Direnme kararı üzerine dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2025/2042 E. 2025/3586 K. ·
Diğer usuli işlemKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Bölge Adliye Mahkemesi Dairenin bozma kararına direnirse, HMK 373/5 uyarınca inceleme yapan Daire kendi bozma kararını usul ve kanuna uygun görmesi hâlinde direnme kararını benimsemez ve dosyayı temyiz incelemesi için Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderir.
Ele alınan sorunlar
Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararı karşısında Dairenin izleyeceği usul → ret
Gerekçe: Daire bozma kararına karşı Bölge Adliye Mahkemesince direnilmiş ise de, Daire kararının usul ve kanuna uygun olduğu anlaşıldığından, dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararı üzerine HMK 373/5 gereği izlenecek usul (Dairenin bozmasında ısrar etmesi hâlinde dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesi) bakımından emsaldir; kararda esasa ilişkin bir muhakeme kurulmamıştır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
direnme↗ bozma ilamı↗ Yargıtay Hukuk Genel Kurulu↗ pasif husumet↗ Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu (KKDF)↗ istirdat↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/662 E. 2015/1546 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teminat mektubu tazmini · bilirkişi raporuna itiraz · i̇i̇k 257 · teminat mektubu · denetime elverişlilik · garantörlük · havale · eksik inceleme
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, hükme dayanak yapılan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı banka tarafından davacıya verilen «teminat mektubunda» lehine «garanti» verilen şirketin KDV, KDV faizi, KKDF ve KKDF faizinin garanti altına alındığı, davacının «teminat mektubunun tazmini» talep ettiğinden davalı bankanın bu alacak kalemlerinden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, KDV olarak 41.729,47 TL, KDV faizi olarak 247.944 TL, KKDF olarak 7.«257» TL ve KKDF ceza faizi 52.164 TL olmak üzere toplam 349.094,47 TL'nin değişen oranlarda «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Ancak, davalı ve fer'i müdahil vekili, rapora itirazlarını bildirir 07.01.2014 «havale» tarihli dilekçesinde «teminat mektubunda» «garanti» edilen miktarın 80.000,00 TL olduğu, hesaplamada teminat miktarının aşıldığı, KKDF'nin ve KKDF ceza faizinin teminata «dahil» olmadığı, riskin gerçekleşme tarihi, faizin oranı ve hangi dönemleri kapsadığının belirsiz olduğu hususlarında «bilirkişi raporuna itiraz» ettiği halde, mahkemece davalının ciddi itirazlarını karşılamak için ek rapor alınmadığı gibi kararın gerekçesinde de itirazlar değerlendirilmemiştir.
Bu durumda, davalının ciddi itirazlarının karşılanması ve hesap şekli bakımından «denetime elverişli» ek rapor alınması gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir. (2) Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. (3) Davacı, davalıyı 15.08.2011 tarihinde «temerrüde» düşürmüş olduğundan dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle mümeyyiz davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Kararı, davacı, davalı ve fer'i müdahil vekili temyiz etmiştir. (1) Dava, «teminat mektubu» bedelinin ödenmeyen kısmının tahsili istemine ilişkin olup mahkemece 03.10.2013 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda yazılı olduğu şekilde karar verilmiştir.
-
Ticari kredide erken ödeme nedeniyle geriye dönük KKDF tahsili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1064 E. 2024/4477 K.
Ortak:istirdat · dava şartı
Benzer bu karardaO halde davalının, erken ödeme nedeniyle geriye dönük KKDF tahsili doğru olmayıp, davacının bu kaleme yönelik «istirdat» talebi yerindedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari kredi · tüketici kredisi · pasif husumet ehliyeti
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının kredi kullandırılması ve dosya «masrafı» ile diğer masrafların hesaptan tahsil edilmesi hususunda bankaya yazılı talimat verdiği, yanlar arasındaki sözleşme hükümlerine göre de dosya masrafı «dahil» olmak üzere kredi sebebiyle yapılacak tahsilatların sözleşmede açıkça yer aldığı göz önüne alındığında davalının dosya masrafı tahsilatının dayanağının bulunduğu, bilirkişi raporlarında etraflıca açıklandığı üzere, tahsil edilmiş ücretin diğer emsal müşterilere kullandırılan kredilere uygulanan ücretlerle uyumlu olduğu, ortalamanın altında tahsilat yapılması nedeniyle makul olduğu, davacının dosya masrafını talep etmesinde haksız olduğu, bunun dışında kanuni düzenleme kapsamında bankaların hesapladıkları KKDF kesintilerini bağlı bulundukları vergi dairesine izleyen ayın 15. günü akşamına kadar bildirecekleri ve aynı süre içinde ödeyecekleri, genel bütçeye gelir kaydedilmek üzere hesaplarına intikal ettirilen kesintilerin tahakkuk ve tahsilinin Maliye Bakanlığınca vergi gelirlerine ilişkin yetkileri kapsamında takip edileceği hükme bağlanmakla finans kuruluşlarının krediler üzerinden yaptığı KKDF kesintisinin bankaya ait olmayıp Maliye Bakanlığı bünyesindeki fona ait olduğu, davacının kullandığı kredi «sebebi» ile hesaplanıp davalı ... tarafından ilgili vergi dairesine ödendiği anlaşılan KKDF kesintilerinin iadesi için davalıya «husumet» yöneltilmeyeceği, davacının bu istemi için Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığının özelgesiyle belirlendiği gibi, KKDF kesintisi yapan davalı bankanın kurumlar vergisi yönünden bağlı olduğu vergi dairesine gerekli evraklarla müracaat etmesi gerektiği gerekçesiyle dosya masrafına yönelik talep bakımından esastan, KKDF kesintisi ile ilgili talep bakımından ise davalının «pasif husumet ehliyeti» bulunmaması nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
… İTO üyelik belgesi ile vergi levhasının yeterli görüldüğünü, gerçek kişilere ticari amaçla kullanılmak kaydıyla menkul alım ve satımı için kullandırılan kredilerin «tüketici kredisi» kapsamına girmediğini, bu nedenle Bakanlar Kurulu kararı gereğince kesintiye tabi tutulamayacağını, mevzuat gereği kesinti yapılmaması gerekirken kesinti yapan bankanın müvekkilini zarara uğratması nedeniyle müvekkiline karşı bizzat sorumlu olduğunu, dosya kapsamında davalının bahsi geçen tutarı vergi dairesine ödediğine ilişkin hiç bir dekont ya da «kaydın» sunulmadığını, kaldı ki davalı tarafından 46.337,00 USD kesinti yapıldığı halde aynı gün TL'ye çevrilerek 81.831,14 TL KKDF cezası kesildiğini, davalının vergi dairesine ödeme yapmış olması halinde 81.831,14 TL üzerinden ödeme yapılabileceğini ve vergi dairesinden ancak bu miktarı iade alabileceklerini, oysa davalı bankanın USD üzerinden kesinti yaptığını, güncel kur dikkate alınarak hesaplama yapılması ve aradaki farkın ödenmesi halinde dahi müvekkilinin davalıdan 192.484,04 TL alacaklı olacağını, mahkemece bu hususların tartışılmadığını, taraflar arasındaki krediye ilişkin ödeme planında da KKDF kesintisi yapılmayacağının açıkça belirtildiğini, müvekkilinin yükümlülüklerine aykırı davranması halinde KKDF ödemeyi kabul ettiğini, ancak müvekkilinin yükümlülüklerine aykırı hiç bir davranışının bulunmadığını, yine müvekkilinin daha önce kullandığı kredinin de erken ödeme ile kapatıldığını, ancak hiç bir şekilde KKDF kesintisi yapılmadığını, 35.000,00 USD lik dosya «masrafı» kesintisinin 28.04.2011 tarihli dava konusu krediye ilişkin olmadığını, dosya masrafının 22.07.2008 tarihinde kullanılan 2.000.000,00 USD bedelli kredi için alındı …
… lunmadığı, bahsi geçen kesinti doğrudan banka tarafından hesaplanarak davacıdan alınmış olduğu, davacının muhatabı kesintiyi yapan davalı banka olduğundan davalının «pasif husumet ehliyetine» sahip olduğu, bu nedenle mahkemece davanın pasif husumet ehliyeti nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmadığı, bunun yanı sıra KKDF kesintisi istisnalarına ilişkin düzenlemelerin Bakanlar Kurulu kararlarında ve Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) tarafından yayımlanan tebliğlerde yer verildiği, bu kapsamda 12.05.1988 tarihli 88/12944 sayılı Bakanlar Kurulu kararına ilişkin KKDF Hakkında 6 Sıra Nolu Tebliğin 2 nci maddesinde, bankalar ve finansman şirketlerince kullandırılan tüketici kredileri üzerinden (gerçek kişilere ticari amaçla kullanılmamak kaydıyla kullandırılan krediler) % 15 oranında, diğer krediler üzerinden ise % 0 oranında KKDF kesintisi yapılacağı düzenlenmiş olduğu, bu düzenlemeye göre gerçek kişi olan kredi borçlusunun KKDF istisnasından yararlanabilmesi, kredinin ticari ve mesleki amaçla kullanılmasına bağlı olduğu, davalı banka tarafından davacıya 28.04.2011 tarihli «genel kredi sözleşmesi» kapsamında aynı tarihte 3.264.000,00 USD kredi kullandırıldığı ve ödeme planında KKDF tutarının % 0 olarak belirlendiği, davalı banka tarafından bahsi geçen kredinin «tacir» sıfatıyla davacıya taşınmaz alımı için kullandırıldığının, KKDF kesintisi yapılmaması için krediyi kullanacak basit usulde vergiye tabi kişilerin ilgili bankaya, vergi levhası ile odaya kayıt belgesini «ibraz» etmeleri ve taşınmaz veya ticari araç gibi iktisadi kıymetlerin ticari faaliyette kullanılacağına dair yazılı beyanda bulunması gerektiği halde ve davacıya bu konuda süre verildiği halde davacının krediye konu taşınmazı işletme «defterine» işletmemesi ve üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemesi nedeniyle yasa gereğince geçmişe dönük KKDF kesintisi yapıldığının belirtildiği, davacıya kullandırılan ve süresinden önce kapatılan kredinin davacının ticari faaliyetlerinde kullanıldığına ilişkin ispatlayıcı bilgi ve belge sunulmadığı ve bu suretle davacının KKDF istisnasından yararlanması gerektiğini ispatlayamadığı, dosya «masrafı» yönünden; davacının, davalı bankadan 28.04.2011 tarihli kredi ile ilgili 3185250 nolu hesabına 3.264.000,00 USD 60 ay vadeli kredi kullandırılarak 35.000,00 USD «komisyon» ve dosya masrafının tahsilini talep ettiği, bu durumda davacıdan alınan komisyon ve dosya masrafı adı altında alınan bedelin taraflar arasında maktu olarak karşılıklı irade ile kararlaştırılan bir bedel olduğu, dolayısıyla iadesinin istenemeyeceği gerekçesiyle KKDF kesintisi talebi yönünden davanın pasif husumet nedeniyle «usulden reddi» doğru olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurularak yerinde olmayan davanın reddine karar verilmiştir.
… yapılması gerektiğini, dolayısıyla vergi dairesinden talepte bulunmadan ve dava açmadan müvekkil bankaya karşı dava açılması nedeniyle KKDF talebi yönünden davanın «pasif husumet ehliyeti» olmadığından reddi gerektiğini, ayrıca mevzuata aykırı yapıldığı iddia edilen KKDF kesintisi talebinin «haksız fiil» hükümlerine göre zaman aşımına uğradığını belirterek kararın KKDF kesintisi talebine ilişkin verilen karar yönünden bozulmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/9848 E. 2010/11227 K.
Ortak:dava şartı
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:direnme kararı · hak düşürücü süre
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce, davanın 3 aylık «hak düşürücü sürede» açılmamasından dolayı reddi gerektiğinden bahisle bozulmuş, mahalli mahkemece önceki kararda direnilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca «direnme» kararının onanmasına diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için Dairemize gönderilmesine karar verilmiş, Dairemizin 29.04.2010 tarihli kararı ile mahkeme kararı o …
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5044 E. 2010/4709 K.
Ortak:dava şartı
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:direnme kararı · hak düşürücü süre
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce, davanın 3 aylık «hak düşürücü sürede» açılmamasından dolayı reddi gerektiğinden bahisle bozulmuş, mahalli mahkemece önceki kararda direnilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca «direnme» kararının onanmasına diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/239 E. 2014/7351 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:direnme kararı · haksız rekabet
Benzer bu karardauyuşmazlık, «haksız rekabetin» tespiti ve tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece verilen karar Dairemizce bozulmuş, yerel mahkemece, eski kararda direnilmiştir.
Davacı vekilinin temyiz itirazı «direnme» kararına ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4805 E. 2012/5825 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:direnme kararı
Benzer bu karardaDavalılar vekillerinin temyiz itirazı «direnme» kararına ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2025/2042 E. , 2025/3586 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2024/1338 Esas, 2025/149 Karar
HÜKÜM
Direnme
Taraflar arasındaki kredi sözleşmesinin erken kapatılması nedeniyle ödenen dosya masrafı ve Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu Kesintisinin (KKDF) istirdadı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın dosya masrafı yönünden esastan, KKDF yönünden pasif husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmiş ve Dairemizin 29.05.2024 tarihli 2023/1064 E., 2024/4477 K. sayılı kararıyla davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile KKDF yönünden davacı yararına bozulmuştur.
Dairemiz bozma ilamına Bölge Adliye Mahkemesince direnilmesi üzerine karar taraf vekillerince temyiz edilmekle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/5 hükmü gereğince Dairemizce yapılan incelemede;
Dairemiz bozma kararına karşı Bölge Adliye Mahkemesince direnilmiş ise de Dairemiz kararının usul ve kanuna uygun olduğu anlaşıldığından dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeple;
Dosyanın YARGITAY HUKUK GENEL KURULUNA GÖNDERİLMESİNE,
22.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1153276400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz