Rücuen Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2006/13341 E. 2006/12234 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rücu davası↗ zamanaşımının kesilmesi↗ halefiyet↗ sigorta tazminatı↗ sigorta ettiren↗ kasko sigortası↗ rücu↗ içtihadı birleştirme kararı↗ zamanaşımı↗ kesin hüküm↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davanın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Talep edilen alacak miktarı itibariyle kesin olan karar aleyhine Adalet Bakanlığı'nın yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına bozma istenilmiştir.
Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı araçta meydana gelen ve sigortalısına ödediği tazminatın zarara neden olan davalı A..... T..... Ş.... ve onun aracının zorunlu trafik sigortacısı R…
… Sigorta A.Ş. nden rücuan tahsilini talep etmiştir.
Davalılar vekilleri, zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.
Dava, TTK.nun 1301 inci maddesine göre rücuan alacak istemine ilişkindir.
Anılan maddede düzenlenen halefiyet yasal, sınırlı ve cüzi halefiyet niteliğindedir. Halefiyete dayalı rücu davası esas itibariyle sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının onun halefi olarak sigortacı tarafından açılması olduğundan, sigortalı ile ona zarar veren arasındaki yasal hükümlere göre görülüp sonuçlandırılır. Yargıtay'ın 17/1/1972 gün 1970/2 Esas 1972/1 sayılı İçtihadı Birleştirme kararına göre sigorta tazminatını ödeyen sigortacının zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı davada zamanaşımı sigorta ettirenin aynı şahıs aleyhinde açabileceği davanın zamanaşımına tabi ve aynı tarihte başlar. Dava konusu olayda zararı doğuran trafik kazasının 28/12/2001 tarihinde meydana geldiği ve 2918 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesine göre 2 yıllık zamanaşımına tabi bulunduğu tartışmasızdır. Kaza tarihinden sonra son günü tatil gününe rastlaması nedeniyle iki yıllık süre dolmadan 29/12/2003 Pazartesi gününde davacı tarafından davalılar aleyhine girişilen icra takibi ile BK.nun 133 üncü maddesi uyarınca zamanaşımı kesilmiş, yeniden başlayıp iki yıllık sürenin son günü olan 29/12/2005 tarihinde isteme konu dava açılmış ve zamanaşımı süresi dolmamıştır. Bu durumda davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamış, HUMK.nun 427/6 ncı maddesi uyarınca kanun yararına bozma isteğinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/7110 E. 2012/14978 K.
Ortak:sigorta tazminatı · sigorta ettiren · içtihadı birleştirme kararı · zamanaşımı · zamanaşımı var · Rücuen Tazminat
İncelediğiniz karardaYargıtay'ın 17/1/1972 gün 1970/2 Esas 1972/1 sayılı İçtihadı Birleştirme kararına göre «sigorta tazminatını» ödeyen sigortacının zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı davada «zamanaşımı» «sigorta ettirenin» aynı şahıs aleyhinde açabileceği davanın zamanaşımına tabi ve aynı tarihte başlar.
Mahkemece, davanın «zamanaşımına» uğradığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Davalılar vekilleri, «zamanaşımı» süresinin dolduğunu belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.
Benzer bu karardaYargıtay 17/01/1972 gün ve 1970/2 Esas 1972/1 sayılı «içtihadı birleştirme» kararına göre; «sigorta tazminatını» ödeyen sigortacının zarara sebep olan aleyhine açacağı davanın «sigorta ettirenin» aynı şahıs aleyhine açabileceği davanın «zamanaşımına» tabi olduğu ve zamanaşımı süresinin aynı tarihte başlayacağı kabul edildiğinden; mahkemenin, davacının sigortalısının kendi aleyhine açtığı dava sonucunda verilen …
Bu suretle; belirtilen Yargıtay «içtihadı birleştirme» kararına uygun olarak «zamanaşımı» süresinin zarar sorumluluğunun başlayacağı tarihte başladığı kabul edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davacı sigortacının sigortalısına yaptığı ödeme tarihi dikkate alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın temyiz eden davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücuen tazmin · sigorta teminatı · riziko · sigorta poliçesi · yasal faiz · teminat
Benzer bu karardaDava, işyeri paket «sigorta poliçesiyle» sel ve su baskını «rizikolarına» karşı «sigorta teminatı» altına alınan işyerinde meydana gelen zararın «rücuen tazmini» istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ticaret Mahkemesinin kararına göre sigortalısına yaptığı ödemenin tarihi dikkate alındığında davanın süresinde açıldığı gerekçesiyle; davanın kabulüne, 69.250,00 TL nin 08.06.2007 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/3140 E. 2011/1414 K.
Ortak:zamanaşımının kesilmesi · halefiyet · sigorta ettiren · rücu · zamanaşımı · zamanaşımı var · Rücuen Tazminat
İncelediğiniz karardaYargıtay'ın 17/1/1972 gün 1970/2 Esas 1972/1 sayılı İçtihadı Birleştirme kararına göre «sigorta tazminatını» ödeyen sigortacının zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı davada «zamanaşımı» «sigorta ettirenin» aynı şahıs aleyhinde açabileceği davanın zamanaşımına tabi ve aynı tarihte başlar.
Kaza tarihinden sonra «son» günü tatil gününe rastlaması nedeniyle iki yıllık süre dolmadan 29/12/2003 Pazartesi gününde davacı tarafından davalılar aleyhine girişilen icra takibi ile BK.nun 133 üncü maddesi uyarınca «zamanaşımı kesilmiş», yeniden başlayıp iki yıllık sürenin son günü olan 29/12/2005 tarihinde isteme konu dava açılmış ve zamanaşımı süresi dolmamıştır.
Mahkemece, davanın «zamanaşımına» uğradığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDolayısıyla sigortacı, «sigorta ettiren» bakımından işlemeye başlayan «zamanaşımı» süresinden geriye kalan süre içinde «rücu» davasını açmak durumunda olup, sigortalısına yaptığı ödeme ile «zamanaşımı kesilmez» ve kendisi için yeni baştan işlemeye başlamaz.
Mahkemece iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara göre, «sigortacının halefiyete» dayalı açacağı davalarda «zamanaşımı», zarara sebebiyet veren aleyhine «sigorta ettirenin» açabileceği davanın zamanaşımı süresine tabi olup davanın hukuki niteliği itibariyle «haksız fiile» dayalı tazminat istemine ilişkin bulunduğu, Borçlar Kanunu’nun 60. maddesi gereğince olay tarihi olan 18.01.2006 tarihinden itibaren davanın açıldığı tarihe kadar geçen süre içerisinde 1 yıllık zamanaşımı dolduğundan davacının zarara ve failine ıttılaının olay tarihinden sonra olduğunu da ispat edemediğinden davalılar vekilini «zamanaşımı def»’i yerinde olduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Yargıtay`ın 17.01.1972 gün ve 1970/2 Esas 1972/1 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında, bu tür «rücu» davalarında, sigortacının tabi olduğu «zamanaşımının», «sigorta ettirenin» aynı zarar sorumlusu aleyhine açabileceği davanın zamanaşımına tabi ve aynı tarihte başlayacağı kabul edilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sigorta halefiyeti · rücuen tazmin · kira sözleşmesi · zamanaşımı def'i · def'i · haksız fiil · hasar
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara göre, «sigortacının halefiyete» dayalı açacağı davalarda «zamanaşımı», zarara sebebiyet veren aleyhine «sigorta ettirenin» açabileceği davanın zamanaşımı süresine tabi olup davanın hukuki niteliği itibariyle «haksız fiile» dayalı tazminat istemine ilişkin bulunduğu, Borçlar Kanunu’nun 60. maddesi gereğince olay tarihi olan 18.01.2006 tarihinden itibaren davanın açıldığı tarihe kadar geçen süre içerisinde 1 yıllık zamanaşımı dolduğundan davacının zarara ve failine ıttılaının olay tarihinden sonra olduğunu da ispat edemediğinden davalılar vekilini «zamanaşımı def»’i yerinde olduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, «sigorta ettirenler» ile zarar sorumlusu davalılar arasındaki ilişki «kira sözleşmesine» dayalı olup mahkemece davalıların «zamanaşımı def»’inin kira sözleşmesi hükümlerine göre değerlendirilmesi gerekirken olayda uygulanması mümkün bulunmayan «haksız fiil» hükümlerine dayalı olarak davanın zamanaşımından reddine karar verilmiş olması hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
1- Dava davacı sigortacının sigortalılarının kiracısı olduğu dükkanlarda çıkan yangın sonucu oluşan «hasar» bedelinin kiralayanlardan «rücuen tazmini» istemine ilişkindir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/10280 E. 2012/16460 K.
Ortak:halefiyet
İncelediğiniz karardaAnılan maddede düzenlenen «halefiyet» yasal, sınırlı ve cüzi halefiyet niteliğindedir.
Benzer bu karardaHüküm tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nun 1301. maddesi uyarınca, davacı ... şirketinin yasal «halefiyet» hakkından yararlanabilmesi için sigortalısına, sigorta bedeli veya tazminatını ödemesi gerekir.
Bu durumda, mahkemece TTK 1301 maddesine dayalı işbu davada davacının yasal «halefiyet» hakkından yararlanamayacağı nazara alınarak buna göre hüküm kurmak gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücuan tazminat · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · hasar
Benzer bu kararda… afından sigortalanan emtianın 15.12.2006 tarihinde İngiltere'den Türkiye'ye nakliyesi esnasında davalı şirketin sorumluluğu altında iken hasarlandığı, meydana gelen «hasar» nedeniyle zarar karşılığı olarak 857,69 GMP USD'nin 23.02.2007 tarihinde davacı tarafından sigortalıya ödendiği, hasarın meydana gelmesinde davalının kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne itirazın iptaline, takibin devamına ve % 40 «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava, TTK 1301 dayalı «rücuan tazminat» istemine ilişkindir.
Somut olayda davacı ... meydana gelen «hasar» nedeniyle sigortalısına ödeme yaptığını iddia etmiş ancak dosya kapsamında davacı ... şirketinin sigortalısına ödeme yaptığını gösterir belgeye rastlanılmamıştır.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/11578 E. 2011/4279 K.
Ortak:sigorta ettiren · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaYargıtay'ın 17/1/1972 gün 1970/2 Esas 1972/1 sayılı İçtihadı Birleştirme kararına göre «sigorta tazminatını» ödeyen sigortacının zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı davada «zamanaşımı» «sigorta ettirenin» aynı şahıs aleyhinde açabileceği davanın zamanaşımına tabi ve aynı tarihte başlar.
Kaza tarihinden sonra «son» günü tatil gününe rastlaması nedeniyle iki yıllık süre dolmadan 29/12/2003 Pazartesi gününde davacı tarafından davalılar aleyhine girişilen icra takibi ile BK.nun 133 üncü maddesi uyarınca «zamanaşımı kesilmiş», yeniden başlayıp iki yıllık sürenin son günü olan 29/12/2005 tarihinde isteme konu dava açılmış ve zamanaşımı süresi dolmamıştır.
Mahkemece, davanın «zamanaşımına» uğradığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBK’nun 136/2 maddesi gereğince «zamanaşımını» kesen «son» işlemden itibaren bir yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra 15.08.2007 tarihinde ise eldeki dava açılmıştır.
Uyuşmazlık, «sigorta ettiren» ile sigortacı arasında kurulan sigorta ilişkisine dayalı olmayıp, «haksız eylem» hukuki nedenine dayalı olarak zarar sorumlusundan «rücuen tazminat» istemine ilişkindir.
Bu durumda, 17.01.1972 tarih ve 1970/2 esas, 1972/1 karar sayılı İBK uyarınca, bu tür davalarda «zamanaşımı», selefin zarar sorumlusuna karşı açacağı davanın zamanaşımı süresine, bir diğer söyleyişle BK’nun 60. maddesinde belirtilen bir yıllık süreye tabidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımı defi · itirazın iptali davası · haksız eylem · rücuen tazminat · iptal davası · haksız fiil · yetki · yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının «haksız fiili» ile davacının sigortalısına zarar verdiği, tüm «kusurun» davalıda olduğu, davacı tarafın sigortalısının zararlarını ödeyerek TTK'nun 1301. maddesi gereğince ona halef olduğu, tazminatı ödeme tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, 3.741 TL'nin 29.03.2003 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya veri …
Uyuşmazlık, «sigorta ettiren» ile sigortacı arasında kurulan sigorta ilişkisine dayalı olmayıp, «haksız eylem» hukuki nedenine dayalı olarak zarar sorumlusundan «rücuen tazminat» istemine ilişkindir.
Bu takibe itiraz üzerine «itirazın iptali davası» açılmış ve davanın reddine dair verilen karar 07.09.2005 tarihinde kesinleşmiştir.
1-Dava, TTK’nun 1301. maddesine dayalı «rücuen tazminat» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3253 E. 2012/9933 K.
Ortak:halefiyet · sigorta ettiren · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaYargıtay'ın 17/1/1972 gün 1970/2 Esas 1972/1 sayılı İçtihadı Birleştirme kararına göre «sigorta tazminatını» ödeyen sigortacının zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı davada «zamanaşımı» «sigorta ettirenin» aynı şahıs aleyhinde açabileceği davanın zamanaşımına tabi ve aynı tarihte başlar.
Mahkemece, davanın «zamanaşımına» uğradığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Davalılar vekilleri, «zamanaşımı» süresinin dolduğunu belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.
Benzer bu karardaDavacı ..., davasını TTK’nun 1301’nci maddesinde düzenlenen «halefiyet» hakkına dayandırmış olup, «sigortacının halefiyete» dayalı açacağı davalarda «zamanaşımı» 17.01.1972 tarih ve E.1972/2,K.1972/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, zarara sebebiyet veren aleyhine «sigorta ettirenin» açabileceği davanın zamanaşımı süresine tabi olacaktır.
Davalı vekili, «hasarın» 04.04.2007 tarihinde meydana geldiğini, icra takibinin ise 14.04.2008 tarihinde yapıldığını, 1 yıllık «zamanaşımı» süresinin geçtiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Bu açıklamalar ışığında davalı tarafın «zamanaşımı defi» konusunda bir değerlendirme yapılmak gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sigorta halefiyeti · işyeri sigorta poliçesi · zamanaşımı defi · işyeri sigortası · haksız fiil · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · sigorta poliçesi
Benzer bu karardaDava, «işyeri sigorta poliçesine» dayalı olarak ödenen tazminatın rücuan tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu «hasarın» davalıya ait 18 nolu dairede pis su tesisatında meydana gelen arızadan kaynaklandığı, binada İSKİ Atık Su Kanal Deşarj Yönetmeliği’ne uygun olmayan atık su tesisatının yapıldığı, davalının meydana gelen zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 1.780,00 TL için yapılan itirazın iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren «yasal faiz» uygulanmasına, «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacı ..., davasını TTK’nun 1301’nci maddesinde düzenlenen «halefiyet» hakkına dayandırmış olup, «sigortacının halefiyete» dayalı açacağı davalarda «zamanaşımı» 17.01.1972 tarih ve E.1972/2,K.1972/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, zarara sebebiyet veren aleyhine «sigorta ettirenin» açabileceği davanın zamanaşımı süresine tabi olacaktır.
Davalının maliki olduğu dairenin tesisatından sızan suların davacıya sigortalı işyerine zarar verdiği iddiasıyla açılmış olan bu dava hukuki niteliği itibariyle «haksız fiile» dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2006/13341 E., 2006/12234 K.
11. Hukuk Dairesi 2006/13341 E., 2006/12234 K.
TEMYİZ EDİLEBİLEN KARARLAR
1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 427 ]
2918 S. KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU [ Madde 109 ]
6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 130 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada Bolu Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 8/3/2006 tarih ve 2005/1462 - 2006/272 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi kanun yararına bozma talep eden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca istenilmekle ve Dairemiz'ce düzenlenen rapor incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı araca davalıların işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı oldukları aracın kusurlu olarak çarpması sonucu meydana gelen hasarın davacı tarafından karşılandığını ileri sürerek, müvekkili tarafından ödenen 661,36 YTL.nin davalılardan rücuan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın zamanaşımına uğradığını belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Talep edilen alacak miktarı itibariyle kesin olan karar aleyhine Adalet Bakanlığı'nın yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına bozma istenilmiştir.
Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı araçta meydana gelen ve sigortalısına ödediği tazminatın zarara neden olan davalı A..... T..... Ş.... ve onun aracının zorunlu trafik sigortacısı R…
… Sigorta A.Ş. nden rücuan tahsilini talep etmiştir.
Davalılar vekilleri, zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.
Dava, TTK.nun 1301 inci maddesine göre rücuan alacak istemine ilişkindir.
Anılan maddede düzenlenen halefiyet yasal, sınırlı ve cüzi halefiyet niteliğindedir. Halefiyete dayalı rücu davası esas itibariyle sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının onun halefi olarak sigortacı tarafından açılması olduğundan, sigortalı ile ona zarar veren arasındaki yasal hükümlere göre görülüp sonuçlandırılır. Yargıtay'ın 17/1/1972 gün 1970/2 Esas 1972/1 sayılı İçtihadı Birleştirme kararına göre sigorta tazminatını ödeyen sigortacının zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı davada zamanaşımı sigorta ettirenin aynı şahıs aleyhinde açabileceği davanın zamanaşımına tabi ve aynı tarihte başlar. Dava konusu olayda zararı doğuran trafik kazasının 28/12/2001 tarihinde meydana geldiği ve 2918 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesine göre 2 yıllık zamanaşımına tabi bulunduğu tartışmasızdır.
Kaza tarihinden sonra son günü tatil gününe rastlaması nedeniyle iki yıllık süre dolmadan 29/12/2003 Pazartesi gününde davacı tarafından davalılar aleyhine girişilen icra takibi ile BK.nun 133 üncü maddesi uyarınca zamanaşımı kesilmiş, yeniden başlayıp iki yıllık sürenin son günü olan 29/12/2005 tarihinde isteme konu dava açılmış ve zamanaşımı süresi dolmamıştır. Bu durumda davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamış, HUMK.nun 427/6 ncı maddesi uyarınca kanun yararına bozma isteğinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yargıtay Başsavcılığı'nın HUMK.nun 427/6 ncı maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeplerden dolayı kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına BOZULMASINA, gereğinin yapılması için kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE, 24/11/2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/16194000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz