Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/3328 E. 2014/9686 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
nispi karar harcı↗ ticari faiz↗ dolandırıcılık↗ tmsf↗ garantörlük↗ fer'i müdahil↗ temerrüt faizi↗ havale↗ harç↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, uzamış ceza zamanşımı nedeni ile zamanaşımı itirazının reddi gerektiği, davacının gerek havale emrinde gerek hesap açma talimatında imzasının bulunduğu, davacının mevduatını garanti altında olduğu kamu bankaları ve özel bankalar yerine parasını of shore hesapta değerlendirmeyi yüksek faizin cazibeyeti ile seçtiği, mevduatın kısmen garanti altında bulunduğu kamu ve özel ulusal bankalar yerine parasını hiçbir devlet güvencesi olmayan off shore'da değerlendirmeyi seçen davacının BK 44. (yeni B.K 52. madde) maddesinde ön görüldüğü şekilde riski göze alarak hareket ettiği ve böylece oluşacak zarara razı olduğu ve bu tercih ile zararın oluşması ve artmasına davacı yardım ettiği, ceza mahkemesinin kesinleşen kararı ile Ali Avni Balkaner ve bazı Y.. Bank yöneticilerinin yurt bank aracılığı ile off shore hesabı açtıran kişilerin bankayı vasıta kılmak suretiyle dolandırdıkları ve iradelerin fesata uğratıldığı haksız ve hukuka aykırı fiillere maruz bırakıldıkları sabit olduğu, dolayısı ile zararın oluşmasında Y.. Securitiy Of shore Ltd. Şti'ne havale edilmek suretiyle 29.733,00 TL'den davacı ve davalının %50 müterafik kusurunun olduğunun kabulü gerektiği, gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 13.821,50 TL’nin 20.12.1999 tarihinden tahsil edilinceye kadar TCMB değişen oranlarda ticari faizi üzerinden yürütülecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili, davalı I.. Bank A.Ş vekili, fer' i müdahil TMSF vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalının sorumluluğunun BK'nın 41, 55 ve TTK'nın 336'ncı maddelerinden kaynaklanmasına, davacı zararının off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren zamanaşımı süresinin başlamasının gerekmesine göre, davalı banka ve fer'i müdahil TMSF vekillerinin aşağıdaki (2) nolu bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Mahkemece, davalı bankaya harç yüklenmiş ise de davalı I.. A..'ye karşı işbu davanın açılma nedeninin bu banka tarafından devir alınan Y.. A.Ş.'nin işlem ve eylemlerinden kaynaklandığı, davacıya ait paranın off shore bankasına gönderilmesi konusundaki işlem ve eylemleri yürüten Y.. A.Ş.'nin TMSF tarafından devir alındıktan sonra en son I.. A..'ye devredildiği, bu durumda F.. Bankası iken I.. A..'ye devredilen Y..A.Ş.'nin eylemlerinden dolayı açılan davada bu bankayı devir alan I.. A..'nin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 140. maddesi uyarınca harçtan muaf olduğu gözetilmeksizin nispi harca hükmedilmesi ve bu harcın da davalıdan tahsili doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, davalı banka çalışanlarının yönlendirmesi ile dava dışı off-shore bankasına gönderilen paranın davalı bankadan tahsili istemine ilişkin olup Dairemiz'e gelen emsal dosyalardan bilindiği üzere davalı bankanın hakim ortağı olan A.. A..B.. 4603 kişiyi dolandırması nedeni ile cezalandırılmasına karar verilmiş ve işbu karar kesinleşmiştir. Davacı da banka çalışanlarının yönlendirmesi ile parasını off-shore bankasına gönderdiğini iddia ederek dava açmış olup bu hususta dosya kapsamı ile sabit olduğundan davalı Banka ile davacının müterafik kusurlu olduğunun kabulü doğru olmayıp, mahkemece verilen kararın mümeyyiz davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/8739 E. 2016/3374 K.
Ortak:dolandırıcılık · havale · harç · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, uzamış ceza zamanşımı nedeni ile «zamanaşımı» itirazının reddi gerektiği, davacının gerek «havale» emrinde gerek hesap açma talimatında imzasının bulunduğu, davacının mevduatını «garanti» altında olduğu kamu bankaları ve özel bankalar yerine parasını of shore hesapta değerlendirmeyi yüksek faizin cazibeyeti ile seçtiği, mevduatın kısmen garanti altı …
Bank yöneticilerinin yurt bank aracılığı ile off shore hesabı açtıran kişilerin bankayı vasıta kılmak suretiyle «dolandırdıkları» ve iradelerin fesata uğratıldığı haksız ve hukuka aykırı fiillere maruz bırakıldıkları sabit olduğu, dolayısı ile zararın oluşmasında Y..
Şti'ne «havale» edilmek suretiyle 29.733,00 TL'den davacı ve davalının %50 müterafik kusurunun olduğunun kabulü gerektiği, gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 13.821,50 TL’nin 20.12.1999 tarihinden tahsil edilinceye kadar TCMB değişen oranlarda «ticari faizi» üzerinden yürütülecek «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… ının... yöneticilerinin kendilerine ait şirketlere usulsüz kredi verilmek suretiyle tüketildiği, alacağın .....'den tahsil edilmesinin mümkün olmadığı, uyuşmazlığın «havale» görünümlü mevduat toplamak olarak değerlendirilmesi gerektiği,...'nin bir kısım yöneticilerinin..... aracılığıyla... hesabı açtıran kişileri bankayı vasıta kılmak suretiyle «dolandırdıkları» ve davacının iradesinin açıkça fesata uğratıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, 3.562,00 TL’nin 24.09.1999 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalı bankadan tahsiline karar verilmiştir.
2- Ancak, mahkemece, davacı tarafından yatırılan «başvuru harcı» ve vekalet harcı «yargılama giderleri» içerisinde gösterilerek, davalı bankaya yüklenmiş ise de davalı ....'ye karşı işbu davanın açılma nedeninin bu banka tarafından devir alınan.....'nin işlem ve eylemlerinden kaynaklandığı, davacıya ait paranın ....'ye gönderilmesi konusundaki işlem ve eylemleri yürüten....'nin ... tarafından devir alındıktan sonra en «son».....'ye devredildiği, bu durumda Fon Bankası iken.....'ye devredilen bankanın eylemlerinden dolayı açılan davada bu bankayı devir alan....'nin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 140. maddesi uyarınca harçtan muaf olduğu dikkate alınmadan yazılı şekilde yargılama giderleri içerisinde gösterilen «harç» ile sorumlu tutulması doğru olmayıp, kararın bu yönden bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kara …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:başvurma harcı · yargılama giderleri · avans faizi
Benzer bu kararda2- Ancak, mahkemece, davacı tarafından yatırılan «başvuru harcı» ve vekalet harcı «yargılama giderleri» içerisinde gösterilerek, davalı bankaya yüklenmiş ise de davalı ....'ye karşı işbu davanın açılma nedeninin bu banka tarafından devir alınan.....'nin işlem ve eylemlerinden kaynaklandığı, davacıya ait paranın ....'ye gönderilmesi konusundaki işlem ve eylemleri yürüten....'nin ... tarafından devir alındıktan sonra en «son».....'ye devredildiği, bu durumda Fon Bankası iken.....'ye devredilen bankanın eylemlerinden dolayı açılan davada bu bankayı devir alan....'nin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 140. maddesi uyarınca harçtan muaf olduğu dikkate alınmadan yazılı şekilde yargılama giderleri içerisinde gösterilen «harç» ile sorumlu tutulması doğru olmayıp, kararın bu yönden bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kara …
… ının... yöneticilerinin kendilerine ait şirketlere usulsüz kredi verilmek suretiyle tüketildiği, alacağın .....'den tahsil edilmesinin mümkün olmadığı, uyuşmazlığın «havale» görünümlü mevduat toplamak olarak değerlendirilmesi gerektiği,...'nin bir kısım yöneticilerinin..... aracılığıyla... hesabı açtıran kişileri bankayı vasıta kılmak suretiyle «dolandırdıkları» ve davacının iradesinin açıkça fesata uğratıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, 3.562,00 TL’nin 24.09.1999 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalı bankadan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/12755 E. 2014/2154 K.
Ortak:dolandırıcılık · havale · i̇i̇k 72/son · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, uzamış ceza zamanşımı nedeni ile «zamanaşımı» itirazının reddi gerektiği, davacının gerek «havale» emrinde gerek hesap açma talimatında imzasının bulunduğu, davacının mevduatını «garanti» altında olduğu kamu bankaları ve özel bankalar yerine parasını of shore hesapta değerlendirmeyi yüksek faizin cazibeyeti ile seçtiği, mevduatın kısmen garanti altı …
Bank yöneticilerinin yurt bank aracılığı ile off shore hesabı açtıran kişilerin bankayı vasıta kılmak suretiyle «dolandırdıkları» ve iradelerin fesata uğratıldığı haksız ve hukuka aykırı fiillere maruz bırakıldıkları sabit olduğu, dolayısı ile zararın oluşmasında Y..
Şti'ne «havale» edilmek suretiyle 29.733,00 TL'den davacı ve davalının %50 müterafik kusurunun olduğunun kabulü gerektiği, gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 13.821,50 TL’nin 20.12.1999 tarihinden tahsil edilinceye kadar TCMB değişen oranlarda «ticari faizi» üzerinden yürütülecek «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı bankanın eyleminin «havale» işleminden ibaret olup davacıya karşı bir «taahhüt» içermemesi nedeniyle davalı bankanın sorumlu bulunmadığı, diğer davalı T..
Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen 29.11.2005 tarihli karar ile davalı bankanın külli halefi Yurtbank AŞ’nin yöneticisi olan Ali Avni Balkaner hakkında, “offshore hesapları üzerinden banka vasıta kılınmak suretiyle «dolandırıcılık»” suçundan mahkumiyet hükmü kurulmuş ve işbu ceza hükmü Yargıtay 7.
… lkaner ve Yurtbank A.Ş’nin davadışı diğer bir kısım yöneticilerinin, Yurtbank A.Ş. aracılığıyla offshore hesabı açtıran 4204 kişiyi, bankayı vasıta kılmak suretiyle «dolandırdıkları» ve bu suretle topladıkları paraların Balkaner Holding bünyesindeki şirketlere ucuz kredi olarak aktarıldığı, offshore bankasının paravan bir şirket olarak Ali Avni …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargı yolu · aciz vesikası · taahhütname
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı bankanın eyleminin «havale» işleminden ibaret olup davacıya karşı bir «taahhüt» içermemesi nedeniyle davalı bankanın sorumlu bulunmadığı, diğer davalı T..
T.. yönünden davanın «yargı yolu» nedeniyle reddi gerekip, verilen kararın sonucu itibariyle doğru olmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Bu durumda, gerek ceza mahkemesindeki belirlemeler ve gerekse de Dairemize intikal eden emsal dosyalardaki «aciz vesikaları» da gözetildiğinde, davacıların alacağını davalı Yurt Security Off-Shore Ltd’den tahsil edemeyeceğinin anlaşılması karşısında, ceza mahkemesinin mahkumiyet kararının hukuki sonuçları BK’nın 53. maddesi çerçevesinde gözetilmek suretiyle, BK’nın 41, TTK’nın 321/«son» ve 336/5. maddeleri uyarınca, davalının davacının ileri sürdüğü zarardan sorumlu tutulması gerekip gerekmediği tartışılıp değerlendirilerek, varılacak sonuç çerçev …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14047 E. 2015/764 K.
Ortak:dolandırıcılık · garantörlük · havale · harç · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, uzamış ceza zamanşımı nedeni ile «zamanaşımı» itirazının reddi gerektiği, davacının gerek «havale» emrinde gerek hesap açma talimatında imzasının bulunduğu, davacının mevduatını «garanti» altında olduğu kamu bankaları ve özel bankalar yerine parasını of shore hesapta değerlendirmeyi yüksek faizin cazibeyeti ile seçtiği, mevduatın kısmen garanti altı …
Bank yöneticilerinin yurt bank aracılığı ile off shore hesabı açtıran kişilerin bankayı vasıta kılmak suretiyle «dolandırdıkları» ve iradelerin fesata uğratıldığı haksız ve hukuka aykırı fiillere maruz bırakıldıkları sabit olduğu, dolayısı ile zararın oluşmasında Y..
Şti'ne «havale» edilmek suretiyle 29.733,00 TL'den davacı ve davalının %50 müterafik kusurunun olduğunun kabulü gerektiği, gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 13.821,50 TL’nin 20.12.1999 tarihinden tahsil edilinceye kadar TCMB değişen oranlarda «ticari faizi» üzerinden yürütülecek «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… i şartların yerine getirilmesinin gerektiği, buna göre bankalarda bulunan mevduat ve alacakların on yıl sonra zaman aşımına uğraması için bankaca gerçekleştirilecek «ilan» «tebligatının» zorunlu olduğu, davalılar hakkında ceza yargılamasının 2010 yılında kesinleştiği, «ceza zamanaşımı» ve BK’nın 125 maddesi hükmü uyarınca uzamış ceza zaman aşımı süresi nedeniyle zaman aşımı itirazının reddedildiği, davalı bankanın «külli halefiyet» sıfatı ile bu mevduatın geri ödenmesinden sorumlu olduğu, davacı tarafça mevduatının kısmen «garanti» altında bulunduğu kamu ve özel ulusal bankalar yerine, devlet güvencesi olmayan off shore hesabında değerlendirmenin seçilmesi, BK’nın 44. maddesinde öngörülen şekilde riskin göze alınması ve oluşacak zarara razı olunarak zararın oluşması ve artmasına yardımcı olunması nedeniyle davacı tarafın %50 oranında müterafık kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 3.510,64 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek %15 ve TCMB'nin değişen oranlarda «avans faizi» ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
2-Mahkemece, davalı bankaya «harç» yüklenmiş ise de davalı...'ye karşı iş bu davanın açılma nedeninin bu banka tarafından devir alınan....'nin işlem ve eylemlerinden kaynaklandığı, davacıya ait paranın off shore bankasına gönderilmesi konusundaki işlem ve eylemleri yürüten...'nin ... tarafından devir alındıktan sonra en «son»...'ye devredildiği, bu durumda Fon Bankası iken...'ye devredilen...'nin eylemlerinden dolayı açılan davada gerek dosya yükümlülüğünü üstlenen ..., gerekse bu banka …
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre....Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen 29.11.2005 tarihli karar ile davalı bankanın külli halefi olduğu Yurtbank A.Ş’nin yöneticisi olan Ali Balkaner ve diğerleri hakkında, “off shore hesapları üzerinden banka vasıta kılınmak suretiyle «dolandırıcılık»” suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün Yargıtay 7.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:külli halefiyet · güven kurumu · halefiyet · ceza zamanaşımı · haksız fiil · tebligat · ilan · kusur
Benzer bu kararda… i şartların yerine getirilmesinin gerektiği, buna göre bankalarda bulunan mevduat ve alacakların on yıl sonra zaman aşımına uğraması için bankaca gerçekleştirilecek «ilan» «tebligatının» zorunlu olduğu, davalılar hakkında ceza yargılamasının 2010 yılında kesinleştiği, «ceza zamanaşımı» ve BK’nın 125 maddesi hükmü uyarınca uzamış ceza zaman aşımı süresi nedeniyle zaman aşımı itirazının reddedildiği, davalı bankanın «külli halefiyet» sıfatı ile bu mevduatın geri ödenmesinden sorumlu olduğu, davacı tarafça mevduatının kısmen «garanti» altında bulunduğu kamu ve özel ulusal bankalar yerine, devlet güvencesi olmayan off shore hesabında değerlendirmenin seçilmesi, BK’nın 44. maddesinde öngörülen şekilde riskin göze alınması ve oluşacak zarara razı olunarak zararın oluşması ve artmasına yardımcı olunması nedeniyle davacı tarafın %50 oranında müterafık kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 3.510,64 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek %15 ve TCMB'nin değişen oranlarda «avans faizi» ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
… poru doğrultusunda davacının %50 kusurlu olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de; davacının hesap açma talimatı bulunduğu, ancak off-shore «havale» talimatı bulunmadığı bu nedenle davacılara «kusur» izafe edilemeyeceği nazara alınarak, davalı bankanın «güven kurumu» olduğu, en hafif kusurundan dahi sorumlu olacağı gözetilerek zararın tamamından sorumlu olduğunun kabulü gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş …
Yine, davacı, davalı tarafından kandırılarak parasının ...na gönderildiğini iddia etmek suretiyle davalının «haksız fiiline» dayanmasına ve davalının davacıya karşı sorumluluğunun akdi ilişkiden kaynaklanmamasına göre... hesabına yatırılan ana paraya yatırılma tarihinden itibaren «avans faizi» yürütülmesine karar verilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi doğru olmamış kararın bu nedenlerle davacı yararına bozulmasına karar vermek ger …
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8412 E. 2014/776 K.
Ortak:dolandırıcılık · garantörlük · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, uzamış ceza zamanşımı nedeni ile «zamanaşımı» itirazının reddi gerektiği, davacının gerek «havale» emrinde gerek hesap açma talimatında imzasının bulunduğu, davacının mevduatını «garanti» altında olduğu kamu bankaları ve özel bankalar yerine parasını of shore hesapta değerlendirmeyi yüksek faizin cazibeyeti ile seçtiği, mevduatın kısmen garanti altı …
Bank yöneticilerinin yurt bank aracılığı ile off shore hesabı açtıran kişilerin bankayı vasıta kılmak suretiyle «dolandırdıkları» ve iradelerin fesata uğratıldığı haksız ve hukuka aykırı fiillere maruz bırakıldıkları sabit olduğu, dolayısı ile zararın oluşmasında Y..
… K'nın 41, 55 ve TTK'nın 336'ncı maddelerinden kaynaklanmasına, davacı zararının off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren «zamanaşımı» süresinin başlamasının gerekmesine göre, davalı banka ve fer'i müdahil TMSF vekillerinin aşağıdaki (2) nolu bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değil …
Benzer bu karardaCeza Dairesi’nin 22.12.2009 gün ve 2352-13144 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği, sözleşmeden kaynaklı alacakların BK’nın 125. maddesi gereği 10 yıllık «zamanaşımına» tabi olup, 5411 sayılı kanunun 62/1 maddesi hükmü gereği bir mevduat alacaklısının alacağının zamanaşıma uğraması ve böylece bankanın bu mevduata ilişkin borç ve sorumluluğunun kalkması için on yıllık zamanaşımı süresinin sessiz kalarak geçirilmiş olmasının ve Bankalar Kanunu’ndaki özel hükümlerin öngördüğü idari şartların yerine getirilmesinin gerektiği, buna göre bankalarda bulunan mevduat ve alacakların on yıl sonra zamanaşımına uğraması için bankaca gerçekleştirilecek «ilan» «tebligatının» zorunlu olduğu, davalılar hakkında ceza yargılamasının 2010 yılında kesinleştiği, «ceza zamanaşımı» ve BK’nın 125 maddesi hükmü uyarınca «uzamış ceza zamanaşımı» süresi nedeniyle zamanaşımı itirazının reddedildiği, davalı bankanın «külli halefiyet» sıfatı ile bu mevduatın geri ödenmesinden sorumlu olduğu, davacı tarafça mevduatının kısmen «garanti» altında bulunduğu kamu ve özel ulusal bankalar yerine, devlet güvencesi olmayan off shore hesabında değerlendirmenin seçilmesi, BK’nın 44. maddesinde öngörülen şekilde riskin göze alınması ve oluşacak zarara razı olunarak zararın oluşması ve artmasına yardımcı olunması nedeniyle davacı tarafın %50 oranında müterafık kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 2.100,00 TL'nin 22.07.2009 tarihinden itibaren işleyecek TCMB'nin değişen oranlarda «avans faizi» ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
A.Ş.’nin yöneticisi olan Ali Balkaner ve diğerleri hakkında, “off shore hesapları üzerinden banka vasıta kılınmak suretiyle «dolandırıcılık»” suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün Yargıtay 7.
Bank A.Ş. yöneticisi ve çalışanlarının, bankayı vasıta kılarak bankanın mevduat sahiplerini «dolandırdıkları», kesinleşen ceza mahkemesi kararı ile sabit olduğuna ve bu sebeple de davacının müterafık kusurundan bahsedilmesine imkan bulunmadığına göre, davacının «müterafık kusuru» bulunduğundan bahisle kabul edilen alacak miktarından indirim yapılması doğru olmamış, davacı yararına bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:külli halefiyet · uzamış ceza zamanaşımı · müterafik kusur · halefiyet · peşin karar harcı · ceza zamanaşımı · yargılama gideri · tebligat
Benzer bu karardaCeza Dairesi’nin 22.12.2009 gün ve 2352-13144 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği, sözleşmeden kaynaklı alacakların BK’nın 125. maddesi gereği 10 yıllık «zamanaşımına» tabi olup, 5411 sayılı kanunun 62/1 maddesi hükmü gereği bir mevduat alacaklısının alacağının zamanaşıma uğraması ve böylece bankanın bu mevduata ilişkin borç ve sorumluluğunun kalkması için on yıllık zamanaşımı süresinin sessiz kalarak geçirilmiş olmasının ve Bankalar Kanunu’ndaki özel hükümlerin öngördüğü idari şartların yerine getirilmesinin gerektiği, buna göre bankalarda bulunan mevduat ve alacakların on yıl sonra zamanaşımına uğraması için bankaca gerçekleştirilecek «ilan» «tebligatının» zorunlu olduğu, davalılar hakkında ceza yargılamasının 2010 yılında kesinleştiği, «ceza zamanaşımı» ve BK’nın 125 maddesi hükmü uyarınca «uzamış ceza zamanaşımı» süresi nedeniyle zamanaşımı itirazının reddedildiği, davalı bankanın «külli halefiyet» sıfatı ile bu mevduatın geri ödenmesinden sorumlu olduğu, davacı tarafça mevduatının kısmen «garanti» altında bulunduğu kamu ve özel ulusal bankalar yerine, devlet güvencesi olmayan off shore hesabında değerlendirmenin seçilmesi, BK’nın 44. maddesinde öngörülen şekilde riskin göze alınması ve oluşacak zarara razı olunarak zararın oluşması ve artmasına yardımcı olunması nedeniyle davacı tarafın %50 oranında müterafık kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 2.100,00 TL'nin 22.07.2009 tarihinden itibaren işleyecek TCMB'nin değişen oranlarda «avans faizi» ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
2- Ancak, mahkemece fer’i müdahil TMSF'ye devredilen davalı bankanın harçtan muaf olduğu nazara alınmadan hükmün dördüncü bendinde harcın davalı bankadan tahsiline karar verilmesi ve beşinci bendinde de «peşin harcın» «yargılama giderine» «dahil» edilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle davalı ve fer’i müdahil yararına bozulması gerekmiştir.
Bank A.Ş. yöneticisi ve çalışanlarının, bankayı vasıta kılarak bankanın mevduat sahiplerini «dolandırdıkları», kesinleşen ceza mahkemesi kararı ile sabit olduğuna ve bu sebeple de davacının müterafık kusurundan bahsedilmesine imkan bulunmadığına göre, davacının «müterafık kusuru» bulunduğundan bahisle kabul edilen alacak miktarından indirim yapılması doğru olmamış, davacı yararına bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/3328 E. , 2014/9686 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 17/09/2013
NUMARASI 2012/83-2013/253
Taraflar arasında görülen davada Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17/09/2013 tarih ve 2012/83-2013/253 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili, davalı I.. A.. vekili, fer'i müdahil TMSF vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 18.563 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK'nın 3156 sayılı Kanun'la değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 11.10.1999 tarihinde tasarrufların değerlendirmek için Y. Ticaret ve Kredi Bankası Ankara şubesine gittiğini, hesap açtırmak istediğin söylediğini, banka çalışanlarının yanlış ve kasıtlı yönledirmeleri ile kağıt üzerinden parasını offshore bankasına gönderdiğini, esasen parasının off shore bankasına yatırdığını da bankaya el konulmasından sonra öğrendiğini, parasının devlet güvencesinde olmadığı gerekçesi ile ödenmediğini, bu şekilde para yatıran kişilerin iradeleri fesada uğratılarak haksız ve hukuka aykırı bir fiile maruz bırakıldıklarının ceza mahkemesi kararları ile de sabit olduğunu, ileri sürerek 29.733,00 TL'nin 20.12.1999 tarihinden 22.12.1999 tarihine kadar %85 faizi ile bu tarihten itibaren ise işleyecek ticari faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yetki, göev, husumet ve zamanşımı itirazında bulunduğu, davacının serbest iradesi ile parasını yatırdığını, savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, uzamış ceza zamanşımı nedeni ile zamanaşımı itirazının reddi gerektiği, davacının gerek havale emrinde gerek hesap açma talimatında imzasının bulunduğu, davacının mevduatını garanti altında olduğu kamu bankaları ve özel bankalar yerine parasını of shore hesapta değerlendirmeyi yüksek faizin cazibeyeti ile seçtiği, mevduatın kısmen garanti altında bulunduğu kamu ve özel ulusal bankalar yerine parasını hiçbir devlet güvencesi olmayan off shore'da değerlendirmeyi seçen davacının BK 44. (yeni B.K 52. madde) maddesinde ön görüldüğü şekilde riski göze alarak hareket ettiği ve böylece oluşacak zarara razı olduğu ve bu tercih ile zararın oluşması ve artmasına davacı yardım ettiği, ceza mahkemesinin kesinleşen kararı ile Ali Avni Balkaner ve bazı Y..
Bank yöneticilerinin yurt bank aracılığı ile off shore hesabı açtıran kişilerin bankayı vasıta kılmak suretiyle dolandırdıkları ve iradelerin fesata uğratıldığı haksız ve hukuka aykırı fiillere maruz bırakıldıkları sabit olduğu, dolayısı ile zararın oluşmasında Y.. Securitiy Of shore Ltd. Şti'ne havale edilmek suretiyle 29.733,00 TL'den davacı ve davalının %50 müterafik kusurunun olduğunun kabulü gerektiği, gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 13.821,50 TL’nin 20.12.1999 tarihinden tahsil edilinceye kadar TCMB değişen oranlarda ticari faizi üzerinden yürütülecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili, davalı I.. Bank A.Ş vekili, fer' i müdahil TMSF vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalının sorumluluğunun BK'nın 41, 55 ve TTK'nın 336'ncı maddelerinden kaynaklanmasına, davacı zararının off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren zamanaşımı süresinin başlamasının gerekmesine göre, davalı banka ve fer'i müdahil TMSF vekillerinin aşağıdaki (2) nolu bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Mahkemece, davalı bankaya harç yüklenmiş ise de davalı I.. A..'ye karşı işbu davanın açılma nedeninin bu banka tarafından devir alınan Y.. A.Ş.'nin işlem ve eylemlerinden kaynaklandığı, davacıya ait paranın off shore bankasına gönderilmesi konusundaki işlem ve eylemleri yürüten Y.. A.Ş.'nin TMSF tarafından devir alındıktan sonra en son I.. A..'ye devredildiği, bu durumda F.. Bankası iken I.. A..'ye devredilen Y..A.Ş.'nin eylemlerinden dolayı açılan davada bu bankayı devir alan I.. A..'nin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 140. maddesi uyarınca harçtan muaf olduğu gözetilmeksizin nispi harca hükmedilmesi ve bu harcın da davalıdan tahsili doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, davalı banka çalışanlarının yönlendirmesi ile dava dışı off-shore bankasına gönderilen paranın davalı bankadan tahsili istemine ilişkin olup Dairemiz'e gelen emsal dosyalardan bilindiği üzere davalı bankanın hakim ortağı olan A.. A..B.. 4603 kişiyi dolandırması nedeni ile cezalandırılmasına karar verilmiş ve işbu karar kesinleşmiştir. Davacı da banka çalışanlarının yönlendirmesi ile parasını off-shore bankasına gönderdiğini iddia ederek dava açmış olup bu hususta dosya kapsamı ile sabit olduğundan davalı Banka ile davacının müterafik kusurlu olduğunun kabulü doğru olmayıp, mahkemece verilen kararın mümeyyiz davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı I.. A.. ve fer'i müdahil TMSF vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı I.. A.. ve fer'i müdahil TMSF vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın adı geçenler yararına, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacı ve davalılara ayrı ayrı iadesine, 26.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102141700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz