Adli Tıp raporu gözetilmeden hekim sorumluluğuna hükmedilemez
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/6193 E. 2025/209 K. · · İlk derece: İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Gebelik takibini yapan hekimlerin işlemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğunu ve atfı kabil kusur bulunmadığını mütalaa eden Adli Tıp Kurumu heyet raporu nazara alınmaksızın hekim sorumluluğuna dayalı davanın kabulüne karar verilemez. Ayrıca, engelli olarak doğan çocuğun kendi adına açtığı ve özünde "aydınlatma yapılsaydı doğmayacaktım" biçiminde tevil edilebilecek, geriye dönük ötenazi istemine dayanan tazminat talebinde hukuki yarar bulunmaz; parasal bir değere tekabül eden menfaat, kişinin kişilik haklarını ihlal eder şekilde talep ve dava konusu edilemez.
Ele alınan sorunlar
Atfı kabil kusur bulunmadığını mütalaa eden Adli Tıp Kurumu raporunun nazara alınmaması → kabul
Gerekçe: Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından tanzim edilen heyet raporunda özetle, gebelik takibini yapan hekimlerin işlemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu ve hekimin eylemine atfı kabil kusur bulunmadığı mütalaa edilmiştir. Mahkemece bu bilimsel rapor nazara alınmaksızın yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Down sendromlu doğan çocuğun kendi adına açtığı tazminat davasında hukuki yarar ve kişilik hakları → kabul
Gerekçe: Anayasa'nın 12 nci maddesi herkesin kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahip olduğunu; 17 nci maddesi herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğunu düzenlemektedir. Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme'nin giriş bölümünün (h) bendinde bir kişinin engelli olduğu için ayrımcılığa maruz kalmasının insanlık onuru ve değerinin de ihlali anlamına geldiği kabul edilmiş; 10 uncu maddesinde her insanın yaşama hakkına sahip olduğu yeniden onaylanarak engellilerin bu haktan diğer bireylerle eşit koşullarda yararlanmalarının sağlanacağı, 17 nci maddesinde engelli her kişinin beden ve ruh bütünlüğüne diğer bireylerle eşit şekilde saygı duyulması hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir. Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, down sendromlu doğan davacı çocuk bakımından açılan ve özünde "hekim zamanında aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirseydi rahimden tahliye edilecektim; sağ olarak dünyaya gelmemle hekimin ihmali arasında illiyet bağı bulunuyor" biçiminde tevil edilebilecek, geriye dönük ötenazi isteminden kaynaklanan tazminat talebinde hukuki yarar bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun kişilik haklarını ihlal etmektedir. Maddi ya da manevi, neticede parasal bir değere tekabül eden bir menfaat, kişilik haklarını ihlal eder şekilde talep ve dava konusu edilemez. Sosyal devlet ilkesi çerçevesinde engelli bireylere tanınan tüm haklardan davacı çocuğun da yararlanacağı şüphesizdir. Bu nedenle davacı çocuk hakkında kurulan hükümde de isabet bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Hekim sorumluluğunda Adli Tıp Kurumu heyet raporunun değerlendirilmesi zorunluluğu ve engelli doğan çocuğun kendi adına ileri sürdüğü, geriye dönük ötenazi istemine dayanan tazminat talebinde hukuki yarar bulunmadığı yönündeki tespit bakımından bağlayıcı emsal değeri taşır.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- hukuki yarar
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tıbbi kötü uygulama↗ zorunlu mali sorumluluk sigortası↗ aydınlatma yükümlülüğü↗ aydınlatılmış onam↗ atfı kabil kusur↗ Adli Tıp Kurumu raporu↗ illiyet bağı↗ hukuki yarar↗ kişilik hakları↗ sosyal devlet ilkesi↗ prenatal tanı↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5470 E. 2024/1868 K.
Ortak:tıbbi kötü uygulama · aydınlatma yükümlülüğü · zorunlu mali sorumluluk sigortası
İncelediğiniz kararda… 4.12.2020 tarihlerinde geçerli olmak üzere davalı ... tarafından, ...'ın ise 23.08.2020-23.08.2021 tarihleri arasında geçerli olmak üzere Anadolu Sigorta tarafından «tıbbi kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi» ile sigortalandığını, doktorların gebelik takibinde müvekkilini «down sendromunu» tespit eden testler, doğruluk oranları, alternatif tespit seçenekleri ve bunların reddedilmesi halinde ortaya çıkacak riskler konusunda usulünce aydınlatmayarak kü …
TEMYİZ A.Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, «tıbbi kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine» dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
… deki görüşe itibar edilemeyeceği, aydınlatmanın davacı annenin sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde yapıldığı ve davacı anneyi bu şekilde «aydınlatma yükümlülüğü» bulunan hekimin, bu yükümlülüğünü mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirdiğini geçerli delillerle ispatlamasının gerektiği, özürlü bir çocuk sahibi olmak istemeyen çiftlerin başvurusu üzerine gebelik takibi sürecine katılan hekimin, ana ve babanın yasal çerçevede gebeliği sonlandırma hakkına saygı gösterme ve tıbbi standartlara uygun prenantal tanı ile onlara kendileri açısından doğru karar vermeleri için gerekli parametreleri sunmak ile yükümlü olduğu, aile planması hak ve özgürlüğü her iki eşe birlikte ait olduğundan ve her iki eş de bu karardan aynı ölçüde etkilendiğinden, babanın da bu konudaki karar verme hak ve özgürlüğünün ihlal edildiği, istenmeden dünyaya gelen çocuk olaylarında hekim gebe kadını doğru olarak bilgilendirseydi gebe kadın gebeliği sonlandıracak idi ise, hekimin gebelik takibi veya prenatal tanıdaki yükümlülük ihlali ile çocuğun doğumu dolayısı ile ortaya çıkan zarar arasında «uygun illiyet bağının» varlığının kabul edildiği, gebeliği nedeni ile terdgin olan, belki bir hekimin görmediği bir bulguyu başka bir hekim de görebilir düşüncesinde olan ve birden fazla hekime gebelik takibini yaptıran bir annenin, birden fazla doktora gittiği gerekçesi ile davasının reddedilmesinin «hakkaniyete» aykırı olduğu, somut olaydaki durumun da benzer mahiyette olduğu, fer'i müdahil ...'ın davacı anneye ikili test önerdiği, üçüncü muyenesinde de riskli gebelik perinatoloji muayenesi önerdiğine dair herhangi bir kayıt bulunmadığı, kaldı ki fer'i müdahilin hem ikili testin normal çıktığını, bu nedenle ileri tetkiklere gerek olmadığını savunurken, aynı zamanda davacı anneye riskli gebelik yani perinatoloji muayenesi önerdiğini savunmasının da çelişkili bulunduğu, diğer fer'i müdahil hekim ...'ın ise özel hastanede çalışan bir hekim olduğu, hekim tarafından da davacıya perinatoloji muayenesi ve ayrıntılı ultrasonografi önerdiğine dair bir kayıt bulunmadığı, öte yandan bu hekimin de ikili testte «down sendromu» ihtimalinin çok düşük gelmesi nedeni ile üçlü ve dörtlü tarama testlerini önermediğini beyan etmişken devamında davacıya ileri tetkikleri önerdiğini belirtmesinin de çelişkili bulunduğu, ikili tarama testi sonuçlarındaki düşük ihtimal nedeni ile davacıya ileri tetkikler önerilmediği, hekimin çalıştığı hastanede ileri tetkik gerektiren müdahalelerin yapılamaması halinde de hekimin aydınlatma yükümlülüğüne dayalı «sorumluluktan kurtulamayacağı», ikili test sonucu düşük risk geldiği için üçlü test istenmediği, sonrasında ultrasonografi ile yapılan diğer muayenelerde de bebeğin down sendromlu olduğunun hekimlerce tespit edilemediği, somut olayda ikili tarama testi altında yazan tıbbi terimlerin «aydınlatılmış onam» olarak kabulünün mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince ayrı ayrı istinaf edilmiştir.
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen hususlar tekrar edilerek «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirdiğini davalının ispatlaması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:down sendromu · delil değerlendirmesi · ihbar olunan · riziko · ihbar · taşıyan · avans faizi · ibraz
Benzer bu karardaDAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde, ...'in, diğer davacıların çocuğu olduğunu, «ihbar olunan» Doktor ...'nın Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamında davalı şirket nezdinde sigortalı olduğunu, davalı ...'in hamileliği boyunca sigortalı doktor tarafından takip edildiğini, doktorun kötü tıbbi uygulamaları neticesinde davacı çocuğun «down sendromlu» olarak doğduğunu, hamilelik süresince doktor tarafından eksik yapılan uygulamalar ile çocuğun down sendromlu olduğunun tespitinin yapılmadığını, Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sağlık Kurulu Özürlü Raporu ile özrün %82 olarak tespit edildiğini, doktorun tam kusuruna dayanılmadığını, müteselsilen talepte bulunulduğunu, ... için 10.000,00 TL iş göremezlik ve 20.000,00 TL manevi tazminat, anne ... için 10.000,00 TL manevi tazminat, baba ... için 10.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 50.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, poliçenin azami «teminat» limitinin olay başına 400.000,00 TL olduğunu, 01.01.2014 tarihinde meydana gelen doğum için 10.08.2015 tarihinden önce sigortalıya bir bildirimde bulunulmuş ise, iddia edilen «rizikonun» poliçe vadesinden önce gerçekleşmiş sayılacağını, ayrıca önceki dönem poliçelerinde 1 aydan fazla boşluk bulunmaması gerektiğini, davacının iddialarını, illiyet bağını ispat etmesi gerektiğini, «down sendromunun» tüm testler yapılsa dahi tam olarak tespitinin mümkün olmadığını, tespit edilmiş olması halinde de tedavisinin anne karnında mümkün olmadığını, hastalığın kötü tıbbi müdahale nedeniyle oluşan bir hastalık olmadığını, önlenmesi ve tedavisinin mümkün olmadığını, hastalığın kalıtsal ve doğuştan olduğunu, çalışma gücünde daha önce bir eksikliğin bulunmaması, başkasının kusurlu hareketi ile var olan çalışma gücünün azalması veya yitirilmesi gerektiğini, dolayısıyla down sendromlu kişinin çalışma gücü kaybından bahsedilemeyeceğini belirterek, davanın sigortalıya «ihbarına» ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
… ...’in hamileliği boyunca 8 farklı kadın doğum hekimi tarafından muayene edildiği, bu muayenelerden sadece birinin, gebeliğinin 24. haftasında 23.08.2013 tarihinde «ihbar olunan» sigortalı Dr. ... tarafından yapıldığı, ek rapora göre «down sendromu» tarama testi olan üçlü tarama testinin sigortalı hekim tarafından istenmediği, üçlü tarama testi istem tarihi 09.07.2013 olup, davacı annenin sigortalı hekime yapt …
İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; varsayım üzerine karar verildiğini, davacı müvekkilleri ... ve ...'in okur yazar olmadıklarının dosyaya «ibraz» edilen 17.03.2016 tarihli vekaletnameden açıkça anlaşıldığını, Hasta Hakları Yönetmeliği'nin Bilgi Vermenin Usulü başlığını «taşıyan» 18. maddesinde " ...
-
Tazminat | Maddi manevi tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5439 E. 2024/1756 K.
Ortak:tıbbi kötü uygulama · aydınlatma yükümlülüğü · zorunlu mali sorumluluk sigortası
İncelediğiniz kararda… 4.12.2020 tarihlerinde geçerli olmak üzere davalı ... tarafından, ...'ın ise 23.08.2020-23.08.2021 tarihleri arasında geçerli olmak üzere Anadolu Sigorta tarafından «tıbbi kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi» ile sigortalandığını, doktorların gebelik takibinde müvekkilini «down sendromunu» tespit eden testler, doğruluk oranları, alternatif tespit seçenekleri ve bunların reddedilmesi halinde ortaya çıkacak riskler konusunda usulünce aydınlatmayarak kü …
TEMYİZ A.Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, «tıbbi kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine» dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
… deki görüşe itibar edilemeyeceği, aydınlatmanın davacı annenin sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde yapıldığı ve davacı anneyi bu şekilde «aydınlatma yükümlülüğü» bulunan hekimin, bu yükümlülüğünü mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirdiğini geçerli delillerle ispatlamasının gerektiği, özürlü bir çocuk sahibi olmak istemeyen çiftlerin başvurusu üzerine gebelik takibi sürecine katılan hekimin, ana ve babanın yasal çerçevede gebeliği sonlandırma hakkına saygı gösterme ve tıbbi standartlara uygun prenantal tanı ile onlara kendileri açısından doğru karar vermeleri için gerekli parametreleri sunmak ile yükümlü olduğu, aile planması hak ve özgürlüğü her iki eşe birlikte ait olduğundan ve her iki eş de bu karardan aynı ölçüde etkilendiğinden, babanın da bu konudaki karar verme hak ve özgürlüğünün ihlal edildiği, istenmeden dünyaya gelen çocuk olaylarında hekim gebe kadını doğru olarak bilgilendirseydi gebe kadın gebeliği sonlandıracak idi ise, hekimin gebelik takibi veya prenatal tanıdaki yükümlülük ihlali ile çocuğun doğumu dolayısı ile ortaya çıkan zarar arasında «uygun illiyet bağının» varlığının kabul edildiği, gebeliği nedeni ile terdgin olan, belki bir hekimin görmediği bir bulguyu başka bir hekim de görebilir düşüncesinde olan ve birden fazla hekime gebelik takibini yaptıran bir annenin, birden fazla doktora gittiği gerekçesi ile davasının reddedilmesinin «hakkaniyete» aykırı olduğu, somut olaydaki durumun da benzer mahiyette olduğu, fer'i müdahil ...'ın davacı anneye ikili test önerdiği, üçüncü muyenesinde de riskli gebelik perinatoloji muayenesi önerdiğine dair herhangi bir kayıt bulunmadığı, kaldı ki fer'i müdahilin hem ikili testin normal çıktığını, bu nedenle ileri tetkiklere gerek olmadığını savunurken, aynı zamanda davacı anneye riskli gebelik yani perinatoloji muayenesi önerdiğini savunmasının da çelişkili bulunduğu, diğer fer'i müdahil hekim ...'ın ise özel hastanede çalışan bir hekim olduğu, hekim tarafından da davacıya perinatoloji muayenesi ve ayrıntılı ultrasonografi önerdiğine dair bir kayıt bulunmadığı, öte yandan bu hekimin de ikili testte «down sendromu» ihtimalinin çok düşük gelmesi nedeni ile üçlü ve dörtlü tarama testlerini önermediğini beyan etmişken devamında davacıya ileri tetkikleri önerdiğini belirtmesinin de çelişkili bulunduğu, ikili tarama testi sonuçlarındaki düşük ihtimal nedeni ile davacıya ileri tetkikler önerilmediği, hekimin çalıştığı hastanede ileri tetkik gerektiren müdahalelerin yapılamaması halinde de hekimin aydınlatma yükümlülüğüne dayalı «sorumluluktan kurtulamayacağı», ikili test sonucu düşük risk geldiği için üçlü test istenmediği, sonrasında ultrasonografi ile yapılan diğer muayenelerde de bebeğin down sendromlu olduğunun hekimlerce tespit edilemediği, somut olayda ikili tarama testi altında yazan tıbbi terimlerin «aydınlatılmış onam» olarak kabulünün mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince ayrı ayrı istinaf edilmiştir.
Benzer bu kararda… sinde; müvekkili ...'nün 40 yaşında müşterek çocuk ...'ya gebe kalarak gebelik takibini Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde düzenli olarak yaptırdığını, ...'nın «down sendromlu» olarak dünyaya geldiğini, kontrolleri yapan Dr. ...'ın davalı ... şirketince sigortalandığını, müvekkili ...' in davalının sigortalısı doktor tarafından gebeliği boyunca defalarca muayene edilmiş olmasına rağmen ...'nın down sendromlu olup olmadığının tespit edilmesi ve tespiti halinde istenmeyen gebeliği sonlandırabilmesi mümkünken bu imkandan yararlanamadığını, doktor tarafından «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirmediğini, doktorun kusurlu olduğunu, davacı ...'nın down sendromlu olması nedeniyle maddi ve manevi olarak zorlukla mücadele etmek zorunda kalacağını ileri sürerek şimdilik ... için 10.000,00 TL «maddi tazminat», 50.000,00 TL manevi tazminat, anne ... için 50.000,00 TL manevi tazminat, baba ... için 50.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 160.000,00 TL «tazminatın dava» tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak müvekkillerine verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:down sendromu · re'sen gözetilme · tazminat davası · denetime elverişlilik · ispat yükü · kamu düzeni · maddi ve manevi tazminat · kötüniyet
Benzer bu kararda… RI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporuna göre, hastaya üçlü tarama testi sonucunun ve «down sendromu» için yüksek riskli olduğunun anlatıldığı, hekimin hastayı bilgilendirdiği ve amniyosentez, kordosentez gibi tanı testlerinin yapılmasının gerektiği bilgisinin hastaya iletildiği, bu konuda gerekli konsültasyonları istediği poliklinik epikriz notlarında yer aldığını, prenatal tanının yapılması için hastaya gerekli tüm bilgilendirme ve yönlendirmelerin uygun olarak yapıldığı, hastanın tanı testini yaptırmadığı, müdahalede bulunan doktorların uygulamasının doğru olup yapılması gerekenlerin doktorlar tarafından yapıldığı, söz konusu doktorların ihmal, «kötüniyet» ve eksik tıbbi uygulamasının bulunmadığının rapor edildiği, söz konusu raporun usul ve yasaya uygun olarak hazırlandığı ve «denetime elverişli» olduğu, tüm hususlar birlikte değerlendirildiğinde sigortalı doktorların kusurunun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… sinde; müvekkili ...'nün 40 yaşında müşterek çocuk ...'ya gebe kalarak gebelik takibini Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde düzenli olarak yaptırdığını, ...'nın «down sendromlu» olarak dünyaya geldiğini, kontrolleri yapan Dr. ...'ın davalı ... şirketince sigortalandığını, müvekkili ...' in davalının sigortalısı doktor tarafından gebeliği boyunca defalarca muayene edilmiş olmasına rağmen ...'nın down sendromlu olup olmadığının tespit edilmesi ve tespiti halinde istenmeyen gebeliği sonlandırabilmesi mümkünken bu imkandan yararlanamadığını, doktor tarafından «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirmediğini, doktorun kusurlu olduğunu, davacı ...'nın down sendromlu olması nedeniyle maddi ve manevi olarak zorlukla mücadele etmek zorunda kalacağını ileri sürerek şimdilik ... için 10.000,00 TL «maddi tazminat», 50.000,00 TL manevi tazminat, anne ... için 50.000,00 TL manevi tazminat, baba ... için 50.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 160.000,00 TL «tazminatın dava» tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak müvekkillerine verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; sigortalı hekimin kamu «görevlisi» olduğunu, kamu görevlisinin görevini ifası sırasındaki eylemlerine ilişkin «tazminat davalarının» ancak bağlı olduğu kamu kurumuna karşı açabileceğini, müvekkiline davanın yöneltilemeyeceğini, davanın «zamanaşımı» süreleri tüketildikten sonra açıldığını, davacının gebelik takibinde sigortalı hekim tarafından takip edildiği döneme ilişkin tüm testlerin eksiksiz yapıldığını, söz konusu testler ile «down sendromu» vb. anomalilerin %100 tespitinin mümkün olmadığını, yapılan üçlü tarama testinde down sendromlu olma riskinin yüksek olduğunun tespit edildiğini, konu ile ilgili h …
… amanın yazılı onam olmadığını ve ispat kabiliyetinde olmadığını, belgenin müvekkillerine verilmediğini, her zaman düzenlenebilecek nitelikte olduğunu, müvekkili ... «down sendromu» riskinin belirlenmesinde «kesin» tanının "amniyosentez" ile konulabileceğinin söylenmediği ve hiçbir şekilde önerilmediğini, müvekkilinin ilkokul mezunu olduğunu 19.11.2012 tarihli belgenin altındaki açıklamayı anlayabilecek eğitim seviyesinde olmadığını, davalının sorumluluğu için sundukları uzman görüşünde de belirtildiği gibi hekimin kusurunun şart olmadığını, taraflar arasında vekillik ilişkisi kurulduğunun sabit olduğunu, bu kapsamda geçerli bilgilendirme yapıldığının «ispat yükünün» davalıda olduğunu, Yargıtay'ın bu konuda çok sayıda emsal ilamı olduğunu, müvekkiline Dr. ... tarafından amniyosentez önerildiğinin ispat edilemediğini belirterek …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/2932 E. 2025/1562 K.
Ortak:tıbbi kötü uygulama · aydınlatma yükümlülüğü · zorunlu mali sorumluluk sigortası · kişilik hakları · illiyet bağı · hukuki yarar · dava şartı · Manevi tazminat
İncelediğiniz karardaAnılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta «down sendromlu» doğan davacı çocuk bakımından açılan davada, “Hekim, zamanında «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirmiş olsaydı ölümcül şekilde rahimden tahliye edilecektim, sağ olarak dünyaya gelmemle, hekimin ihmali arasında «illiyet bağı» bulunuyor" şeklinde tevil edilebilecek bir dava ile geriye dönük ötenazi isteminden kaynaklanan tazminat talebinde «hukuki yarar» bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun «kişilik haklarını ihlal» etmektedir.
… 4.12.2020 tarihlerinde geçerli olmak üzere davalı ... tarafından, ...'ın ise 23.08.2020-23.08.2021 tarihleri arasında geçerli olmak üzere Anadolu Sigorta tarafından «tıbbi kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi» ile sigortalandığını, doktorların gebelik takibinde müvekkilini «down sendromunu» tespit eden testler, doğruluk oranları, alternatif tespit seçenekleri ve bunların reddedilmesi halinde ortaya çıkacak riskler konusunda usulünce aydınlatmayarak kü …
… deki görüşe itibar edilemeyeceği, aydınlatmanın davacı annenin sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde yapıldığı ve davacı anneyi bu şekilde «aydınlatma yükümlülüğü» bulunan hekimin, bu yükümlülüğünü mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirdiğini geçerli delillerle ispatlamasının gerektiği, özürlü bir çocuk sahibi olmak istemeyen çiftlerin başvurusu üzerine gebelik takibi sürecine katılan hekimin, ana ve babanın yasal çerçevede gebeliği sonlandırma hakkına saygı gösterme ve tıbbi standartlara uygun prenantal tanı ile onlara kendileri açısından doğru karar vermeleri için gerekli parametreleri sunmak ile yükümlü olduğu, aile planması hak ve özgürlüğü her iki eşe birlikte ait olduğundan ve her iki eş de bu karardan aynı ölçüde etkilendiğinden, babanın da bu konudaki karar verme hak ve özgürlüğünün ihlal edildiği, istenmeden dünyaya gelen çocuk olaylarında hekim gebe kadını doğru olarak bilgilendirseydi gebe kadın gebeliği sonlandıracak idi ise, hekimin gebelik takibi veya prenatal tanıdaki yükümlülük ihlali ile çocuğun doğumu dolayısı ile ortaya çıkan zarar arasında «uygun illiyet bağının» varlığının kabul edildiği, gebeliği nedeni ile terdgin olan, belki bir hekimin görmediği bir bulguyu başka bir hekim de görebilir düşüncesinde olan ve birden fazla hekime gebelik takibini yaptıran bir annenin, birden fazla doktora gittiği gerekçesi ile davasının reddedilmesinin «hakkaniyete» aykırı olduğu, somut olaydaki durumun da benzer mahiyette olduğu, fer'i müdahil ...'ın davacı anneye ikili test önerdiği, üçüncü muyenesinde de riskli gebelik perinatoloji muayenesi önerdiğine dair herhangi bir kayıt bulunmadığı, kaldı ki fer'i müdahilin hem ikili testin normal çıktığını, bu nedenle ileri tetkiklere gerek olmadığını savunurken, aynı zamanda davacı anneye riskli gebelik yani perinatoloji muayenesi önerdiğini savunmasının da çelişkili bulunduğu, diğer fer'i müdahil hekim ...'ın ise özel hastanede çalışan bir hekim olduğu, hekim tarafından da davacıya perinatoloji muayenesi ve ayrıntılı ultrasonografi önerdiğine dair bir kayıt bulunmadığı, öte yandan bu hekimin de ikili testte «down sendromu» ihtimalinin çok düşük gelmesi nedeni ile üçlü ve dörtlü tarama testlerini önermediğini beyan etmişken devamında davacıya ileri tetkikleri önerdiğini belirtmesinin de çelişkili bulunduğu, ikili tarama testi sonuçlarındaki düşük ihtimal nedeni ile davacıya ileri tetkikler önerilmediği, hekimin çalıştığı hastanede ileri tetkik gerektiren müdahalelerin yapılamaması halinde de hekimin aydınlatma yükümlülüğüne dayalı «sorumluluktan kurtulamayacağı», ikili test sonucu düşük risk geldiği için üçlü test istenmediği, sonrasında ultrasonografi ile yapılan diğer muayenelerde de bebeğin down sendromlu olduğunun hekimlerce tespit edilemediği, somut olayda ikili tarama testi altında yazan tıbbi terimlerin «aydınlatılmış onam» olarak kabulünün mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince ayrı ayrı istinaf edilmiştir.
Benzer bu karardaAnılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta «down sendromlu» doğan davacı çocuk bakımından açılan davada, “Hekim, zamanında «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirmiş olsaydı ölümcül şekilde rahimden tahliye edilecektim, sağ olarak dünyaya gelmemle, hekimin ihmali arasında «illiyet bağı» bulunuyor" şeklinde tevil edilebilecek bir dava ile geriye dönük ötenazi isteminden kaynaklanan tazminat talebinde «hukuki yarar» bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun «kişilik haklarını ihlal» etmektedir.
Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, «tıbbi kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine» dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının sigortalısı hekim tarafından, davacı hastanın «down sendromu» konusunda bilgilendirildiğine dair yazılı bir belge düzenlenmediği, «aydınlatma yükümlülüğü» bulunan hekimin, bu yükümlülüğünü mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirdiğinin geçerli delillerle ispatlanamadığı, davacı küçük ...'ın %100 oranında meslekte kazanma gücü «kaybına» sebep olduğu, Özel ....
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:down sendromu · kişilik haklarının ihlali · mali sorumluluk sigortası · sorumluluk sigortası · kâr kaybı · ıslah · maddi tazminat · sigorta poliçesi
Benzer bu karardaDava ve Hukuki Nitelendirme Dava, «tıbbi kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine» dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince davacı hastanın «down sendromu» konusunda bilgilendirildiğine dair yazılı belge sunulmadığı, hekimin yükümlülüğünü ihlal etmesi nedeniyle davacı küçük ...'ın %100 oranında meslekte kazanma gücü «kaybına» sebep olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davacı küçük ... için 720.000,00 TL iş göremezlik «maddi tazminatının», manevi tazminat bakımından küçük ... için 40.000,00 TL, anne ... için 20.000,00 TL, baba ... için 20.000,00 TL olmak üzere toplam 80.000,00 TL manevi tazminatın d …
… Sigorta poliçesinin 01.09.2020-01.09.2021 tarihlerinde geçerli olmak üzere davalı ... tarafından düzenlendiğini, sigortalı doktorun gebelik takibinde davacı anneyi «down sendromunu» tespit eden testler, doğruluk oranları, alternatif tespit seçenekleri ve bunların reddedilmesi halinde ortaya çıkacak riskler konusunda usulünce aydınlatmayarak küçük ...'ın down sendromlu olarak doğmasına sebebiyet verdiğini belirterek fazlaya dair talep ve dava hakkı mahfuz kalmak kaydıyla: müvekkili küçük ... için: 430.000,00 TL işgöremezlik (bakıcı ücreti «dahil» «maddi) tazminatı», 40.000,00 TL manevi tazminat, müvekkili ... (anne) için 20.000,00 TL manevi tazminat, müvekkili ... (baba) için 20.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 51 …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının sigortalısı hekim tarafından, davacı hastanın «down sendromu» konusunda bilgilendirildiğine dair yazılı bir belge düzenlenmediği, «aydınlatma yükümlülüğü» bulunan hekimin, bu yükümlülüğünü mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirdiğinin geçerli delillerle ispatlanamadığı, davacı küçük ...'ın %100 oranında meslekte kazanma gücü «kaybına» sebep olduğu, Özel ....
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1620 E. 2022/7142 K.
Ortak:tıbbi kötü uygulama · aydınlatma yükümlülüğü · hukuki yarar · dava şartı
İncelediğiniz karardaAnılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta «down sendromlu» doğan davacı çocuk bakımından açılan davada, “Hekim, zamanında «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirmiş olsaydı ölümcül şekilde rahimden tahliye edilecektim, sağ olarak dünyaya gelmemle, hekimin ihmali arasında «illiyet bağı» bulunuyor" şeklinde tevil edilebilecek bir dava ile geriye dönük ötenazi isteminden kaynaklanan tazminat talebinde «hukuki yarar» bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun «kişilik haklarını ihlal» etmektedir.
… 4.12.2020 tarihlerinde geçerli olmak üzere davalı ... tarafından, ...'ın ise 23.08.2020-23.08.2021 tarihleri arasında geçerli olmak üzere Anadolu Sigorta tarafından «tıbbi kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi» ile sigortalandığını, doktorların gebelik takibinde müvekkilini «down sendromunu» tespit eden testler, doğruluk oranları, alternatif tespit seçenekleri ve bunların reddedilmesi halinde ortaya çıkacak riskler konusunda usulünce aydınlatmayarak kü …
… deki görüşe itibar edilemeyeceği, aydınlatmanın davacı annenin sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde yapıldığı ve davacı anneyi bu şekilde «aydınlatma yükümlülüğü» bulunan hekimin, bu yükümlülüğünü mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirdiğini geçerli delillerle ispatlamasının gerektiği, özürlü bir çocuk sahibi olmak istemeyen çiftlerin başvurusu üzerine gebelik takibi sürecine katılan hekimin, ana ve babanın yasal çerçevede gebeliği sonlandırma hakkına saygı gösterme ve tıbbi standartlara uygun prenantal tanı ile onlara kendileri açısından doğru karar vermeleri için gerekli parametreleri sunmak ile yükümlü olduğu, aile planması hak ve özgürlüğü her iki eşe birlikte ait olduğundan ve her iki eş de bu karardan aynı ölçüde etkilendiğinden, babanın da bu konudaki karar verme hak ve özgürlüğünün ihlal edildiği, istenmeden dünyaya gelen çocuk olaylarında hekim gebe kadını doğru olarak bilgilendirseydi gebe kadın gebeliği sonlandıracak idi ise, hekimin gebelik takibi veya prenatal tanıdaki yükümlülük ihlali ile çocuğun doğumu dolayısı ile ortaya çıkan zarar arasında «uygun illiyet bağının» varlığının kabul edildiği, gebeliği nedeni ile terdgin olan, belki bir hekimin görmediği bir bulguyu başka bir hekim de görebilir düşüncesinde olan ve birden fazla hekime gebelik takibini yaptıran bir annenin, birden fazla doktora gittiği gerekçesi ile davasının reddedilmesinin «hakkaniyete» aykırı olduğu, somut olaydaki durumun da benzer mahiyette olduğu, fer'i müdahil ...'ın davacı anneye ikili test önerdiği, üçüncü muyenesinde de riskli gebelik perinatoloji muayenesi önerdiğine dair herhangi bir kayıt bulunmadığı, kaldı ki fer'i müdahilin hem ikili testin normal çıktığını, bu nedenle ileri tetkiklere gerek olmadığını savunurken, aynı zamanda davacı anneye riskli gebelik yani perinatoloji muayenesi önerdiğini savunmasının da çelişkili bulunduğu, diğer fer'i müdahil hekim ...'ın ise özel hastanede çalışan bir hekim olduğu, hekim tarafından da davacıya perinatoloji muayenesi ve ayrıntılı ultrasonografi önerdiğine dair bir kayıt bulunmadığı, öte yandan bu hekimin de ikili testte «down sendromu» ihtimalinin çok düşük gelmesi nedeni ile üçlü ve dörtlü tarama testlerini önermediğini beyan etmişken devamında davacıya ileri tetkikleri önerdiğini belirtmesinin de çelişkili bulunduğu, ikili tarama testi sonuçlarındaki düşük ihtimal nedeni ile davacıya ileri tetkikler önerilmediği, hekimin çalıştığı hastanede ileri tetkik gerektiren müdahalelerin yapılamaması halinde de hekimin aydınlatma yükümlülüğüne dayalı «sorumluluktan kurtulamayacağı», ikili test sonucu düşük risk geldiği için üçlü test istenmediği, sonrasında ultrasonografi ile yapılan diğer muayenelerde de bebeğin down sendromlu olduğunun hekimlerce tespit edilemediği, somut olayda ikili tarama testi altında yazan tıbbi terimlerin «aydınlatılmış onam» olarak kabulünün mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince ayrı ayrı istinaf edilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama ve bilirkişi raporuna göre, bebeğin «down sendromlu» olup olmadığının tespiti için «kesin» tanı yöntemlerine başvurulması gerekmekte, ancak bu yöntemler de düşük gibi riskleri beraberinde getirtiği, bu durumda hekim, test sonucunda elde edilen sonucu, kesin tanı için başvurulabilecek yöntemleri, bu yöntemlerin risklerini, mevzuat hükümleri gereğince ve usulünce anneye açıklaması ve aydınaltılması gerektiiği ve bu yükümlülüğünün yerine getirildiğini «ispat yükü» ise hekimde olduğu, sağlık hizmetinin verilmesinde tıbbı gereklere uygun teşhis, tedavi ve bakımı özenle yapma görevinin hekime ait olduğu, hastanın uygulanan ve diğer tanı, tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hasta sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri, komplikasyonları ve reddetme durumda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri konusunda bilgi edinme hakkının bulunduğu, bu bilgilendirmenin hekim tarafından hastanın sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde yapılması gerektiği, hastayı bu şekilde «aydınlatma yükümlülüğü» bulunan hekimin, bu yükümlülüğünü mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirdiğini ispatlamak zorunda olduğu, davacı annenin muayenelerine ilişkin olarak Özel İr …
14.04.2011, 14.06.2011 ve 15.07.2011 tarihlerinde İzmir İl Sağlık Müdürlüğü tarafından «dosyaya gönderilen» muayene olduğuna ilişkin poliklinik «defter» «kaydına» göre, tıbbi kayıtlar arasında hasta tarafından imzalanmış herhangi bir onam formunun yer almadığı, dosyadaki mevcut tıbbi kayıtlardan hastanın Down sendromu konusunda bilgilendirildiğine dair yazılı bir belge (aydınlatma «formu») düzenlenmediği, hastayı bu şekilde «aydınlatma yükümlülüğü» bulunan hekimin, bu yükümlülüğünü mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirdiği hususunun geçerli delillerle ispatlayamadığı, bu durumda davalının sigortalısı hekimin aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediği ve davacı ...'un «down sendromlu» olarak doğumunda kusurlu olduğu, davalının sigortalısı olan hekimin aydınlatma yükümlülüğü dışında kusurunun olmaması nedeniyle belirlenen tazminattan taktiren %20 oranında indirim yapılabileceği, ancak davacı vekili, dava değerini 280.000.- TL olarak «ıslah» ettiğinden takdiri indirimin sonuca etkili olmadığı,davacı ...'un down sendromlu olarak doğduğu ve «maluliyet oranının» %79 olduğu anne ve babanın, down sendromlu davacı çocukları ile birlikte bir ömür boyu birlikte zorluklara katlanmak zorunda kalacakları bu durumun manevi yönden a …
1-Dava, «tıbbi kötü uygulama» nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın sigortacıdan tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:down sendromu · maluliyet oranı · nedensellik bağı · dosyanın gönderilmesi · dava dilekçesinin tebliği · sorumluluk sigortası · ihbar olunan · ba formu
Benzer bu kararda14.04.2011, 14.06.2011 ve 15.07.2011 tarihlerinde İzmir İl Sağlık Müdürlüğü tarafından «dosyaya gönderilen» muayene olduğuna ilişkin poliklinik «defter» «kaydına» göre, tıbbi kayıtlar arasında hasta tarafından imzalanmış herhangi bir onam formunun yer almadığı, dosyadaki mevcut tıbbi kayıtlardan hastanın Down sendromu konusunda bilgilendirildiğine dair yazılı bir belge (aydınlatma «formu») düzenlenmediği, hastayı bu şekilde «aydınlatma yükümlülüğü» bulunan hekimin, bu yükümlülüğünü mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirdiği hususunun geçerli delillerle ispatlayamadığı, bu durumda davalının sigortalısı hekimin aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediği ve davacı ...'un «down sendromlu» olarak doğumunda kusurlu olduğu, davalının sigortalısı olan hekimin aydınlatma yükümlülüğü dışında kusurunun olmaması nedeniyle belirlenen tazminattan taktiren %20 oranında indirim yapılabileceği, ancak davacı vekili, dava değerini 280.000.- TL olarak «ıslah» ettiğinden takdiri indirimin sonuca etkili olmadığı,davacı ...'un down sendromlu olarak doğduğu ve «maluliyet oranının» %79 olduğu anne ve babanın, down sendromlu davacı çocukları ile birlikte bir ömür boyu birlikte zorluklara katlanmak zorunda kalacakları bu durumun manevi yönden a …
… ş bu yukarıdaki kanun hükmü gereğince ancak devlet eliyle olabilecek olup, olaya zorunlu mali mesuliyet sigortası kapsamı bakımından bakıldığında ise, zorunlu hekim «sorumluluğu sigortası» uyarınca sigortacının zarar görenin zararını tazmin yükümlülüğünün ancak sigortalı hekimin sorumlu olması koşuluyla doğduğu; sigortalı hekimin de mesleki faaliyetini «ifa» ederken üçüncü kişilere verdiği zarardan ancak «kusuru» varsa sorumlu tutalacağı nazara alındığında bebeğin «down sendromlu» olduğunun tespit edilemediği ve kürtaj hakkının engellendiği iddiası ile hekimin mesleki faaliyetindeki ihmal arasında «nedensellik bağı» olması gereklidir.
Davacı, bu ultrason sonrası amniyo sıvısındaki fazlalığı nedeniyle artık 16-24. haftalarda «down sendromunun» daha «kesine» yakın tanısı için yaptırılması gereken amniyo sentez uygulaması hakkında bu raporu isteyen ve takip eden hangi doktor ise o doktorca bilgi verileceği veya yönlendireceği açık olup, iş bu dosyada düzenli olarak «ihbar olunan» doktora gitmediği sabittir.
Dosya içeriğine göre ise; davacının gebelik süresince sigortalı doktor dışında başka doktorlara gittiği ve sürekli sigortalı doktor tarafından takip edilmediği, «son» muayene sonrası istenmiş olan tetkiklerin sigortalı doktora sunulup onun tarafından aydınlatılamayıp, bilgilendirilmediğine dair dosyada somut belge ve bilginin de mevcut olmaması nazara alındığında sigortalı doktorun meslek ve sanatı arasındaki ihmal ile davacı küçük çocuğun «down sendromlu» doğması arasında «nedensellik bağı» da mevcut değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/5979 E. 2025/3897 K.
Ortak:tıbbi kötü uygulama · aydınlatma yükümlülüğü · zorunlu mali sorumluluk sigortası · Manevi tazminat
İncelediğiniz kararda… 4.12.2020 tarihlerinde geçerli olmak üzere davalı ... tarafından, ...'ın ise 23.08.2020-23.08.2021 tarihleri arasında geçerli olmak üzere Anadolu Sigorta tarafından «tıbbi kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi» ile sigortalandığını, doktorların gebelik takibinde müvekkilini «down sendromunu» tespit eden testler, doğruluk oranları, alternatif tespit seçenekleri ve bunların reddedilmesi halinde ortaya çıkacak riskler konusunda usulünce aydınlatmayarak kü …
TEMYİZ A.Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, «tıbbi kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine» dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
… deki görüşe itibar edilemeyeceği, aydınlatmanın davacı annenin sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde yapıldığı ve davacı anneyi bu şekilde «aydınlatma yükümlülüğü» bulunan hekimin, bu yükümlülüğünü mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirdiğini geçerli delillerle ispatlamasının gerektiği, özürlü bir çocuk sahibi olmak istemeyen çiftlerin başvurusu üzerine gebelik takibi sürecine katılan hekimin, ana ve babanın yasal çerçevede gebeliği sonlandırma hakkına saygı gösterme ve tıbbi standartlara uygun prenantal tanı ile onlara kendileri açısından doğru karar vermeleri için gerekli parametreleri sunmak ile yükümlü olduğu, aile planması hak ve özgürlüğü her iki eşe birlikte ait olduğundan ve her iki eş de bu karardan aynı ölçüde etkilendiğinden, babanın da bu konudaki karar verme hak ve özgürlüğünün ihlal edildiği, istenmeden dünyaya gelen çocuk olaylarında hekim gebe kadını doğru olarak bilgilendirseydi gebe kadın gebeliği sonlandıracak idi ise, hekimin gebelik takibi veya prenatal tanıdaki yükümlülük ihlali ile çocuğun doğumu dolayısı ile ortaya çıkan zarar arasında «uygun illiyet bağının» varlığının kabul edildiği, gebeliği nedeni ile terdgin olan, belki bir hekimin görmediği bir bulguyu başka bir hekim de görebilir düşüncesinde olan ve birden fazla hekime gebelik takibini yaptıran bir annenin, birden fazla doktora gittiği gerekçesi ile davasının reddedilmesinin «hakkaniyete» aykırı olduğu, somut olaydaki durumun da benzer mahiyette olduğu, fer'i müdahil ...'ın davacı anneye ikili test önerdiği, üçüncü muyenesinde de riskli gebelik perinatoloji muayenesi önerdiğine dair herhangi bir kayıt bulunmadığı, kaldı ki fer'i müdahilin hem ikili testin normal çıktığını, bu nedenle ileri tetkiklere gerek olmadığını savunurken, aynı zamanda davacı anneye riskli gebelik yani perinatoloji muayenesi önerdiğini savunmasının da çelişkili bulunduğu, diğer fer'i müdahil hekim ...'ın ise özel hastanede çalışan bir hekim olduğu, hekim tarafından da davacıya perinatoloji muayenesi ve ayrıntılı ultrasonografi önerdiğine dair bir kayıt bulunmadığı, öte yandan bu hekimin de ikili testte «down sendromu» ihtimalinin çok düşük gelmesi nedeni ile üçlü ve dörtlü tarama testlerini önermediğini beyan etmişken devamında davacıya ileri tetkikleri önerdiğini belirtmesinin de çelişkili bulunduğu, ikili tarama testi sonuçlarındaki düşük ihtimal nedeni ile davacıya ileri tetkikler önerilmediği, hekimin çalıştığı hastanede ileri tetkik gerektiren müdahalelerin yapılamaması halinde de hekimin aydınlatma yükümlülüğüne dayalı «sorumluluktan kurtulamayacağı», ikili test sonucu düşük risk geldiği için üçlü test istenmediği, sonrasında ultrasonografi ile yapılan diğer muayenelerde de bebeğin down sendromlu olduğunun hekimlerce tespit edilemediği, somut olayda ikili tarama testi altında yazan tıbbi terimlerin «aydınlatılmış onam» olarak kabulünün mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince ayrı ayrı istinaf edilmiştir.
Benzer bu karardaDava ve Hukuki Nitelendirme Dava, «tıbbı kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine» dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe Tıbbi kötü uygulamaya ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigortalısı» hekimin, eksik tanı, tedavi ve «aydınlatma yükümlülüğüne» aykırı hareket etmesi sebepleriyle açılan tazminat davasında uyuşmazlık, hekimin «yetki» alanı dahilinde mesleki faaliyeti nedeni ile «kusuru» ile neden olduğu bir zararın olup olmadığı noktasında toplanmıştır.
… ğer müvekkillerinin müşterek çocuğu olduğunu, müvekkil ...'ın hamileliği boyunca davalı şirket sigortalısı doktor ... tarafından takip edildiğini ancak sigortalının «tıbbi kötü uygulaması» sonucu küçük ...'nın «down sendromu» hamilelikte tespit edilmediğini, sigortalının kötü uygulamalarının bilgilendirmeme, onam almama, teşhiste «kusur», ileri testleri önermeme ve amniyosentez yapmama olarak sayılabileceğini, hasta hekim ilişkisinde sigortalının «vekalet sözleşmesi» kapsamında «özen borcu» altında olduğunu, küçüğün down sendromlu olarak doğumu nedeniyle hayat boyu işgöremez durumda olacağını, bu nedenle ayrıca müvekkillerinin zarara da uğradıklarını, tıbbi kötü uygulama nedeniyle hekimin kusurlu olduğunu ileri sürerek müvekkili ... için 15.000,00 TL iş göremezlik tazminatı ve 20.000,00 TL manevi tazminatın, müvekkili ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın, müvekkili ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:down sendromu · özen borcu · nedensellik bağı · poliçe limiti · vekalet sözleşmesi · mali sorumluluk sigortası · sorumluluk sigortası · kâr kaybı
Benzer bu kararda… ğer müvekkillerinin müşterek çocuğu olduğunu, müvekkil ...'ın hamileliği boyunca davalı şirket sigortalısı doktor ... tarafından takip edildiğini ancak sigortalının «tıbbi kötü uygulaması» sonucu küçük ...'nın «down sendromu» hamilelikte tespit edilmediğini, sigortalının kötü uygulamalarının bilgilendirmeme, onam almama, teşhiste «kusur», ileri testleri önermeme ve amniyosentez yapmama olarak sayılabileceğini, hasta hekim ilişkisinde sigortalının «vekalet sözleşmesi» kapsamında «özen borcu» altında olduğunu, küçüğün down sendromlu olarak doğumu nedeniyle hayat boyu işgöremez durumda olacağını, bu nedenle ayrıca müvekkillerinin zarara da uğradıklarını, tıbbi kötü uygulama nedeniyle hekimin kusurlu olduğunu ileri sürerek müvekkili ... için 15.000,00 TL iş göremezlik tazminatı ve 20.000,00 TL manevi tazminatın, müvekkili ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın, müvekkili ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… nusu yükümlülüğün yerine getirildiğini ispata yarar herhangi bir delil sunulmadığı, böylece davacının gebeliği sonlandırma şansının elinden alındığı, davacı ...'nın «down sendromlu» ve engelli olması sebebiyle oluşan iş göremezlik (efor «kaybı») zararının 1.933.712,64 TL olduğu ve davalının söz konusu zarardan «poliçe limiti» kapsamında sorumlu olduğu, manevi tazminat yönünden yapılan değerlendirmede ise davacılar ... ve ...'ın çocuklarının down sendromlu ve engelli olması sebebiyle ömür boyu çekecekleri acının yine davacı ...'nın ömür boyu yaşayacağı sıkıntı ve acının karşılığı olamayacağından talep edilen miktarların yerinde olduğu gerekçesiyle davacıların «maddi tazminat» taleplerinin kabulü ile 360.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 21.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a velayeten davacılar ... ve ...'a verilmesine, davacıların manevi tazminat taleplerinin kabulü …
Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, «tıbbı kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine» dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe Tıbbi kötü uygulamaya ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigortalısı» hekimin, eksik tanı, tedavi ve «aydınlatma yükümlülüğüne» aykırı hareket etmesi sebepleriyle açılan tazminat davasında uyuşmazlık, hekimin «yetki» alanı dahilinde mesleki faaliyeti nedeni ile «kusuru» ile neden olduğu bir zararın olup olmadığı noktasında toplanmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/6193 E. , 2025/209 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2023/1613 Esas, 2023/1369 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2020/611 E., 2023/343 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'un küçük ...'ın annesi, müvekkili ...'nın ise babası olduğunu, annenin gebelik takibinin dava dışı Dr. ... ve Dr. ... tarafından yapıldığını, ...'ın 24.12.2019-24.12.2020 tarihlerinde geçerli olmak üzere davalı ... tarafından, ...'ın ise 23.08.2020-23.08.2021 tarihleri arasında geçerli olmak üzere Anadolu Sigorta tarafından tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalandığını, doktorların gebelik takibinde müvekkilini down sendromunu tespit eden testler, doğruluk oranları, alternatif tespit seçenekleri ve bunların reddedilmesi halinde ortaya çıkacak riskler konusunda usulünce aydınlatmayarak küçük ...'ın down sendromlu olarak doğmasına sebebiyet verdiklerini, down sendromunun gebelikte tespitinin mümkün olduğunu, davanın, sigortalı doktorların müvekkili anne ve babayı aydınlatmaması sebebiyle down sendromlu doğumdan sorumlu olduğu iddiasına dayalı olduğunu, Yargıtay 11.
Hukuk Dairesi'nin bu konudaki ilke kararının; anomaliyi tespit imkanları konusunda aydınlatma yapılmamasının hekimin sorumluluğunu gerektirdiği ve aydınlatma konusunda ispat yükünün davalı sigortacıya ait olduğu yönünde olduğunu belirterek, müvekkili küçük ... için 430.000,00 TL işgöremezlik (bakıcı ücreti dahil maddi) tazminatı, 40.000,00 TL manevi tazminat, müvekkili ... (anne) için 20.000,00 TL manevi tazminat, müvekkili ... (baba) için 20.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 510.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davacılar vekili 18.10.2022 tarihli ıslah dilekçesiyle; maddi tazminat istemini 1.090.000 TL artırarak 1.520,000 TL'ye çıkarmış ve her bir davalının 800.000,00 TL limit ile sorumlu olduğunu belirterek toplam tazminatın (maddi ve manevi) 1/2 oranında davalılardan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; sigortalı hekimin muayene ve tetkiklerinin güncel tıp kurallarına uygun olduğunu, olayda tıbbi uygulama hatası bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, down sendromunun hastalık olmayıp genetik bir farklılık olduğunu, bu tıbbi durumun sorumluluğunun hekime yüklenmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davacı annenin gebelik sırasında 32 yaşında olduğu, alınan bilirkişi heyeti raporunda her ne kadar hasta başı 5-8 dakika ayırabilen hekimin invazif bir işlem için bilgilendirmeyi yazıya döküp imzalatmasının mümkün olmadığı gibi değerlendirmeler yapılmış ise de, gelişen teknoloji ve modern tıbbın gerektirdiği tanı yöntemleri nazara alındığında somut olayda böyle bir gerekçeye dayanmanın mümkün olmadığı, ikili test altında yazan yazının aydınlatma metni anlamına geldiği yönündeki görüşe itibar edilemeyeceği, aydınlatmanın davacı annenin sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde yapıldığı ve davacı anneyi bu şekilde aydınlatma yükümlülüğü bulunan hekimin, bu yükümlülüğünü mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirdiğini geçerli delillerle ispatlamasının gerektiği, özürlü bir çocuk sahibi olmak istemeyen çiftlerin başvurusu üzerine gebelik takibi sürecine katılan hekimin, ana ve babanın yasal çerçevede gebeliği sonlandırma hakkına saygı gösterme ve tıbbi standartlara uygun prenantal tanı ile onlara kendileri açısından doğru karar vermeleri için gerekli parametreleri sunmak ile yükümlü olduğu, aile planması hak ve özgürlüğü her iki eşe birlikte ait olduğundan ve her iki eş de bu karardan aynı ölçüde etkilendiğinden, babanın da bu konudaki karar verme hak ve özgürlüğünün ihlal edildiği, istenmeden dünyaya gelen çocuk olaylarında hekim gebe kadını doğru olarak bilgilendirseydi gebe kadın gebeliği sonlandıracak idi ise, hekimin gebelik takibi veya prenatal tanıdaki yükümlülük ihlali ile çocuğun doğumu dolayısı ile ortaya çıkan zarar arasında uygun illiyet bağının varlığının kabul edildiği, gebeliği nedeni ile terdgin olan, belki bir hekimin görmediği bir bulguyu başka bir hekim de görebilir düşüncesinde olan ve birden fazla hekime gebelik takibini yaptıran bir annenin, birden fazla doktora gittiği gerekçesi ile davasının reddedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğu, somut olaydaki durumun da benzer mahiyette olduğu, fer'i müdahil ...'ın davacı anneye ikili test önerdiği, üçüncü muyenesinde de riskli gebelik perinatoloji muayenesi önerdiğine dair herhangi bir kayıt bulunmadığı, kaldı ki fer'i müdahilin hem ikili testin normal çıktığını, bu nedenle ileri tetkiklere gerek olmadığını savunurken, aynı zamanda davacı anneye riskli gebelik yani perinatoloji muayenesi önerdiğini savunmasının da çelişkili bulunduğu, diğer fer'i müdahil hekim ...'ın ise özel hastanede çalışan bir hekim olduğu, hekim tarafından da davacıya perinatoloji muayenesi ve ayrıntılı ultrasonografi önerdiğine dair bir kayıt bulunmadığı, öte yandan bu hekimin de ikili testte down sendromu ihtimalinin çok düşük gelmesi nedeni ile üçlü ve dörtlü tarama testlerini önermediğini beyan etmişken devamında davacıya ileri tetkikleri önerdiğini belirtmesinin de çelişkili bulunduğu, ikili tarama testi sonuçlarındaki düşük ihtimal nedeni ile davacıya ileri tetkikler önerilmediği, hekimin çalıştığı hastanede ileri tetkik gerektiren müdahalelerin yapılamaması halinde de hekimin aydınlatma yükümlülüğüne dayalı sorumluluktan kurtulamayacağı, ikili test sonucu düşük risk geldiği için üçlü test istenmediği, sonrasında ultrasonografi ile yapılan diğer muayenelerde de bebeğin down sendromlu olduğunun hekimlerce tespit edilemediği, somut olayda ikili tarama testi altında yazan tıbbi terimlerin aydınlatılmış onam olarak kabulünün mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince ayrı ayrı istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılar vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş, karar, davalılar vekillerince ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından tanzim edilen 25.05.2022 tarihli heyet raporunda özetle, gebelik takibini yapan hekimlerin işlemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, hekimin eylemine ait atfı kabil kusur bulunmadığı mütalaa edilmiş olup Mahkemece bu bilimsel rapor nazara alınmaksızın yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre ise; davacı çocuk ... yönünden Anayasa'nın Temel hak ve hürriyetlerin niteliği başlıklı 12. maddesi, "Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir...", Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı başlıklı 17. maddesi, "Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir..." düzenlemelerini içermektedir. Öte yandan 31.12.2008 tarihli, 5825 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme'nin Giriş bölümünde (h) bendinde, İşbu Sözleşmeye Taraf Olan Devletlerin, "...Bir kişinin engelli olduğu için ayrımcılığa maruz kalmasının her bireyin doğuştan sahip olduğu insanlık onuru ve değerinin de ihlal edilmesi anlamına geldiğini de kabul ederek,..." aşağıdaki hükümler üzerinde anlaşmaya vardıkları belirtilmiş olup Yaşama Hakkı başlıklı 10.
maddesinde, Taraf Devletlerin her insanın yaşama hakkına sahip olduğunu yeniden onaylayarak engellilerin bu haktan etkin ve diğer bireylerle eşit koşullar altında yararlanmalarını sağlayacak gerekli tüm tedbirleri alacağı, Kişisel Bütünlüğün Korunması başlıklı 17. maddesinde, engelli her kişinin, beden ve ruh bütünlüğüne diğer bireylerle eşit bir şekilde saygı duyulması hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir. Anılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta down sendromlu doğan davacı çocuk bakımından açılan davada, “Hekim, zamanında aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmiş olsaydı ölümcül şekilde rahimden tahliye edilecektim, sağ olarak dünyaya gelmemle, hekimin ihmali arasında illiyet bağı bulunuyor" şeklinde tevil edilebilecek bir dava ile geriye dönük ötenazi isteminden kaynaklanan tazminat talebinde hukuki yarar bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun kişilik haklarını ihlal etmektedir.
Maddi ya da manevi, neticede parasal bir değere tekabül eden bir menfaat, kişilik haklarını ihlal eder şekilde talep ve dava konusu edilemez. Sosyal devlet ilkesi çerçevesinde engelli bireylere tanınan tüm
haklardan davacı çocuk ...'un da yararlanacağı şüphesizdir. Açıklanan bu hususlar doğrultusunda davacı çocuk hakkında kurulan hükümde de isabet bulunmamaktadır.
VI. SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harçlarının istek halinde ilgililere iadesine, 16.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1123595700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz