Çekin ibrazı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/4301 E. 2015/11419 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
çekin ibrazı↗ çek karnesi↗ aciz vesikası↗ ciranta↗ reeskont faizi↗ çek↗ tacir↗ maddi tazminat↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece usul ve yasaya uygun bozma kararına uyularak; davacının kendi akidi ciranta Ahmet Kangal hakkında icra takibi yaptığı, takibin sonuçsuz kalması ile aciz vesikası aldığı, bu nedenle davacının çek miktarınca zararının oluştuğu, davalı Banka'nın çek hesabı açarken müşterisinin kimliği, ekonomik durumu ve ikameti vs konularında yeterli araştırma yapmadan sahte belgeler ile hayali bir kişi adına hesap açarak çek karnesi vermesinde ve çekin karşılıksız çıkmasında 3167 SY ½, 2. maddeleri bankalar kanunu ve TTK 20/2 “Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi lazımdır…” cümlesi gereği basiret ve itinayı göstermemek suretiyle doğan zararın tamamından sorumlu olduğu gerekçesiyle, asıl dava olan 2013/213 Esas sayılı davada manevi tazminat yönünden verilen ret kararı konusunda bir bozma olmadığından bu yönde yeniden hüküm kurmaya yer olmadığına, asıl davada davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 1.000,00 TL çekin ibraz tarihi olan 21/03/2007 tarihinden itibaren değişen oranlarda reeskont faizi ile davalı Banka'dan alınarak davacıya ödenmesine, dosyamızla birleşen K.... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/104 Esas sayılı davanın kabulü ile 8.800,00 TL çekin bankaya ibraz edildiği tarih olan 21/03/2007 tarihinden itibaren değişen oranlarda reeskont faizi ile davalı Banka'dan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı, davalı Banka'nın %40 kusurlu olduğunu kabul etmek suretiyle dava açmış olup, bu durumda davalı Banka aleyhine azami hükmedilecek meblağ 9.200,00 TL'dir. Bu nedenle mahkemece topam 9.800,00 TL'ye hükmedilmesi doğru olmayıp, kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/10567 E. 2012/17613 K.
Ortak:çek karnesi · ciranta · çek · maddi tazminat · ibraz
İncelediğiniz karardaMahkemece usul ve yasaya uygun bozma kararına uyularak; davacının kendi akidi «ciranta» Ahmet Kangal hakkında icra takibi yaptığı, takibin sonuçsuz kalması ile «aciz vesikası» aldığı, bu nedenle davacının «çek» miktarınca zararının oluştuğu, davalı Banka'nın çek hesabı açarken müşterisinin kimliği, ekonomik durumu ve ikameti vs konularında yeterli araştırma yapmadan sahte belgeler ile hayali bir kişi adına hesap açarak «çek karnesi» vermesinde ve çekin karşılıksız çıkmasında 3167 SY ½, 2. maddeleri bankalar kanunu ve TTK 20/2 “Her «tacirin», ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi lazımdır…” cümlesi gereği basiret ve itinayı göstermemek suretiyle doğan zararın tamamından sorumlu olduğu gerekçesiyle, asıl dava olan 2013/213 Esas sayılı davada manevi tazminat yönünden verilen ret kararı konusunda bir bozma olmadığından bu yönde yeniden hüküm kurmaya yer olmadığına, asıl davada davacının «maddi tazminat» talebinin kabulü ile 1.000,00 TL «çekin ibraz» tarihi olan 21/03/2007 tarihinden itibaren değişen oranlarda «reeskont faizi» ile davalı Banka'dan alınarak davacıya ödenmesine, dosyamızla birleşen K....
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/104 Esas sayılı davanın kabulü ile 8.800,00 TL çekin bankaya «ibraz» edildiği tarih olan 21/03/2007 tarihinden itibaren değişen oranlarda «reeskont faizi» ile davalı Banka'dan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının «çek» borçluları aleyhine başlattığı icra takibi sonuçlanmadan muhatap bankaya «tazminat davası» açmış ise de davalı bankanın en azından bu aşamada çekin kendisine «ibrazı» ile birlikte ödemekle yükümlü bulunduğu meblağ kadar sorumlu olması gerektiği, ibraz tarihi olan 21.03.2007 tarihi itibarı ile bankanın sorumlu bulunduğu meblağ 41 …
Davacı, dava konusu çeki, «ciranta» ... isimli kişiden almış, keşide edilen «çek» hesabının sahte olması nedeniyle çek bedelini tahsil edememiştir.
Davacı, işbu davayı açmadan önce kendi akidi «ciranta» ... aleyhine icra takibi yapmış, yapılan takip sonrasında «çek» bedelini tahsil edemeyeceği davadan önce anlaşılmış, bu husus davadan sonra düzenlenen aciz belgesi ile saptanmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sahte kimlik · tazminat davası · keşideci
Benzer bu kararda2-Dava, davalı Banka'nın «sahte kimlik» bilgilerine dayalı «çek» hesabı açmasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, yapılan yargılama sonunda çek «keşidecisi» olarak görünen... isimli kişinin bulunmadığı, davalı Banka'nın sahte kimlikle sahte bir kişi adına çek hesabı açtığı anlaşılmıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının «çek» borçluları aleyhine başlattığı icra takibi sonuçlanmadan muhatap bankaya «tazminat davası» açmış ise de davalı bankanın en azından bu aşamada çekin kendisine «ibrazı» ile birlikte ödemekle yükümlü bulunduğu meblağ kadar sorumlu olması gerektiği, ibraz tarihi olan 21.03.2007 tarihi itibarı ile bankanın sorumlu bulunduğu meblağ 41 …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/6529 E. 2011/17647 K.
Ortak:çek karnesi · ciranta · çek · tacir · ibraz
İncelediğiniz karardaMahkemece usul ve yasaya uygun bozma kararına uyularak; davacının kendi akidi «ciranta» Ahmet Kangal hakkında icra takibi yaptığı, takibin sonuçsuz kalması ile «aciz vesikası» aldığı, bu nedenle davacının «çek» miktarınca zararının oluştuğu, davalı Banka'nın çek hesabı açarken müşterisinin kimliği, ekonomik durumu ve ikameti vs konularında yeterli araştırma yapmadan sahte belgeler ile hayali bir kişi adına hesap açarak «çek karnesi» vermesinde ve çekin karşılıksız çıkmasında 3167 SY ½, 2. maddeleri bankalar kanunu ve TTK 20/2 “Her «tacirin», ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi lazımdır…” cümlesi gereği basiret ve itinayı göstermemek suretiyle doğan zararın tamamından sorumlu olduğu gerekçesiyle, asıl dava olan 2013/213 Esas sayılı davada manevi tazminat yönünden verilen ret kararı konusunda bir bozma olmadığından bu yönde yeniden hüküm kurmaya yer olmadığına, asıl davada davacının «maddi tazminat» talebinin kabulü ile 1.000,00 TL «çekin ibraz» tarihi olan 21/03/2007 tarihinden itibaren değişen oranlarda «reeskont faizi» ile davalı Banka'dan alınarak davacıya ödenmesine, dosyamızla birleşen K....
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/104 Esas sayılı davanın kabulü ile 8.800,00 TL çekin bankaya «ibraz» edildiği tarih olan 21/03/2007 tarihinden itibaren değişen oranlarda «reeskont faizi» ile davalı Banka'dan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davaya konu çeki «ciro» yoluyla devraldığı, çekin tahsil amacıyla bankaya «ibraz» edilmesi üzerine hesabın sahte belgelerle açıldığının anlaşıldığı, «sahtecilik» olayı ile ilgili ceza kovuşturmasının devam ettiği, davacının alacağının tahsili için «cirantalara» karşı başlattığı icra takibinin sonuçsuz kaldığı, «tacir» olan davalı bankanın işlerini «basiretli tacir» gibi yürütmek zorunda bulunduğu, davalı bankanın «çek karnesi» vermiş olduğu şahıstan temin ettiği belgelerin gerçeğe uygun olmadıkları, davalının bu belgelerle yetindiği, dava dışı hesap sahibinin «ticari itibarı» ve sosyal ekonomik durumu ile ilgili gerekli araştırmayı yapmadığı, bu kişinin ikameti ve işyeri ile ilgili edinilen bilgileri şahsın çevresinden teyit ettirdiğini kanıtlayamadığı, gerekli özeni göstermeyen davalının meydana gelen davacı zararından sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 12.400 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2) Dava, davalı bankanın sahte belgelere dayalı olarak «çek karnesi» vermesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Bir banka yada özel finans kurumu, «çek» hesabı açarken müşterisinin kimliği, ekonomik durumu, ikameti ve sair konularında gerekli araştırma ve incelemeyi yapmadan hayali bir kişi adına hesap açarak «çek karnesi» vermiş ve çek karşılıksız çıkmış ise, o banka ya da kurumun dava tarihinde yürürlükte bulunan 3167 sayılı Kanunu’nun 1/2, 2. ve TTK'nun 20/2. maddelerinde öngörüle …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari itibar · kusur oranı · sahtecilik · basiretli tacir · ciro · hamil · kusur · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davaya konu çeki «ciro» yoluyla devraldığı, çekin tahsil amacıyla bankaya «ibraz» edilmesi üzerine hesabın sahte belgelerle açıldığının anlaşıldığı, «sahtecilik» olayı ile ilgili ceza kovuşturmasının devam ettiği, davacının alacağının tahsili için «cirantalara» karşı başlattığı icra takibinin sonuçsuz kaldığı, «tacir» olan davalı bankanın işlerini «basiretli tacir» gibi yürütmek zorunda bulunduğu, davalı bankanın «çek karnesi» vermiş olduğu şahıstan temin ettiği belgelerin gerçeğe uygun olmadıkları, davalının bu belgelerle yetindiği, dava dışı hesap sahibinin «ticari itibarı» ve sosyal ekonomik durumu ile ilgili gerekli araştırmayı yapmadığı, bu kişinin ikameti ve işyeri ile ilgili edinilen bilgileri şahsın çevresinden teyit ettirdiğini kanıtlayamadığı, gerekli özeni göstermeyen davalının meydana gelen davacı zararından sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 12.400 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece, davacı «hamilin» de olayda müterafik kusurunun bulunduğunun kabul edilmesi, tarafların buna göre «kusur oranlarının» belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Çekin «hamili» de, ticari ilişkide bulunduğu kişilerin ekonomik durumu ve ödeme kabiliyetini araştırıp sonucuna göre ilişki kurmak, bu suretle özenli davranmak durumundadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13483 E. 2012/4224 K.
Ortak:çek karnesi · çek
İncelediğiniz karardaMahkemece usul ve yasaya uygun bozma kararına uyularak; davacının kendi akidi «ciranta» Ahmet Kangal hakkında icra takibi yaptığı, takibin sonuçsuz kalması ile «aciz vesikası» aldığı, bu nedenle davacının «çek» miktarınca zararının oluştuğu, davalı Banka'nın çek hesabı açarken müşterisinin kimliği, ekonomik durumu ve ikameti vs konularında yeterli araştırma yapmadan sahte belgeler ile hayali bir kişi adına hesap açarak «çek karnesi» vermesinde ve çekin karşılıksız çıkmasında 3167 SY ½, 2. maddeleri bankalar kanunu ve TTK 20/2 “Her «tacirin», ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi lazımdır…” cümlesi gereği basiret ve itinayı göstermemek suretiyle doğan zararın tamamından sorumlu olduğu gerekçesiyle, asıl dava olan 2013/213 Esas sayılı davada manevi tazminat yönünden verilen ret kararı konusunda bir bozma olmadığından bu yönde yeniden hüküm kurmaya yer olmadığına, asıl davada davacının «maddi tazminat» talebinin kabulü ile 1.000,00 TL «çekin ibraz» tarihi olan 21/03/2007 tarihinden itibaren değişen oranlarda «reeskont faizi» ile davalı Banka'dan alınarak davacıya ödenmesine, dosyamızla birleşen K....
Benzer bu karardaDava, «sahte kimlik» fotokopisine dayalı olarak «çek karnesi» veren banka hakkında açılan tazminat istemine ilişkindir.
Banka, ya da özel finans kurumu, «çek» hesabı açarken müşterisinin kimliği, ekonomik durumu ve ikameti ve sair konularında gerekli araştırma ve incelemeyi yapmadan hayali bir kişi adına hesap açarak «çek karnesi» vermiş ve çek karşılıksız çıkmış ise, dava tarihinde yürürlükte bulunan 3167 sayılı Kanun’un 1/2, 2. ve TTK'nun 20/2. maddelerinde öngörülen basiret ve itinayı gös …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın «çek» hesabını açarken 3167 sayılı Kanun'un 3. maddesinde öngörülen belgeleri ilgilisinden aldığı, ... adı ile «sahtecilik» yapan 3. kişinin eylemi yönünden davalı bankaya atfedilebilecek bir «kusurun» olmadığı, zarar ile bankanın eylemi arasında «uygun illiyet bağının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sahte kimlik · uygun illiyet bağı · sahtecilik · illiyet bağı · hamil · kusur
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın «çek» hesabını açarken 3167 sayılı Kanun'un 3. maddesinde öngörülen belgeleri ilgilisinden aldığı, ... adı ile «sahtecilik» yapan 3. kişinin eylemi yönünden davalı bankaya atfedilebilecek bir «kusurun» olmadığı, zarar ile bankanın eylemi arasında «uygun illiyet bağının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «sahte kimlik» fotokopisine dayalı olarak «çek karnesi» veren banka hakkında açılan tazminat istemine ilişkindir.
Çekin «hamili» de, ticari ilişkide bulunduğu kişilerin ekonomik durumu ve ödeme kabiliyetini araştırıp sonucuna göre ilişki kurmak, bu suretle özenli davranmak durumundadır.
Somut olayda, mahkemece davalı bankanın 3167 sayılı Kanun'un 3. maddesinde öngörülen belgeleri aldığı ve bundan sonra «çek» hesabını açtığı, oluşan zarar bakımından davalı bankaya «kusur» izafe edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan değerlendirme dosya kapsamı ile uyuşmamaktadır.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/13610 E. 2011/8722 K.
Ortak:çek karnesi · çek
İncelediğiniz karardaMahkemece usul ve yasaya uygun bozma kararına uyularak; davacının kendi akidi «ciranta» Ahmet Kangal hakkında icra takibi yaptığı, takibin sonuçsuz kalması ile «aciz vesikası» aldığı, bu nedenle davacının «çek» miktarınca zararının oluştuğu, davalı Banka'nın çek hesabı açarken müşterisinin kimliği, ekonomik durumu ve ikameti vs konularında yeterli araştırma yapmadan sahte belgeler ile hayali bir kişi adına hesap açarak «çek karnesi» vermesinde ve çekin karşılıksız çıkmasında 3167 SY ½, 2. maddeleri bankalar kanunu ve TTK 20/2 “Her «tacirin», ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi lazımdır…” cümlesi gereği basiret ve itinayı göstermemek suretiyle doğan zararın tamamından sorumlu olduğu gerekçesiyle, asıl dava olan 2013/213 Esas sayılı davada manevi tazminat yönünden verilen ret kararı konusunda bir bozma olmadığından bu yönde yeniden hüküm kurmaya yer olmadığına, asıl davada davacının «maddi tazminat» talebinin kabulü ile 1.000,00 TL «çekin ibraz» tarihi olan 21/03/2007 tarihinden itibaren değişen oranlarda «reeskont faizi» ile davalı Banka'dan alınarak davacıya ödenmesine, dosyamızla birleşen K....
Benzer bu karardaMahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “«keşideci» tarafından çekin boş olarak imzalanmak suretiyle tedavüle sokulmasının mümkün olduğu, davacının bu şekilde keşideciyi görmeden çeki kabul etmesinin «ağır kusur» sayılamayacağı gerekçesiyle” bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak, davalı bankanın hayali kişi adına «çek karnesi» vermek suretiyle davacının uğradığı zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
2-Dava, davalı bankanın sahte belgelere istinaden «çek karnesi» düzenlemesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece verilen ilk kararda, davacının çekin «keşidecisini» görmeden «çek» alması nedeniyle ağır kusurlu olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş, bu kararın Dairemiz “keşideci tarafından imzalanarak tedavüle çıkarılan çekin, çek alacaklısı tarafından çekin diğer unsurlarının düzenlenerek kendi borcuna ilişkin olarak alacaklısına verilmesinin mümkün olduğu, böyle bir durumda keşideciyi görmeden çeki kabul eden davacının ağır kusurlu kabul edilmesinin doğru olmadığı, sahte belgeler ile «çek karnesi» düzenlenmesinde davalı bankanın kusurlu olduğu, ancak dava konusu olayda davacının da müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiği” gerek …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ağır kusur · kusur oranı · hamil · keşideci · kusur
Benzer bu karardaMahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “«keşideci» tarafından çekin boş olarak imzalanmak suretiyle tedavüle sokulmasının mümkün olduğu, davacının bu şekilde keşideciyi görmeden çeki kabul etmesinin «ağır kusur» sayılamayacağı gerekçesiyle” bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak, davalı bankanın hayali kişi adına «çek karnesi» vermek suretiyle davacının uğradığı zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece, yukarıda yapılan açıklama doğrultusunda tarafların «kusur oranlarının» belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, tüm kusurun davalı bankada olduğunun kabulü ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece verilen ilk kararda, davacının çekin «keşidecisini» görmeden «çek» alması nedeniyle ağır kusurlu olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş, bu kararın Dairemiz “keşideci tarafından imzalanarak tedavüle çıkarılan çekin, çek alacaklısı tarafından çekin diğer unsurlarının düzenlenerek kendi borcuna ilişkin olarak alacaklısına verilmesinin mümkün olduğu, böyle bir durumda keşideciyi görmeden çeki kabul eden davacının ağır kusurlu kabul edilmesinin doğru olmadığı, sahte belgeler ile «çek karnesi» düzenlenmesinde davalı bankanın kusurlu olduğu, ancak dava konusu olayda davacının da müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiği” gerek …
Dairemizin yerleşik uygulamasına göre de, davacı «hamilin» de ticari ilişkide bulunduğu kişilerin ekonomik durumunu ve ödeme kabiliyetini araştırıp sonucuna göre ilişki kurmak ve bu konuda özenli davranmak zorunda olduğu, bu nedenle dava konusu olayda en azından müterafik kusurlu olduğu kabul edilmektedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/4301 E. , 2015/11419 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ KONYA (KAPATILAN) 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 12/12/2013
NUMARASI 2013/213-2013/352
Taraflar arasında görülen davada Konya (Kapatılan) 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 12.12.2013 tarih ve 2013/213-2013/352 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; Davacının 23.000,00 TL bedelli V..... K.... Şubesi'ne ait 6412189 nolu çeki Banka'nın B..... şubesine ibraz ettiğinde, çeki keşide edenin sahte evrakla çek aldığı ve dolandırıcılıktan yargılandığından kendisine ödeme yapılmadığını, bu nedenle zarara uğradığını, Banka'nın özensiz davranışı nedeniyle bu durumun gerçekleştiğini belirterek 5.000 TL manevi tazminatın ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 1.000,00 TL maddi tazminatın asıl dava ile, aynı çek ile ilgili olarak K...1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2008/769 Esas sayılı dosyası ile kısmi kabul kararı verilmesi üzerine bakiye 8.800,00 TL zararlarının tazminini birleşen K.....
2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/104 Esas sayılı dosyası ile talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, asıl dava ile ilgili olarak dava konusu çek keşidecisi M..... A... S.......nın çeklerinin 09.01.2007 tarihinden itibaren karşılıksız çıktığını, çeklerle ilgili evrakların sahte olduğunun ilk bakışta anlaşılmadığı ve yapılan inceleme sonucu anlaşıldığını, davalı Banka'nın özensiz davranmadığını, birleşen dava dosyası ile ilgili olarak da kısmi kabul kararı verilen dosyanın henüz kesinleşmediğini, dava konusu alacağın TTK 726 gereğince 6 aylık zamanaşımına uğradığını, davacının keşideci ve diğer sorumlulara yönelmediğini, hukuk yollarını tüketmediğini, dava konusu çeklerle ilgili olarak yargılamaların olduğunu ve kendilerinin de mağdur olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece usul ve yasaya uygun bozma kararına uyularak; davacının kendi akidi ciranta Ahmet Kangal hakkında icra takibi yaptığı, takibin sonuçsuz kalması ile aciz vesikası aldığı, bu nedenle davacının çek miktarınca zararının oluştuğu, davalı Banka'nın çek hesabı açarken müşterisinin kimliği, ekonomik durumu ve ikameti vs konularında yeterli araştırma yapmadan sahte belgeler ile hayali bir kişi adına hesap açarak çek karnesi vermesinde ve çekin karşılıksız çıkmasında 3167 SY ½, 2. maddeleri bankalar kanunu ve TTK 20/2 “Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi lazımdır…” cümlesi gereği basiret ve itinayı göstermemek suretiyle doğan zararın tamamından sorumlu olduğu gerekçesiyle, asıl dava olan 2013/213 Esas sayılı davada manevi tazminat yönünden verilen ret kararı konusunda bir bozma olmadığından bu yönde yeniden hüküm kurmaya yer olmadığına, asıl davada davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 1.000,00 TL çekin ibraz tarihi olan 21/03/2007 tarihinden itibaren değişen oranlarda reeskont faizi ile davalı Banka'dan alınarak davacıya ödenmesine, dosyamızla birleşen K....
2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/104 Esas sayılı davanın kabulü ile 8.800,00 TL çekin bankaya ibraz edildiği tarih olan 21/03/2007 tarihinden itibaren değişen oranlarda reeskont faizi ile davalı Banka'dan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı, davalı Banka'nın %40 kusurlu olduğunu kabul etmek suretiyle dava açmış olup, bu durumda davalı Banka aleyhine azami hükmedilecek meblağ 9.200,00 TL'dir. Bu nedenle mahkemece topam 9.800,00 TL'ye hükmedilmesi doğru olmayıp, kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/124270400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz