Rücuen Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/14611 E. 2016/173 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
seçimlik hak↗ genel yetkili mahkeme↗ yetki şartı↗ yetki sözleşmesi↗ münhasırlık↗ yetki↗ tacir↗ yetkisizlik kararı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, her ne kadar taraflar arasında akdedilen sözleşmede A.... Mahkemeleri yetkili mahkeme olarak belirlenmiş ise de, sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nın 22. maddesine göre, sözleşme ile yetkili kılınan mahkemelerin yanında genel ve özel yetkili mahkemelerin de yetkili olmaya devam edeceği gerekçesi ile dava dilekçesinin yetki yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 17. maddesine göre yetki sözleşmesi ile tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıklar hakkında bir veya birden fazla mahkemeyi yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun zaman bakımından uygulanmasına ilişkin md. 448 hükmüne göre; "Bu kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanır." Şu halde; 6100 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihe kadar, 1086 sayılı Kanun'a göre yargılaması başlanmış ve tamamlanmış usuli işlemleri etkilememek kaydıyla, 6100 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılacak olan işlemler yeni kanuna tâbi olacaktır. Ayrıca HMK'nın yürürlüğe girdiği tarihten sonra açılacak davalara ise yeni kanun uygulanacaktır. Bu açıklamadan sonra somut olaya gelindiğinde, 03.04.2006 tarihli sözleşmede yetkili kılınmış olan Ankara Mahkemeleri, 1 Ekim 2011 tarihinden sonra açılan davada münhasıran yetkili mahkemedir.
Ayrıca mahkemece, uyuşmazlıkta 1086 sayılı HUMK'nın uygulanması gerektiği görüşü benimsenerek yapılan yorumun kabulü de mümkün değildir. Zira, HUMK 22. maddesi gereğince taraflarca kararlaştırılan yetki şartı, genel yetkili mahkemenin yetkisini ortadan kaldırmamakta, dolayısıyla davacıya sözleşme ile yetkili kılınan mahkemede veya genel yetkili mahkemede dava açma konusunda seçimlik hak tanımakta idi. Aynı mülga Kanun'un 10. maddesinde de sözleşmenin icra olunacağı veyahut davalının veya vekilinin dava tarihinde orada bulunması halinde, sözleşmenin kurulduğu yerde de davaya bakılabileceği hususu düzenlenmişti. Davaya konu sözleşmenin 17. maddesinde akdin A...da imzalandığı belirtildiğine göre, Ankara Mahkemelerinin HUMK 'nın anılan hükmü uyarınca da yetkili olduğu açıktır.
Bu itibarla, gerek 1086 sayılı HUMK, gerekse 6100 sayılı HMK'nın anılan hükümleri uyarınca yetkili mahkemede davanın açıldığının kabulü ile işin esasına girilerek bir sonuca varılması gerekirken, yetkisizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İhtiyati haciz kararının kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12976 E. 2016/9298 K.
Ortak:yetki şartı · yetki sözleşmesi · yetki · tacir · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaHukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 17. maddesine göre «yetki sözleşmesi» ile «tacirler» veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıklar hakkında bir veya birden fazla mahkemeyi yetkili kılabilirler.
Zira, HUMK 22. maddesi gereğince taraflarca kararlaştırılan «yetki şartı», «genel yetkili» mahkemenin «yetkisini» ortadan kaldırmamakta, dolayısıyla davacıya sözleşme ile yetkili kılınan mahkemede veya genel yetkili mahkemede dava açma konusunda «seçimlik hak» tanımakta idi.
Mahkemeleri yetkili mahkeme olarak belirlenmiş ise de, sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nın 22. maddesine göre, sözleşme ile yetkili kılınan mahkemelerin yanında genel ve özel yetkili mahkemelerin de yetkili olmaya devam edeceği gerekçesi ile dava dilekçesinin «yetki» yönünden reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAncak 6100 sayılı HMK’nın 17. maddesi gereğince, «yetki sözleşmesinin», «tacirler» veya kamu tüzel kişileri arasında yapıldığı takdirde geçerli olacağı belirtilmiş olup, yalnız tacirler veya kamu tüzel kişileri aralarında doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıklar hakkında bir veya birden fazla mahkemeyi yetkili kılabilecektir.
Bu durumda, mahkemece, ihtiyati hacze konu «bononun» taraflarının «tacir» olmadığının açık olması karşısında, bonoda belirtilen «yetki sözleşmesinin» talep tarihi itibariyle «geçersiz» olduğu ve «yetki itirazının» yerinde olduğu gözetilerek ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, ihtiyati hacze konu «bonoda» belirtilen «yetki şartının» bononun tanzim tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK 22. maddesi gereğince geçerli olduğu ve bononun tanzim tarihi itibariyle ./.. tamamlanmış işlem sayılacağı gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtiyati hacze itiraz · yetki itirazı · ihtiyati haciz · bono · geçersizlik · haciz
Benzer bu karardaTalep, «bonoya» dayalı verilen «ihtiyati haciz» kararının kaldırılması istemine ilişkin olup, «ihtiyati hacze itiraz» eden aynı zamanda «yetki itirazında» da bulunmuştur.
Bu durumda, mahkemece, ihtiyati hacze konu «bononun» taraflarının «tacir» olmadığının açık olması karşısında, bonoda belirtilen «yetki sözleşmesinin» talep tarihi itibariyle «geçersiz» olduğu ve «yetki itirazının» yerinde olduğu gözetilerek ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
… e yürürlükte bulunan HUMK 22. maddesi gereğince senet üzerinde belirtilen yetkili mahkemenin geçerli olduğu, 6100 sayılı HMK’nın 448. maddesi gereğince talep konusu «bononun» tanzim tarihi itibariyle tamamlanmış işlem niteliğinde olduğu ve HUMK 22. maddesinin uygulanması gerektiği gerekçesiyle «ihtiyati hacze itirazın» reddine karar verilmiştir.
Kararı, «ihtiyati hacze itiraz» eden (borçlu) vekili temyiz etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14637 E. 2016/107 K.
Ortak:yetki şartı · yetki sözleşmesi · yetki · tacir · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaHukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 17. maddesine göre «yetki sözleşmesi» ile «tacirler» veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıklar hakkında bir veya birden fazla mahkemeyi yetkili kılabilirler.
Zira, HUMK 22. maddesi gereğince taraflarca kararlaştırılan «yetki şartı», «genel yetkili» mahkemenin «yetkisini» ortadan kaldırmamakta, dolayısıyla davacıya sözleşme ile yetkili kılınan mahkemede veya genel yetkili mahkemede dava açma konusunda «seçimlik hak» tanımakta idi.
Mahkemeleri yetkili mahkeme olarak belirlenmiş ise de, sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nın 22. maddesine göre, sözleşme ile yetkili kılınan mahkemelerin yanında genel ve özel yetkili mahkemelerin de yetkili olmaya devam edeceği gerekçesi ile dava dilekçesinin «yetki» yönünden reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, talebe konu bonodan kaynaklanan uyuşmazlıkların .... mahkemelerinde görüleceğinin «bono» üzerindeki kayıtlı «yetki sözleşmesi» ile sabit olduğu gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, mahkemece, yukarıda anılı maddede öngörülen koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilmeksizin, «bono» üzerinde yazılı «yetki şartının» geçerli olduğundan bahisle talebin reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtiyati hacze itiraz · bono
Benzer bu karardaMahkemece, talebe konu bonodan kaynaklanan uyuşmazlıkların .... mahkemelerinde görüleceğinin «bono» üzerindeki kayıtlı «yetki sözleşmesi» ile sabit olduğu gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, «ihtiyati hacze itiraz» eden borçlular vekili temyiz etmiştir.
Somut olayda, mahkemece, yukarıda anılı maddede öngörülen koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilmeksizin, «bono» üzerinde yazılı «yetki şartının» geçerli olduğundan bahisle talebin reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14567 E. 2016/55 K.
Ortak:yetki şartı · yetki sözleşmesi · yetki · tacir · yetkisizlik kararı · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaHukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 17. maddesine göre «yetki sözleşmesi» ile «tacirler» veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıklar hakkında bir veya birden fazla mahkemeyi yetkili kılabilirler.
Zira, HUMK 22. maddesi gereğince taraflarca kararlaştırılan «yetki şartı», «genel yetkili» mahkemenin «yetkisini» ortadan kaldırmamakta, dolayısıyla davacıya sözleşme ile yetkili kılınan mahkemede veya genel yetkili mahkemede dava açma konusunda «seçimlik hak» tanımakta idi.
Mahkemeleri yetkili mahkeme olarak belirlenmiş ise de, sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nın 22. maddesine göre, sözleşme ile yetkili kılınan mahkemelerin yanında genel ve özel yetkili mahkemelerin de yetkili olmaya devam edeceği gerekçesi ile dava dilekçesinin «yetki» yönünden reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaHMK'nın 17. maddesi uyarınca taraflarıca «yetki sözleşmesi» yapılabileceği, sözleşmede yer alan «yetki şartı» uyarınca takibin yapıldığı icra dairesinin yetkili olmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bu düzenleme uyarınca «yetki sözleşmesi» ancak «tacirler» veya kamu tüzel kişileri arasında yapılması halinde geçerlidir.
Bu yeni düzenleme uyarınca somut olayda davacının «tacir» olup olmadığı araştırılıp HMK'nın 17. maddesi hükmü de gözetilerek davalı vekilinin «yetki itirazı» hakkında bir karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ve yazılı gerekçeyle «yetkisizlik» kararı verilmesi de doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temlik sözleşmesi · yetki itirazı · ticari işletme · alacağın temliki · uyuşmazlık konusu · temlik · usulden reddi · görevsizlik kararı
Benzer bu karardaSomut olayda; davacı tarafından «temlik sözleşmesi» uyarınca davalının üzerine düşen edimlerini yerine getirmediğinden bahisle alacak isteminde bulunulmuş olup davacının temlik sözleşmesine konu yaptığı alacağın borçlusu durumundaki «tasfiye» halindeki .... bu davada taraf olmadığı gibi, «uyuşmazlık konusu» alacak da doğrudan doğruya davalının «ticari işletmesiyle» ilgili değildir.
1-Dava; taraflar arasında düzenlenen 10.12.2010 tarihli «alacağın temliki sözleşmesinden» kaynaklı olup dava tarihi olan 08.10.2013 tarihi itibariyle 6102 sayılı TTK yürürlüktedir.
HMK'nın 17. maddesi uyarınca taraflarıca «yetki sözleşmesi» yapılabileceği, sözleşmede yer alan «yetki şartı» uyarınca takibin yapıldığı icra dairesinin yetkili olmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 3. maddesinde bu kanunda düzenlenen hususlarla bir «ticari işletmeyi» ilgilendiren bütün işlem ve fiillerin ticari işlerden olduğu belirtilmiş, 4. maddesinde de ticari dava ve işler sayılmıştır.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12173 E. 2016/9187 K.
Ortak:yetki sözleşmesi · münhasırlık · yetki · tacir · yetkisizlik kararı · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaHukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 17. maddesine göre «yetki sözleşmesi» ile «tacirler» veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıklar hakkında bir veya birden fazla mahkemeyi yetkili kılabilirler.
Zira, HUMK 22. maddesi gereğince taraflarca kararlaştırılan «yetki şartı», «genel yetkili» mahkemenin «yetkisini» ortadan kaldırmamakta, dolayısıyla davacıya sözleşme ile yetkili kılınan mahkemede veya genel yetkili mahkemede dava açma konusunda «seçimlik hak» tanımakta idi.
Mahkemeleri yetkili mahkeme olarak belirlenmiş ise de, sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nın 22. maddesine göre, sözleşme ile yetkili kılınan mahkemelerin yanında genel ve özel yetkili mahkemelerin de yetkili olmaya devam edeceği gerekçesi ile dava dilekçesinin «yetki» yönünden reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAsliye Hukuk Mahkemesinin «kesin» «yetkisinin» söz konusu bulunmadığı halde re'sen yetkisizlik kararı vermiş olup bu hal yukarıda açıklanan yasa hükümlerine açıkça aykırılık teşkil ettiğinden kararın bozulması gerekmiştir. ...-Kabule göre de; Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun .... maddesine göre «yetki sözleşmesi», «tacirler» veya kamu tüzel kişileri arasında yapıldığı takdirde geçerlidir.
Mahkemece; taraflar arasındaki sözleşmenin 07/.../2009 tarihinde yapıldığı, 01/.../2011 tarihinden önce yapılan bir «yetki sözleşmesine» dayanılarak «münhasır» yetkili mahkemede dava açılmasının mümkün olmadığı, 1086 sayılı yasanın yürürlükte olduğu dönemde bu yasanın ....maddesi gereğince yetki sözleşmesi ile yetkili kıl …
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin taraflar arasında yapılan «yetki sözleşmesine» dayanarak, «dosyayı göndermesinin» HMK'nın 448.maddesi ile 1086 sayılı yasanın ....maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin yetki yönünden reddine, karar kesinleşince ve yasal sürede başvuru halinde dosyanın ...... ....
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kıymet takdiri · kesin yetki kuralı · kesin yetki · dosyanın gönderilmesi · ilk itiraz · yetki itirazı · ipotek · usulden reddi
Benzer bu kararda6100 sayılı HMK 116/...-a maddesinde «kesin yetki kuralının» bulunmadığı hallerde «yetki itirazının» «ilk itirazlardan» olduğu, Yasa'nın 117/... maddesinde ilk itirazların hepsinin cevap dilekçesinde ileri sürülmesinin zorunlu bulunduğu, Yasa'nın 114/...-ç maddesinde yetkinin kesin olduğu hallerde mahkemenin yetkili bulunmasının dava şartı olduğu, Yasa'nın 115/... maddesinde de dava şartının noksanlığı halinde mahkemenin davanın «usulden reddine» karar vereceği düzenlenmiştir.
… kları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili; müvekkili banka tarafından dava dışı ....'e kullandırılacak kredi «teminatı» olarak gösterilen iki adet taşınmazın ekspertizinin davalı tarafından yapıldığı, değerlerinin 150.000,00-TL, ve ....000,00-TL olduğuna dair rapor rapor düzenlendiği, kredinin ödenmemesi nedeniyle şahıs hakkında icra takibi yapıldığı, yapılan «kıymet takdiri» sonucu düzenlenen raporda ise taşınmazların değerlerinin 29.750,00-TL ve ....000,00-TL olarak belirlendiği, itiraz sonucu İcra Hukuk Mahkemesince yaptırılan tespit sonucunda 31.137,50-TL ve ....100,00-TL değer belirlendiği, alıcı çıkmadığından satışın düştüğü, lisanslı başka bir şirkete ekspertizin yaptırıldığı ve bu kere 30.000,00-TL ve ....000,00-TL değer tespiti yapıldığı, İcra Hukuk Mahkemesince raporlar arasındaki çelişkilere istinaden itirazlarının «kesin» olarak karara bağlanıp kıymet taktir raporu ile neticeye varıldığı, hatalı ekspertiz nedeniyle fazla kullandırılan kredinin değerinin 103.083,71 TL olduğunu, davalı şirkete «ihtarname» çekildiğini belirterek, davanın kabulü ile fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere 103.083,71-TL tazminatın işleyecek «avans faizi» davalıdan ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin taraflar arasında yapılan «yetki sözleşmesine» dayanarak, «dosyayı göndermesinin» HMK'nın 448.maddesi ile 1086 sayılı yasanın ....maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin yetki yönünden reddine, karar kesinleşince ve yasal sürede başvuru halinde dosyanın ...... ....
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. ...-Dava, «ipotekli» taşınmazların belirlenen değerden daha düşük fiyata satılması nedeniyle doğan davacı zararının, taşınmazların kiymetini takdir eden davalıdan tazmini istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/14611 E. , 2016/173 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ A
TARİHİ 08/09/2014
NUMARASI 2013/843-2014/465
DAVACI A.. A..
VEKİLİ Av. H.. Ş..
DAVALI A.. Ş..
VEKİLİ Av. Z.. A..
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. A verilen 08/09/2014 tarih ve 2013/843-2014/465 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 03.04.2006 tarihli sözleşme Konya İli'ndeki bankanın güvenliğini sağlamakla görevlendirilen davalı taşeron firmadan rücuen zarar tazmini talebinde bulunmuştur.
Davalı vekili, müvekkilinin yerleşim yeri olan Konya Mahkemeleri'nin yetkili bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, her ne kadar taraflar arasında akdedilen sözleşmede A.... Mahkemeleri yetkili mahkeme olarak belirlenmiş ise de, sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nın 22. maddesine göre, sözleşme ile yetkili kılınan mahkemelerin yanında genel ve özel yetkili mahkemelerin de yetkili olmaya devam edeceği gerekçesi ile dava dilekçesinin yetki yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 17. maddesine göre yetki sözleşmesi ile tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıklar hakkında bir veya birden fazla mahkemeyi yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun zaman bakımından uygulanmasına ilişkin md. 448 hükmüne göre; "Bu kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanır." Şu halde; 6100 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihe kadar, 1086 sayılı Kanun'a göre yargılaması başlanmış ve tamamlanmış usuli işlemleri etkilememek kaydıyla, 6100 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılacak olan işlemler yeni kanuna tâbi olacaktır.
Ayrıca HMK'nın yürürlüğe girdiği tarihten sonra açılacak davalara ise yeni kanun uygulanacaktır. Bu açıklamadan sonra somut olaya gelindiğinde, 03.04.2006 tarihli sözleşmede yetkili kılınmış olan Ankara Mahkemeleri, 1 Ekim 2011 tarihinden sonra açılan davada münhasıran yetkili mahkemedir.
Ayrıca mahkemece, uyuşmazlıkta 1086 sayılı HUMK'nın uygulanması gerektiği görüşü benimsenerek yapılan yorumun kabulü de mümkün değildir. Zira, HUMK 22. maddesi gereğince taraflarca kararlaştırılan yetki şartı, genel yetkili mahkemenin yetkisini ortadan kaldırmamakta, dolayısıyla davacıya sözleşme ile yetkili kılınan mahkemede veya genel yetkili mahkemede dava açma konusunda seçimlik hak tanımakta idi. Aynı mülga Kanun'un 10. maddesinde de sözleşmenin icra olunacağı veyahut davalının veya vekilinin dava tarihinde orada bulunması halinde, sözleşmenin kurulduğu yerde de davaya bakılabileceği hususu düzenlenmişti. Davaya konu sözleşmenin 17. maddesinde akdin A...da imzalandığı belirtildiğine göre, Ankara Mahkemelerinin HUMK 'nın anılan hükmü uyarınca da yetkili olduğu açıktır.
Bu itibarla, gerek 1086 sayılı HUMK, gerekse 6100 sayılı HMK'nın anılan hükümleri uyarınca yetkili mahkemede davanın açıldığının kabulü ile işin esasına girilerek bir sonuca varılması gerekirken, yetkisizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13/01/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/158549300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz