Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/3398 E. 2020/5461 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sabit yatırım bedeli↗ sabit yatırım↗ rekabet kurulu kararı↗ keşif↗ bayilik sözleşmesi↗ fesih↗ bilirkişi incelemesi↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece toplanan delillere göre; davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 19.Hukuk Dairesi’nin 2013/2027 esas ve 2013/6269 karar sayılı ve 08.04.2013 tarihli ilamı ile " Davacı Rekabet Kurulu'nun 2002/2 sayılı tebliği uyarınca davalı ile aralarındaki bayilik sözleşmesinin sona erdiğini belirterek, davalıya verilen sabit yatırım bedellerinin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, sözleşmenin davacı tarafça 18.09.2010 tarihinde sona erdirildiği, bu nedenle sabit yatırım bedellerini isteyemeyeceği kabul edilmiş, davanın reddine karar verilmiştir.Yanlar arasındaki bayilik sözleşmesinin 30/b maddesinde ''tarafların ihtiyari dışındaki sebeplerle ticaretin devamına mani herhangi bir halin zuhur etmesi durumunda sözleşmenin fesih hali'' düzenlenmiş, 31 maddede ise feshin sonuçları konusunda düzenleme getirilmiştir. Yanlar arasındaki 01.12.2004 tarihli bayilik sözleşmesinin Rekabet Kurulu'nun 2002/2 sayılı tebliği uyarınca davacı tarafından sona erdirildiği mahkemenin kabulündedir. Sözleşmenin 30 ve 31. maddeleri birlikte değerlendirilerek, bilirkişi görüşü de alındıktan sonra, davacı alacağının bulunup bulunmadığı konusunda karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.’’gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 19.Hukuk Dairesi’nin2015/9227 esas ve 2016/1013 karar sayılı ve 27.01.2016 tarihli ilamı ile "Mahkemece, Dairemiz 08.04.2013 tarih, 2013/2027 Esas ve 2013/6269 Karar sayılı bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ise de, alınan bilirkişi raporu sadece sözleşmenin yorumlanması suretiyle dosya üzerinden incelemeye dayanmaktadır. Bozma kararı gereği yerine getirilmemiştir. Mahkemece Dairemiz bozma kararında belirtildiği şekilde mahallinde yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi ile davacı yanca iddia edilen kalıcı yatırımların taşımaz üzerinde yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise akdin feshinden sonra da davalı yanın, aynı kalıcı yatırımları kullanarak ticaretine devam edip etmediği, bir başka deyişle anılan kalıcı yatırımların taşınmaza değer katıp katmadığı tespit edilerek, şayet bu yatırımların taşınmaza değer kattığının, yani davalı yanın yapılan kalıcı yatırımları kullanarak ticaretine devam ettiğinin saptanması halinde, bunun davacı yanca talep edilebileceği gözetilip varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, mahkeme kararının bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.’’gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece uyulan bozma kararı çerçevesinde mahallinde keşif yapılıp bilirkişi raporu alınmış sonuçta davacı katkısıyla yapılıp daha sonra davalı tarafından kullanılmak suretiyle menfaat elde edilen herhangi bir kalıcı yatırım bulunmadığı sübuta ermiştir.
Bu durumda mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4696 E. 2015/2982 K.
Ortak:sabit yatırım bedeli · sabit yatırım · keşif · eksik inceleme
İncelediğiniz kararda… resi’nin 2013/2027 esas ve 2013/6269 karar sayılı ve 08.04.2013 tarihli ilamı ile " Davacı Rekabet Kurulu'nun 2002/2 sayılı tebliği uyarınca davalı ile aralarındaki «bayilik sözleşmesinin» sona erdiğini belirterek, davalıya verilen «sabit yatırım bedellerinin» davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, sözleşmenin davacı tarafça 18.09.2010 tarihinde sona erdirildiği, bu nedenle «sabit yatırım bedellerini» isteyemeyeceği kabul edilmiş, davanın reddine karar verilmiştir.Yanlar arasındaki «bayilik sözleşmesinin» 30/b maddesinde ''tarafların ihtiyari dışındaki sebeplerle ticaretin devamına mani herhangi bir halin zuhur etmesi durumunda sözleşmenin «fesih» hali'' düzenlenmiş, 31 maddede ise feshin sonuçları konusunda düzenleme getirilmiştir.
Mahkemece Dairemiz bozma kararında belirtildiği şekilde mahallinde yapılacak «keşif» ve «bilirkişi incelemesi» ile davacı yanca iddia edilen kalıcı yatırımların taşımaz üzerinde yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise akdin feshinden sonra da davalı yanın, aynı kalıcı yatırımları kullanarak ticaretine devam edip etmediği, bir başka deyişle anılan kalıcı yatırımların taşınmaza değer katıp katmadığı tespit edilerek, şayet bu yatırımların taşınmaza değer kattığının, yani davalı yanın yapılan kalıcı yatırımları kullanarak ticaretine devam ettiğinin saptanması halinde, bunun davacı yanca talep edilebileceği gözetilip varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, mahkeme kararının bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.’’gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma,toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, asıl ve birleşen davada davacı tarafça davalı ...'dan sadece kalıcı «sabit yatırım bedelinin» intifa süresinin sona ermesinden sonra kullanılamayan dönemine ilişkin tutarlarının tahsilini istendiği anlaşılmakla, ancak davacının bayisi olarak kullanılmakta olan taşınmaz üzerine davacı tarafça yapılan teknik yatırımların taraflar arasındaki işletme sözleşmesinin gereği olarak, sözleşme süresine bakılmaksızın ve hizmetin yapılması devamı için zorunlu yatırımlar olması sebebiyle davacının sabit yatırım bedeli yönünden iade talebinin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacının davalı şirket yönünden asıl ve birleşen dava olarak davanın takip edilmediği bildirildiğinden asıl ve birleşen davada davalı şirket yönünden HMK 150. madde gereğince ayrı ayrı «açılmamış sayılmasına», davacının asıl ve birleşen davada davalı ... hakkındaki davasının asıl ve birleşen dava itibarıyla ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece mahallinde yapılacak «keşif» ile davacı yanca iddia edilen kalıcı yatırımların taşınmaz üzerinde yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise akdin feshinden sonra da davalı yanın aynı kalıcı yatırımları kullanarak ticaretine devam edip etmediği bir başka deyişle anılan kalıcı yatırımların taşınmaza değer katıp katmadığı tespit edilerek, şayet bu yatırımların taşınmaza değer kattığının yani davalı yanın yapılan kalıcı yatırımları kullanarak ticaretine devam ettiğinin saptanması halinde bunun davacı yanca talep edilebileceği gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» sonucu yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Asıl ve birleşen dava, davacı lehine «intifa hakkı» tesis edilmiş olan taşınmazda davacı tarafından yapılmış ve davalı yan uhdesine geçmiş «sabit yatırımların» anlaşmasının «geçersiz» kalan süresine ilişkin kısmına isabet eden tutarın güncellenmiş değerinin tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:intifa hakkı · açılmamış sayılma · geçersizlik
Benzer bu karardaAsıl ve birleşen dava, davacı lehine «intifa hakkı» tesis edilmiş olan taşınmazda davacı tarafından yapılmış ve davalı yan uhdesine geçmiş «sabit yatırımların» anlaşmasının «geçersiz» kalan süresine ilişkin kısmına isabet eden tutarın güncellenmiş değerinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma,toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, asıl ve birleşen davada davacı tarafça davalı ...'dan sadece kalıcı «sabit yatırım bedelinin» intifa süresinin sona ermesinden sonra kullanılamayan dönemine ilişkin tutarlarının tahsilini istendiği anlaşılmakla, ancak davacının bayisi olarak kullanılmakta olan taşınmaz üzerine davacı tarafça yapılan teknik yatırımların taraflar arasındaki işletme sözleşmesinin gereği olarak, sözleşme süresine bakılmaksızın ve hizmetin yapılması devamı için zorunlu yatırımlar olması sebebiyle davacının sabit yatırım bedeli yönünden iade talebinin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacının davalı şirket yönünden asıl ve birleşen dava olarak davanın takip edilmediği bildirildiğinden asıl ve birleşen davada davalı şirket yönünden HMK 150. madde gereğince ayrı ayrı «açılmamış sayılmasına», davacının asıl ve birleşen davada davalı ... hakkındaki davasının asıl ve birleşen dava itibarıyla ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/7419 E. 2022/8652 K.
Ortak:keşif · bayilik sözleşmesi · fesih · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece, sözleşmenin davacı tarafça 18.09.2010 tarihinde sona erdirildiği, bu nedenle «sabit yatırım bedellerini» isteyemeyeceği kabul edilmiş, davanın reddine karar verilmiştir.Yanlar arasındaki «bayilik sözleşmesinin» 30/b maddesinde ''tarafların ihtiyari dışındaki sebeplerle ticaretin devamına mani herhangi bir halin zuhur etmesi durumunda sözleşmenin «fesih» hali'' düzenlenmiş, 31 maddede ise feshin sonuçları konusunda düzenleme getirilmiştir.
… resi’nin 2013/2027 esas ve 2013/6269 karar sayılı ve 08.04.2013 tarihli ilamı ile " Davacı Rekabet Kurulu'nun 2002/2 sayılı tebliği uyarınca davalı ile aralarındaki «bayilik sözleşmesinin» sona erdiğini belirterek, davalıya verilen «sabit yatırım bedellerinin» davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Yanlar arasındaki 01.12.2004 tarihli «bayilik sözleşmesinin» Rekabet Kurulu'nun 2002/2 sayılı tebliği uyarınca davacı tarafından sona erdirildiği mahkemenin kabulündedir.
Benzer bu kararda… fiilen devam ettiğine ilişkin somut bir tespite yer verilmediği gibi davacı tarafından da davalı şirketin sözleşmenin feshinden sonra ticaretine fiilen devam ettiği «kesin» olarak ispatlanamadığı, davalı tarafından sunulan kayıtlardan da davalı şirketin fiilen her hangi bir satış yapmadığı, dava dışı Gön-Pet şirketinin ise ilk olarak 2019 yılında bayilik lisansı aldığı gözetildiğinde davalı şirketin davacı şirket ile sözleşmesinin feshinden sonra fiilen ticari faaliyetine devam etmediği kanaati oluştuğu, bozma ilamında akdin feshinden sonra da davalı yanın aynı yatırımları kullanarak ticaretine devam edip etmediği" hususuna yer verildiği, öncelikle davalının yatırımlarına devam edip etmediğinin tespiti gerektiğine işaret edildiği, benzer konuda verilen Yargıtay kararında açıkça kalıcı yatırımların sözleşmenin feshinden sonra ticarete devam edilmesi halinde istenebileceğinin karara bağlandığı, Rekabet Kurumu'nun 2002/2 sayılı Tebliği uyarınca davalı şirketin sözleşmenin «fesih» edildiği 18.09.2010 tarihinden sonra ticaretine devam etmediği sonucuna ulaşıldığından, davacının kalıcı yatırım bedelini ve diğer bedelleri talep edemeyeceğinin kabul edildiği, dava konusu «intifa hakkının» dava tarihi itibariyle «terkin» edilmediğinin dosyada mevcut tapu kayıtlarından anlaşıldığı, intifa hakkı terkin edilmeden bakiye intifa bedeli yönünden dava açılamayacağı gözetilerek bu talep yö …
Dava, «bayilik sözleşmesinden» kaynaklanan kalıcı yatırım bedellerinin tahsili talebine ilişkindir.
Dairemizin 02.06.2015 tarihli 2014/17471 Esas-2015/8137 Karar sayılı ve 21.10.2019 tarih 2018/2185 Esas 2019/4849 Karar sayılı ilamlarında mahkemece mahallinde «keşif» yapılarak davacı tarafından iddia edilen kalıcı yatırımların taşınmaz üzerinde yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise akdin feshinden sonra da davalı yanın aynı yatırım …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:intifa hakkı · bozma sonrası karar · terkin · kesin hüküm
Benzer bu kararda… fiilen devam ettiğine ilişkin somut bir tespite yer verilmediği gibi davacı tarafından da davalı şirketin sözleşmenin feshinden sonra ticaretine fiilen devam ettiği «kesin» olarak ispatlanamadığı, davalı tarafından sunulan kayıtlardan da davalı şirketin fiilen her hangi bir satış yapmadığı, dava dışı Gön-Pet şirketinin ise ilk olarak 2019 yılında bayilik lisansı aldığı gözetildiğinde davalı şirketin davacı şirket ile sözleşmesinin feshinden sonra fiilen ticari faaliyetine devam etmediği kanaati oluştuğu, bozma ilamında akdin feshinden sonra da davalı yanın aynı yatırımları kullanarak ticaretine devam edip etmediği" hususuna yer verildiği, öncelikle davalının yatırımlarına devam edip etmediğinin tespiti gerektiğine işaret edildiği, benzer konuda verilen Yargıtay kararında açıkça kalıcı yatırımların sözleşmenin feshinden sonra ticarete devam edilmesi halinde istenebileceğinin karara bağlandığı, Rekabet Kurumu'nun 2002/2 sayılı Tebliği uyarınca davalı şirketin sözleşmenin «fesih» edildiği 18.09.2010 tarihinden sonra ticaretine devam etmediği sonucuna ulaşıldığından, davacının kalıcı yatırım bedelini ve diğer bedelleri talep edemeyeceğinin kabul edildiği, dava konusu «intifa hakkının» dava tarihi itibariyle «terkin» edilmediğinin dosyada mevcut tapu kayıtlarından anlaşıldığı, intifa hakkı terkin edilmeden bakiye intifa bedeli yönünden dava açılamayacağı gözetilerek bu talep yö …
Bozma ilamları ve «bozma sonrası» alınan bilirkişi raporlarında davalının fiilen ticaretine devam ettiği ve kalıcı yatırımların taşınmaza değer kattığı sabittir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4032 E. 2023/6204 K.
Ortak:sabit yatırım bedeli · sabit yatırım
İncelediğiniz kararda… resi’nin 2013/2027 esas ve 2013/6269 karar sayılı ve 08.04.2013 tarihli ilamı ile " Davacı Rekabet Kurulu'nun 2002/2 sayılı tebliği uyarınca davalı ile aralarındaki «bayilik sözleşmesinin» sona erdiğini belirterek, davalıya verilen «sabit yatırım bedellerinin» davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, sözleşmenin davacı tarafça 18.09.2010 tarihinde sona erdirildiği, bu nedenle «sabit yatırım bedellerini» isteyemeyeceği kabul edilmiş, davanın reddine karar verilmiştir.Yanlar arasındaki «bayilik sözleşmesinin» 30/b maddesinde ''tarafların ihtiyari dışındaki sebeplerle ticaretin devamına mani herhangi bir halin zuhur etmesi durumunda sözleşmenin «fesih» hali'' düzenlenmiş, 31 maddede ise feshin sonuçları konusunda düzenleme getirilmiştir.
Benzer bu karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, taraflar arasındaki bayilik ve intifa sözleşmesinin Rekabet Kurulu kararı nedeniyle sona ermesinden dolayı bakiye süreye isabet eden «sabit yatırım bedelinin» davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4907 E. 2021/1346 K.
Ortak:keşif · bayilik sözleşmesi · Alacak
İncelediğiniz kararda… resi’nin 2013/2027 esas ve 2013/6269 karar sayılı ve 08.04.2013 tarihli ilamı ile " Davacı Rekabet Kurulu'nun 2002/2 sayılı tebliği uyarınca davalı ile aralarındaki «bayilik sözleşmesinin» sona erdiğini belirterek, davalıya verilen «sabit yatırım bedellerinin» davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, sözleşmenin davacı tarafça 18.09.2010 tarihinde sona erdirildiği, bu nedenle «sabit yatırım bedellerini» isteyemeyeceği kabul edilmiş, davanın reddine karar verilmiştir.Yanlar arasındaki «bayilik sözleşmesinin» 30/b maddesinde ''tarafların ihtiyari dışındaki sebeplerle ticaretin devamına mani herhangi bir halin zuhur etmesi durumunda sözleşmenin «fesih» hali'' düzenlenmiş, 31 maddede ise feshin sonuçları konusunda düzenleme getirilmiştir.
Yanlar arasındaki 01.12.2004 tarihli «bayilik sözleşmesinin» Rekabet Kurulu'nun 2002/2 sayılı tebliği uyarınca davacı tarafından sona erdirildiği mahkemenin kabulündedir.
Benzer bu karardaMahkemece, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında 15 yıllık «bayilik sözleşmesi» ile intifa sözleşmesi bulunduğu, sözleşmelerin Rekabet Kurulu kararı uyarınca davacının «ihtarı» ile 18.09.2010 tarihinde sonlandırıldığı, davacının sözleşmenin 15 yıl süre ile ayakta kalacağı düşüncesiyle istasyon saha betonu için 48.131,40 TL'lik yatırım yaptığı, ancak sözleşmenin 15 yıl dolmadan önce sona ermesi nedeniyle davalıların davacı aleyhine «sebepsiz zenginleştiği», böylece davacının kalan süreye yönelik «fatura» miktarını bayilik sözleşmesinin ve «intifa hakkının» süresinden önce sona ermesinden faydalananlardan talep edebileceği kalan süreye isabet eden miktarın 21.085,84 +KDV olduğu, davacının sözleşmenin yapıldığı tarihten itibaren faydalandığı ve ticari faaliyette bulunduğu gözetildiğinde güncellenmiş değere yönelik talebinin «hakkaniyete» aykırı olacağından yerinde olmadığı, davalı ...'nun sözleşmede imzası bulunmadığından sözleşme kapsamında yapılan bir ödemeden sorumluluğunun bulunmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulü ile 21.085,84 TL'nin % 18 KDV'si ile birlikte sözleşmenin sona erdiği 18.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılar Özgür Petrol Ltd.
Mahkemece, mahallinde yapılacak «keşif» ile davacı tarafından yaptırılan saha betonunun kalıcı yatırım niteliğinde kabul edilip edilmeyeceği, akdin feshinden sonra da davalıların aynı kalıcı yatırımı kullanarak ticaretine devam edip etmediği, bir başka deyişle anılan kalıcı yatırımın taşınmaza değer katıp katmadığı tespit edilerek, şayet bu yatırımın taşınmaza değer kattığının yani davalıların yapılan kalıcı yatırımı kullanarak ticaretine devam ettiğinin saptanması halinde bunun davacı tarafından talep edilebileceği gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken «kıstelyevm» uygulaması sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kıstelyevm · intifa hakkı · hakkaniyet · sebepsiz zenginleşme · ihtar · fatura · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında 15 yıllık «bayilik sözleşmesi» ile intifa sözleşmesi bulunduğu, sözleşmelerin Rekabet Kurulu kararı uyarınca davacının «ihtarı» ile 18.09.2010 tarihinde sonlandırıldığı, davacının sözleşmenin 15 yıl süre ile ayakta kalacağı düşüncesiyle istasyon saha betonu için 48.131,40 TL'lik yatırım yaptığı, ancak sözleşmenin 15 yıl dolmadan önce sona ermesi nedeniyle davalıların davacı aleyhine «sebepsiz zenginleştiği», böylece davacının kalan süreye yönelik «fatura» miktarını bayilik sözleşmesinin ve «intifa hakkının» süresinden önce sona ermesinden faydalananlardan talep edebileceği kalan süreye isabet eden miktarın 21.085,84 +KDV olduğu, davacının sözleşmenin yapıldığı tarihten itibaren faydalandığı ve ticari faaliyette bulunduğu gözetildiğinde güncellenmiş değere yönelik talebinin «hakkaniyete» aykırı olacağından yerinde olmadığı, davalı ...'nun sözleşmede imzası bulunmadığından sözleşme kapsamında yapılan bir ödemeden sorumluluğunun bulunmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulü ile 21.085,84 TL'nin % 18 KDV'si ile birlikte sözleşmenin sona erdiği 18.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılar Özgür Petrol Ltd.
Mahkemece, mahallinde yapılacak «keşif» ile davacı tarafından yaptırılan saha betonunun kalıcı yatırım niteliğinde kabul edilip edilmeyeceği, akdin feshinden sonra da davalıların aynı kalıcı yatırımı kullanarak ticaretine devam edip etmediği, bir başka deyişle anılan kalıcı yatırımın taşınmaza değer katıp katmadığı tespit edilerek, şayet bu yatırımın taşınmaza değer kattığının yani davalıların yapılan kalıcı yatırımı kullanarak ticaretine devam ettiğinin saptanması halinde bunun davacı tarafından talep edilebileceği gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken «kıstelyevm» uygulaması sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış hükmün bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4195 E. 2023/451 K.
Ortak:sabit yatırım bedeli · sabit yatırım · bayilik sözleşmesi · Alacak
İncelediğiniz kararda… resi’nin 2013/2027 esas ve 2013/6269 karar sayılı ve 08.04.2013 tarihli ilamı ile " Davacı Rekabet Kurulu'nun 2002/2 sayılı tebliği uyarınca davalı ile aralarındaki «bayilik sözleşmesinin» sona erdiğini belirterek, davalıya verilen «sabit yatırım bedellerinin» davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, sözleşmenin davacı tarafça 18.09.2010 tarihinde sona erdirildiği, bu nedenle «sabit yatırım bedellerini» isteyemeyeceği kabul edilmiş, davanın reddine karar verilmiştir.Yanlar arasındaki «bayilik sözleşmesinin» 30/b maddesinde ''tarafların ihtiyari dışındaki sebeplerle ticaretin devamına mani herhangi bir halin zuhur etmesi durumunda sözleşmenin «fesih» hali'' düzenlenmiş, 31 maddede ise feshin sonuçları konusunda düzenleme getirilmiştir.
Yanlar arasındaki 01.12.2004 tarihli «bayilik sözleşmesinin» Rekabet Kurulu'nun 2002/2 sayılı tebliği uyarınca davacı tarafından sona erdirildiği mahkemenin kabulündedir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/3398 E. , 2020/5461 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 09.07.2018 tarih ve 2016/502 E. - 2018/641 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ile davalı arasındaki akaryakıt bayilik sözleşmesinin, Rekabet Kurumu'nun Tebliğ ve kararları doğrultusunda, öngörülen zamandan önce, 18.09.2010 tarihi itibariyle 2002/2 sayılı Tebliğ ile öngörülen grup muafiyetinin dışında kalarak sonlandığını, bu nedenle davalının gerçekleşmeyen anlaşma sürelerine ilişkin olmak üzere peşinen sağladıkları kazanımları davacı şirkete iade etme yükümlülüğünün olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla istasyon zemin betonu, istasyon bina inşaatı ve benzeri mütemmim cüz niteliğinde yapıların ödeme kalemlerinden geçersiz kalan bakiye süreye isabet eden kısmının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket yetkilisi, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre; davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 19.Hukuk Dairesi’nin 2013/2027 esas ve 2013/6269 karar sayılı ve 08.04.2013 tarihli ilamı ile " Davacı Rekabet Kurulu'nun 2002/2 sayılı tebliği uyarınca davalı ile aralarındaki bayilik sözleşmesinin sona erdiğini belirterek, davalıya verilen sabit yatırım bedellerinin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, sözleşmenin davacı tarafça 18.09.2010 tarihinde sona erdirildiği, bu nedenle sabit yatırım bedellerini isteyemeyeceği kabul edilmiş, davanın reddine karar verilmiştir.Yanlar arasındaki bayilik sözleşmesinin 30/b maddesinde ''tarafların ihtiyari dışındaki sebeplerle ticaretin devamına mani herhangi bir halin zuhur etmesi durumunda sözleşmenin fesih hali'' düzenlenmiş, 31 maddede ise feshin sonuçları konusunda düzenleme getirilmiştir.
Yanlar arasındaki 01.12.2004 tarihli bayilik sözleşmesinin Rekabet Kurulu'nun 2002/2 sayılı tebliği uyarınca davacı tarafından sona erdirildiği mahkemenin kabulündedir. Sözleşmenin 30 ve 31. maddeleri birlikte değerlendirilerek, bilirkişi görüşü de alındıktan sonra, davacı alacağının bulunup bulunmadığı konusunda karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.’’gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 19.Hukuk Dairesi’nin2015/9227 esas ve 2016/1013 karar sayılı ve 27.01.2016 tarihli ilamı ile "Mahkemece, Dairemiz 08.04.2013 tarih, 2013/2027 Esas ve 2013/6269 Karar sayılı bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ise de, alınan bilirkişi raporu sadece sözleşmenin yorumlanması suretiyle dosya üzerinden incelemeye dayanmaktadır. Bozma kararı gereği yerine getirilmemiştir. Mahkemece Dairemiz bozma kararında belirtildiği şekilde mahallinde yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi ile davacı yanca iddia edilen kalıcı yatırımların taşımaz üzerinde yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise akdin feshinden sonra da davalı yanın, aynı kalıcı yatırımları kullanarak ticaretine devam edip etmediği, bir başka deyişle anılan kalıcı yatırımların taşınmaza değer katıp katmadığı tespit edilerek, şayet bu yatırımların taşınmaza değer kattığının, yani davalı yanın yapılan kalıcı yatırımları kullanarak ticaretine devam ettiğinin saptanması halinde, bunun davacı yanca talep edilebileceği gözetilip varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, mahkeme kararının bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.’’gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece uyulan bozma kararı çerçevesinde mahallinde keşif yapılıp bilirkişi raporu alınmış sonuçta davacı katkısıyla yapılıp daha sonra davalı tarafından kullanılmak suretiyle menfaat elde edilen herhangi bir kalıcı yatırım bulunmadığı sübuta ermiştir.
Bu durumda mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 26.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/630184800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz