6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Oda kaydı silinmesi nedeniyle terkinde TTK geçici 7. madde uygulanamaz

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/2286 E. 2022/221 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Şirketin ihyasıkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesin

★ EmsalHak düşürücü süre

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketlerŞirketin ihyası

Gerekçe özeti

TTK'nın geçici 7. maddesi, resen terkini sınırlı sayılan hallere bağlayan istisnai ve geçici bir tasfiye usulü öngörür; bu tahdidi sayılan haller ikincil düzenlemelerle (tebliğ) genişletilemez. Şirketin terkin sebebi, kanunda sayılan hallerden değil de (örn. oda kaydının silinmesi gibi) tebliğ ile getirilen bir sebepten kaynaklanıyorsa, geçici 7. maddede öngörülen beş yıllık hak düşürücü süre uygulanamaz. Ayrıca ek tasfiye ve şirket ihyası davaları çekişmesiz yargı işi niteliğinde olup TTK 1521. madde uyarınca basit yargılama usulüne tabidir.

Ele alınan sorunlar

Şirketin terkin sebebinin TTK geçici 7. madde kapsamında olup olmadığı ve hak düşürücü sürenin uygulanabilirliği → kabul

İddia: Davacı vekili, ihyası talep edilen şirketin re'sen terkin edildiğini, hizmet tespiti davasının derdest olduğunu ve husumetin ticaret sicil müdürlüğüne yöneltildiğini belirterek şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.

Gerekçe: TTK'nın geçici 7. maddesinin 1. fıkrası, anonim ve limited şirketlerin resen terkinini sınırlı sayılan hallere (sermaye artırımının yapılmaması, münfesih olma, beş yıl genel kurul toplanamaması, tasfiye işlemlerine başlanıp genel kurulun toplanamaması) bağlamıştır. Bu madde geçici ve istisnai bir tasfiye usulü öngördüğünden, tahdidi sayılan haller dışındaki durumlarda TTK veya ilgili kanunlardaki genel tasfiye usulü uygulanır; terkin sebepleri tebliğ ile genişletilemez. Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in 1. maddesinin (d) bendinde yer alan, 5174 sayılı Kanun'un 10 ve 32. maddelerine göre oda kaydının silinmesi nedeniyle sicil kaydının silinmesi hali, kanunda öngörülmeyen bir terkin sebebidir ve kanunun istisnai tasfiye usulüne tabi olacağını belirtmediği bu hal, ikincil düzenleme ile geçici 7. madde kapsamına alınamaz. Somut olayda davalı şirketin terkin sebebinin oda kaydının terkin edilmesi (resen terkin 2 kodu) olduğu, şirket yetkilisinin tasfiye memuru olarak atandığını bildirip tasfiyenin tamamlanmasını talep ettiği ve yasal sürenin dolması üzerine tasfiye memurunun beyanı üzerine resen terkin işleminin yapıldığı anlaşılmıştır. Tebliğ hükümleri ile kanunda öngörülmeyen bir sebeple terkin işlemi yapıldığından, TTK geçici 7. maddesinde öngörülen beş yıllık hak düşürücü süre bu olayda uygulanamaz. Bu husus gözetilmeksizin davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi yerinde görülmemiş; şirketin terkinden evvel tasfiye halinde olduğu anlaşıldığından, ek tasfiyenin tamamlanması için tasfiye halinde ihyasına ve önceki tasfiye memurunun yeniden atanmasına karar verilmesi gerekmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davanın yazılı yargılama usulüne mi yoksa basit yargılama usulüne mi tabi olduğu → ret

İddia: Davacı vekili, ihya davalarının TTK'da basit yargılama usulüne tabi olduğuna dair hüküm bulunmadığından yazılı yargılama usulünün uygulanması gerektiğini, henüz ön inceleme günü belirlenmeden hüküm tesis edildiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Yargıtay HGK'nun ilgili ilamında, TTK 1521. maddesinde şirket davalarında basit yargılama usulünün uygulanacağının düzenlendiği ve ek tasfiyenin çekişmesiz yargı işi olduğunun tespit edildiği dikkate alınarak, davanın yazılı yargılama usulüne tabi olduğuna yönelik istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

TTK geçici 7. maddesinde sayılan resen terkin sebeplerinin tahdidi olduğu ve tebliğ ile (örneğin oda kaydının silinmesi nedeniyle) genişletilemeyeceği, bu nedenle kanunda öngörülmeyen bir sebeple yapılan terkinlerde geçici 7. maddedeki beş yıllık hak düşürücü sürenin uygulanamayacağı yönünden emsal niteliktedir.

Usul tespitleri

Hak düşürücü süre
TTK geçici 7. maddenin 15. fıkrası uyarınca, ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaati bulunanlar, haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilir; ancak bu süre, kanunda öngörülmeyen bir sebeple (örn. tebliğ ile genişletilen bir terkin nedeniyle) yapılan terkinlerde uygulanmaz.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
şirketin ihyası resen terkin hak düşürücü süre ek tasfiye tasfiye memuru çekişmesiz yargı işi basit yargılama usulü

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK geçici 7TTK 1521 · 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği İle Odalar Ve Borsalar Kanunu — 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği İle Odalar Ve Borsalar Kanunu 10/35174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği İle Odalar Ve Borsalar Kanunu 32 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)b-2HMK 362(1)ç

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/2286

KARAR NO 2022/221

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 05/07/2021

NUMARASI 2021/448 Esas - 2021/606 Karar

DAVA

Şirketin İhyası

İSTİNAF KARAR TARİHİ 17/02/2022

Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, Müvekkili tarafından ... Ltd. Şti. aleyhine, Bakırköy 3. İş Mahkemesi'nin 2021/36 Esas sayılı dosyası nezdinde hizmet tespiti davası ikame edildiğini, halihazırda derdest olduğunu, 16.04.2021 tarihli celsede verilen 5 numaralı ara kararı ile işbu davayı açmak üzere kendilerine yetki ve mehil verildiğini, işbu davada ihyasını istedikleri şirketin ticaret sicilinden terkin edilmeden önceki merkez adresi; "... Mah. ... Sk. No:... Bahçelievler/İstanbul" olduğunu, işbu şirketin ticaret sicilinden 04.09.2014 tarihinde resen silindiğini, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin 10 Eylül 2014 tarihli ve 8650 sayılı nüshasında ilan edildiğini, ihyasını istedikleri münfesih şirket; ticaret sicilinden "resen terkin" edildiğinden husumeti, yalnızca ticaret sicil müdürlüğüne yönelttiklerini, bu nedenlerle tasfiye halinde ...

Limited Şirketi unvanlı şirketin tüzel kişiliğinin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, TTK.m.32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yapıldığını, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğünün resen terkin işlemi, “6102 sayılı Kanunun Geçici 7’nci maddesi”, “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5’inci maddesi”, “6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 20/1 maddesi” ve “Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 7. maddesi” kapsamında olup, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğünün, mahkeme hükmü olmaksızın bir şirketi tekrar sicile tescil yükümlülüğü bulunmadığını, 6102 sayılı TTK nun geçici 7’nci maddenin 15’nci fıkrası, “Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilir.” hükmünü haiz olduğunu, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle “yargı gideri” ve “vekalet ücreti”nden sorumlu tutulamayacağını, bu nedenlerle haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davacı vekili ihyası talep edilen şirketin TTK'nın 7 nci maddesi uyarınca sicilden resen terkin edildiğini ancak şirketin derdest dosyası olduğunu bu nedenle sicil müdürlüğünün işleminin iptali ile şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiş ise de,ihyası talep edilen şirketin 04/09/2014 tarihinde terkin edildiği, Bakırköy 3 ncü İş Mahkemesine açılan hizmet tespiti davasının 18/02/2021 tarihinde açıldığı,buna göre dava tarihi itibariyle 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu anlaşıldığından davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; henüz ön inceleme günü dahi belirlenmeden hüküm tesis edildiğini, ihya davalarının yargılaması TTK'DA basit yargılamaya tabi olduğuna dair hüküm bulunmadığından yazılı yargılama usulünün uygulanması gerektiğini , müvekkilinin güncel ve hukuki yararının mevcut olduğu hizmet tespiti davasında yargılama yapılamazsa, müvekkilinin telafisi imkansız zararları olacağını, hukuki yararın mevcut olduğu hallerde taraf teşkili amacıyla ihyanın kabulü gereğine delail emsal içtihatlar olduğunu, hizmet tespitine ilişkin davada taraf teşkili sağlanamayacağından müvekkilinin emeklilik başta olmak üzere birçok sosyal hakkı zarara uğrayacağını, bu sebeplerden dolayı kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

6102 Sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin 1. fıkrası uyarınca 1.7.2015 tarihine kadar sayılan halleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketlerin tasfiyeleri, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır. 559 Sayılı TTK nun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına dair KHK gereğince sermayelerini öngörülen tutara çıkarmamış bulunmaları, 6102 Sayılı TTK'nın yürürlük tarihinden önce veya 1.7.2015 tarihine kadar münfesih olmaları, aralıksız son beş yıla ait olağan genel kurul toplantılarının yapılamaması, TTK'nın yürürlüğe girdiği tarihten önce tasfiye işlemlerine başlanılmış olmakla birlikte genel kurulun toplanamaması sebebiyle ara ve kati bilançonun genel kurula tevdi edilemediği için ticaret sicilinden terkin edilememeleri sebepleriyle resen terkin edilebilirler.

Anılan maddenin 4. fıkrasına göre; Ticaret sicil Müdürlüklerince kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanır. Yapılacak ihtar, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderilir. İlan, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçer. Bu şirketler tasfiye memuru bildirdikleri takdirde maddede gösterilecek usulde tasfiye edilecek olup, ihtara rağmen tasfiye memuru bildirmeyen şirketlerin unvanı ise ticaret sicilinden re'sen silinir.

Ancak, devam eden davası bulunan şirketler için bu madde hükmü uygulanmayacağı gibi sicilden kaydı silinen şirket alacaklıları ile hukuki menfaati bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak, şirketin ihyasını isteyebilirler. 5174 Sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği İle Odalar Ve Borsalar Kanunun 10/3. maddesi; "Oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl içinde, ilgilinin üyesi bulunduğu odaya müracaatla adres ve durumunu bildirmemesi halinde, oda yönetim kurulunun teklifi ve meclis kararıyla ticaret sicil kaydının re'sen silinmesi için ticaret sicil memurluğuna ihbarda bulunulur. İhbarı takip eden ayın ilk günü itibarıyla oda kaydı silinmiş sayılır.

Bu süre içerisinde durumunu bildiren üyelerin aidat tahakkukları başlatılır. Ancak bu durumda olanlar tüm aidat borçlarını ödemedikçe seçmen listelerine tekrar kaydedilemeyeceği, hükmünü içermektedir. " Münfesih olmasına veya sayılmasına rağmen tasfiye edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin" Tebliğ'in 1. maddesinin "d" bendinde; " 5174 sayılı kanunun 10 ve 32. maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler.." ifadesi ile kanunda olmayan bir hali tebliğ ile düzenlemiştir.

TTK'nın geçici 7. maddesinde belirtilen sınırlı hallere mühhasıran özel bir tasfiye yöntemi getirilmiştir. Bu nedenle tahdidi sayılan bu haller dışındaki durumlarda geçici 7. maddeye göre değil TTK veya ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uygun tasfiye yapılacaktır. Maddenin geçici ve istisnai oluşu göz önüne alındığında terkin sebeblerinin tebliğ ile genişletilemeyeceği açıktır. Kanunun istisnai tasfiye usulüne tabi olacağını belirtmediği bir hal ikincil bir düzenleme ile geçici 7. madde kapsamına alınamaz. İstanbul Ticaret Sicilinden getirtilen evrakların incelenmesinde ,davalı şirketin terkin sebebinin oda kaydının terkin edilmesi(Resen Terkin 2 kodu) olarak belirlenmiştir. Şirkete tebliğ üzerine şirket yetkilisi ...

tarafından 17 haziran 2013 tarihinde Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvurarak tasfiye memuru olarak atandığını bildirerek tasfiyenin tamamlanması talep edilmiştir.Tasfiye Memuru atanmasına ilişkin karar tescil edilerek ticaret sicil gazetesinde yayınlanmıştır. Yasada belirtilen süre dolduğunda şirket tasfiye memurunun beyanı üzerine re'sen terkin işleminin yapıldığı anlaşılmaktadır. Yargıtay HGKnun 2017/11-2924 esas 2018/1935 karar sayılı ve 13.12.2018 tarihli ilamı ile " şirket davalarında yargılama usulünün düzenlendiği TTK 1521. maddesin de açılacak davalarda basit yargılama usulünün uygulanacağı, ek tasfiyenin " çekişmesiz yargı işi olduğu" nun tesbit edildiği dikkate alınarak davacı vekilinin davanın yazılı yargılama usulüne tabi olduğuna yönelik istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.

Anlatılanlara göre;tebliğ hükümleri ile kanunda öngörülmeyen bir sebeple terkin işlemi yapıldığı anlaşılmakla hak düşürücü süre uygulanamayacağı gözetilmeksizin davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiş, kararın kaldırılarak yeniden hüküm verilmesine şirketin terkinden evvel tasfiye halinde olduğu anlaşılmakla tasfiye halinde ihyasına ,ek tasfiye tamamlanmak üzere önceki tasfiye memuru ...'ın atanmasına karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE; Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/07/2021 Tarih 2021/448 Esas 2021/606 Karar sayılı kararın HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın KABULÜNE; İstanbul Ticaret Sicilinin ... sicil numarasına kayıtlı iken terkin edilen Tasfiye Halinde ... Ltd. Şti.'nin Bakırköy 3.İş Mahkemesinin 2021/36 esas sayılı dosyasının takibi ve sonuçlandırılması ve icrası ile sınırlı olmak üzere şirketin tüzel kişiliğinin ek tasfiyesi için tasfiye halinde yeniden ihyasına, ... (...)'ın tasfiye memuru olarak atanmasına, kararın tescil ve ilanına" İlk derece yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 80,70-TL karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 21,40-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından peşin yatırılan 118,60-TL harclar ile 19-TL yargı giderinin davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine, Davacı vekili için takdir olunan 5.100-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine," Davacı tarafından yatırılan 59,30-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davacı tarafından yapılan 124,30-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)ç maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

17/02/2022

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/135410 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2895 E. 2022/4678 K. · Onandı

Oda kaydı terkininde TTK geçici 7 ve hak düşürücü süre uygulanmaz; ihya

Gerekçe özeti

Şirket, TTK geçici 7. maddede sayılan tahdidi hallerden biriyle değil de oda kaydının silinmesi (5174 sayılı Kanun) nedeniyle terkin edilmişse, terkin sebepleri tebliğ ile genişletilemeyeceğinden TTK geçici 7. maddedeki hak düşürücü süre uygulanamaz ve derdest dosyanın takibiyle sınırlı ihya talebi kabul edilir. Ayrıca TTK 1521 kapsamındaki uyuşmazlığın basit yargılama usulüne tabi olması, ihya davasını çekişmesiz yargı niteliğine sokup kararı kesin kılmaz.

Emsal değeri

Yargıtay'ın onadığı BAM gerekçesi, oda kaydı silinmesine dayalı terkinde TTK geçici 7. madde ve hak düşürücü sürenin uygulanmayacağı; Yargıtay'ın kendi gerekçesi ise TTK 1521 uyuşmazlığında basit yargılama usulünün kararı kesin kılmayacağı yönünden bağlayıcı emsal değeri taşır.

Kavramlar: şirketin ihyası ek tasfiye resen terkin TTK geçici 7. madde hak düşürücü süre çekişmesiz yargı basit yargılama usulü kararın kesinliği

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2022/2895 E.  ,  2022/4678 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 05.07.2021 tarih ve 2021/448 E- 2021/606 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 17.02.2022 tarih ve 2021/2286 E- 2022/221 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine verilen temyiz başvurusunun reddine dair 31.03.2022 tarihli ek kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili tarafından Özden Konfeksiyon San. Tic. Ltd. Şti. aleyhine, Bakırköy 3. İş Mahkemesi'nin 2021/36 Esas sayılı dosyası nezdinde hizmet tespiti davası ikame edildiğini, davanın derdest olduğunu,16.04.2021 tarihli celsede verilen 5 numaralı ara kararı ile işbu davayı açmak üzere kendilerine yetki ve mehil verildiğini, şirketin ticaret sicilinden 04.09.2014 tarihinde resen silindiğini ileri sürerek Tasfiye Halinde Özden Konfeksiyon Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi unvanlı şirketin tüzel kişiliğinin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, TTK. m.32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yapıldığını, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğünün resen terkin işlemi, “6102 sayılı Kanunun Geçici 7’nci maddesi”, “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5’inci maddesi”, “6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 20/1 maddesi” ve “Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 7. maddesi” kapsamında olup, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğünün, mahkeme hükmü olmaksızın bir şirketi tekrar sicile tescil yükümlülüğü bulunmadığını, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama ve toplanan delillere göre,davacı vekili ihyası talep edilen şirketin TTK'nın 7 nci maddesi uyarınca sicilden resen terkin edildiğini ancak şirketin derdest dosyası olduğunu bu nedenle sicil müdürlüğünün işleminin iptali ile şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiş ise de, ihyası talep edilen şirketin 04/09/2014 tarihinde terkin edildiği,Bakırköy 3 ncü İş Mahkemesine açılan hizmet tespiti davasının 18/02/2021 tarihinde açıldığı, buna göre dava tarihi itibariyle 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği İle Odalar Ve Borsalar Kanunun 10/3. maddesi; "Oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl içinde, ilgilinin üyesi bulunduğu odaya müracaatla adres ve durumunu bildirmemesi halinde, oda yönetim kurulunun teklifi ve meclis kararıyla ticaret sicil kaydının re'sen silinmesi için ticaret sicil memurluğuna ihbarda bulunulur. İhbarı takip eden ayın ilk günü itibarıyla oda kaydı silinmiş sayılır. Bu süre içerisinde durumunu bildiren üyelerin aidat tahakkukları başlatılır. Ancak bu durumda olanlar tüm aidat borçlarını ödemedikçe seçmen listelerine tekrar kaydedilemeyeceği, hükmünü içerdiği, " Münfesih olmasına veya sayılmasına rağmen tasfiye edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin" Tebliğ'in 1.

maddesinin "d" bendinde; " 5174 sayılı Kanunun 10 ve 32. maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler.." ifadesi ile kanunda olmayan bir hali tebliğ ile düzenlediği, TTK'nın geçici 7. maddesinde belirtilen sınırlı hallere mühhasıran özel bir tasfiye yöntemi getirildiği, bu nedenle tahdidi sayılan bu haller dışındaki durumlarda geçici 7. maddeye göre değil TTK veya ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uygun tasfiye yapılacağı, maddenin geçici ve istisnai oluşu gözönüne alındığında terkin sebeplerinin tebliğ ile genişletilemeyeceğinin açık olduğu, Kanunun istisnai tasfiye usulüne tabi olacağını belirtmediği bir halin ikincil bir düzenleme ile geçici 7.

madde kapsamına alınamayacağı, davalı şirketin terkin sebebinin oda kaydının terkin edilmesi (Resen Terkin 2 kodu) olarak belirlendiği, Şirkete tebliğ üzerine şirket yetkilisi ... tarafından 17 Haziran 2013 tarihinde Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvurarak tasfiye memuru olarak atandığını bildirerek tasfiyenin tamamlanmasının talep edildiği, Tasfiye Memuru atanmasına ilişkin kararın tescil edilerek ticaret sicil gazetesinde yayınlandığını, Yasada belirtilen süre dolduğunda şirket tasfiye memurunun beyanı üzerine re'sen terkin işleminin yapıldığının anlaşıldığı, tebliğ hükümleri ile kanunda öngörülmeyen bir sebeple terkin işlemi yapıldığı anlaşılmakla hak düşürücü süre uygulanamayacağı gözetilmeksizin davanın reddine karar verilmesinin yerinde görülmediği,kararın kaldırılarak yeniden hüküm verilmesine, şirketin terkinden evvel tasfiye halinde olduğu anlaşılmakla tasfiye halinde ihyasına, ek tasfiye tamamlanmak üzere önceki tasfiye memuru ...'ın atanmasına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne;

ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne; İstanbul Ticaret Sicilinin 280479-0 sicil numarasına kayıtlı iken terkin edilen Tasfiye Halinde Özden Konfeksiyon San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin Bakırköy 3. İş Mahkemesinin 2021/36 esas sayılı dosyasının takibi ve sonuçlandırılması ve icrası ile sınırlı olmak üzere şirketin tüzel kişiliğinin ek tasfiyesi için tasfiye halinde yeniden ihyasına, ...’ın tasfiye memuru olarak atanmasına, kararın tescil ve ilanına karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Mahkemece, 31.03.2022 tarihli ek kararla, kesin karara yönelik temyiz başvurusunun reddine karar verilmiştir.

Mahkemece verilen ek karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.

1-Bölge Adliye Mahkemesince şirketin ihyası davasının kabulüne, davanın çekişmesiz yargı işi olduğu ve bu nedenle kesin nitelikte olduğu belirtilerek davalı ... Sicili Müdürlüğü’nün temyiz istemini reddetmiş ise de TTK’nın 1521. maddesi kapsamında olan uyuşmazlığın HMK’nın 316.maddesi gereğince basit yargılama usulüne tabi bulunması davanın çekişmesiz yargı niteliğinde olduğu sonucunu doğurmaz.Bu nedenle verilen karar kesin nitelikte olmadığından davalı ... Sicili Müdürlüğü vekilinin 31.03.2022 tarihli ek kararın temyizi isteminin kabulü ile ek kararın kaldırılarak davalı ... Sicil Müdürlüğü vekilinin asıl karara yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesi gerekmiştir.

2-İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına ve özellikle TOBB Kanunu uyarınca şirketin terkini işlemlerinde TTK’nın geçici 7. maddesinin uygulanmayacak olmasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile 31/03/2022 tarihli ek kararın KALDIRILMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, davalıdan temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 09/06/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.