Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/2736 E. 2025/2960 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tbk 583↗ kefalet tarihi↗ sözleşmesel sorumluluk↗ müteselsil kefalet↗ takibin kesinleşmesi↗ para alacağı↗ kefalet limiti↗ kefalet sözleşmesi↗ sınırlı sorumluluk↗ alacağın temliki↗ ilamsız icra takibi↗ müteselsil kefil↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ kefalet↗ genel kredi sözleşmesi↗ ifa↗ tbk 99↗ uyuşmazlık konusu↗ temlik↗ kefil↗ içtihadı birleştirme kararı↗ ihtar↗ limited şirket↗ kredi sözleşmesi↗ taahhütname↗ menfi tespit↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar Yargıtayca duruşma istemli olarak taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 29.04.2025 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı şirket ile dava dışı banka arasında akdedilen genel kredi sözleşmesine müvekkilinin müteselsil kefil olduğunu, bankanın müvekkiline karşı ilamsız icra takibi yaptığını ve takibin kesinleştiğini, akabinde dava dışı alacaklının takibe konu alacağı davalıya temlik ettiğini, borcun ödendiğini, aksi kanaat halinde dahi bu kadar borcun bulunmadığını ileri sürerek müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı şirket süresinde cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, alınan bilirkişi raporu gereğince davacı tarafça açılan davanın kısmen kabulü ile; dava konusu icra dosyasında davacı tarafın davalı şirkete dava tarihi olan 07.10.2019 tarihinde 323.506,21 euro borçlu bulunmadığının tespitine, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
1.Dosyadaki yazılara, İlk Derece Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373/4 hükmü uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Alacağını temlik eden ... Bankası ile dava dışı asıl borçlu 3S ...Makine Yedek Parça Pazarlama Sanayi ve ... Limited Şirketi arasında Genel Kredi Sözleşmesi imzalanmış olup, davacı da işbu sözleşmeyi 5.000.000,00 TL kefalet limiti ile sınırlı sorumlu olmak üzere müteselsil kefil sıfatıyla imzalamıştır.
Kefalet sözleşmesi, somut olaya uygulanması gereken 6098 sayılı Türk BorçlarKanunu'nun (TBK) 81 ilâ 603. maddeleri [Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (BK) 483 ilâ 503. maddeleri] arasında düzenlenmiştir. Kefalet sözleşmesiyle kefil, asıl borçlunun borcunu ödememesi durumda, söz konusu borçtan şahsen sorumlu olacağını taahhüt etmektedir. Daha yalın bir anlatımla bu sözleşme ile kefil, borçlunun asıl borcu ifa edememesi riskini üzerine alır. Kefalet; TBK'nın 581. maddesinde; “Kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir” şeklinde tanımlanmıştır. Kefaletin türleri ise TBK'nın 585 vd. (BK'nın 486 vd. maddeleri) maddelerinde düzenlenmiş ve uyuşmazlık konusu müteselsil kefaletle ilgili olarak da 586.maddesi; “Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir” hükmünü içermektedir. Önemle vurgulamak gerekir ki; TBK'nın 583. maddesinde; kefalet sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmayacağının ve kefilin sorumlu olduğu azami miktarın kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesinin şart olduğu belirtilmiştir.
Buna göre; TBK'nın 583/1. maddesi gereğince kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi kefalet sözleşmesinin geçerliliği için şartken, BK'nın 484. maddesi gereğince kefalet sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına ve kefilin bu sözleşmede sorumlu olacağı miktarın gösterilmesine bağlıdır. Zira; 12.4.1944 tarihli ve 1943/14 Esas, 1944/13 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu Kararında; sözleşmede kefilin ödeyeceği muayyen bir miktarın gösterilmiş olup olmadığının ve sözleşme içeriğinden böyle muayyen bir miktarın anlaşılmasına imkan bulunup bulunmadığının hâkim tarafından resen gözetilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında alacağın dayanağı genel kredi sözleşmesi döviz (euro) cinsinden düzenlenmiş ve davacı aleyhine başlatılan icra takibinde euro para alacağı talep edilmiş ise de genel kredi sözleşmesinde davacı kefilin sorumlu olduğu kefalet limiti 5.000.000,00 TL olarak belirlenmiş olduğuna göre, menfi tespit davalarında dava tarihi itibariyle alacak-borç miktarının belirlenmesi gerekliliği karşısında, Mahkemece bilirkişi raporu alınmak sureti ile, dava tarihi itibariyle tahsil edilemeyen euro cinsindeki alacağın tespit edilmesi, bu tutarın dava tarihindeki kur üzerinden Türk Lirasına çevrilmesi ve bu şekilde bulunacak TL alacak miktarının, kefalet limiti olan 5.000.000,00 TL'nin altında kalması veya 5.000.000,00 TL'ye eşit olması halinde davanın reddine, 5.000.000,00 TL'nin üzerinde olması halinde ise kefalet kısmını aşan kısım yönünden davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İhtiyati haciz kararının kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9170 E. 2015/9977 K.
Ortak:kefalet tarihi · kefalet sözleşmesi · müteselsil kefil · kefalet · genel kredi sözleşmesi · kefil · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaÖnemle vurgulamak gerekir ki; TBK'nın 583. maddesinde; «kefalet sözleşmesinin» yazılı şekilde yapılmadıkça ve «kefilin» sorumlu olacağı azami miktar ile «kefalet tarihi» belirtilmedikçe geçerli olmayacağının ve kefilin sorumlu olduğu azami miktarın kefalet tarihini ve «müteselsil kefil» olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesinin şart old …
Buna göre; TBK'nın 583/1. maddesi gereğince «kefilin», sorumlu olduğu azami miktarı, «kefalet tarihini» ve «müteselsil kefil» olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini «kefalet sözleşmesinde» kendi el yazısıyla belirtmesi kefalet sözleşmesinin geçerliliği için şartken, BK'nın 484. maddesi gereğince kefalet sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına ve kefilin bu «sözleşmede sorumlu» olacağı miktarın gösterilmesine bağlıdır.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı şirket ile dava dışı banka arasında akdedilen «genel kredi sözleşmesine» müvekkilinin «müteselsil kefil» olduğunu, bankanın müvekkiline karşı «ilamsız icra takibi» yaptığını ve «takibin kesinleştiğini», akabinde dava dışı alacaklının takibe konu alacağı davalıya «temlik» ettiğini, borcun ödendiğini, aksi kanaat halinde dahi bu kadar borcun bulunmadığını ileri sürerek müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istem …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «ihtiyati haciz» kararının dayanağı olan sözleşmelerdeki «kefaletin» Borçlar Kanunu Hükümlerine aykırı olarak tanzim edildiği, Türk Borçlar Kanunun 583. maddesine göre «kefalet sözleşmesi» yazılı şekilde yapılmadıkça ve «kefilin» sorumlu olacağı azami miktar ile «kefalet tarihi» belirtilmedikçe geçerli olmayacağı, kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve «müteselsil kefil» olması durumunda bu sıfatla veya bu anlamda gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesinin şart olduğu, davaya konu «kredi sözleşmesinde» müteselsil kefillerin bu şartları taşımadığı, borcun likit olmadığı, alacağın yargılamayı gerektirdiği, aynı konu hakkında «itirazın iptali davası» açıldığı gerekçesiyle, ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
1-Talep, ihtiyati haczin kaldırılması istemine ilişkin olup, mahkemece «ihtiyati haciz» kararının dayanağı olan sözleşmelerdeki «kefaletin» 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerine aykırı olarak tanzim edildiği gerekçesiyle, itiraz eden borçlular hakkında ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.Ancak, talep dayanağı «genel kredi sözleşmesi» 16.10.2006 tarihli, itiraz eden borçlu kefillerin imzaladığı limit arttırım sözleşmesi ise 29.08.2007 tarihli olup TBK'nın yürürlük tarihinden evvel akdedilmiş olm …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtiyati hacze itiraz · itirazın iptali davası · ihtiyati haciz · iptal davası · haciz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «ihtiyati haciz» kararının dayanağı olan sözleşmelerdeki «kefaletin» Borçlar Kanunu Hükümlerine aykırı olarak tanzim edildiği, Türk Borçlar Kanunun 583. maddesine göre «kefalet sözleşmesi» yazılı şekilde yapılmadıkça ve «kefilin» sorumlu olacağı azami miktar ile «kefalet tarihi» belirtilmedikçe geçerli olmayacağı, kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve «müteselsil kefil» olması durumunda bu sıfatla veya bu anlamda gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesinin şart olduğu, davaya konu «kredi sözleşmesinde» müteselsil kefillerin bu şartları taşımadığı, borcun likit olmadığı, alacağın yargılamayı gerektirdiği, aynı konu hakkında «itirazın iptali davası» açıldığı gerekçesiyle, ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden borçlular tarafından «ihtiyati hacze itiraz» edilmeden önce aynı mahkemede «itirazın iptali davası» açıldığı anlaşılmaktadır.
Kararı, «ihtiyati haciz» isteyen vekili temyiz etmiştir.
1-Talep, ihtiyati haczin kaldırılması istemine ilişkin olup, mahkemece «ihtiyati haciz» kararının dayanağı olan sözleşmelerdeki «kefaletin» 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerine aykırı olarak tanzim edildiği gerekçesiyle, itiraz eden borçlular hakkında ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.Ancak, talep dayanağı «genel kredi sözleşmesi» 16.10.2006 tarihli, itiraz eden borçlu kefillerin imzaladığı limit arttırım sözleşmesi ise 29.08.2007 tarihli olup TBK'nın yürürlük tarihinden evvel akdedilmiş olm …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1523 E. 2023/5569 K.
Ortak:kefalet tarihi · müteselsil kefalet · kefalet limiti · kefalet sözleşmesi · müteselsil kefil · kefalet · genel kredi sözleşmesi · temlik
İncelediğiniz karardaÖnemle vurgulamak gerekir ki; TBK'nın 583. maddesinde; «kefalet sözleşmesinin» yazılı şekilde yapılmadıkça ve «kefilin» sorumlu olacağı azami miktar ile «kefalet tarihi» belirtilmedikçe geçerli olmayacağının ve kefilin sorumlu olduğu azami miktarın kefalet tarihini ve «müteselsil kefil» olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesinin şart old …
Buna göre; TBK'nın 583/1. maddesi gereğince «kefilin», sorumlu olduğu azami miktarı, «kefalet tarihini» ve «müteselsil kefil» olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini «kefalet sözleşmesinde» kendi el yazısıyla belirtmesi kefalet sözleşmesinin geçerliliği için şartken, BK'nın 484. maddesi gereğince kefalet sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına ve kefilin bu «sözleşmede sorumlu» olacağı miktarın gösterilmesine bağlıdır.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı şirket ile dava dışı banka arasında akdedilen «genel kredi sözleşmesine» müvekkilinin «müteselsil kefil» olduğunu, bankanın müvekkiline karşı «ilamsız icra takibi» yaptığını ve «takibin kesinleştiğini», akabinde dava dışı alacaklının takibe konu alacağı davalıya «temlik» ettiğini, borcun ödendiğini, aksi kanaat halinde dahi bu kadar borcun bulunmadığını ileri sürerek müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istem …
Benzer bu karardaKefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, «kefalet tarihini» ve «müteselsil kefil» olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini «kefalet sözleşmesinde» kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır." değerlendirildiğinde kanunda aranan «şekil şartının» somut olayda gerçekleştirilmemiş olduğu, bu sebeple de söz konusu «genel kredi sözleşmesine» dayanılarak alacak talebinde bulunulamayacağı, dolayısı ile davalıya karşı icra takibi başlatılamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, «kefalet tarihini» ve «müteselsil kefil» olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini «kefalet sözleşmesinde» kendi el yazısı ile belirtmesi şarttır.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı borçlunun borcunu ödemedeki «temerrüt» hali üzerine idari takibe alınan borçluya «temlik» eden banka tarafından 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun (2004 sayılı Kanun) 68 inci maddesinin (b) bendi gereğince «hesap kat ihtarnamesi» ve ekli hesap özetiyle borç bakiyesini bildirir hesap özetinin keşide edildiği, borçlu «kefil» tarafından herhangi bir itirazda bulunulmadığı, aralarındaki borç ilişkisinin inkar edilmediği gibi yine davalıya dava dilekçesinin 18.08.2017 tarihinde tebliğ edilmiş olmasına karşın davacı tarafından yasal süre geçtikten sonra 06.10.2017 tarihinde cevap dilekçesini «ibraz» ettiği, yine sözleşmenin imza ve beyan sayfalarının incelemeye dahi konu edilmediği ve banka hesaplarından kredi kullandırım tarihleri ve «kefaletin» başladığı tarih itibariyle doğmuş borcun olup olmadığının ekstreler ve banka «defter» ve kayıtlarını inceleyen bilirkişiler tarafından incelemeye konu edilmediği, «genel kredi sözleşmesi» ve ön bilgi «formlarındaki» imzalar ve kabul edilen hususlar bilirkişiler ve mahkeme tarafından inceleme dışı bırakılarak sadece yazının kimin eli ürünü olduğu incelemesinin yapılarak eksik belgeler kapsamında «eksik inceleme» ile rapor alındığı gerekçeleri ile kararın kaldırılmasını istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kefalette şekil şartı · hesap kat ihtarnamesi · ba/bs formları · kat ihtarnamesi · şekil şartı · hesap kat · kaldırma ve yeniden hüküm · bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı borçlunun borcunu ödemedeki «temerrüt» hali üzerine idari takibe alınan borçluya «temlik» eden banka tarafından 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun (2004 sayılı Kanun) 68 inci maddesinin (b) bendi gereğince «hesap kat ihtarnamesi» ve ekli hesap özetiyle borç bakiyesini bildirir hesap özetinin keşide edildiği, borçlu «kefil» tarafından herhangi bir itirazda bulunulmadığı, aralarındaki borç ilişkisinin inkar edilmediği gibi yine davalıya dava dilekçesinin 18.08.2017 tarihinde tebliğ edilmiş olmasına karşın davacı tarafından yasal süre geçtikten sonra 06.10.2017 tarihinde cevap dilekçesini «ibraz» ettiği, yine sözleşmenin imza ve beyan sayfalarının incelemeye dahi konu edilmediği ve banka hesaplarından kredi kullandırım tarihleri ve «kefaletin» başladığı tarih itibariyle doğmuş borcun olup olmadığının ekstreler ve banka «defter» ve kayıtlarını inceleyen bilirkişiler tarafından incelemeye konu edilmediği, «genel kredi sözleşmesi» ve ön bilgi «formlarındaki» imzalar ve kabul edilen hususlar bilirkişiler ve mahkeme tarafından inceleme dışı bırakılarak sadece yazının kimin eli ürünü olduğu incelemesinin yapılarak eksik belgeler kapsamında «eksik inceleme» ile rapor alındığı gerekçeleri ile kararın kaldırılmasını istemiştir.
… hi olan 24.06.2016 tarihine yakın tarihli yazı ve rakamlarını içeren belgelerin celp edilerek ve bu belgeler davalıdan istenerek, önceki dayanak belgelerle birlikte «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak ikinci sözleşmede yer alan «kefalet sözleşmesindeki» tarih ve yazıların davalıya ait olup olmadığının ve 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesindeki «müteselsil kefalet şekil şartlarının» gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenerek sonucu dairesinde karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, «kefalet tarihini» ve «müteselsil kefil» olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini «kefalet sözleşmesinde» kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır." değerlendirildiğinde kanunda aranan «şekil şartının» somut olayda gerçekleştirilmemiş olduğu, bu sebeple de söz konusu «genel kredi sözleşmesine» dayanılarak alacak talebinde bulunulamayacağı, dolayısı ile davalıya karşı icra takibi başlatılamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıya «tebligatın» 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesine göre çıkarıldığı, 18.08.2017 tarihinde mahalle muhtarına «teslim» edildiği, davalının komşusunun teslimden kaçındığının yazıldığı, ancak anılan maddenin birinci fıkrası hükümlerine aykırı şekilde davalının nerede olduğu, hangi tarihte döneceği yönünde tebligat parçası üzerinde hiçbir açıklamanın bulunmadığı, bu sebeple tebliğin «geçersiz» olduğu ve davalı için davaya cevap verme süresinin, davadan haberdar olduğunu bildirdiği tarih itibariyle başlayacağının kabulü gerektiği, «kefalet sözleşmesinin» 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesine göre, «kefalet tarihi», miktarı, sorumluluğa ilişkin ifadelerin, «kefilin» el yazısı ile düzenlenmesi gerektiği, kriminal rapora göre sözleşmedeki kefalete ilişkin yazıların davalıların eli ürünü olmadığı, kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığı, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı tarafından uzmanlık raporu için «masraf» yapıldığı halde hükümde gösterilmediğinden eksik değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
-
İhtiyati haciz | İhtiyati haciz kararı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17931 E. 2015/954 K.
Ortak:müteselsil kefil · kefalet · kefil
İncelediğiniz karardaLimited Şirketi arasında Genel Kredi Sözleşmesi imzalanmış olup, davacı da işbu sözleşmeyi 5.000.000,00 TL «kefalet limiti» ile «sınırlı sorumlu» olmak üzere «müteselsil kefil» sıfatıyla imzalamıştır.
Kefaletin türleri ise TBK'nın 585 vd. (BK'nın 486 vd. maddeleri) maddelerinde düzenlenmiş ve «uyuşmazlık konusu» «müteselsil kefaletle» ilgili olarak da 586.maddesi; “Kefil, «müteselsil kefil» sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir.
Önemle vurgulamak gerekir ki; TBK'nın 583. maddesinde; «kefalet sözleşmesinin» yazılı şekilde yapılmadıkça ve «kefilin» sorumlu olacağı azami miktar ile «kefalet tarihi» belirtilmedikçe geçerli olmayacağının ve kefilin sorumlu olduğu azami miktarın kefalet tarihini ve «müteselsil kefil» olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesinin şart old …
Benzer bu karardaBu durumda, sözleşmede «müteselsil kefiller» için «muacceliyet» hükmü bulunup bulunmadığı ile 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 583 vd ile 586. maddesindeki şartların gerçekleşip gerçekleşmediği tartışılıp değerlendirilerek sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, sözleşmenin imzalandığı tarihte yürürlükte olan 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 583 ve devamı maddeleri uyarınca «kefalet» için şekil şartları getirildiği, bu şartların «geçerlilik şartı» olup söz konusu sözleşmede bu şartların bulunmadığı gerekçesiyle, «ihtiyati haciz» isteminin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 583 vd. maddeleri uyarınca «kefalet» için öngörülen şartların bulunmadığı gerekçesiyle, «ihtiyati haciz» isteminin reddine karar verilmiş ise de, kararda yasada belirtilen hangi şartların oluşmadığı hususunda hiçbir açıklama yapılmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:geçerlilik şartı · muacceliyet · ihtiyati haciz · haciz
Benzer bu karardaMahkemece, sözleşmenin imzalandığı tarihte yürürlükte olan 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 583 ve devamı maddeleri uyarınca «kefalet» için şekil şartları getirildiği, bu şartların «geçerlilik şartı» olup söz konusu sözleşmede bu şartların bulunmadığı gerekçesiyle, «ihtiyati haciz» isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, «ihtiyati haciz» isteyen vekili temyiz etmiştir.
Talep, «ihtiyati haciz» istemine ilişkindir.
Mahkemece, 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 583 vd. maddeleri uyarınca «kefalet» için öngörülen şartların bulunmadığı gerekçesiyle, «ihtiyati haciz» isteminin reddine karar verilmiş ise de, kararda yasada belirtilen hangi şartların oluşmadığı hususunda hiçbir açıklama yapılmamıştır.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/12116 E. 2013/16987 K.
Ortak:müteselsil kefil · kefil · ihtar
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı şirket ile dava dışı banka arasında akdedilen «genel kredi sözleşmesine» müvekkilinin «müteselsil kefil» olduğunu, bankanın müvekkiline karşı «ilamsız icra takibi» yaptığını ve «takibin kesinleştiğini», akabinde dava dışı alacaklının takibe konu alacağı davalıya «temlik» ettiğini, borcun ödendiğini, aksi kanaat halinde dahi bu kadar borcun bulunmadığını ileri sürerek müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istem …
Limited Şirketi arasında Genel Kredi Sözleşmesi imzalanmış olup, davacı da işbu sözleşmeyi 5.000.000,00 TL «kefalet limiti» ile «sınırlı sorumlu» olmak üzere «müteselsil kefil» sıfatıyla imzalamıştır.
Kefaletin türleri ise TBK'nın 585 vd. (BK'nın 486 vd. maddeleri) maddelerinde düzenlenmiş ve «uyuşmazlık konusu» «müteselsil kefaletle» ilgili olarak da 586.maddesi; “Kefil, «müteselsil kefil» sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir.
Benzer bu kararda6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 586. maddesine göre, «kefil», «müteselsil kefil» sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir.
Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve «ihtarın» sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ipotek · ihtiyati haciz · haciz · teminat
Benzer bu karardaMahkemece,tüm dosya kapsamına göre, talebe konu alacağın «ipotek» ile «teminat» altına alındığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı «ihtiyati haciz» isteyen vekili temyiz etmiştir.
Somut olayda «ihtiyati haciz» isteyen vekilinin talebi bu yönden değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin reddi yönünde karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/12116 E. 2013/16987 K.
Ortak:müteselsil kefil · kefil · ihtar
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı şirket ile dava dışı banka arasında akdedilen «genel kredi sözleşmesine» müvekkilinin «müteselsil kefil» olduğunu, bankanın müvekkiline karşı «ilamsız icra takibi» yaptığını ve «takibin kesinleştiğini», akabinde dava dışı alacaklının takibe konu alacağı davalıya «temlik» ettiğini, borcun ödendiğini, aksi kanaat halinde dahi bu kadar borcun bulunmadığını ileri sürerek müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istem …
Limited Şirketi arasında Genel Kredi Sözleşmesi imzalanmış olup, davacı da işbu sözleşmeyi 5.000.000,00 TL «kefalet limiti» ile «sınırlı sorumlu» olmak üzere «müteselsil kefil» sıfatıyla imzalamıştır.
Kefaletin türleri ise TBK'nın 585 vd. (BK'nın 486 vd. maddeleri) maddelerinde düzenlenmiş ve «uyuşmazlık konusu» «müteselsil kefaletle» ilgili olarak da 586.maddesi; “Kefil, «müteselsil kefil» sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir.
Benzer bu kararda6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 586. maddesine göre, «kefil», «müteselsil kefil» sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir.
Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve «ihtarın» sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ipotek · ihtiyati haciz · haciz · teminat
Benzer bu karardaMahkemece,tüm dosya kapsamına göre, talebe konu alacağın «ipotek» ile «teminat» altına alındığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı «ihtiyati haciz» isteyen vekili temyiz etmiştir.
Somut olayda «ihtiyati haciz» isteyen vekilinin talebi bu yönden değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin reddi yönünde karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1307 E. 2021/6992 K.
Ortak:kefalet tarihi · kefalet sözleşmesi · ilamsız icra takibi · müteselsil kefil · kefalet · genel kredi sözleşmesi · kefil · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı şirket ile dava dışı banka arasında akdedilen «genel kredi sözleşmesine» müvekkilinin «müteselsil kefil» olduğunu, bankanın müvekkiline karşı «ilamsız icra takibi» yaptığını ve «takibin kesinleştiğini», akabinde dava dışı alacaklının takibe konu alacağı davalıya «temlik» ettiğini, borcun ödendiğini, aksi kanaat halinde dahi bu kadar borcun bulunmadığını ileri sürerek müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istem …
Önemle vurgulamak gerekir ki; TBK'nın 583. maddesinde; «kefalet sözleşmesinin» yazılı şekilde yapılmadıkça ve «kefilin» sorumlu olacağı azami miktar ile «kefalet tarihi» belirtilmedikçe geçerli olmayacağının ve kefilin sorumlu olduğu azami miktarın kefalet tarihini ve «müteselsil kefil» olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesinin şart old …
Buna göre; TBK'nın 583/1. maddesi gereğince «kefilin», sorumlu olduğu azami miktarı, «kefalet tarihini» ve «müteselsil kefil» olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini «kefalet sözleşmesinde» kendi el yazısıyla belirtmesi kefalet sözleşmesinin geçerliliği için şartken, BK'nın 484. maddesi gereğince kefalet sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına ve kefilin bu «sözleşmede sorumlu» olacağı miktarın gösterilmesine bağlıdır.
Benzer bu karardaDava, banka «genel kredi sözleşmesinden doğan» alacağın «müteselsil kefil» davalıdan tahsili için başlatılan «ilamsız icra takibine» vaki itirazın iptali isteminden ibarettir.
Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, «kefalet tarihini» ve «müteselsil kefil» olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini «kefalet sözleşmesinde» kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.
Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve «kefilin» sorumluluğunu artıran değişiklikler, «kefalet» için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz.” Bu yasal düzenleme gereğince somut olayda, davalı ...’un kefil olarak imzasının bulunduğu «kefalet sözleşmesinin» geçerli olarak kurulabilmesi için kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, «kefalet tarihini» ve «müteselsil kefil» olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi gerekmekted …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:özel yetki · imza inkarı · sözleşmeden doğan dava · denetime elverişlilik · üçüncü kişi · yetki · asıl alacak · icra inkar tazminatı
Benzer bu karardaKendi adına «kefil» olma konusunda «özel yetki» verilmesi ve diğer tarafa veya bir «üçüncü kişiye» kefil olma vaadinde bulunulması da aynı şekil koşullarına bağlıdır.
İcra Müdürlüğü’nün 2017/8053 esas sayılı dosyasında borçlunun yapmış olduğu itirazın 185.418.92 TL «asıl alacak», 7.500.13 TL faiz, 374,99 TL BSMV, 350,24 TL «masraf» olmak üzere toplam 193.644,28 TL yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacak miktarı olan 185.418,92 TL'nin %20’si oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, davalının açıkça «kefalet sözleşmesi» altındaki «imzayı inkar» etmediği, aksine sözleşme altındaki imzayı kabul ettiği, mahkemece yapılan yargılama sonucunda alınan bilirkişi raporunun denetime açık, hüküm kurmaya elverişli ol …
Dava, banka «genel kredi sözleşmesinden doğan» alacağın «müteselsil kefil» davalıdan tahsili için başlatılan «ilamsız icra takibine» vaki itirazın iptali isteminden ibarettir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6125 E. 2024/2230 K.
Ortak:kefalet tarihi · kefalet sözleşmesi · müteselsil kefil · kefalet · genel kredi sözleşmesi · kefil · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaÖnemle vurgulamak gerekir ki; TBK'nın 583. maddesinde; «kefalet sözleşmesinin» yazılı şekilde yapılmadıkça ve «kefilin» sorumlu olacağı azami miktar ile «kefalet tarihi» belirtilmedikçe geçerli olmayacağının ve kefilin sorumlu olduğu azami miktarın kefalet tarihini ve «müteselsil kefil» olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesinin şart old …
Buna göre; TBK'nın 583/1. maddesi gereğince «kefilin», sorumlu olduğu azami miktarı, «kefalet tarihini» ve «müteselsil kefil» olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini «kefalet sözleşmesinde» kendi el yazısıyla belirtmesi kefalet sözleşmesinin geçerliliği için şartken, BK'nın 484. maddesi gereğince kefalet sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına ve kefilin bu «sözleşmede sorumlu» olacağı miktarın gösterilmesine bağlıdır.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı şirket ile dava dışı banka arasında akdedilen «genel kredi sözleşmesine» müvekkilinin «müteselsil kefil» olduğunu, bankanın müvekkiline karşı «ilamsız icra takibi» yaptığını ve «takibin kesinleştiğini», akabinde dava dışı alacaklının takibe konu alacağı davalıya «temlik» ettiğini, borcun ödendiğini, aksi kanaat halinde dahi bu kadar borcun bulunmadığını ileri sürerek müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istem …
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesine göre, «kefaletin» yazılı şekilde yapılması, sorumlu olunan azami miktar, «kefalet tarihi» ve mütesilsil «kefil» sıfatıyla yükümlülük altına girildiğinin el yazısı ile belirtilmesi gerektiği, «kredi sözleşmesindeki» azami miktar, kefalet tarihi, «müteselsil kefil» ibarelerinin davalı tarafından yazılmadığı, kefaletin geçerli olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
… elirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesine göre, «kefalet sözleşmesinin», yazılı şekilde yapılmadıkça ve «kefilin» sorumlu olacağı azami miktar ile «kefaletin tarihi» belirtilmedikçe geçerli olamayacağı, kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve «müteselsil kefil» olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısı ile belirtmesinin şart olduğu, davaya konu kefalet sözleşmesinde, azami limit kısmı, kefalet tarihi, müteselsil kefil ibarelerinin davalının ... ürünü olmadığının belirlendiği, bilirkişi raporlarının denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, «çek depo bedeli» yönünden «maktu vekalet ücretine» hükmedilebileceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 583 üncü maddesine göre, «kefalet sözleşmesinde» azami miktar, «kefalet tarihi», «kefil» anlamına gelen ibarelerin el yazısı ile yazılması gerektiğini, sözleşmede davalının el yazısının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:çek depo bedeli · imzaya itiraz · nispi vekalet ücreti · vekalet ücreti takdiri · depo kararı · maktu vekalet ücreti · çek · icra inkar tazminatı
Benzer bu kararda… elirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesine göre, «kefalet sözleşmesinin», yazılı şekilde yapılmadıkça ve «kefilin» sorumlu olacağı azami miktar ile «kefaletin tarihi» belirtilmedikçe geçerli olamayacağı, kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve «müteselsil kefil» olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısı ile belirtmesinin şart olduğu, davaya konu kefalet sözleşmesinde, azami limit kısmı, kefalet tarihi, müteselsil kefil ibarelerinin davalının ... ürünü olmadığının belirlendiği, bilirkişi raporlarının denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, «çek depo bedeli» yönünden «maktu vekalet ücretine» hükmedilebileceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ile dava dışı Eko Mutfak Ekipmanları Ltd. arasında «genel kredi sözleşmesi» imzalandığını, davalının ise sözleşmede «kefil» sıfatında bulunduğunu, borcun ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiğini, yapılan takibe itiraz edildiğini, icra takibinde «imzaya itiraz» edilmediğini, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya yeterli olmadığını, davalı lehine hem maktu hem de «nispi vekalet ücreti takdir» edildiğini, dava dilekçesinde ... talepleri bulunduğunu, iki ayrı vekalet ücreti verilemeyeceğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemişt …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile dava dışı Eko Mutfak Ekipmanları Ltd. arasında «genel kredi sözleşmesi» imzalandığını, davalının ise sözleşmede «kefil» sıfatında bulunduğunu, borcun ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiğini, yapılan takibe itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptalini, «icra inkar tazminatının» tahsilini talep etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/2736 E. , 2025/2960 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... Mahkemesi
HÜKÜM
Kısmen kabul
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar Yargıtayca duruşma istemli olarak taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 29.04.2025 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı şirket ile dava dışı banka arasında akdedilen genel kredi sözleşmesine müvekkilinin müteselsil kefil olduğunu, bankanın müvekkiline karşı ilamsız icra takibi yaptığını ve takibin kesinleştiğini, akabinde dava dışı alacaklının takibe konu alacağı davalıya temlik ettiğini, borcun ödendiğini, aksi kanaat halinde dahi bu kadar borcun bulunmadığını ileri sürerek müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı şirket süresinde cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, alınan bilirkişi raporu gereğince davacı tarafça açılan davanın kısmen kabulü ile; dava konusu icra dosyasında davacı tarafın davalı şirkete dava tarihi olan 07.10.2019 tarihinde 323.506,21 euro borçlu bulunmadığının tespitine, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
1.Dosyadaki yazılara, İlk Derece Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373/4 hükmü uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Alacağını temlik eden ... Bankası ile dava dışı asıl borçlu 3S ...Makine Yedek Parça Pazarlama Sanayi ve ... Limited Şirketi arasında Genel Kredi Sözleşmesi imzalanmış olup, davacı da işbu sözleşmeyi 5.000.000,00 TL kefalet limiti ile sınırlı sorumlu olmak üzere müteselsil kefil sıfatıyla imzalamıştır.
Kefalet sözleşmesi, somut olaya uygulanması gereken 6098 sayılı Türk BorçlarKanunu'nun (TBK) 81 ilâ 603. maddeleri [Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (BK) 483 ilâ 503. maddeleri] arasında düzenlenmiştir. Kefalet sözleşmesiyle kefil, asıl borçlunun borcunu ödememesi durumda, söz konusu borçtan şahsen sorumlu olacağını taahhüt etmektedir. Daha yalın bir anlatımla bu sözleşme ile kefil, borçlunun asıl borcu ifa edememesi riskini üzerine alır. Kefalet; TBK'nın 581. maddesinde; “Kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir” şeklinde tanımlanmıştır. Kefaletin türleri ise TBK'nın 585 vd. (BK'nın 486 vd.
maddeleri) maddelerinde düzenlenmiş ve uyuşmazlık konusu müteselsil kefaletle ilgili olarak da 586.maddesi; “Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir” hükmünü içermektedir. Önemle vurgulamak gerekir ki; TBK'nın 583. maddesinde; kefalet sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmayacağının ve kefilin sorumlu olduğu azami miktarın kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesinin şart olduğu belirtilmiştir.
Buna göre; TBK'nın 583/1. maddesi gereğince kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi kefalet sözleşmesinin geçerliliği için şartken, BK'nın 484. maddesi gereğince kefalet sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına ve kefilin bu sözleşmede sorumlu olacağı miktarın gösterilmesine bağlıdır. Zira;
12. 4.1944 tarihli ve 1943/14 Esas, 1944/13 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu Kararında; sözleşmede kefilin ödeyeceği muayyen bir miktarın gösterilmiş olup olmadığının ve sözleşme içeriğinden böyle muayyen bir miktarın anlaşılmasına imkan bulunup bulunmadığının hâkim tarafından resen gözetilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında alacağın dayanağı genel kredi sözleşmesi döviz (euro) cinsinden düzenlenmiş ve davacı aleyhine başlatılan icra takibinde euro para alacağı talep edilmiş ise de genel kredi sözleşmesinde davacı kefilin sorumlu olduğu kefalet limiti 5.000.000,00 TL olarak belirlenmiş olduğuna göre, menfi tespit davalarında dava tarihi itibariyle alacak-borç miktarının belirlenmesi gerekliliği karşısında, Mahkemece bilirkişi raporu alınmak sureti ile, dava tarihi itibariyle tahsil edilemeyen euro cinsindeki alacağın tespit edilmesi, bu tutarın dava tarihindeki kur üzerinden Türk Lirasına çevrilmesi ve bu şekilde bulunacak TL alacak miktarının, kefalet limiti olan 5.000.000,00 TL'nin altında kalması veya 5.000.000,00 TL'ye eşit olması halinde davanın reddine, 5.000.000,00 TL'nin üzerinde olması halinde ise kefalet kısmını aşan kısım yönünden davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
V. SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararın BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin birdiğerinden alınıp yekdiğerine verilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, 29.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1165869200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz