6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ticari kredide erken ödeme nedeniyle geriye dönük KKDF tahsili

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1064 E. 2024/4477 K. · · İlk derece: İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesi

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Banka / kredi / finans

Gerekçe özeti

Gerçek kişiye kullandırılan kredi ticari ve mesleki amaçlı ise KKDF istisnası kapsamındadır; kredinin ticari niteliği ve ödeme planında KKDF oranının %0 olarak belirlenmiş olması karşısında, kredinin erken ödemeyle kapatılması bankaya geriye dönük KKDF tahsil etme hakkı vermez ve haksız yapılan kesinti istirdada tabidir. KKDF kesintisine ilişkin olarak vergi dairesince veya başka bir merci tarafından doğrudan yapılmış bir tahakkuk yoksa ve kesinti doğrudan banka tarafından hesaplanarak müşteriden alınmışsa, iade isteminin muhatabı kesintiyi yapan bankadır; banka pasif husumet ehliyetine sahip olup davanın husumet yokluğundan reddi doğru değildir. Buna karşılık, taraflar arasında maktu olarak karşılıklı iradeyle kararlaştırılan komisyon ve dosya masrafının iadesi istenemez.

Ele alınan sorunlar

Ticari nitelikteki kredide erken ödeme nedeniyle geriye dönük KKDF kesintisi yapılıp yapılamayacağı → kabul

İddia: Davacı, gerçek kişilere ticari amaçla kullandırılan kredilerde KKDF kesintisi yapılamayacağını, ödeme planında da kesinti yapılmayacağının belirtildiğini, yükümlülüklerine aykırı hiçbir davranışının bulunmadığını ve kesintinin mevzuata aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Gerçek kişi olan kredi borçlusunun KKDF istisnasından yararlanabilmesi için kredinin ticari ve mesleki amaçla kullanılması gereklidir. 12.05.1988 tarihli 88/12944 sayılı Bakanlar Kurulu kararına ilişkin KKDF Hakkında 6 Sıra Nolu Tebliğin 2 nci maddesinde, bankalar ve finansman şirketlerince kullandırılan tüketici kredileri (gerçek kişilere ticari amaçla kullanılmamak kaydıyla kullandırılan krediler) üzerinden %15, diğer krediler üzerinden ise %0 oranında KKDF kesintisi yapılacağı düzenlenmiştir. Somut olayda taraflar arasındaki kredi ticari nitelikte olup ödeme planında da KKDF %0 olarak belirlenmiştir. İlgili tebliğe göre ticari krediler KKDF istisnasında olduğundan, davalının erken ödeme nedeniyle geriye dönük KKDF tahsili doğru değildir ve davacının bu kaleme yönelik istirdat talebi yerindedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

KKDF kesintisinin iadesi isteminde kesintiyi yapan bankanın pasif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı → ret

İddia: Davalı banka, KKDF kesintisinin kendi gelir kalemi olmadığını, yapılan kesintinin maliye fonuna aktarıldığını, iade taleplerinin ilgili vergi dairesinden istenmesi gerektiğini ve bu nedenle kendisine husumet yöneltilemeyeceğini savunmuştur.

Gerekçe: Davacının kullandığı kredi ile ilgili KKDF kesintisine yönelik olarak vergi dairesince veya diğer merciler tarafından doğrudan yapılan bir tahakkuk bulunmamakta, kesinti doğrudan banka tarafından hesaplanarak davacıdan alınmış bulunmaktadır. Bu durumda davacının muhatabı kesintiyi yapan davalı banka olduğundan davalı pasif husumet ehliyetine sahiptir; davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi doğru değildir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Maktu olarak kararlaştırılan komisyon ve dosya masrafının iadesinin istenip istenemeyeceği → ret

İddia: Davacı, dosya masrafı kesintisinin dava konusu krediye değil daha önceki bir krediye ilişkin olduğunu, kredi sözleşmesinde dosya masrafı alınacağının belirtilmediğini, hangi işlemler için hangi oranda ücret tahsil edilebileceğinin belirli olmadığını ve tahsil edilen tutarın fahiş olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacı, kredi kullandırılan hesabına ilişkin olarak komisyon ve dosya masrafının tahsilini talep etmiştir. Bu durumda davacıdan komisyon ve dosya masrafı adı altında alınan bedel, taraflar arasında maktu olarak karşılıklı irade ile kararlaştırılan bir bedel olduğundan iadesi istenemez. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Ticari kredinin KKDF istisnasında olması nedeniyle erken ödeme üzerine geriye dönük KKDF tahsilinin haksız sayılması ve kesintiyi doğrudan hesaplayıp tahsil eden bankanın iade isteminde pasif husumet ehliyetine sahip bulunması bakımından bağlayıcı emsal değer taşır.

Usul tespitleri

Dava şartı
Pasif husumet ehliyeti (taraf sıfatı): KKDF kesintisine ilişkin doğrudan bir tahakkuk bulunmayıp kesinti banka tarafından hesaplanarak müşteriden alınmışsa, iade isteminde husumet kesintiyi yapan bankaya yöneltilir; husumet yokluğundan ret kararı verilemez.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu (KKDF) KKDF istisnası ticari kredi tüketici kredisi erken ödeme istirdat pasif husumet ehliyeti dosya masrafı ve komisyon maktu bedel

Atıf yapılan mevzuat: 12.05.1988 tarihli 88/12944 sayılı Bakanlar Kurulu kararına ilişkin KKDF Hakkında 6 Sıra Nolu Tebliğ — 12.05.1988 tarihli 88/12944 sayılı Bakanlar Kurulu kararına ilişkin KKDF Hakkında 6 Sıra Nolu Tebliğ 2 · 6098 sayılı Kanun — 6098 sayılı Kanun 26 · 4389 sayılı Kanun — 4389 sayılı Kanun 11

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Direnme kararı üzerine dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2025/2042 E. 2025/3586 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/662 E. 2015/1546 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8006 E. 2023/2024 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

1 benzer karar daha
  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/3772 E. 2017/5575 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/1064 E.  ,  2024/4477 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12.Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/440 Esas, 2022/1782 Karar

HÜKÜM

Davanın reddi

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2016/855 E., 2019/980 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı bankadan 28.04.2011 tarihinde 3.250.000 USD kredi çektiğini, müteakip çektiği krediyi erken ödeme yaparak kapattığını, davalı banka tarafından ilk aylarda Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu (KKDF) için kesintiler yapılmadığını, bankalar ve finansman şirketlerince gerçek kişilere ticari amaçla kullandırılan diğer kredilerde KKDF kesintisi yapılamayacağının açıkça belirtilmesine rağmen davalı banka tarafından müvekkilinden KKDF kesintisi yapıldığını, yine müvekkilinden dosya masrafı adı altında da kesintiler yapıldığını, davacıdan haksız şekilde virman suretiyle tahsil edilen KKDF ve dosya masraflarının miktarlarının tam olarak tespiti ve iadesi için davalı bankaya başvurulduğunu, ancak sonuç alınamadığını, bunun üzerine davalı bankaya ihtarname keşide edildiğini, davalı bankanın cevabi ihtarnamesi ile talebin reddedildiğini, davacının kullandığı kredi nedeniyle yapılan kesintilerin haksız ve hukuki dayanağının bulunmadığını belirterek haksız olarak tahsil edilen KKDF kesintisine karşılık şimdilik 500-USD'nin ve dosya masrafına karşılık şimdilik 500,00 USD'nin dava tarihinden itibaren işleyecek kamu bankalarınca 1 yıl vadeli USD mevduatına uygulanan en yüksek mevduat faizi oranı ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiş, 31.08.2018 tarihinde sunduğu ıslah dilekçesi ile KKDF kesintisi nedeniyle talebini 46.337,00 USD'ye yükseltmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; sözleşmelerde kredinin erken kapatılması halinde alınacak ücretlerin açık ve anlaşılabilir şekilde yer aldığını, tacir olan ve basiretli davranma yükümlülüğü altında olan davacının sözleşmeleri özgür iradesiyle imzaladığını, yine kredinin erken kapatılması nedeniyle ve sözleşme gereğince tahakkuk edecek kesintilerin yapılması yönündeki talimatını da imzalayarak bankaya tevdi ettiğini, 28.04.2011 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinin 2.09 maddesinde kredinin erken ödemeyle kapatılması halinde banka tarafından davacıdan yapılacak tahsilatların açıkça düzenlendiğini, davacının ayrıca imzasıyla onayladığı kendi el yazısı ile kesintilerin yapılması talimatı verdiğini, yine kredi sözleşmelerinin eki ve ayrılmaz parçası niteliğindeki sözleşmede yapılacak tahsilatların açıkça yer aldığını ve davacının imzalayarak ve kabul ederek taahhütte bulunduğunu, tacir olan müvekkilinin sağladığı krediler nedeniyle sözleşmelerle kararlaştırılan kesintileri yapmaya hakkının olduğunu, KKDF kesintisinin davalı hesaplarına giren bir bedel olmadığını, maliyeye yatırılmak üzere yasa gereği yapılan bir kesinti olduğunu, bu alacak nedeniyle davalıya husumet yöneltilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının kredi kullandırılması ve dosya masrafı ile diğer masrafların hesaptan tahsil edilmesi hususunda bankaya yazılı talimat verdiği, yanlar arasındaki sözleşme hükümlerine göre de dosya masrafı dahil olmak üzere kredi sebebiyle yapılacak tahsilatların sözleşmede açıkça yer aldığı göz önüne alındığında davalının dosya masrafı tahsilatının dayanağının bulunduğu, bilirkişi raporlarında etraflıca açıklandığı üzere, tahsil edilmiş ücretin diğer emsal müşterilere kullandırılan kredilere uygulanan ücretlerle uyumlu olduğu, ortalamanın altında tahsilat yapılması nedeniyle makul olduğu, davacının dosya masrafını talep etmesinde haksız olduğu, bunun dışında kanuni düzenleme kapsamında bankaların hesapladıkları KKDF kesintilerini bağlı bulundukları vergi dairesine izleyen ayın 15.

günü akşamına kadar bildirecekleri ve aynı süre içinde ödeyecekleri, genel bütçeye gelir kaydedilmek üzere hesaplarına intikal ettirilen kesintilerin tahakkuk ve tahsilinin Maliye Bakanlığınca vergi gelirlerine ilişkin yetkileri kapsamında takip edileceği hükme bağlanmakla finans kuruluşlarının krediler üzerinden yaptığı KKDF kesintisinin bankaya ait olmayıp Maliye Bakanlığı bünyesindeki fona ait olduğu, davacının kullandığı kredi sebebi ile hesaplanıp davalı ... tarafından ilgili vergi dairesine ödendiği anlaşılan KKDF kesintilerinin iadesi için davalıya husumet yöneltilmeyeceği, davacının bu istemi için Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığının özelgesiyle belirlendiği gibi, KKDF kesintisi yapan davalı bankanın kurumlar vergisi yönünden bağlı olduğu vergi dairesine gerekli evraklarla müracaat etmesi gerektiği gerekçesiyle dosya masrafına yönelik talep bakımından esastan, KKDF kesintisi ile ilgili talep bakımından ise davalının pasif husumet ehliyeti bulunmaması nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinden haksız şekilde tahsil edilen KKDF ile ilgili Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 06.06.2012 ve 29.01.2014 tarihli özelgelerinin bulunduğunu, KKDF kesintisinden muaf olabilmek için İTO üyelik belgesi ile vergi levhasının yeterli görüldüğünü, gerçek kişilere ticari amaçla kullanılmak kaydıyla menkul alım ve satımı için kullandırılan kredilerin tüketici kredisi kapsamına girmediğini, bu nedenle Bakanlar Kurulu kararı gereğince kesintiye tabi tutulamayacağını, mevzuat gereği kesinti yapılmaması gerekirken kesinti yapan bankanın müvekkilini zarara uğratması nedeniyle müvekkiline karşı bizzat sorumlu olduğunu, dosya kapsamında davalının bahsi geçen tutarı vergi dairesine ödediğine ilişkin hiç bir dekont ya da kaydın sunulmadığını, kaldı ki davalı tarafından 46.337,00 USD kesinti yapıldığı halde aynı gün TL'ye çevrilerek 81.831,14 TL KKDF cezası kesildiğini, davalının vergi dairesine ödeme yapmış olması halinde 81.831,14 TL üzerinden ödeme yapılabileceğini ve vergi dairesinden ancak bu miktarı iade alabileceklerini, oysa davalı bankanın USD üzerinden kesinti yaptığını, güncel kur dikkate alınarak hesaplama yapılması ve aradaki farkın ödenmesi halinde dahi müvekkilinin davalıdan 192.484,04 TL alacaklı olacağını, mahkemece bu hususların tartışılmadığını, taraflar arasındaki krediye ilişkin ödeme planında da KKDF kesintisi yapılmayacağının açıkça belirtildiğini, müvekkilinin yükümlülüklerine aykırı davranması halinde KKDF ödemeyi kabul ettiğini, ancak müvekkilinin yükümlülüklerine aykırı hiç bir davranışının bulunmadığını, yine müvekkilinin daha önce kullandığı kredinin de erken ödeme ile kapatıldığını, ancak hiç bir şekilde KKDF kesintisi yapılmadığını, 35.000,00 USD lik dosya masrafı kesintisinin 28.04.2011 tarihli dava konusu krediye ilişkin olmadığını, dosya masrafının 22.07.2008 tarihinde kullanılan 2.000.000,00 USD bedelli kredi için alındığını, ayrıca tahsil edilen 35.000,00 USD nin fahiş olduğunu, bankaca kredi için hiç bir işlem yapmadığını, Yargıtay kararlarının da aynı yönde olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile KKDF kesintisi yönünden; davacının kullandığı kredi ile ilgili KKDF kesintisine yönelik vergi dairesince veya diğer merciler tarafından doğrudan yapılan bir tahakkuk bulunmadığı, bahsi geçen kesinti doğrudan banka tarafından hesaplanarak davacıdan alınmış olduğu, davacının muhatabı kesintiyi yapan davalı banka olduğundan davalının pasif husumet ehliyetine sahip olduğu, bu nedenle mahkemece davanın pasif husumet ehliyeti nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmadığı, bunun yanı sıra KKDF kesintisi istisnalarına ilişkin düzenlemelerin Bakanlar Kurulu kararlarında ve Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) tarafından yayımlanan tebliğlerde yer verildiği, bu kapsamda 12.05.1988 tarihli 88/12944 sayılı Bakanlar Kurulu kararına ilişkin KKDF Hakkında 6 Sıra Nolu Tebliğin 2 nci maddesinde, bankalar ve finansman şirketlerince kullandırılan tüketici kredileri üzerinden (gerçek kişilere ticari amaçla kullanılmamak kaydıyla kullandırılan krediler) % 15 oranında, diğer krediler üzerinden ise % 0 oranında KKDF kesintisi yapılacağı düzenlenmiş olduğu, bu düzenlemeye göre gerçek kişi olan kredi borçlusunun KKDF istisnasından yararlanabilmesi, kredinin ticari ve mesleki amaçla kullanılmasına bağlı olduğu, davalı banka tarafından davacıya 28.04.2011 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında aynı tarihte 3.264.000,00 USD kredi kullandırıldığı ve ödeme planında KKDF tutarının % 0 olarak belirlendiği, davalı banka tarafından bahsi geçen kredinin tacir sıfatıyla davacıya taşınmaz alımı için kullandırıldığının, KKDF kesintisi yapılmaması için krediyi kullanacak basit usulde vergiye tabi kişilerin ilgili bankaya, vergi levhası ile odaya kayıt belgesini ibraz etmeleri ve taşınmaz veya ticari araç gibi iktisadi kıymetlerin ticari faaliyette kullanılacağına dair yazılı beyanda bulunması gerektiği halde ve davacıya bu konuda süre verildiği halde davacının krediye konu taşınmazı işletme defterine işletmemesi ve üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemesi nedeniyle yasa gereğince geçmişe dönük KKDF kesintisi yapıldığının belirtildiği, davacıya kullandırılan ve süresinden önce kapatılan kredinin davacının ticari faaliyetlerinde kullanıldığına ilişkin ispatlayıcı bilgi ve belge sunulmadığı ve bu suretle davacının KKDF istisnasından yararlanması gerektiğini ispatlayamadığı, dosya masrafı yönünden;

davacının, davalı bankadan 28.04.2011 tarihli kredi ile ilgili 3185250 nolu hesabına 3.264.000,00 USD 60 ay vadeli kredi kullandırılarak 35.000,00 USD komisyon ve dosya masrafının tahsilini talep ettiği, bu durumda davacıdan alınan komisyon ve dosya masrafı adı altında alınan bedelin taraflar arasında maktu olarak karşılıklı irade ile kararlaştırılan bir bedel olduğu, dolayısıyla iadesinin istenemeyeceği gerekçesiyle KKDF kesintisi talebi yönünden davanın pasif husumet nedeniyle usulden reddi doğru olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak yerinde olmayan davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı yanın savunmanın genişletilmesi yasağını ihlal ettiğini, KKDF kesintisinin mevzuata aykırı olduğunu, 28.04.2011 tarihli talimatın önceki krediye ilişkin olduğunu, zira müvekkilinin 3.264.000,00 USD kredinin kullandığı tarihte tekrar aynı gün kredi borcunun kapatılmasını talep etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kredi sözleşmesinde dosya masrafı alınacağının belirtilmediğini, hangi işlemler sebebiyle hangi oranlarda ücret tahsil edilebileceğinin belirli olmadığını, Ticaret Kanununda bankaların uygun bir ücret istenebileceği hüküm altına alınmışsa da davalı bankanın müvekkilden dosya masrafı adı altında 35.000,00 USD'lik kesintinin fahiş olduğunu belirterek dilekçelerindeki ve istinaf başvurusundaki nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya konu olan KKDF kesintisi, müvekkilİ bankanın gelir kalemi olmadığı gibi yapılan kesinti T.C. Maliye Bakanlığının fonuna aktarıldığını, dolayısıyla iade taleplerinin müvekkili bankadan değil, ilgili vergi dairesinden yapılması gerektiğini, dolayısıyla vergi dairesinden talepte bulunmadan ve dava açmadan müvekkil bankaya karşı dava açılması nedeniyle KKDF talebi yönünden davanın pasif husumet ehliyeti olmadığından reddi gerektiğini, ayrıca mevzuata aykırı yapıldığı iddia edilen KKDF kesintisi talebinin haksız fiil hükümlerine göre zaman aşımına uğradığını belirterek kararın KKDF kesintisi talebine ilişkin verilen karar yönünden bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

1. Uyuşmazlık, kullandırılan kredinin ticari kredi olup olmadığı, buna göre KKDF uygulanıp uygulanmayacağı hususuna ilişkindir.

2.Dava, davalı bankadan kullanılan kredi nedeniyle dosya masrafı ve Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu kesintisi adı altında yapılan kesintinin tahsili istemidir.

2. İlgili Hukuk

6098 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesi, 4389 sayılı Kanun'un 11'inci maddesi, 12.05.1988 tarihli 88/12944 sayılı Bakanlar Kurulu kararına ilişkin KKDF Hakkında 6 Sıra Nolu Tebliğin 2 nci maddesi.

3. Değerlendirme

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin ise aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Gerçek kişi olan kredi borçlusunun KKDF istisnasından yararlanabilmesi için kredinin ticari ve mesleki amaçla kullanılması gereklidir. Bu kapsamda 12.05.1988 tarihli 88/12944 sayılı Bakanlar Kurulu kararına ilişkin KKDF Hakkında 6 Sıra Nolu Tebliğin 2 nci maddesinde; bankalar ve finansman şirketlerince kullandırılan tüketici kredileri üzerinden (gerçek kişilere ticari amaçla kullanılmamak kaydıyla kullandırılan krediler) % 15 oranında, diğer krediler üzerinden ise % 0 oranında KKDF kesintisi yapılacağı düzenlenmiştir.

Somut olayda taraflar arasındaki kredi ticari nitelikte olup, ödeme planında da KKDF %0 olarak belirlenmiştir. Yukarıda bahsi geçen ilgili tebliğe göre, ticari krediler KKDF istisnasındadır. O halde davalının, erken ödeme nedeniyle geriye dönük KKDF tahsili doğru olmayıp, davacının bu kaleme yönelik istirdat talebi yerindedir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin bozma kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

29.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1061145900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Bozuldu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/440 E. 2022/1782 K.

KKDF kesintisinde bankanın pasif husumeti ve istisna ispat yükü

Gerekçe özeti

KKDF kesintisi bankanın hesaplarına giren bir bedel olmayıp Maliye Bakanlığı'na aktarılan bir tutar olsa da, kesintiyi bizzat hesaplayıp müşteriden tahsil eden banka, bu işlem nedeniyle açılan davada pasif husumet ehliyetine sahiptir; sırf kesintinin nihai olarak kamu kurumuna aktarılıyor olması, bankanın davada taraf sıfatını ortadan kaldırmaz. Öte yandan, gerçek kişi kredi borçlusunun KKDF istisnasından yararlanabilmesi için kredinin veya elde edilen iktisadi kıymetin fiilen ticari/mesleki faaliyette kullanıldığının ispatı gerekir; bu ispat yükü istisnadan yararlanmak isteyen taraf üzerindedir ve ispatlanamaması halinde banka tarafından yapılan geçmişe dönük kesinti mevzuata uygun kabul edilir. Kredi sözleşmesi kapsamında dosya masrafı/komisyon kesintisine muvafakat verilmişse ve bu muvafakatin hangi krediye ilişkin olduğu kredi kullanım tarihleri ve tutarlarıyla örtüşüyorsa, taraflar arasında karşılıklı irade ile maktu olarak belirlenen bu bedelin iadesi istenemez.

Emsal değeri

Karar, KKDF kesintisi nedeniyle açılan davalarda, kesintiyi bizzat hesaplayıp tahsil eden bankanın -kesinti nihai olarak kamu kurumuna aktarılsa da- pasif husumet ehliyetine sahip olduğunu netleştirmesi; ayrıca istisnadan yararlanma koşullarının (ticari/mesleki kullanım) ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu vurgulaması bakımından bölgesel ikna edici emsal değeri taşımaktadır.

Kavramlar: Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu (KKDF) pasif husumet ehliyeti dosya masrafı/komisyon kesintisi istisna/muafiyet ispat yükü genel kredi sözleşmesi ıslah

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/440

KARAR NO 2022/1782

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 17/12/2019

NUMARASI 2016/855 Esas 2019/980 Karar

DAVA

Alacak

İSTİNAF KARAR TARİHİ 15/12/2022

İlk derece mahkemesince verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; davacının davalı bankadan 28/04/2011 tarihinde 3.250.000-USD kredi çektiğini, müteakip çektiği krediyi erken ödeme yaparak kapattığını, davalı banka tarafından ilk aylarda Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu (KKDF) için kesintiler yapılmadığını, bankalar ve finansman şirketlerince gerçek kişilere ticari amaçla kullandırılan diğer kredilerde KKDF kesintisi yapılamayacağının açıkça belirtilmesine rağmen davalı banka tarafından müvekkilinden KKDF kesintisi yapıldığını, yine müvekkilinden dosya masrafı adı altında da kesintiler yapıldığını, davacıdan haksız şekilde virman suretiyle tahsil edilen KKDF ve dosya masraflarının miktarlarının tam olarak tespiti ve iadesi için davalı bankaya başvurulduğunu, ancak sonuç alınamadığını, bunun üzerine davalı bankaya ihtarname keşide edildiğini, davalı bankanın cevabi ihtarnamesi ile talebin reddedildiğini, davacının kullandığı kredi nedeniyle yapılan kesintilerin haksız ve hukuki dayanağının bulunmadığını belirterek haksız olarak tahsil edilen KKDF kesintisine karşılık şimdilik 500-USD'nin ve dosya masrafına karşılık şimdilik 500-USD'nin dava tarihinden itibaren işleyecek kamu bankalarınca 1 yıl vadeli USD mevduatına uygulanan en yüksek mevduat faizi oranı ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.

Davacı vekili 31/08/2018 tarihinde sunduğu ıslah dilekçesi ile KKDF kesintisi nedeniyle talebini 46.337-USD'ye yükseltmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; sözleşmelerde kredinin erken kapatılması halinde alınacak ücretlerin açık ve anlaşılabilir şekilde yer aldığını, tacir olan ve basiretli davranma yükümlülüğü altında olan davacının sözleşmeleri özgür iradesiyle imzaladığını, yine kredinin erken kapatılması nedeniyle ve sözleşme gereğince tahakkuk edecek kesintilerin yapılması yönündeki talimatını da imzalayarak bankaya tevdi ettiğini, 28/04/2011 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinin 2.09 maddesinde kredinin erken ödemeyle kapatılması halinde banka tarafından davacıdan yapılacak tahsilatların açıkça düzenlendiğini, davacının ayrıca imzasıyla onayladığı kendi el yazısı ile kesintilerin yapılması talimatı verdiğini, yine kredi sözleşmelerinin eki ve ayrılmaz parçası niteliğindeki sözleşmede yapılacak tahsilatların açıkça yer aldığını ve davacının imzalayarak ve kabul ederek taahhütte bulunduğunu, tacir olan müvekkilinin sağladığı krediler nedeniyle sözleşmelerle kararlaştırılan kesintileri yapmaya hakkının olduğunu, KKDF kesintisinin davalı hesaplarına giren bir bedel olmadığını, maliyeye yatırılmak üzere yasa gereği yapılan bir kesinti olduğunu, bu alacak nedeniyle davalıya husumet yöneltilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davacının kredi kullandırılması ve dosya masrafı ile diğer masrafların hesaptan tahsil edilmesi hususunda bankaya yazılı talimat verdiği, yanlar arasındaki sözleşme hükümlerine göre de dosya masrafı dahil olmak üzere kredi sebebiyle yapılacak tahsilatların sözleşmede açıkça yer aldığı göz önüne alındığında davalının dosya masrafı tahsilatının dayanağının bulunduğu, bilirkişi raporlarında etraflıca açıklandığı üzere, tahsil edilmiş ücretin diğer emsal müşterilere kullandırılan kredilere uygulanan ücretlerle uyumlu olduğu, ortalamanın altında tahsilat yapılması nedeniyle makul olduğu, davacının dosya masrafını talep etmesinde haksız olduğu, bunun dışında kanuni düzenleme kapsamında bankaların hesapladıkları KKDF kesintilerini bağlı bulundukları vergi dairesine izleyen ayın 15.

günü akşamına kadar bildirecekleri ve aynı süre içinde ödeyecekleri, genel bütçeye gelir kaydedilmek üzere hesaplarına intikal ettirilen kesintilerin tahakkuk ve tahsilinin Maliye Bakanlığınca vergi gelirlerine ilişkin yetkileri kapsamında takip edileceği hükme bağlanmakla finans kuruluşlarının krediler üzerinden yaptığı KKDF kesintisinin bankaya ait olmayıp Maliye Bakanlığı bünyesindeki fona ait olduğu, davacının kullandığı kredi sebebi ile hesaplanıp davalı ... tarafından ilgili vergi dairesine ödendiği anlaşılan KKDF kesintilerinin iadesi için davalıya husumet yöneltilmeyeceği, davacının bu istemi için Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığının özelgesiyle belirlendiği gibi, KKDF kesintisi yapan davalı bankanın kurumlar vergisi yönünden bağlı olduğu vergi dairesine gerekli evraklarla müracaat etmesi gerektiği gerekçesiyle dosya masrafına yönelik talep bakımından esastan, KKDF kesintisi ile ilgili talep bakımından ise davalının pasif husumet ehliyeti bulunmaması nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinden haksız şekilde tahsil edilen KKDF ile ilgili Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 06/06/2012 ve 29/01/2014 tarihli özelgelerinin bulunduğunu, KKDF kesintisinden muaf olabilmek için İTO üyelik belgesi ile vergi levhasının yeterli görüldüğünü, gerçek kişilere ticari amaçla kullanılmak kaydıyla menkul alım ve satımı için kullandırılan kredilerin tüketici kredisi kapsamına girmediğini, bu nedenle Bakanlar Kurulu kararı gereğince kesintiye tabi tutulamayacağını, mevzuat gereği kesinti yapılmaması gerekirken kesinti yapan bankanın müvekkilini zarara uğratması nedeniyle müvekkiline karşı bizzat sorumlu olduğunu, dosya kapsamında davalının bahsi geçen tutarı vergi dairesine ödediğine ilişkin hiç bir dekont ya da kaydın sunulmadığını, kaldı ki davalı tarafından 46.337-USD kesinti yapıldığı halde aynı gün TL'ye çevrilerek 81.831,14-TL KKDF cezası kesildiğini, davalının vergi dairesine ödeme yapmış olması halinde 81.831,14-TL üzerinden ödeme yapılabileceğini ve vergi dairesinden ancak bu miktarı iade alabileceklerini, oysa davalı bankanın USD üzerinden kesinti yaptığını, güncel kur dikkate alınarak hesaplama yapılması ve aradaki farkın ödenmesi halinde dahi müvekkilinin davalıdan 192.484,04-TL alacaklı olacağını, mahkemece bu hususların tartışılmadığını, taraflar arasındaki krediye ilişkin ödeme planında da KKDF kesintisi yapılmayacağının açıkça belirtildiğini, müvekkilinin yükümlülüklerine aykırı davranması halinde KKDF ödemeyi kabul ettiğini, ancak müvekkilinin yükümlülüklerine aykırı hiç bir davranışının bulunmadığını, yine müvekkilinin daha önce kullandığı kredinin de erken ödeme ile kapatıldığını, ancak hiç bir şekilde KKDF kesintisi yapılmadığını, 35.000-USD lik dosya masrafı kesintisinin 28/04/2011 tarihli dava konusu krediye ilişkin olmadığını, dosya masrafının 22/07/2008 tarihinde kullanılan 2.000.000-USD bedelli kredi için alındığını, ayrıca tahsil edilen 35.000-USD nin fahiş olduğunu, bankaca kredi için hiç bir işlem yapmadığını, Yargıtay kararlarının da aynı yönde olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, genel kredi sözleşmesi kapsamında dosya masrafı ve KKDF adı altında yapılan kesintisinin ödenmesi istemine ilişkindir.Davacı vekili, davalı bankanın müvekkiline kullandırdığı kredi kapsamında dosya masrafı ve KKDF adı altında kesinti yaptığını belirterek yapılan kesintilerin iadesini talep etmektedir. Davalı banka da KKDF kesintisinin davalı hesaplarına giren bir bedel olmadığını, maliyeye yatırılmak üzere yasa gereği yapılan bir kesinti olduğunu, bu alacak nedeniyle davalıya husumet yöneltilemeyeceğini, dosya masrafı olarak yapılan tahsilatın taraflar arasında müzakere edilerek imzalanan kredi sözleşmelerinden kaynaklandığını, davacının dosya masrafı için tahsilat yapılmasını kabul ve taahhüt ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece ise, KKDF kesintisi ile ilgili talep bakımından kesintinin Maliye Bakanlığı'na aktarılan bir bedel olduğu, davalıya husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle pasif husumet yokluğu nedeniyle; dosya masrafı adı altında yapılan kesinti yönünden ise davacının muvafakatinin bulunduğu, ayrıca kesintinin emsallere göre makul olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.KKDF kesintisi yönünden; davacı tarafından davalı bankadan kullanılan 28/04/2011 tarihli kredinin 46.337-USD KKDF ödenmek suretiyle 06/03/2013 tarihinde süresinde önce kapatıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece KKDF kesintisi yönünden davalının pasif husumeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de;

davacının kullandığı kredi ile ilgili KKDF kesintisine yönelik vergi dairesince veya diğer merciler tarafından doğrudan yapılan bir tahakkuk bulunmamaktadır. Bahsi geçen kesinti doğrudan banka tarafından hesaplanarak davacıdan alınmıştır. Davacı, muafiyet nedeniyle kendisinden KKDF kesintisi yapılamayacağını iddia etmekte olup davacının muhatabı kendisinden kesintiyi yapan davalı banka olduğundan davalının pasif husumet ehliyetine sahip olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle mahkemece davanın pasif husumet ehliyeti nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.Bakanlar Kurulu'nun 07/06/1988 tarihli 88/12944 sayılı kararı ile Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu ihdas edilmiş olup; anılan düzenlemede bankalar, özel finans kurumları ve finansman şirketlerinin Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nca yayımlanacak tebliğlerde belirtilen esaslara göre tahakkuk ettirdikleri fon kesintileri ile vadeli ithalatta tahsil ettikleri fon kesintilerini tahakkuk veya tahsilatı izleyen ayın 15 inci günü akşamına kadar Fon'a yatırmak zorunda oldukları, fon kesintilerinin yatırılmasından, kredi kullanan, krediyi kullandıran veya kullanılmasına aracılık eden ve vadeli ithalatta tahsilatı yapan bankalar, özel finans kurumları, finansman şirketleri ve gümrük idarelerinin sorumlu olduğu düzenlenmiştir.

Bunun dışında KKDF kesintisi istisnalarına ilişkin düzenlemeler Bakanlar Kurulu kararlarında yer almaktadır. TCMB tarafından yayımlanan tebliğlerde de KKDF kesintisi istisnalarına yer verilmiştir. Anılan düzenlemelere göre KKDF kesintisi, banka açısından gelir kalemi olmayıp tahsil edilen tutarlar Maliye Bakanlığı'na aktarılmaktadır.Bu nedenle başta kesintiye tabi tutulmasa bile sonradan kesintiye tabi hale gelen krediler nedeniyle fon kesintisi yapılacağını kabul etmek gerekir.Çünkü, bu konuda kredi kullandırılan kuruluşlara takip etme yükümlülüğü verilmiş olup, müeyyide uygulanması sonucu doğan fon kesintilerinin ilgili banka tarafından cezai faizi ile birlikte yatırılacağı belirtilmiştir (KKDF Hakkında 6 Sıra Nolu Tebliğ).Taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin Döviz kredisine ilişkin 8.01 maddesinde müşterinin, gerek Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanunu, gerekse dış ve iç işlemler ile ilgili hususları düzenleyen ve/veya düzenlenecek olan her türlü yasa, kararname, yönetmelik, tebliğ, mevzuat ve saire hükümleri uyarınca müşteri tarafından yerine getirilmesi gerekli bilcümle yükümlülüğü, bankanın hiç bir ihtar ve uyarısına gerek kalmadan yerine getireceği, bu hususa uyulmamasından doğan sorumluluğun müşteriye ait olacağı kararlaştırılmıştır.

Yine davalıya kullandırılan kredi ile ilgili ödeme planında davacının KKDF muafiyetinden yararlandırıldığı anlaşılmakta ise de kur artışları ile ilgili KKDF ve BSMV yükümlülüklerinin müşteri tarafından karşılanacağı belirtilmiştir.12/05/1988 tarihli 88/12944 sayılı Bakanlar Kurulu kararına ilişkin KKDF Hakkında 6 Sıra Nolu Tebliğin 2. Maddesinde, bankalar ve finansman şirketlerince kullandırılan tüketici kredileri üzerinden (gerçek kişilere ticari amaçla kullanılmamak kaydıyla kullandırılan krediler) % 15 oranında, diğer krediler üzerinden ise % 0 oranında KKDF kesintisi yapılacağı düzenlenmiştir. Düzenlemelerden anlaşıldığı üzere, gerçek kişi olan kredi borçlusunun KKDF istisnasından yararlanabilmesi, kredinin ticari ve mesleki amaçla kullanılmasına bağlıdır.Kredinin kapatıldığı tarihten sonra olsa da konunun açıklığa kavuşturulması adına Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 09/01/2014 tarihli 70903105-165.01.03(143)-10181 sayılı özelgesinde "...

basif usulde vergiye tabi kişilerin vergi mükellefiyeti bulunmayan gerçek kişilerden satın alacakları gayrimenkul veya ticari araç gibi iklisadi kıymetler için kullanacakları krediler üzerinden KKDF kesintisi yapılmaması için; krediyi kullanacak basit usulde vergiye tabi kişilerin ilgili bankaya, vergi levhası ile oda kayıt belgesini ibraz etmeleri ve gayrimenkul veya ticari araç gibi iktisadi kıymetlerin ticari faaliyette kullanılacağına dair yazılı beyanda bulunmaları gerekmektedir..." şeklinde açıklamaya yer verilmiştir. Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, KKDF istisnasından yararlanılabilmesi için kredinin veya kredi ile elde edilecek iktisadi kıymetlerin iktisadi faaliyetlerde kullanılması zorunludur.Davalı banka tarafından davalıya 28/04/2011 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında aynı tarihte 3.264.000-USD kredi kullandırıldığı ve ödeme planında KKDF tutarının % 0 olarak belirlendiği anlaşılmaktadır.

Davacı gerçek kişi olup Gelir İdaresi Başkanlığından gelen yazı cevabında davalının, gerçek usulde gelir vergisi mükellefi olduğu ve ikinci sınıf tüccar olarak işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu belirtilmiştir. Davalı banka, bahsi geçen kredinin tacir sıfatıyla davacıya taşınmaz alımı için kullandırıldığını, KKDF kesintisi yapılmaması için, krediyi kullanacak basit usulde vergiye tabi kişilerin ilgili bankaya, vergi levhası ile odaya kayıt belgesini ibraz etmeleri ve taşınmaz veya ticari araç gibi iktisadi kıymetlerin ticari faaliyette kullanılacağına dair yazılı beyanda bulunması gerektiği halde ve davacıya bu konuda süre verildiği halde davacının krediye konu taşınmazı işletme defterine işletmemesi ve üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemesi nedeniyle yasa gereğince geçmişe dönük KKDF kesintisi yapıldığını belirtmektedir.

Buna karşılık davacı tarafça bahsi geçen kredinin ve kredi ile elde edilen iktisadi kıymetlerin ticari ve mesleki amaçla kullanıldığına ilişkin bir delil ibraz edilmemiştir. Davacıya kullandırılan ve süresinden önce kapatılan kredinin davacının ticari faaliyetlerinde kullanıldığına ilişkin ispatlayıcı bilgi ve belge bulunmadığından davacı KKDF istisnasından yararlanması gerektiğini ispatlayamamıştır. Bu nedenle davalı banka tarafından KKDF kesintisi yapılması mevzuat gereği olup davacı haklılığını ispatlayamadığından KKDF kesintisine ilişkin talep yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir.Dosya masrafı yönünden; Bankalarca masraf ve komisyon adı altında yapılan tahsilatların yasal dayanağı, kredi kullandırıldığı tarihte yürürlükte bulunan 09.12.2006 tarihli RG’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan 2006/1 sayılı Tebliğ hükümleridir.

Tebliğin 4. maddesinde, "Bankalarca, ... üye işyeri komisyonu hariç faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırları serbestçe belirlenir." denilmektedir. Bankacılık teamüllerine göre ilk kredi kullandırımında yapılması gereken istihbarat, haberleşme ve operasyonel vs. gibi işlemlerin bir maliyeti bulunduğundan müşteriden bu kapsamda masraf veya komisyon adı altında ücret talep edilebilecektir. Bankalar tarafından alınacak olan dosya masrafı bakımından sözleşmede açıkça bir tutar ve oran bulunmadığında, anılan yasal düzenleme gereğince Merkez Bankasına bildirimde bulunulup bulunulmadığının araştırılması gerekmekle bildirim yapılmamış olması durumunda emsal banka uygulamalarının araştırılması ile alınan komisyon bedelinin emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir (Yargıtay 11.

H D’nin 30/05/2018 tarihli 2016/11932 E., 2018/4158 K. sayılı kararı).Somut olayda, taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin 2.08 maddesinde dosya masrafı, komisyon, vergi vs. gibi kalemlerin müşteriden tahsil edileceği düzenlenmiş olup davacı bankaya sunduğu dilekçesi ile 35.000-USD komisyon ve dosya masrafı tahsil edilmesine muvafakat etmiştir. Davacı bahsi geçen dosya masrafı kesintisi talimatının 28/04/2011 tarihinde imzalanan kredi sözleşmesinden değil, bu tarihte kapatılan 22/07/2008 tarihinde kullanılan kredi sözleşmesi nedeniyle verildiğini iddia etmektedir. Davacı, 28/04/2011 tarihli dilekçesi ile ... nolu taksitli kredinin kapatılarak komisyon ve masrafların hesabından tahsilini talep etmiştir.Bunun dışında davacı, davalı bankadan sonradan kullandığı 28/04/2011 tarihli kredi ile ilgili ...

nolu hesabına 3.264.000-USD 60 ay vadeli kredi kullandırılarak 35.000-USD komisyon ve dosya masrafının tahsilini talep ettiğine göre davacının muvafakatinin 28/04/2011 tarihinde kullandığı 3.264.000-USD kredi için verildiğini kabul etmek gerekmektedir. Bu durumda davacıdan alınan komisyon ve dosya masrafı adı altında alınan bedelin taraflar arasında maktu olarak karşılıklı irade ile kararlaştırılan bir bedel olduğu, dolayısıyla iadesinin istenemeyeceği anlaşıldığından davacı vekilinin bu alacak kalemi yönünden aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle; KKDF kesintisi talebi yönünden davanın pasif husumet nedeniyle usulden reddi doğru olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, bahsi geçen hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından yerinde olmayan davanın reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/12/2019 Tarih 2016/855 Esas 2019/980 Karar sayılı kararın HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Yerinde olmayan davanın REDDİNE" İlk Derece yargılamasına ilişkin; "Alınması gereken 80,70-TL harcın, davacı tarafından yatırılan 50,20-TL peşin harç ve 5.031,24‬-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 5.081,44-TL harçtan mahsubu ile fazla olan 5.000,74‬-TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan 101,50-TL yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Davalı vekili için takdir olunan 2.725-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Karar kesinleştiğinde talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine" Davacı tarafından yatırılan 54,40-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde iadesine, Davacı tarafça yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan 8,50-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 15/12/2022

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.