmi olmamasından dolayı şirket yetkilisi tarafından tek taraflı olarak bu duruma «son» verildiğini, müvekkilinin «ihtarname» ile yapmış olduğu ödemeleri istediğini, davalı şirket tarafından bu ihtarnameye yanıt verildiğini, ayrıca müvekkilinden para istendiğini ve hakkında «şikayette» bulunulduğunu, müvekkilinin ortaklığının inkâr edildiğini, hasta sahibi ve borç ilişkisi olan birisi gibi gösterildiğini ileri sürerek davacının davalı şirketin gizli ortağı olduğunun tespiti ile fazlaya ilişkin talep ve dava hakkları saklı kalmak kaydıyla; müvekkilinin şirket için yapmış olduğu ödemeler ile şirket hissedarı olarak hissesi oranında şirket kâr «payının» (20 Temmuz 2012- 30 ekim 2016 arası ) tespit ve hesap edilerek toplam 70.000,00 TL alacağın davalıdan faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… RI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı şirketin gizli ortağı olduğunu iddia ederek işbu davayı açtığı, davacının «limited şirket ortağı» sıfatını iktisap edebilmesi için 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 594 üncü maddesinde öngörüldüğü şekilde ad ve soyadının, 6102 sayılı Kanun'un 503 üncü maddesine göre şirkete koymayı «taahhüt» ettiği sermaye miktarının ortaklar «pay defterine kayıt» edilmiş bulunması gerektiği, davacının ortaklar pay defterinde yer almadığı ancak gizli ortak olduğu iddiasında bulunduğu, limited şirkete ortak olma koşullarının kanunla belirlendiği, davacının iddialarının usulüne uygun deliller ile kanıtlanmadığı, kaldı ki bu tür bir ortaklığı mevcut ise talebinin davalı «şirketin tasfiyesine» karar verilmesi veya kendisinin haklı nedenle çıkarılmasında söz konusu olacağı anlaşılmakla davanın ortaklığın tespitine ilişkin talebinin ispatlanamadığından reddine karar verilmesi gerektiği, davacının, «sebepsiz zenginleşme» hükümlerine dayalı olarak ödemelerinin tahsilini talep edebileceğinden, sebepsiz zenginleşme iddiası ile talep ettiği alacak tutarının davacıya açıklattırıldığı ve …
… ahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, «limited şirkete ortaklığın» kanunla düzenlenmiş olduğu, davacının ortaklar «pay defterinde» kayıtlı olmadığı, «ticaret sicilde» şirketin ortağı olduğuna ilişkin «kaydının» bulunmadığı, davacının iddiasını «yazılı delillerle ispat» edemediği, alacağa ilişkin olarak yaptığını iddia ettiği ödemelerin şirket kayıtlarında bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gizli ortaklık · pay defterine kayıt · limited şirket ortağı · limited şirket ortaklığı · yazılı delille ispat · şirketin tasfiyesi · pay defteri · sebepsiz zenginleşme
Benzer bu kararda… RI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı şirketin gizli ortağı olduğunu iddia ederek işbu davayı açtığı, davacının «limited şirket ortağı» sıfatını iktisap edebilmesi için 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 594 üncü maddesinde öngörüldüğü şekilde ad ve soyadının, 6102 sayılı Kanun'un 503 üncü maddesine göre şirkete koymayı «taahhüt» ettiği sermaye miktarının ortaklar «pay defterine kayıt» edilmiş bulunması gerektiği, davacının ortaklar pay defterinde yer almadığı ancak gizli ortak olduğu iddiasında bulunduğu, limited şirkete ortak olma koşullarının kanunla belirlendiği, davacının iddialarının usulüne uygun deliller ile kanıtlanmadığı, kaldı ki bu tür bir ortaklığı mevcut ise talebinin davalı «şirketin tasfiyesine» karar verilmesi veya kendisinin haklı nedenle çıkarılmasında söz konusu olacağı anlaşılmakla davanın ortaklığın tespitine ilişkin talebinin ispatlanamadığından reddine karar verilmesi gerektiği, davacının, «sebepsiz zenginleşme» hükümlerine dayalı olarak ödemelerinin tahsilini talep edebileceğinden, sebepsiz zenginleşme iddiası ile talep ettiği alacak tutarının davacıya açıklattırıldığı ve …
… ahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, «limited şirkete ortaklığın» kanunla düzenlenmiş olduğu, davacının ortaklar «pay defterinde» kayıtlı olmadığı, «ticaret sicilde» şirketin ortağı olduğuna ilişkin «kaydının» bulunmadığı, davacının iddiasını «yazılı delillerle ispat» edemediği, alacağa ilişkin olarak yaptığını iddia ettiği ödemelerin şirket kayıtlarında bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle …
… rdımına müracaat edildiğini, bu hususun davacı tarafça açmış olduğu temelsiz ve haksız davasına dayanak yapılmaya çalışıldığını, davacı tarafın müvekkili şirketteki «gizli ortaklığı» hususunun gerçeği yansıtmamakla birlikte bu hususun ispatının gerektiğini, davacı tarafın müvekkili şirket yetkilisinin şahsına yapmış olduğu bir kısım kısmi ödemelerin şirket yetkili gerçek şahıs ... tarafından kendisine iade edildiğini, bu ödemelerin «tüzel kişiliğe» haiz müvekkili şirket ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını, bu itibarla davanın müvekkili şirkete karşı yöneltilmesinin hukuken mümkün olmadığını savunarak davanın r …
-
Haksız rekabet tespiti | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/609 E. 2018/6652 K.
Ortak:taraf ehliyeti · maddi ve manevi tazminat · ıslah · maddi tazminat
İncelediğiniz kararda… kkilinin yüzünün fotograflarının çekildiğini, yetkililerin bunun standart bir uygulama olduğunu, hasta dosyasına konularak arşivlendiğini, gizli kalacağını ve hasta «mahrumiyetinin» korunacağını «taahhüt» edildiğini, ancak fotoğraflarının instagramda yayınlandığının öğrenildiğini, müvekkilinin zor durumda kaldığını ve özel hayatına müdahale edildiğini ileri sürerek 35.000,00 TL manevi tazminatın ve şimdilik 1.000,00 TL «maddi tazminatın» vekâletsiz işgörme hükümlerine göre davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, «kişilik haklarına» sürmekte olan saldırıya «son» verilmesine, fotografların sosyal medya hesaplarından kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiş; 30.10.2019 tarihli «ıslah» dilekçesi ile maddi tazminat talebini 5.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
… enle kliniğe ait sosyal medya hesaplarının davalıların izni ve bilgisi haricinde kullanılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, açıklanan sebeple davalıların «husumet ehliyetinin» bulunduğu, dosyada mevcut onam formunda, "Uygulama esnasında fotoğraf veya video görüntülerinin alınabileceğini ve bunların eğitsel ve bilimsel çalışmalarda kullanılabileceğini anladım ve kabul ediyorum" şeklinde bir ifadenin bulunduğu, ancak bu iznin sosyal medya tanıtım ve reklamlarını kapsamayacağı, somut olayda davacı rızasının varlığından bahsedilemeyeceği, davacının kanun maddesini açıkça yazmasa bile iradesinin bu doğrultuda olduğunu yorumlama ve hukuku re'sen uygulama görevinin mahkemeye ait olduğu, bilirkişi heyeti raporunda yapılan tespitler ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 ve 51 inci maddeleri çerçevesinde mahkemece takdir edilen 5.000,00 TL tutarındaki «maddi tazminat» miktarı ile, somut olayın özelliklerine ve tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alındığında takdir edilen 10.000,00 TL manevi tazminat miktarının «hakkaniyete» uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… sayılı Kanun) 24 üncü maddesi uyarınca korunabileceği, davalı kullanımlarının söz konusu kanun hükümlerine aykırılık teşkil ettiği, çekim esnasında göstermiş olduğu «rızanın» varlığı kabul olunsa dahi kullanımın niteliği dikkate alındığında aykırılığı ortadan kaldırmayacağı, davacının maddi ve manevi tazminata yönelik talepleri yönünden yasal şartların oluştuğu gerekçesiyle «maddi tazminat» talebinin kabulü ile 5.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 10.000,00 TL'nin dava tarihinden …
Benzer bu karardaDairemizin bozma ilamıyla davacı ...’in işbu davada aktif dava «ehliyetinin» bulunmadığı hususu kesinleşmiş olup, davacı taraf «ıslah» dilekçesinde talep edilen «maddi tazminatın» ne kadarının şirket, ne kadarının ... adına olduğunu açıklamamıştır.
Bu durumda davacının önceden «maddi tazminat» talebini davacılar yönünden bölerek açıkladığı dilekçesi ve «ıslah» dilekçesi göz önüne alınarak «talep aşımına» neden olmayacak şekilde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde ıslah edilen tüm miktarın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
4-Bunun dışında davacı tarafça «maddi tazminat» talebinin 08.10.2013 tarihli dilekçesiyle «ıslah» edildiği ve davalılarca ıslahla arttırılan miktar yönünden «zamanaşımı» itirazının ileri sürüldüğü anlaşılmaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:talep aşımı · uyuşmazlık konusu · haksız rekabet · vekalet ücreti · zamanaşımı
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davacılardan ...'in işbu davada aktif dava «ehliyeti» bulunmadığı, davacı tarafın dava dilekçesindeki manevi tazminat isteminin davacı ... açısından olduğu, manevi tazminat talebinin reddi gerektiği, «uyuşmazlık konusu» program içerisindeki müşteri bilgilerinin davacı şirkete ait olduğu, davacı şirketin işbu davada aktif dava ehliyetinin bulunduğu, hasta isim ve adresleri, muayene periyodu, aşı günleri vb.gibi nitelikli bilgilerin davacıdan izinsiz olarak kullanılmasının «haksız rekabet» oluşturduğu, davacı tarafın 2004 yılından itibaren kâr tutarlarında bir düşüş gerçekleşmemekle birlikte, brüt satış tutarlarında 2004 ve 2005 yılında 2003 yılına g …
56.md gereğince «haksız rekabet» teşkil ettiğinin tespiti ile haksız rekabet sonucu oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasına ve bu amaçla davalının elinde bulunan davacı şirkete ait hasta takibi programına ilişkin verilerin davalının elinden alınmasına, davalının kliniğinde bulunan bilgisayarlardan davacı şirkete ait programla birlikte diğer programlara davacı programından kopyalanan hasta bilgilerinin silinmesine ve 7.804,79 TL «maddi tazminatın» 04/06/2004 tarihinden itibaren değişebilir oranlarda işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacı şirkete verilmesine karar verilmiştir.
2- Dava, «haksız rekabetten» kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davacı şirket yönünden davanın kabulü ile; haksız rekabetin tespiti ile haksız rekabet sonucu oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasına ve 7.804,79TL «maddi tazminatın» 04/06/2004 tarihinden itibaren değişebilir oranlarda işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacı şirkete verilmesine karar verilmiştir.
Bu durumda davacının önceden «maddi tazminat» talebini davacılar yönünden bölerek açıkladığı dilekçesi ve «ıslah» dilekçesi göz önüne alınarak «talep aşımına» neden olmayacak şekilde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde ıslah edilen tüm miktarın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/3238 E. 2014/6567 K.
Ortak:görevsizlik kararı · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaAsliye Hukuk Mahkemesinin 08.11.2017 tarih, 2017/375 E. ve 2017/«308» K. sayılı kararıyla mahkemenin «görevsizliğine» ve dosyanın «görevli» İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
2.Davalılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin «görevli» olmadığını, davacının davasını 4721 sayılı Kanun'un 25 inci maddesine göre temellendirmiş olmasına rağmen, mahkemece «taleple bağlılık» ilkesine aykırı olarak 4721 sayılı Kanun'un 24 ve 5846 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesi uyarınca davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkillerin paylaşılan görsellerden kazanç elde ettiğine dair somut bir delil bulunmadığını, davalılara «husumet» yöneltilemeyeceğini, sosyal medya hesabının dava dışı ....
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, mahkemenin «görevsizliği» nedeniyle HMK 114/1-c, 115/2, 138. maddeleri gözetilerek davanın «usulden reddine», HMK’nın 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde taraflardan birinin başvurması durumunda dava dosyasının «görevli» İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Bu halde, taraflar arasındaki ihtilaf 16/11/2012 tarihli «sulh sözleşmesi» gereğince takibe konulan «çek» ve senetten dolayı davacının borçlu olup olmadığının tespitine ilişkin olup, ihtilaf 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanun'un uygulanmasını gerektirmediğinden mahkemece «görevsizlik» kararı verilmesi doğru olmamış, davalılar T.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:sulh sözleşmesi · bono · protokol · usulden reddi · sulh · çek · menfi tespit · ibraz
Benzer bu karardaDavacı vekili taraflar arasında imzalanan 16/11/2012 tarihli «protokole» göre, 95.500,00-TL ödendiğinde dava konusu «çek» ve «bono» nedeniyle yapılan takiplerden vazgeçileceğinin kararlaştırıldığını, müvekkilince bu bedelin ödendiğini, fakat davalıların protokolde yazılı olan çek ve bono nedeniyle takibe devam ettiklerini bildirerek «menfi tespit» isteminde bulunmuş, buna dair protokolü dosyaya «ibraz» etmiştir.
Dava, icra takibi konusu «çek» ve «bono» nedeniyle «menfi tespit» istemine ilişkindir.
Bu halde, taraflar arasındaki ihtilaf 16/11/2012 tarihli «sulh sözleşmesi» gereğince takibe konulan «çek» ve senetten dolayı davacının borçlu olup olmadığının tespitine ilişkin olup, ihtilaf 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanun'un uygulanmasını gerektirmediğinden mahkemece «görevsizlik» kararı verilmesi doğru olmamış, davalılar T.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, mahkemenin «görevsizliği» nedeniyle HMK 114/1-c, 115/2, 138. maddeleri gözetilerek davanın «usulden reddine», HMK’nın 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde taraflardan birinin başvurması durumunda dava dosyasının «görevli» İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5373 E. 2024/1843 K.
Ortak:şikayet · hakkaniyet · i̇i̇k 72/son · dava şartı
İncelediğiniz kararda… kkilinin yüzünün fotograflarının çekildiğini, yetkililerin bunun standart bir uygulama olduğunu, hasta dosyasına konularak arşivlendiğini, gizli kalacağını ve hasta «mahrumiyetinin» korunacağını «taahhüt» edildiğini, ancak fotoğraflarının instagramda yayınlandığının öğrenildiğini, müvekkilinin zor durumda kaldığını ve özel hayatına müdahale edildiğini ileri sürerek 35.000,00 TL manevi tazminatın ve şimdilik 1.000,00 TL «maddi tazminatın» vekâletsiz işgörme hükümlerine göre davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, «kişilik haklarına» sürmekte olan saldırıya «son» verilmesine, fotografların sosyal medya hesaplarından kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiş; 30.10.2019 tarihli «ıslah» dilekçesi ile maddi tazminat talebini 5.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
3.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkiline «husumet» yöneltilemeyeceğini, davacının Tabipler Odasına yaptığı «şikayet» sonucu müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığının tespit edildiğini ve herhagi bir ceza verilmediğini, söz konusu adreste ...
… enle kliniğe ait sosyal medya hesaplarının davalıların izni ve bilgisi haricinde kullanılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, açıklanan sebeple davalıların «husumet ehliyetinin» bulunduğu, dosyada mevcut onam formunda, "Uygulama esnasında fotoğraf veya video görüntülerinin alınabileceğini ve bunların eğitsel ve bilimsel çalışmalarda kullanılabileceğini anladım ve kabul ediyorum" şeklinde bir ifadenin bulunduğu, ancak bu iznin sosyal medya tanıtım ve reklamlarını kapsamayacağı, somut olayda davacı rızasının varlığından bahsedilemeyeceği, davacının kanun maddesini açıkça yazmasa bile iradesinin bu doğrultuda olduğunu yorumlama ve hukuku re'sen uygulama görevinin mahkemeye ait olduğu, bilirkişi heyeti raporunda yapılan tespitler ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 ve 51 inci maddeleri çerçevesinde mahkemece takdir edilen 5.000,00 TL tutarındaki «maddi tazminat» miktarı ile, somut olayın özelliklerine ve tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alındığında takdir edilen 10.000,00 TL manevi tazminat miktarının «hakkaniyete» uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… nında endikasyon ve planlama açısından çok önemli olduğunu, önceki cihazın iki boyutlu olup hastaların bu nedenle görüntüleme merkezlerine sevk edildiğini, bunun da «şikayet» «sebebi» olduğunu ve hastaların vazgeçmelerine neden olduğunu, alınan cihazlarla klinikte digital laboratuvar oluşturularak teknisyen harcamaları ve zaman «kaybının» düşürülmesinin hedeflendiğini, amacın davacıyı zarara uğratmak olmadığını, teknolojinin «yenilenmesi» sebebiyle yeni cihazlar alındığını, örneğin sadece implant malzemesi alımı olarak yapılan bir kerelik ödemenin 10.000,00 TL olduğunu, aylık kira bedelinin 26.500,0 …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; delillerin adeta yok sayıldığını, kararın maddi hakikate, hukuka ve «hakkaniyete» açıkça aykırı olduğunu, dosyada mübrez bilirkişi raporlarının «sermaye artırımı» kararının yerindeliğini ve hukukiliğini ortaya koyabilecek nitelikte olmadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 462 nci maddesinin üçüncü fıkrası doğrultusunda («emredici» hüküm) iç kaynakların tamamı sermayeye eklenmeden dış kaynaklardan artırım yapılması açıkça hukuka aykırı olup mübrez bilirkişi raporlarında bu hususun dahi tartışılmadığını, sermaye artırım kararına hangi «bilançoların esas» alındığı ve şirketin aktüel mali durumunun sermaye artırımı gerektirip gerektirmediği ve ayrıca genel kurul toplantısından önce sermaye artırımının gerekli olduğunu gösterecek nitelikte bir «ara» bilançonun sunulup sunulmadığının incelenmediğini beyan ederek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu karara karşı "dava açma hakkımız saklıdır" ibaresi ile «muhalefet şerhi» düşüldüğünü, ayrıca genel kurul tutanağının 3 numaralı bendinde yer alan «hisse devri» ile ilgili alınan karara da muhalif kalındığını ve "Hisse devirleri ile ilgili olarak tüm devirlere itiraz ediyorum, dava açma hakkımız saklıdır" ifadeleriyle muhalafet şerhi düşüldüğünü, dolayısıyla gerek «sermaye artırım» kararına gerekse hisse devri kararına muhalif kalındığını ve muhalefet şerhinin açıkça tutanağa yazıldığını yine tutanağın «son» bölümünde müvekkilin vekili ... tarafından genel kuruldan önce bilanço ve hesapların incelemeye açılmamış olması nedeniyle de itirazda bulunulduğunu, bilirkişi raporlarının sermaye arttırım kararının yerindeliğini ve hukukiliğini ortaya koymadığını, şirketçe satın alınan cihazların hizmet sunumu için gerçekten gerekli, zorunlu ve ihtiyaca uygun olup olmadığının denetlenmediğini, ayrıca sözkonusu cihazlar alınmazdan evvel yapılan tedaviler ve hasta memnuniyetinin değerlendirilmediğini, bir diğer husus ise iç kaynakların tamamı sermayeye eklenmeden ve dış kaynaklardan arttırım yapılmasının da hukuki olmadığını, dolayısıyla iç kaynaklardan sermayeye ilave edilecek fonların tasrih edilip edilmediğinin tespiti amacıyla inceleme yapılması gerektiğini, sermaye artırımı kararına hangi «bilançoların esas» alındığı, genel kurulda onanan faaliyet raporunun bulunup bulunmadığı ve şirketin aktüel mali durumu tespit edilerek vaki sermaye artırım kararının hukukiliğinin de denetlenmesi gerektiğini, sermayenin artırılması sonucu çıkarılacak yeni paylardan müvekkil ... ...'e «rüçhan hakkı» doğrultusunda pay verilmediğini, teklifi yapılmadığını ve süre tanınmadığını, bu dağılım sonucunda müvekkilin şirket uhdesinde bulunan %5'lik hissesinin artırılan …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilanço esası · rüçhan hakkı · muhalefet şerhi · finansal kiralama · rayiç bedel · butlan · i̇i̇k 265 · emredici hüküm
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu karara karşı "dava açma hakkımız saklıdır" ibaresi ile «muhalefet şerhi» düşüldüğünü, ayrıca genel kurul tutanağının 3 numaralı bendinde yer alan «hisse devri» ile ilgili alınan karara da muhalif kalındığını ve "Hisse devirleri ile ilgili olarak tüm devirlere itiraz ediyorum, dava açma hakkımız saklıdır" ifadeleriyle muhalafet şerhi düşüldüğünü, dolayısıyla gerek «sermaye artırım» kararına gerekse hisse devri kararına muhalif kalındığını ve muhalefet şerhinin açıkça tutanağa yazıldığını yine tutanağın «son» bölümünde müvekkilin vekili ... tarafından genel kuruldan önce bilanço ve hesapların incelemeye açılmamış olması nedeniyle de itirazda bulunulduğunu, bilirkişi raporlarının sermaye arttırım kararının yerindeliğini ve hukukiliğini ortaya koymadığını, şirketçe satın alınan cihazların hizmet sunumu için gerçekten gerekli, zorunlu ve ihtiyaca uygun olup olmadığının denetlenmediğini, ayrıca sözkonusu cihazlar alınmazdan evvel yapılan tedaviler ve hasta memnuniyetinin değerlendirilmediğini, bir diğer husus ise iç kaynakların tamamı sermayeye eklenmeden ve dış kaynaklardan arttırım yapılmasının da hukuki olmadığını, dolayısıyla iç kaynaklardan sermayeye ilave edilecek fonların tasrih edilip edilmediğinin tespiti amacıyla inceleme yapılması gerektiğini, sermaye artırımı kararına hangi «bilançoların esas» alındığı, genel kurulda onanan faaliyet raporunun bulunup bulunmadığı ve şirketin aktüel mali durumu tespit edilerek vaki sermaye artırım kararının hukukiliğinin de denetlenmesi gerektiğini, sermayenin artırılması sonucu çıkarılacak yeni paylardan müvekkil ... ...'e «rüçhan hakkı» doğrultusunda pay verilmediğini, teklifi yapılmadığını ve süre tanınmadığını, bu dağılım sonucunda müvekkilin şirket uhdesinde bulunan %5'lik hissesinin artırılan …
… sayısı belirtilen kararı ile sermaye artışına konu cihaz alımlarının kayıt bilgileri çıkartılmış, sermaye artış kararından sonra alınan 10 adet tıbbi cihazın toplam «rayiç bedelinin» 2.563.000,00 TL tespit edildiği, bu cihazlardan 352.913,37 TL tutarında panoromik ve cephalometrik cihazın «finansal kiralama» ile BNP paribas Finansal Kiralama A.Ş.'den 29.11.2019 tarihinde temin edildiği ve tamamı ithal olan bu cihazların döviz kurları artışından dolayı değerlendiği, alınan cihazların günün koşullarına uygun olarak dijital diş hekimliğine dönüşüm sürecinde davalı şirketin diğer bu sektörde faaliyet gösteren diş hastanelerine rekabet ortamının büyük olması ve işletmenin büyüklüğü nedeniyle kliniğe gelen hastaların ihtiyaçlarını karşılar nitelikte olması, sermaye arttırımına neden olan cihazların bir diş kliniğinde bulunması gereken cihazlar olduğu, bu haliyle sermaye arttırımına gerekçe olarak gösterilen cihazların şirkete artı katkı sağladığı, 29.12.2019 tarihli alınan sermaye arttırımına ilişkin genel kurul kararının şirketin ana sözleşmesine, iyi niyet kurallarına, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesinde düzenlenen «dürüstlük kuralına» uygun olduğu ve sermaye arttırımının şirket hissedarlarını zarara uğratıcı amaç taşımadığı ve sermaye arttırımının tamamen davalı şirketin daha modern cihazlarla d …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; delillerin adeta yok sayıldığını, kararın maddi hakikate, hukuka ve «hakkaniyete» açıkça aykırı olduğunu, dosyada mübrez bilirkişi raporlarının «sermaye artırımı» kararının yerindeliğini ve hukukiliğini ortaya koyabilecek nitelikte olmadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 462 nci maddesinin üçüncü fıkrası doğrultusunda («emredici» hüküm) iç kaynakların tamamı sermayeye eklenmeden dış kaynaklardan artırım yapılması açıkça hukuka aykırı olup mübrez bilirkişi raporlarında bu hususun dahi tartışılmadığını, sermaye artırım kararına hangi «bilançoların esas» alındığı ve şirketin aktüel mali durumunun sermaye artırımı gerektirip gerektirmediği ve ayrıca genel kurul toplantısından önce sermaye artırımının gerekli olduğunu gösterecek nitelikte bir «ara» bilançonun sunulup sunulmadığının incelenmediğini beyan ederek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sermayenin arttırılmasında pay hakkının sınırlandırıldığına ilişkin iddia ile «rüçhan hakkının» kullandırılmadığına dair iddianın «butlan» değil iptal «sebebi» olduğu (Yargıtay 11.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14771 E. 2011/8714 K.
Ortak:yasal faiz
İncelediğiniz kararda… sayılı Kanun) 24 üncü maddesi uyarınca korunabileceği, davalı kullanımlarının söz konusu kanun hükümlerine aykırılık teşkil ettiği, çekim esnasında göstermiş olduğu «rızanın» varlığı kabul olunsa dahi kullanımın niteliği dikkate alındığında aykırılığı ortadan kaldırmayacağı, davacının maddi ve manevi tazminata yönelik talepleri yönünden yasal şartların oluştuğu gerekçesiyle «maddi tazminat» talebinin kabulü ile 5.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 10.000,00 TL'nin dava tarihinden …
Benzer bu kararda… gerekçesiyle” bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak, davanın kısmen kabulü ile, 10.000,00 YTL manevi tazminatın olay tarihi olan 19.06.1997 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalılar Müstakil Medya A.Ş. ile ...’ndan tahsiline, fazlaya ait istemin reddine, mahkemece verilen ilk kararı temyiz etmeyen diğer davalılar yönünde …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/6754 E. , 2024/2724 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1427 Esas, 2022/1447 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2018/38 E., 2019/518 K.
Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin gazeteci olduğunu, doktor olan davalıların sahibi oldukları ve çalıştıkları klinikte çenesine ve ağız çevresindeki çizgilere dolgu, yan çene kaslarına botoks işlemi şeklinde medikal estetik işlemi yaptırdığını, anılan klinikte her uygulama sırasında işlem öncesi ve sonrasına ait müvekkilinin yüzünün fotograflarının çekildiğini, yetkililerin bunun standart bir uygulama olduğunu, hasta dosyasına konularak arşivlendiğini, gizli kalacağını ve hasta mahrumiyetinin korunacağını taahhüt edildiğini, ancak fotoğraflarının instagramda yayınlandığının öğrenildiğini, müvekkilinin zor durumda kaldığını ve özel hayatına müdahale edildiğini ileri sürerek 35.000,00 TL manevi tazminatın ve şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın vekâletsiz işgörme hükümlerine göre davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, kişilik haklarına sürmekte olan saldırıya son verilmesine, fotografların sosyal medya hesaplarından kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiş;
30. 10.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 5.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
1.Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu sosyal medya hesabının ... .... Medikal Kozmetik İthalat İhracat San. ve Tic. Ltd. Şti. isimli şirkete ait olduğunu ve müvekkili tarafından kullanılmadığını, sosyal medya hesabında müvekkilinin adının, unvanının hiçbir şekilde yer almadığını, davanın şirkete karşı açılması gerektiğini, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davaya konu görüntülerin kişinin tanınmasına yetecek özellikler barındırmadığını, yüzün yalnızca belirli kısmının yayımlanmasının kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilip kullanılması hususunu oluşturmayacağını, davacının adının ve tanıtıcı diğer bilgilerin kullanılmadığını, dava dosyasında yer alan görüntülerin davacıya ait olmadığını, davacının kendisine ait görüntülerin yayımlanmasına açık şekilde rıza gösterdiğini, ekran görüntülerinde uygulama tanıtımının yapıldığını, talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, dava konusu olayda vekâletsiz iş görme hükümlerinin mevcut olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin sözkonusu kliniğinin müşterek ruhsat sahibi olmadığını, kliniğin işletmesinde ve yönetiminde bulunmadığını ve şirket çalışanı da olmadığını, davanın tüzel kişiliğe açılması gerektiğini, müvekkilinin bu adreste kiracı olarak bulunduğunu, şirketle aralarında bir iş sözleşmesi bulunmadığını, bu işletmede herhangi bir Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kaydının da olmadığını, kira sözleşmesinin bir yıllık olduğunu ve sözleşmenin feshi ile klinikten ayrıldığını, kliniğin birçok doktor tarafından kullanılan müşterek bir klinik olduğunu, ücret mukabilince hastaları uzmanlık alanına giren konularda muayene- tetkik ve tedavilerini planladıklarını ve yaptıklarını, instagram hesabının müvekkiline ait olmadığını, bu hesaba yüklenen hiçbir içeriğin müvekkili ile bağlantısının bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1.Davanın açıldığı İstanbul 16. Asliye Hukuk Mahkemesinin 08.11.2017 tarih, 2017/375 E. ve 2017/308 K. sayılı kararıyla mahkemenin görevsizliğine ve dosyanın görevli İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
2.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu fotoğrafların 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (5846 sayılı Kanun) kapsamında eser niteliğinde olmadığı ancak 5846 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesi ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 24 üncü maddesi uyarınca korunabileceği, davalı kullanımlarının söz konusu kanun hükümlerine aykırılık teşkil ettiği, çekim esnasında göstermiş olduğu rızanın varlığı kabul olunsa dahi kullanımın niteliği dikkate alındığında aykırılığı ortadan kaldırmayacağı, davacının maddi ve manevi tazminata yönelik talepleri yönünden yasal şartların oluştuğu gerekçesiyle maddi tazminat talebinin kabulü ile 5.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, davacıya ait fotoğrafların "clinimed_nişantaşı" instagram hesaplarından ve varsa davalılara ait diğer internet ve sosyal medya hesaplarından kaldırılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece hükmedilen maddi ve manevi tazminat tutarlarının yetersiz olduğunu, davalıların yaptığı estetik işlemlerinin ücretleri de dikkate alındığında, müvekkilin fotoğrafının haksız olarak yayınlanması nedeniyle davalıların haksız olarak yüksek gelir elde ettiklerini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istenmiştir.
2.Davalılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin görevli olmadığını, davacının davasını 4721 sayılı Kanun'un 25 inci maddesine göre temellendirmiş olmasına rağmen, mahkemece taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak 4721 sayılı Kanun'un 24 ve 5846 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesi uyarınca davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkillerin paylaşılan görsellerden kazanç elde ettiğine dair somut bir delil bulunmadığını, davalılara husumet yöneltilemeyeceğini, sosyal medya hesabının dava dışı .... Medical Kozmetik İthalat İhracat ve Ticaret Limited Şirketine ait olduğunu, müvekkillerin bu şirketin hiçbir zaman ortağı ve çalışanı olmadıklarını, bir kişinin sadece ağız kısmının kayda alınmış olmasının kişilik haklarının ihlali olarak kabul edilemeyeceğini, dosyada mevcut hasta rızası ve hasta bilgilendirme ve onam formlarının mahkemece dikkate alınmadığını, davacı hasta hem uygulanan işlemlere ilişkin fotoğraflarının çekilmesine hem de bu içeriklerin uygulama tanıtımı olarak kullanılmasına açık muvafakat verdiğini, onam formunda bu hususlara imza attığını, maddi ve manevi tazminatın yasal koşullarının oluşmadığını, mahkemece hükmedilen miktarların da fahiş olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istenmiştir.
3.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacının Tabipler Odasına yaptığı şikayet sonucu müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığının tespit edildiğini ve herhagi bir ceza verilmediğini, söz konusu adreste ... Kozmetik İlaç ve Özel Sağlık Hizmetleri İç ve Dış Ticaret Limited Şirketinin faaliyette olduğunu ve müvekkilin şirketle bir bağının bulunmadığını, sadece davalı ... ile kiracılık ilişkisinin bulunduğunu, davacıya estetik müdahaleyi belirtilen şirketin yaptığını, dava açılacak ise bu şirkete yöneltilmesi gerektiğini, müvekkilinin klinikte bulunduğu sürede davalı şirkete yardım ettiğini, gelen hastalarla uzmanlık alanına giren konularda ücret karşılığı ilgilendiğini, klinikte gerçekleşen hasta fotoğraf çekimleri, yayınlanması, çeşitli reklamlara konu edilmesi gibi işlemlerin müvekkilin bilgisi dahilinde olmadığını, ilgili sosyal medya hesabının müvekkile ait olmadığını ve müvekkilin bilgisi ve kontrolünde olmadığını, hükmedilen tazminatın fahiş olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istenmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu kliniğin fiilen davalılar Dr....ve Dr. ...'ya ait olduğu, diğer davalı Dr. ...'nun ise alt kiracılık ilişkisi kapsamında kliniği kullandığı ve aynı konuda faaliyette bulunduğu, bu nedenle kliniğe ait sosyal medya hesaplarının davalıların izni ve bilgisi haricinde kullanılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, açıklanan sebeple davalıların husumet ehliyetinin bulunduğu, dosyada mevcut onam formunda, "Uygulama esnasında fotoğraf veya video görüntülerinin alınabileceğini ve bunların eğitsel ve bilimsel çalışmalarda kullanılabileceğini anladım ve kabul ediyorum" şeklinde bir ifadenin bulunduğu, ancak bu iznin sosyal medya tanıtım ve reklamlarını kapsamayacağı, somut olayda davacı rızasının varlığından bahsedilemeyeceği, davacının kanun maddesini açıkça yazmasa bile iradesinin bu doğrultuda olduğunu yorumlama ve hukuku re'sen uygulama görevinin mahkemeye ait olduğu, bilirkişi heyeti raporunda yapılan tespitler ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 ve 51 inci maddeleri çerçevesinde mahkemece takdir edilen 5.000,00 TL tutarındaki maddi tazminat miktarı ile, somut olayın özelliklerine ve tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alındığında takdir edilen 10.000,00 TL manevi tazminat miktarının hakkaniyete uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacının fotoğraflarının izinsiz kullanımı nedeniyle oluşan tecavüzün men'i, ref'i ve maddi - manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.4721 sayılı Kanunun 24 , 25 inci maddeleri, 5846 sayılı Kanunun 86 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1038518800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz