Hmk ek 1. madde
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/3800 E. 2015/10696 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- bir yıllık
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hmk ek 1. madde↗ likit alacak↗ hmk 297↗ ciranta↗ hamil↗ sebepsiz zenginleşme↗ keşideci↗ alacak davası↗ işlemiş faiz↗ komisyon↗ bono↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; 6762 sayılı TTK'nın 664. maddesi uyarınca hamilin zamanaşımına uğrayan bono nedeniyle bir yıllık süre dahilinde sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı olarak keşideciye karşı alacak davası açabileceği, somut olayda yasal süre dahilinde icra takibini yapıldığı, davalının senetten kaynaklı borcu ciranta A. şirketine ödediği hususunu ispat edemediği, bu suretle sebepsiz zenginleştiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle İzmir 1. İcra Müdürlüğü'nün 2010/14885 Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 5.400,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, davacının işlemiş faiz ve ferilerine yönelik talepleri ile icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava; TTK'nın 664. maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı olarak keşideci aleyhine yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkeme kararlarının niteliği ile hangi hususları kapsayacağına ilişkin yasal düzenlemeler incelendiğinde, gerek davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 388. maddesinde gerekse karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297. maddesinde mahkeme kararlarının nasıl yazılacağı, kararda hangi hususların yer alacağı açıkça gösterilmiştir. Hükümler, davayı esastan halleden ve taraflar arasındaki uyuşmazlığı sona erdiren nihai kararlardır (6100 sayılı HMK madde 294.) Anayasa’nın 141. maddesi gereğince, bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. 6100 sayılı HMK 297/2 maddesi uyarınca hükmün sonuç kısmında taleplerin her biri hakkında verilen hüküm açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmelidir. Bu yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir.
Bu açıklamalar uyarınca somut olaya gelindiğinde; davacı tarafından İzmir Birinci İcra Müdürlüğü'nün 2010/14885 Esas sayılı takip dosyasında toplam 5.400,00 TL üç adet bono bedeleli, 128,28 TL diğer alacaklar, 5.110,68 TL işlemiş faiz, 16,20 TL komisyon ücreti toplamı olarak 10.655,16 TL alacak talebiyle borçlu hakkında icra takibine başlanılmış, borçlunun borca ve fer'ilerine itirazı nedeniyle açılan bu davada yapılan yargılama neticesinde; gerekçede herhangi bir açıklamaya yer verilmeksizin, davacının icra inkar tazminatı ve işlemiş faiz ve fer'ilere yönelik taleplerinin reddine karar verilmiştir. Ancak; takip konusu alacağın bonodan kaynaklandığı, alacağın önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, bu nedenle, İİK'nın 67. maddesindeki koşulların davacı yararına gerçekleştiği, faiz ve diğer fer'i talepler yönünden hesaplama yapılarak sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin ve gerekçeli kararda da bu hususta bir açıklamaya yer verilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3907 E. 2015/10692 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tescilsiz tasarım · ayırt edicilik · haksız rekabet · iltibas
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; alınan bilirkişi raporları uyarınca asıl ve birleşen davaya konu edilen tasarımların yenilik ve «ayırt edicilik» vasıflarının bulunmadığı, bu tasarımlar yönünden hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, tasarımın hükümsüzlüğüne karar verilmesi halinde tasarım hakkına tecavüz iddiasının dinlenilemez hale geldiği, davacının TTK'nın 56. maddesi uyarınca «haksız rekabet» hükümlerine dayanmadığı gibi somut olayda «iltibas» koşullarının ve yalıtım malzemesi olarak kullanılan bezler yönünden de haksız rekabet koşulların oluşamadığı gerekçesiyle asıl davanı reddine, birleşin davanı kabu …
2-Asıl dava; tasarım hakkına tecavüzün ve «haksız rekabetin» tespiti ve men'i, tecavüzün sonuçlarının ortadan kaldırılması ve maddi ve manevi tazminat istemlerine, birleşen dava; davalı adına «tescilli tasarımın» hükümsüzlüğüne karar verilmesi istemine ilişkindir.
… ğu mobilya ve panelllerin fotoğrafını kullandığını, müvekkillerine ait ürünlerin fotoğraflarına kendi katologlarında yer verdiğini ileri sürerek 6102 sayılı TTK'nın «haksız rekabet» hükümleri uyarınca da talepte bulunmuştur.
Mahkemece davacının «haksız rekabetten» kaynaklı talepleri hakkında herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmadan ve bu talepler yönünden gerekçeli kararda bir değerlendirmeye yer verilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/1322 E. 2015/2172 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eş rızası · hisse devir sözleşmesi · infaz · ıslah · dahili dava · husumet
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; ...'nin taraf değişikliği ile davaya «dahili» davalı olarak devamı gerektiği, ...'nin «hisse devir sözleşmesi» ile sözleşmesel borç yükümlülüğünü üstlendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalı .... yönünden «husumet» nedeni ile davanın reddine; dahili davalı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ayrıca dava tarihinde yürürlükte bulunan HUMK'a göre dc «ıslah» yoluyla da olsa taraf değiştirilemeyeceği dikkate alındığında, davada taraf sıfatı bulunmayan ve davalı ... vekilinin talebi ile mahkemece «dahili» davalı olarak kabul edilen ... aleyhine hüküm kurulması ve yazılı gerekçeyle davacı tarafından dava edilen ... yönünden davanın «husumet» nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün davacı ve ... yararına bozulması gerekmiştir.
Kararı, davacılar vekili, davalı .... vekili ve «dahili» davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, dava dilekçesinde ....ne karşı açılmış olup, yargılama sırasında davalı vekilince sunulan dilekçelerle ...'nin de davaya davalı olarak «dahil» edilmesi gerektiği şeklinde talepte bulunulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/2894 E. 2013/19758 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infaz · istirdat · menfi tespit
Benzer bu karardaDava «menfi tespit» ve «istirdat» istemine ilişkindir.
… olduğu konusunda herhangi bir açıklama yapılmamış, dosya kapsamı dikkate alınarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakkın sıra numarası altında belirtildiği açık, «infazda» şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde, usulün aradığı nitelikleri haiz kısa karar ve buna uygun gerekçeli karar oluşturulmamış, açıklanan hususlar doğrultusunda …
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6808 E. 2016/746 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infaz · dava sebebi
Benzer bu karardaMahkemece, davanın 556 sayılı KHK'nın 7/1 (b) maddesi uyarınca marka tescil başvurusunun mutlak red «sebebi» ile reddine dair ... kararının iptali istemine ilişkin olduğu, 35. sınıf emtialar yönünden davaya konu markanın tanımlayıcılığının da bulunmadığı, her iki marka ar …
Mahkemece, anılan Yasa hükmüne aykırı olarak, kararın gerekçesinde davanın kabulüne karar verildiği belirtildiği halde, hüküm kısmında davanın reddine karar verilmesi nedeniyle HMK 297. maddesine aykırı ve «infaza» elverişli olmayan hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13912 E. 2014/20093 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:para borcu · tasdik kararı · fatura · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının «fatura» karşılığı taşıma işi yaptığı, buna ilişkin faturaları «defterine» kaydettiği, ancak defterlerin kapanış «tasdiklerinin» bulunmadığı, kendi lehine delil teşkil etmeyeceği, davacı kooperatifin amacının taşıma olması, üyeleri aracılığı ile nakliye işi yapması gerekirken davalı şirketle iş yapmasının hukuka aykırı olduğu, birleşen davada ise bankadan kooperatife gönderilen «paranın borcun» tasfiyesine ilişkin olduğu, davalının bu paranın ne amaçla gönderildiğini ispatlayamadığı, asıl ve birleşen davanın reddi gerektiği gerekçesiyle, asıl ve birleşen …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1145 E. 2019/213 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak, dosya kapsamına göre; davanın kısmen kabulüne, 43.664,25 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/12780 E. 2012/18641 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infaz · iltibas
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, başvurusu reddedilen tüm emtialar yönünden redde mesnet gösterilen bir kısım markaların «iltibas» oluşturacak derecede benzer olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması ve ayrıca gerekçenin de hüküm fıkrasına uygun olması gerekmektedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/3800 E. , 2015/10696 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İZMİR 6. SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 11/12/2014
NUMARASI 2011/792-2014/1026
Taraflar arasında görülen davada İzmir 6. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11/12/2014 tarih ve 2011/792-2014/1026 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin acentesi olan A. Sigorta Aracılık Hiz. Ltd. Şti.'den 12.10.2006, 12.11.2006, 12.12.2006 vade tarihli 1.800,00 TL tutarlı üç adet bonoyu ciro yoluyla devraldığını, 6762 sayılı TTK'nın 661. maddesi uyarınca bonolarda keşideciye karşı açılacak davaların vade tarihinden itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağının düzenlendiğini, ancak aynı yasanın 664. maddesinde bonodan kaynaklanan borcun düşmesi halinde dahi, keşideci ve poliçeyi kabul etmiş olan muhatabın hamilin zararına ve sebepsiz iktisap ettiği miktar oranında hamile karşı sorumlu olduğunun belirtildiği, bono hamilinin bu durumda BK 61. maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca keşideciye müracaat edebileceğini, müvekkilinin zamanaşımına uğrayan bonolar nedeniyle bir yılık süre dahilinde sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca davalı keşideci hakkında İzmir İcra Müdürlüğü'nün 2010/14885 Esas sayılı takip dosyasında icra takibi başlattığını, takibin borca ve ferilere yapılan itiraz nedeniyle durduğunu ileri sürerek davalının icra dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, borçlunun alacağın %40'ından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; senet bedellerinin bonoyu ciro eden A. şirketine ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; 6762 sayılı TTK'nın 664. maddesi uyarınca hamilin zamanaşımına uğrayan bono nedeniyle bir yıllık süre dahilinde sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı olarak keşideciye karşı alacak davası açabileceği, somut olayda yasal süre dahilinde icra takibini yapıldığı, davalının senetten kaynaklı borcu ciranta A. şirketine ödediği hususunu ispat edemediği, bu suretle sebepsiz zenginleştiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle İzmir 1. İcra Müdürlüğü'nün 2010/14885 Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 5.400,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, davacının işlemiş faiz ve ferilerine yönelik talepleri ile icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava; TTK'nın 664. maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı olarak keşideci aleyhine yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkeme kararlarının niteliği ile hangi hususları kapsayacağına ilişkin yasal düzenlemeler incelendiğinde, gerek davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 388. maddesinde gerekse karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297. maddesinde mahkeme kararlarının nasıl yazılacağı, kararda hangi hususların yer alacağı açıkça gösterilmiştir. Hükümler, davayı esastan halleden ve taraflar arasındaki uyuşmazlığı sona erdiren nihai kararlardır (6100 sayılı HMK madde 294.) Anayasa’nın 141. maddesi gereğince, bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.
6100 sayılı HMK 297/2 maddesi uyarınca hükmün sonuç kısmında taleplerin her biri hakkında verilen hüküm açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmelidir. Bu yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir.
Bu açıklamalar uyarınca somut olaya gelindiğinde; davacı tarafından İzmir Birinci İcra Müdürlüğü'nün 2010/14885 Esas sayılı takip dosyasında toplam 5.400,00 TL üç adet bono bedeleli, 128,28 TL diğer alacaklar, 5.110,68 TL işlemiş faiz, 16,20 TL komisyon ücreti toplamı olarak 10.655,16 TL alacak talebiyle borçlu hakkında icra takibine başlanılmış, borçlunun borca ve fer'ilerine itirazı nedeniyle açılan bu davada yapılan yargılama neticesinde; gerekçede herhangi bir açıklamaya yer verilmeksizin, davacının icra inkar tazminatı ve işlemiş faiz ve fer'ilere yönelik taleplerinin reddine karar verilmiştir. Ancak; takip konusu alacağın bonodan kaynaklandığı, alacağın önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, bu nedenle, İİK'nın 67.
maddesindeki koşulların davacı yararına gerçekleştiği, faiz ve diğer fer'i talepler yönünden hesaplama yapılarak sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin ve gerekçeli kararda da bu hususta bir açıklamaya yer verilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine,15/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/128476500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz