Aracı hizmet sağlayıcı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/4955 E. 2025/4445 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aracı hizmet sağlayıcı↗ gümrük müşavirliği↗ yaklaşık ispat↗ makul süre↗ i̇i̇k 265↗ illiyet bağı↗ tbk 99↗ marka hakkına tecavüz↗ komisyon↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ ihtar↗ limited şirket↗ maddi ve manevi tazminat↗ ıslah↗ ihtarname↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ maddi tazminat↗ yasal faiz↗ ilan↗ kusur↗ haksız rekabet↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ iltibas↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/110 E., 2021/265 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Türkiye'nin önde gelen ... firmalarından birisi haline geldiğini ve 2007/.. tescil numaralı ".. ... MÜŞAVİRLİK İNŞAAT TURİZM SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ" markasını 36. sınıfta yer alan "Sigorta hizmetleri. Finansal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri. Gümrük müşavirliği hizmetleri." üzerinde tescil ettirdiğini, davalıya ait "www....com" web sitesi üzerinden "... İnşaat & Gayrimenkul", "... ... Mimarlık & Gayrimenkul", "... ... ... Gayrimenkul", "M.... Gayrimenkul Danışmanlığı" ve "... ... ve Gayrimenkul Danışmanlık Hizmetleri" adlarında ilanlar yayınlandığını, bu ilanların davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinden bahisle davalının telefon görüşmeleriyle uyarıldığını ve 20.12.2016 tarihinde davalıya noterden ihtarname keşide edildiğini, davalının ihtara cevap olarak işbu ilanları veren üyelerinin bilgilendirildiğini, ancak kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmadan bir işlem yapılamayacağını belirttiğini, tüm uyarılara rağmen davalının hukuka aykırı davranışlarına devam ettiğini ileri sürerek davalının fiillerinin markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil teşkil ettiğinin tespitini, ref'i ve men'i ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminata karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında maddi tazminat talebini 78.289,00 TL olarak ıslah etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un 5. maddesi uyarınca yer sağlayıcı olan müvekkili şirketin hiçbir hukuki sorumluluğunun olmadığını, müşterilerin aktif olarak kullanacağı markalara müdahale etme şansı bulunmayan müvekkili şirketin sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı yana ait www...com alan adlı internet sitesinde yer alan “...” ibareli muhtelif kullanımların, davacı yanın “...” ibaresi ile tescilli markalarının kapsadığı “Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetlerine” hizmetlerinde gerçekleştiği, bu kullanımların davacı adına tescilli marka hakkını ihlal edeceği, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 151/2-b hükmü gözetilerek, davacının davalıdan talep edebileceği maddi tazminatın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 50/2 hükmü uyarınca (582.507,00 x %13,44)= 78.289,00 TL olacağı, davalının marka hakkına tecavüz eylemi kusur niteliğinde olduğundan davacının manevi tazminata hak kazanacağından hareket ile somut olayın özelliği hak ve nesafet ilkesi gereği talep edilen 5.000,00 TL manevi tazminatın uygun bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, "... ..." ibaresinin davalının web sitesi içerisinde kullanımının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet olduğunun tespiti ile tecavüzün ve haksız rekabetin men ve ref'ine, 78.289,00 TL maddi tazminatın 24.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile, 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının yer sağlayıcısı bulunduğu internet sitesinde, davacı tarafın 2007/60684 sayılı "... ... MÜŞAVİRLİK İNŞAAT TURİZM SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ" ibareli 36. sınıfta tescilli markası ile iltibasa meydan verecek şekilde, "..." esas unsurlu ve 36. sınıf kapsamında değerlendirilebilecek ilânlar vermesinin, SMK'nın 29. maddesi yollaması ile 7. maddesi uyarınca marka tecavüzü ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 54. maddesi kapsamında haksız rekabet oluşturduğu, diğer yandan marka hakkı sahibinin, devam etmekte olan tecavüz ve haksız rekabet eylemleri yönünden, bu eylemlerin tespiti, tecavüzün durdurulması, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması davalarını herkese karşı yöneltebileceği, internet yer ve hizmet sağlayıcılarına karşı da anılan hakların ileri sürülmesine bir engel bulunmadığı, ancak fikri mülkiyet haklarına tecavüz nedeniyle tazminat sorumluluğuna hükmetmek için fiillerine iştirak veya yardım etmek ya da bu fiilleri teşvik etmek veya yapılmasını kolaylaştırmak eylemini gerçekleştiren yer ve hizmet sağlayıcıların kusurunun ispat edilmesi gerektiği, bir sorumluluktan bahsedebilmek için ise imkan sağladıkları içeriğin hukuka aykırı ve marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğunun bilmeleri gerektiği, bunun için de önceden hak sahipleri tarafından uyarılmaları ve hukuka aykırı içeriği makul süre içerisinde kaldırmalarını yer ve hizmet sağlayıcı kuruluşlardan talep edilmesi gerektiği, ayrıca hak sahiplerinin, içeriğinin kaldırılmasını talep ederken, kendilerinin önceden elde edilmiş üstün hak sahibi olduklarına ilişkin yaklaşık ispata yeterli delillerini de anılan kuruluşlara sunmuş olmaları gerektiği, somut uyuşmazlıkta ise davacı tarafça davalı şirkete keşide edilen 20.12.2016 tarihli ihtarnamenin ekinde, önceden elde edilmiş üstün hak sahibi olduğunu ispata yönelik hiçbir delil sunulmadığı, bu durumda davalının, anılan ihtarnameye dayanılarak yer sağlayıcısı bulunduğu internet sitesindeki içeriği kaldırmamakta kusurlu bulunmadığı, dolayısıyla davalının maddi ve manevi tazminat talebinden sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulü ile davalı tarafa ait internet sitesinde yer alan "... ..." ibareli kullanımların davacının 2007/.. sayılı marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin ref ve men'ine, davacı tarafın maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, ref'i ve men'i ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un 5. maddesi ve 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 9. maddesi ile yer sağlayıcı ve aracı hizmet sağlayıcıların, tazminat sorumluluğu açısından, yayınlanan içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırma yükümlülüğü bulunmamaktadır. Ancak marka hakkı sahibi, devam etmekte olan tecavüz ve haksız rekabet eylemleri yönünden, bu eylemlerin tespiti, tecavüzün durdurulması, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması davalarını herkese karşı yöneltebilecektir.
Mutlak hak niteliğindeki bu tür haklar herkese karşı yöneltilebilecek olup, illiyet bağının varlığı halinde, hakkın yöneltildiği kişinin kusurunun varlığı ya da yokluğunun önemi bulunmamaktadır. Bu bağlamda, internet yer ve hizmet sağlayıcılarına karşı da anılan hakların ileri sürülmesine bir engel bulunmamaktadır. Öte yandan, gerek haksız fiillere ilişkin TBK’nın 50 ve gerekse ülkemizin de taraf olduğu Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları Sözleşmesi’nin 45. maddesi uyarınca, fikri mülkiyet haklarına tecavüz nedeniyle tazminat sorumluluğuna hükmetmek için fiillerine iştirak veya yardım etmek ya da bu fiilleri teşvik etmek veya yapılmasını kolaylaştırmak eylemini gerçekleştiren yer ve hizmet sağlayıcıların kusurunun ispat edilmesi gerekmektedir.
Dairemizin yerleşik içtihatlarında ve 6563 sayılı Elektronik Ticaret Kanunu’nda da vurgulandığı üzere, içerik sağlayıcı sıfatı bulunmayan internet yer ve hizmet sağlayıcı kuruluşların tazminat sorumluluğundan bahsedebilmek için, imkan sağladıkları içeriğin hukuka aykırı ve marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğunu bilmeleri gerekir. Bunun için de önceden hak sahipleri tarafından uyarılmaları ve hukuka aykırı içeriği makul süre içerisinde kaldırmalarını yer ve hizmet sağlayıcı kuruluşlardan talep etmeleri gerekir. Ayrıca hak sahiplerinin, içeriğinin kaldırılmasını talep ederken, kendilerinin önceden elde edilmiş üstün hak sahibi olduklarını yaklaşık ispata yeterli delillerini de anılan kuruluşlara sunmuş olmaları gerekir.
Somut olayda, davacının, hukuka aykırı içerikleri kaldırması için noter vasıtası ile davalıya davadan önce ihtar gönderdiği ve bu ihtara rağmen davalı tarafından içeriklerin kaldırılmadığı, davalı tarafından davacıya gönderilen cevabi ihtarnamede ise yayının kaldırılmasına ya da durdurulmasına yönelik tedbiren verilmiş herhangi bir mahkeme kararı bulunmadığından yayından kaldırma talebinin hukuken mümkün bulunmadığı, ayrıca davacının marka hakkı üzerinde hukuken ihlale sebebiyet verecek herhangi bir tasarrufta bulunulmadığının bildirildiği anlaşılmaktadır. Davalı yanca gönderilen bu cevabi ihtarname ile davacının marka hakkı sahibi olduğu kabul edilmekle, davacının üstün hak sahibi olduğuna yönelik yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmiştir. Bu durumda, davalının tazminat sorumluluğu bakımından davacının üstün hak sahibi olduğuna yönelik yaklaşık ispat koşulunun var olduğu gözetilerek yapılacak değerlendirme sonucunda bir karar verilmesi gerekirken, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması doğru olmamış, hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
3.Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/618 E. 2019/8167 K.
Ortak:aracı hizmet sağlayıcı · yaklaşık ispat · makul süre · illiyet bağı · marka hakkına tecavüz · ihtar · ilan · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaGayrimenkul Danışmanlığı" ve "... ... ve Gayrimenkul Danışmanlık Hizmetleri" adlarında «ilanlar» yayınlandığını, bu ilanların davacının «marka hakkına tecavüz» teşkil ettiğinden bahisle davalının telefon görüşmeleriyle uyarıldığını ve 20.12.2016 tarihinde davalıya noterden «ihtarname» keşide edildiğini, davalının «ihtara» cevap olarak işbu ilanları veren üyelerinin bilgilendirildiğini, ancak kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmadan bir işlem yapılamayacağını belirttiğini, tüm uyarılara rağmen davalının hukuka aykırı davranışlarına devam ettiğini ileri sürerek davalının fiillerinin markaya tecavüz ve «haksız rekabet» teşkil teşkil ettiğinin tespitini, ref'i ve men'i ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminata karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında «maddi tazminat» talebini 78.289,00 TL olarak «ıslah» etmiştir.
MÜŞAVİRLİK İNŞAAT TURİZM SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ" ibareli 36. sınıfta tescilli markası ile «iltibasa» meydan verecek şekilde, "..." esas unsurlu ve 36. sınıf kapsamında değerlendirilebilecek ilânlar vermesinin, SMK'nın 29. maddesi yollaması ile 7. maddesi uyarınca marka tecavüzü ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 54. maddesi kapsamında «haksız rekabet» oluşturduğu, diğer yandan marka hakkı sahibinin, devam etmekte olan tecavüz ve haksız rekabet eylemleri yönünden, bu eylemlerin tespiti, tecavüzün durdurulması, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması davalarını herkese karşı yöneltebileceği, internet yer ve hizmet sağlayıcılarına karşı da anılan hakların ileri sürülmesine bir engel bulunmadığı, ancak fikri mülkiyet haklarına tecavüz nedeniyle tazminat sorumluluğuna hükmetmek için fiillerine iştirak veya yardım etmek ya da bu fiilleri teşvik etmek veya yapılmasını kolaylaştırmak eylemini gerçekleştiren yer ve hizmet sağlayıcıların kusurunun ispat edilmesi gerektiği, bir sorumluluktan bahsedebilmek için ise imkan sağladıkları içeriğin hukuka aykırı ve «marka hakkına tecavüz» niteliğinde olduğunun bilmeleri gerektiği, bunun için de önceden hak sahipleri tarafından uyarılmaları ve hukuka aykırı içeriği «makul süre» içerisinde kaldırmalarını yer ve hizmet sağlayıcı kuruluşlardan talep edilmesi gerektiği, ayrıca hak sahiplerinin, içeriğinin kaldırılmasını talep ederken, kendilerinin önceden elde edilmiş üstün hak sahibi olduklarına ilişkin «yaklaşık ispata» yeterli delillerini de anılan kuruluşlara sunmuş olmaları gerektiği, somut uyuşmazlıkta ise davacı tarafça davalı şirkete keşide edilen 20.12.2016 tarihli «ihtarnamenin» ekinde, önceden elde edilmiş üstün hak sahibi olduğunu ispata yönelik hiçbir delil sunulmadığı, bu durumda davalının, anılan ihtarnameye dayanılarak yer sağlayıcısı bulunduğu internet sitesindeki içeriği kaldırmamakta kusurlu bulunmadığı, dolayısıyla davalının maddi ve manevi tazminat talebinden sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulü ile davalı tarafa ait internet sitesinde yer alan "... ..." ibareli kullanımların davacının 2007/.. sayılı marka hakkına t …
… it www...com alan adlı internet sitesinde yer alan “...” ibareli muhtelif kullanımların, davacı yanın “...” ibaresi ile tescilli markalarının kapsadığı “Gayrimenkul «komisyonculuğu», müşavirliği ve idaresi hizmetlerine” hizmetlerinde gerçekleştiği, bu kullanımların davacı adına tescilli marka hakkını ihlal edeceği, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 151/2-b hükmü gözetilerek, davacının davalıdan talep edebileceği «maddi tazminatın» 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 50/2 hükmü uyarınca (582.507,00 x %13,44)= 78.289,00 TL olacağı, davalının «marka hakkına tecavüz» eylemi «kusur» niteliğinde olduğundan davacının manevi tazminata hak kazanacağından hareket ile somut olayın özelliği hak ve nesafet ilkesi gereği talep edilen 5.000,00 TL manevi tazminatın uygun bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, "... ..." ibaresinin davalının web sitesi içerisinde kullanımının marka hakkına tecavüz ve «haksız rekabet» olduğunun tespiti ile tecavüzün ve haksız rekabetin men ve ref'ine, 78.289,00 TL maddi tazminatın 24.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile, 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
Benzer bu karardaDava, davalıya ait www.zingat.com isimli internet sitesinde davacıya ait “Rota Emlak Müşavirlik İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi” ibareli «ticaret unvanı» ve “ROTA” ibareli markalar ile «iltibas» oluşturacak şekilde yayın ve «ilanlar» yapıldığı iddiasıyla, «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespitine, önlenmesine, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
… hukuka aykırı içeriği aynı kanunun 8. ve 9.maddelerine göre haberdar edilmesi hâlinde yayından çıkarmakla yükümlü bulunduğu, somut uyuşmazlığın konusunu oluşturan “«marka hakkına tecavüz»” ya da “«haksız rekabet»” suçlarının ise 5651 sayılı Kanunun 8, 8/A, 9 ve 9/A maddelerinde sayılan, yayından çıkarılması ya da «erişimin engellenmesi» kararı verilebilecek suçlardan olmadığı, öte yandan “Rota” ibaresinin «ayırt edicilik» gücü zayıf olan bir ibare olduğu, “Rota” markasının doğrudan davacı ile ilişkilendirilebilecek nitelikte tanınmış bir marka olmadığı, dava konusu kullanımların dav …
… n 5. maddesine göre yer sağlayıcının yer sağladığı içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü olmadığı, «marka hakkına tecavüz» ya da «haksız rekabet» suçlarının 5651 sayılı Kanunun 8, 8/A, 9 ve 9/A maddelerinde sayılan, yayından çıkarılması ya da «erişimin engellenmesi» kararı verilebilecek suçlardan olmadığı, “Rota” ibaresinin «ayırt edicilik» gücü zayıf olan bir ibare olduğu, “Rota” markasının doğrudan davacı ile ilişkilendirilebilecek nitelikte tanınmış bir marka olmadığı, dava konusu kullanımların dav …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:erişimin engellenmesi · ticaret unvanı · ayırt edicilik · eksik inceleme
Benzer bu kararda… hukuka aykırı içeriği aynı kanunun 8. ve 9.maddelerine göre haberdar edilmesi hâlinde yayından çıkarmakla yükümlü bulunduğu, somut uyuşmazlığın konusunu oluşturan “«marka hakkına tecavüz»” ya da “«haksız rekabet»” suçlarının ise 5651 sayılı Kanunun 8, 8/A, 9 ve 9/A maddelerinde sayılan, yayından çıkarılması ya da «erişimin engellenmesi» kararı verilebilecek suçlardan olmadığı, öte yandan “Rota” ibaresinin «ayırt edicilik» gücü zayıf olan bir ibare olduğu, “Rota” markasının doğrudan davacı ile ilişkilendirilebilecek nitelikte tanınmış bir marka olmadığı, dava konusu kullanımların dav …
… n 5. maddesine göre yer sağlayıcının yer sağladığı içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü olmadığı, «marka hakkına tecavüz» ya da «haksız rekabet» suçlarının 5651 sayılı Kanunun 8, 8/A, 9 ve 9/A maddelerinde sayılan, yayından çıkarılması ya da «erişimin engellenmesi» kararı verilebilecek suçlardan olmadığı, “Rota” ibaresinin «ayırt edicilik» gücü zayıf olan bir ibare olduğu, “Rota” markasının doğrudan davacı ile ilişkilendirilebilecek nitelikte tanınmış bir marka olmadığı, dava konusu kullanımların dav …
Dava, davalıya ait www.zingat.com isimli internet sitesinde davacıya ait “Rota Emlak Müşavirlik İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi” ibareli «ticaret unvanı» ve “ROTA” ibareli markalar ile «iltibas» oluşturacak şekilde yayın ve «ilanlar» yapıldığı iddiasıyla, «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespitine, önlenmesine, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacının hukuka aykırı içerikleri kaldırması için noter vasıtası ile davalıya davadan önce «ihtar» gönderdiği ve bu ihtara rağmen davalı tarafından içeriklerin kaldırmadığı ileri sürüldüğüne göre, Mahkemece yukarıdaki ilkeler doğrultusunda, davalının sorumluluğunun değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ve hatalı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu yönden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6838 E. 2024/8636 K.
Ortak:yaklaşık ispat · marka hakkına tecavüz · ihtar · ihtarname · haksız rekabet · iltibas
İncelediğiniz karardaMÜŞAVİRLİK İNŞAAT TURİZM SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ" ibareli 36. sınıfta tescilli markası ile «iltibasa» meydan verecek şekilde, "..." esas unsurlu ve 36. sınıf kapsamında değerlendirilebilecek ilânlar vermesinin, SMK'nın 29. maddesi yollaması ile 7. maddesi uyarınca marka tecavüzü ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 54. maddesi kapsamında «haksız rekabet» oluşturduğu, diğer yandan marka hakkı sahibinin, devam etmekte olan tecavüz ve haksız rekabet eylemleri yönünden, bu eylemlerin tespiti, tecavüzün durdurulması, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması davalarını herkese karşı yöneltebileceği, internet yer ve hizmet sağlayıcılarına karşı da anılan hakların ileri sürülmesine bir engel bulunmadığı, ancak fikri mülkiyet haklarına tecavüz nedeniyle tazminat sorumluluğuna hükmetmek için fiillerine iştirak veya yardım etmek ya da bu fiilleri teşvik etmek veya yapılmasını kolaylaştırmak eylemini gerçekleştiren yer ve hizmet sağlayıcıların kusurunun ispat edilmesi gerektiği, bir sorumluluktan bahsedebilmek için ise imkan sağladıkları içeriğin hukuka aykırı ve «marka hakkına tecavüz» niteliğinde olduğunun bilmeleri gerektiği, bunun için de önceden hak sahipleri tarafından uyarılmaları ve hukuka aykırı içeriği «makul süre» içerisinde kaldırmalarını yer ve hizmet sağlayıcı kuruluşlardan talep edilmesi gerektiği, ayrıca hak sahiplerinin, içeriğinin kaldırılmasını talep ederken, kendilerinin önceden elde edilmiş üstün hak sahibi olduklarına ilişkin «yaklaşık ispata» yeterli delillerini de anılan kuruluşlara sunmuş olmaları gerektiği, somut uyuşmazlıkta ise davacı tarafça davalı şirkete keşide edilen 20.12.2016 tarihli «ihtarnamenin» ekinde, önceden elde edilmiş üstün hak sahibi olduğunu ispata yönelik hiçbir delil sunulmadığı, bu durumda davalının, anılan ihtarnameye dayanılarak yer sağlayıcısı bulunduğu internet sitesindeki içeriği kaldırmamakta kusurlu bulunmadığı, dolayısıyla davalının maddi ve manevi tazminat talebinden sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulü ile davalı tarafa ait internet sitesinde yer alan "... ..." ibareli kullanımların davacının 2007/.. sayılı marka hakkına t …
Gayrimenkul Danışmanlığı" ve "... ... ve Gayrimenkul Danışmanlık Hizmetleri" adlarında «ilanlar» yayınlandığını, bu ilanların davacının «marka hakkına tecavüz» teşkil ettiğinden bahisle davalının telefon görüşmeleriyle uyarıldığını ve 20.12.2016 tarihinde davalıya noterden «ihtarname» keşide edildiğini, davalının «ihtara» cevap olarak işbu ilanları veren üyelerinin bilgilendirildiğini, ancak kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmadan bir işlem yapılamayacağını belirttiğini, tüm uyarılara rağmen davalının hukuka aykırı davranışlarına devam ettiğini ileri sürerek davalının fiillerinin markaya tecavüz ve «haksız rekabet» teşkil teşkil ettiğinin tespitini, ref'i ve men'i ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminata karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında «maddi tazminat» talebini 78.289,00 TL olarak «ıslah» etmiştir.
… it www...com alan adlı internet sitesinde yer alan “...” ibareli muhtelif kullanımların, davacı yanın “...” ibaresi ile tescilli markalarının kapsadığı “Gayrimenkul «komisyonculuğu», müşavirliği ve idaresi hizmetlerine” hizmetlerinde gerçekleştiği, bu kullanımların davacı adına tescilli marka hakkını ihlal edeceği, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 151/2-b hükmü gözetilerek, davacının davalıdan talep edebileceği «maddi tazminatın» 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 50/2 hükmü uyarınca (582.507,00 x %13,44)= 78.289,00 TL olacağı, davalının «marka hakkına tecavüz» eylemi «kusur» niteliğinde olduğundan davacının manevi tazminata hak kazanacağından hareket ile somut olayın özelliği hak ve nesafet ilkesi gereği talep edilen 5.000,00 TL manevi tazminatın uygun bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, "... ..." ibaresinin davalının web sitesi içerisinde kullanımının marka hakkına tecavüz ve «haksız rekabet» olduğunun tespiti ile tecavüzün ve haksız rekabetin men ve ref'ine, 78.289,00 TL maddi tazminatın 24.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile, 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
Benzer bu karardaDeğerlendirme Dava, «marka hakkına tecavüzün» ve «haksız rekabetin» tespiti ile ref ve men'ine ve dava konusu internet sitesine «erişimin engellenmesi» istemine ilişkindir.
Somut olayda markaya tecavüzün ve «haksız rekabetin» tespiti talebi ile maddi durumun ortadan kaldırılması ve önlenmesi hususları da talep edilmiş, davalı yer sağlayıcısına maddi durumun ortadan kaldırılması hususunda «ihtarname» gönderilmemiştir.
… nin marka haklarına tecavüz ettiklerini davalının ise söz konusu internet sitesinin yer sağlayıcısı konumunda olması sebebiyle sorumluluğunun bulunduğunu belirterek «haksız rekabetin» ve marka tecavüzünün tespiti ile ref ve menine, dava konusu internet sitesine «erişimin engellenmesine» karar verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:erişimin engellenmesi · kamu düzeni
Benzer bu kararda… nin marka haklarına tecavüz ettiklerini davalının ise söz konusu internet sitesinin yer sağlayıcısı konumunda olması sebebiyle sorumluluğunun bulunduğunu belirterek «haksız rekabetin» ve marka tecavüzünün tespiti ile ref ve menine, dava konusu internet sitesine «erişimin engellenmesine» karar verilmesini talep etmiştir.
IV.BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, «kamu düzenine» ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Değerlendirme Dava, «marka hakkına tecavüzün» ve «haksız rekabetin» tespiti ile ref ve men'ine ve dava konusu internet sitesine «erişimin engellenmesi» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3387 E. 2019/5693 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticari itibar · kişilik hakları · görevsizlik kararı · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… acakları aşamalarla belirlenmiş; belirlenen makam ve merciler arasında sadece yayına içerik sağlayıcısı ve yer sağlayıcısı ile sonraki aşamada Sulh Ceza Mahkemeleri «görevli» kılındığı gerekçesiyle açılan davanın 5651 sayılı Yasa'nın 9/1-2 maddeleri gereğince mahkemenin «görevsiz» olması nedeni ile reddine karar verilmiştir.
1-Dava, «ticari itibarı», güvenirliği ve «kişilik haklarını» zedelemeye yönelik internet yolu ile yapılan duyurunun önlenmesi istemine ilişkindir.
İddianın bu ileri sürülüş biçimi itibariyle TTK'nın 54 vd. maddeleri kapsamında değerlendirilip Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından davanın esasına girilerek karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan ve somut olaya uygulanması mümkün bulunmayan gerekçe ile «görevsizlik» kararı verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
2 benzer karar daha
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5259 E. 2024/2127 K.
Ortak:yaklaşık ispat · makul süre · marka hakkına tecavüz · kaldırma ve yeniden hüküm · ıslah · ihtarname · maddi tazminat · ilan
İncelediğiniz karardaGayrimenkul Danışmanlığı" ve "... ... ve Gayrimenkul Danışmanlık Hizmetleri" adlarında «ilanlar» yayınlandığını, bu ilanların davacının «marka hakkına tecavüz» teşkil ettiğinden bahisle davalının telefon görüşmeleriyle uyarıldığını ve 20.12.2016 tarihinde davalıya noterden «ihtarname» keşide edildiğini, davalının «ihtara» cevap olarak işbu ilanları veren üyelerinin bilgilendirildiğini, ancak kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmadan bir işlem yapılamayacağını belirttiğini, tüm uyarılara rağmen davalının hukuka aykırı davranışlarına devam ettiğini ileri sürerek davalının fiillerinin markaya tecavüz ve «haksız rekabet» teşkil teşkil ettiğinin tespitini, ref'i ve men'i ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminata karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında «maddi tazminat» talebini 78.289,00 TL olarak «ıslah» etmiştir.
MÜŞAVİRLİK İNŞAAT TURİZM SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ" ibareli 36. sınıfta tescilli markası ile «iltibasa» meydan verecek şekilde, "..." esas unsurlu ve 36. sınıf kapsamında değerlendirilebilecek ilânlar vermesinin, SMK'nın 29. maddesi yollaması ile 7. maddesi uyarınca marka tecavüzü ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 54. maddesi kapsamında «haksız rekabet» oluşturduğu, diğer yandan marka hakkı sahibinin, devam etmekte olan tecavüz ve haksız rekabet eylemleri yönünden, bu eylemlerin tespiti, tecavüzün durdurulması, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması davalarını herkese karşı yöneltebileceği, internet yer ve hizmet sağlayıcılarına karşı da anılan hakların ileri sürülmesine bir engel bulunmadığı, ancak fikri mülkiyet haklarına tecavüz nedeniyle tazminat sorumluluğuna hükmetmek için fiillerine iştirak veya yardım etmek ya da bu fiilleri teşvik etmek veya yapılmasını kolaylaştırmak eylemini gerçekleştiren yer ve hizmet sağlayıcıların kusurunun ispat edilmesi gerektiği, bir sorumluluktan bahsedebilmek için ise imkan sağladıkları içeriğin hukuka aykırı ve «marka hakkına tecavüz» niteliğinde olduğunun bilmeleri gerektiği, bunun için de önceden hak sahipleri tarafından uyarılmaları ve hukuka aykırı içeriği «makul süre» içerisinde kaldırmalarını yer ve hizmet sağlayıcı kuruluşlardan talep edilmesi gerektiği, ayrıca hak sahiplerinin, içeriğinin kaldırılmasını talep ederken, kendilerinin önceden elde edilmiş üstün hak sahibi olduklarına ilişkin «yaklaşık ispata» yeterli delillerini de anılan kuruluşlara sunmuş olmaları gerektiği, somut uyuşmazlıkta ise davacı tarafça davalı şirkete keşide edilen 20.12.2016 tarihli «ihtarnamenin» ekinde, önceden elde edilmiş üstün hak sahibi olduğunu ispata yönelik hiçbir delil sunulmadığı, bu durumda davalının, anılan ihtarnameye dayanılarak yer sağlayıcısı bulunduğu internet sitesindeki içeriği kaldırmamakta kusurlu bulunmadığı, dolayısıyla davalının maddi ve manevi tazminat talebinden sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulü ile davalı tarafa ait internet sitesinde yer alan "... ..." ibareli kullanımların davacının 2007/.. sayılı marka hakkına t …
… it www...com alan adlı internet sitesinde yer alan “...” ibareli muhtelif kullanımların, davacı yanın “...” ibaresi ile tescilli markalarının kapsadığı “Gayrimenkul «komisyonculuğu», müşavirliği ve idaresi hizmetlerine” hizmetlerinde gerçekleştiği, bu kullanımların davacı adına tescilli marka hakkını ihlal edeceği, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 151/2-b hükmü gözetilerek, davacının davalıdan talep edebileceği «maddi tazminatın» 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 50/2 hükmü uyarınca (582.507,00 x %13,44)= 78.289,00 TL olacağı, davalının «marka hakkına tecavüz» eylemi «kusur» niteliğinde olduğundan davacının manevi tazminata hak kazanacağından hareket ile somut olayın özelliği hak ve nesafet ilkesi gereği talep edilen 5.000,00 TL manevi tazminatın uygun bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, "... ..." ibaresinin davalının web sitesi içerisinde kullanımının marka hakkına tecavüz ve «haksız rekabet» olduğunun tespiti ile tecavüzün ve haksız rekabetin men ve ref'ine, 78.289,00 TL maddi tazminatın 24.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile, 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıların devam etmekte olan tecavüz ve «haksız rekabet» eylemleri yönünden, bu eylemlerin tespiti, tecavüzün durdurulması, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması talepleri bakımından, kusurunun varlığı ya da yokluğuna bakılmaksızın sorumluluğu bulunduğu, ancak davalıların maddi ve manevi tazminat taleplerinden sorumlu tutulabilmesi için önceden davacı tarafından uyarılmaları ve hukuka aykırı içeriği «makul süre» içerisinde kaldırmalarının kendilerinden talep edilmesi, ayrıca davacının içeriğin kaldırılmasını talep ederken, kendisinin önceden elde edilmiş üstün hak sahibi olduğunu «yaklaşık ispata» yeterli delillerini de davalılara sunması gerektiği, davacının davalı şirketlere keşide edilen 20.12.2016 tarihli «ihtarnamenin» ekinde, önceden elde edilmiş üstün hak sahibi olduğunu ispata yönelik hiçbir delil bulunmadığı, karar yerinde belirtildiği üzere, birleşen davalarda keşide edilen 20.12.2016 tarihli ihtarnameler, birden fazla kişiye aynı şekilde düzenlenmiş tek bir ihtarname olduğu, ihtarnamelerde her bir kullanıcı yönünden hangi tarihli, hangi kullanımların, ne şekilde tecavüz teşkil ettiği yönünde, her bir kullanımla ilgili somutlaşmış verileri «taşıyan» bir bilgiye yer verilmediği, yer sağlayıcı konumunda olan davalıların «ilan» sahipleri, ilan tarihi ve numaraları konusunda usulüne uygun şekilde somutlaştırılmış bir ihtarname ile uyarılmadığı, anılan ihtarnameye dayanılarak yer sağlayıcısı bulundukları internet sitesindeki içeriği kaldırmamakta kusurlu olduklarının söylenemeyeceği, davalıların maddi ve manevi tazminat talebinden sorumlu tutulmamasında bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin diğer istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl dava yönünden «feragat nedeniyle davanın reddine», birleşen 2018/81 E. sayılı davanın kısmen kabulüne, davalıya ait internet sitesinde 10.09.2018 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edilen “rota emlak, rota mimarlık, antrota emlak, rota gayrimenkul” şeklindeki "rota" esas unsurlu kullanımların, davacının 2007/60684 tescil sayılı «marka hakkına tecavüz» ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, tecavüzün ref'ine ve men'ine, maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine, birleşen 2018/88 E. sayılı davanın kısmen …
… Emlak” markasının 36. sınıfta müvekkili adına tescilli olduğunu, davalıya ait www.hurriyetemlak.com alan adlı internet sitesinde Rota ibareli çeşitli adlar altında «ilanlar» bulunduğunun tespit edildiğini, bu ilanların kaldırılmasının «ihtarname» ile istenmesine rağmen davalının bir cevap vermediğini, bu eylemin müvekkilinin «marka hakkına tecavüz» teşkil ettiğini ileri sürerek davalının müvekkiline ait Rota Emlak markasına tecavüzünün ve «haksız rekabetin» tespitini, ref ve menini, şimdilik 100,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talep etmiştir.
… ota Emlak” markasının 36. sınıfta müvekkili adına tescilli olduğunu, davalıya ait www.sahibinden.com alan adlı internet sitesinde Rota ibareli çeşitli adlar altında «ilanlar» bulunduğunun tespit edildiğini, bu ilanların kaldırılmasının «ihtarname» ile istendiğini, davalının cevabı üzerine ilan numaraları bildirildiği halde davalının ilanları kaldırmadığını, bu eylemin müvekkilinin «marka hakkına tecavüz» teşkil ettiğini ileri sürerek davalının müvekkiline ait Rota Emlak markasına tecavüzünün ve «haksız rekabetin» tespitini, ref ve menini, şimdilik 100,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talep etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sulh protokolü · feragat nedeniyle davanın reddi · ihtisas mahkemesi · davadan feragat · hakkaniyet · kesinlik sınırı · ticaret unvanı · kâr kaybı
Benzer bu kararda… arı kaldırdığı, diğer davalı yönünden hangi kullanımların haksız olduğunun tespit edilemeyeceği, davalıya bu nedenle her bir kullanıcı yönünden hangi markasına veya «ticaret unvanına» dayanarak reklam yaptığı hususunda araştırma yapmasının ve buna göre kendiliğinden tecavüze karar vermesinin de beklenemeyeceği, haklı kullanımların da engellenme ihtimali bulunduğu, somutlaştırılmayan bir «ihtarnameye» dayanarak davalının sorumlu tutulamayacağı, öte yandan davacı markasının zayıf bir marka olduğu, Rota ibareli 942 kayıt bulunduğu, bunlardan 63 adedinin 36. sınıfı kapsadığı, ibarenin doğrudan doğruya davacıyı çağrıştırmadığı, ticaret hayatında ve emlak sektöründe çok kullanıldığı, yer sağlayıcı durumundaki davalı yönünden ilk bakışta benzerliğin ve karıştırmanın yaşanacağını tespit edebileceğinin, bilmesinin veya bilebileceğinin beklenemeyeceği, markaya tecavüz iddiasının teknik bir konu olduğu, «ihtisas» mahkemelerince heyet halinde dinlenen «bilirkişilerce inceleme» yaptırılarak markanın ayırt edici karakteri, kullanılan işarette markanın konumu, zayıf marka ya da küçük farklılıklarda kullanılabilen marka olup olmadığı, tanınmışlığı, sınıfları gibi unsurların göz önünde bulundurularak yapılan bir inceleme sonucunda mahkemelerce karar verildiği, haksız kullanıldığı iddia edilen markanın kullanıcısı tarafından hukuka uygunluk «sebebi» bulunduğu, gerçek hak sahibi ya da sessiz kalma nedeniyle önceki marka sahibinin hak «kaybına» uğramış olabileceği durumlarda benzerliğin ve karıştırmanın bulunduğu iddiası ile yapılacak bir engellemede haksız bir engelleme olup mağduriyetlere sebebiyet verilebileceği, tecavüzün apaçık ortada olduğunun tespit edilemediği, ihlalin ilk bakışta anlaşılamadığı, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un (5651 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin ikinci fıkrası ile 8 ve 9 uncu maddelerinin davada uygulanamayacağı gerekçesiyle asıl davanın «feragat» nedeniyle reddine, birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
… RARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada taraflarca marka tecavüzü/ tazminat davasındaki uyuşmazlık ile ilgili olarak «sulh» yönünde beyanda bulunmaları ve «sulh protokolü» ile «davadan feragat» ettiklerini bildirmeleri nedeniyle asıl davada feragat yönünde hüküm tesis edildiği, birleşen davalarda davalıların yer sağlayıcı olarak hizmet verdikleri, davacının gönderdiği «ihtarnamenin» somutlaştırılmadığı, binlerce reklamdan dolayı hangi kullanıcının hangi tarihli ve sayılı reklamlarına ilişkin bir açıklığın bulunmadığı, davalılardan Sahibinden B …
Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/81 E. sayılı dosyasının davalısı vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl davalı ile «sulh protokolü» imzalandığından asıl davalının eylemleri nedeniyle müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, 5651 sayılı Kanunun 5 inci maddesi gereğince yer sağlayıcının yer sağladığı içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırmak yükümlülüğü bulunmadığını, sitede milyonlarca «ilanın» yer aldığını, böyle bir yükümlülüğün müvekkiline yüklenmesinin «hakkaniyete» aykırılık teşkil edeceğini, tek başına söz konusu ihtarla yer sağlayıcı olarak verdiği hizmeti yerine getirmemesi müvekkilinin hukuki sorumluluğunu doğuracağını, ihtarla tüm “Rota” ibareli ilanları kaldırmasının müvekkilinden beklenemeyeceğini, davacının keşide ettiği «ihtarnamenin» somutlaştırmaya elverişli olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Kararın birleşen davalarda davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl dava yönünden «feragat nedeniyle davanın reddine», birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/17415 E. 2013/16871 K.
Ortak:yasal faiz · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… it www...com alan adlı internet sitesinde yer alan “...” ibareli muhtelif kullanımların, davacı yanın “...” ibaresi ile tescilli markalarının kapsadığı “Gayrimenkul «komisyonculuğu», müşavirliği ve idaresi hizmetlerine” hizmetlerinde gerçekleştiği, bu kullanımların davacı adına tescilli marka hakkını ihlal edeceği, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 151/2-b hükmü gözetilerek, davacının davalıdan talep edebileceği «maddi tazminatın» 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 50/2 hükmü uyarınca (582.507,00 x %13,44)= 78.289,00 TL olacağı, davalının «marka hakkına tecavüz» eylemi «kusur» niteliğinde olduğundan davacının manevi tazminata hak kazanacağından hareket ile somut olayın özelliği hak ve nesafet ilkesi gereği talep edilen 5.000,00 TL manevi tazminatın uygun bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, "... ..." ibaresinin davalının web sitesi içerisinde kullanımının marka hakkına tecavüz ve «haksız rekabet» olduğunun tespiti ile tecavüzün ve haksız rekabetin men ve ref'ine, 78.289,00 TL maddi tazminatın 24.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile, 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
Gayrimenkul Danışmanlığı" ve "... ... ve Gayrimenkul Danışmanlık Hizmetleri" adlarında «ilanlar» yayınlandığını, bu ilanların davacının «marka hakkına tecavüz» teşkil ettiğinden bahisle davalının telefon görüşmeleriyle uyarıldığını ve 20.12.2016 tarihinde davalıya noterden «ihtarname» keşide edildiğini, davalının «ihtara» cevap olarak işbu ilanları veren üyelerinin bilgilendirildiğini, ancak kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmadan bir işlem yapılamayacağını belirttiğini, tüm uyarılara rağmen davalının hukuka aykırı davranışlarına devam ettiğini ileri sürerek davalının fiillerinin markaya tecavüz ve «haksız rekabet» teşkil teşkil ettiğinin tespitini, ref'i ve men'i ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminata karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında «maddi tazminat» talebini 78.289,00 TL olarak «ıslah» etmiştir.
MÜŞAVİRLİK İNŞAAT TURİZM SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ" ibareli 36. sınıfta tescilli markası ile «iltibasa» meydan verecek şekilde, "..." esas unsurlu ve 36. sınıf kapsamında değerlendirilebilecek ilânlar vermesinin, SMK'nın 29. maddesi yollaması ile 7. maddesi uyarınca marka tecavüzü ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 54. maddesi kapsamında «haksız rekabet» oluşturduğu, diğer yandan marka hakkı sahibinin, devam etmekte olan tecavüz ve haksız rekabet eylemleri yönünden, bu eylemlerin tespiti, tecavüzün durdurulması, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması davalarını herkese karşı yöneltebileceği, internet yer ve hizmet sağlayıcılarına karşı da anılan hakların ileri sürülmesine bir engel bulunmadığı, ancak fikri mülkiyet haklarına tecavüz nedeniyle tazminat sorumluluğuna hükmetmek için fiillerine iştirak veya yardım etmek ya da bu fiilleri teşvik etmek veya yapılmasını kolaylaştırmak eylemini gerçekleştiren yer ve hizmet sağlayıcıların kusurunun ispat edilmesi gerektiği, bir sorumluluktan bahsedebilmek için ise imkan sağladıkları içeriğin hukuka aykırı ve «marka hakkına tecavüz» niteliğinde olduğunun bilmeleri gerektiği, bunun için de önceden hak sahipleri tarafından uyarılmaları ve hukuka aykırı içeriği «makul süre» içerisinde kaldırmalarını yer ve hizmet sağlayıcı kuruluşlardan talep edilmesi gerektiği, ayrıca hak sahiplerinin, içeriğinin kaldırılmasını talep ederken, kendilerinin önceden elde edilmiş üstün hak sahibi olduklarına ilişkin «yaklaşık ispata» yeterli delillerini de anılan kuruluşlara sunmuş olmaları gerektiği, somut uyuşmazlıkta ise davacı tarafça davalı şirkete keşide edilen 20.12.2016 tarihli «ihtarnamenin» ekinde, önceden elde edilmiş üstün hak sahibi olduğunu ispata yönelik hiçbir delil sunulmadığı, bu durumda davalının, anılan ihtarnameye dayanılarak yer sağlayıcısı bulunduğu internet sitesindeki içeriği kaldırmamakta kusurlu bulunmadığı, dolayısıyla davalının maddi ve manevi tazminat talebinden sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulü ile davalı tarafa ait internet sitesinde yer alan "... ..." ibareli kullanımların davacının 2007/.. sayılı marka hakkına t …
Benzer bu karardaHaber Ajansı A.Ş. aleyhine açılan davanın reddine, davalı ...Ş. aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile 5.000,00 TL manevi tazminatın «haksız fiil» tarihi olan 12.05.2008 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte adı geçen davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
2.Dava, basın yoluyla işlenen «haksız rekabet» eylemi nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:pasif husumet · haksız fiil · husumet
Benzer bu kararda… lı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yolu İle İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Yasada yer alan düzenlemelerin davalıların «pasif husumet» durumlarının tespiti açısından esas alındığı, davalı ...Ş.’nin içerik sağlayıcı olduğu, internet ortamında sunduğu içerik dolayısı ile sorumlu olduğu, davalılardan …
Haber Ajansı A.Ş. aleyhine açılan davanın reddine, davalı ...Ş. aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile 5.000,00 TL manevi tazminatın «haksız fiil» tarihi olan 12.05.2008 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte adı geçen davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/4955 E. , 2025/4445 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/845 Esas, 2024/1117 Karar
HÜKÜM
Davanın kısmen kabulü
(Yeniden hüküm kurulmak suretiyle)
İLK DERECE MAHKEMESİ ... 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2017/110 E., 2021/265 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Türkiye'nin önde gelen ... firmalarından birisi haline geldiğini ve 2007/.. tescil numaralı ".. ... MÜŞAVİRLİK İNŞAAT TURİZM SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ" markasını 36. sınıfta yer alan "Sigorta hizmetleri. Finansal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri. Gümrük müşavirliği hizmetleri." üzerinde tescil ettirdiğini, davalıya ait "www....com" web sitesi üzerinden "... İnşaat & Gayrimenkul", "... ... Mimarlık & Gayrimenkul", "... ... ... Gayrimenkul", "M.... Gayrimenkul Danışmanlığı" ve "... ... ve Gayrimenkul Danışmanlık Hizmetleri" adlarında ilanlar yayınlandığını, bu ilanların davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinden bahisle davalının telefon görüşmeleriyle uyarıldığını ve 20.12.2016 tarihinde davalıya noterden ihtarname keşide edildiğini, davalının ihtara cevap olarak işbu ilanları veren üyelerinin bilgilendirildiğini, ancak kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmadan bir işlem yapılamayacağını belirttiğini, tüm uyarılara rağmen davalının hukuka aykırı davranışlarına devam ettiğini ileri sürerek davalının fiillerinin markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil teşkil ettiğinin tespitini, ref'i ve men'i ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminata karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında maddi tazminat talebini 78.289,00 TL olarak ıslah etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un 5. maddesi uyarınca yer sağlayıcı olan müvekkili şirketin hiçbir hukuki sorumluluğunun olmadığını, müşterilerin aktif olarak kullanacağı markalara müdahale etme şansı bulunmayan müvekkili şirketin sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı yana ait www...com alan adlı internet sitesinde yer alan “...” ibareli muhtelif kullanımların, davacı yanın “...” ibaresi ile tescilli markalarının kapsadığı “Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetlerine” hizmetlerinde gerçekleştiği, bu kullanımların davacı adına tescilli marka hakkını ihlal edeceği, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 151/2-b hükmü gözetilerek, davacının davalıdan talep edebileceği maddi tazminatın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 50/2 hükmü uyarınca (582.507,00 x %13,44)= 78.289,00 TL olacağı, davalının marka hakkına tecavüz eylemi kusur niteliğinde olduğundan davacının manevi tazminata hak kazanacağından hareket ile somut olayın özelliği hak ve nesafet ilkesi gereği talep edilen 5.000,00 TL manevi tazminatın uygun bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, "...
..." ibaresinin davalının web sitesi içerisinde kullanımının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet olduğunun tespiti ile tecavüzün ve haksız rekabetin men ve ref'ine, 78.289,00 TL maddi tazminatın 24.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile, 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının yer sağlayıcısı bulunduğu internet sitesinde, davacı tarafın 2007/60684 sayılı "... ... MÜŞAVİRLİK İNŞAAT TURİZM SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ" ibareli 36. sınıfta tescilli markası ile iltibasa meydan verecek şekilde, "..." esas unsurlu ve 36. sınıf kapsamında değerlendirilebilecek ilânlar vermesinin, SMK'nın 29. maddesi yollaması ile 7. maddesi uyarınca marka tecavüzü ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 54. maddesi kapsamında haksız rekabet oluşturduğu, diğer yandan marka hakkı sahibinin, devam etmekte olan tecavüz ve haksız rekabet eylemleri yönünden, bu eylemlerin tespiti, tecavüzün durdurulması, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması davalarını herkese karşı yöneltebileceği, internet yer ve hizmet sağlayıcılarına karşı da anılan hakların ileri sürülmesine bir engel bulunmadığı, ancak fikri mülkiyet haklarına tecavüz nedeniyle tazminat sorumluluğuna hükmetmek için fiillerine iştirak veya yardım etmek ya da bu fiilleri teşvik etmek veya yapılmasını kolaylaştırmak eylemini gerçekleştiren yer ve hizmet sağlayıcıların kusurunun ispat edilmesi gerektiği, bir sorumluluktan bahsedebilmek için ise imkan sağladıkları içeriğin hukuka aykırı ve marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğunun bilmeleri gerektiği, bunun için de önceden hak sahipleri tarafından uyarılmaları ve hukuka aykırı içeriği makul süre içerisinde kaldırmalarını yer ve hizmet sağlayıcı kuruluşlardan talep edilmesi gerektiği, ayrıca hak sahiplerinin, içeriğinin kaldırılmasını talep ederken, kendilerinin önceden elde edilmiş üstün hak sahibi olduklarına ilişkin yaklaşık ispata yeterli delillerini de anılan kuruluşlara sunmuş olmaları gerektiği, somut uyuşmazlıkta ise davacı tarafça davalı şirkete keşide edilen 20.12.2016 tarihli ihtarnamenin ekinde, önceden elde edilmiş üstün hak sahibi olduğunu ispata yönelik hiçbir delil sunulmadığı, bu durumda davalının, anılan ihtarnameye dayanılarak yer sağlayıcısı bulunduğu internet sitesindeki içeriği kaldırmamakta kusurlu bulunmadığı, dolayısıyla davalının maddi ve manevi tazminat talebinden sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulü ile davalı tarafa ait internet sitesinde yer alan "...
..." ibareli kullanımların davacının 2007/.. sayılı marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin ref ve men'ine, davacı tarafın maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, ref'i ve men'i ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un 5. maddesi ve 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 9. maddesi ile yer sağlayıcı ve aracı hizmet sağlayıcıların, tazminat sorumluluğu açısından, yayınlanan içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırma yükümlülüğü bulunmamaktadır. Ancak marka hakkı sahibi, devam etmekte olan tecavüz ve haksız rekabet eylemleri yönünden, bu eylemlerin tespiti, tecavüzün durdurulması, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması davalarını herkese karşı yöneltebilecektir.
Mutlak hak niteliğindeki bu tür haklar herkese karşı yöneltilebilecek olup, illiyet bağının varlığı halinde, hakkın yöneltildiği kişinin kusurunun varlığı ya da yokluğunun önemi bulunmamaktadır. Bu bağlamda, internet yer ve hizmet sağlayıcılarına karşı da anılan hakların ileri sürülmesine bir engel bulunmamaktadır. Öte yandan, gerek haksız fiillere ilişkin TBK’nın 50 ve gerekse ülkemizin de taraf olduğu Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları Sözleşmesi’nin 45. maddesi uyarınca, fikri mülkiyet haklarına tecavüz nedeniyle tazminat sorumluluğuna hükmetmek için fiillerine iştirak veya yardım etmek ya da bu fiilleri teşvik etmek veya yapılmasını kolaylaştırmak eylemini gerçekleştiren yer ve hizmet sağlayıcıların kusurunun ispat edilmesi gerekmektedir.
Dairemizin yerleşik içtihatlarında ve 6563 sayılı Elektronik Ticaret Kanunu’nda da vurgulandığı üzere, içerik sağlayıcı sıfatı bulunmayan internet yer ve hizmet sağlayıcı kuruluşların tazminat sorumluluğundan bahsedebilmek için, imkan sağladıkları içeriğin hukuka aykırı ve marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğunu bilmeleri gerekir. Bunun için de önceden hak sahipleri tarafından uyarılmaları ve hukuka aykırı içeriği makul süre içerisinde kaldırmalarını yer ve hizmet sağlayıcı kuruluşlardan talep etmeleri gerekir. Ayrıca hak sahiplerinin, içeriğinin kaldırılmasını talep ederken, kendilerinin önceden elde edilmiş üstün hak sahibi olduklarını yaklaşık ispata yeterli delillerini de anılan kuruluşlara sunmuş olmaları gerekir.
Somut olayda, davacının, hukuka aykırı içerikleri kaldırması için noter vasıtası ile davalıya davadan önce ihtar gönderdiği ve bu ihtara rağmen davalı tarafından içeriklerin kaldırılmadığı, davalı tarafından davacıya gönderilen cevabi ihtarnamede ise yayının kaldırılmasına ya da durdurulmasına yönelik tedbiren verilmiş herhangi bir mahkeme kararı bulunmadığından yayından kaldırma talebinin hukuken mümkün bulunmadığı, ayrıca davacının marka hakkı üzerinde hukuken ihlale sebebiyet verecek herhangi bir tasarrufta bulunulmadığının bildirildiği anlaşılmaktadır. Davalı yanca gönderilen bu cevabi ihtarname ile davacının marka hakkı sahibi olduğu kabul edilmekle, davacının üstün hak sahibi olduğuna yönelik yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmiştir.
Bu durumda, davalının tazminat sorumluluğu bakımından davacının üstün hak sahibi olduğuna yönelik yaklaşık ispat koşulunun var olduğu gözetilerek yapılacak değerlendirme sonucunda bir karar verilmesi gerekirken, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması doğru olmamış, hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
3.Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HMK'nın 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harçlarının istek halinde ilgiliye iadesine, 26.06.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞIOY
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşüncesinde olduğundan sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılmamaktayım.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1168881700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz