Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/11578 E. 2011/4279 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- ['818/60']
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
zamanaşımı defi↗ sigorta ettiren↗ itirazın iptali davası↗ haksız eylem↗ rücuen tazminat↗ iptal davası↗ haksız fiil↗ yetki↗ yasal faiz↗ kusur↗ zamanaşımı↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının haksız fiili ile davacının sigortalısına zarar verdiği, tüm kusurun davalıda olduğu, davacı tarafın sigortalısının zararlarını ödeyerek TTK'nun 1301. maddesi gereğince ona halef olduğu, tazminatı ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, 3.741 TL'nin 29.03.2003 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, TTK’nun 1301. maddesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, sigorta ettiren ile sigortacı arasında kurulan sigorta ilişkisine dayalı olmayıp, haksız eylem hukuki nedenine dayalı olarak zarar sorumlusundan rücuen tazminat istemine ilişkindir. Bu durumda, 17.01.1972 tarih ve 1970/2 esas, 1972/1 karar sayılı İBK uyarınca, bu tür davalarda zamanaşımı, selefin zarar sorumlusuna karşı açacağı davanın zamanaşımı süresine, bir diğer söyleyişle BK’nun 60. maddesinde belirtilen bir yıllık süreye tabidir. İşbu davada, olay tarihi 29.03.2003 olup, davacı tarafça davalı aleyhine 26.02.2004 tarihinde icra takibi başlatılmıştır. Bu takibe itiraz üzerine itirazın iptali davası açılmış ve davanın reddine dair verilen karar 07.09.2005 tarihinde kesinleşmiştir. Anılan icra takip dosyasında yetki konusunda da itiraz edilmiş olması ve mahkemece de bu itirazın yerinde bulunması nedeniyle icra dosyasının yetkili icra dairesine gönderilmesi talep edilmiş, yetkili icra dairesince gönderilen ödeme emrine 09.06.2006 tarihinde itiraz edilmiş ve bu itirazdan sonra icra dosyasında başkaca bir işlem yapılmamıştır. BK’nun 136/2 maddesi gereğince zamanaşımını kesen son işlemden itibaren bir yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra 15.08.2007 tarihinde ise eldeki dava açılmıştır. Bu itibarla davalı tarafça süresinde yapılan zamanaşımı defi gözetilerek bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/7110 E. 2012/14978 K.
Ortak:sigorta ettiren · yasal faiz · zamanaşımı · zamanaşımı ['818/60']
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının «haksız fiili» ile davacının sigortalısına zarar verdiği, tüm «kusurun» davalıda olduğu, davacı tarafın sigortalısının zararlarını ödeyerek TTK'nun 1301. maddesi gereğince ona halef olduğu, tazminatı ödeme tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, 3.741 TL'nin 29.03.2003 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya veri …
Uyuşmazlık, «sigorta ettiren» ile sigortacı arasında kurulan sigorta ilişkisine dayalı olmayıp, «haksız eylem» hukuki nedenine dayalı olarak zarar sorumlusundan «rücuen tazminat» istemine ilişkindir.
Bu durumda, 17.01.1972 tarih ve 1970/2 esas, 1972/1 karar sayılı İBK uyarınca, bu tür davalarda «zamanaşımı», selefin zarar sorumlusuna karşı açacağı davanın zamanaşımı süresine, bir diğer söyleyişle BK’nun 60. maddesinde belirtilen bir yıllık süreye tabidir.
Benzer bu karardaYargıtay 17/01/1972 gün ve 1970/2 Esas 1972/1 sayılı «içtihadı birleştirme» kararına göre; «sigorta tazminatını» ödeyen sigortacının zarara sebep olan aleyhine açacağı davanın «sigorta ettirenin» aynı şahıs aleyhine açabileceği davanın «zamanaşımına» tabi olduğu ve zamanaşımı süresinin aynı tarihte başlayacağı kabul edildiğinden; mahkemenin, davacının sigortalısının kendi aleyhine açtığı dava sonucunda verilen …
Ticaret Mahkemesinin kararına göre sigortalısına yaptığı ödemenin tarihi dikkate alındığında davanın süresinde açıldığı gerekçesiyle; davanın kabulüne, 69.250,00 TL nin 08.06.2007 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu suretle; belirtilen Yargıtay «içtihadı birleştirme» kararına uygun olarak «zamanaşımı» süresinin zarar sorumluluğunun başlayacağı tarihte başladığı kabul edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davacı sigortacının sigortalısına yaptığı ödeme tarihi dikkate alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın temyiz eden davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücuen tazmin · sigorta tazminatı · sigorta teminatı · riziko · içtihadı birleştirme kararı · sigorta poliçesi · teminat
Benzer bu karardaDava, işyeri paket «sigorta poliçesiyle» sel ve su baskını «rizikolarına» karşı «sigorta teminatı» altına alınan işyerinde meydana gelen zararın «rücuen tazmini» istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Yargıtay 17/01/1972 gün ve 1970/2 Esas 1972/1 sayılı «içtihadı birleştirme» kararına göre; «sigorta tazminatını» ödeyen sigortacının zarara sebep olan aleyhine açacağı davanın «sigorta ettirenin» aynı şahıs aleyhine açabileceği davanın «zamanaşımına» tabi olduğu ve zamanaşımı süresinin aynı tarihte başlayacağı kabul edildiğinden; mahkemenin, davacının sigortalısının kendi aleyhine açtığı dava sonucunda verilen …
Bu suretle; belirtilen Yargıtay «içtihadı birleştirme» kararına uygun olarak «zamanaşımı» süresinin zarar sorumluluğunun başlayacağı tarihte başladığı kabul edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davacı sigortacının sigortalısına yaptığı ödeme tarihi dikkate alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın temyiz eden davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/2172 E. 2013/1439 K.
Ortak:zamanaşımı defi · sigorta ettiren · zamanaşımı · zamanaşımı ['818/60']
İncelediğiniz karardaBu itibarla davalı tarafça süresinde yapılan «zamanaşımı defi» gözetilerek bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Uyuşmazlık, «sigorta ettiren» ile sigortacı arasında kurulan sigorta ilişkisine dayalı olmayıp, «haksız eylem» hukuki nedenine dayalı olarak zarar sorumlusundan «rücuen tazminat» istemine ilişkindir.
Bu durumda, 17.01.1972 tarih ve 1970/2 esas, 1972/1 karar sayılı İBK uyarınca, bu tür davalarda «zamanaşımı», selefin zarar sorumlusuna karşı açacağı davanın zamanaşımı süresine, bir diğer söyleyişle BK’nun 60. maddesinde belirtilen bir yıllık süreye tabidir.
Benzer bu karardaAncak, 17.01.1972 tarihli Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 1970/2 Esas 1972/1 sayılı Kararına göre, «sigorta tazminatını» ödeyen sigortacının zarara sebebiyet veren aleyhinde «sigorta ettirenin» halefi sıfatıyla açacağı davanın «zamanaşımı» sigorta ettirenin aynı şahıs aleyhinde açabileceği davanın zamanaşımına tabi ve aynı tarihte başlayacaktır.
Bu durumda, mahkemece belirtilen bu hükümler değerlendirilmeksizin iş bu davayı halefen açan sigorta «şirketinin zarar» sorumlusunu öğrendiği tarihin «zamanaşımı başlangıç» tarihi olarak kabul etmek suretiyle «zamanaşımı definin» reddi doğru olmamış, kararın bu hükümler değerlendirilerek bir karar verilmek üzere davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 15/07/2010 tarihli 2010/233 Esas, 2010/1709 Karar sayılı davanın «husumet» nedeniyle reddine ilişkin kararı ile öğrendiği ve «zamanaşımının» bu tarihten itibaren başlaması gerektiği gerekçesiyle davalının «zamanaşımı def»'inin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:alt kira sözleşmesi · rücuen tazmin · tazmin talebi · zamanaşımı başlangıcı · halefiyet · sigorta tazminatı · kira sözleşmesi · şirket zararı
Benzer bu kararda1- Dava, iş yeri «sigorta poliçesine» dayalı TTK'nun 1301. maddesi gereğince açılan «hasar» bedelinin «rücuen tazmini talebine» ilişkin olup, mahkemece davacı ... şirketinin faili ...
Bunun yanı sıra dosyaya «ibraz» edilen delillerden anlaşılacağı üzere selef ... ile malikten bu yeri kiralayan ...arasında mağaza işletme sözleşmesi yapılmış olup davalı vekili bu sözleşmenin «alt kira sözleşmesi» olduğunu savunmaktadır.
Taraflar arasında «alt kira sözleşmesi» bulunduğunun kabulü halinde ise 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 126/1. maddesi gereğince dava beş yıllık «zamanaşımı» süresine tabi olacaktır.
Bu durumda, mahkemece belirtilen bu hükümler değerlendirilmeksizin iş bu davayı halefen açan sigorta «şirketinin zarar» sorumlusunu öğrendiği tarihin «zamanaşımı başlangıç» tarihi olarak kabul etmek suretiyle «zamanaşımı definin» reddi doğru olmamış, kararın bu hükümler değerlendirilerek bir karar verilmek üzere davalı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2006/13341 E. 2006/12234 K.
Ortak:sigorta ettiren · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı ['818/60']
İncelediğiniz karardaBK’nun 136/2 maddesi gereğince «zamanaşımını» kesen «son» işlemden itibaren bir yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra 15.08.2007 tarihinde ise eldeki dava açılmıştır.
Uyuşmazlık, «sigorta ettiren» ile sigortacı arasında kurulan sigorta ilişkisine dayalı olmayıp, «haksız eylem» hukuki nedenine dayalı olarak zarar sorumlusundan «rücuen tazminat» istemine ilişkindir.
Bu durumda, 17.01.1972 tarih ve 1970/2 esas, 1972/1 karar sayılı İBK uyarınca, bu tür davalarda «zamanaşımı», selefin zarar sorumlusuna karşı açacağı davanın zamanaşımı süresine, bir diğer söyleyişle BK’nun 60. maddesinde belirtilen bir yıllık süreye tabidir.
Benzer bu karardaYargıtay'ın 17/1/1972 gün 1970/2 Esas 1972/1 sayılı İçtihadı Birleştirme kararına göre «sigorta tazminatını» ödeyen sigortacının zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı davada «zamanaşımı» «sigorta ettirenin» aynı şahıs aleyhinde açabileceği davanın zamanaşımına tabi ve aynı tarihte başlar.
Kaza tarihinden sonra «son» günü tatil gününe rastlaması nedeniyle iki yıllık süre dolmadan 29/12/2003 Pazartesi gününde davacı tarafından davalılar aleyhine girişilen icra takibi ile BK.nun 133 üncü maddesi uyarınca «zamanaşımı kesilmiş», yeniden başlayıp iki yıllık sürenin son günü olan 29/12/2005 tarihinde isteme konu dava açılmış ve zamanaşımı süresi dolmamıştır.
Mahkemece, davanın «zamanaşımına» uğradığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücu davası · zamanaşımının kesilmesi · halefiyet · sigorta tazminatı · kasko sigortası · rücu · kesin hüküm
Benzer bu karardaHalefiyete dayalı «rücu davası» esas itibariyle sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının onun halefi olarak sigortacı tarafından açılması olduğundan, sigortalı ile ona zarar veren arasındaki yasal hükümlere göre görülüp sonuçlandırılır.
Talep edilen alacak miktarı itibariyle «kesin» olan karar aleyhine Adalet Bakanlığı'nın yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına bozma istenilmiştir.
Davacı vekili, müvekkili şirkete «kasko sigortalı» araçta meydana gelen ve sigortalısına ödediği tazminatın zarara neden olan davalı A.....
Anılan maddede düzenlenen «halefiyet» yasal, sınırlı ve cüzi halefiyet niteliğindedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/11578 E. , 2011/4279 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05/11/2008 tarih ve 2007/1413-2008/1496 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin yaptığı inşaat çalışması sırasında müvekkili şirketin sigortalı olan IGDAŞ'a ait hatlara zarar verdiğini, olay nedeniyle müvekkilinin sigorta ettirenine 3.741 TL sigorta tazminatı ödediğini, bu meblağın zarar sorumlusu davalıdan rücuan tahsili için yaptıkları icra takibine davalının itiraz ettiğini, itirazın iptali için açılan davanın yetki yönünden reddedildiğini, yetkili İstanbul İcra Dairesi'nde yaptıkları takibe de borçlu şirketin Kadıköy'e taşındığı gerekçesiyle itiraz ettiğini ileri sürerek, 3.741 TL'nin hasar tarihi olan 29.03.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın haksız fiile dayandığını ve bir yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, dava konusu işin Büyükşehir Belediyesine ait olduğunu, bir kusur varsa bunun işin sahibi idareye ait olduğunu, kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, kusur durumu ile zararın davacı tarafça ispat edilmesinin gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının haksız fiili ile davacının sigortalısına zarar verdiği, tüm kusurun davalıda olduğu, davacı tarafın sigortalısının zararlarını ödeyerek TTK'nun 1301. maddesi gereğince ona halef olduğu, tazminatı ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, 3.741 TL'nin 29.03.2003 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, TTK’nun 1301. maddesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, sigorta ettiren ile sigortacı arasında kurulan sigorta ilişkisine dayalı olmayıp, haksız eylem hukuki nedenine dayalı olarak zarar sorumlusundan rücuen tazminat istemine ilişkindir. Bu durumda, 17.01.1972 tarih ve 1970/2 esas, 1972/1 karar sayılı İBK uyarınca, bu tür davalarda zamanaşımı, selefin zarar sorumlusuna karşı açacağı davanın zamanaşımı süresine, bir diğer söyleyişle BK’nun 60. maddesinde belirtilen bir yıllık süreye tabidir. İşbu davada, olay tarihi 29.03.2003 olup, davacı tarafça davalı aleyhine 26.02.2004 tarihinde icra takibi başlatılmıştır. Bu takibe itiraz üzerine itirazın iptali davası açılmış ve davanın reddine dair verilen karar 07.09.2005 tarihinde kesinleşmiştir.
Anılan icra takip dosyasında yetki konusunda da itiraz edilmiş olması ve mahkemece de bu itirazın yerinde bulunması nedeniyle icra dosyasının yetkili icra dairesine gönderilmesi talep edilmiş, yetkili icra dairesince gönderilen ödeme emrine 09.06.2006 tarihinde itiraz edilmiş ve bu itirazdan sonra icra dosyasında başkaca bir işlem yapılmamıştır. BK’nun 136/2 maddesi gereğince zamanaşımını kesen son işlemden itibaren bir yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra 15.08.2007 tarihinde ise eldeki dava açılmıştır. Bu itibarla davalı tarafça süresinde yapılan zamanaşımı defi gözetilerek bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle, kararın davalı yararına BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine YER OLMADIĞINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1021058400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz