6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Maddi ve Manevi Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/2513 E. 2025/2479 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
atk raporu tıbbi kötü uygulama aydınlatma yükümlülüğü ba formu maddi ve manevi tazminat maddi tazminat avans faizi kesin hüküm

Atıf yapılan mevzuat: HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Adli Tıp Kurulu (ATK) raporunda belirtildiği üzere davacı anneye yapılan tarama testinin risk sınırının altında olduğundan güncel uygulamalarda davacı anneye amniosentez önerilmesinin beklenmediği, gebelik takip sürecinde yapılan ...’lerde fetal anomali saptanmadığı, bu nedenle hekimin ikili ve üçlü testlerde risk bulunmayan durumlarda artık daha ileri tetkik olan CVS veya amniosentez yaptırılmasının önerilmesi ve bunlar hakkında bilgi verilmesi gerekliliğinin bulunmadığı, dosyadaki delil ve belgeler ile alınan ATK raporu ile sigortalı Dr. ...'nun davacı ...'un durumuna uygun tetkikleri istediği, doğru hekimlik yaptığı, tıbbi kötü uygulamasının bulunmadığı, hastayı aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirdiği, yapılan mevcut testlerde gebelikte riskli bir durum bulunmadığının anlaşılması ile daha ileri testler olan CVS veya amniosentez yaptırılmasını önerilmesi ve bunlar hakkında bilgi verilmesi gerekliliğinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hasta kayıtlarının incelenmesinde tıbbi kayıtlar arasında hasta tarafından imzalanmış herhangi bir onam formunun yer almadığı, dosyadaki mevcut tıbbi kayıtlardan hastanın genetik hastalıklar konusunda bilgilendirildiğine dair yazılı bir belge (aydınlatma formu) düzenlenmediği, bu durumda davacı annenin, uygulanan ve diğer tanı, tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hasta sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri, komplikasyonları ve reddetme durumda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri konusundaki bilgilendirmenin, davalının sigortalısı olan dava dışı uzman doktorlar tarafından davacı hastanın sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde yapılmadığı, bu şekilde aydınlatma yükümlülüğünün mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirildiğinin ispatlanamadığı, davacı annenin düşük risk grubunda bulunması halinde dahi hekimin yine de çocuğun ... sendromlu olabileceğini ve kesin tanı için yapılması gerekenler ile bunların risklerini davacılara usulünce açıklayarak onları aydınlatması gerektiği, ancak somut olayda davacının, sigortalı hekim tarafından teşhise yönelik ileri düzeyde tetkikler istenilmediği gibi, bu konuda bilgilendirildiğine dair yazılı bir belge de düzenlenmediği, oluşan zararın poliçe kapsamında olduğu ve davalıdan talep edilebileceği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne, maddi tazminat talebi yönünden davanın kabulü ile 720.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, manevi tazminat talebi yönünden davanın kabulü ile 40.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, 20.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, 20.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A.Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, aydınlatma yükümlülüğünün ihlali nedeniyle maddi - manevi tazminat istemine ilişkindir.

B.Değerlendirme ve Gerekçe

Adli Tıp Kurumu'nun 31.01.2022 tarihli raporunda ve bu raporu teyit eden 27.05.2022 tarihli raporda "kişiye yapılan tarama testinin risk sınırının altında olduğundan güncel uygulamalarda kişiye amniosentez önerilmesinin beklenmediği, gebelik takip sürecinde yapılan ...’lerde fetal anomali saptanmadığı birlikte değerlendirildiğinde; gebelik takibi sürecinde görev Kadın Doğum Uzmanı Dr....’ eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu,

davacı anneye yapılan tarama testinin risk sınırının altında olduğundan güncel uygulamalarda davacı anneye amniosentez önerilmesinin beklenmediği, gebelik takip sürecinde yapılan ...’lerde fetal anomali saptanmadığı bu nedenle hekimin ikili ve üçlü testlerde risk bulunmayan durumlarda artık daha ileri tetkik olan CVS veya amniosentez yaptırılmasını önermesi ve bunlar hakkında bilgi vermesi gerekliliği bulunmadığı" şeklinde görüş bildirilmiştir. Bu raporlardan açıkça anlaşıldığı üzere somut dosyaya konu gebelikte, gebelik takibi yapan doktorun gebelik takibinde bir kusurunun olmadığı, gerekli test ve görüntülemeleri yerine getirdiği, davacı annenin ikili test sonucu düşük riskli olduğu kabul edildiği için daha ileri tetkikler hususunda anne ve babayı aydınlatması gereken bir durum bulunmadığı yani aydınlatma görevi olmadığı için olmayan yükümlülüğün ihlalinden de söz edilemeyeceği, bu itibarla tüm davacılar açısından maddi ve manevi tazminat davasının reddine karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Tıbbi malpractice tazminatı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1620 E. 2022/7142 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tıbbi kötü uygulamaya ilişkin sigorta tazminatı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1849 E. 2019/7606 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat | Maddi manevi tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5439 E. 2024/1756 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

3 benzer karar daha
  • Tıbbi malpractice tazminatı | Manevi tazminat | Kararın kaldırılması | Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3914 E. 2023/6113 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tıbbi malpractice tazminatı | Manevi tazminat | Kararın kaldırılması | Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3914 E. 2023/6113 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Adli Tıp raporu gözetilmeden hekim sorumluluğuna hükmedilemez

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6193 E. 2025/209 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2024/2513 E.  ,  2025/2479 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 15.04.2025 günü hazır bulunan davacılar vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

KARAR

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili ... ve ...'un küçük ...'un annesi ve babası olduğunu, annenin gebelik takibinin dava dışı Dr. ... tarafından yapıldığını, hekimin tıbbi uygulamaya ilişkin zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesinin 08.08.2019-08.08.2020 tarihlerinde geçerli olmak üzere davalı şirket tarafından düzenlendiğini, sigortalı doktorun gebelik takibinde davacı anneyi ... sendromunu tespit eden testler, doğruluk oranları, alternatif tespit seçenekleri ve bunların reddedilmesi halinde ortaya çıkacak riskler konusunda usulünce aydınlatmayarak küçük ...'un ... sendromlu olarak doğmasına sebebiyet verdiğini, oysa ... sendromunun gebelikte tespiti mümkün olan, tespiti halinde gebeliğin sonlandırılmasına izin verilen bir özür olduğunu, davanın, sigortalı doktorun davacıları aydınlatmaması sebebine dayandığını, davacıların aydınlatılmış onamını aldığını ispat yükünün davalı üzerinde olduğunu ileri sürerek müvekkili küçük ...

için 430.000,00 TL işgörememezlik tazminatı, 40.000,00 TL manevi tazminat, ... için 20.000,00 TL manevi tazminat, ... için 20.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere 510.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini talep etmiş, bedel arttırım dilekçesi ile maddi tazminat talebini 720.000,00 TL'ye yükseltmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; talep edilen tazminatın sigorta poliçesinin teminat kapsamında değerlendirilemeyeceğini, davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini, sigortalı hekimin dahil olduğu gebelik sürecinde herhangi bir özen eksikliğinin bulunmadığını, gebelik takiplerinde ... sendromu ve testler hakkında bilgilendirme yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Adli Tıp Kurulu (ATK) raporunda belirtildiği üzere davacı anneye yapılan tarama testinin risk sınırının altında olduğundan güncel uygulamalarda davacı anneye amniosentez önerilmesinin beklenmediği, gebelik takip sürecinde yapılan ...’lerde fetal anomali saptanmadığı, bu nedenle hekimin ikili ve üçlü testlerde risk bulunmayan durumlarda artık daha ileri tetkik olan CVS veya amniosentez yaptırılmasının önerilmesi ve bunlar hakkında bilgi verilmesi gerekliliğinin bulunmadığı, dosyadaki delil ve belgeler ile alınan ATK raporu ile sigortalı Dr. ...'nun davacı ...'un durumuna uygun tetkikleri istediği, doğru hekimlik yaptığı, tıbbi kötü uygulamasının bulunmadığı, hastayı aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirdiği, yapılan mevcut testlerde gebelikte riskli bir durum bulunmadığının anlaşılması ile daha ileri testler olan CVS veya amniosentez yaptırılmasını önerilmesi ve bunlar hakkında bilgi verilmesi gerekliliğinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hasta kayıtlarının incelenmesinde tıbbi kayıtlar arasında hasta tarafından imzalanmış herhangi bir onam formunun yer almadığı, dosyadaki mevcut tıbbi kayıtlardan hastanın genetik hastalıklar konusunda bilgilendirildiğine dair yazılı bir belge (aydınlatma formu) düzenlenmediği, bu durumda davacı annenin, uygulanan ve diğer tanı, tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hasta sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri, komplikasyonları ve reddetme durumda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri konusundaki bilgilendirmenin, davalının sigortalısı olan dava dışı uzman doktorlar tarafından davacı hastanın sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde yapılmadığı, bu şekilde aydınlatma yükümlülüğünün mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirildiğinin ispatlanamadığı, davacı annenin düşük risk grubunda bulunması halinde dahi hekimin yine de çocuğun ...

sendromlu olabileceğini ve kesin tanı için yapılması gerekenler ile bunların risklerini davacılara usulünce açıklayarak onları aydınlatması gerektiği, ancak somut olayda davacının, sigortalı hekim tarafından teşhise yönelik ileri düzeyde tetkikler istenilmediği gibi, bu konuda bilgilendirildiğine dair yazılı bir belge de düzenlenmediği, oluşan zararın poliçe kapsamında olduğu ve davalıdan talep edilebileceği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne, maddi tazminat talebi yönünden davanın kabulü ile 720.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, manevi tazminat talebi yönünden davanın kabulü ile 40.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, 20.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, 20.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A.Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, aydınlatma yükümlülüğünün ihlali nedeniyle maddi - manevi tazminat istemine ilişkindir.

B.Değerlendirme ve Gerekçe

Adli Tıp Kurumu'nun 31.01.2022 tarihli raporunda ve bu raporu teyit eden 27.05.2022 tarihli raporda "kişiye yapılan tarama testinin risk sınırının altında olduğundan güncel uygulamalarda kişiye amniosentez önerilmesinin beklenmediği, gebelik takip sürecinde yapılan ...’lerde fetal anomali saptanmadığı birlikte değerlendirildiğinde; gebelik takibi sürecinde görev Kadın Doğum Uzmanı Dr....’ eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu,

davacı anneye yapılan tarama testinin risk sınırının altında olduğundan güncel uygulamalarda davacı anneye amniosentez önerilmesinin beklenmediği, gebelik takip sürecinde yapılan ...’lerde fetal anomali saptanmadığı bu nedenle hekimin ikili ve üçlü testlerde risk bulunmayan durumlarda artık daha ileri tetkik olan CVS veya amniosentez yaptırılmasını önermesi ve bunlar hakkında bilgi vermesi gerekliliği bulunmadığı" şeklinde görüş bildirilmiştir. Bu raporlardan açıkça anlaşıldığı üzere somut dosyaya konu gebelikte, gebelik takibi yapan doktorun gebelik takibinde bir kusurunun olmadığı, gerekli test ve görüntülemeleri yerine getirdiği, davacı annenin ikili test sonucu düşük riskli olduğu kabul edildiği için daha ileri tetkikler hususunda anne ve babayı aydınlatması gereken bir durum bulunmadığı yani aydınlatma görevi olmadığı için olmayan yükümlülüğün ihlalinden de söz edilemeyeceği, bu itibarla tüm davacılar açısından maddi ve manevi tazminat davasının reddine karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1151285400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.