Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/4696 E. 2015/2982 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sabit yatırım bedeli↗ sabit yatırım↗ intifa hakkı↗ hmk 150↗ keşif↗ açılmamış sayılma↗ geçersizlik↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma,toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, asıl ve birleşen davada davacı tarafça davalı ...'dan sadece kalıcı sabit yatırım bedelinin intifa süresinin sona ermesinden sonra kullanılamayan dönemine ilişkin tutarlarının tahsilini istendiği anlaşılmakla, ancak davacının bayisi olarak kullanılmakta olan taşınmaz üzerine davacı tarafça yapılan teknik yatırımların taraflar arasındaki işletme sözleşmesinin gereği olarak, sözleşme süresine bakılmaksızın ve hizmetin yapılması devamı için zorunlu yatırımlar olması sebebiyle davacının sabit yatırım bedeli yönünden iade talebinin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacının davalı şirket yönünden asıl ve birleşen dava olarak davanın takip edilmediği bildirildiğinden asıl ve birleşen davada davalı şirket yönünden HMK 150. madde gereğince ayrı ayrı açılmamış sayılmasına, davacının asıl ve birleşen davada davalı ... hakkındaki davasının asıl ve birleşen dava itibarıyla ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Asıl ve birleşen dava, davacı lehine intifa hakkı tesis edilmiş olan taşınmazda davacı tarafından yapılmış ve davalı yan uhdesine geçmiş sabit yatırımların anlaşmasının geçersiz kalan süresine ilişkin kısmına isabet eden tutarın güncellenmiş değerinin tahsili istemine ilişkindir.
Bu durumda, mahkemece mahallinde yapılacak keşif ile davacı yanca iddia edilen kalıcı yatırımların taşınmaz üzerinde yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise akdin feshinden sonra da davalı yanın aynı kalıcı yatırımları kullanarak ticaretine devam edip etmediği bir başka deyişle anılan kalıcı yatırımların taşınmaza değer katıp katmadığı tespit edilerek, şayet bu yatırımların taşınmaza değer kattığının yani davalı yanın yapılan kalıcı yatırımları kullanarak ticaretine devam ettiğinin saptanması halinde bunun davacı yanca talep edilebileceği gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/7419 E. 2022/8652 K.
Ortak:intifa hakkı · keşif
İncelediğiniz karardaAsıl ve birleşen dava, davacı lehine «intifa hakkı» tesis edilmiş olan taşınmazda davacı tarafından yapılmış ve davalı yan uhdesine geçmiş «sabit yatırımların» anlaşmasının «geçersiz» kalan süresine ilişkin kısmına isabet eden tutarın güncellenmiş değerinin tahsili istemine ilişkindir.
Bu durumda, mahkemece mahallinde yapılacak «keşif» ile davacı yanca iddia edilen kalıcı yatırımların taşınmaz üzerinde yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise akdin feshinden sonra da davalı yanın aynı kalıcı yatırımları kullanarak ticaretine devam edip etmediği bir başka deyişle anılan kalıcı yatırımların taşınmaza değer katıp katmadığı tespit edilerek, şayet bu yatırımların taşınmaza değer kattığının yani davalı yanın yapılan kalıcı yatırımları kullanarak ticaretine devam ettiğinin saptanması halinde bunun davacı yanca talep edilebileceği gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» sonucu yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu kararda… fiilen devam ettiğine ilişkin somut bir tespite yer verilmediği gibi davacı tarafından da davalı şirketin sözleşmenin feshinden sonra ticaretine fiilen devam ettiği «kesin» olarak ispatlanamadığı, davalı tarafından sunulan kayıtlardan da davalı şirketin fiilen her hangi bir satış yapmadığı, dava dışı Gön-Pet şirketinin ise ilk olarak 2019 yılında bayilik lisansı aldığı gözetildiğinde davalı şirketin davacı şirket ile sözleşmesinin feshinden sonra fiilen ticari faaliyetine devam etmediği kanaati oluştuğu, bozma ilamında akdin feshinden sonra da davalı yanın aynı yatırımları kullanarak ticaretine devam edip etmediği" hususuna yer verildiği, öncelikle davalının yatırımlarına devam edip etmediğinin tespiti gerektiğine işaret edildiği, benzer konuda verilen Yargıtay kararında açıkça kalıcı yatırımların sözleşmenin feshinden sonra ticarete devam edilmesi halinde istenebileceğinin karara bağlandığı, Rekabet Kurumu'nun 2002/2 sayılı Tebliği uyarınca davalı şirketin sözleşmenin «fesih» edildiği 18.09.2010 tarihinden sonra ticaretine devam etmediği sonucuna ulaşıldığından, davacının kalıcı yatırım bedelini ve diğer bedelleri talep edemeyeceğinin kabul edildiği, dava konusu «intifa hakkının» dava tarihi itibariyle «terkin» edilmediğinin dosyada mevcut tapu kayıtlarından anlaşıldığı, intifa hakkı terkin edilmeden bakiye intifa bedeli yönünden dava açılamayacağı gözetilerek bu talep yö …
Dairemizin 02.06.2015 tarihli 2014/17471 Esas-2015/8137 Karar sayılı ve 21.10.2019 tarih 2018/2185 Esas 2019/4849 Karar sayılı ilamlarında mahkemece mahallinde «keşif» yapılarak davacı tarafından iddia edilen kalıcı yatırımların taşınmaz üzerinde yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise akdin feshinden sonra da davalı yanın aynı yatırım …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bozma sonrası karar · bayilik sözleşmesi · fesih · terkin · kesin hüküm
Benzer bu kararda… fiilen devam ettiğine ilişkin somut bir tespite yer verilmediği gibi davacı tarafından da davalı şirketin sözleşmenin feshinden sonra ticaretine fiilen devam ettiği «kesin» olarak ispatlanamadığı, davalı tarafından sunulan kayıtlardan da davalı şirketin fiilen her hangi bir satış yapmadığı, dava dışı Gön-Pet şirketinin ise ilk olarak 2019 yılında bayilik lisansı aldığı gözetildiğinde davalı şirketin davacı şirket ile sözleşmesinin feshinden sonra fiilen ticari faaliyetine devam etmediği kanaati oluştuğu, bozma ilamında akdin feshinden sonra da davalı yanın aynı yatırımları kullanarak ticaretine devam edip etmediği" hususuna yer verildiği, öncelikle davalının yatırımlarına devam edip etmediğinin tespiti gerektiğine işaret edildiği, benzer konuda verilen Yargıtay kararında açıkça kalıcı yatırımların sözleşmenin feshinden sonra ticarete devam edilmesi halinde istenebileceğinin karara bağlandığı, Rekabet Kurumu'nun 2002/2 sayılı Tebliği uyarınca davalı şirketin sözleşmenin «fesih» edildiği 18.09.2010 tarihinden sonra ticaretine devam etmediği sonucuna ulaşıldığından, davacının kalıcı yatırım bedelini ve diğer bedelleri talep edemeyeceğinin kabul edildiği, dava konusu «intifa hakkının» dava tarihi itibariyle «terkin» edilmediğinin dosyada mevcut tapu kayıtlarından anlaşıldığı, intifa hakkı terkin edilmeden bakiye intifa bedeli yönünden dava açılamayacağı gözetilerek bu talep yö …
Dava, «bayilik sözleşmesinden» kaynaklanan kalıcı yatırım bedellerinin tahsili talebine ilişkindir.
Bozma ilamları ve «bozma sonrası» alınan bilirkişi raporlarında davalının fiilen ticaretine devam ettiği ve kalıcı yatırımların taşınmaza değer kattığı sabittir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4907 E. 2021/1346 K.
Ortak:intifa hakkı · keşif
İncelediğiniz karardaAsıl ve birleşen dava, davacı lehine «intifa hakkı» tesis edilmiş olan taşınmazda davacı tarafından yapılmış ve davalı yan uhdesine geçmiş «sabit yatırımların» anlaşmasının «geçersiz» kalan süresine ilişkin kısmına isabet eden tutarın güncellenmiş değerinin tahsili istemine ilişkindir.
Bu durumda, mahkemece mahallinde yapılacak «keşif» ile davacı yanca iddia edilen kalıcı yatırımların taşınmaz üzerinde yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise akdin feshinden sonra da davalı yanın aynı kalıcı yatırımları kullanarak ticaretine devam edip etmediği bir başka deyişle anılan kalıcı yatırımların taşınmaza değer katıp katmadığı tespit edilerek, şayet bu yatırımların taşınmaza değer kattığının yani davalı yanın yapılan kalıcı yatırımları kullanarak ticaretine devam ettiğinin saptanması halinde bunun davacı yanca talep edilebileceği gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» sonucu yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında 15 yıllık «bayilik sözleşmesi» ile intifa sözleşmesi bulunduğu, sözleşmelerin Rekabet Kurulu kararı uyarınca davacının «ihtarı» ile 18.09.2010 tarihinde sonlandırıldığı, davacının sözleşmenin 15 yıl süre ile ayakta kalacağı düşüncesiyle istasyon saha betonu için 48.131,40 TL'lik yatırım yaptığı, ancak sözleşmenin 15 yıl dolmadan önce sona ermesi nedeniyle davalıların davacı aleyhine «sebepsiz zenginleştiği», böylece davacının kalan süreye yönelik «fatura» miktarını bayilik sözleşmesinin ve «intifa hakkının» süresinden önce sona ermesinden faydalananlardan talep edebileceği kalan süreye isabet eden miktarın 21.085,84 +KDV olduğu, davacının sözleşmenin yapıldığı tarihten itibaren faydalandığı ve ticari faaliyette bulunduğu gözetildiğinde güncellenmiş değere yönelik talebinin «hakkaniyete» aykırı olacağından yerinde olmadığı, davalı ...'nun sözleşmede imzası bulunmadığından sözleşme kapsamında yapılan bir ödemeden sorumluluğunun bulunmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulü ile 21.085,84 TL'nin % 18 KDV'si ile birlikte sözleşmenin sona erdiği 18.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılar Özgür Petrol Ltd.
Mahkemece, mahallinde yapılacak «keşif» ile davacı tarafından yaptırılan saha betonunun kalıcı yatırım niteliğinde kabul edilip edilmeyeceği, akdin feshinden sonra da davalıların aynı kalıcı yatırımı kullanarak ticaretine devam edip etmediği, bir başka deyişle anılan kalıcı yatırımın taşınmaza değer katıp katmadığı tespit edilerek, şayet bu yatırımın taşınmaza değer kattığının yani davalıların yapılan kalıcı yatırımı kullanarak ticaretine devam ettiğinin saptanması halinde bunun davacı tarafından talep edilebileceği gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken «kıstelyevm» uygulaması sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kıstelyevm · bayilik sözleşmesi · hakkaniyet · sebepsiz zenginleşme · ihtar · fatura · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında 15 yıllık «bayilik sözleşmesi» ile intifa sözleşmesi bulunduğu, sözleşmelerin Rekabet Kurulu kararı uyarınca davacının «ihtarı» ile 18.09.2010 tarihinde sonlandırıldığı, davacının sözleşmenin 15 yıl süre ile ayakta kalacağı düşüncesiyle istasyon saha betonu için 48.131,40 TL'lik yatırım yaptığı, ancak sözleşmenin 15 yıl dolmadan önce sona ermesi nedeniyle davalıların davacı aleyhine «sebepsiz zenginleştiği», böylece davacının kalan süreye yönelik «fatura» miktarını bayilik sözleşmesinin ve «intifa hakkının» süresinden önce sona ermesinden faydalananlardan talep edebileceği kalan süreye isabet eden miktarın 21.085,84 +KDV olduğu, davacının sözleşmenin yapıldığı tarihten itibaren faydalandığı ve ticari faaliyette bulunduğu gözetildiğinde güncellenmiş değere yönelik talebinin «hakkaniyete» aykırı olacağından yerinde olmadığı, davalı ...'nun sözleşmede imzası bulunmadığından sözleşme kapsamında yapılan bir ödemeden sorumluluğunun bulunmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulü ile 21.085,84 TL'nin % 18 KDV'si ile birlikte sözleşmenin sona erdiği 18.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılar Özgür Petrol Ltd.
Mahkemece, mahallinde yapılacak «keşif» ile davacı tarafından yaptırılan saha betonunun kalıcı yatırım niteliğinde kabul edilip edilmeyeceği, akdin feshinden sonra da davalıların aynı kalıcı yatırımı kullanarak ticaretine devam edip etmediği, bir başka deyişle anılan kalıcı yatırımın taşınmaza değer katıp katmadığı tespit edilerek, şayet bu yatırımın taşınmaza değer kattığının yani davalıların yapılan kalıcı yatırımı kullanarak ticaretine devam ettiğinin saptanması halinde bunun davacı tarafından talep edilebileceği gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken «kıstelyevm» uygulaması sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış hükmün bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3398 E. 2020/5461 K.
Ortak:sabit yatırım bedeli · sabit yatırım · keşif · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma,toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, asıl ve birleşen davada davacı tarafça davalı ...'dan sadece kalıcı «sabit yatırım bedelinin» intifa süresinin sona ermesinden sonra kullanılamayan dönemine ilişkin tutarlarının tahsilini istendiği anlaşılmakla, ancak davacının bayisi olarak kullanılmakta olan taşınmaz üzerine davacı tarafça yapılan teknik yatırımların taraflar arasındaki işletme sözleşmesinin gereği olarak, sözleşme süresine bakılmaksızın ve hizmetin yapılması devamı için zorunlu yatırımlar olması sebebiyle davacının sabit yatırım bedeli yönünden iade talebinin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacının davalı şirket yönünden asıl ve birleşen dava olarak davanın takip edilmediği bildirildiğinden asıl ve birleşen davada davalı şirket yönünden HMK 150. madde gereğince ayrı ayrı «açılmamış sayılmasına», davacının asıl ve birleşen davada davalı ... hakkındaki davasının asıl ve birleşen dava itibarıyla ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece mahallinde yapılacak «keşif» ile davacı yanca iddia edilen kalıcı yatırımların taşınmaz üzerinde yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise akdin feshinden sonra da davalı yanın aynı kalıcı yatırımları kullanarak ticaretine devam edip etmediği bir başka deyişle anılan kalıcı yatırımların taşınmaza değer katıp katmadığı tespit edilerek, şayet bu yatırımların taşınmaza değer kattığının yani davalı yanın yapılan kalıcı yatırımları kullanarak ticaretine devam ettiğinin saptanması halinde bunun davacı yanca talep edilebileceği gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» sonucu yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Asıl ve birleşen dava, davacı lehine «intifa hakkı» tesis edilmiş olan taşınmazda davacı tarafından yapılmış ve davalı yan uhdesine geçmiş «sabit yatırımların» anlaşmasının «geçersiz» kalan süresine ilişkin kısmına isabet eden tutarın güncellenmiş değerinin tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… resi’nin 2013/2027 esas ve 2013/6269 karar sayılı ve 08.04.2013 tarihli ilamı ile " Davacı Rekabet Kurulu'nun 2002/2 sayılı tebliği uyarınca davalı ile aralarındaki «bayilik sözleşmesinin» sona erdiğini belirterek, davalıya verilen «sabit yatırım bedellerinin» davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, sözleşmenin davacı tarafça 18.09.2010 tarihinde sona erdirildiği, bu nedenle «sabit yatırım bedellerini» isteyemeyeceği kabul edilmiş, davanın reddine karar verilmiştir.Yanlar arasındaki «bayilik sözleşmesinin» 30/b maddesinde ''tarafların ihtiyari dışındaki sebeplerle ticaretin devamına mani herhangi bir halin zuhur etmesi durumunda sözleşmenin «fesih» hali'' düzenlenmiş, 31 maddede ise feshin sonuçları konusunda düzenleme getirilmiştir.
Mahkemece Dairemiz bozma kararında belirtildiği şekilde mahallinde yapılacak «keşif» ve «bilirkişi incelemesi» ile davacı yanca iddia edilen kalıcı yatırımların taşımaz üzerinde yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise akdin feshinden sonra da davalı yanın, aynı kalıcı yatırımları kullanarak ticaretine devam edip etmediği, bir başka deyişle anılan kalıcı yatırımların taşınmaza değer katıp katmadığı tespit edilerek, şayet bu yatırımların taşınmaza değer kattığının, yani davalı yanın yapılan kalıcı yatırımları kullanarak ticaretine devam ettiğinin saptanması halinde, bunun davacı yanca talep edilebileceği gözetilip varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, mahkeme kararının bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.’’gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bayilik sözleşmesi · fesih · bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaMahkemece, sözleşmenin davacı tarafça 18.09.2010 tarihinde sona erdirildiği, bu nedenle «sabit yatırım bedellerini» isteyemeyeceği kabul edilmiş, davanın reddine karar verilmiştir.Yanlar arasındaki «bayilik sözleşmesinin» 30/b maddesinde ''tarafların ihtiyari dışındaki sebeplerle ticaretin devamına mani herhangi bir halin zuhur etmesi durumunda sözleşmenin «fesih» hali'' düzenlenmiş, 31 maddede ise feshin sonuçları konusunda düzenleme getirilmiştir.
… resi’nin 2013/2027 esas ve 2013/6269 karar sayılı ve 08.04.2013 tarihli ilamı ile " Davacı Rekabet Kurulu'nun 2002/2 sayılı tebliği uyarınca davalı ile aralarındaki «bayilik sözleşmesinin» sona erdiğini belirterek, davalıya verilen «sabit yatırım bedellerinin» davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Yanlar arasındaki 01.12.2004 tarihli «bayilik sözleşmesinin» Rekabet Kurulu'nun 2002/2 sayılı tebliği uyarınca davacı tarafından sona erdirildiği mahkemenin kabulündedir.
Mahkemece Dairemiz bozma kararında belirtildiği şekilde mahallinde yapılacak «keşif» ve «bilirkişi incelemesi» ile davacı yanca iddia edilen kalıcı yatırımların taşımaz üzerinde yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise akdin feshinden sonra da davalı yanın, aynı kalıcı yatırımları kullanarak ticaretine devam edip etmediği, bir başka deyişle anılan kalıcı yatırımların taşınmaza değer katıp katmadığı tespit edilerek, şayet bu yatırımların taşınmaza değer kattığının, yani davalı yanın yapılan kalıcı yatırımları kullanarak ticaretine devam ettiğinin saptanması halinde, bunun davacı yanca talep edilebileceği gözetilip varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, mahkeme kararının bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.’’gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
4 benzer karar daha
-
Kalıcı yatırım bedeli, sözleşmenin tarafı ve bedelin muhatabı olan kişiye yöneltilmelidir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3030 E. 2021/4436 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sebepsiz zenginleşme
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu «intifa hakkının» terkinine ilişkin 25.03.2014 tarihli tescil istem belgesinde davacı şirket «temsilcisinin» intifa hakkının «terkini» ile ilgili olarak "yukarıda özellikleri belirtilen taşınmaz üzerindeki «lehtarı» olduğunuz intifa hakkının tamamından 1.000-TL bedeli aldığımızdan çıplak mülkiyet malikleri lehine terkini talep ederim" ibaresinin yer aldığı, bilirkişi raporunda kalan süreye ilişkin olarak 40.316,67TL tutarın iadesinin gerektiği belirtilmiş ise de davacı şirket yetkilisinin resmi merci önündeki açık beyanı dikkate alınarak intifa hakkına ilişkin tutar yönünden talebin yerinde olmadığı, davaya konu taşınmaz üzerinde yapılan «sabit yatırımların» mahallinde yapılan «keşif» ile belirlenen «rayiç değerinin» 82.010,00 TL olduğunun tespit edildiği, bu tutarın sözleşmenin sona ermesiyle «sebepsiz zenginleşme» oluşturduğundan iadesi gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 82.010,00 TL'nin 25.07.2013 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya yönelik isteğin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4032 E. 2023/6204 K.
Ortak:sabit yatırım bedeli · sabit yatırım · intifa hakkı · geçersizlik
İncelediğiniz karardaAsıl ve birleşen dava, davacı lehine «intifa hakkı» tesis edilmiş olan taşınmazda davacı tarafından yapılmış ve davalı yan uhdesine geçmiş «sabit yatırımların» anlaşmasının «geçersiz» kalan süresine ilişkin kısmına isabet eden tutarın güncellenmiş değerinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma,toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, asıl ve birleşen davada davacı tarafça davalı ...'dan sadece kalıcı «sabit yatırım bedelinin» intifa süresinin sona ermesinden sonra kullanılamayan dönemine ilişkin tutarlarının tahsilini istendiği anlaşılmakla, ancak davacının bayisi olarak kullanılmakta olan taşınmaz üzerine davacı tarafça yapılan teknik yatırımların taraflar arasındaki işletme sözleşmesinin gereği olarak, sözleşme süresine bakılmaksızın ve hizmetin yapılması devamı için zorunlu yatırımlar olması sebebiyle davacının sabit yatırım bedeli yönünden iade talebinin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacının davalı şirket yönünden asıl ve birleşen dava olarak davanın takip edilmediği bildirildiğinden asıl ve birleşen davada davalı şirket yönünden HMK 150. madde gereğince ayrı ayrı «açılmamış sayılmasına», davacının asıl ve birleşen davada davalı ... hakkındaki davasının asıl ve birleşen dava itibarıyla ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, taraflar arasındaki bayilik ve intifa sözleşmesinin Rekabet Kurulu kararı nedeniyle sona ermesinden dolayı bakiye süreye isabet eden «sabit yatırım bedelinin» davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4195 E. 2023/451 K.
Ortak:sabit yatırım bedeli · sabit yatırım · intifa hakkı · geçersizlik
İncelediğiniz karardaAsıl ve birleşen dava, davacı lehine «intifa hakkı» tesis edilmiş olan taşınmazda davacı tarafından yapılmış ve davalı yan uhdesine geçmiş «sabit yatırımların» anlaşmasının «geçersiz» kalan süresine ilişkin kısmına isabet eden tutarın güncellenmiş değerinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma,toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, asıl ve birleşen davada davacı tarafça davalı ...'dan sadece kalıcı «sabit yatırım bedelinin» intifa süresinin sona ermesinden sonra kullanılamayan dönemine ilişkin tutarlarının tahsilini istendiği anlaşılmakla, ancak davacının bayisi olarak kullanılmakta olan taşınmaz üzerine davacı tarafça yapılan teknik yatırımların taraflar arasındaki işletme sözleşmesinin gereği olarak, sözleşme süresine bakılmaksızın ve hizmetin yapılması devamı için zorunlu yatırımlar olması sebebiyle davacının sabit yatırım bedeli yönünden iade talebinin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacının davalı şirket yönünden asıl ve birleşen dava olarak davanın takip edilmediği bildirildiğinden asıl ve birleşen davada davalı şirket yönünden HMK 150. madde gereğince ayrı ayrı «açılmamış sayılmasına», davacının asıl ve birleşen davada davalı ... hakkındaki davasının asıl ve birleşen dava itibarıyla ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3328 E. 2023/5546 K.
Ortak:sabit yatırım · intifa hakkı · keşif · geçersizlik
İncelediğiniz karardaAsıl ve birleşen dava, davacı lehine «intifa hakkı» tesis edilmiş olan taşınmazda davacı tarafından yapılmış ve davalı yan uhdesine geçmiş «sabit yatırımların» anlaşmasının «geçersiz» kalan süresine ilişkin kısmına isabet eden tutarın güncellenmiş değerinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma,toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, asıl ve birleşen davada davacı tarafça davalı ...'dan sadece kalıcı «sabit yatırım bedelinin» intifa süresinin sona ermesinden sonra kullanılamayan dönemine ilişkin tutarlarının tahsilini istendiği anlaşılmakla, ancak davacının bayisi olarak kullanılmakta olan taşınmaz üzerine davacı tarafça yapılan teknik yatırımların taraflar arasındaki işletme sözleşmesinin gereği olarak, sözleşme süresine bakılmaksızın ve hizmetin yapılması devamı için zorunlu yatırımlar olması sebebiyle davacının sabit yatırım bedeli yönünden iade talebinin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacının davalı şirket yönünden asıl ve birleşen dava olarak davanın takip edilmediği bildirildiğinden asıl ve birleşen davada davalı şirket yönünden HMK 150. madde gereğince ayrı ayrı «açılmamış sayılmasına», davacının asıl ve birleşen davada davalı ... hakkındaki davasının asıl ve birleşen dava itibarıyla ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece mahallinde yapılacak «keşif» ile davacı yanca iddia edilen kalıcı yatırımların taşınmaz üzerinde yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise akdin feshinden sonra da davalı yanın aynı kalıcı yatırımları kullanarak ticaretine devam edip etmediği bir başka deyişle anılan kalıcı yatırımların taşınmaza değer katıp katmadığı tespit edilerek, şayet bu yatırımların taşınmaza değer kattığının yani davalı yanın yapılan kalıcı yatırımları kullanarak ticaretine devam ettiğinin saptanması halinde bunun davacı yanca talep edilebileceği gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» sonucu yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 27.11.2017 tarih, 2014/1089 E. ve 2017/1316 K. sayılı kararıyla davaya konu «intifa hakkının» terkinine ilişkin 25.03.2014 tarihli tescil istem belgesinde davacı şirket «temsilcisinin» intifa hakkının «terkini» ile ilgili olarak "yukarıda özellikleri belirtilen taşınmaz üzerindeki «lehtarı» olduğunuz intifa hakkının tamamından 1.000,00 TL bedeli aldığımızdan çıplak mülkiyet malikleri lehine terkini talep ederim" ibaresinin yer aldığı, bilirkişi raporunda kalan süreye ilişkin olarak 40.316,67 TL tutarın iadesinin gerektiği belirtilmiş ise de davacı şirket yetkilisinin resmi merci önündeki açık beyanı dikkate alınarak intifa hakkına ilişkin tutar yönünden talebin yerinde olmadığı, davaya konu taşınmaz üzerinde yapılan «sabit yatırımların» mahallinde yapılan «keşif» ile belirlenen «rayiç değerinin» 82.010,00 TL olduğunun tespit edildiği, bu tutarın sözleşmenin sona ermesiyle «sebepsiz zenginleşme» oluşturduğundan iadesi gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 82.010,00 TL'nin 25.07.2013 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya yönelik isteğin reddine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 16.05.2019 tarih, 2018/479 E. ve 2019/691 K. sayılı kararıyla 25.03.2014 tarihli tescil istem belgesinde «intifa hakkının» «terkini» ile ilgili olarak "yukarıda özellikleri belirtilen taşınmaz üzerindeki «lehtarı» olduğunuz intifa hakkının tamamından 1.000-TL bedeli aldığımızdan çıplak mülkiyet malikleri lehine terkini talep ederim" denildiğinden intifa bedeline yönelik talebin reddedilmesinin yerinde olduğu, «sabit yatırımların» davalıya ait taşınmaz üzerine davacı tarafından yaptırılmış olması nedeniyle ve keşfen yapılan inceleme ile davalının bu yatırımları kullanarak ticarete devam ettiği dolayısıyla bu yatırımların taşınmaza değer kattığının bu nedenle bakiye süreye isabet eden kalıcı yatırım bedelinin davalıdan talep edilebileceği, «sözleşmenin feshi» tarihinde davalının elinde kalan bedele hükmedilmesinde ve davalının kötü niyetli zenginleşen olmaması nedeniyle «temerrüt faizi» talebi için «ihtar» gerekmekte ise de davalının cevap dilekçesinde sözleşmenin feshi tarihinden itibaren faize hükmedilmesini kabul etmesi ve mahkemece bu hususun gözetilmesi karşısın …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya ait taşınmaz üzerinde davacı lehine tesis edilen «intifa hakkının» Rekabet Kurulu kararı nedeniyle süresinden önce sona erdiğini, intifa hakkının süre bitimine kadar süreceği inancı ile davalıya ödenen intifa bedeli ile kalıcı yatırım bedelinin kullanılmayan süreye ilişkin miktarının güncellenmiş değerinin iadesi gerektiğini ileri sürerek 39.727,00 TL intifa hakkı bedeli, 121.304,00 TL kalıcı yatırımlar bedeli toplamı olan 161.031,00 TL'nin Rekabet Kurulu kararının yayınlandığı 12.03.2009 tarihinden itibaren ticari «temerrüt» faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:rayiç değer · sözleşmenin feshi · lehtar · bayilik sözleşmesi · pasif husumet yokluğu · kazanılmış hak · pasif husumet · fesih
Benzer bu karardaCEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; «bayilik sözleşmesinin» 13.03.2008 tarihinde imzalandığını ve 13.03.2013 tarihi itibariyle «geçersiz» hale geldiğini, davacının taleplerinin haksız olduğunu, davacının bahsettiği yatırımların sözleşmenin süresine bakılmaksızın yapılması gereken yatırımlar olduğunu, talep edilen bedelin ve faizin fahiş olduğunu, mahkemece bedel iadesine karar verilecek ise de sözleşmenin «fesih» tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 27.11.2017 tarih, 2014/1089 E. ve 2017/1316 K. sayılı kararıyla davaya konu «intifa hakkının» terkinine ilişkin 25.03.2014 tarihli tescil istem belgesinde davacı şirket «temsilcisinin» intifa hakkının «terkini» ile ilgili olarak "yukarıda özellikleri belirtilen taşınmaz üzerindeki «lehtarı» olduğunuz intifa hakkının tamamından 1.000,00 TL bedeli aldığımızdan çıplak mülkiyet malikleri lehine terkini talep ederim" ibaresinin yer aldığı, bilirkişi raporunda kalan süreye ilişkin olarak 40.316,67 TL tutarın iadesinin gerektiği belirtilmiş ise de davacı şirket yetkilisinin resmi merci önündeki açık beyanı dikkate alınarak intifa hakkına ilişkin tutar yönünden talebin yerinde olmadığı, davaya konu taşınmaz üzerinde yapılan «sabit yatırımların» mahallinde yapılan «keşif» ile belirlenen «rayiç değerinin» 82.010,00 TL olduğunun tespit edildiği, bu tutarın sözleşmenin sona ermesiyle «sebepsiz zenginleşme» oluşturduğundan iadesi gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 82.010,00 TL'nin 25.07.2013 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya yönelik isteğin reddine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 16.05.2019 tarih, 2018/479 E. ve 2019/691 K. sayılı kararıyla 25.03.2014 tarihli tescil istem belgesinde «intifa hakkının» «terkini» ile ilgili olarak "yukarıda özellikleri belirtilen taşınmaz üzerindeki «lehtarı» olduğunuz intifa hakkının tamamından 1.000-TL bedeli aldığımızdan çıplak mülkiyet malikleri lehine terkini talep ederim" denildiğinden intifa bedeline yönelik talebin reddedilmesinin yerinde olduğu, «sabit yatırımların» davalıya ait taşınmaz üzerine davacı tarafından yaptırılmış olması nedeniyle ve keşfen yapılan inceleme ile davalının bu yatırımları kullanarak ticarete devam ettiği dolayısıyla bu yatırımların taşınmaza değer kattığının bu nedenle bakiye süreye isabet eden kalıcı yatırım bedelinin davalıdan talep edilebileceği, «sözleşmenin feshi» tarihinde davalının elinde kalan bedele hükmedilmesinde ve davalının kötü niyetli zenginleşen olmaması nedeniyle «temerrüt faizi» talebi için «ihtar» gerekmekte ise de davalının cevap dilekçesinde sözleşmenin feshi tarihinden itibaren faize hükmedilmesini kabul etmesi ve mahkemece bu hususun gözetilmesi karşısın …
Şti.'ye yöneltilmesi gerektiği, bu nedenle davalı hakkındaki kalıcı yatırım bedeli isteğine ilişkin davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kısmen kabul kararı verilmesinin ve bu husustaki istinaf isteğinin reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/4696 E. , 2015/2982 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17/12/2013 tarih ve 2011/261-2013/366 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 03/03/2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı OMV ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı arasında rekabet hukuku anlamındaki dikey anlaşma, rekabet kurumu'nun tebliğ ve kararları doğrultusunda, öngörülen zamandan önce, 18.09.2010 tarihi itibariyle 2002/2 sayılı tebliğ ile öngörülen grup muafiyetinin dışında kalarak sonlandığını, müvekkili şirketin peşinen ve sözleşme süresi öngörülerek yapmış olduğu ödemelerin müvekkili şirketin yararlanamayacağı süreye karşılık gelen kısmının (anapara), davalının bu bedelleri iktisap tarihlerinden itibaren avans faizi ve KDV'si ile birlikte müvekkili şirkete iadesi gerektiğini, ayrıca söz konusu bedelin (anaparanın) dava tarihine kadar davalı yedinde kaldığı sürede bu iktisap sayesinde davalıların elde ettiği tüm semerelerin (kazançların, faizlerin, kaim değerlerin) ve müvekkili şirketin bu bedelden yoksun kalması sebebiyle uğradığı ekonomik kayıpların ederinin de dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ve KDV'si ile birlikte davalılarca müvekkili şirkete ödenmesi gerektiğini, yine davalılardan ...'ın davalı ...'nin doğmuş ve doğacak tüm borçlarını 200.000 TL'ye kadar ödemeyi taahhüt ettiğini, davalının faaliyet gösterdiği akaryakıt istasyonunda müvekkili şirketin bayisi iken, aradaki sözleşmeler ve bunlara bağlı protokoller gereğince, aradaki dikey anlaşmanın intifa süresi sonuna kadar devam edeceğine inanılarak istasyon zemin betonu, istasyon bina inşaatı ve bunlarla sınırlı olmamak üzere benzeri ayrılmaz parça niteliğinde yapıların inşaat giderleri müvekkili şirketçe karşılandığını, ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla taraflar arasındaki dikey anlaşmanın, tesis edildiği tarihte öngörülen süresinden daha erken bir tarihte sonlanması nedeniyle, istasyon zemin betonu, istasyon bina inşaatı ve bunlarla sınırlı olmamak üzere benzeri ayrılmaz parça (mütemmim cüz) niteliğinde yapıların ödeme kalemlerinden geçersiz kalan bakiye süreye isabet eden kısmının dava tarihi itibariyle Tüfe ile uyarlanıp amortisman uygulanarak güncellenmiş 25.367,12 TL'nin, iktisap tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ve KDV'si ile birlikte davalılar ...
(taahhütname gereği) ile ....'den müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
İşbu dava ile birleşen İstanbul 30. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/391 esas sayılı dosyada davacı vekili, davalı tarafından işletilen akaryakıt istasyonuna yapmış olduğu sabit yatırım bedelinin geçersiz ve müvekkili şirket tarafından kullanılamayacak intifa süresine karşılık gelen kısmının 18.09.2010 tarihi itibariyle güncelleştirilmiş değeri olan 16.377,77 TL'nin, 18.09.2010 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ve faizin KDVsi ile birlikte davalı ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, ... istasyonlu bayilik sözleşmesinin 02.08.2006 tarihi itibari ile imzalandığını, 5 yıl süreli sözleşme taraflarının idari bir kararla istasyondan tahliyesi nedeniyle sona erdiğini, sözleşmenin feshinde kusurlarının bulunmadığını, ... İlçesi ... Mahallesi, ... ada, ... parselde kain benzin istasyonu olarak kullanılan ofis binasında 1950 yıllardan beri kiracı iken kadastro çalışmaları ile konu taşınmazın ... taşınmazı olmaktan çıkarılarak hazine arazisi olarak tescil edildiğini, 13.01.1993 tarihli Hıfzıssıhha Kurulu kararı ile benzinliklerin yerleşim yerlerine yakınlığı nedeniyle tehlike arz ettiği, deniz kirliliğine neden olduğu, ilgili yere Atatürk anıtı yapılması ile ilgili proje uygulanacağı gerekçeleri ile benzinliklerin nakledilmesine karar verildiğini, işleme karşı açılan iptal davasının ret ile sonuçlandığını, 02.08.2010 tarihli ....
Belediye Başkanlığının işlemi ile .... Kaymakamlığınca taşınmazın tahliye edilmesine karar verildiğini, ... İdare mahkemesinde konu ile ilgili davanın devam ettiğini, ... İdare Mahkemesinin ret kararının temyiz aşamasında olduğunu, yürütmeyi durdurma kararı verilmediği için 24.09.2010 tarihinde idari işlem uygulanarak benzinlik olarak kullanılan taşınmazın yetkili makamlarca tahliye edildiğini, ilgili evrakların davacı tarafa sunularak oluşan mücbir sebep nedeniyle sözleşme fesh edildiğini, davacı tarafından teslim edilmiş olan tüm malzeme ve teçhizatın sağlam vaziyette şirket yetkililerine teslim edildiğini, imza karşılığı teslimatın gerçekleştirildiğini, istasyon binasının tapu da ... adına şerhli olup ...ne ait olduğunu, sözleşmenin feshi neticesindeki edimler karşılıklı olarak böylece yerine getirilmiş olup sabit bir yatırımda mevcut olmadığından zarar ve ziyanın olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma,toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, asıl ve birleşen davada davacı tarafça davalı ...'dan sadece kalıcı sabit yatırım bedelinin intifa süresinin sona ermesinden sonra kullanılamayan dönemine ilişkin tutarlarının tahsilini istendiği anlaşılmakla, ancak davacının bayisi olarak kullanılmakta olan taşınmaz üzerine davacı tarafça yapılan teknik yatırımların taraflar arasındaki işletme sözleşmesinin gereği olarak, sözleşme süresine bakılmaksızın ve hizmetin yapılması devamı için zorunlu yatırımlar olması sebebiyle davacının sabit yatırım bedeli yönünden iade talebinin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacının davalı şirket yönünden asıl ve birleşen dava olarak davanın takip edilmediği bildirildiğinden asıl ve birleşen davada davalı şirket yönünden HMK 150.
madde gereğince ayrı ayrı açılmamış sayılmasına, davacının asıl ve birleşen davada davalı ... hakkındaki davasının asıl ve birleşen dava itibarıyla ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Asıl ve birleşen dava, davacı lehine intifa hakkı tesis edilmiş olan taşınmazda davacı tarafından yapılmış ve davalı yan uhdesine geçmiş sabit yatırımların anlaşmasının geçersiz kalan süresine ilişkin kısmına isabet eden tutarın güncellenmiş değerinin tahsili istemine ilişkindir.
Bu durumda, mahkemece mahallinde yapılacak keşif ile davacı yanca iddia edilen kalıcı yatırımların taşınmaz üzerinde yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise akdin feshinden sonra da davalı yanın aynı kalıcı yatırımları kullanarak ticaretine devam edip etmediği bir başka deyişle anılan kalıcı yatırımların taşınmaza değer katıp katmadığı tespit edilerek, şayet bu yatırımların taşınmaza değer kattığının yani davalı yanın yapılan kalıcı yatırımları kullanarak ticaretine devam ettiğinin saptanması halinde bunun davacı yanca talep edilebileceği gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açkılanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, Takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin asıl ve birleşen davada davalılardan alınarak asıl ve birleşen davada davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/167619800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz