Tahsil
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/14047 E. 2015/764 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- ['818/125']
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
külli halefiyet↗ fon bankası↗ güven kurumu↗ halefiyet↗ ceza zamanaşımı↗ dolandırıcılık↗ garantörlük↗ fer'i müdahil↗ haksız fiil↗ havale↗ tebligat↗ harç↗ ilan↗ kusur↗ avans faizi↗ zamanaşımı↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre....Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen 29.11.2005 tarihli karar ile davalı bankanın külli halefi olduğu Yurtbank A.Ş’nin yöneticisi olan Ali Balkaner ve diğerleri hakkında, “off shore hesapları üzerinden banka vasıta kılınmak suretiyle dolandırıcılık” suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin 22.12.2009 gün ve 2352-13144 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği, sözleşmeden kaynaklı alacakların BK’nın 125. maddesi gereği 10 yıllık zaman aşımına tabi olup, 5411 sayılı Kanun'un 62/1 maddesi hükmü gereği bir mevduat
alacaklısının alacağının zaman aşıma uğraması ve böylece bankanın bu mevduata ilişkin borç ve sorumluluğunun kalkması için on yıllık zaman aşımı süresinin sessiz kalarak geçirilmiş olmasının ve Bankalar Kanunu’ndaki özel hükümlerin öngördüğü idari şartların yerine getirilmesinin gerektiği, buna göre bankalarda bulunan mevduat ve alacakların on yıl sonra zaman aşımına uğraması için bankaca gerçekleştirilecek ilan tebligatının zorunlu olduğu, davalılar hakkında ceza yargılamasının 2010 yılında kesinleştiği, ceza zamanaşımı ve BK’nın 125 maddesi hükmü uyarınca uzamış ceza zaman aşımı süresi nedeniyle zaman aşımı itirazının reddedildiği, davalı bankanın külli halefiyet sıfatı ile bu mevduatın geri ödenmesinden sorumlu olduğu, davacı tarafça mevduatının kısmen garanti altında bulunduğu kamu ve özel ulusal bankalar yerine, devlet güvencesi olmayan off shore hesabında değerlendirmenin seçilmesi, BK’nın 44. maddesinde öngörülen şekilde riskin göze alınması ve oluşacak zarara razı olunarak zararın oluşması ve artmasına yardımcı olunması nedeniyle davacı tarafın %50 oranında müterafık kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 3.510,64 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek %15 ve TCMB'nin değişen oranlarda avans faizi ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili,davalı vekili ve fer'i müdahil ....vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalının sorumluluğunun 818 sayılı BK'nın 41, 55 ve 6762 sayılı TTK'nın 336'ncı maddelerinden kaynaklanmasına, davacı zararının off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren zaman aşımı süresinin başlamasının gerekmesine göre, davalı vekili ve fer'i müdahil... vekilinin aşağıdaki (2) numaralı bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Mahkemece, davalı bankaya harç yüklenmiş ise de davalı...'ye karşı iş bu davanın açılma nedeninin bu banka tarafından devir alınan....'nin işlem ve eylemlerinden kaynaklandığı, davacıya ait paranın off shore bankasına gönderilmesi konusundaki işlem ve eylemleri yürüten...'nin ... tarafından devir alındıktan sonra en son...'ye devredildiği, bu durumda Fon Bankası iken...'ye devredilen...'nin eylemlerinden dolayı açılan davada gerek dosya yükümlülüğünü üstlenen ..., gerekse bu bankayı devir alan...'nin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 140. maddesi uyarınca harçtan muaf olduğu dikkate alınmadan davalının yazılı şekilde harç ile sorumlu tutulması doğru olmayıp, kararın anılan yönden davalı banka ve fer'i müdahil ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3-Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, banka hesabındaki paranın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece her ne kadar hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacının %50 kusurlu olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de; davacının hesap açma talimatı bulunduğu, ancak off-shore havale talimatı bulunmadığı bu nedenle davacılara kusur izafe edilemeyeceği nazara alınarak, davalı bankanın güven kurumu olduğu, en hafif kusurundan dahi sorumlu olacağı gözetilerek zararın tamamından sorumlu olduğunun kabulü gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Yine, davacı, davalı tarafından kandırılarak parasının ...na gönderildiğini iddia etmek suretiyle davalının haksız fiiline dayanmasına ve davalının davacıya karşı sorumluluğunun akdi ilişkiden kaynaklanmamasına göre... hesabına yatırılan ana paraya yatırılma tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesine karar verilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi doğru olmamış kararın bu nedenlerle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8412 E. 2014/776 K.
Ortak:külli halefiyet · halefiyet · ceza zamanaşımı · dolandırıcılık · garantörlük · tebligat · ilan · kusur · zamanaşımı ['818/125']
İncelediğiniz kararda… i şartların yerine getirilmesinin gerektiği, buna göre bankalarda bulunan mevduat ve alacakların on yıl sonra zaman aşımına uğraması için bankaca gerçekleştirilecek «ilan» «tebligatının» zorunlu olduğu, davalılar hakkında ceza yargılamasının 2010 yılında kesinleştiği, «ceza zamanaşımı» ve BK’nın 125 maddesi hükmü uyarınca uzamış ceza zaman aşımı süresi nedeniyle zaman aşımı itirazının reddedildiği, davalı bankanın «külli halefiyet» sıfatı ile bu mevduatın geri ödenmesinden sorumlu olduğu, davacı tarafça mevduatının kısmen «garanti» altında bulunduğu kamu ve özel ulusal bankalar yerine, devlet güvencesi olmayan off shore hesabında değerlendirmenin seçilmesi, BK’nın 44. maddesinde öngörülen şekilde riskin göze alınması ve oluşacak zarara razı olunarak zararın oluşması ve artmasına yardımcı olunması nedeniyle davacı tarafın %50 oranında müterafık kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 3.510,64 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek %15 ve TCMB'nin değişen oranlarda «avans faizi» ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre....Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen 29.11.2005 tarihli karar ile davalı bankanın külli halefi olduğu Yurtbank A.Ş’nin yöneticisi olan Ali Balkaner ve diğerleri hakkında, “off shore hesapları üzerinden banka vasıta kılınmak suretiyle «dolandırıcılık»” suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün Yargıtay 7.
… poru doğrultusunda davacının %50 kusurlu olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de; davacının hesap açma talimatı bulunduğu, ancak off-shore «havale» talimatı bulunmadığı bu nedenle davacılara «kusur» izafe edilemeyeceği nazara alınarak, davalı bankanın «güven kurumu» olduğu, en hafif kusurundan dahi sorumlu olacağı gözetilerek zararın tamamından sorumlu olduğunun kabulü gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş …
Benzer bu karardaCeza Dairesi’nin 22.12.2009 gün ve 2352-13144 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği, sözleşmeden kaynaklı alacakların BK’nın 125. maddesi gereği 10 yıllık «zamanaşımına» tabi olup, 5411 sayılı kanunun 62/1 maddesi hükmü gereği bir mevduat alacaklısının alacağının zamanaşıma uğraması ve böylece bankanın bu mevduata ilişkin borç ve sorumluluğunun kalkması için on yıllık zamanaşımı süresinin sessiz kalarak geçirilmiş olmasının ve Bankalar Kanunu’ndaki özel hükümlerin öngördüğü idari şartların yerine getirilmesinin gerektiği, buna göre bankalarda bulunan mevduat ve alacakların on yıl sonra zamanaşımına uğraması için bankaca gerçekleştirilecek «ilan» «tebligatının» zorunlu olduğu, davalılar hakkında ceza yargılamasının 2010 yılında kesinleştiği, «ceza zamanaşımı» ve BK’nın 125 maddesi hükmü uyarınca «uzamış ceza zamanaşımı» süresi nedeniyle zamanaşımı itirazının reddedildiği, davalı bankanın «külli halefiyet» sıfatı ile bu mevduatın geri ödenmesinden sorumlu olduğu, davacı tarafça mevduatının kısmen «garanti» altında bulunduğu kamu ve özel ulusal bankalar yerine, devlet güvencesi olmayan off shore hesabında değerlendirmenin seçilmesi, BK’nın 44. maddesinde öngörülen şekilde riskin göze alınması ve oluşacak zarara razı olunarak zararın oluşması ve artmasına yardımcı olunması nedeniyle davacı tarafın %50 oranında müterafık kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 2.100,00 TL'nin 22.07.2009 tarihinden itibaren işleyecek TCMB'nin değişen oranlarda «avans faizi» ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Bank A.Ş. yöneticisi ve çalışanlarının, bankayı vasıta kılarak bankanın mevduat sahiplerini «dolandırdıkları», kesinleşen ceza mahkemesi kararı ile sabit olduğuna ve bu sebeple de davacının müterafık kusurundan bahsedilmesine imkan bulunmadığına göre, davacının «müterafık kusuru» bulunduğundan bahisle kabul edilen alacak miktarından indirim yapılması doğru olmamış, davacı yararına bozmayı gerektirmiştir.
A.Ş.’nin yöneticisi olan Ali Balkaner ve diğerleri hakkında, “off shore hesapları üzerinden banka vasıta kılınmak suretiyle «dolandırıcılık»” suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün Yargıtay 7.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:uzamış ceza zamanaşımı · müterafik kusur · peşin karar harcı · yargılama gideri · dahili dava
Benzer bu kararda2- Ancak, mahkemece fer’i müdahil TMSF'ye devredilen davalı bankanın harçtan muaf olduğu nazara alınmadan hükmün dördüncü bendinde harcın davalı bankadan tahsiline karar verilmesi ve beşinci bendinde de «peşin harcın» «yargılama giderine» «dahil» edilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle davalı ve fer’i müdahil yararına bozulması gerekmiştir.
Ceza Dairesi’nin 22.12.2009 gün ve 2352-13144 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği, sözleşmeden kaynaklı alacakların BK’nın 125. maddesi gereği 10 yıllık «zamanaşımına» tabi olup, 5411 sayılı kanunun 62/1 maddesi hükmü gereği bir mevduat alacaklısının alacağının zamanaşıma uğraması ve böylece bankanın bu mevduata ilişkin borç ve sorumluluğunun kalkması için on yıllık zamanaşımı süresinin sessiz kalarak geçirilmiş olmasının ve Bankalar Kanunu’ndaki özel hükümlerin öngördüğü idari şartların yerine getirilmesinin gerektiği, buna göre bankalarda bulunan mevduat ve alacakların on yıl sonra zamanaşımına uğraması için bankaca gerçekleştirilecek «ilan» «tebligatının» zorunlu olduğu, davalılar hakkında ceza yargılamasının 2010 yılında kesinleştiği, «ceza zamanaşımı» ve BK’nın 125 maddesi hükmü uyarınca «uzamış ceza zamanaşımı» süresi nedeniyle zamanaşımı itirazının reddedildiği, davalı bankanın «külli halefiyet» sıfatı ile bu mevduatın geri ödenmesinden sorumlu olduğu, davacı tarafça mevduatının kısmen «garanti» altında bulunduğu kamu ve özel ulusal bankalar yerine, devlet güvencesi olmayan off shore hesabında değerlendirmenin seçilmesi, BK’nın 44. maddesinde öngörülen şekilde riskin göze alınması ve oluşacak zarara razı olunarak zararın oluşması ve artmasına yardımcı olunması nedeniyle davacı tarafın %50 oranında müterafık kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 2.100,00 TL'nin 22.07.2009 tarihinden itibaren işleyecek TCMB'nin değişen oranlarda «avans faizi» ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Bank A.Ş. yöneticisi ve çalışanlarının, bankayı vasıta kılarak bankanın mevduat sahiplerini «dolandırdıkları», kesinleşen ceza mahkemesi kararı ile sabit olduğuna ve bu sebeple de davacının müterafık kusurundan bahsedilmesine imkan bulunmadığına göre, davacının «müterafık kusuru» bulunduğundan bahisle kabul edilen alacak miktarından indirim yapılması doğru olmamış, davacı yararına bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4635 E. 2013/22053 K.
Ortak:külli halefiyet · halefiyet · dolandırıcılık · avans faizi
İncelediğiniz kararda… i şartların yerine getirilmesinin gerektiği, buna göre bankalarda bulunan mevduat ve alacakların on yıl sonra zaman aşımına uğraması için bankaca gerçekleştirilecek «ilan» «tebligatının» zorunlu olduğu, davalılar hakkında ceza yargılamasının 2010 yılında kesinleştiği, «ceza zamanaşımı» ve BK’nın 125 maddesi hükmü uyarınca uzamış ceza zaman aşımı süresi nedeniyle zaman aşımı itirazının reddedildiği, davalı bankanın «külli halefiyet» sıfatı ile bu mevduatın geri ödenmesinden sorumlu olduğu, davacı tarafça mevduatının kısmen «garanti» altında bulunduğu kamu ve özel ulusal bankalar yerine, devlet güvencesi olmayan off shore hesabında değerlendirmenin seçilmesi, BK’nın 44. maddesinde öngörülen şekilde riskin göze alınması ve oluşacak zarara razı olunarak zararın oluşması ve artmasına yardımcı olunması nedeniyle davacı tarafın %50 oranında müterafık kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 3.510,64 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek %15 ve TCMB'nin değişen oranlarda «avans faizi» ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre....Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen 29.11.2005 tarihli karar ile davalı bankanın külli halefi olduğu Yurtbank A.Ş’nin yöneticisi olan Ali Balkaner ve diğerleri hakkında, “off shore hesapları üzerinden banka vasıta kılınmak suretiyle «dolandırıcılık»” suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün Yargıtay 7.
Yine, davacı, davalı tarafından kandırılarak parasının ...na gönderildiğini iddia etmek suretiyle davalının «haksız fiiline» dayanmasına ve davalının davacıya karşı sorumluluğunun akdi ilişkiden kaynaklanmamasına göre... hesabına yatırılan ana paraya yatırılma tarihinden itibaren «avans faizi» yürütülmesine karar verilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi doğru olmamış kararın bu nedenlerle davacı yararına bozulmasına karar vermek ger …
Benzer bu kararda… aki bankaya gönderim yapıldığı yolunda davalı tarafça bir delilin sunulamadığı, bu nedenle off shore hesapta bulunan paranın amaç dışı kullanıldığı, davalı bankanın «külli halefiyet» sıfatı ile bu mevduatın geri ödenmesinden sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 3.000,00 TL alacağın 29.11.1999-22.12.1999 tarihleri arasında işleyecek yıllık %97, bu tarihten itibaren ise değişen oranlarda «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen 29.11.2005 tarihli karar ile davalı bankanın külli halefi olduğu Yurtbank A.Ş.’nin yöneticisi olan Ali Balkaner ve diğerleri hakkında, “off shore hesapları üzerinden banka vasıta kılınmak suretiyle «dolandırıcılık»” suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün Yargıtay 7.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:peşin karar harcı · yargılama gideri · dahili dava
Benzer bu kararda… l TMSF'ye devredilen davalı bankanın harçtan muaf olduğu unutularak hükmün ikinci fıkrasında harcın davalı ...'tan tahsiline karar verilmesi ve dört numaralı bentte «peşin harcın» «yargılama giderine» «dahil» edilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK'nın 438/7 …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/8444 E. 2014/15574 K.
Ortak:havale · harç · avans faizi · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda2-Mahkemece, davalı bankaya «harç» yüklenmiş ise de davalı...'ye karşı iş bu davanın açılma nedeninin bu banka tarafından devir alınan....'nin işlem ve eylemlerinden kaynaklandığı, davacıya ait paranın off shore bankasına gönderilmesi konusundaki işlem ve eylemleri yürüten...'nin ... tarafından devir alındıktan sonra en «son»...'ye devredildiği, bu durumda Fon Bankası iken...'ye devredilen...'nin eylemlerinden dolayı açılan davada gerek dosya yükümlülüğünü üstlenen ..., gerekse bu banka …
… i şartların yerine getirilmesinin gerektiği, buna göre bankalarda bulunan mevduat ve alacakların on yıl sonra zaman aşımına uğraması için bankaca gerçekleştirilecek «ilan» «tebligatının» zorunlu olduğu, davalılar hakkında ceza yargılamasının 2010 yılında kesinleştiği, «ceza zamanaşımı» ve BK’nın 125 maddesi hükmü uyarınca uzamış ceza zaman aşımı süresi nedeniyle zaman aşımı itirazının reddedildiği, davalı bankanın «külli halefiyet» sıfatı ile bu mevduatın geri ödenmesinden sorumlu olduğu, davacı tarafça mevduatının kısmen «garanti» altında bulunduğu kamu ve özel ulusal bankalar yerine, devlet güvencesi olmayan off shore hesabında değerlendirmenin seçilmesi, BK’nın 44. maddesinde öngörülen şekilde riskin göze alınması ve oluşacak zarara razı olunarak zararın oluşması ve artmasına yardımcı olunması nedeniyle davacı tarafın %50 oranında müterafık kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 3.510,64 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek %15 ve TCMB'nin değişen oranlarda «avans faizi» ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
… poru doğrultusunda davacının %50 kusurlu olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de; davacının hesap açma talimatı bulunduğu, ancak off-shore «havale» talimatı bulunmadığı bu nedenle davacılara «kusur» izafe edilemeyeceği nazara alınarak, davalı bankanın «güven kurumu» olduğu, en hafif kusurundan dahi sorumlu olacağı gözetilerek zararın tamamından sorumlu olduğunun kabulü gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş …
Benzer bu karardaŞti. hesabına «havale» edilmiş gösterilmesine rağmen davalı ...
Bank A.Ş'nin de sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile 5.500 TL'nin 30/11/1999 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2-Mahkemece, davalı bankaya «harç» yüklenmiş ise de davalı ...
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:pasif husumet ehliyeti · husumet ehliyeti · pasif husumet · taraf ehliyeti · husumet
Benzer bu karardaA.Ş'nin davacının mevduatından sorumlu olduğunun ve «pasif husumet ehliyetinin» bulunduğunun kabulü gerektiğinden külli halefi sıfatı ile davalı ...
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/3328 E. 2014/9686 K.
Ortak:dolandırıcılık · garantörlük · havale · harç · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı ['818/125']
İncelediğiniz kararda… i şartların yerine getirilmesinin gerektiği, buna göre bankalarda bulunan mevduat ve alacakların on yıl sonra zaman aşımına uğraması için bankaca gerçekleştirilecek «ilan» «tebligatının» zorunlu olduğu, davalılar hakkında ceza yargılamasının 2010 yılında kesinleştiği, «ceza zamanaşımı» ve BK’nın 125 maddesi hükmü uyarınca uzamış ceza zaman aşımı süresi nedeniyle zaman aşımı itirazının reddedildiği, davalı bankanın «külli halefiyet» sıfatı ile bu mevduatın geri ödenmesinden sorumlu olduğu, davacı tarafça mevduatının kısmen «garanti» altında bulunduğu kamu ve özel ulusal bankalar yerine, devlet güvencesi olmayan off shore hesabında değerlendirmenin seçilmesi, BK’nın 44. maddesinde öngörülen şekilde riskin göze alınması ve oluşacak zarara razı olunarak zararın oluşması ve artmasına yardımcı olunması nedeniyle davacı tarafın %50 oranında müterafık kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 3.510,64 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek %15 ve TCMB'nin değişen oranlarda «avans faizi» ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
2-Mahkemece, davalı bankaya «harç» yüklenmiş ise de davalı...'ye karşı iş bu davanın açılma nedeninin bu banka tarafından devir alınan....'nin işlem ve eylemlerinden kaynaklandığı, davacıya ait paranın off shore bankasına gönderilmesi konusundaki işlem ve eylemleri yürüten...'nin ... tarafından devir alındıktan sonra en «son»...'ye devredildiği, bu durumda Fon Bankası iken...'ye devredilen...'nin eylemlerinden dolayı açılan davada gerek dosya yükümlülüğünü üstlenen ..., gerekse bu banka …
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre....Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen 29.11.2005 tarihli karar ile davalı bankanın külli halefi olduğu Yurtbank A.Ş’nin yöneticisi olan Ali Balkaner ve diğerleri hakkında, “off shore hesapları üzerinden banka vasıta kılınmak suretiyle «dolandırıcılık»” suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün Yargıtay 7.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, uzamış ceza zamanşımı nedeni ile «zamanaşımı» itirazının reddi gerektiği, davacının gerek «havale» emrinde gerek hesap açma talimatında imzasının bulunduğu, davacının mevduatını «garanti» altında olduğu kamu bankaları ve özel bankalar yerine parasını of shore hesapta değerlendirmeyi yüksek faizin cazibeyeti ile seçtiği, mevduatın kısmen garanti altı …
Bank yöneticilerinin yurt bank aracılığı ile off shore hesabı açtıran kişilerin bankayı vasıta kılmak suretiyle «dolandırdıkları» ve iradelerin fesata uğratıldığı haksız ve hukuka aykırı fiillere maruz bırakıldıkları sabit olduğu, dolayısı ile zararın oluşmasında Y..
Şti'ne «havale» edilmek suretiyle 29.733,00 TL'den davacı ve davalının %50 müterafik kusurunun olduğunun kabulü gerektiği, gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 13.821,50 TL’nin 20.12.1999 tarihinden tahsil edilinceye kadar TCMB değişen oranlarda «ticari faizi» üzerinden yürütülecek «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nispi karar harcı · ticari faiz · temerrüt faizi · temerrüt
Benzer bu karardaŞti'ne «havale» edilmek suretiyle 29.733,00 TL'den davacı ve davalının %50 müterafik kusurunun olduğunun kabulü gerektiği, gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 13.821,50 TL’nin 20.12.1999 tarihinden tahsil edilinceye kadar TCMB değişen oranlarda «ticari faizi» üzerinden yürütülecek «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmiştir.
A..'nin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 140. maddesi uyarınca harçtan muaf olduğu gözetilmeksizin «nispi harca» hükmedilmesi ve bu harcın da davalıdan tahsili doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/14047 E. , 2015/764 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada..... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11/03/2014 tarih ve 2011/497-2014/52 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili, davalı vekili ve fer'i müdahil... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 19.292 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK'nın 3156 sayılı Kanun'la değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi..... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı bankaya 02.12.1999 tarihinde hesap açtırmaya giden müvekkilinin parasının, davalı banka çalışanlarının yanlış yönlendirmeleriyle kağıt üzerinde off-shore bankasına gönderildiğini, müvekkilince bu durumdan davalı bankaya... tarafından el konulması üzerine haberdar olunduğunu, yatırılan paranın off shore hesabında bulunması nedeniyle garanti kapsamında olmadığından müvekkiline ödeme yapılmadığını, müvekkilinin de şikayetçisi olduğu....Ağır Ceza Mahkemesi’nce yapılan yargılamada davalı banka yöneticilerinin bankayı vasıta kılmak suretiyle dolandırıcılık suçundan dolayı yargılanıp ceza aldıklarını, Yargıtay denetiminden geçen bu kararın kesinleştiğini, müvekkilince... Bankası aleyhine açılan davanın kabul edildiğini ancak anılan banka hakkında yapılan icra takibinin sonuçsuz kalarak banka hakkında aciz vesikası verildiğini ileri sürerek 7.021,27 TL alacağın 02.12.1999 tarihinden 22.12.1999 tarihine kadar %82 faizi ile bu tarihten sonra değişen oranlar kısa vadeli kredilere uygulanan avans faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yetkili mahkemenin...Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, haksız fiil zaman aşımının dolduğunu, müvekkili bankanın ...’ye devredildiğini, müvekkilince sadece havale talimatının yerine getirildiğini, davacı tarafın müvekkili banka nezdinde bir mevduatının bulunmadığını, davacının da kusurlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Fer'i müdahil vekili; davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre....Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen 29.11.2005 tarihli karar ile davalı bankanın külli halefi olduğu Yurtbank A.Ş’nin yöneticisi olan Ali Balkaner ve diğerleri hakkında, “off shore hesapları üzerinden banka vasıta kılınmak suretiyle dolandırıcılık” suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin 22.12.2009 gün ve 2352-13144 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği, sözleşmeden kaynaklı alacakların BK’nın 125. maddesi gereği 10 yıllık zaman aşımına tabi olup, 5411 sayılı Kanun'un 62/1 maddesi hükmü gereği bir mevduat
alacaklısının alacağının zaman aşıma uğraması ve böylece bankanın bu mevduata ilişkin borç ve sorumluluğunun kalkması için on yıllık zaman aşımı süresinin sessiz kalarak geçirilmiş olmasının ve Bankalar Kanunu’ndaki özel hükümlerin öngördüğü idari şartların yerine getirilmesinin gerektiği, buna göre bankalarda bulunan mevduat ve alacakların on yıl sonra zaman aşımına uğraması için bankaca gerçekleştirilecek ilan tebligatının zorunlu olduğu, davalılar hakkında ceza yargılamasının 2010 yılında kesinleştiği, ceza zamanaşımı ve BK’nın 125 maddesi hükmü uyarınca uzamış ceza zaman aşımı süresi nedeniyle zaman aşımı itirazının reddedildiği, davalı bankanın külli halefiyet sıfatı ile bu mevduatın geri ödenmesinden sorumlu olduğu, davacı tarafça mevduatının kısmen garanti altında bulunduğu kamu ve özel ulusal bankalar yerine, devlet güvencesi olmayan off shore hesabında değerlendirmenin seçilmesi, BK’nın 44.
maddesinde öngörülen şekilde riskin göze alınması ve oluşacak zarara razı olunarak zararın oluşması ve artmasına yardımcı olunması nedeniyle davacı tarafın %50 oranında müterafık kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 3.510,64 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek %15 ve TCMB'nin değişen oranlarda avans faizi ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili,davalı vekili ve fer'i müdahil ....vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalının sorumluluğunun 818 sayılı BK'nın 41, 55 ve 6762 sayılı TTK'nın 336'ncı maddelerinden kaynaklanmasına, davacı zararının off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren zaman aşımı süresinin başlamasının gerekmesine göre, davalı vekili ve fer'i müdahil... vekilinin aşağıdaki (2) numaralı bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Mahkemece, davalı bankaya harç yüklenmiş ise de davalı...'ye karşı iş bu davanın açılma nedeninin bu banka tarafından devir alınan....'nin işlem ve eylemlerinden kaynaklandığı, davacıya ait paranın off shore bankasına gönderilmesi konusundaki işlem ve eylemleri yürüten...'nin ... tarafından devir alındıktan sonra en son...'ye devredildiği, bu durumda Fon Bankası iken...'ye devredilen...'nin eylemlerinden dolayı açılan davada gerek dosya yükümlülüğünü üstlenen ..., gerekse bu bankayı devir alan...'nin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 140. maddesi uyarınca harçtan muaf olduğu dikkate alınmadan davalının yazılı şekilde harç ile sorumlu tutulması doğru olmayıp, kararın anılan yönden davalı banka ve fer'i müdahil ...
yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3-Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, banka hesabındaki paranın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece her ne kadar hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacının %50 kusurlu olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de; davacının hesap açma talimatı bulunduğu, ancak off-shore havale talimatı bulunmadığı bu nedenle davacılara kusur izafe edilemeyeceği nazara alınarak, davalı bankanın güven kurumu olduğu, en hafif kusurundan dahi sorumlu olacağı gözetilerek zararın tamamından sorumlu olduğunun kabulü gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Yine, davacı, davalı tarafından kandırılarak parasının ...na gönderildiğini iddia etmek suretiyle davalının haksız fiiline dayanmasına ve davalının davacıya karşı sorumluluğunun akdi ilişkiden kaynaklanmamasına göre...
hesabına yatırılan ana paraya yatırılma tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesine karar verilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi doğru olmamış kararın bu nedenlerle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz eden davalı ... vekili ve fer'i müdahil ... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz eden dava...ve davacı vekillerinin temyiz itirazının kabulü ile hüküm temyiz eden davalı...,.. ve davacı yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenler davacı ve daval....'ye iadesine, 21/01/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/168472400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz