Külli halefiyet
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/8412 E. 2014/776 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 10 yıllık
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
külli halefiyet↗ uzamış ceza zamanaşımı↗ müterafik kusur↗ halefiyet↗ peşin karar harcı↗ ceza zamanaşımı↗ dolandırıcılık↗ tmsf↗ garantörlük↗ fer'i müdahil↗ yargılama gideri↗ tebligat↗ ilan↗ kusur↗ dahili dava↗ avans faizi↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen 29.11.2005 tarihli karar ile davalı bankanın külli halefi olduğu Y. A.Ş.’nin yöneticisi olan Ali Balkaner ve diğerleri hakkında, “off shore hesapları üzerinden banka vasıta kılınmak suretiyle dolandırıcılık” suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin 22.12.2009 gün ve 2352-13144 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği, sözleşmeden kaynaklı alacakların BK’nın 125. maddesi gereği 10 yıllık zamanaşımına tabi olup, 5411 sayılı kanunun 62/1 maddesi hükmü gereği bir mevduat alacaklısının alacağının zamanaşıma uğraması ve böylece bankanın bu mevduata ilişkin borç ve sorumluluğunun kalkması için on yıllık zamanaşımı süresinin sessiz kalarak geçirilmiş olmasının ve Bankalar Kanunu’ndaki özel hükümlerin öngördüğü idari şartların yerine getirilmesinin gerektiği, buna göre bankalarda bulunan mevduat ve alacakların on yıl sonra zamanaşımına uğraması için bankaca gerçekleştirilecek ilan tebligatının zorunlu olduğu, davalılar hakkında ceza yargılamasının 2010 yılında kesinleştiği, ceza zamanaşımı ve BK’nın 125 maddesi hükmü uyarınca uzamış ceza zamanaşımı süresi nedeniyle zamanaşımı itirazının reddedildiği, davalı bankanın külli halefiyet sıfatı ile bu mevduatın geri ödenmesinden sorumlu olduğu, davacı tarafça mevduatının kısmen garanti altında bulunduğu kamu ve özel ulusal bankalar yerine, devlet güvencesi olmayan off shore hesabında değerlendirmenin seçilmesi, BK’nın 44. maddesinde öngörülen şekilde riskin göze alınması ve oluşacak zarara razı olunarak zararın oluşması ve artmasına yardımcı olunması nedeniyle davacı tarafın %50 oranında müterafık kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 2.100,00 TL'nin 22.07.2009 tarihinden itibaren işleyecek TCMB'nin değişen oranlarda avans faizi ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekili ile fer’i müdahil vekilinin aşağıda (2) numaralı bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, mahkemece fer’i müdahil TMSF'ye devredilen davalı bankanın harçtan muaf olduğu nazara alınmadan hükmün dördüncü bendinde harcın davalı bankadan tahsiline karar verilmesi ve beşinci bendinde de peşin harcın yargılama giderine dahil edilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle davalı ve fer’i müdahil yararına bozulması gerekmiştir.
3- Davacı yönünden yapılan temyiz incelemesinde ise, davalı bankanın selefi olan Y. Bank A.Ş. yöneticisi ve çalışanlarının, bankayı vasıta kılarak bankanın mevduat sahiplerini dolandırdıkları, kesinleşen ceza mahkemesi kararı ile sabit olduğuna ve bu sebeple de davacının müterafık kusurundan bahsedilmesine imkan bulunmadığına göre, davacının müterafık kusuru bulunduğundan bahisle kabul edilen alacak miktarından indirim yapılması doğru olmamış, davacı yararına bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14047 E. 2015/764 K.
Ortak:külli halefiyet · halefiyet · ceza zamanaşımı · dolandırıcılık · garantörlük · tebligat · ilan · kusur · zamanaşımı 10 yıllık
İncelediğiniz karardaCeza Dairesi’nin 22.12.2009 gün ve 2352-13144 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği, sözleşmeden kaynaklı alacakların BK’nın 125. maddesi gereği 10 yıllık «zamanaşımına» tabi olup, 5411 sayılı kanunun 62/1 maddesi hükmü gereği bir mevduat alacaklısının alacağının zamanaşıma uğraması ve böylece bankanın bu mevduata ilişkin borç ve sorumluluğunun kalkması için on yıllık zamanaşımı süresinin sessiz kalarak geçirilmiş olmasının ve Bankalar Kanunu’ndaki özel hükümlerin öngördüğü idari şartların yerine getirilmesinin gerektiği, buna göre bankalarda bulunan mevduat ve alacakların on yıl sonra zamanaşımına uğraması için bankaca gerçekleştirilecek «ilan» «tebligatının» zorunlu olduğu, davalılar hakkında ceza yargılamasının 2010 yılında kesinleştiği, «ceza zamanaşımı» ve BK’nın 125 maddesi hükmü uyarınca «uzamış ceza zamanaşımı» süresi nedeniyle zamanaşımı itirazının reddedildiği, davalı bankanın «külli halefiyet» sıfatı ile bu mevduatın geri ödenmesinden sorumlu olduğu, davacı tarafça mevduatının kısmen «garanti» altında bulunduğu kamu ve özel ulusal bankalar yerine, devlet güvencesi olmayan off shore hesabında değerlendirmenin seçilmesi, BK’nın 44. maddesinde öngörülen şekilde riskin göze alınması ve oluşacak zarara razı olunarak zararın oluşması ve artmasına yardımcı olunması nedeniyle davacı tarafın %50 oranında müterafık kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 2.100,00 TL'nin 22.07.2009 tarihinden itibaren işleyecek TCMB'nin değişen oranlarda «avans faizi» ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Bank A.Ş. yöneticisi ve çalışanlarının, bankayı vasıta kılarak bankanın mevduat sahiplerini «dolandırdıkları», kesinleşen ceza mahkemesi kararı ile sabit olduğuna ve bu sebeple de davacının müterafık kusurundan bahsedilmesine imkan bulunmadığına göre, davacının «müterafık kusuru» bulunduğundan bahisle kabul edilen alacak miktarından indirim yapılması doğru olmamış, davacı yararına bozmayı gerektirmiştir.
A.Ş.’nin yöneticisi olan Ali Balkaner ve diğerleri hakkında, “off shore hesapları üzerinden banka vasıta kılınmak suretiyle «dolandırıcılık»” suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün Yargıtay 7.
Benzer bu kararda… i şartların yerine getirilmesinin gerektiği, buna göre bankalarda bulunan mevduat ve alacakların on yıl sonra zaman aşımına uğraması için bankaca gerçekleştirilecek «ilan» «tebligatının» zorunlu olduğu, davalılar hakkında ceza yargılamasının 2010 yılında kesinleştiği, «ceza zamanaşımı» ve BK’nın 125 maddesi hükmü uyarınca uzamış ceza zaman aşımı süresi nedeniyle zaman aşımı itirazının reddedildiği, davalı bankanın «külli halefiyet» sıfatı ile bu mevduatın geri ödenmesinden sorumlu olduğu, davacı tarafça mevduatının kısmen «garanti» altında bulunduğu kamu ve özel ulusal bankalar yerine, devlet güvencesi olmayan off shore hesabında değerlendirmenin seçilmesi, BK’nın 44. maddesinde öngörülen şekilde riskin göze alınması ve oluşacak zarara razı olunarak zararın oluşması ve artmasına yardımcı olunması nedeniyle davacı tarafın %50 oranında müterafık kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 3.510,64 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek %15 ve TCMB'nin değişen oranlarda «avans faizi» ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre....Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen 29.11.2005 tarihli karar ile davalı bankanın külli halefi olduğu Yurtbank A.Ş’nin yöneticisi olan Ali Balkaner ve diğerleri hakkında, “off shore hesapları üzerinden banka vasıta kılınmak suretiyle «dolandırıcılık»” suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün Yargıtay 7.
… poru doğrultusunda davacının %50 kusurlu olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de; davacının hesap açma talimatı bulunduğu, ancak off-shore «havale» talimatı bulunmadığı bu nedenle davacılara «kusur» izafe edilemeyeceği nazara alınarak, davalı bankanın «güven kurumu» olduğu, en hafif kusurundan dahi sorumlu olacağı gözetilerek zararın tamamından sorumlu olduğunun kabulü gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:güven kurumu · haksız fiil · havale · harç · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda2-Mahkemece, davalı bankaya «harç» yüklenmiş ise de davalı...'ye karşı iş bu davanın açılma nedeninin bu banka tarafından devir alınan....'nin işlem ve eylemlerinden kaynaklandığı, davacıya ait paranın off shore bankasına gönderilmesi konusundaki işlem ve eylemleri yürüten...'nin ... tarafından devir alındıktan sonra en «son»...'ye devredildiği, bu durumda Fon Bankası iken...'ye devredilen...'nin eylemlerinden dolayı açılan davada gerek dosya yükümlülüğünü üstlenen ..., gerekse bu banka …
… poru doğrultusunda davacının %50 kusurlu olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de; davacının hesap açma talimatı bulunduğu, ancak off-shore «havale» talimatı bulunmadığı bu nedenle davacılara «kusur» izafe edilemeyeceği nazara alınarak, davalı bankanın «güven kurumu» olduğu, en hafif kusurundan dahi sorumlu olacağı gözetilerek zararın tamamından sorumlu olduğunun kabulü gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş …
Yine, davacı, davalı tarafından kandırılarak parasının ...na gönderildiğini iddia etmek suretiyle davalının «haksız fiiline» dayanmasına ve davalının davacıya karşı sorumluluğunun akdi ilişkiden kaynaklanmamasına göre... hesabına yatırılan ana paraya yatırılma tarihinden itibaren «avans faizi» yürütülmesine karar verilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi doğru olmamış kararın bu nedenlerle davacı yararına bozulmasına karar vermek ger …
-
Alacak 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4635 E. 2013/22053 K.
Ortak:külli halefiyet · halefiyet · peşin karar harcı · dolandırıcılık · yargılama gideri · dahili dava · avans faizi
İncelediğiniz karardaCeza Dairesi’nin 22.12.2009 gün ve 2352-13144 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği, sözleşmeden kaynaklı alacakların BK’nın 125. maddesi gereği 10 yıllık «zamanaşımına» tabi olup, 5411 sayılı kanunun 62/1 maddesi hükmü gereği bir mevduat alacaklısının alacağının zamanaşıma uğraması ve böylece bankanın bu mevduata ilişkin borç ve sorumluluğunun kalkması için on yıllık zamanaşımı süresinin sessiz kalarak geçirilmiş olmasının ve Bankalar Kanunu’ndaki özel hükümlerin öngördüğü idari şartların yerine getirilmesinin gerektiği, buna göre bankalarda bulunan mevduat ve alacakların on yıl sonra zamanaşımına uğraması için bankaca gerçekleştirilecek «ilan» «tebligatının» zorunlu olduğu, davalılar hakkında ceza yargılamasının 2010 yılında kesinleştiği, «ceza zamanaşımı» ve BK’nın 125 maddesi hükmü uyarınca «uzamış ceza zamanaşımı» süresi nedeniyle zamanaşımı itirazının reddedildiği, davalı bankanın «külli halefiyet» sıfatı ile bu mevduatın geri ödenmesinden sorumlu olduğu, davacı tarafça mevduatının kısmen «garanti» altında bulunduğu kamu ve özel ulusal bankalar yerine, devlet güvencesi olmayan off shore hesabında değerlendirmenin seçilmesi, BK’nın 44. maddesinde öngörülen şekilde riskin göze alınması ve oluşacak zarara razı olunarak zararın oluşması ve artmasına yardımcı olunması nedeniyle davacı tarafın %50 oranında müterafık kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 2.100,00 TL'nin 22.07.2009 tarihinden itibaren işleyecek TCMB'nin değişen oranlarda «avans faizi» ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
2- Ancak, mahkemece fer’i müdahil TMSF'ye devredilen davalı bankanın harçtan muaf olduğu nazara alınmadan hükmün dördüncü bendinde harcın davalı bankadan tahsiline karar verilmesi ve beşinci bendinde de «peşin harcın» «yargılama giderine» «dahil» edilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle davalı ve fer’i müdahil yararına bozulması gerekmiştir.
A.Ş.’nin yöneticisi olan Ali Balkaner ve diğerleri hakkında, “off shore hesapları üzerinden banka vasıta kılınmak suretiyle «dolandırıcılık»” suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün Yargıtay 7.
Benzer bu kararda… aki bankaya gönderim yapıldığı yolunda davalı tarafça bir delilin sunulamadığı, bu nedenle off shore hesapta bulunan paranın amaç dışı kullanıldığı, davalı bankanın «külli halefiyet» sıfatı ile bu mevduatın geri ödenmesinden sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 3.000,00 TL alacağın 29.11.1999-22.12.1999 tarihleri arasında işleyecek yıllık %97, bu tarihten itibaren ise değişen oranlarda «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… l TMSF'ye devredilen davalı bankanın harçtan muaf olduğu unutularak hükmün ikinci fıkrasında harcın davalı ...'tan tahsiline karar verilmesi ve dört numaralı bentte «peşin harcın» «yargılama giderine» «dahil» edilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK'nın 438/7 …
Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen 29.11.2005 tarihli karar ile davalı bankanın külli halefi olduğu Yurtbank A.Ş.’nin yöneticisi olan Ali Balkaner ve diğerleri hakkında, “off shore hesapları üzerinden banka vasıta kılınmak suretiyle «dolandırıcılık»” suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün Yargıtay 7.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/3328 E. 2014/9686 K.
Ortak:dolandırıcılık · garantörlük · zamanaşımı · zamanaşımı 10 yıllık
İncelediğiniz karardaCeza Dairesi’nin 22.12.2009 gün ve 2352-13144 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği, sözleşmeden kaynaklı alacakların BK’nın 125. maddesi gereği 10 yıllık «zamanaşımına» tabi olup, 5411 sayılı kanunun 62/1 maddesi hükmü gereği bir mevduat alacaklısının alacağının zamanaşıma uğraması ve böylece bankanın bu mevduata ilişkin borç ve sorumluluğunun kalkması için on yıllık zamanaşımı süresinin sessiz kalarak geçirilmiş olmasının ve Bankalar Kanunu’ndaki özel hükümlerin öngördüğü idari şartların yerine getirilmesinin gerektiği, buna göre bankalarda bulunan mevduat ve alacakların on yıl sonra zamanaşımına uğraması için bankaca gerçekleştirilecek «ilan» «tebligatının» zorunlu olduğu, davalılar hakkında ceza yargılamasının 2010 yılında kesinleştiği, «ceza zamanaşımı» ve BK’nın 125 maddesi hükmü uyarınca «uzamış ceza zamanaşımı» süresi nedeniyle zamanaşımı itirazının reddedildiği, davalı bankanın «külli halefiyet» sıfatı ile bu mevduatın geri ödenmesinden sorumlu olduğu, davacı tarafça mevduatının kısmen «garanti» altında bulunduğu kamu ve özel ulusal bankalar yerine, devlet güvencesi olmayan off shore hesabında değerlendirmenin seçilmesi, BK’nın 44. maddesinde öngörülen şekilde riskin göze alınması ve oluşacak zarara razı olunarak zararın oluşması ve artmasına yardımcı olunması nedeniyle davacı tarafın %50 oranında müterafık kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 2.100,00 TL'nin 22.07.2009 tarihinden itibaren işleyecek TCMB'nin değişen oranlarda «avans faizi» ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
A.Ş.’nin yöneticisi olan Ali Balkaner ve diğerleri hakkında, “off shore hesapları üzerinden banka vasıta kılınmak suretiyle «dolandırıcılık»” suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün Yargıtay 7.
Bank A.Ş. yöneticisi ve çalışanlarının, bankayı vasıta kılarak bankanın mevduat sahiplerini «dolandırdıkları», kesinleşen ceza mahkemesi kararı ile sabit olduğuna ve bu sebeple de davacının müterafık kusurundan bahsedilmesine imkan bulunmadığına göre, davacının «müterafık kusuru» bulunduğundan bahisle kabul edilen alacak miktarından indirim yapılması doğru olmamış, davacı yararına bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, uzamış ceza zamanşımı nedeni ile «zamanaşımı» itirazının reddi gerektiği, davacının gerek «havale» emrinde gerek hesap açma talimatında imzasının bulunduğu, davacının mevduatını «garanti» altında olduğu kamu bankaları ve özel bankalar yerine parasını of shore hesapta değerlendirmeyi yüksek faizin cazibeyeti ile seçtiği, mevduatın kısmen garanti altı …
Bank yöneticilerinin yurt bank aracılığı ile off shore hesabı açtıran kişilerin bankayı vasıta kılmak suretiyle «dolandırdıkları» ve iradelerin fesata uğratıldığı haksız ve hukuka aykırı fiillere maruz bırakıldıkları sabit olduğu, dolayısı ile zararın oluşmasında Y..
… K'nın 41, 55 ve TTK'nın 336'ncı maddelerinden kaynaklanmasına, davacı zararının off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren «zamanaşımı» süresinin başlamasının gerekmesine göre, davalı banka ve fer'i müdahil TMSF vekillerinin aşağıdaki (2) nolu bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değil …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nispi karar harcı · ticari faiz · temerrüt faizi · havale · harç · temerrüt · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaŞti'ne «havale» edilmek suretiyle 29.733,00 TL'den davacı ve davalının %50 müterafik kusurunun olduğunun kabulü gerektiği, gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 13.821,50 TL’nin 20.12.1999 tarihinden tahsil edilinceye kadar TCMB değişen oranlarda «ticari faizi» üzerinden yürütülecek «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, uzamış ceza zamanşımı nedeni ile «zamanaşımı» itirazının reddi gerektiği, davacının gerek «havale» emrinde gerek hesap açma talimatında imzasının bulunduğu, davacının mevduatını «garanti» altında olduğu kamu bankaları ve özel bankalar yerine parasını of shore hesapta değerlendirmeyi yüksek faizin cazibeyeti ile seçtiği, mevduatın kısmen garanti altı …
2- Mahkemece, davalı bankaya «harç» yüklenmiş ise de davalı I..
A.Ş.'nin TMSF tarafından devir alındıktan sonra en «son» I..
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/2996 E. 2013/5796 K.
Ortak:dolandırıcılık
İncelediğiniz karardaA.Ş.’nin yöneticisi olan Ali Balkaner ve diğerleri hakkında, “off shore hesapları üzerinden banka vasıta kılınmak suretiyle «dolandırıcılık»” suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün Yargıtay 7.
Bank A.Ş. yöneticisi ve çalışanlarının, bankayı vasıta kılarak bankanın mevduat sahiplerini «dolandırdıkları», kesinleşen ceza mahkemesi kararı ile sabit olduğuna ve bu sebeple de davacının müterafık kusurundan bahsedilmesine imkan bulunmadığına göre, davacının «müterafık kusuru» bulunduğundan bahisle kabul edilen alacak miktarından indirim yapılması doğru olmamış, davacı yararına bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaA.Ş.’nin ve diğer davalı ...’in yöneticisi olan davalı ... hakkında, “... hesapları üzerinden banka vasıta kılınmak suretiyle «dolandırıcılık»” suçundan mahkumiyet hükmü kurulmuş ve işbu ceza hükmü Yargıtay 7.
A.Ş. aracılığıyla ... hesabı açtıran 4204 kişiyi, bankayı vasıta kılmak suretiyle «dolandırdıkları» ve bu suretle topladıkları paraların Balkaner Holding A.Ş. bünyesindeki şirketlere ucuz kredi olarak aktarıldığı, ... bankasının paravan bir şirket olarak davalı ... tarafından yakınlarına kurdurulduğu açıklanmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:erken açılan dava · aciz vesikası · eş rızası · terkin · vekalet ücreti · karar verilmesine yer olmadığına · temsil · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaA.Ş.'nin hukuki durumunun bu çerçevede saptanması gerekirken, davanın «erken açılan» bir dava olduğu gerekçesiyle reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. ...- Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, davacı davalılardan ... yönünden davasını atiye «terk» ettiğini bildirmiş ve aynı celsede kendini bir vekille «temsil» ettiren davalı ... de bu hususu kabul etmiştir.
Şti. ve ... hakkındaki davanın atiye «terk» edilmesi nedeniyle karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Şti. ve ... hakkındaki davanın atiye «terk» edilmesi nedeniyle karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
A.Ş.), ... ve Balkaner Holding A.Ş. hakkında açılan davanın «erken açılan» bir dava olduğu gerekçesiyle reddine, davalı ... ... ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5569 E. 2013/5689 K.
Ortak:dolandırıcılık
İncelediğiniz karardaA.Ş.’nin yöneticisi olan Ali Balkaner ve diğerleri hakkında, “off shore hesapları üzerinden banka vasıta kılınmak suretiyle «dolandırıcılık»” suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün Yargıtay 7.
Bank A.Ş. yöneticisi ve çalışanlarının, bankayı vasıta kılarak bankanın mevduat sahiplerini «dolandırdıkları», kesinleşen ceza mahkemesi kararı ile sabit olduğuna ve bu sebeple de davacının müterafık kusurundan bahsedilmesine imkan bulunmadığına göre, davacının «müterafık kusuru» bulunduğundan bahisle kabul edilen alacak miktarından indirim yapılması doğru olmamış, davacı yararına bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaA.Ş.’nin yöneticisi olan Ali Balkaner hakkında, “... hesapları üzerinden banka vasıta kılınmak suretiyle «dolandırıcılık»” suçundan mahkumiyet hükmü kurulmuş ve işbu ceza hükmü Yargıtay 7.
A.Ş. aracılığıyla ... hesabı açtıran 4204 kişiyi, bankayı vasıta kılmak suretiyle «dolandırdıkları» ve bu suretle topladıkları paraların Balkaner Holding bünyesindeki şirketlere ucuz kredi olarak aktarıldığı, ... bankasının paravan bir şirket olarak Ali Balkaner tarafından yakınlarına kurdurulduğu açıklanmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:aciz vesikası · pasif husumet yokluğu · pasif husumet · tüzel kişilik · husumet yokluğu · terkin · vekalet ücreti · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaİle ... hakkındaki davanın atiye «terk» edilmiş bulunması nedeniyle karar «verilmesine yer olmadığına», ... bankasının ayrı bir «tüzel kişiliğe» sahip olması nedeniyle bu banka dışındaki kişilere «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle de diğer davalılar hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, gerek ceza mahkemesindeki belirlemeler ve gerekse de Dairemize intikal eden emsal dosyalardaki «aciz vesikaları» da gözetildiğinde, davacının alacağını davalı ... ... ...
Ltd.’den tahsil edemeyeceğinin anlaşılması karşısında, davalılara «husumet» düşeceğinin kabulü ile ceza mahkemesinin mahkumiyet kararının hukuki sonuçları BK’nun 53. maddesi çerçevesinde gözetilmek suretiyle, BK’nun 41, ...’nun 321/«son» ve 336/5. maddeleri uyarınca, davalıların davacının ileri sürdüğü zarardan sorumlu tutulması gerekip gerekmediği tartışılıp değerlendirilerek, varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmek üzere yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. ...- Davalı ...'nin temyiz itirazlarına gelince, davacı vekili 03/05/2002 tarihli celsede davasını ... yönünden atiye «terk» ettiğini bildirmiş, bu talep davalı vekilince de kabul edilmiştir.
Davacı davasını «terk» etmiş, yani atiye bırakmış ise, HUMK'nın 425. madde hükmünden yararlandırılması gerekir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/8412 E. , 2014/776 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 11/12/2012
NUMARASI 2011/500-2012/285
Taraflar arasında görülen davada Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11/12/2012 tarih ve 2011/500-2012/285 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 17.220 TL'nin altında bulunduğundan 6100 Sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK'nın 3156 sayılı Kanun'la değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonradava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı bankaya 21.07.1999 tarihinde hesap açtırmaya giden müvekkilinin parasının, davalı banka çalışanlarının yanlış yönlendirmeleriyle kağıt üzerinde off-shore bankasına gönderildiğini, müvekkilince bu durumdan davalı bankaya TMSF tarafından el konulması üzerine haberdar olunduğunu, yatırılan paranın off shore hesabında bulunması nedeniyle garanti kapsamında olmadığından müvekkiline ödeme yapılmadığını, müvekkilinin de şikayetçisi olduğu İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nce yapılan yargılamada davalı banka yöneticilerinin bankayı vasıta kılmak suretiyle dolandırıcılık suçundan dolayı yargılanıp ceza aldıklarını, Yargıtay denetiminden geçen bu kararın kesinleştiğini, müvekkilince Kıbrıs’ta Y.
S. O. S. Bankası aleyhine açılan davanın kabul edildiğini ancak anılan banka hakkında yapılan icra takibinin sonuçsuz kalarak banka hakkında aciz vesikası verildiğini ileri sürerek 4.200,00 TL alacağın 21.07.1999 tarihinden 22.12.1999 tarihine kadar % 96 faizi ile, bu tarihten sonra değişen oranlar kısa vadeli kredilere uygulanan avans faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yetkili mahkemenin İstanbul (Şişli) Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, haksız fiil zamanaşımının dolduğunu, müvekkili bankanın TMSF’ye devredildiğini, müvekkilince sadece havale talimatının yerine getirildiğini, davacı tarafın müvekkili banka nezdinde bir mevduatının bulunmadığını, davacının da kusurlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen 29.11.2005 tarihli karar ile davalı bankanın külli halefi olduğu Y. A.Ş.’nin yöneticisi olan Ali Balkaner ve diğerleri hakkında, “off shore hesapları üzerinden banka vasıta kılınmak suretiyle dolandırıcılık” suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin 22.12.2009 gün ve 2352-13144 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği, sözleşmeden kaynaklı alacakların BK’nın 125. maddesi gereği 10 yıllık zamanaşımına tabi olup, 5411 sayılı kanunun 62/1 maddesi hükmü gereği bir mevduat alacaklısının alacağının zamanaşıma uğraması ve böylece bankanın bu mevduata ilişkin borç ve sorumluluğunun kalkması için on yıllık zamanaşımı süresinin sessiz kalarak geçirilmiş olmasının ve Bankalar Kanunu’ndaki özel hükümlerin öngördüğü idari şartların yerine getirilmesinin gerektiği, buna göre bankalarda bulunan mevduat ve alacakların on yıl sonra zamanaşımına uğraması için bankaca gerçekleştirilecek ilan tebligatının zorunlu olduğu, davalılar hakkında ceza yargılamasının 2010 yılında kesinleştiği, ceza zamanaşımı ve BK’nın 125 maddesi hükmü uyarınca uzamış ceza zamanaşımı süresi nedeniyle zamanaşımı itirazının reddedildiği, davalı bankanın külli halefiyet sıfatı ile bu mevduatın geri ödenmesinden sorumlu olduğu, davacı tarafça mevduatının kısmen garanti altında bulunduğu kamu ve özel ulusal bankalar yerine, devlet güvencesi olmayan off shore hesabında değerlendirmenin seçilmesi, BK’nın 44.
maddesinde öngörülen şekilde riskin göze alınması ve oluşacak zarara razı olunarak zararın oluşması ve artmasına yardımcı olunması nedeniyle davacı tarafın %50 oranında müterafık kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 2.100,00 TL'nin 22.07.2009 tarihinden itibaren işleyecek TCMB'nin değişen oranlarda avans faizi ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekili ile fer’i müdahil vekilinin aşağıda (2) numaralı bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, mahkemece fer’i müdahil TMSF'ye devredilen davalı bankanın harçtan muaf olduğu nazara alınmadan hükmün dördüncü bendinde harcın davalı bankadan tahsiline karar verilmesi ve beşinci bendinde de peşin harcın yargılama giderine dahil edilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle davalı ve fer’i müdahil yararına bozulması gerekmiştir.
3- Davacı yönünden yapılan temyiz incelemesinde ise, davalı bankanın selefi olan Y. Bank A.Ş. yöneticisi ve çalışanlarının, bankayı vasıta kılarak bankanın mevduat sahiplerini dolandırdıkları, kesinleşen ceza mahkemesi kararı ile sabit olduğuna ve bu sebeple de davacının müterafık kusurundan bahsedilmesine imkan bulunmadığına göre, davacının müterafık kusuru bulunduğundan bahisle kabul edilen alacak miktarından indirim yapılması doğru olmamış, davacı yararına bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekili ile fer’i müdahil vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekili ile fer’i müdahil vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı ve fer’i müdahil yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 15.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101954300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz