6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Direnme kararı üzerine dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2025/2042 E. 2025/3586 K. ·

Diğer usuli işlemKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Gerekçe özeti

Bölge Adliye Mahkemesi Dairenin bozma kararına direnirse, HMK 373/5 uyarınca inceleme yapan Daire kendi bozma kararını usul ve kanuna uygun görmesi hâlinde direnme kararını benimsemez ve dosyayı temyiz incelemesi için Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderir.

Ele alınan sorunlar

Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararı karşısında Dairenin izleyeceği usul → ret

Gerekçe: Daire bozma kararına karşı Bölge Adliye Mahkemesince direnilmiş ise de, Daire kararının usul ve kanuna uygun olduğu anlaşıldığından, dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararı üzerine HMK 373/5 gereği izlenecek usul (Dairenin bozmasında ısrar etmesi hâlinde dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesi) bakımından emsaldir; kararda esasa ilişkin bir muhakeme kurulmamıştır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
direnme bozma ilamı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu pasif husumet Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu (KKDF) istirdat

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 373/5

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/662 E. 2015/1546 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ticari kredide erken ödeme nedeniyle geriye dönük KKDF tahsili

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1064 E. 2024/4477 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Genel Kurul Kararının İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/9848 E. 2010/11227 K.

    Ortak:dava şartı

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

3 benzer karar daha
  • Ortaklıktan Çıkarılma

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5044 E. 2010/4709 K.

    Ortak:dava şartı

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Haksız Rekabet

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/239 E. 2014/7351 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4805 E. 2012/5825 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2025/2042 E.  ,  2025/3586 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2024/1338 Esas, 2025/149 Karar

HÜKÜM

Direnme

Taraflar arasındaki kredi sözleşmesinin erken kapatılması nedeniyle ödenen dosya masrafı ve Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu Kesintisinin (KKDF) istirdadı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın dosya masrafı yönünden esastan, KKDF yönünden pasif husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmiş ve Dairemizin 29.05.2024 tarihli 2023/1064 E., 2024/4477 K. sayılı kararıyla davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile KKDF yönünden davacı yararına bozulmuştur.

Dairemiz bozma ilamına Bölge Adliye Mahkemesince direnilmesi üzerine karar taraf vekillerince temyiz edilmekle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/5 hükmü gereğince Dairemizce yapılan incelemede;

Dairemiz bozma kararına karşı Bölge Adliye Mahkemesince direnilmiş ise de Dairemiz kararının usul ve kanuna uygun olduğu anlaşıldığından dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.

KARAR

Açıklanan sebeple;

Dosyanın YARGITAY HUKUK GENEL KURULUNA GÖNDERİLMESİNE,

22.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1153276400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Diğer usuli işlem

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2024/1338 E. 2025/149 K.

KKDF istisnasını ispatlayamayan davacının kesinti iadesi talebi reddedildi

Gerekçe özeti

Gerçek kişi kredi borçlusunun KKDF istisnasından yararlanabilmesi için kredinin veya kredi ile elde edilen iktisadi kıymetin ticari/mesleki amaçla kullanıldığının ispatı gerekir; bu ispat yükü davacıdadır ve ispatlanamadığında banka tarafından yapılan geçmişe dönük KKDF kesintisi mevzuata uygun kabul edilir — ödeme planında KKDF oranının %0 gösterilmiş olması bu sonucu değiştirmez. Ayrıca, kredi kullanan tarafın kesintiye dair muhatabı doğrudan kesintiyi yapan banka olduğundan, banka bu kesintiler yönünden pasif husumet ehliyetine sahiptir; kesintinin vergi dairesine ödendiğine dair kayıt aranmaksızın husumet mevcuttur. Sözleşmede öngörülen dosya masrafı/komisyon kesintisine ilişkin davacının yazılı muvafakati varsa ve bu muvafakatin ilgili krediye ait olduğu tespit edilirse, kararlaştırılan bu bedelin iadesi istenemez.

Emsal değeri

Gerçek kişi kredi borçlusunun KKDF istisnasından yararlanabilmesi için kredinin ticari/mesleki amaçla kullanıldığını ispat yükünün davacıda olduğu ve bu ispat sağlanamazsa ödeme planında %0 KKDF gösterilmiş olsa da geçmişe dönük kesintinin mevzuata uygun olacağı yönündeki tespit; ayrıca KKDF kesintisi bakımından bankanın pasif husumet ehliyetine sahip olduğu yönündeki tespit, benzer KKDF istirdat davalarında yol gösterici niteliktedir. BAM kararlarının emsal değeri bölgesel ve ikna edici olup bağlayıcı içtihat niteliği taşımaz.

Kavramlar: Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu (KKDF) KKDF istisnası/muafiyeti ticari kredi pasif husumet ehliyeti ispat yükü direnme kararı istirdat muvafakat dosya masrafı/komisyon

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2024/1338

KARAR NO 2025/149

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 17/12/2019

NUMARASI 2016/855 Esas - 2019/980 Karar

DAVA

Alacak

Dairemizce verilen kararın Yargıtay 11. H.D tarafından bozulması üzerine yapılan duruşma sonunda dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; davacının davalı bankadan 28/04/2011 tarihinde 3.250.000-USD kredi çektiğini, müteakip çektiği krediyi erken ödeme yaparak kapattığını, davalı banka tarafından ilk aylarda Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu (KKDF) için kesintiler yapılmadığını, bankalar ve finansman şirketlerince gerçek kişilere ticari amaçla kullandırılan diğer kredilerde KKDF kesintisi yapılamayacağının açıkça belirtilmesine rağmen davalı banka tarafından müvekkilinden KKDF kesintisi yapıldığını, yine müvekkilinden dosya masrafı adı altında da kesintiler yapıldığını, davacıdan haksız şekilde virman suretiyle tahsil edilen KKDF ve dosya masraflarının miktarlarının tam olarak tespiti ve iadesi için davalı bankaya başvurulduğunu, ancak sonuç alınamadığını, bunun üzerine davalı bankaya ihtarname keşide edildiğini, davalı bankanın cevabi ihtarnamesi ile talebin reddedildiğini, davacının kullandığı kredi nedeniyle yapılan kesintilerin haksız ve hukuki dayanağının bulunmadığını belirterek haksız olarak tahsil edilen KKDF kesintisine karşılık şimdilik 500-USD'nin ve dosya masrafına karşılık şimdilik 500-USD'nin dava tarihinden itibaren işleyecek kamu bankalarınca 1 yıl vadeli USD mevduatına uygulanan en yüksek mevduat faizi oranı ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davacı vekili 31/08/2018 tarihinde sunduğu ıslah dilekçesi ile KKDF kesintisi nedeniyle talebini 46.337-USD'ye yükseltmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; sözleşmelerde kredinin erken kapatılması halinde alınacak ücretlerin açık ve anlaşılabilir şekilde yer aldığını, tacir olan ve basiretli davranma yükümlülüğü altında olan davacının sözleşmeleri özgür iradesiyle imzaladığını, yine kredinin erken kapatılması nedeniyle ve sözleşme gereğince tahakkuk edecek kesintilerin yapılması yönündeki talimatını da imzalayarak bankaya tevdi ettiğini, 28/04/2011 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinin 2.09 maddesinde kredinin erken ödemeyle kapatılması halinde banka tarafından davacıdan yapılacak tahsilatların açıkça düzenlendiğini, davacının ayrıca imzasıyla onayladığı kendi el yazısı ile kesintilerin yapılması talimatı verdiğini, yine kredi sözleşmelerinin eki ve ayrılmaz parçası niteliğindeki sözleşmede yapılacak tahsilatların açıkça yer aldığını ve davacının imzalayarak ve kabul ederek taahhütte bulunduğunu, tacir olan müvekkilinin sağladığı krediler nedeniyle sözleşmelerle kararlaştırılan kesintileri yapmaya hakkının olduğunu, KKDF kesintisinin davalı hesaplarına giren bir bedel olmadığını, maliyeye yatırılmak üzere yasa gereği yapılan bir kesinti olduğunu, bu alacak nedeniyle davalıya husumet yöneltilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; davacının kredi kullandırılması ve dosya masrafı ile diğer masrafların hesaptan tahsil edilmesi hususunda bankaya yazılı talimat verdiği, yanlar arasındaki sözleşme hükümlerine göre dosya masrafı dahil olmak üzere kredi sebebiyle yapılacak tahsilatların sözleşmede açıkça yer aldığı göz önüne alındığında davalının dosya masrafı tahsilatının dayanağının bulunduğu, bilirkişi raporlarında etraflıca açıklandığı üzere, tahsil edilmiş ücretin diğer emsal müşterilere kullandırılan kredilere uygulanan ücretlerle uyumlu olduğu, ortalamanın altında tahsilat yapılması nedeniyle makul olduğu, davacının dosya masrafını talep etmesinde haksız olduğu, bunun dışında kanuni düzenleme kapsamında bankaların hesapladıkları KKDF kesintilerini bağlı bulundukları vergi dairesine izleyen ayın 15.

günü akşamına kadar bildirecekleri ve aynı süre içinde ödeyecekleri, genel bütçeye gelir kaydedilmek üzere hesaplarına intikal ettirilen kesintilerin tahakkuk ve tahsilinin Maliye Bakanlığınca vergi gelirlerine ilişkin yetkileri kapsamında takip edileceği hükme bağlanmakla finans kuruluşlarının krediler üzerinden yaptığı KKDF kesintisinin bankaya ait olmayıp Maliye Bakanlığı bünyesindeki fona ait olduğu, davacının kullandığı kredi sebebi ile hesaplanıp davalı ... tarafından ilgili vergi dairesine ödendiği anlaşılan KKDF kesintilerinin iadesi için davalıya husumet yöneltilmeyeceği, davacının bu istemi için Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığının özelgesiyle belirlendiği gibi, KKDF kesintisi yapan davalı bankanın kurumlar vergisi yönünden bağlı olduğu vergi dairesine gerekli evraklarla müracaat etmesi gerektiği gerekçesiyle dosya masrafına yönelik talep bakımından esastan, KKDF kesintisi ile ilgili talep bakımından ise davalının pasif husumet ehliyeti bulunmaması nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinden haksız şekilde tahsil edilen KKDF ile ilgili Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 06/06/2012 ve 29/01/2014 tarihli özelgelerinin bulunduğunu, KKDF kesintisinden muaf olabilmek için İTO üyelik belgesi ile vergi levhasının yeterli görüldüğünü, gerçek kişilere ticari amaçla kullanılmak kaydıyla menkul alım ve satımı için kullandırılan kredilerin tüketici kredisi kapsamına girmediğini, bu nedenle Bakanlar Kurulu kararı gereğince kesintiye tabi tutulamayacağını, mevzuat gereği kesinti yapılmaması gerekirken kesinti yapan bankanın müvekkilini zarara uğratması nedeniyle müvekkiline karşı bizzat sorumlu olduğunu, dosya kapsamında davalının bahsi geçen tutarı vergi dairesine ödediğine ilişkin hiç bir dekont ya da kaydın sunulmadığını, kaldı ki davalı tarafından 46.337-USD kesinti yapıldığı halde aynı gün TL'ye çevrilerek 81.831,14-TL KKDF cezası kesildiğini, davalının vergi dairesine ödeme yapmış olması halinde 81.831,14-TL üzerinden ödeme yapılabileceğini ve vergi dairesinden ancak bu miktarı iade alabileceklerini, oysa davalı bankanın USD üzerinden kesinti yaptığını, güncel kur dikkate alınarak hesaplama yapılması ve aradaki farkın ödenmesi halinde dahi müvekkilinin davalıdan 192.484,04-TL alacaklı olacağını, mahkemece bu hususların tartışılmadığını, taraflar arasındaki krediye ilişkin ödeme planında da KKDF kesintisi yapılmayacağının açıkça belirtildiğini, müvekkilinin yükümlülüklerine aykırı davranması halinde KKDF ödemeyi kabul ettiğini, ancak müvekkilinin yükümlülüklerine aykırı hiç bir davranışının bulunmadığını, yine müvekkilinin daha önce kullandığı kredinin de erken ödeme ile kapatıldığını, ancak hiç bir şekilde KKDF kesintisi yapılmadığını, 35.000-USD lik dosya masrafı kesintisinin 28/04/2011 tarihli dava konusu krediye ilişkin olmadığını, dosya masrafının 22/07/2008 tarihinde kullanılan 2.000.000-USD bedelli kredi için alındığını, ayrıca tahsil edilen 35.000-USD nin fahiş olduğunu, bankaca kredi için hiç bir işlem yapmadığını, Yargıtay kararlarının da aynı yönde olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE VE SÜREÇ

Dairemizce yapılan istinaf incelemesi neticesinde 2020/440 Esas, 2022/1782 karar sayılı 15/12/2022 tarihli karar ile; "...Davalı banka tarafından davalıya 28/04/2011 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında aynı tarihte 3.264.000-USD kredi kullandırıldığı ve ödeme planında KKDF tutarının % 0 olarak belirlendiği anlaşılmaktadır. Davacı gerçek kişi olup Gelir İdaresi Başkanlığından gelen yazı cevabında davalının, gerçek usulde gelir vergisi mükellefi olduğu ve ikinci sınıf tüccar olarak işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu belirtilmiştir. Davalı banka, bahsi geçen kredinin tacir sıfatıyla davacıya taşınmaz alımı için kullandırıldığını, KKDF kesintisi yapılmaması için, krediyi kullanacak basit usulde vergiye tabi kişilerin ilgili bankaya, vergi levhası ile odaya kayıt belgesini ibraz etmeleri ve taşınmaz veya ticari araç gibi iktisadi kıymetlerin ticari faaliyette kullanılacağına dair yazılı beyanda bulunması gerektiği halde ve davacıya bu konuda süre verildiği halde davacının krediye konu taşınmazı işletme defterine işletmemesi ve üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemesi nedeniyle yasa gereğince geçmişe dönük KKDF kesintisi yapıldığını belirtmektedir.

Buna karşılık davacı tarafça bahsi geçen kredinin ve kredi ile elde edilen iktisadi kıymetlerin ticari ve mesleki amaçla kullanıldığına ilişkin bir delil ibraz edilmemiştir. Davacıya kullandırılan ve süresinden önce kapatılan kredinin davacının ticari faaliyetlerinde kullanıldığına ilişkin ispatlayıcı bilgi ve belge bulunmadığından davacı KKDF istisnasından yararlanması gerektiğini ispatlayamamıştır. Bu nedenle davalı banka tarafından KKDF kesintisi yapılması mevzuat gereği olup davacı haklılığını ispatlayamadığından KKDF kesintisine ilişkin talep yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. ... / ... taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin 2.08 maddesinde dosya masrafı, komisyon, vergi vs.

gibi kalemlerin müşteriden tahsil edileceği düzenlenmiş olup davacı bankaya sunduğu dilekçesi ile 35.000-USD komisyon ve dosya masrafı tahsil edilmesine muvafakat etmiştir. Davacı bahsi geçen dosya masrafı kesintisi talimatının 28/04/2011 tarihinde imzalanan kredi sözleşmesinden değil, bu tarihte kapatılan 22/07/2008 tarihinde kullanılan kredi sözleşmesi nedeniyle verildiğini iddia etmektedir. Davacı, 28/04/2011 tarihli dilekçesi ile ... nolu taksitli kredinin kapatılarak komisyon ve masrafların hesabından tahsilini talep etmiştir. Bunun dışında davacı, davalı bankadan sonradan kullandığı 28/04/2011 tarihli kredi ile ilgili ... nolu hesabına 3.264.000-USD 60 ay vadeli kredi kullandırılarak 35.000-USD komisyon ve dosya masrafının tahsilini talep ettiğine göre davacının muvafakatinin 28/04/2011 tarihinde kullandığı 3.264.000-USD kredi için verildiğini kabul etmek gerekmektedir.

Bu durumda davacıdan alınan komisyon ve dosya masrafı adı altında alınan bedelin taraflar arasında maktu olarak karşılıklı irade ile kararlaştırılan bir bedel olduğu, dolayısıyla iadesinin istenemeyeceği anlaşıldığından davacı vekilinin bu alacak kalemi yönünden aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; KKDF kesintisi talebi yönünden davanın pasif husumet nedeniyle usulden reddi doğru olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, bahsi geçen hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından yerinde olmayan davanın reddine karar verilmiştir." Kararın temyizi üzerine Yargıtay 11.HD'nin 2023/1064 esas, 2024/4477 Karar sayılı 29/05/2024 tarihli ilamı ile;

"1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin ise aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Gerçek kişi olan kredi borçlusunun KKDF istisnasından yararlanabilmesi için kredinin ticari ve mesleki amaçla kullanılması gereklidir. Bu kapsamda 12.05.1988 tarihli 88/12944 sayılı Bakanlar Kurulu kararına ilişkin KKDF Hakkında 6 Sıra Nolu Tebliğin 2 nci maddesinde; bankalar ve finansman şirketlerince kullandırılan tüketici kredileri üzerinden (gerçek kişilere ticari amaçla kullanılmamak kaydıyla kullandırılan krediler) % 15 oranında, diğer krediler üzerinden ise % 0 oranında KKDF kesintisi yapılacağı düzenlenmiştir. Somut olayda taraflar arasındaki kredi ticari nitelikte olup, ödeme planında da KKDF %0 olarak belirlenmiştir. Yukarıda bahsi geçen ilgili tebliğe göre, ticari krediler KKDF istisnasındadır.

O halde davalının, erken ödeme nedeniyle geriye dönük KKDF tahsili doğru olmayıp, davacının bu kaleme yönelik istirdat talebi yerindedir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir." denilerek kararımız bozulmuştur.

DİRENME GEREKÇESİ

Dosya masrafı ve KKDF kesintilerin istirdatı istemi ile açılan davada, ilk derece mahkemesinin dosya masrafına yönelik talebin esastan, KKDF kesintisine yönelik talep bakımından pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine ilişkin karar Dairemizce kaldırılarak her iki talep bakımından davanın esastan reddine dair verilen kararın, temyiz incelemesi sonucunda davacının KKDF kesintisine ilişkin istirdat talebinin yerinde olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Davacı tarafından davalı bankadan kullanılan 28/04/2011 tarihli kredinin 46.337-USD KKDF ödenmek suretiyle 06/03/2013 tarihinde süresinde önce kapatıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece KKDF kesintisi yönünden davalının pasif husumeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de;

davacının kullandığı kredi ile ilgili KKDF kesintisine yönelik vergi dairesince veya diğer merciler tarafından doğrudan yapılan bir tahakkuk bulunmamaktadır. Bahsi geçen kesinti doğrudan banka tarafından hesaplanarak davacıdan alınmıştır. Davacı, muafiyet nedeniyle kendisinden KKDF kesintisi yapılamayacağını iddia etmekte olup davacının muhatabı kendisinden kesintiyi yapan davalı banka olduğundan davalının pasif husumet ehliyetine sahip olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle mahkemece davanın pasif husumet ehliyeti nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Bakanlar Kurulu'nun 07/06/1988 tarihli 88/12944 sayılı kararı ile Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu ihdas edilmiş olup; anılan düzenlemede bankalar, özel finans kurumları ve finansman şirketlerinin Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nca yayımlanacak tebliğlerde belirtilen esaslara göre tahakkuk ettirdikleri fon kesintileri ile vadeli ithalatta tahsil ettikleri fon kesintilerini tahakkuk veya tahsilatı izleyen ayın 15 inci günü akşamına kadar Fon'a yatırmak zorunda oldukları, fon kesintilerinin yatırılmasından, kredi kullanan, krediyi kullandıran veya kullanılmasına aracılık eden ve vadeli ithalatta tahsilatı yapan bankalar, özel finans kurumları, finansman şirketleri ve gümrük idarelerinin sorumlu olduğu düzenlenmiştir.

Bunun dışında KKDF kesintisi istisnalarına ilişkin düzenlemeler Bakanlar Kurulu kararlarında yer almaktadır. TCMB tarafından yayımlanan tebliğlerde de KKDF kesintisi istisnalarına yer verilmiştir. Anılan düzenlemelere göre KKDF kesintisi, banka açısından gelir kalemi olmayıp tahsil edilen tutarlar Maliye Bakanlığı'na aktarılmaktadır. Bu nedenle başta kesintiye tabi tutulmasa bile sonradan kesintiye tabi hale gelen krediler nedeniyle fon kesintisi yapılacağını kabul etmek gerekir. Çünkü, bu konuda kredi kullandırılan kuruluşlara takip etme yükümlülüğü verilmiş olup, müeyyide uygulanması sonucu doğan fon kesintilerinin ilgili banka tarafından cezai faizi ile birlikte yatırılacağı belirtilmiştir (KKDF Hakkında 6 Sıra Nolu Tebliğ).

Taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin Döviz kredisine ilişkin 8.01 maddesinde müşterinin, gerek Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanunu, gerekse dış ve iç işlemler ile ilgili hususları düzenleyen ve/veya düzenlenecek olan her türlü yasa, kararname, yönetmelik, tebliğ, mevzuat vs. hükümleri uyarınca müşteri tarafından yerine getirilmesi gerekli bilcümle yükümlülüğü, bankanın hiç bir ihtar ve uyarısına gerek kalmadan yerine getireceği, bu hususa uyulmamasından doğan sorumluluğun müşteriye ait olacağı kararlaştırılmıştır. Yine davalıya kullandırılan kredi ile ilgili ödeme planında davacının KKDF muafiyetinden yararlandırıldığı anlaşılmakta ise de kur artışları ile ilgili KKDF ve BSMV yükümlülüklerinin müşteri tarafından karşılanacağı belirtilmiştir.

12/05/1988 tarihli 88/12944 sayılı Bakanlar Kurulu kararına ilişkin KKDF Hakkında 6 Sıra Nolu Tebliğin 2. Maddesinde, bankalar ve finansman şirketlerince kullandırılan tüketici kredileri üzerinden (gerçek kişilere ticari amaçla kullanılmamak kaydıyla kullandırılan krediler) % 15 oranında, diğer krediler üzerinden ise % 0 oranında KKDF kesintisi yapılacağı düzenlenmiştir. Düzenlemelerden anlaşıldığı üzere, gerçek kişi olan kredi borçlusunun KKDF istisnasından yararlanabilmesi, kredinin ticari ve mesleki amaçla kullanılmasına bağlıdır. Kredinin kapatıldığı tarihten sonra olsa da konunun açıklığa kavuşturulması adına Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 09/01/2014 tarihli 70903105-165.01.03(143)-10181 sayılı özelgesinde "...

basit usulde vergiye tabi kişilerin vergi mükellefiyeti bulunmayan gerçek kişilerden satın alacakları gayrimenkul veya ticari araç gibi iktisadi kıymetler için kullanacakları krediler üzerinden KKDF kesintisi yapılmaması için; krediyi kullanacak basit usulde vergiye tabi kişilerin ilgili bankaya, vergi levhası ile oda kayıt belgesini ibraz etmeleri ve gayrimenkul veya ticari araç gibi iktisadi kıymetlerin ticari faaliyette kullanılacağına dair yazılı beyanda bulunmaları gerekmektedir..." şeklinde açıklamaya yer verilmiştir. Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, KKDF istisnasından yararlanılabilmesi için kredinin veya kredi ile elde edilecek iktisadi kıymetlerin iktisadi faaliyetlerde kullanılması zorunludur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30/09/2021 tarih 2017/3-1978 E. 2021/1119 K. sayılı içtihadında da "...Konut kredilerinin BSMV ve KKDF den istisna tutulmasının sebebi, konut gereksinimini sağlarken yaşadığı finansman sıkıntısını kredi kullanarak gidermek isteyen tüketiciye yansıtılacak kredi maliyetinin düşürülmesi ve buna bağlı olarak inşaat sektörünün teşvik edilmesidir. Bu nedenle, istisnadan yararlanan kredi ile kanunun aradığı “konut edinme amacı” arasındaki bağ devam etmelidir. Davacı tüketici konut kredisi ile finansal ihtiyacını karşılarken söz konusu muafiyetler ve uzun vadeye yayılmış daha düşük faiz sayesinde lehine koşullardan istifade etmiş ancak konutu kredi borcunu kapatmadan satarak kredi ile sağlamak istediği amacı konut edinmeden, nakdi finansmana çevirmiştir.

Bu hâlde bankanın devam eden sözleşme ilişkisinde oluşan bu yeni durum çerçevesinde doğan KKDF ve BSMV yükümlülüklerini dâhil eden yeni bir ödeme planı oluşturarak tüketiciye yansıtmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Aksi yönde bir kabul söz konusu muafiyetlerin getiriliş amacına aykırı şekilde tüketicinin kamu aleyhine haksız zenginleşmesine sebep olacaktır..." denilmek suretiyle KKDF istisnasından yararlanan kredi ile KKDF istisnanın getirilişindeki amaç arasındaki bağın devam etmesi gerektiğine, aksi yönde bir kabulün, söz konusu muafiyetlerin getiriliş amacına aykırı şekilde haksız zenginleşmeye sebep olacağına işaret edilmiştir. Davalı banka tarafından davalıya 28/04/2011 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında aynı tarihte 3.264.000-USD kredi kullandırıldığı ve ödeme planında KKDF tutarının % 0 olarak belirlendiği anlaşılmaktadır.

Davacı gerçek kişi olup Gelir İdaresi Başkanlığından gelen yazı cevabında davalının, gerçek usulde gelir vergisi mükellefi olduğu ve ikinci sınıf tüccar olarak işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu belirtilmiştir. Davalı banka, bahsi geçen kredinin tacir sıfatıyla davacıya taşınmaz alımı için kullandırıldığını, KKDF kesintisi yapılmaması için, krediyi kullanacak basit usulde vergiye tabi kişilerin ilgili bankaya, vergi levhası ile odaya kayıt belgesini ibraz etmeleri ve taşınmaz veya ticari araç gibi iktisadi kıymetlerin ticari faaliyette kullanılacağına dair yazılı beyanda bulunması gerektiği ve davacıya bu konuda süre verildiği halde davacının krediye konu taşınmazı işletme defterine işletmemesi ve üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemesi nedeniyle yasa gereğince geçmişe dönük KKDF kesintisi yapıldığını belirtmektedir.

Her ne kadar ödeme planında KKDF % 0 olarak gösterilmiş ise de davacı tarafça bahsi geçen kredinin ve kredi ile elde edilen iktisadi kıymetlerin ticari ve mesleki amaçla kullanıldığına ilişkin bir delil ibraz edilmemiştir. Davacıya kullandırılan ve süresinden önce kapatılan kredinin davacının ticari faaliyetlerinde kullanıldığına ilişkin ispatlayıcı bilgi ve belge bulunmadığından davacı KKDF istisnasından yararlanması gerektiğini ispatlayamamıştır. Bu nedenle davalı banka tarafından KKDF kesintisi yapılması mevzuat gereği olup davacı haklılığını ispatlayamadığından KKDF kesintisine ilişkin talep yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden bozma ilamına uyulmamış, direnme kararı verilerek davanın reddine dair yeniden karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/12/2019 Tarih 2016/855 Esas 2019/980 Karar sayılı kararın HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Yerinde olmayan davanın reddine" İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ; "Alınması gereken 615,40-TL harcın, davacı tarafından yatırılan 50,20-TL peşin harç ve 5.031,24‬-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 5.081,44-TL harçtan mahsubu ile fazla olan 4.466,04‬-TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan 101,50-TL yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Davalı vekili için takdir olunan 2.725-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Karar kesinleştiğinde talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine" Davacı tarafından yatırılan 54,40-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde iadesine, Davacı tarafından yapılan istinaf ve temyiz giderinin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından istinaf ve temyiz aşamasında yapılan 187-TL yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Duruşmalı yapılan inceleme neticesinde davacının yokluğunda, davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde HMK'nin 361/1 maddesi gereği Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

05/02/2025

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.