Tıbbi malpractice tazminatı | Manevi tazminat | Kararın kaldırılması | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3914 E. 2023/6113 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
down sendromu↗ tıbbi kötü uygulama↗ maluliyet oranı↗ aydınlatma yükümlülüğü↗ nedensellik bağı↗ zorunlu mali sorumluluk sigortası↗ vekalet sözleşmesi↗ mali sorumluluk sigortası↗ kusursuz sorumluluk↗ sorumluluk sigortası↗ kusur oranı↗ ihtisas mahkemesi↗ ihbar olunan↗ illiyet bağı↗ ba formu↗ vekâlet ücreti↗ ifa↗ ihbar↗ maddi ve manevi tazminat↗ maddi tazminat↗ sigorta poliçesi↗ kusur↗ dava sebebi↗ avans faizi↗ teminat↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gebelik süreci ile ilgili tıbbi kayıtlar arasında hasta tarafından imzalanmış herhangi bir onam formu yer almadığının saptandığı, bu durumda davacı annenin, uygulanan ve diğer tanı, tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hasta sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri, komplikasyonları ve reddetme durumda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri konusundaki bilgilendirmenin, davalının sigortalısı olan dava dışı uzman doktor veya başka doktorlar tarafından, davacı hastanın sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde yapıldığı hususunu hastayı bu şekilde aydınlatma yükümlülüğü bulunan ihbar olunan hekim tarafından mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirildiğinin geçerli delillerle ispatlanamadığı, davacı ...'nın down sendromlu olarak doğduğu ve maluliyet oranının %93 olduğu, davacının yaşı ve maluliyet oranı göz önüne alındığında bakıcıya ihtiyacı bulunduğu, bu duruma bağlı olarak diğer davacılar olan anne ve babanın, down sendromlu davacı çocukları ile birlikte bir ömür boyu birlikte zorluklara katlanmak zorunda kalacakları gibi tüm davacıların, manevi yönden sürekliliği bulunan ağır bir travmaya maruz bulundukları, devam eden sürecin manevi yönden ağır ve meşakkatli olduğu, bu durumun davacılar üzerinde ağır manevi üzüntü yarattığının izahtan vareste bulunduğu, davalının sigortalısı dava dışı Kadın Doğum Uzmanı Dr. Sevtap Alkan'ın kusurlu bulunduğu, davalının dava dışı sigortalısının kusuru ile oluşan maddi ve manevi zararların sorumluluğunu sigorta poliçesindeki şartlar dâhilinde teminatla sınırlı olarak yüklendiği ve davalı ... şirketinin sorumluluğunun toplam teminat tutarı olarak belirlenmiş 800.000,00 TL ile sınırlı bulunduğu, davacı ...'nın maddi tazminat tutarının takdiri indirim uygulanmaksızın 1.317.052,20 TL olduğu, buna göre takdiri indirim uygulandığı taktirde de en az 1.053.641,76 TL olabileceği, işbu dava açısından sonuca etkili olmadığından takdiri indirim yapılıp yapılmamasının öneminin bulunmadığı, davacı ... vekili'nin 09.03.2020 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat miktarını 760.000,00 TL'ye yükselttiği gerekçesiyle davacı ...'nın maddi tazminat davasının kabulü ile, 760.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun olarak, davacılar için hak ve nesafet kuralları çerçevesinde manevi tazminat davasının tam kabulü ile, davacı küçük ... için 20.000,00 TL, davacı baba ... için 10.000,00 TL, davacı anne ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada yer alan tüm raporlarda sigortalı hekimin tıbbı uygulama hatasının ve kusurunun bulunmadığının açıkça tespit edildiğini, vekalet sözleşmesi ile ilgili kusursuz sorumluluk öngörülmediğini, bu yönüyle mahkeme kararının hatalı olduğunu, mahkemenin bilgilendirmeye yönelik değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, her gebede amniyosentez bilgilendirilmesi yapılacağına veya her gebeye amniyosentez önerilerek down sendromunun kesin teşhis edilebilir bir hastalık olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, amniosentez ve kordosentez gibi işlemlerin 1/100 oranında düşük riski içerdiğini, hiç bir ön inceleme ve ön koşul olmaksızın her gebeye amniyo sentez önerilmesi halinde sağlıklı bebeklerin ölüm riskinin doğacağını, gebede yaş riskinin düşük öyküsünün, anomalili doğum öyküsü, tarama testlerinde down bulgusunun bulunmadığı hallerde eksik bilgilendirmeden söz edilemeyeceğini, hastaya onam formu imzalatılması gibi yasal bir zorunluluk bulunmadığını, sigortalı hekimin gebeden tarama testlerini istediğini, bu aşamadan sonra gebenin tarama testlerini yaptırıp yaptırmamasının kendi ihtiyarında olduğunu, gebelik takibinin dört aşamada yapıldığını, birinci aşamada tarama testleri ve risk grubu tespiti, ikinci aşamada yüksek risk tespit edilen gebelerde perinatoloji muayenesi, üçüncü aşamada amniyosentez kordosentez, son aşamada ise gebeliğin sonlandırılması şeklinde devam ettiğini, düşük risk grubunda olan hastalara amniyosentez önerilmediğini, mahkemece bu noktada hata yapıldığını, hesap raporunun hatalı olduğunu, sigortalı hekimin kusurunun bulunmadığı halde hesapların % 100 kusur oranına göre yapıldığını, dosyada alınan ve taraflarına tebliğ edilen maluliyet raporu bulunmadığını, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinden rapor alınması gerektiğini, dosyada davacı küçüğün sürekli bakıma muhtaç olduğuna dair yapılmış bir tespit bulunmadığını, down sendromlu olduğu iddia edilen küçüğün bakiye ömrünün buna göre belirlenmesi gerektiğini, ortalama yaşam süresinin buna göre belirlenmesi gerektiğini, Özürlülük Ölçütü ve Engelli Sağlık Kurulları Hakkında Yönetmelikte yapılan değişiklikle 18 yaşından küçükler hakkında bu yönetmeliğin uygulanmayacağının belirtildiğini, küçüğün 18 yaşına kadar ebeveynlerinin bakım ve gözetimi ve desteği altında olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, hekimin davranışıyla çocukta down sendromu arasında illiyet bağı bulunmadığını, hastaya yapılacak bildirimlerin hastanın mevcut durumu aydınlatması yapılacak işlemin endikasyonlarının bulunmasına bağlı olduğunu, sigortalının yasal faizle sorumlu olduğu bir zarardan sigorta şirketinin de yasal faizle sorumlu tutulması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve devamı maddeleri.
2.2827 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dava, tıbbi kötü uygulama nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın sigortacıdan tahsili istemine ilişkindir. Dosya kapsamından davacı ...'nın 05.09.2015 tarihinde Özel Yeni Hayat Tıp Merkezinde yapılan kan tahlili ile gebelik tanısı konduktan sonra gebelik takiplerinin Medikalist Tıp Merkezi ve Özel Esencan Hastanesinde yapılmış olduğu, doğumun 27.04.2016 tarihinde Hospitalist Hastanesinde gerçekleştiği anlaşılmaktadır.
Özel Medikalist Tıp Merkezine ait tıbbi kayıtlardan hastanın 13.11.2015 tarihinde davalının dava dışı sigortalısı Dr. Sevtap Alkan tarafından yapılan muayenede 13-14 haftalık gebe olduğu ve doktor tarafından Down sendromuna yönelik ikili test konusunda bilgilendirildiği; hastanın 23.11.2015 tarihinde aynı merkezde aynı hekim tarafından yapılan muayenesinde 15 haftalık gebe olduğu ve Dr. Sevtap Alkan tarafından üçlü test istenmiş olduğu; hastanın daha sonra kontrol için Özel Esencan Hastanesinde 25.01.2016 tarihinde (24-25. gebelik haftasında) Dr. Mihriban Hafızoğlu ve 13.02.2016 tarihinde (27-28. gebelik haftasında) Dr. Güçlü Kaleağası tarafından muayene edilmiş olduğu; bu tarihten sonra doğuma kadarki süre zarfında Dr. Sevtap Alkan tarafından 24.02.2016 (29. gebelik haftası) ve 14.04.2016 (36. gebelik haftası) tarihlerinde muayene edilmiş olduğu ve doğumun yine aynı hekim tarafından 27.04.2016 tarihinde sorunsuz sezaryenle gerçekleştirildiği tespit edilmiştir.
2827 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi "gebeliğin sona erdirilmesi ve sterilizasyon, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır.” şeklinde olup, rahim tahliyesi ve sterilazasyon hizmetlerinin yürütülmesi ve denetlenmesine ilişkin tüzüğe ekli listede down sendromu da yer almaktadır. Davacıların küçük çocuktaki bu durumu bilmeleri halinde gebeliği sonlandırma kararını kendilerinin verebileceğine yönelik iddialar iş bu yukarıdaki kanun hükmü gereğince ancak devlet eliyle olabilecek olup, olaya zorunlu mali mesuliyet sigortası kapsamı bakımından bakıldığında ise, zorunlu hekim sorumluluğu sigortası uyarınca sigortacının zarar görenin zararını tazmin yükümlülüğünün ancak sigortalı hekimin sorumlu olması koşuluyla doğduğu; sigortalı hekimin de mesleki faaliyetini ifa ederken üçüncü kişilere verdiği zarardan ancak kusuru varsa sorumlu tutalacağı nazara alındığında bebeğin down sendromlu olduğunun tespit edilemediği ve kürtaj hakkının engellendiği iddiası ile hekimin mesleki faaliyetindeki ihmal arasında nedensellik bağı olması gereklidir. Zira (Ense kalınlığı-İkili-Üçlü test-Ayrıntılı ultrason) Tanı Testi olmayıp, Tarama Testi olduğundan ve Tarama testleri sonucunda aileye verilecek oran, down sendromlu bebeğe sahip olma riski hakkında bilgi verecek olup, Down sendromlu olup olmadığı kesin olarak saptanamayacaktır. Kesin olmamakla birlikte tanı olasılığı yüksek amniyo sentez işlemi yapılması gerektiği ancak bu işlemin yapılması anında dahi gebeliğin sonlanma riski varken bu tanı testi sonrası kanun gereği davacının salt istemi ile değil Genetik uzmanı, perinatolog, kadın uzmanı (yüksek riskli gebelik uzmanı) doktorlarından oluşacak kurulun da onaylaması halinde fetusun tahliyesine karar verilecektir.
Bu belirtilen invaziv girişim uygulanması halinde ise hastadan onam formu alınacak olduğu literatürde de bilinmektedir.
Yukarıdaki izah edilen nedenler değerlendirildiğinde ise tıbbi bir müdahale nedeniyle oluşan bir zarardan hekimin dolayısıyla külli halefi sıfatındaki davalı ... şirketinin sorumlu tutulabilmesi için, kusurlu bir davranışın varlığının arandığı bir noktada; kusuru bulunmayan hekimlerin veyahut sigortacısının sorumlu tutulamayacağı açıktır.
Ayrıca, küçük çocuğun davacı olarak yer alması bakımından ise; bebeğin down sendromlu olduğunun tespit edilemediği ve kürtaj hakkının engellendiği iddiası ile down sendromlu çocuk adına talepte bulunulması özürlü doğmuş çocuğun hekime karşı neden kendisinin dünyaya gelmesine yol açtığı ve henüz cenin olduğu dönemde yaşamının sona erdirmediğini ileri sürmesi gibi bir iddia ile varolmama hakkının kabulü gibi hukuken korunamaz bir duruma yol açmaktadır.
Dosya içeriğine göre ise; davacının gebelik süresince sigortalı doktor dışında başka doktorlara gittiği ve sürekli sigortalı doktor tarafından takip edilmediği, muayene sonrası sigortalı doktor tarafından tetkiklerin istendiği, doktor tarafından aydınlatılmayıp, bilgilendirilmediğine dair dosyada somut belge ve bilginin de mevcut olmaması nazara alındığında sigortalı doktorun meslek ve sanatı sırasındaki ihmal ile davacı küçük çocuğun down sendromlu doğması arasında nedensellik bağı da mevcut değildir. Tüm açıklamalar doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Tıbbi malpractice tazminatı | Manevi tazminat | Kararın kaldırılması | Tazminat 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3914 E. 2023/6113 K.
Ortak:down sendromu · tıbbi kötü uygulama · maluliyet oranı · aydınlatma yükümlülüğü · nedensellik bağı · zorunlu mali sorumluluk sigortası · vekalet sözleşmesi · mali sorumluluk sigortası · Tıbbi malpractice tazminatı, Manevi tazminat, Kararın kaldırılması, Tazminat
İncelediğiniz kararda… k Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gebelik süreci ile ilgili tıbbi kayıtlar arasında hasta tarafından imzalanmış herhangi bir onam «formu» yer almadığının saptandığı, bu durumda davacı annenin, uygulanan ve diğer tanı, tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hasta sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri, komplikasyonları ve reddetme durumda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri konusundaki bilgilendirmenin, davalının sigortalısı olan dava dışı uzman doktor veya başka doktorlar tarafından, davacı hastanın sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde yapıldığı hususunu hastayı bu şekilde «aydınlatma yükümlülüğü» bulunan «ihbar olunan» hekim tarafından mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirildiğinin geçerli delillerle ispatlanamadığı, davacı ...'nın «down sendromlu» olarak doğduğu ve «maluliyet oranının» %93 olduğu, davacının yaşı ve maluliyet oranı göz önüne alındığında bakıcıya ihtiyacı bulunduğu, bu duruma bağlı olarak diğer davacılar olan anne ve babanın, down …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «tıbbi kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine» dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
… vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada yer alan tüm raporlarda sigortalı hekimin tıbbı uygulama hatasının ve kusurunun bulunmadığının açıkça tespit edildiğini, «vekalet sözleşmesi» ile ilgili «kusursuz sorumluluk» öngörülmediğini, bu yönüyle mahkeme kararının hatalı olduğunu, mahkemenin bilgilendirmeye yönelik değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, her gebede amniyosentez bilgilendirilmesi yapılacağına veya her gebeye amniyosentez önerilerek «down sendromunun» «kesin» teşhis edilebilir bir hastalık olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, amniosentez ve kordosentez gibi işlemlerin 1/100 oranında düşük riski içerdiğini, hiç bir ön inceleme ve ön koşul olmaksızın her gebeye amniyo sentez önerilmesi halinde sağlıklı bebeklerin ölüm riskinin doğacağını, gebede yaş riskinin düşük öyküsünün, anomalili doğum öyküsü, tarama testlerinde down bulgusunun bulunmadığı hallerde eksik bilgilendirmeden söz edilemeyeceğini, hastaya onam «formu» imzalatılması gibi yasal bir zorunluluk bulunmadığını, sigortalı hekimin gebeden tarama testlerini istediğini, bu aşamadan sonra gebenin tarama testlerini yaptırıp yaptırmamasının kendi ihtiyarında olduğunu, gebelik takibinin dört aşamada yapıldığını, birinci aşamada tarama testleri ve risk grubu tespiti, ikinci aşamada yüksek risk tespit edilen gebelerde perinatoloji muayenesi, üçüncü aşamada amniyosentez kordosentez, «son» aşamada ise gebeliğin sonlandırılması şeklinde devam ettiğini, düşük risk grubunda olan hastalara amniyosentez önerilmediğini, mahkemece bu noktada hata yapıldığını, hesap raporunun hatalı olduğunu, sigortalı hekimin kusurunun bulunmadığı halde hesapların % 100 «kusur oranına» göre yapıldığını, dosyada alınan ve taraflarına tebliğ edilen maluliyet raporu bulunmadığını, Adli Tıp Kurumu 3.
Benzer bu kararda… k Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gebelik süreci ile ilgili tıbbi kayıtlar arasında hasta tarafından imzalanmış herhangi bir onam «formu» yer almadığının saptandığı, bu durumda davacı annenin, uygulanan ve diğer tanı, tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hasta sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri, komplikasyonları ve reddetme durumda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri konusundaki bilgilendirmenin, davalının sigortalısı olan dava dışı uzman doktor veya başka doktorlar tarafından, davacı hastanın sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde yapıldığı hususunu hastayı bu şekilde «aydınlatma yükümlülüğü» bulunan «ihbar olunan» hekim tarafından mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirildiğinin geçerli delillerle ispatlanamadığı, davacı ...'nın «down sendromlu» olarak doğduğu ve «maluliyet oranının» %93 olduğu, davacının yaşı ve maluliyet oranı göz önüne alındığında bakıcıya ihtiyacı bulunduğu, bu duruma bağlı olarak diğer davacılar olan anne ve babanın, down …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «tıbbi kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine» dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
… vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada yer alan tüm raporlarda sigortalı hekimin tıbbı uygulama hatasının ve kusurunun bulunmadığının açıkça tespit edildiğini, «vekalet sözleşmesi» ile ilgili «kusursuz sorumluluk» öngörülmediğini, bu yönüyle mahkeme kararının hatalı olduğunu, mahkemenin bilgilendirmeye yönelik değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, her gebede amniyosentez bilgilendirilmesi yapılacağına veya her gebeye amniyosentez önerilerek «down sendromunun» «kesin» teşhis edilebilir bir hastalık olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, amniosentez ve kordosentez gibi işlemlerin 1/100 oranında düşük riski içerdiğini, hiç bir ön inceleme ve ön koşul olmaksızın her gebeye amniyo sentez önerilmesi halinde sağlıklı bebeklerin ölüm riskinin doğacağını, gebede yaş riskinin düşük öyküsünün, anomalili doğum öyküsü, tarama testlerinde down bulgusunun bulunmadığı hallerde eksik bilgilendirmeden söz edilemeyeceğini, hastaya onam «formu» imzalatılması gibi yasal bir zorunluluk bulunmadığını, sigortalı hekimin gebeden tarama testlerini istediğini, bu aşamadan sonra gebenin tarama testlerini yaptırıp yaptırmamasının kendi ihtiyarında olduğunu, gebelik takibinin dört aşamada yapıldığını, birinci aşamada tarama testleri ve risk grubu tespiti, ikinci aşamada yüksek risk tespit edilen gebelerde perinatoloji muayenesi, üçüncü aşamada amniyosentez kordosentez, «son» aşamada ise gebeliğin sonlandırılması şeklinde devam ettiğini, düşük risk grubunda olan hastalara amniyosentez önerilmediğini, mahkemece bu noktada hata yapıldığını, hesap raporunun hatalı olduğunu, sigortalı hekimin kusurunun bulunmadığı halde hesapların % 100 «kusur oranına» göre yapıldığını, dosyada alınan ve taraflarına tebliğ edilen maluliyet raporu bulunmadığını, Adli Tıp Kurumu 3.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Tazminat | Maddi manevi tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5439 E. 2024/1756 K.
Ortak:down sendromu · tıbbi kötü uygulama · aydınlatma yükümlülüğü · zorunlu mali sorumluluk sigortası · mali sorumluluk sigortası · sorumluluk sigortası · ihbar olunan · ihbar
İncelediğiniz kararda… k Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gebelik süreci ile ilgili tıbbi kayıtlar arasında hasta tarafından imzalanmış herhangi bir onam «formu» yer almadığının saptandığı, bu durumda davacı annenin, uygulanan ve diğer tanı, tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hasta sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri, komplikasyonları ve reddetme durumda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri konusundaki bilgilendirmenin, davalının sigortalısı olan dava dışı uzman doktor veya başka doktorlar tarafından, davacı hastanın sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde yapıldığı hususunu hastayı bu şekilde «aydınlatma yükümlülüğü» bulunan «ihbar olunan» hekim tarafından mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirildiğinin geçerli delillerle ispatlanamadığı, davacı ...'nın «down sendromlu» olarak doğduğu ve «maluliyet oranının» %93 olduğu, davacının yaşı ve maluliyet oranı göz önüne alındığında bakıcıya ihtiyacı bulunduğu, bu duruma bağlı olarak diğer davacılar olan anne ve babanın, down …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «tıbbi kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine» dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
… ş bu yukarıdaki kanun hükmü gereğince ancak devlet eliyle olabilecek olup, olaya zorunlu mali mesuliyet sigortası kapsamı bakımından bakıldığında ise, zorunlu hekim «sorumluluğu sigortası» uyarınca sigortacının zarar görenin zararını tazmin yükümlülüğünün ancak sigortalı hekimin sorumlu olması koşuluyla doğduğu; sigortalı hekimin de mesleki faaliyetini «ifa» ederken üçüncü kişilere verdiği zarardan ancak «kusuru» varsa sorumlu tutalacağı nazara alındığında bebeğin «down sendromlu» olduğunun tespit edilemediği ve kürtaj hakkının engellendiği iddiası ile hekimin mesleki faaliyetindeki ihmal arasında «nedensellik bağı» olması gereklidir.
Benzer bu kararda… sinde; müvekkili ...'nün 40 yaşında müşterek çocuk ...'ya gebe kalarak gebelik takibini Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde düzenli olarak yaptırdığını, ...'nın «down sendromlu» olarak dünyaya geldiğini, kontrolleri yapan Dr. ...'ın davalı ... şirketince sigortalandığını, müvekkili ...' in davalının sigortalısı doktor tarafından gebeliği boyunca defalarca muayene edilmiş olmasına rağmen ...'nın down sendromlu olup olmadığının tespit edilmesi ve tespiti halinde istenmeyen gebeliği sonlandırabilmesi mümkünken bu imkandan yararlanamadığını, doktor tarafından «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirmediğini, doktorun kusurlu olduğunu, davacı ...'nın down sendromlu olması nedeniyle maddi ve manevi olarak zorlukla mücadele etmek zorunda kalacağını ileri sürerek şimdilik ... için 10.000,00 TL «maddi tazminat», 50.000,00 TL manevi tazminat, anne ... için 50.000,00 TL manevi tazminat, baba ... için 50.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 160.000,00 TL «tazminatın dava» tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak müvekkillerine verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; sigortalı hekimin kamu «görevlisi» olduğunu, kamu görevlisinin görevini ifası sırasındaki eylemlerine ilişkin «tazminat davalarının» ancak bağlı olduğu kamu kurumuna karşı açabileceğini, müvekkiline davanın yöneltilemeyeceğini, davanın «zamanaşımı» süreleri tüketildikten sonra açıldığını, davacının gebelik takibinde sigortalı hekim tarafından takip edildiği döneme ilişkin tüm testlerin eksiksiz yapıldığını, söz konusu testler ile «down sendromu» vb. anomalilerin %100 tespitinin mümkün olmadığını, yapılan üçlü tarama testinde down sendromlu olma riskinin yüksek olduğunun tespit edildiğini, konu ile ilgili h …
… RI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporuna göre, hastaya üçlü tarama testi sonucunun ve «down sendromu» için yüksek riskli olduğunun anlatıldığı, hekimin hastayı bilgilendirdiği ve amniyosentez, kordosentez gibi tanı testlerinin yapılmasının gerektiği bilgisinin hastaya iletildiği, bu konuda gerekli konsültasyonları istediği poliklinik epikriz notlarında yer aldığını, prenatal tanının yapılması için hastaya gerekli tüm bilgilendirme ve yönlendirmelerin uygun olarak yapıldığı, hastanın tanı testini yaptırmadığı, müdahalede bulunan doktorların uygulamasının doğru olup yapılması gerekenlerin doktorlar tarafından yapıldığı, söz konusu doktorların ihmal, «kötüniyet» ve eksik tıbbi uygulamasının bulunmadığının rapor edildiği, söz konusu raporun usul ve yasaya uygun olarak hazırlandığı ve «denetime elverişli» olduğu, tüm hususlar birlikte değerlendirildiğinde sigortalı doktorların kusurunun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:re'sen gözetilme · tazminat davası · denetime elverişlilik · ispat yükü · kamu düzeni · kötüniyet · zamanaşımı · görevli mahkeme
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; sigortalı hekimin kamu «görevlisi» olduğunu, kamu görevlisinin görevini ifası sırasındaki eylemlerine ilişkin «tazminat davalarının» ancak bağlı olduğu kamu kurumuna karşı açabileceğini, müvekkiline davanın yöneltilemeyeceğini, davanın «zamanaşımı» süreleri tüketildikten sonra açıldığını, davacının gebelik takibinde sigortalı hekim tarafından takip edildiği döneme ilişkin tüm testlerin eksiksiz yapıldığını, söz konusu testler ile «down sendromu» vb. anomalilerin %100 tespitinin mümkün olmadığını, yapılan üçlü tarama testinde down sendromlu olma riskinin yüksek olduğunun tespit edildiğini, konu ile ilgili h …
… RI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporuna göre, hastaya üçlü tarama testi sonucunun ve «down sendromu» için yüksek riskli olduğunun anlatıldığı, hekimin hastayı bilgilendirdiği ve amniyosentez, kordosentez gibi tanı testlerinin yapılmasının gerektiği bilgisinin hastaya iletildiği, bu konuda gerekli konsültasyonları istediği poliklinik epikriz notlarında yer aldığını, prenatal tanının yapılması için hastaya gerekli tüm bilgilendirme ve yönlendirmelerin uygun olarak yapıldığı, hastanın tanı testini yaptırmadığı, müdahalede bulunan doktorların uygulamasının doğru olup yapılması gerekenlerin doktorlar tarafından yapıldığı, söz konusu doktorların ihmal, «kötüniyet» ve eksik tıbbi uygulamasının bulunmadığının rapor edildiği, söz konusu raporun usul ve yasaya uygun olarak hazırlandığı ve «denetime elverişli» olduğu, tüm hususlar birlikte değerlendirildiğinde sigortalı doktorların kusurunun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… ahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön olmadığı, re'«sen gözetilmesi» gereken «kamu düzenine» herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esa …
… sinde; müvekkili ...'nün 40 yaşında müşterek çocuk ...'ya gebe kalarak gebelik takibini Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde düzenli olarak yaptırdığını, ...'nın «down sendromlu» olarak dünyaya geldiğini, kontrolleri yapan Dr. ...'ın davalı ... şirketince sigortalandığını, müvekkili ...' in davalının sigortalısı doktor tarafından gebeliği boyunca defalarca muayene edilmiş olmasına rağmen ...'nın down sendromlu olup olmadığının tespit edilmesi ve tespiti halinde istenmeyen gebeliği sonlandırabilmesi mümkünken bu imkandan yararlanamadığını, doktor tarafından «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirmediğini, doktorun kusurlu olduğunu, davacı ...'nın down sendromlu olması nedeniyle maddi ve manevi olarak zorlukla mücadele etmek zorunda kalacağını ileri sürerek şimdilik ... için 10.000,00 TL «maddi tazminat», 50.000,00 TL manevi tazminat, anne ... için 50.000,00 TL manevi tazminat, baba ... için 50.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 160.000,00 TL «tazminatın dava» tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak müvekkillerine verilmesini talep etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1620 E. 2022/7142 K.
Ortak:down sendromu · tıbbi kötü uygulama · maluliyet oranı · aydınlatma yükümlülüğü · nedensellik bağı · sorumluluk sigortası · ihbar olunan · ba formu
İncelediğiniz kararda… k Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gebelik süreci ile ilgili tıbbi kayıtlar arasında hasta tarafından imzalanmış herhangi bir onam «formu» yer almadığının saptandığı, bu durumda davacı annenin, uygulanan ve diğer tanı, tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hasta sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri, komplikasyonları ve reddetme durumda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri konusundaki bilgilendirmenin, davalının sigortalısı olan dava dışı uzman doktor veya başka doktorlar tarafından, davacı hastanın sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde yapıldığı hususunu hastayı bu şekilde «aydınlatma yükümlülüğü» bulunan «ihbar olunan» hekim tarafından mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirildiğinin geçerli delillerle ispatlanamadığı, davacı ...'nın «down sendromlu» olarak doğduğu ve «maluliyet oranının» %93 olduğu, davacının yaşı ve maluliyet oranı göz önüne alındığında bakıcıya ihtiyacı bulunduğu, bu duruma bağlı olarak diğer davacılar olan anne ve babanın, down …
… ş bu yukarıdaki kanun hükmü gereğince ancak devlet eliyle olabilecek olup, olaya zorunlu mali mesuliyet sigortası kapsamı bakımından bakıldığında ise, zorunlu hekim «sorumluluğu sigortası» uyarınca sigortacının zarar görenin zararını tazmin yükümlülüğünün ancak sigortalı hekimin sorumlu olması koşuluyla doğduğu; sigortalı hekimin de mesleki faaliyetini «ifa» ederken üçüncü kişilere verdiği zarardan ancak «kusuru» varsa sorumlu tutalacağı nazara alındığında bebeğin «down sendromlu» olduğunun tespit edilemediği ve kürtaj hakkının engellendiği iddiası ile hekimin mesleki faaliyetindeki ihmal arasında «nedensellik bağı» olması gereklidir.
… vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada yer alan tüm raporlarda sigortalı hekimin tıbbı uygulama hatasının ve kusurunun bulunmadığının açıkça tespit edildiğini, «vekalet sözleşmesi» ile ilgili «kusursuz sorumluluk» öngörülmediğini, bu yönüyle mahkeme kararının hatalı olduğunu, mahkemenin bilgilendirmeye yönelik değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, her gebede amniyosentez bilgilendirilmesi yapılacağına veya her gebeye amniyosentez önerilerek «down sendromunun» «kesin» teşhis edilebilir bir hastalık olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, amniosentez ve kordosentez gibi işlemlerin 1/100 oranında düşük riski içerdiğini, hiç bir ön inceleme ve ön koşul olmaksızın her gebeye amniyo sentez önerilmesi halinde sağlıklı bebeklerin ölüm riskinin doğacağını, gebede yaş riskinin düşük öyküsünün, anomalili doğum öyküsü, tarama testlerinde down bulgusunun bulunmadığı hallerde eksik bilgilendirmeden söz edilemeyeceğini, hastaya onam «formu» imzalatılması gibi yasal bir zorunluluk bulunmadığını, sigortalı hekimin gebeden tarama testlerini istediğini, bu aşamadan sonra gebenin tarama testlerini yaptırıp yaptırmamasının kendi ihtiyarında olduğunu, gebelik takibinin dört aşamada yapıldığını, birinci aşamada tarama testleri ve risk grubu tespiti, ikinci aşamada yüksek risk tespit edilen gebelerde perinatoloji muayenesi, üçüncü aşamada amniyosentez kordosentez, «son» aşamada ise gebeliğin sonlandırılması şeklinde devam ettiğini, düşük risk grubunda olan hastalara amniyosentez önerilmediğini, mahkemece bu noktada hata yapıldığını, hesap raporunun hatalı olduğunu, sigortalı hekimin kusurunun bulunmadığı halde hesapların % 100 «kusur oranına» göre yapıldığını, dosyada alınan ve taraflarına tebliğ edilen maluliyet raporu bulunmadığını, Adli Tıp Kurumu 3.
Benzer bu kararda14.04.2011, 14.06.2011 ve 15.07.2011 tarihlerinde İzmir İl Sağlık Müdürlüğü tarafından «dosyaya gönderilen» muayene olduğuna ilişkin poliklinik «defter» «kaydına» göre, tıbbi kayıtlar arasında hasta tarafından imzalanmış herhangi bir onam formunun yer almadığı, dosyadaki mevcut tıbbi kayıtlardan hastanın Down sendromu konusunda bilgilendirildiğine dair yazılı bir belge (aydınlatma «formu») düzenlenmediği, hastayı bu şekilde «aydınlatma yükümlülüğü» bulunan hekimin, bu yükümlülüğünü mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirdiği hususunun geçerli delillerle ispatlayamadığı, bu durumda davalının sigortalısı hekimin aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediği ve davacı ...'un «down sendromlu» olarak doğumunda kusurlu olduğu, davalının sigortalısı olan hekimin aydınlatma yükümlülüğü dışında kusurunun olmaması nedeniyle belirlenen tazminattan taktiren %20 oranında indirim yapılabileceği, ancak davacı vekili, dava değerini 280.000.- TL olarak «ıslah» ettiğinden takdiri indirimin sonuca etkili olmadığı,davacı ...'un down sendromlu olarak doğduğu ve «maluliyet oranının» %79 olduğu anne ve babanın, down sendromlu davacı çocukları ile birlikte bir ömür boyu birlikte zorluklara katlanmak zorunda kalacakları bu durumun manevi yönden a …
… ş bu yukarıdaki kanun hükmü gereğince ancak devlet eliyle olabilecek olup, olaya zorunlu mali mesuliyet sigortası kapsamı bakımından bakıldığında ise, zorunlu hekim «sorumluluğu sigortası» uyarınca sigortacının zarar görenin zararını tazmin yükümlülüğünün ancak sigortalı hekimin sorumlu olması koşuluyla doğduğu; sigortalı hekimin de mesleki faaliyetini «ifa» ederken üçüncü kişilere verdiği zarardan ancak «kusuru» varsa sorumlu tutalacağı nazara alındığında bebeğin «down sendromlu» olduğunun tespit edilemediği ve kürtaj hakkının engellendiği iddiası ile hekimin mesleki faaliyetindeki ihmal arasında «nedensellik bağı» olması gereklidir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama ve bilirkişi raporuna göre, bebeğin «down sendromlu» olup olmadığının tespiti için «kesin» tanı yöntemlerine başvurulması gerekmekte, ancak bu yöntemler de düşük gibi riskleri beraberinde getirtiği, bu durumda hekim, test sonucunda elde edilen sonucu, kesin tanı için başvurulabilecek yöntemleri, bu yöntemlerin risklerini, mevzuat hükümleri gereğince ve usulünce anneye açıklaması ve aydınaltılması gerektiiği ve bu yükümlülüğünün yerine getirildiğini «ispat yükü» ise hekimde olduğu, sağlık hizmetinin verilmesinde tıbbı gereklere uygun teşhis, tedavi ve bakımı özenle yapma görevinin hekime ait olduğu, hastanın uygulanan ve diğer tanı, tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hasta sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri, komplikasyonları ve reddetme durumda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri konusunda bilgi edinme hakkının bulunduğu, bu bilgilendirmenin hekim tarafından hastanın sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde yapılması gerektiği, hastayı bu şekilde «aydınlatma yükümlülüğü» bulunan hekimin, bu yükümlülüğünü mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirdiğini ispatlamak zorunda olduğu, davacı annenin muayenelerine ilişkin olarak Özel İr …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dosyanın gönderilmesi · dava dilekçesinin tebliği · ispat yükü · protokol · hukuki yarar · ıslah · cy/cy kaydı · ibraz
Benzer bu kararda14.04.2011, 14.06.2011 ve 15.07.2011 tarihlerinde İzmir İl Sağlık Müdürlüğü tarafından «dosyaya gönderilen» muayene olduğuna ilişkin poliklinik «defter» «kaydına» göre, tıbbi kayıtlar arasında hasta tarafından imzalanmış herhangi bir onam formunun yer almadığı, dosyadaki mevcut tıbbi kayıtlardan hastanın Down sendromu konusunda bilgilendirildiğine dair yazılı bir belge (aydınlatma «formu») düzenlenmediği, hastayı bu şekilde «aydınlatma yükümlülüğü» bulunan hekimin, bu yükümlülüğünü mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirdiği hususunun geçerli delillerle ispatlayamadığı, bu durumda davalının sigortalısı hekimin aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediği ve davacı ...'un «down sendromlu» olarak doğumunda kusurlu olduğu, davalının sigortalısı olan hekimin aydınlatma yükümlülüğü dışında kusurunun olmaması nedeniyle belirlenen tazminattan taktiren %20 oranında indirim yapılabileceği, ancak davacı vekili, dava değerini 280.000.- TL olarak «ıslah» ettiğinden takdiri indirimin sonuca etkili olmadığı,davacı ...'un down sendromlu olarak doğduğu ve «maluliyet oranının» %79 olduğu anne ve babanın, down sendromlu davacı çocukları ile birlikte bir ömür boyu birlikte zorluklara katlanmak zorunda kalacakları bu durumun manevi yönden a …
Davacının bu «protokol» «defterinden» «ihbar olunan» doktoru 14.04.2011 de yani gebeliğin 16. haftasında muayene için gittiği bu tarihin tıbben 11-14. haftlarda yapılması gereken, ultrasonografi ile ense saydamlığı ve kombine test sonrasına tekabül ettiği, ancak dosyada bu test sonucuna ilişkin belgenin mevcut olmadığı, 3’lü tarama testin sonucunun dosyada görülmediği, 14.06.2011 tarihinde davacının doktoru ikinci kez muayene için gittiğinde hangi testin istendiği belli olmayıp, ihbar olunan tarafından dosyaya «ibraz» edilen 16.06.2011 tarihli 4 boyutlu obstetrik ultrason «kaydına» göre bu raporda davacıda amniyo sentez sıvısı fazla olduğu, izlenen fetal yapıların olağan olduğu belirtilmiştir. dosyaki protokol defterine göre 15.07.2011 tarihinde davacının «son» kez muayeneye gittiği ancak ihbar olunan tarafından yapılan harici tespitle davacının 01.05.2011 de İzmir Tepecik Eğitim Araştırma Hastanesinde başka bir doktora m …
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada «ihbar olunan» doktorun çalıştığı Özel İremTıp merkezine ait 14.04.2011 ve 15.07.2011 tarihleri arası «protokol» «defter» «kaydının» dosyaya sunulduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama ve bilirkişi raporuna göre, bebeğin «down sendromlu» olup olmadığının tespiti için «kesin» tanı yöntemlerine başvurulması gerekmekte, ancak bu yöntemler de düşük gibi riskleri beraberinde getirtiği, bu durumda hekim, test sonucunda elde edilen sonucu, kesin tanı için başvurulabilecek yöntemleri, bu yöntemlerin risklerini, mevzuat hükümleri gereğince ve usulünce anneye açıklaması ve aydınaltılması gerektiiği ve bu yükümlülüğünün yerine getirildiğini «ispat yükü» ise hekimde olduğu, sağlık hizmetinin verilmesinde tıbbı gereklere uygun teşhis, tedavi ve bakımı özenle yapma görevinin hekime ait olduğu, hastanın uygulanan ve diğer tanı, tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hasta sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri, komplikasyonları ve reddetme durumda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri konusunda bilgi edinme hakkının bulunduğu, bu bilgilendirmenin hekim tarafından hastanın sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde yapılması gerektiği, hastayı bu şekilde «aydınlatma yükümlülüğü» bulunan hekimin, bu yükümlülüğünü mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirdiğini ispatlamak zorunda olduğu, davacı annenin muayenelerine ilişkin olarak Özel İr …
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/5979 E. 2025/3897 K.
Ortak:down sendromu · tıbbi kötü uygulama · aydınlatma yükümlülüğü · nedensellik bağı · zorunlu mali sorumluluk sigortası · vekalet sözleşmesi · mali sorumluluk sigortası · sorumluluk sigortası
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «tıbbi kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine» dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
… ş bu yukarıdaki kanun hükmü gereğince ancak devlet eliyle olabilecek olup, olaya zorunlu mali mesuliyet sigortası kapsamı bakımından bakıldığında ise, zorunlu hekim «sorumluluğu sigortası» uyarınca sigortacının zarar görenin zararını tazmin yükümlülüğünün ancak sigortalı hekimin sorumlu olması koşuluyla doğduğu; sigortalı hekimin de mesleki faaliyetini «ifa» ederken üçüncü kişilere verdiği zarardan ancak «kusuru» varsa sorumlu tutalacağı nazara alındığında bebeğin «down sendromlu» olduğunun tespit edilemediği ve kürtaj hakkının engellendiği iddiası ile hekimin mesleki faaliyetindeki ihmal arasında «nedensellik bağı» olması gereklidir.
… k Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gebelik süreci ile ilgili tıbbi kayıtlar arasında hasta tarafından imzalanmış herhangi bir onam «formu» yer almadığının saptandığı, bu durumda davacı annenin, uygulanan ve diğer tanı, tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hasta sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri, komplikasyonları ve reddetme durumda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri konusundaki bilgilendirmenin, davalının sigortalısı olan dava dışı uzman doktor veya başka doktorlar tarafından, davacı hastanın sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde yapıldığı hususunu hastayı bu şekilde «aydınlatma yükümlülüğü» bulunan «ihbar olunan» hekim tarafından mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirildiğinin geçerli delillerle ispatlanamadığı, davacı ...'nın «down sendromlu» olarak doğduğu ve «maluliyet oranının» %93 olduğu, davacının yaşı ve maluliyet oranı göz önüne alındığında bakıcıya ihtiyacı bulunduğu, bu duruma bağlı olarak diğer davacılar olan anne ve babanın, down …
Benzer bu karardaDava ve Hukuki Nitelendirme Dava, «tıbbı kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine» dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe Tıbbi kötü uygulamaya ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigortalısı» hekimin, eksik tanı, tedavi ve «aydınlatma yükümlülüğüne» aykırı hareket etmesi sebepleriyle açılan tazminat davasında uyuşmazlık, hekimin «yetki» alanı dahilinde mesleki faaliyeti nedeni ile «kusuru» ile neden olduğu bir zararın olup olmadığı noktasında toplanmıştır.
… ğer müvekkillerinin müşterek çocuğu olduğunu, müvekkil ...'ın hamileliği boyunca davalı şirket sigortalısı doktor ... tarafından takip edildiğini ancak sigortalının «tıbbi kötü uygulaması» sonucu küçük ...'nın «down sendromu» hamilelikte tespit edilmediğini, sigortalının kötü uygulamalarının bilgilendirmeme, onam almama, teşhiste «kusur», ileri testleri önermeme ve amniyosentez yapmama olarak sayılabileceğini, hasta hekim ilişkisinde sigortalının «vekalet sözleşmesi» kapsamında «özen borcu» altında olduğunu, küçüğün down sendromlu olarak doğumu nedeniyle hayat boyu işgöremez durumda olacağını, bu nedenle ayrıca müvekkillerinin zarara da uğradıklarını, tıbbi kötü uygulama nedeniyle hekimin kusurlu olduğunu ileri sürerek müvekkili ... için 15.000,00 TL iş göremezlik tazminatı ve 20.000,00 TL manevi tazminatın, müvekkili ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın, müvekkili ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:özen borcu · poliçe limiti · kâr kaybı · yetki
Benzer bu kararda… nusu yükümlülüğün yerine getirildiğini ispata yarar herhangi bir delil sunulmadığı, böylece davacının gebeliği sonlandırma şansının elinden alındığı, davacı ...'nın «down sendromlu» ve engelli olması sebebiyle oluşan iş göremezlik (efor «kaybı») zararının 1.933.712,64 TL olduğu ve davalının söz konusu zarardan «poliçe limiti» kapsamında sorumlu olduğu, manevi tazminat yönünden yapılan değerlendirmede ise davacılar ... ve ...'ın çocuklarının down sendromlu ve engelli olması sebebiyle ömür boyu çekecekleri acının yine davacı ...'nın ömür boyu yaşayacağı sıkıntı ve acının karşılığı olamayacağından talep edilen miktarların yerinde olduğu gerekçesiyle davacıların «maddi tazminat» taleplerinin kabulü ile 360.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 21.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a velayeten davacılar ... ve ...'a verilmesine, davacıların manevi tazminat taleplerinin kabulü …
… ğer müvekkillerinin müşterek çocuğu olduğunu, müvekkil ...'ın hamileliği boyunca davalı şirket sigortalısı doktor ... tarafından takip edildiğini ancak sigortalının «tıbbi kötü uygulaması» sonucu küçük ...'nın «down sendromu» hamilelikte tespit edilmediğini, sigortalının kötü uygulamalarının bilgilendirmeme, onam almama, teşhiste «kusur», ileri testleri önermeme ve amniyosentez yapmama olarak sayılabileceğini, hasta hekim ilişkisinde sigortalının «vekalet sözleşmesi» kapsamında «özen borcu» altında olduğunu, küçüğün down sendromlu olarak doğumu nedeniyle hayat boyu işgöremez durumda olacağını, bu nedenle ayrıca müvekkillerinin zarara da uğradıklarını, tıbbi kötü uygulama nedeniyle hekimin kusurlu olduğunu ileri sürerek müvekkili ... için 15.000,00 TL iş göremezlik tazminatı ve 20.000,00 TL manevi tazminatın, müvekkili ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın, müvekkili ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın «tıbbi kötü uygulama» iddiasında bulunduğu dava dışı .. ...'in müvekkili şirket nezdinde sigortalı olduğunu, dava konusu edilen olay yönünden dava dışı hekime başvurulduğuna dair bir delil sunulmadığını, hekim dava edilmeden doğrudan müvekkiline karşı dava açılmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin sorumluluğunun başlamadığını, ayrıca kabul anlamında olmamak üzere söz konusu «sorumluluk sigortasının» hekimin «yetki» alanı dahilinde mesleki faaliyeti nedeni ile «kusuru» ile sebebiyet vereceği zararlara karşı «teminat» sağladığını, bu nedenle müvekkili şirketin sorumluluğu için öncelikle davalı hekimin iddia edilen zarara ilişkin kusura dayalı sorumluluğunun bulunduğunun ispatlan …
B.Değerlendirme ve Gerekçe Tıbbi kötü uygulamaya ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigortalısı» hekimin, eksik tanı, tedavi ve «aydınlatma yükümlülüğüne» aykırı hareket etmesi sebepleriyle açılan tazminat davasında uyuşmazlık, hekimin «yetki» alanı dahilinde mesleki faaliyeti nedeni ile «kusuru» ile neden olduğu bir zararın olup olmadığı noktasında toplanmıştır.
-
Engelli doğan çocuğun tazminat isteminde hukuki yarar yoktur
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1669 E. 2024/4009 K.
Ortak:aydınlatma yükümlülüğü · avans faizi
İncelediğiniz kararda… k Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gebelik süreci ile ilgili tıbbi kayıtlar arasında hasta tarafından imzalanmış herhangi bir onam «formu» yer almadığının saptandığı, bu durumda davacı annenin, uygulanan ve diğer tanı, tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hasta sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri, komplikasyonları ve reddetme durumda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri konusundaki bilgilendirmenin, davalının sigortalısı olan dava dışı uzman doktor veya başka doktorlar tarafından, davacı hastanın sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde yapıldığı hususunu hastayı bu şekilde «aydınlatma yükümlülüğü» bulunan «ihbar olunan» hekim tarafından mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirildiğinin geçerli delillerle ispatlanamadığı, davacı ...'nın «down sendromlu» olarak doğduğu ve «maluliyet oranının» %93 olduğu, davacının yaşı ve maluliyet oranı göz önüne alındığında bakıcıya ihtiyacı bulunduğu, bu duruma bağlı olarak diğer davacılar olan anne ve babanın, down …
Sevtap Alkan'ın kusurlu bulunduğu, davalının dava dışı sigortalısının «kusuru» ile oluşan maddi ve manevi zararların «sorumluluğunu sigorta poliçesindeki» şartlar dâhilinde «teminatla» sınırlı olarak yüklendiği ve davalı ... şirketinin sorumluluğunun toplam teminat tutarı olarak belirlenmiş 800.000,00 TL ile sınırlı bulunduğu, davacı ...'nın «maddi tazminat» tutarının takdiri indirim uygulanmaksızın 1.317.052,20 TL olduğu, buna göre takdiri indirim uygulandığı taktirde de en az 1.053.641,76 TL olabileceği, işbu dava açısından sonuca etkili olmadığından takdiri indirim yapılıp yapılmamasının öneminin bulunmadığı, davacı ... vekili'nin 09.03.2020 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat miktarını 760.000,00 TL'ye yükselttiği gerekçesiyle davacı ...'nın maddi tazminat davasının kabulü ile, 760.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davacıya ödenmesine, olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun olarak, davacılar için hak ve nesafet kuralları çerçevesinde manevi tazminat davasının …
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihbar olunan» sıfatıyla «kanun yoluna başvuru hakkı» bulunmadığından ihbar olunan ...'nın «istinaf başvurusunun usulden reddine» karar verildiği, davalı tarafından düzenlenmiş olan poliçe 17.08.2018/2019 dönemini kapsamakta olup genel şartlar gereği poliçe tarihinden önceki 10 yıllık dönemde meydana gelen «rizikoları» «teminat» altına aldığı, davalı tarafça rizikonun 30 günden fazla sigortasız kalınan dönemde meydana geldiğine dair bir delil de «ibraz» edilmediği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1478 inci maddesi uyarınca zarar görenin doğrudan sigortacıya başvuru hakkı bulunduğu, davalı vekilinin «husumete» yönelik ileri sürdüğü istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, davacı annenin gebelik döneminde 16. haftadan itibaren takibinin davalının sigortalısı olan hekim tarafından gerçekleştirildiği, hastane kayıtlarına göre davacı annenin 06.07.2017, 14.07.2017, 04.08.2017, 13.09.2017, 28.09.2017, 06.10.2017, 27.10.2017 tarihlerinde muayene edildiği, 31.10.2017 tarihinde ise sezeryan ile doğumun gerçekleştirildiği, takip sürecinde 14.07.2017 tarihinde AFP Mom testi yapıldığı, üçlü veya dörtlü test yapılmadığı, davacı çocuğa 09.02.2018 tarihli rapor ile «down sendromu» teşhisinin konulduğu, davalının sigortalısı tarafından davacıdan, AFP Mom testi dışında hastalığın teşhisine yönelik ileri düzeyde tetkikler istenilmediği gibi davacı annenin down sendromu konusunda bilgilendirildiğine dair yazılı bir belge (aydınlatma «formu») de düzenlenmediği, bu durumda uygulanan ve diğer tanı, tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hasta sağlığı üzerindeki muhtemel etkiler, komplikasyonlar ve reddetme durumda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskler konusunda bilgilendirmenin, davalının sigortalısı olan ihbar olunan hekim tarafından davacı annenin sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde yapıldığının, davacı anneyi bu şekilde «aydınlatma yükümlülüğü» bulunan hekimin, bu yükümlülüğünü mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirdiğinin geçerli delillerle ispatlanamadığı, davalının sigortalısı hekimin aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediği, teşhis ve tedavi hizmetini üstlenen sigortalı hekim, davacı çocuğun down sendromlu olarak doğmasından dolayı değil, bu kapsamda aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmeyerek «vekalet sözleşmesinden» kaynaklanan özen borcuna aykırı davranışından dolayı sorumlu olduğu, davacı tarafça somut olayda davalının sigortalısı hekimin kusuruna dayanılmamış olup aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmemesi nedenine dayanıldığı, bu nedenle Mahkemece «kusur» incelemesi yaptırılmaması bir eksiklik olarak görülmemiş olup hekimin sigortacısı olan davalı ... şirketinin poliçe kapsamında meydana geldiği anlaşılan zarardan sorumlu tutulmasında uyuşmazlık «sigorta sözleşmesinden» kaynaklandığından «avans faizine» hükmedilmesinin de yerinde olduğu, davacılar vekili tarafından sunulan «istinafa cevap dilekçesinde» geçici ödeme talebinde bulunulmuş ise de, somut olayda durum ve koşulların «avans ödemesi» yapılmasını gerektirdiği hususunda bir kanaate ulaşılamadığından davacılar vekilinin avans ödemesi isteminin reddine karar verildiği gerekçesiyle davalı vekilinin …
… ğunu, anne Şengül'ün gebelik takibinin en az 11 farklı tarihte kadın doğum uzmanı Dr. ... tarafından yapıldığını, sigortalı doktorun gebelik takibinde davacı anneyi «down sendromunu» tespit eden testler ve doğruluk oranları konusunda aydınlatmayarak küçük ...'ın down sendromlu olarak doğmasına sebebiyet verdiğini, oysa down sendromunun gebelikte tespiti mümkün olan, tespiti halinde de gebeliğin sonlandırılmasına izin verilen bir özür olduğunu, Yargıtayın, bilgilendirme yapmayarak gebeliğin sonlandırılması imkanının elden alınması halinde doktorun kusurlu ve sorumlu olduğunu kabul ettiğini, müvekkillerinin bu hususta hiçbir şekilde bilgilendirilmediğini, «aydınlatılmış onamlarının» alınmadığını, bu nedenle gebelik takibinin hukuka aykırı olduğunu, down sendromunun, hayat boyu devam eden, kişiyi sürekli başkasının yardımına muhtaç bırakan bir işgöremezlik hali olup öncelikle müvekkili küçük ...'un bu işgöremezlik hali nedeniyle maddi zarara uğradığını ve dahi bizzat bu acıyı yaşam boyu çekecek olması nedeniyle de manevi zarara uğradığını, diğer davacıların da hayat boyu çocuğunu down sendromlu olarak görerek acı çekmeye devam edeceğini, davalı ... şirketinin, Dr. ...'nın 2018 başlangıç, 17.08.2019 bitiş tarihli «tıbbi kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesini» tanzim ederek tarifede belirlenen «teminat» limiti dahilinde maddi, manevi zarardan doğan sorumluluğu üstlendiğini, davalı ... şirketinin sorumluluğunun geriye dönük 10 yıllık süreyi de kapsadığını, «zamanaşımı» süresinin ise 10 yıl olduğunu iddia ederek müvekkili ... için 15.000,00 TL işgöremezlik (bakıcı ücreti «dahil» «maddi) tazminat», 20.000,00 TL manevi tazminat, müvekkili anne ... için 10.000,00 TL manevi tazminat, müvekkili baba ... için 10.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 55.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… belik takibinin yapıldığı, gebelikte tam sonuç vermeyen ve veren testlerle ilgili hastanın tam ve doğru olarak bilgilendiğine dair davalı tarafça herhangi bir delil «ibraz» edilemediği, bu haliyle davacı anne ve babanın gebeliği sona erdirme haklarının ellerinden alınmış sayılacağı ve doğumdan sonra tespit edilen «down sendromu» ile ilgili olabilecek maddi ve manevi kayıplardan doktorun sigortacısı olan davalı şirketin sorumluluğunun doğacağı, burada gerçek anlamda meslek ve sanatta acemilik ve kurallara uymamak sebebiyle oluşan «kusur» durumundan çok «aydınlatma yükümlülüğünün» yerine getirilmemesi sebebiyle sorumluluk hususunun değerlendirilmesi gerektiği, zira davacılar tarafından sigortalı doktorun aydınlatma yükümlülüğü dışında herhangi bir hekim hatasına dayanılmayarak aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmemesi sebebiyle sorumlu olduğunun iddia edildiği, bu durumda «ispat yükü» davalı tarafta olup davalı tarafın bu konuda aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirdiğine dair somut ve inandırıcı delil sunmadığı, oluşan maddi ve manevi zararlardan davalının sorumlu olacağı, bilirkişilerden alınan raporların denetime ve hükme elverişli oldukları, davacıların «poliçe limitinin» üzerinde hesaplanan tazminat talepleriyle ilgili poliçe «teminat kapsamıyla» sınırlı olarak tazminine karar verilmesi yönünden verdikleri talep artırım dilekçesi de yerinde görülerek davacı küçük için 760.000,00 TL iş göremezlik ve bakıcı ücretine ilişkin «maddi tazminat» taleplerinin kabulüne, davacı ...'ın down sendromlu olarak doğduğu ve maluliyetinin %100 olduğu, davacının yaşı ve «maluliyet oranı» göz önüne alındığında bakıcı ihtiyacı bulunduğu ve bu duruma bağlı olarak diğer davacılar anne ve babanın, özürlü çocukları ile bir ömür boyu birlikte zorluklara katlanmak zorunda kalacakları, manevi yönden sürekliliği bulunan ağır bir travmaya maruz kaldıkları, davalının ise dava dışı sigortalının mesleğiyle ilgili oluşan maddi ve manevi zararların «sorumluluğunu sigorta poliçesindeki» şartlar dahilinde teminatla sınırlı olarak yüklendiği, davacılar için hak ve nesafet kuralları çerçevesinde paranın alım gücü de nazara alınarak manevi tazminat yö …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:aydınlatılmış onam · ispat yükü · hukuki yarar
Benzer bu kararda… ğunu, anne Şengül'ün gebelik takibinin en az 11 farklı tarihte kadın doğum uzmanı Dr. ... tarafından yapıldığını, sigortalı doktorun gebelik takibinde davacı anneyi «down sendromunu» tespit eden testler ve doğruluk oranları konusunda aydınlatmayarak küçük ...'ın down sendromlu olarak doğmasına sebebiyet verdiğini, oysa down sendromunun gebelikte tespiti mümkün olan, tespiti halinde de gebeliğin sonlandırılmasına izin verilen bir özür olduğunu, Yargıtayın, bilgilendirme yapmayarak gebeliğin sonlandırılması imkanının elden alınması halinde doktorun kusurlu ve sorumlu olduğunu kabul ettiğini, müvekkillerinin bu hususta hiçbir şekilde bilgilendirilmediğini, «aydınlatılmış onamlarının» alınmadığını, bu nedenle gebelik takibinin hukuka aykırı olduğunu, down sendromunun, hayat boyu devam eden, kişiyi sürekli başkasının yardımına muhtaç bırakan bir işgöremezlik hali olup öncelikle müvekkili küçük ...'un bu işgöremezlik hali nedeniyle maddi zarara uğradığını ve dahi bizzat bu acıyı yaşam boyu çekecek olması nedeniyle de manevi zarara uğradığını, diğer davacıların da hayat boyu çocuğunu down sendromlu olarak görerek acı çekmeye devam edeceğini, davalı ... şirketinin, Dr. ...'nın 2018 başlangıç, 17.08.2019 bitiş tarihli «tıbbi kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesini» tanzim ederek tarifede belirlenen «teminat» limiti dahilinde maddi, manevi zarardan doğan sorumluluğu üstlendiğini, davalı ... şirketinin sorumluluğunun geriye dönük 10 yıllık süreyi de kapsadığını, «zamanaşımı» süresinin ise 10 yıl olduğunu iddia ederek müvekkili ... için 15.000,00 TL işgöremezlik (bakıcı ücreti «dahil» «maddi) tazminat», 20.000,00 TL manevi tazminat, müvekkili anne ... için 10.000,00 TL manevi tazminat, müvekkili baba ... için 10.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 55.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… belik takibinin yapıldığı, gebelikte tam sonuç vermeyen ve veren testlerle ilgili hastanın tam ve doğru olarak bilgilendiğine dair davalı tarafça herhangi bir delil «ibraz» edilemediği, bu haliyle davacı anne ve babanın gebeliği sona erdirme haklarının ellerinden alınmış sayılacağı ve doğumdan sonra tespit edilen «down sendromu» ile ilgili olabilecek maddi ve manevi kayıplardan doktorun sigortacısı olan davalı şirketin sorumluluğunun doğacağı, burada gerçek anlamda meslek ve sanatta acemilik ve kurallara uymamak sebebiyle oluşan «kusur» durumundan çok «aydınlatma yükümlülüğünün» yerine getirilmemesi sebebiyle sorumluluk hususunun değerlendirilmesi gerektiği, zira davacılar tarafından sigortalı doktorun aydınlatma yükümlülüğü dışında herhangi bir hekim hatasına dayanılmayarak aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmemesi sebebiyle sorumlu olduğunun iddia edildiği, bu durumda «ispat yükü» davalı tarafta olup davalı tarafın bu konuda aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirdiğine dair somut ve inandırıcı delil sunmadığı, oluşan maddi ve manevi zararlardan davalının sorumlu olacağı, bilirkişilerden alınan raporların denetime ve hükme elverişli oldukları, davacıların «poliçe limitinin» üzerinde hesaplanan tazminat talepleriyle ilgili poliçe «teminat kapsamıyla» sınırlı olarak tazminine karar verilmesi yönünden verdikleri talep artırım dilekçesi de yerinde görülerek davacı küçük için 760.000,00 TL iş göremezlik ve bakıcı ücretine ilişkin «maddi tazminat» taleplerinin kabulüne, davacı ...'ın down sendromlu olarak doğduğu ve maluliyetinin %100 olduğu, davacının yaşı ve «maluliyet oranı» göz önüne alındığında bakıcı ihtiyacı bulunduğu ve bu duruma bağlı olarak diğer davacılar anne ve babanın, özürlü çocukları ile bir ömür boyu birlikte zorluklara katlanmak zorunda kalacakları, manevi yönden sürekliliği bulunan ağır bir travmaya maruz kaldıkları, davalının ise dava dışı sigortalının mesleğiyle ilgili oluşan maddi ve manevi zararların «sorumluluğunu sigorta poliçesindeki» şartlar dahilinde teminatla sınırlı olarak yüklendiği, davacılar için hak ve nesafet kuralları çerçevesinde paranın alım gücü de nazara alınarak manevi tazminat yö …
Anılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta «down sendromlu» doğan davacı çocuk bakımından açılan davada, “doktor, «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirseydi, belki benim yaşam hakkım elimden alınacaktı, oysa şimdi alınmadı" şeklinde yorumlanabilecek bir «sebebe» dayalı maddi ve manevi tazminat isteminde «hukuki yarar» bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun «kişilik haklarını ihlal» etmektedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/3914 E. , 2023/6113 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 24.10.2023 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. ... ile davalı vekili Av. Senanaz Delil dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacılar vekili; müvekkili ...'nın, diğer müvekkilleri ... ve ...'nın müşterek çocuğu olduğunu, müvekkilinin gebelik takibinin en az 5 farklı tarihte kadın doğum uzmanı Dr. Sevtap Alkan tarafından yapıldığını, doğumun da aynı doktor tarafından yaptırıldığını, davalı ... A.Ş.'nin, kadın doğum uzmanı Dr. Sevtap Alkan'ın 567027416 Poliçe no.lu Tıbbi Kötü Uygulamaya ilişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesini tanzim ederek, tarifede belirlenen teminat limiti dahilinde maddi, manevi zarardan doğan sorumluluğu üstlenmiş bulunduğunu, müvekkili ...'nın, hamileliği boyunca davalının sigortalısı doktor tarafından takip edildiğini, anılan doktorun genel olarak tıbbi kötü uygulaması sonucu down sendromunu hamilelikte teşhis edilmediğini ve davacı ...'ın down sendromlu olarak doğduğunu, doktor ile hasta arasındaki ilişkinin vekalet sözleşmesi olarak kabul edilmesi nedeniyle akdin kurulduğunu, davalının sigortalısının bilgilendirme dahil tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini ispat yükünün davalıya ait olduğunu, vekâlet akti kapsamında doktorun davacı anneyi gebelikte olabilecek hastalıklar, tarama testleri, down sendromu vb.
hastalıkların teşhis ve tespitiyle ilgili seçenekler konusunda bilgilendirmediğini, aydınlatılmış rızasını almadığını, ileri testleri önermediğini, konsültasyon istemediğini, CVS/amniyo sentez yapmamış olduğunu, birkaç basit test ile saptanabilecek down sendromunu saptamayarak sakat bir çocuğun doğumuna neden olduğunu, down sendromunun hayat boyu devam eden bir iş görememezlik hali olup, küçük ...'ın maddi ve manevi zarara uğradığını, bu kapsamda anne ve babanın hayat boyu çocuklarını down sendromlu olarak görerek acı çekmeye devam edeceklerini, tıbbi kötü uygulama sonucu bebeğin down sendromlu olduğunun saptanamadığını ve doğumdan sonra anlaşıldığını, davada davalının sigortalısı doktorun tam kusuruna dayanılmamış olup, müteselsilen talepte bulunulduğunu, keza kusur da dahil her türlü denkleştirme dikkate alınarak talepte bulunulduğunu belirterek davacı ...
için 15.000,00 TL işgöremezlik tazminatı, 20.000,00 TL manevi tazminat, davacı ... için 10.000,00 TL manevi tazminat, davacı ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacılar vekili 09.03.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile; müvekkili küçük ... için iş göremezlik-maddi tazminat talebini 760.000,00 TL'ye yükselterek, davacı ... için 20.000,00 TL manevi tazminat, davacı anne ... için 10.000,00 TL manevi tazminat, müvekkili baba ... için 10.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere, toplam 800.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; haksız ve mesnetsiz davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gebelik süreci ile ilgili tıbbi kayıtlar arasında hasta tarafından imzalanmış herhangi bir onam formu yer almadığının saptandığı, bu durumda davacı annenin, uygulanan ve diğer tanı, tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hasta sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri, komplikasyonları ve reddetme durumda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri konusundaki bilgilendirmenin, davalının sigortalısı olan dava dışı uzman doktor veya başka doktorlar tarafından, davacı hastanın sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde yapıldığı hususunu hastayı bu şekilde aydınlatma yükümlülüğü bulunan ihbar olunan hekim tarafından mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirildiğinin geçerli delillerle ispatlanamadığı, davacı ...'nın down sendromlu olarak doğduğu ve maluliyet oranının %93 olduğu, davacının yaşı ve maluliyet oranı göz önüne alındığında bakıcıya ihtiyacı bulunduğu, bu duruma bağlı olarak diğer davacılar olan anne ve babanın, down sendromlu davacı çocukları ile birlikte bir ömür boyu birlikte zorluklara katlanmak zorunda kalacakları gibi tüm davacıların, manevi yönden sürekliliği bulunan ağır bir travmaya maruz bulundukları, devam eden sürecin manevi yönden ağır ve meşakkatli olduğu, bu durumun davacılar üzerinde ağır manevi üzüntü yarattığının izahtan vareste bulunduğu, davalının sigortalısı dava dışı Kadın Doğum Uzmanı Dr.
Sevtap Alkan'ın kusurlu bulunduğu, davalının dava dışı sigortalısının kusuru ile oluşan maddi ve manevi zararların sorumluluğunu sigorta poliçesindeki şartlar dâhilinde teminatla sınırlı olarak yüklendiği ve davalı ... şirketinin sorumluluğunun toplam teminat tutarı olarak belirlenmiş 800.000,00 TL ile sınırlı bulunduğu, davacı ...'nın maddi tazminat tutarının takdiri indirim uygulanmaksızın 1.317.052,20 TL olduğu, buna göre takdiri indirim uygulandığı taktirde de en az 1.053.641,76 TL olabileceği, işbu dava açısından sonuca etkili olmadığından takdiri indirim yapılıp yapılmamasının öneminin bulunmadığı, davacı ... vekili'nin 09.03.2020 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat miktarını 760.000,00 TL'ye yükselttiği gerekçesiyle davacı ...'nın maddi tazminat davasının kabulü ile, 760.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun olarak, davacılar için hak ve nesafet kuralları çerçevesinde manevi tazminat davasının tam kabulü ile, davacı küçük ...
için 20.000,00 TL, davacı baba ... için 10.000,00 TL, davacı anne ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada yer alan tüm raporlarda sigortalı hekimin tıbbı uygulama hatasının ve kusurunun bulunmadığının açıkça tespit edildiğini, vekalet sözleşmesi ile ilgili kusursuz sorumluluk öngörülmediğini, bu yönüyle mahkeme kararının hatalı olduğunu, mahkemenin bilgilendirmeye yönelik değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, her gebede amniyosentez bilgilendirilmesi yapılacağına veya her gebeye amniyosentez önerilerek down sendromunun kesin teşhis edilebilir bir hastalık olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, amniosentez ve kordosentez gibi işlemlerin 1/100 oranında düşük riski içerdiğini, hiç bir ön inceleme ve ön koşul olmaksızın her gebeye amniyo sentez önerilmesi halinde sağlıklı bebeklerin ölüm riskinin doğacağını, gebede yaş riskinin düşük öyküsünün, anomalili doğum öyküsü, tarama testlerinde down bulgusunun bulunmadığı hallerde eksik bilgilendirmeden söz edilemeyeceğini, hastaya onam formu imzalatılması gibi yasal bir zorunluluk bulunmadığını, sigortalı hekimin gebeden tarama testlerini istediğini, bu aşamadan sonra gebenin tarama testlerini yaptırıp yaptırmamasının kendi ihtiyarında olduğunu, gebelik takibinin dört aşamada yapıldığını, birinci aşamada tarama testleri ve risk grubu tespiti, ikinci aşamada yüksek risk tespit edilen gebelerde perinatoloji muayenesi, üçüncü aşamada amniyosentez kordosentez, son aşamada ise gebeliğin sonlandırılması şeklinde devam ettiğini, düşük risk grubunda olan hastalara amniyosentez önerilmediğini, mahkemece bu noktada hata yapıldığını, hesap raporunun hatalı olduğunu, sigortalı hekimin kusurunun bulunmadığı halde hesapların % 100 kusur oranına göre yapıldığını, dosyada alınan ve taraflarına tebliğ edilen maluliyet raporu bulunmadığını, Adli Tıp Kurumu 3.
İhtisas Dairesinden rapor alınması gerektiğini, dosyada davacı küçüğün sürekli bakıma muhtaç olduğuna dair yapılmış bir tespit bulunmadığını, down sendromlu olduğu iddia edilen küçüğün bakiye ömrünün buna göre belirlenmesi gerektiğini, ortalama yaşam süresinin buna göre belirlenmesi gerektiğini, Özürlülük Ölçütü ve Engelli Sağlık Kurulları Hakkında Yönetmelikte yapılan değişiklikle 18 yaşından küçükler hakkında bu yönetmeliğin uygulanmayacağının belirtildiğini, küçüğün 18 yaşına kadar ebeveynlerinin bakım ve gözetimi ve desteği altında olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, hekimin davranışıyla çocukta down sendromu arasında illiyet bağı bulunmadığını, hastaya yapılacak bildirimlerin hastanın mevcut durumu aydınlatması yapılacak işlemin endikasyonlarının bulunmasına bağlı olduğunu, sigortalının yasal faizle sorumlu olduğu bir zarardan sigorta şirketinin de yasal faizle sorumlu tutulması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve devamı maddeleri.
2.2827 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dava, tıbbi kötü uygulama nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın sigortacıdan tahsili istemine ilişkindir. Dosya kapsamından davacı ...'nın 05.09.2015 tarihinde Özel Yeni Hayat Tıp Merkezinde yapılan kan tahlili ile gebelik tanısı konduktan sonra gebelik takiplerinin Medikalist Tıp Merkezi ve Özel Esencan Hastanesinde yapılmış olduğu, doğumun 27.04.2016 tarihinde Hospitalist Hastanesinde gerçekleştiği anlaşılmaktadır.
Özel Medikalist Tıp Merkezine ait tıbbi kayıtlardan hastanın 13.11.2015 tarihinde davalının dava dışı sigortalısı Dr. Sevtap Alkan tarafından yapılan muayenede 13-14 haftalık gebe olduğu ve doktor tarafından Down sendromuna yönelik ikili test konusunda bilgilendirildiği; hastanın 23.11.2015 tarihinde aynı merkezde aynı hekim tarafından yapılan muayenesinde 15 haftalık gebe olduğu ve Dr. Sevtap Alkan tarafından üçlü test istenmiş olduğu; hastanın daha sonra kontrol için Özel Esencan Hastanesinde 25.01.2016 tarihinde (24-25. gebelik haftasında) Dr. Mihriban Hafızoğlu ve 13.02.2016 tarihinde (27-28. gebelik haftasında) Dr. Güçlü Kaleağası tarafından muayene edilmiş olduğu; bu tarihten sonra doğuma kadarki süre zarfında Dr.
Sevtap Alkan tarafından 24.02.2016 (29. gebelik haftası) ve 14.04.2016 (36. gebelik haftası) tarihlerinde muayene edilmiş olduğu ve doğumun yine aynı hekim tarafından 27.04.2016 tarihinde sorunsuz sezaryenle gerçekleştirildiği tespit edilmiştir.
2827 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi "gebeliğin sona erdirilmesi ve sterilizasyon, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır.” şeklinde olup, rahim tahliyesi ve sterilazasyon hizmetlerinin yürütülmesi ve denetlenmesine ilişkin tüzüğe ekli listede down sendromu da yer almaktadır. Davacıların küçük çocuktaki bu durumu bilmeleri halinde gebeliği sonlandırma kararını kendilerinin verebileceğine yönelik iddialar iş bu yukarıdaki kanun hükmü gereğince ancak devlet eliyle olabilecek olup, olaya zorunlu mali mesuliyet sigortası kapsamı bakımından bakıldığında ise, zorunlu hekim sorumluluğu sigortası uyarınca sigortacının zarar görenin zararını tazmin yükümlülüğünün ancak sigortalı hekimin sorumlu olması koşuluyla doğduğu;
sigortalı hekimin de mesleki faaliyetini ifa ederken üçüncü kişilere verdiği zarardan ancak kusuru varsa sorumlu tutalacağı nazara alındığında bebeğin down sendromlu olduğunun tespit edilemediği ve kürtaj hakkının engellendiği iddiası ile hekimin mesleki faaliyetindeki ihmal arasında nedensellik bağı olması gereklidir. Zira (Ense kalınlığı-İkili-Üçlü test-Ayrıntılı ultrason) Tanı Testi olmayıp, Tarama Testi olduğundan ve Tarama testleri sonucunda aileye verilecek oran, down sendromlu bebeğe sahip olma riski hakkında bilgi verecek olup, Down sendromlu olup olmadığı kesin olarak saptanamayacaktır. Kesin olmamakla birlikte tanı olasılığı yüksek amniyo sentez işlemi yapılması gerektiği ancak bu işlemin yapılması anında dahi gebeliğin sonlanma riski varken bu tanı testi sonrası kanun gereği davacının salt istemi ile değil Genetik uzmanı, perinatolog, kadın uzmanı (yüksek riskli gebelik uzmanı) doktorlarından oluşacak kurulun da onaylaması halinde fetusun tahliyesine karar verilecektir.
Bu belirtilen invaziv girişim uygulanması halinde ise hastadan onam formu alınacak olduğu literatürde de bilinmektedir.
Yukarıdaki izah edilen nedenler değerlendirildiğinde ise tıbbi bir müdahale nedeniyle oluşan bir zarardan hekimin dolayısıyla külli halefi sıfatındaki davalı ... şirketinin sorumlu tutulabilmesi için, kusurlu bir davranışın varlığının arandığı bir noktada; kusuru bulunmayan hekimlerin veyahut sigortacısının sorumlu tutulamayacağı açıktır.
Ayrıca, küçük çocuğun davacı olarak yer alması bakımından ise; bebeğin down sendromlu olduğunun tespit edilemediği ve kürtaj hakkının engellendiği iddiası ile down sendromlu çocuk adına talepte bulunulması özürlü doğmuş çocuğun hekime karşı neden kendisinin dünyaya gelmesine yol açtığı ve henüz cenin olduğu dönemde yaşamının sona erdirmediğini ileri sürmesi gibi bir iddia ile varolmama hakkının kabulü gibi hukuken korunamaz bir duruma yol açmaktadır.
Dosya içeriğine göre ise; davacının gebelik süresince sigortalı doktor dışında başka doktorlara gittiği ve sürekli sigortalı doktor tarafından takip edilmediği, muayene sonrası sigortalı doktor tarafından tetkiklerin istendiği, doktor tarafından aydınlatılmayıp, bilgilendirilmediğine dair dosyada somut belge ve bilginin de mevcut olmaması nazara alındığında sigortalı doktorun meslek ve sanatı sırasındaki ihmal ile davacı küçük çocuğun down sendromlu doğması arasında nedensellik bağı da mevcut değildir. Tüm açıklamalar doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1012785900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz