Ticaret unvanında ayniyet teşkil eden çekirdek unsurun terkini
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/1458 E. 2020/1341 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Diğer / sınıflanamadıkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümTemyiz yolu açık
★ Emsal
Gerekçe özeti
Bir ticaret unvanı daha önce usulen tescil edilmişse, sonradan tescil edilen başka bir unvanın çekirdek/ayırt edici unsurunun önceki unvanla aynı veya ayırt edilmesi zor derecede benzer olması, tarafların fiili faaliyet alanlarının tam örtüşmemesi veya organik bir bağlantı bulunmaması durumunu değiştirmez; bu ayniyet üçüncü kişilerde yanlış bir görüş oluşturacak nitelikteyse ve ticari dürüstlüğe aykırılık teşkil ediyorsa, önceki tescil sahibinin öncelik hakkı korunur ve sonraki tescilin unvanındaki çakışan ibarenin sicilden terkinine karar verilir.
Ele alınan sorunlar
Davalının ticaret unvanındaki çekirdek ibarenin davacının unvanına tecavüz oluşturup oluşturmadığı → kabul
İddia: Davacı vekili, davalının kendileriyle ticari ilişki içinde olan ve unvanlarından haberdar olan bir firma olduğunu, unvan değişikliği yaparak müvekkilinin tanınırlığından faydalanmak amacıyla kötü niyetle 'ASİS' ibaresini kullandığını, tarafların ticari unvanlarının ayniyet teşkil ettiğini ve iltibasa sebebiyet verdiğini ileri sürerek davanın reddine dair kararın kaldırılmasını istemiştir.
Gerekçe: TTK 50. maddesine göre tescilli ticaret unvanını kullanma hakkı sadece sahibine aittir. Davacının unvanı 2007 yılında, davalının unvanı ise 2015-2016 yıllarında tescil edilmiştir; davacının tescili önceliklidir. Tarafların ticaret sicili kayıtlarındaki faaliyet konuları (bilgisayar ve bilişim ürünleri alım-satımı, ithalat-ihracat) örtüşmektedir. TTK 45. maddesi uyarınca sonraki tescil edilen unvana, önceki unvandan ayırt edilmesi için gerekli ek yapılması gerekir; TTK 46. maddeye göre bu ekler üçüncü kişilerde yanlış görüş oluşturacak nitelikte olmamalıdır. Somut olayda davalının unvanındaki çekirdek unsur olan ibare, davacının unvanı ile aynıdır ve ayırt edilmesi kolay değildir; fiili faaliyet alanlarının tam örtüşmemesi ya da davalının davacı ile organik bağının bulunmaması sonucu değiştirmez. Bu ayniyetin üçüncü kişilerde yanlış görüş oluşturacak nitelikte olduğu ve TTK 52. maddesi anlamında ticari dürüstlüğe aykırılık oluşturduğu kabul edilmiştir. Davalının ticaret unvanının tescil tarihi ile dava tarihi arasındaki süre gözetildiğinde davacının suskun kalma yoluyla hakkını kaybettiğinden söz edilemeyeceğinden davalının bu yöndeki savunması da yerinde bulunmamıştır. Sonuç olarak, unvandaki çekirdek ibare üzerinde önceki tescile bağlı öncelik hakkının davacıya ait olduğu ve bu hakkın korunması gerektiği kabul edilerek istinaf başvurusu yerinde görülmüştür.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Ticaret unvanlarının çekirdek unsur bakımından ayniyeti halinde, tarafların fiili faaliyet alanlarının veya sicil (nace) kodlarının farklı olmasının tek başına iltibasın bulunmadığı sonucuna götürmeyeceğine; önceki tescile bağlı öncelik hakkının korunması gerektiğine ilişkin değerlendirme içerdiğinden, ticaret unvanının korunması/terkini davalarında bölgesel olarak yol gösterici niteliktedir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticaret unvanı↗ tescil önceliği↗ iltibas↗ çekirdek unsur↗ ayırt edicilik↗ ticari dürüstlük↗ suskun kalma↗ terkin↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2020/1458
KARAR NO 2020/1341
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 09/07/2020
NUMARASI 2017/453 Esas- 2020/351 Karar
DAVA
Ticari Ünvanın Korunması-Terkini
İSTİNAF KARAR TARİHİ 17/12/2020
İlk derece mahkemesince verilen davanın reddine yönelik hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin ticaret unvanının 2007 yılında İstanbul Ticaret Odası nezdinde tescilli olduğunu, davalının ise 2015 yılında kurulmuş bir şirket olup 2016 yılında unvan değişikliğine giderek unvanını ...Ticaret AŞ olarak tescil ettirdiğini, davalının müvekkili ile aynı alanda iştigal ettiğini, davalının müvekkili ile büyük oranda benzerlik gösteren unvanı kullanmasının iltibasa sebebiyet verdiğini, bu nedenlerle müvekkili firmanın ticaret unvanına yapılan tecavüzün önlenmesi ve firmanın ticaret unvanının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, ... ibaresinin bir marka olarak davacı tarafından tescil edilmediğini, bir çok firmanın bu ibareyi ticaret unvanlarında kullandığını iltibas yaratacak benzerlik bulunmadığını, davacı ile müvekkili şirketin iştigal alanlarının farklı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; dosyada alınan her iki bilirkişi raporunda açıklandığı üzere, ASİS ibaresinin genel ve çok yaygın kullanılan bir ünvan olduğundan her iki şirketin ticari ünvanları birlikte karşılaştırıldığında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzer olmadığı gibi davacı ve davalının farklı sektörlerde iştigal ettiği, tarafların ticaret sicilindeki kayıtlarına göre meslek kodları ve nace kodlarının farklı olduğu, farklı alanda faaliyet gösterdikleri, hizmet alıcılarının farklı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin davalı aleyhine açmış olduğu ticari ünvanın terkini davasının reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili; davalı firmanın, müvekkili firma ile ticari ilişki içerisinde olup yetkilileri tarafından ... A.Ş ünvanının varlığından haberdar olduğunu, müvekkili firma ile davalı firmanın sahiplerine ait olan bir diğer firma ...Limited Şirketi ile ticari ilişkinin eskilere dayandığını, cari ekstre ve faturalardan görüleceği üzere iki firma arasında yoğun bir ticari ilişkinin söz konusu olduğunu, davalı firmanın ünvan değişikliği yaparak müvekkilinin ünvanını kullanmasının iyi niyetli olmadığını , müvekkili firmanın uzun bir süredir TSK'nin savunma sanayiinde hizmet verdiğini, davalı firmanın bu tanınırlıktan faydalanabilmek adına ... ünvanını kullandığını, savunma fuarında davalı firmanın, müvekkili firmanın alt firması sanıldığını ve diğer firma yetkililerinin ...
yetkilileri diye davalı firmanın yetkilileri ile irtibata geçtiğini, bu hususun tanıklar ile ispat edilebileceğini, müvekkili şirketin ... grup şirketleri arasında yer alan bir şirket olup, anılan grupta yer alan şirketlerin, konularına göre ticaret ünvanlarında "..." ibaresi de yer almak suretiyle faaliyette bulunduğunu, müvekkili firmanın da bu itibarla somutlaşmış çalışmalarını 3. kişilerin hak ihlalinden korumak ve fikri hak korumasından yararlanmak üzere, marka tescillerinde bulunduğunu,hal böyle iken davalı firmanın, müvekkili ile bağdaşan özgün ve bir anlamı olmayan hizmet ve emtia sınıfı için bir nitelik arzetmediği gibi güçlü marka niteliğindeki "..." baskın unsurlu markası ile aynı olan "..." ibareli ticari ünvanını kullandığı, söz konusu ünvanda her ne kadar farklı ibareler de kullanılsa bile söz konusu unvana ayırt edicilik sağlayan esas unsurun "...." ibaresi oluşturduğunu belirterek davanın reddine ilişkin kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
HMK'nun 355. Maddesi uyarınca istinaf açısından uyuşmazlık konusu, davalının ticaret unvanında yer alan ASİS ibaresinin karışıklığa sebebiyet verip vermediği,böylelikle terkin koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarındadır.6102 sayılı TTK'nun 50.maddesine göre "usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkı sadece sahibine aittir. "Davacı şirketin ticaret unvanı ... AŞ olup, ana sözleşmenin tescil tarihi 4.6.2007 dir. Davalının ticaret unvanı ise;Ticaret Odası'na 7.1.2015 tarihinde önce ...AŞ olarak kaydedildiği,daha sonra da 04.2.2016 tarihinde ... Ticaret AŞ olarak ünvan değişikliği yapılarak tescil edilmiştir. Davacı şirket tarafından davalıya Kadıköy .... Noterliği'nin 04.04.2017 tarih ve ...
yevmiye numarası ile ihtarname gönderilmiş ve bu ihtarname 10.04.2017 tarihinde davalıya tebliğ edilmiş,elde ki dava ise 17.5.2017 tarihinde açılmıştır.Tarafların faaliyet konularının benzer olduğu ,Nace kodları aynı olmasa da ortak nokta ;(davacı) her nevi bilgisayar ve bilgisayar yan ürünleri ile elektrikli ve elektronik cihazlar ve bunlara bağlı dayanıklı tüketim malları ve yedek parçalarını almak satmak ithalatını ve ihracatını yapmak veya yaptırmak- (davalının)her marka bilgisayar ve bilgisayar donanımlarının ithalatı ve ihracatı ,tüm bilişim sistemleri ,endüstriyel büro otomasyon tüm yazılım ve donanım faaliyetleri ,elektronik ürünler ,ithal ,ihraç,alım satım) dosyada bulunan sicil evrakından anlaşılmaktadır.
TTK'nun 45. Maddesine göre, bir ticaret unvanına Türkiye'nin herhangi bir sicil dairesinde daha önce tescil edilmiş bulunan diğer bir unvandan ayırt edilmesi için gerekli olduğu takdirde ek yapılır.TTK'nun 46. Maddesine göre de ekler tacirin kimliği, işletmesinin genişliği ve önemi ve finansal durumu hakkında 3.kişilerde yanlış bir görüşün oluşmasına sebep olacak nitelikte bulunmamalıdır. Somut olayda ; davacı taraf unvanını daha önce tescil ettirmiş olup, davalının ASİS ibaresini kullanmasının nedeni, davacı fşirket ile alakası olmasa ve fiili faaliyet alanları farklı olsa bile ibarenin, davacının unvanı ile benzeştiği ve ... ibaresinin aynı olduğu , ayırt edilmesinin kolay olmadığı, bu durumda sonradan tescil edilen davalının unvanında yer alan ...
ibaresinin kullanılmasının davacının ticaret unvanına tecavüz sayılması gerekmektedir.Bu ayniyetin 3. kişilerde yanlış bir görüşün oluşmasına sebep olacak nitelikte bulunduğu ve bu kullanımın TTK'nun 52 .maddesinde tanımlandığı gibi ticari dürüstlüğe aykırı olduğu anlaşılmakla, tescilli ticaret unvanına yönelik tecavüze ,davalının ticari ünvanının tescili ve dava tarihi gözetildiğinde suskun kalma halinin mevcut olmadığı gözetildiğinde davalının savunmalarının yerinde olmadığı kanaatine varılmaktadır.Her iki şirketin ünvanında bulunan "ASİS" ibaresinin çekirdek unsur olduğu ,davacı şirketin ünvanı daha evvel tescil edildiğinden öncelik hakkının davacıya ait olduğu , korunması gerektiğinden davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmüş ,davanın reddine ilişkin hükmün kaldırılması ve yeniden yargılama gerektirmeyen bu hata /eksiklik nedeniyle yeniden hüküm verilmesi gerekmiştir.Davacı vekilinin başvurusunun kabulü ile, H.M.K.'nın 353(1)-b-2 maddesi uyarınca hükmün kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/453 Esas-2020/351 Karar sayılı ve 09/07/2020 tarihli hükmünün, HMK.'nun 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kabulüne, davalı ... Tic A.Ş'nin ünvanındaki "ASİS" ibaresinin sicilden terkinine"İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak;"Alınması gereken 54,40-TL karar ve ilam harcından peşin yatırılan 31,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 23-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,Davacı tarafından peşin yatırılan harçlar toplamı 67,40-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davacı tarafından yapılan 1.100-TL bilirkişi ücreti ve 220,05-TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.320,05-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı vekili için takdir olunan 4.080-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan 54,40-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,Davacı tarafından yapılan 92-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK 'nun 361/1.
maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 17/12/2020
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/163524 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi