Rücuen Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/3140 E. 2011/1414 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sigorta halefiyeti↗ rücuen tazmin↗ zamanaşımının kesilmesi↗ ön inceleme aşaması↗ halefiyet↗ sigorta ettiren↗ kira sözleşmesi↗ zamanaşımı def'i↗ rücu↗ def'i↗ içtihadı birleştirme kararı↗ haksız fiil↗ hasar↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara göre, sigortacının halefiyete dayalı açacağı davalarda zamanaşımı, zarara sebebiyet veren aleyhine sigorta ettirenin açabileceği davanın zamanaşımı süresine tabi olup davanın hukuki niteliği itibariyle haksız fiile dayalı tazminat istemine ilişkin bulunduğu, Borçlar Kanunu’nun 60. maddesi gereğince olay tarihi olan 18.01.2006 tarihinden itibaren davanın açıldığı tarihe kadar geçen süre içerisinde 1 yıllık zamanaşımı dolduğundan davacının zarara ve failine ıttılaının olay tarihinden sonra olduğunu da ispat edemediğinden davalılar vekilini zamanaşımı def’i yerinde olduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava davacı sigortacının sigortalılarının kiracısı olduğu dükkanlarda çıkan yangın sonucu oluşan hasar bedelinin kiralayanlardan rücuen tazmini istemine ilişkindir.
Yargıtay`ın 17.01.1972 gün ve 1970/2 Esas 1972/1 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında, bu tür rücu davalarında, sigortacının tabi olduğu zamanaşımının, sigorta ettirenin aynı zarar sorumlusu aleyhine açabileceği davanın zamanaşımına tabi ve aynı tarihte başlayacağı kabul edilmiştir. Dolayısıyla sigortacı, sigorta ettiren bakımından işlemeye başlayan zamanaşımı süresinden geriye kalan süre içinde rücu davasını açmak durumunda olup, sigortalısına yaptığı ödeme ile zamanaşımı kesilmez ve kendisi için yeni baştan işlemeye başlamaz.
Somut olayda, sigorta ettirenler ile zarar sorumlusu davalılar arasındaki ilişki kira sözleşmesine dayalı olup mahkemece davalıların zamanaşımı def’inin kira sözleşmesi hükümlerine göre değerlendirilmesi gerekirken olayda uygulanması mümkün bulunmayan haksız fiil hükümlerine dayalı olarak davanın zamanaşımından reddine karar verilmiş olması hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/7110 E. 2012/14978 K.
Ortak:rücuen tazmin · sigorta ettiren · içtihadı birleştirme kararı · zamanaşımı · zamanaşımı var · Rücuen Tazminat
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara göre, «sigortacının halefiyete» dayalı açacağı davalarda «zamanaşımı», zarara sebebiyet veren aleyhine «sigorta ettirenin» açabileceği davanın zamanaşımı süresine tabi olup davanın hukuki niteliği itibariyle «haksız fiile» dayalı tazminat istemine ilişkin bulunduğu, Borçlar Kanunu’nun 60. maddesi gereğince olay tarihi olan 18.01.2006 tarihinden itibaren davanın açıldığı tarihe kadar geçen süre içerisinde 1 yıllık zamanaşımı dolduğundan davacının zarara ve failine ıttılaının olay tarihinden sonra olduğunu da ispat edemediğinden davalılar vekilini «zamanaşımı def»’i yerinde olduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Yargıtay`ın 17.01.1972 gün ve 1970/2 Esas 1972/1 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında, bu tür «rücu» davalarında, sigortacının tabi olduğu «zamanaşımının», «sigorta ettirenin» aynı zarar sorumlusu aleyhine açabileceği davanın zamanaşımına tabi ve aynı tarihte başlayacağı kabul edilmiştir.
Dolayısıyla sigortacı, «sigorta ettiren» bakımından işlemeye başlayan «zamanaşımı» süresinden geriye kalan süre içinde «rücu» davasını açmak durumunda olup, sigortalısına yaptığı ödeme ile «zamanaşımı kesilmez» ve kendisi için yeni baştan işlemeye başlamaz.
Benzer bu karardaYargıtay 17/01/1972 gün ve 1970/2 Esas 1972/1 sayılı «içtihadı birleştirme» kararına göre; «sigorta tazminatını» ödeyen sigortacının zarara sebep olan aleyhine açacağı davanın «sigorta ettirenin» aynı şahıs aleyhine açabileceği davanın «zamanaşımına» tabi olduğu ve zamanaşımı süresinin aynı tarihte başlayacağı kabul edildiğinden; mahkemenin, davacının sigortalısının kendi aleyhine açtığı dava sonucunda verilen …
Bu suretle; belirtilen Yargıtay «içtihadı birleştirme» kararına uygun olarak «zamanaşımı» süresinin zarar sorumluluğunun başlayacağı tarihte başladığı kabul edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davacı sigortacının sigortalısına yaptığı ödeme tarihi dikkate alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın temyiz eden davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Dava, işyeri paket «sigorta poliçesiyle» sel ve su baskını «rizikolarına» karşı «sigorta teminatı» altına alınan işyerinde meydana gelen zararın «rücuen tazmini» istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sigorta tazminatı · sigorta teminatı · riziko · sigorta poliçesi · yasal faiz · teminat
Benzer bu karardaDava, işyeri paket «sigorta poliçesiyle» sel ve su baskını «rizikolarına» karşı «sigorta teminatı» altına alınan işyerinde meydana gelen zararın «rücuen tazmini» istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ticaret Mahkemesinin kararına göre sigortalısına yaptığı ödemenin tarihi dikkate alındığında davanın süresinde açıldığı gerekçesiyle; davanın kabulüne, 69.250,00 TL nin 08.06.2007 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Yargıtay 17/01/1972 gün ve 1970/2 Esas 1972/1 sayılı «içtihadı birleştirme» kararına göre; «sigorta tazminatını» ödeyen sigortacının zarara sebep olan aleyhine açacağı davanın «sigorta ettirenin» aynı şahıs aleyhine açabileceği davanın «zamanaşımına» tabi olduğu ve zamanaşımı süresinin aynı tarihte başlayacağı kabul edildiğinden; mahkemenin, davacının sigortalısının kendi aleyhine açtığı dava sonucunda verilen …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2006/13341 E. 2006/12234 K.
Ortak:zamanaşımının kesilmesi · halefiyet · sigorta ettiren · rücu · zamanaşımı · zamanaşımı var · Rücuen Tazminat
İncelediğiniz karardaDolayısıyla sigortacı, «sigorta ettiren» bakımından işlemeye başlayan «zamanaşımı» süresinden geriye kalan süre içinde «rücu» davasını açmak durumunda olup, sigortalısına yaptığı ödeme ile «zamanaşımı kesilmez» ve kendisi için yeni baştan işlemeye başlamaz.
Mahkemece iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara göre, «sigortacının halefiyete» dayalı açacağı davalarda «zamanaşımı», zarara sebebiyet veren aleyhine «sigorta ettirenin» açabileceği davanın zamanaşımı süresine tabi olup davanın hukuki niteliği itibariyle «haksız fiile» dayalı tazminat istemine ilişkin bulunduğu, Borçlar Kanunu’nun 60. maddesi gereğince olay tarihi olan 18.01.2006 tarihinden itibaren davanın açıldığı tarihe kadar geçen süre içerisinde 1 yıllık zamanaşımı dolduğundan davacının zarara ve failine ıttılaının olay tarihinden sonra olduğunu da ispat edemediğinden davalılar vekilini «zamanaşımı def»’i yerinde olduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Yargıtay`ın 17.01.1972 gün ve 1970/2 Esas 1972/1 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında, bu tür «rücu» davalarında, sigortacının tabi olduğu «zamanaşımının», «sigorta ettirenin» aynı zarar sorumlusu aleyhine açabileceği davanın zamanaşımına tabi ve aynı tarihte başlayacağı kabul edilmiştir.
Benzer bu karardaYargıtay'ın 17/1/1972 gün 1970/2 Esas 1972/1 sayılı İçtihadı Birleştirme kararına göre «sigorta tazminatını» ödeyen sigortacının zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı davada «zamanaşımı» «sigorta ettirenin» aynı şahıs aleyhinde açabileceği davanın zamanaşımına tabi ve aynı tarihte başlar.
Kaza tarihinden sonra «son» günü tatil gününe rastlaması nedeniyle iki yıllık süre dolmadan 29/12/2003 Pazartesi gününde davacı tarafından davalılar aleyhine girişilen icra takibi ile BK.nun 133 üncü maddesi uyarınca «zamanaşımı kesilmiş», yeniden başlayıp iki yıllık sürenin son günü olan 29/12/2005 tarihinde isteme konu dava açılmış ve zamanaşımı süresi dolmamıştır.
Mahkemece, davanın «zamanaşımına» uğradığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücu davası · sigorta tazminatı · kasko sigortası · kesin hüküm · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaTalep edilen alacak miktarı itibariyle «kesin» olan karar aleyhine Adalet Bakanlığı'nın yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına bozma istenilmiştir.
Davacı vekili, müvekkili şirkete «kasko sigortalı» araçta meydana gelen ve sigortalısına ödediği tazminatın zarara neden olan davalı A.....
Halefiyete dayalı «rücu davası» esas itibariyle sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının onun halefi olarak sigortacı tarafından açılması olduğundan, sigortalı ile ona zarar veren arasındaki yasal hükümlere göre görülüp sonuçlandırılır.
Yargıtay'ın 17/1/1972 gün 1970/2 Esas 1972/1 sayılı İçtihadı Birleştirme kararına göre «sigorta tazminatını» ödeyen sigortacının zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı davada «zamanaşımı» «sigorta ettirenin» aynı şahıs aleyhinde açabileceği davanın zamanaşımına tabi ve aynı tarihte başlar.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/11578 E. 2011/4279 K.
Ortak:sigorta ettiren · haksız fiil · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara göre, «sigortacının halefiyete» dayalı açacağı davalarda «zamanaşımı», zarara sebebiyet veren aleyhine «sigorta ettirenin» açabileceği davanın zamanaşımı süresine tabi olup davanın hukuki niteliği itibariyle «haksız fiile» dayalı tazminat istemine ilişkin bulunduğu, Borçlar Kanunu’nun 60. maddesi gereğince olay tarihi olan 18.01.2006 tarihinden itibaren davanın açıldığı tarihe kadar geçen süre içerisinde 1 yıllık zamanaşımı dolduğundan davacının zarara ve failine ıttılaının olay tarihinden sonra olduğunu da ispat edemediğinden davalılar vekilini «zamanaşımı def»’i yerinde olduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, «sigorta ettirenler» ile zarar sorumlusu davalılar arasındaki ilişki «kira sözleşmesine» dayalı olup mahkemece davalıların «zamanaşımı def»’inin kira sözleşmesi hükümlerine göre değerlendirilmesi gerekirken olayda uygulanması mümkün bulunmayan «haksız fiil» hükümlerine dayalı olarak davanın zamanaşımından reddine karar verilmiş olması hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay`ın 17.01.1972 gün ve 1970/2 Esas 1972/1 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında, bu tür «rücu» davalarında, sigortacının tabi olduğu «zamanaşımının», «sigorta ettirenin» aynı zarar sorumlusu aleyhine açabileceği davanın zamanaşımına tabi ve aynı tarihte başlayacağı kabul edilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının «haksız fiili» ile davacının sigortalısına zarar verdiği, tüm «kusurun» davalıda olduğu, davacı tarafın sigortalısının zararlarını ödeyerek TTK'nun 1301. maddesi gereğince ona halef olduğu, tazminatı ödeme tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, 3.741 TL'nin 29.03.2003 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya veri …
Uyuşmazlık, «sigorta ettiren» ile sigortacı arasında kurulan sigorta ilişkisine dayalı olmayıp, «haksız eylem» hukuki nedenine dayalı olarak zarar sorumlusundan «rücuen tazminat» istemine ilişkindir.
Bu durumda, 17.01.1972 tarih ve 1970/2 esas, 1972/1 karar sayılı İBK uyarınca, bu tür davalarda «zamanaşımı», selefin zarar sorumlusuna karşı açacağı davanın zamanaşımı süresine, bir diğer söyleyişle BK’nun 60. maddesinde belirtilen bir yıllık süreye tabidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımı defi · itirazın iptali davası · haksız eylem · rücuen tazminat · iptal davası · yetki · yasal faiz · kusur
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının «haksız fiili» ile davacının sigortalısına zarar verdiği, tüm «kusurun» davalıda olduğu, davacı tarafın sigortalısının zararlarını ödeyerek TTK'nun 1301. maddesi gereğince ona halef olduğu, tazminatı ödeme tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, 3.741 TL'nin 29.03.2003 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya veri …
Uyuşmazlık, «sigorta ettiren» ile sigortacı arasında kurulan sigorta ilişkisine dayalı olmayıp, «haksız eylem» hukuki nedenine dayalı olarak zarar sorumlusundan «rücuen tazminat» istemine ilişkindir.
Bu takibe itiraz üzerine «itirazın iptali davası» açılmış ve davanın reddine dair verilen karar 07.09.2005 tarihinde kesinleşmiştir.
1-Dava, TTK’nun 1301. maddesine dayalı «rücuen tazminat» istemine ilişkindir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/9344 E. 2010/22599 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usulsüz tebliğ · şikayet · oy yasağı · ihbar · tebligat · geçersizlik
Benzer bu karardaAyrıca «şikayetçi» adına çıkarılan 89/1 «ihbar» «tebligatı» 02.03.2009 tarihinde borçlu A.C.'a yapılmış olup Tebligat Kanunu'nun 39.maddesi uyarınca bu kişiye yapılan tebligatlar hasıma tebliğ «yasağı» nedeniyle de usulsüzdür.
Bu durumda 89/1 «ihbarının» «usulsüz tebliğ» edilmesi halinde 89/92 ve 89/3 ihbarlarının tebliği «geçersizdir».
Oysa «şikayet» usulsüz yapılan 89/1-2-3 «ihbarlarının» tebliğinin düzeltilmesine ilişkin olup, gecikmiş itiraz koşulları yoktur.
Mahkemece «şikayet» gecikmiş itiraz kabul edilerek ıttıladan itibaren 3 gün süre geçtiğinden bahisle red edilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/3140 E. , 2011/1414 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18.11.2008 tarih ve 2008/13-2008/374 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 08.02.2011 gününde davacı avukatı ... ile davalılar avukatı ...ve ... vekili ..., ihbar olunan Axa Oyak Sigorta A.Ş. vekili Av.... duruşmaya geldi, davetiye tebliğine rağmen ihbar olunan ...duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ...
tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ... şirketinin sigortalısının kiracı olarak bulunduğu ...., 75, 76 ve 85 numaralı dükkanlarda 18.01.2006 tarihinde çıkan yangın sonucunda içerisindeki eşyalarla birlikte yandığını, sigortalısına hasar bedelinin 24.01.2006 tarihinde ödendiğini, davalıların zarara sebebiyet veren işyerinin sahibi ...’in mirasçısı olduklarını ve sigortalı işyerinde meydana gelen hasardan sorumlu bulunduklarını ileri sürerek, Türk Ticaret Kanununun 1301. maddesi gereğince fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 71.100 YTL’nin ödeme tarihi olan 31.01.2006 tarihinden itibaren 17.250 YTL’nin ödeme tarihi olan 24.01.2006 tarihinden itibaren olmak üzere toplam 88.350 YTL’nin avans faizi ile birlikte davalılardan miras payı oranında tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarının 1 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, yangının meydana gelmesinden itibaren 1 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini belirterek zamanaşımı def’i ve davanın sigorta hukuku kapsamında olması nedeniyle davaya bakmakla ticaret mahkemesi görevli olduğunu belirterek işbölümü itirazında bulunmuş, davanın yerinde olmadığını savunarak reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara göre, sigortacının halefiyete dayalı açacağı davalarda zamanaşımı, zarara sebebiyet veren aleyhine sigorta ettirenin açabileceği davanın zamanaşımı süresine tabi olup davanın hukuki niteliği itibariyle haksız fiile dayalı tazminat istemine ilişkin bulunduğu, Borçlar Kanunu’nun 60. maddesi gereğince olay tarihi olan 18.01.2006 tarihinden itibaren davanın açıldığı tarihe kadar geçen süre içerisinde 1 yıllık zamanaşımı dolduğundan davacının zarara ve failine ıttılaının olay tarihinden sonra olduğunu da ispat edemediğinden davalılar vekilini zamanaşımı def’i yerinde olduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava davacı sigortacının sigortalılarının kiracısı olduğu dükkanlarda çıkan yangın sonucu oluşan hasar bedelinin kiralayanlardan rücuen tazmini istemine ilişkindir.
Yargıtay`ın 17.01.1972 gün ve 1970/2 Esas 1972/1 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında, bu tür rücu davalarında, sigortacının tabi olduğu zamanaşımının, sigorta ettirenin aynı zarar sorumlusu aleyhine açabileceği davanın zamanaşımına tabi ve aynı tarihte başlayacağı kabul edilmiştir. Dolayısıyla sigortacı, sigorta ettiren bakımından işlemeye başlayan zamanaşımı süresinden geriye kalan süre içinde rücu davasını açmak durumunda olup, sigortalısına yaptığı ödeme ile zamanaşımı kesilmez ve kendisi için yeni baştan işlemeye başlamaz.
Somut olayda, sigorta ettirenler ile zarar sorumlusu davalılar arasındaki ilişki kira sözleşmesine dayalı olup mahkemece davalıların zamanaşımı def’inin kira sözleşmesi hükümlerine göre değerlendirilmesi gerekirken olayda uygulanması mümkün bulunmayan haksız fiil hükümlerine dayalı olarak davanın zamanaşımından reddine karar verilmiş olması hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, takdir edilen 825.00 TL duruşma vekillik ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.02.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1014158200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz