Oda kaydı silinmesi nedeniyle terkinde TTK geçici 7. madde uygulanamaz
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/2286 E. 2022/221 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Şirketin ihyasıkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesin
★ EmsalHak düşürücü süre
Gerekçe özeti
TTK'nın geçici 7. maddesi, resen terkini sınırlı sayılan hallere bağlayan istisnai ve geçici bir tasfiye usulü öngörür; bu tahdidi sayılan haller ikincil düzenlemelerle (tebliğ) genişletilemez. Şirketin terkin sebebi, kanunda sayılan hallerden değil de (örn. oda kaydının silinmesi gibi) tebliğ ile getirilen bir sebepten kaynaklanıyorsa, geçici 7. maddede öngörülen beş yıllık hak düşürücü süre uygulanamaz. Ayrıca ek tasfiye ve şirket ihyası davaları çekişmesiz yargı işi niteliğinde olup TTK 1521. madde uyarınca basit yargılama usulüne tabidir.
Ele alınan sorunlar
Şirketin terkin sebebinin TTK geçici 7. madde kapsamında olup olmadığı ve hak düşürücü sürenin uygulanabilirliği → kabul
İddia: Davacı vekili, ihyası talep edilen şirketin re'sen terkin edildiğini, hizmet tespiti davasının derdest olduğunu ve husumetin ticaret sicil müdürlüğüne yöneltildiğini belirterek şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe: TTK'nın geçici 7. maddesinin 1. fıkrası, anonim ve limited şirketlerin resen terkinini sınırlı sayılan hallere (sermaye artırımının yapılmaması, münfesih olma, beş yıl genel kurul toplanamaması, tasfiye işlemlerine başlanıp genel kurulun toplanamaması) bağlamıştır. Bu madde geçici ve istisnai bir tasfiye usulü öngördüğünden, tahdidi sayılan haller dışındaki durumlarda TTK veya ilgili kanunlardaki genel tasfiye usulü uygulanır; terkin sebepleri tebliğ ile genişletilemez. Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in 1. maddesinin (d) bendinde yer alan, 5174 sayılı Kanun'un 10 ve 32. maddelerine göre oda kaydının silinmesi nedeniyle sicil kaydının silinmesi hali, kanunda öngörülmeyen bir terkin sebebidir ve kanunun istisnai tasfiye usulüne tabi olacağını belirtmediği bu hal, ikincil düzenleme ile geçici 7. madde kapsamına alınamaz. Somut olayda davalı şirketin terkin sebebinin oda kaydının terkin edilmesi (resen terkin 2 kodu) olduğu, şirket yetkilisinin tasfiye memuru olarak atandığını bildirip tasfiyenin tamamlanmasını talep ettiği ve yasal sürenin dolması üzerine tasfiye memurunun beyanı üzerine resen terkin işleminin yapıldığı anlaşılmıştır. Tebliğ hükümleri ile kanunda öngörülmeyen bir sebeple terkin işlemi yapıldığından, TTK geçici 7. maddesinde öngörülen beş yıllık hak düşürücü süre bu olayda uygulanamaz. Bu husus gözetilmeksizin davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi yerinde görülmemiş; şirketin terkinden evvel tasfiye halinde olduğu anlaşıldığından, ek tasfiyenin tamamlanması için tasfiye halinde ihyasına ve önceki tasfiye memurunun yeniden atanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Davanın yazılı yargılama usulüne mi yoksa basit yargılama usulüne mi tabi olduğu → ret
İddia: Davacı vekili, ihya davalarının TTK'da basit yargılama usulüne tabi olduğuna dair hüküm bulunmadığından yazılı yargılama usulünün uygulanması gerektiğini, henüz ön inceleme günü belirlenmeden hüküm tesis edildiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Yargıtay HGK'nun ilgili ilamında, TTK 1521. maddesinde şirket davalarında basit yargılama usulünün uygulanacağının düzenlendiği ve ek tasfiyenin çekişmesiz yargı işi olduğunun tespit edildiği dikkate alınarak, davanın yazılı yargılama usulüne tabi olduğuna yönelik istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
TTK geçici 7. maddesinde sayılan resen terkin sebeplerinin tahdidi olduğu ve tebliğ ile (örneğin oda kaydının silinmesi nedeniyle) genişletilemeyeceği, bu nedenle kanunda öngörülmeyen bir sebeple yapılan terkinlerde geçici 7. maddedeki beş yıllık hak düşürücü sürenin uygulanamayacağı yönünden emsal niteliktedir.
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- TTK geçici 7. maddenin 15. fıkrası uyarınca, ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaati bulunanlar, haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilir; ancak bu süre, kanunda öngörülmeyen bir sebeple (örn. tebliğ ile genişletilen bir terkin nedeniyle) yapılan terkinlerde uygulanmaz.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
şirketin ihyası↗ resen terkin↗ hak düşürücü süre↗ ek tasfiye↗ tasfiye memuru↗ çekişmesiz yargı işi↗ basit yargılama usulü↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2021/2286
KARAR NO 2022/221
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 05/07/2021
NUMARASI 2021/448 Esas - 2021/606 Karar
DAVA
Şirketin İhyası
İSTİNAF KARAR TARİHİ 17/02/2022
Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili, Müvekkili tarafından ... Ltd. Şti. aleyhine, Bakırköy 3. İş Mahkemesi'nin 2021/36 Esas sayılı dosyası nezdinde hizmet tespiti davası ikame edildiğini, halihazırda derdest olduğunu, 16.04.2021 tarihli celsede verilen 5 numaralı ara kararı ile işbu davayı açmak üzere kendilerine yetki ve mehil verildiğini, işbu davada ihyasını istedikleri şirketin ticaret sicilinden terkin edilmeden önceki merkez adresi; "... Mah. ... Sk. No:... Bahçelievler/İstanbul" olduğunu, işbu şirketin ticaret sicilinden 04.09.2014 tarihinde resen silindiğini, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin 10 Eylül 2014 tarihli ve 8650 sayılı nüshasında ilan edildiğini, ihyasını istedikleri münfesih şirket; ticaret sicilinden "resen terkin" edildiğinden husumeti, yalnızca ticaret sicil müdürlüğüne yönelttiklerini, bu nedenlerle tasfiye halinde ...
Limited Şirketi unvanlı şirketin tüzel kişiliğinin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, TTK.m.32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yapıldığını, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğünün resen terkin işlemi, “6102 sayılı Kanunun Geçici 7’nci maddesi”, “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5’inci maddesi”, “6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 20/1 maddesi” ve “Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 7. maddesi” kapsamında olup, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğünün, mahkeme hükmü olmaksızın bir şirketi tekrar sicile tescil yükümlülüğü bulunmadığını, 6102 sayılı TTK nun geçici 7’nci maddenin 15’nci fıkrası, “Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilir.” hükmünü haiz olduğunu, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle “yargı gideri” ve “vekalet ücreti”nden sorumlu tutulamayacağını, bu nedenlerle haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davacı vekili ihyası talep edilen şirketin TTK'nın 7 nci maddesi uyarınca sicilden resen terkin edildiğini ancak şirketin derdest dosyası olduğunu bu nedenle sicil müdürlüğünün işleminin iptali ile şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiş ise de,ihyası talep edilen şirketin 04/09/2014 tarihinde terkin edildiği, Bakırköy 3 ncü İş Mahkemesine açılan hizmet tespiti davasının 18/02/2021 tarihinde açıldığı,buna göre dava tarihi itibariyle 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu anlaşıldığından davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili; henüz ön inceleme günü dahi belirlenmeden hüküm tesis edildiğini, ihya davalarının yargılaması TTK'DA basit yargılamaya tabi olduğuna dair hüküm bulunmadığından yazılı yargılama usulünün uygulanması gerektiğini , müvekkilinin güncel ve hukuki yararının mevcut olduğu hizmet tespiti davasında yargılama yapılamazsa, müvekkilinin telafisi imkansız zararları olacağını, hukuki yararın mevcut olduğu hallerde taraf teşkili amacıyla ihyanın kabulü gereğine delail emsal içtihatlar olduğunu, hizmet tespitine ilişkin davada taraf teşkili sağlanamayacağından müvekkilinin emeklilik başta olmak üzere birçok sosyal hakkı zarara uğrayacağını, bu sebeplerden dolayı kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
6102 Sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin 1. fıkrası uyarınca 1.7.2015 tarihine kadar sayılan halleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketlerin tasfiyeleri, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır. 559 Sayılı TTK nun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına dair KHK gereğince sermayelerini öngörülen tutara çıkarmamış bulunmaları, 6102 Sayılı TTK'nın yürürlük tarihinden önce veya 1.7.2015 tarihine kadar münfesih olmaları, aralıksız son beş yıla ait olağan genel kurul toplantılarının yapılamaması, TTK'nın yürürlüğe girdiği tarihten önce tasfiye işlemlerine başlanılmış olmakla birlikte genel kurulun toplanamaması sebebiyle ara ve kati bilançonun genel kurula tevdi edilemediği için ticaret sicilinden terkin edilememeleri sebepleriyle resen terkin edilebilirler.
Anılan maddenin 4. fıkrasına göre; Ticaret sicil Müdürlüklerince kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanır. Yapılacak ihtar, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderilir. İlan, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçer. Bu şirketler tasfiye memuru bildirdikleri takdirde maddede gösterilecek usulde tasfiye edilecek olup, ihtara rağmen tasfiye memuru bildirmeyen şirketlerin unvanı ise ticaret sicilinden re'sen silinir.
Ancak, devam eden davası bulunan şirketler için bu madde hükmü uygulanmayacağı gibi sicilden kaydı silinen şirket alacaklıları ile hukuki menfaati bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak, şirketin ihyasını isteyebilirler. 5174 Sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği İle Odalar Ve Borsalar Kanunun 10/3. maddesi; "Oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl içinde, ilgilinin üyesi bulunduğu odaya müracaatla adres ve durumunu bildirmemesi halinde, oda yönetim kurulunun teklifi ve meclis kararıyla ticaret sicil kaydının re'sen silinmesi için ticaret sicil memurluğuna ihbarda bulunulur. İhbarı takip eden ayın ilk günü itibarıyla oda kaydı silinmiş sayılır.
Bu süre içerisinde durumunu bildiren üyelerin aidat tahakkukları başlatılır. Ancak bu durumda olanlar tüm aidat borçlarını ödemedikçe seçmen listelerine tekrar kaydedilemeyeceği, hükmünü içermektedir. " Münfesih olmasına veya sayılmasına rağmen tasfiye edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin" Tebliğ'in 1. maddesinin "d" bendinde; " 5174 sayılı kanunun 10 ve 32. maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler.." ifadesi ile kanunda olmayan bir hali tebliğ ile düzenlemiştir.
TTK'nın geçici 7. maddesinde belirtilen sınırlı hallere mühhasıran özel bir tasfiye yöntemi getirilmiştir. Bu nedenle tahdidi sayılan bu haller dışındaki durumlarda geçici 7. maddeye göre değil TTK veya ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uygun tasfiye yapılacaktır. Maddenin geçici ve istisnai oluşu göz önüne alındığında terkin sebeblerinin tebliğ ile genişletilemeyeceği açıktır. Kanunun istisnai tasfiye usulüne tabi olacağını belirtmediği bir hal ikincil bir düzenleme ile geçici 7. madde kapsamına alınamaz. İstanbul Ticaret Sicilinden getirtilen evrakların incelenmesinde ,davalı şirketin terkin sebebinin oda kaydının terkin edilmesi(Resen Terkin 2 kodu) olarak belirlenmiştir. Şirkete tebliğ üzerine şirket yetkilisi ...
tarafından 17 haziran 2013 tarihinde Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvurarak tasfiye memuru olarak atandığını bildirerek tasfiyenin tamamlanması talep edilmiştir.Tasfiye Memuru atanmasına ilişkin karar tescil edilerek ticaret sicil gazetesinde yayınlanmıştır. Yasada belirtilen süre dolduğunda şirket tasfiye memurunun beyanı üzerine re'sen terkin işleminin yapıldığı anlaşılmaktadır. Yargıtay HGKnun 2017/11-2924 esas 2018/1935 karar sayılı ve 13.12.2018 tarihli ilamı ile " şirket davalarında yargılama usulünün düzenlendiği TTK 1521. maddesin de açılacak davalarda basit yargılama usulünün uygulanacağı, ek tasfiyenin " çekişmesiz yargı işi olduğu" nun tesbit edildiği dikkate alınarak davacı vekilinin davanın yazılı yargılama usulüne tabi olduğuna yönelik istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.
Anlatılanlara göre;tebliğ hükümleri ile kanunda öngörülmeyen bir sebeple terkin işlemi yapıldığı anlaşılmakla hak düşürücü süre uygulanamayacağı gözetilmeksizin davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiş, kararın kaldırılarak yeniden hüküm verilmesine şirketin terkinden evvel tasfiye halinde olduğu anlaşılmakla tasfiye halinde ihyasına ,ek tasfiye tamamlanmak üzere önceki tasfiye memuru ...'ın atanmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE; Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/07/2021 Tarih 2021/448 Esas 2021/606 Karar sayılı kararın HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın KABULÜNE; İstanbul Ticaret Sicilinin ... sicil numarasına kayıtlı iken terkin edilen Tasfiye Halinde ... Ltd. Şti.'nin Bakırköy 3.İş Mahkemesinin 2021/36 esas sayılı dosyasının takibi ve sonuçlandırılması ve icrası ile sınırlı olmak üzere şirketin tüzel kişiliğinin ek tasfiyesi için tasfiye halinde yeniden ihyasına, ... (...)'ın tasfiye memuru olarak atanmasına, kararın tescil ve ilanına" İlk derece yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 80,70-TL karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 21,40-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından peşin yatırılan 118,60-TL harclar ile 19-TL yargı giderinin davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine, Davacı vekili için takdir olunan 5.100-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine," Davacı tarafından yatırılan 59,30-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davacı tarafından yapılan 124,30-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)ç maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
17/02/2022
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/135410 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi