Tıbbi malpractice tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/1620 E. 2022/7142 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
down sendromu↗ tıbbi kötü uygulama↗ maluliyet oranı↗ aydınlatma yükümlülüğü↗ nedensellik bağı↗ dosyanın gönderilmesi↗ dava dilekçesinin tebliği↗ sorumluluk sigortası↗ ihbar olunan↗ ba formu↗ ispat yükü↗ ifa↗ protokol↗ ihbar↗ hukuki yarar↗ ıslah↗ sigorta poliçesi↗ kusur↗ cy/cy kaydı↗ ibraz↗ teminat↗ temsil↗ kesin hüküm↗ husumet↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, uyulan bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama ve bilirkişi raporuna göre, bebeğin down sendromlu olup olmadığının tespiti için kesin tanı yöntemlerine başvurulması gerekmekte, ancak bu yöntemler de düşük gibi riskleri beraberinde getirtiği, bu durumda hekim, test sonucunda elde edilen sonucu, kesin tanı için başvurulabilecek yöntemleri, bu yöntemlerin risklerini, mevzuat hükümleri gereğince ve usulünce anneye açıklaması ve aydınaltılması gerektiiği ve bu yükümlülüğünün yerine getirildiğini ispat yükü ise hekimde olduğu, sağlık hizmetinin verilmesinde tıbbı gereklere uygun teşhis, tedavi ve bakımı özenle yapma görevinin hekime ait olduğu, hastanın uygulanan ve diğer tanı, tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hasta sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri, komplikasyonları ve reddetme durumda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri konusunda bilgi edinme hakkının bulunduğu, bu bilgilendirmenin hekim tarafından hastanın sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde yapılması gerektiği, hastayı bu şekilde aydınlatma yükümlülüğü bulunan hekimin, bu yükümlülüğünü mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirdiğini ispatlamak zorunda olduğu, davacı annenin muayenelerine ilişkin olarak Özel İrem Tıp Merkezinde Dr. ... 14.04.2011, 14.06.2011 ve 15.07.2011 tarihlerinde İzmir İl Sağlık Müdürlüğü tarafından dosyaya gönderilen muayene olduğuna ilişkin poliklinik defter kaydına göre, tıbbi kayıtlar arasında hasta tarafından imzalanmış herhangi bir onam formunun yer almadığı, dosyadaki mevcut tıbbi kayıtlardan hastanın Down sendromu konusunda bilgilendirildiğine dair yazılı bir belge (aydınlatma formu) düzenlenmediği, hastayı bu şekilde aydınlatma yükümlülüğü bulunan hekimin, bu yükümlülüğünü mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirdiği hususunun geçerli delillerle ispatlayamadığı, bu durumda davalının sigortalısı hekimin aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediği ve davacı ...'un down sendromlu olarak doğumunda kusurlu olduğu, davalının sigortalısı olan hekimin aydınlatma yükümlülüğü dışında kusurunun olmaması nedeniyle belirlenen tazminattan taktiren %20 oranında indirim yapılabileceği, ancak davacı vekili, dava değerini 280.000.- TL olarak ıslah ettiğinden takdiri indirimin sonuca etkili olmadığı,davacı ...'un down sendromlu olarak doğduğu ve maluliyet oranının %79 olduğu anne ve babanın, down sendromlu davacı çocukları ile birlikte bir ömür boyu birlikte zorluklara katlanmak zorunda kalacakları bu durumun manevi yönden ağır ve zor olduğu, davalı ... Şirketinin maddi ve manevi zararların sorumluluğunu sigorta poliçesindeki şartlar dâhilinde teminatla sınırlı olarak yüklendiği gerekçesiyle davacının ıslah ettiği davasının davalı ... yönünden kabulüne davalı ...Ş.'ye açılan davanın husumetten reddine karar verilmiştir.
Davalı ve ihbar olunan vekili, kararı temyiz etmiştir.
1-Dava, tıbbi kötü uygulama nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın sigortacıdan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada ihbar olunan doktorun çalıştığı Özel İremTıp merkezine ait 14.04.2011 ve 15.07.2011 tarihleri arası protokol defter kaydının dosyaya sunulduğu anlaşılmaktadır. Davacının bu protokol defterinden ihbar olunan doktoru 14.04.2011 de yani gebeliğin 16. haftasında muayene için gittiği bu tarihin tıbben 11-14. haftlarda yapılması gereken, ultrasonografi ile ense saydamlığı ve kombine test sonrasına tekabül ettiği, ancak dosyada bu test sonucuna ilişkin belgenin mevcut olmadığı, 3’lü tarama testin sonucunun dosyada görülmediği, 14.06.2011 tarihinde davacının doktoru ikinci kez muayene için gittiğinde hangi testin istendiği belli olmayıp, ihbar olunan tarafından dosyaya ibraz edilen 16.06.2011 tarihli 4 boyutlu obstetrik ultrason kaydına göre bu raporda davacıda amniyo sentez sıvısı fazla olduğu, izlenen fetal yapıların olağan olduğu belirtilmiştir. dosyaki protokol defterine göre 15.07.2011 tarihinde davacının son kez muayeneye gittiği ancak ihbar olunan tarafından yapılan harici tespitle davacının 01.05.2011 de İzmir Tepecik Eğitim Araştırma Hastanesinde başka bir doktora muayene olduğu ve ultrason çekildiği de anlaşılmaktadır. Zira davacının doğum yaptığı hastane ve doktor da başkadır. Bu durumda davacının yukarıda zikredilen 4 boyutlu ultrason sonrası hangi doktorlara gittiği dosya içeriğinden belli olmayıp buna ilişkin kayıt da sunulmamıştır. Davacı, bu ultrason sonrası amniyo sıvısındaki fazlalığı nedeniyle artık 16-24. haftalarda down sendromunun daha kesine yakın tanısı için yaptırılması gereken amniyo sentez uygulaması hakkında bu raporu isteyen ve takip eden hangi doktor ise o doktorca bilgi verileceği veya yönlendireceği açık olup, iş bu dosyada düzenli olarak ihbar olunan doktora gitmediği sabittir. Eğer davacı tek bir doktor kontolünde gebeliği devam ettirseydi ilgili hekimin, yapmış olduğu gebelik takibinde, tarama testleri ile ortaya çıkan yeni risk faktörlerini temel risk faktörleriyle çarpmak suretiyle risk belirlemesi sonrasında bir üst seviye olan ve girişimsel müdahale olarak nitelendirilen kesin tanı tetkiklerinin önerilmesi gerektiği, bunların bebeğin plasentasından ya da içerisinde bulunduğu amniyo sıvısından örnek alınarak yapılacak olan CVS veya amniosentez (su alınması) olduğu, prenatal tarama testleri normal çıkan fakat ultrasonda down sendromu açısından risk saptanan gebelikler için de amniosentezin önerilmesi gerektiği, bu yöntemlerle kromozom analizi neticesinde down sendromu teşhisinin kesin olarak konulabileceği anlaşılmaktadır.
2827 sayılı Kanun'un 2. maddesi gereğince” gebeliğin sona erdirilmesi ve sterilizasyon, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır.” şeklinde olup, Rahim tahliyesi ve sterilazasyon hizmetlerinin yürütülmesi ve denetlenmesine ilişkin tüzüğe ekli listede down sendromu da yer almaktadır. Davacıların küçük çocuktaki bu durumu bilmeleri halinde gebeliği sonlandırma kararını kendilerinin verebileceğine yönelik iddialar iş bu yukarıdaki kanun hükmü gereğince ancak devlet eliyle olabilecek olup, olaya zorunlu mali mesuliyet sigortası kapsamı bakımından bakıldığında ise, zorunlu hekim sorumluluğu sigortası uyarınca sigortacının zarar görenin zararını tazmin yükümlülüğünün ancak sigortalı hekimin sorumlu olması koşuluyla doğduğu; sigortalı hekimin de mesleki faaliyetini ifa ederken üçüncü kişilere verdiği zarardan ancak kusuru varsa sorumlu tutalacağı nazara alındığında bebeğin down sendromlu olduğunun tespit edilemediği ve kürtaj hakkının engellendiği iddiası ile hekimin mesleki faaliyetindeki ihmal arasında nedensellik bağı olması gereklidir. Zira (Ense kalınlığı-İkili-Üçlü test-Ayrıntılı ultrason) Tanı Testi olmayıp, Tarama Testi olduğundan ve Tarama testleri sonucunda aileye verilecek oran, down sendromlu bebeğe sahip olma riski hakkında bilgi verecek olup, Down sendromlu olup olmadığı kesin olarak saptanamayacağından, davacı anne dosyada tarama testini yaptırdığı başka bir doktorun raporunda ise fetal ikinci düzey ultrasonografi ile de fetusun (bebeğin) normal olduğu saptandığı, bu konuda kesin olmamakla birlikte tanı olasılığı yüksek amniyo sentez işlemi yapılması gerektiği ancak bu işlemin yapılması anında dahi gebeliğin sonlanma riski varken bu tanı testi sonrası kanun gereği davacının salt istemi ile değil Genetik uzmanı, perinatolog, kadın uzmanı (yüksek riskli gebelik uzmanı) doktorlarından oluşacak kurulunda onaylaması halinde fetusun tahliyesine karar verilecektir.
Bu belirtilen invaziv girişim uygulanması halinde ise hastada onam formu alınacak olduğu literatürdede bilinmektedir.
Yukarıdaki izah edilen nedenler değerlendirildiğinde ise tıbbi bir müdahale nedeniyle oluşan bir zarardan hekimin dolayısıyla külli halefi sıfatındaki davalı ... şirketinin sorumlu tutulabilmesi için, kusurlu bir davranışın varlığının arandığı bir noktada; kusuru bulunmayan hekimlerin veyahut sigortacısının sorumlu tutulamayacağı açıktır.
Ayrıca, küçük çocuğun davacı olarak yer alması bakımından ise; bebeğin down sendromlu olduğunun tespit edilemediği ve kürtaj hakkının engellendiği iddiası ile down sendromlu çocuk adına talepte bulunulması özürlü doğmuş çocuğun hekime karşı neden kendisinin dünyaya gelmesine yol açtığı ve henüz cenin olduğu dönemde yaşamının sona erdirmediğini ileri sürmesi gibi bir iddia ile varolmama hakkının kabulü gibi hukuken korunamaz bir duruma yol açmaktadır.
Dosya içeriğine göre ise; davacının gebelik süresince sigortalı doktor dışında başka doktorlara gittiği ve sürekli sigortalı doktor tarafından takip edilmediği, son muayene sonrası istenmiş olan tetkiklerin sigortalı doktora sunulup onun tarafından aydınlatılamayıp, bilgilendirilmediğine dair dosyada somut belge ve bilginin de mevcut olmaması nazara alındığında sigortalı doktorun meslek ve sanatı arasındaki ihmal ile davacı küçük çocuğun down sendromlu doğması arasında nedensellik bağı da mevcut değildir. Tüm açıklamalar doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Temyiz isteminde bulunan ..., talebe konu davada ihbar olunan konumundadır. İhbar dilekçesinin tebliğine rağmen, davaya müdahale etmediği gibi ihbar eden tarafın temsilcisi olarak da davaya katılmamış, mahkemece, aleyhine de hüküm kurulmamıştır. O halde, ihbar olunan ..., vekilinin kararı temyiz etmede hukuki yararı bulunmadığından temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Tazminat | Maddi manevi tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5439 E. 2024/1756 K.
Ortak:down sendromu · tıbbi kötü uygulama · aydınlatma yükümlülüğü · sorumluluk sigortası · ihbar olunan · ispat yükü · ihbar · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama ve bilirkişi raporuna göre, bebeğin «down sendromlu» olup olmadığının tespiti için «kesin» tanı yöntemlerine başvurulması gerekmekte, ancak bu yöntemler de düşük gibi riskleri beraberinde getirtiği, bu durumda hekim, test sonucunda elde edilen sonucu, kesin tanı için başvurulabilecek yöntemleri, bu yöntemlerin risklerini, mevzuat hükümleri gereğince ve usulünce anneye açıklaması ve aydınaltılması gerektiiği ve bu yükümlülüğünün yerine getirildiğini «ispat yükü» ise hekimde olduğu, sağlık hizmetinin verilmesinde tıbbı gereklere uygun teşhis, tedavi ve bakımı özenle yapma görevinin hekime ait olduğu, hastanın uygulanan ve diğer tanı, tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hasta sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri, komplikasyonları ve reddetme durumda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri konusunda bilgi edinme hakkının bulunduğu, bu bilgilendirmenin hekim tarafından hastanın sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde yapılması gerektiği, hastayı bu şekilde «aydınlatma yükümlülüğü» bulunan hekimin, bu yükümlülüğünü mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirdiğini ispatlamak zorunda olduğu, davacı annenin muayenelerine ilişkin olarak Özel İr …
Davacı, bu ultrason sonrası amniyo sıvısındaki fazlalığı nedeniyle artık 16-24. haftalarda «down sendromunun» daha «kesine» yakın tanısı için yaptırılması gereken amniyo sentez uygulaması hakkında bu raporu isteyen ve takip eden hangi doktor ise o doktorca bilgi verileceği veya yönlendireceği açık olup, iş bu dosyada düzenli olarak «ihbar olunan» doktora gitmediği sabittir.
14.04.2011, 14.06.2011 ve 15.07.2011 tarihlerinde İzmir İl Sağlık Müdürlüğü tarafından «dosyaya gönderilen» muayene olduğuna ilişkin poliklinik «defter» «kaydına» göre, tıbbi kayıtlar arasında hasta tarafından imzalanmış herhangi bir onam formunun yer almadığı, dosyadaki mevcut tıbbi kayıtlardan hastanın Down sendromu konusunda bilgilendirildiğine dair yazılı bir belge (aydınlatma «formu») düzenlenmediği, hastayı bu şekilde «aydınlatma yükümlülüğü» bulunan hekimin, bu yükümlülüğünü mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirdiği hususunun geçerli delillerle ispatlayamadığı, bu durumda davalının sigortalısı hekimin aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediği ve davacı ...'un «down sendromlu» olarak doğumunda kusurlu olduğu, davalının sigortalısı olan hekimin aydınlatma yükümlülüğü dışında kusurunun olmaması nedeniyle belirlenen tazminattan taktiren %20 oranında indirim yapılabileceği, ancak davacı vekili, dava değerini 280.000.- TL olarak «ıslah» ettiğinden takdiri indirimin sonuca etkili olmadığı,davacı ...'un down sendromlu olarak doğduğu ve «maluliyet oranının» %79 olduğu anne ve babanın, down sendromlu davacı çocukları ile birlikte bir ömür boyu birlikte zorluklara katlanmak zorunda kalacakları bu durumun manevi yönden a …
Benzer bu kararda… amanın yazılı onam olmadığını ve ispat kabiliyetinde olmadığını, belgenin müvekkillerine verilmediğini, her zaman düzenlenebilecek nitelikte olduğunu, müvekkili ... «down sendromu» riskinin belirlenmesinde «kesin» tanının "amniyosentez" ile konulabileceğinin söylenmediği ve hiçbir şekilde önerilmediğini, müvekkilinin ilkokul mezunu olduğunu 19.11.2012 tarihli belgenin altındaki açıklamayı anlayabilecek eğitim seviyesinde olmadığını, davalının sorumluluğu için sundukları uzman görüşünde de belirtildiği gibi hekimin kusurunun şart olmadığını, taraflar arasında vekillik ilişkisi kurulduğunun sabit olduğunu, bu kapsamda geçerli bilgilendirme yapıldığının «ispat yükünün» davalıda olduğunu, Yargıtay'ın bu konuda çok sayıda emsal ilamı olduğunu, müvekkiline Dr. ... tarafından amniyosentez önerildiğinin ispat edilemediğini belirterek …
… sinde; müvekkili ...'nün 40 yaşında müşterek çocuk ...'ya gebe kalarak gebelik takibini Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde düzenli olarak yaptırdığını, ...'nın «down sendromlu» olarak dünyaya geldiğini, kontrolleri yapan Dr. ...'ın davalı ... şirketince sigortalandığını, müvekkili ...' in davalının sigortalısı doktor tarafından gebeliği boyunca defalarca muayene edilmiş olmasına rağmen ...'nın down sendromlu olup olmadığının tespit edilmesi ve tespiti halinde istenmeyen gebeliği sonlandırabilmesi mümkünken bu imkandan yararlanamadığını, doktor tarafından «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirmediğini, doktorun kusurlu olduğunu, davacı ...'nın down sendromlu olması nedeniyle maddi ve manevi olarak zorlukla mücadele etmek zorunda kalacağını ileri sürerek şimdilik ... için 10.000,00 TL «maddi tazminat», 50.000,00 TL manevi tazminat, anne ... için 50.000,00 TL manevi tazminat, baba ... için 50.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 160.000,00 TL «tazminatın dava» tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak müvekkillerine verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; sigortalı hekimin kamu «görevlisi» olduğunu, kamu görevlisinin görevini ifası sırasındaki eylemlerine ilişkin «tazminat davalarının» ancak bağlı olduğu kamu kurumuna karşı açabileceğini, müvekkiline davanın yöneltilemeyeceğini, davanın «zamanaşımı» süreleri tüketildikten sonra açıldığını, davacının gebelik takibinde sigortalı hekim tarafından takip edildiği döneme ilişkin tüm testlerin eksiksiz yapıldığını, söz konusu testler ile «down sendromu» vb. anomalilerin %100 tespitinin mümkün olmadığını, yapılan üçlü tarama testinde down sendromlu olma riskinin yüksek olduğunun tespit edildiğini, konu ile ilgili h …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:re'sen gözetilme · tazminat davası · denetime elverişlilik · kamu düzeni · maddi ve manevi tazminat · kötüniyet · maddi tazminat · avans faizi
Benzer bu kararda… sinde; müvekkili ...'nün 40 yaşında müşterek çocuk ...'ya gebe kalarak gebelik takibini Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde düzenli olarak yaptırdığını, ...'nın «down sendromlu» olarak dünyaya geldiğini, kontrolleri yapan Dr. ...'ın davalı ... şirketince sigortalandığını, müvekkili ...' in davalının sigortalısı doktor tarafından gebeliği boyunca defalarca muayene edilmiş olmasına rağmen ...'nın down sendromlu olup olmadığının tespit edilmesi ve tespiti halinde istenmeyen gebeliği sonlandırabilmesi mümkünken bu imkandan yararlanamadığını, doktor tarafından «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirmediğini, doktorun kusurlu olduğunu, davacı ...'nın down sendromlu olması nedeniyle maddi ve manevi olarak zorlukla mücadele etmek zorunda kalacağını ileri sürerek şimdilik ... için 10.000,00 TL «maddi tazminat», 50.000,00 TL manevi tazminat, anne ... için 50.000,00 TL manevi tazminat, baba ... için 50.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 160.000,00 TL «tazminatın dava» tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak müvekkillerine verilmesini talep etmiştir.
… RI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporuna göre, hastaya üçlü tarama testi sonucunun ve «down sendromu» için yüksek riskli olduğunun anlatıldığı, hekimin hastayı bilgilendirdiği ve amniyosentez, kordosentez gibi tanı testlerinin yapılmasının gerektiği bilgisinin hastaya iletildiği, bu konuda gerekli konsültasyonları istediği poliklinik epikriz notlarında yer aldığını, prenatal tanının yapılması için hastaya gerekli tüm bilgilendirme ve yönlendirmelerin uygun olarak yapıldığı, hastanın tanı testini yaptırmadığı, müdahalede bulunan doktorların uygulamasının doğru olup yapılması gerekenlerin doktorlar tarafından yapıldığı, söz konusu doktorların ihmal, «kötüniyet» ve eksik tıbbi uygulamasının bulunmadığının rapor edildiği, söz konusu raporun usul ve yasaya uygun olarak hazırlandığı ve «denetime elverişli» olduğu, tüm hususlar birlikte değerlendirildiğinde sigortalı doktorların kusurunun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… ahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön olmadığı, re'«sen gözetilmesi» gereken «kamu düzenine» herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esa …
Taraflar arasındaki «maddi-manevi tazminat» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
-
Tıbbi malpractice tazminatı | Manevi tazminat | Kararın kaldırılması | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3914 E. 2023/6113 K.
Ortak:down sendromu · tıbbi kötü uygulama · maluliyet oranı · aydınlatma yükümlülüğü · nedensellik bağı · sorumluluk sigortası · ihbar olunan · ba formu
İncelediğiniz kararda14.04.2011, 14.06.2011 ve 15.07.2011 tarihlerinde İzmir İl Sağlık Müdürlüğü tarafından «dosyaya gönderilen» muayene olduğuna ilişkin poliklinik «defter» «kaydına» göre, tıbbi kayıtlar arasında hasta tarafından imzalanmış herhangi bir onam formunun yer almadığı, dosyadaki mevcut tıbbi kayıtlardan hastanın Down sendromu konusunda bilgilendirildiğine dair yazılı bir belge (aydınlatma «formu») düzenlenmediği, hastayı bu şekilde «aydınlatma yükümlülüğü» bulunan hekimin, bu yükümlülüğünü mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirdiği hususunun geçerli delillerle ispatlayamadığı, bu durumda davalının sigortalısı hekimin aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediği ve davacı ...'un «down sendromlu» olarak doğumunda kusurlu olduğu, davalının sigortalısı olan hekimin aydınlatma yükümlülüğü dışında kusurunun olmaması nedeniyle belirlenen tazminattan taktiren %20 oranında indirim yapılabileceği, ancak davacı vekili, dava değerini 280.000.- TL olarak «ıslah» ettiğinden takdiri indirimin sonuca etkili olmadığı,davacı ...'un down sendromlu olarak doğduğu ve «maluliyet oranının» %79 olduğu anne ve babanın, down sendromlu davacı çocukları ile birlikte bir ömür boyu birlikte zorluklara katlanmak zorunda kalacakları bu durumun manevi yönden a …
… ş bu yukarıdaki kanun hükmü gereğince ancak devlet eliyle olabilecek olup, olaya zorunlu mali mesuliyet sigortası kapsamı bakımından bakıldığında ise, zorunlu hekim «sorumluluğu sigortası» uyarınca sigortacının zarar görenin zararını tazmin yükümlülüğünün ancak sigortalı hekimin sorumlu olması koşuluyla doğduğu; sigortalı hekimin de mesleki faaliyetini «ifa» ederken üçüncü kişilere verdiği zarardan ancak «kusuru» varsa sorumlu tutalacağı nazara alındığında bebeğin «down sendromlu» olduğunun tespit edilemediği ve kürtaj hakkının engellendiği iddiası ile hekimin mesleki faaliyetindeki ihmal arasında «nedensellik bağı» olması gereklidir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama ve bilirkişi raporuna göre, bebeğin «down sendromlu» olup olmadığının tespiti için «kesin» tanı yöntemlerine başvurulması gerekmekte, ancak bu yöntemler de düşük gibi riskleri beraberinde getirtiği, bu durumda hekim, test sonucunda elde edilen sonucu, kesin tanı için başvurulabilecek yöntemleri, bu yöntemlerin risklerini, mevzuat hükümleri gereğince ve usulünce anneye açıklaması ve aydınaltılması gerektiiği ve bu yükümlülüğünün yerine getirildiğini «ispat yükü» ise hekimde olduğu, sağlık hizmetinin verilmesinde tıbbı gereklere uygun teşhis, tedavi ve bakımı özenle yapma görevinin hekime ait olduğu, hastanın uygulanan ve diğer tanı, tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hasta sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri, komplikasyonları ve reddetme durumda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri konusunda bilgi edinme hakkının bulunduğu, bu bilgilendirmenin hekim tarafından hastanın sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde yapılması gerektiği, hastayı bu şekilde «aydınlatma yükümlülüğü» bulunan hekimin, bu yükümlülüğünü mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirdiğini ispatlamak zorunda olduğu, davacı annenin muayenelerine ilişkin olarak Özel İr …
Benzer bu kararda… k Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gebelik süreci ile ilgili tıbbi kayıtlar arasında hasta tarafından imzalanmış herhangi bir onam «formu» yer almadığının saptandığı, bu durumda davacı annenin, uygulanan ve diğer tanı, tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hasta sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri, komplikasyonları ve reddetme durumda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri konusundaki bilgilendirmenin, davalının sigortalısı olan dava dışı uzman doktor veya başka doktorlar tarafından, davacı hastanın sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde yapıldığı hususunu hastayı bu şekilde «aydınlatma yükümlülüğü» bulunan «ihbar olunan» hekim tarafından mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirildiğinin geçerli delillerle ispatlanamadığı, davacı ...'nın «down sendromlu» olarak doğduğu ve «maluliyet oranının» %93 olduğu, davacının yaşı ve maluliyet oranı göz önüne alındığında bakıcıya ihtiyacı bulunduğu, bu duruma bağlı olarak diğer davacılar olan anne ve babanın, down …
… ş bu yukarıdaki kanun hükmü gereğince ancak devlet eliyle olabilecek olup, olaya zorunlu mali mesuliyet sigortası kapsamı bakımından bakıldığında ise, zorunlu hekim «sorumluluğu sigortası» uyarınca sigortacının zarar görenin zararını tazmin yükümlülüğünün ancak sigortalı hekimin sorumlu olması koşuluyla doğduğu; sigortalı hekimin de mesleki faaliyetini «ifa» ederken üçüncü kişilere verdiği zarardan ancak «kusuru» varsa sorumlu tutalacağı nazara alındığında bebeğin «down sendromlu» olduğunun tespit edilemediği ve kürtaj hakkının engellendiği iddiası ile hekimin mesleki faaliyetindeki ihmal arasında «nedensellik bağı» olması gereklidir.
… vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada yer alan tüm raporlarda sigortalı hekimin tıbbı uygulama hatasının ve kusurunun bulunmadığının açıkça tespit edildiğini, «vekalet sözleşmesi» ile ilgili «kusursuz sorumluluk» öngörülmediğini, bu yönüyle mahkeme kararının hatalı olduğunu, mahkemenin bilgilendirmeye yönelik değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, her gebede amniyosentez bilgilendirilmesi yapılacağına veya her gebeye amniyosentez önerilerek «down sendromunun» «kesin» teşhis edilebilir bir hastalık olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, amniosentez ve kordosentez gibi işlemlerin 1/100 oranında düşük riski içerdiğini, hiç bir ön inceleme ve ön koşul olmaksızın her gebeye amniyo sentez önerilmesi halinde sağlıklı bebeklerin ölüm riskinin doğacağını, gebede yaş riskinin düşük öyküsünün, anomalili doğum öyküsü, tarama testlerinde down bulgusunun bulunmadığı hallerde eksik bilgilendirmeden söz edilemeyeceğini, hastaya onam «formu» imzalatılması gibi yasal bir zorunluluk bulunmadığını, sigortalı hekimin gebeden tarama testlerini istediğini, bu aşamadan sonra gebenin tarama testlerini yaptırıp yaptırmamasının kendi ihtiyarında olduğunu, gebelik takibinin dört aşamada yapıldığını, birinci aşamada tarama testleri ve risk grubu tespiti, ikinci aşamada yüksek risk tespit edilen gebelerde perinatoloji muayenesi, üçüncü aşamada amniyosentez kordosentez, «son» aşamada ise gebeliğin sonlandırılması şeklinde devam ettiğini, düşük risk grubunda olan hastalara amniyosentez önerilmediğini, mahkemece bu noktada hata yapıldığını, hesap raporunun hatalı olduğunu, sigortalı hekimin kusurunun bulunmadığı halde hesapların % 100 «kusur oranına» göre yapıldığını, dosyada alınan ve taraflarına tebliğ edilen maluliyet raporu bulunmadığını, Adli Tıp Kurumu 3.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zorunlu mali sorumluluk sigortası · vekalet sözleşmesi · mali sorumluluk sigortası · kusursuz sorumluluk · kusur oranı · illiyet bağı · maddi tazminat · avans faizi
Benzer bu kararda… vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada yer alan tüm raporlarda sigortalı hekimin tıbbı uygulama hatasının ve kusurunun bulunmadığının açıkça tespit edildiğini, «vekalet sözleşmesi» ile ilgili «kusursuz sorumluluk» öngörülmediğini, bu yönüyle mahkeme kararının hatalı olduğunu, mahkemenin bilgilendirmeye yönelik değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, her gebede amniyosentez bilgilendirilmesi yapılacağına veya her gebeye amniyosentez önerilerek «down sendromunun» «kesin» teşhis edilebilir bir hastalık olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, amniosentez ve kordosentez gibi işlemlerin 1/100 oranında düşük riski içerdiğini, hiç bir ön inceleme ve ön koşul olmaksızın her gebeye amniyo sentez önerilmesi halinde sağlıklı bebeklerin ölüm riskinin doğacağını, gebede yaş riskinin düşük öyküsünün, anomalili doğum öyküsü, tarama testlerinde down bulgusunun bulunmadığı hallerde eksik bilgilendirmeden söz edilemeyeceğini, hastaya onam «formu» imzalatılması gibi yasal bir zorunluluk bulunmadığını, sigortalı hekimin gebeden tarama testlerini istediğini, bu aşamadan sonra gebenin tarama testlerini yaptırıp yaptırmamasının kendi ihtiyarında olduğunu, gebelik takibinin dört aşamada yapıldığını, birinci aşamada tarama testleri ve risk grubu tespiti, ikinci aşamada yüksek risk tespit edilen gebelerde perinatoloji muayenesi, üçüncü aşamada amniyosentez kordosentez, «son» aşamada ise gebeliğin sonlandırılması şeklinde devam ettiğini, düşük risk grubunda olan hastalara amniyosentez önerilmediğini, mahkemece bu noktada hata yapıldığını, hesap raporunun hatalı olduğunu, sigortalı hekimin kusurunun bulunmadığı halde hesapların % 100 «kusur oranına» göre yapıldığını, dosyada alınan ve taraflarına tebliğ edilen maluliyet raporu bulunmadığını, Adli Tıp Kurumu 3.
Sevtap Alkan'ın kusurlu bulunduğu, davalının dava dışı sigortalısının «kusuru» ile oluşan maddi ve manevi zararların «sorumluluğunu sigorta poliçesindeki» şartlar dâhilinde «teminatla» sınırlı olarak yüklendiği ve davalı ... şirketinin sorumluluğunun toplam teminat tutarı olarak belirlenmiş 800.000,00 TL ile sınırlı bulunduğu, davacı ...'nın «maddi tazminat» tutarının takdiri indirim uygulanmaksızın 1.317.052,20 TL olduğu, buna göre takdiri indirim uygulandığı taktirde de en az 1.053.641,76 TL olabileceği, işbu dava açısından sonuca etkili olmadığından takdiri indirim yapılıp yapılmamasının öneminin bulunmadığı, davacı ... vekili'nin 09.03.2020 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat miktarını 760.000,00 TL'ye yükselttiği gerekçesiyle davacı ...'nın maddi tazminat davasının kabulü ile, 760.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davacıya ödenmesine, olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun olarak, davacılar için hak ve nesafet kuralları çerçevesinde manevi tazminat davasının …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «tıbbi kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine» dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
İhtisas Dairesinden rapor alınması gerektiğini, dosyada davacı küçüğün sürekli bakıma muhtaç olduğuna dair yapılmış bir tespit bulunmadığını, «down sendromlu» olduğu iddia edilen küçüğün bakiye ömrünün buna göre belirlenmesi gerektiğini, ortalama yaşam süresinin buna göre belirlenmesi gerektiğini, Özürlülük Ölçütü ve Engelli Sağlık Kurulları Hakkında Yönetmelikte yapılan değişiklikle 18 yaşından küçükler hakkında bu yönetmeliğin uygulanmayacağının belirtildiğini, küçüğün 18 yaşına kadar ebeveynlerinin bakım ve gözetimi ve desteği altında olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, hekimin davranışıyla çocukta down sendromu arasında «illiyet bağı» bulunmadığını, hastaya yapılacak bildirimlerin hastanın mevcut durumu aydınlatması yapılacak işlemin endikasyonlarının bulunmasına bağlı olduğunu, sigortalının yas …
-
Tıbbi malpractice tazminatı | Manevi tazminat | Kararın kaldırılması | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3914 E. 2023/6113 K.
Ortak:down sendromu · tıbbi kötü uygulama · maluliyet oranı · aydınlatma yükümlülüğü · nedensellik bağı · sorumluluk sigortası · ihbar olunan · ba formu
İncelediğiniz kararda14.04.2011, 14.06.2011 ve 15.07.2011 tarihlerinde İzmir İl Sağlık Müdürlüğü tarafından «dosyaya gönderilen» muayene olduğuna ilişkin poliklinik «defter» «kaydına» göre, tıbbi kayıtlar arasında hasta tarafından imzalanmış herhangi bir onam formunun yer almadığı, dosyadaki mevcut tıbbi kayıtlardan hastanın Down sendromu konusunda bilgilendirildiğine dair yazılı bir belge (aydınlatma «formu») düzenlenmediği, hastayı bu şekilde «aydınlatma yükümlülüğü» bulunan hekimin, bu yükümlülüğünü mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirdiği hususunun geçerli delillerle ispatlayamadığı, bu durumda davalının sigortalısı hekimin aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediği ve davacı ...'un «down sendromlu» olarak doğumunda kusurlu olduğu, davalının sigortalısı olan hekimin aydınlatma yükümlülüğü dışında kusurunun olmaması nedeniyle belirlenen tazminattan taktiren %20 oranında indirim yapılabileceği, ancak davacı vekili, dava değerini 280.000.- TL olarak «ıslah» ettiğinden takdiri indirimin sonuca etkili olmadığı,davacı ...'un down sendromlu olarak doğduğu ve «maluliyet oranının» %79 olduğu anne ve babanın, down sendromlu davacı çocukları ile birlikte bir ömür boyu birlikte zorluklara katlanmak zorunda kalacakları bu durumun manevi yönden a …
… ş bu yukarıdaki kanun hükmü gereğince ancak devlet eliyle olabilecek olup, olaya zorunlu mali mesuliyet sigortası kapsamı bakımından bakıldığında ise, zorunlu hekim «sorumluluğu sigortası» uyarınca sigortacının zarar görenin zararını tazmin yükümlülüğünün ancak sigortalı hekimin sorumlu olması koşuluyla doğduğu; sigortalı hekimin de mesleki faaliyetini «ifa» ederken üçüncü kişilere verdiği zarardan ancak «kusuru» varsa sorumlu tutalacağı nazara alındığında bebeğin «down sendromlu» olduğunun tespit edilemediği ve kürtaj hakkının engellendiği iddiası ile hekimin mesleki faaliyetindeki ihmal arasında «nedensellik bağı» olması gereklidir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama ve bilirkişi raporuna göre, bebeğin «down sendromlu» olup olmadığının tespiti için «kesin» tanı yöntemlerine başvurulması gerekmekte, ancak bu yöntemler de düşük gibi riskleri beraberinde getirtiği, bu durumda hekim, test sonucunda elde edilen sonucu, kesin tanı için başvurulabilecek yöntemleri, bu yöntemlerin risklerini, mevzuat hükümleri gereğince ve usulünce anneye açıklaması ve aydınaltılması gerektiiği ve bu yükümlülüğünün yerine getirildiğini «ispat yükü» ise hekimde olduğu, sağlık hizmetinin verilmesinde tıbbı gereklere uygun teşhis, tedavi ve bakımı özenle yapma görevinin hekime ait olduğu, hastanın uygulanan ve diğer tanı, tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hasta sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri, komplikasyonları ve reddetme durumda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri konusunda bilgi edinme hakkının bulunduğu, bu bilgilendirmenin hekim tarafından hastanın sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde yapılması gerektiği, hastayı bu şekilde «aydınlatma yükümlülüğü» bulunan hekimin, bu yükümlülüğünü mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirdiğini ispatlamak zorunda olduğu, davacı annenin muayenelerine ilişkin olarak Özel İr …
Benzer bu kararda… k Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gebelik süreci ile ilgili tıbbi kayıtlar arasında hasta tarafından imzalanmış herhangi bir onam «formu» yer almadığının saptandığı, bu durumda davacı annenin, uygulanan ve diğer tanı, tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hasta sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri, komplikasyonları ve reddetme durumda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri konusundaki bilgilendirmenin, davalının sigortalısı olan dava dışı uzman doktor veya başka doktorlar tarafından, davacı hastanın sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde yapıldığı hususunu hastayı bu şekilde «aydınlatma yükümlülüğü» bulunan «ihbar olunan» hekim tarafından mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirildiğinin geçerli delillerle ispatlanamadığı, davacı ...'nın «down sendromlu» olarak doğduğu ve «maluliyet oranının» %93 olduğu, davacının yaşı ve maluliyet oranı göz önüne alındığında bakıcıya ihtiyacı bulunduğu, bu duruma bağlı olarak diğer davacılar olan anne ve babanın, down …
… ş bu yukarıdaki kanun hükmü gereğince ancak devlet eliyle olabilecek olup, olaya zorunlu mali mesuliyet sigortası kapsamı bakımından bakıldığında ise, zorunlu hekim «sorumluluğu sigortası» uyarınca sigortacının zarar görenin zararını tazmin yükümlülüğünün ancak sigortalı hekimin sorumlu olması koşuluyla doğduğu; sigortalı hekimin de mesleki faaliyetini «ifa» ederken üçüncü kişilere verdiği zarardan ancak «kusuru» varsa sorumlu tutalacağı nazara alındığında bebeğin «down sendromlu» olduğunun tespit edilemediği ve kürtaj hakkının engellendiği iddiası ile hekimin mesleki faaliyetindeki ihmal arasında «nedensellik bağı» olması gereklidir.
… vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada yer alan tüm raporlarda sigortalı hekimin tıbbı uygulama hatasının ve kusurunun bulunmadığının açıkça tespit edildiğini, «vekalet sözleşmesi» ile ilgili «kusursuz sorumluluk» öngörülmediğini, bu yönüyle mahkeme kararının hatalı olduğunu, mahkemenin bilgilendirmeye yönelik değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, her gebede amniyosentez bilgilendirilmesi yapılacağına veya her gebeye amniyosentez önerilerek «down sendromunun» «kesin» teşhis edilebilir bir hastalık olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, amniosentez ve kordosentez gibi işlemlerin 1/100 oranında düşük riski içerdiğini, hiç bir ön inceleme ve ön koşul olmaksızın her gebeye amniyo sentez önerilmesi halinde sağlıklı bebeklerin ölüm riskinin doğacağını, gebede yaş riskinin düşük öyküsünün, anomalili doğum öyküsü, tarama testlerinde down bulgusunun bulunmadığı hallerde eksik bilgilendirmeden söz edilemeyeceğini, hastaya onam «formu» imzalatılması gibi yasal bir zorunluluk bulunmadığını, sigortalı hekimin gebeden tarama testlerini istediğini, bu aşamadan sonra gebenin tarama testlerini yaptırıp yaptırmamasının kendi ihtiyarında olduğunu, gebelik takibinin dört aşamada yapıldığını, birinci aşamada tarama testleri ve risk grubu tespiti, ikinci aşamada yüksek risk tespit edilen gebelerde perinatoloji muayenesi, üçüncü aşamada amniyosentez kordosentez, «son» aşamada ise gebeliğin sonlandırılması şeklinde devam ettiğini, düşük risk grubunda olan hastalara amniyosentez önerilmediğini, mahkemece bu noktada hata yapıldığını, hesap raporunun hatalı olduğunu, sigortalı hekimin kusurunun bulunmadığı halde hesapların % 100 «kusur oranına» göre yapıldığını, dosyada alınan ve taraflarına tebliğ edilen maluliyet raporu bulunmadığını, Adli Tıp Kurumu 3.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zorunlu mali sorumluluk sigortası · vekalet sözleşmesi · mali sorumluluk sigortası · kusursuz sorumluluk · kusur oranı · illiyet bağı · maddi tazminat · avans faizi
Benzer bu kararda… vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada yer alan tüm raporlarda sigortalı hekimin tıbbı uygulama hatasının ve kusurunun bulunmadığının açıkça tespit edildiğini, «vekalet sözleşmesi» ile ilgili «kusursuz sorumluluk» öngörülmediğini, bu yönüyle mahkeme kararının hatalı olduğunu, mahkemenin bilgilendirmeye yönelik değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, her gebede amniyosentez bilgilendirilmesi yapılacağına veya her gebeye amniyosentez önerilerek «down sendromunun» «kesin» teşhis edilebilir bir hastalık olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, amniosentez ve kordosentez gibi işlemlerin 1/100 oranında düşük riski içerdiğini, hiç bir ön inceleme ve ön koşul olmaksızın her gebeye amniyo sentez önerilmesi halinde sağlıklı bebeklerin ölüm riskinin doğacağını, gebede yaş riskinin düşük öyküsünün, anomalili doğum öyküsü, tarama testlerinde down bulgusunun bulunmadığı hallerde eksik bilgilendirmeden söz edilemeyeceğini, hastaya onam «formu» imzalatılması gibi yasal bir zorunluluk bulunmadığını, sigortalı hekimin gebeden tarama testlerini istediğini, bu aşamadan sonra gebenin tarama testlerini yaptırıp yaptırmamasının kendi ihtiyarında olduğunu, gebelik takibinin dört aşamada yapıldığını, birinci aşamada tarama testleri ve risk grubu tespiti, ikinci aşamada yüksek risk tespit edilen gebelerde perinatoloji muayenesi, üçüncü aşamada amniyosentez kordosentez, «son» aşamada ise gebeliğin sonlandırılması şeklinde devam ettiğini, düşük risk grubunda olan hastalara amniyosentez önerilmediğini, mahkemece bu noktada hata yapıldığını, hesap raporunun hatalı olduğunu, sigortalı hekimin kusurunun bulunmadığı halde hesapların % 100 «kusur oranına» göre yapıldığını, dosyada alınan ve taraflarına tebliğ edilen maluliyet raporu bulunmadığını, Adli Tıp Kurumu 3.
Sevtap Alkan'ın kusurlu bulunduğu, davalının dava dışı sigortalısının «kusuru» ile oluşan maddi ve manevi zararların «sorumluluğunu sigorta poliçesindeki» şartlar dâhilinde «teminatla» sınırlı olarak yüklendiği ve davalı ... şirketinin sorumluluğunun toplam teminat tutarı olarak belirlenmiş 800.000,00 TL ile sınırlı bulunduğu, davacı ...'nın «maddi tazminat» tutarının takdiri indirim uygulanmaksızın 1.317.052,20 TL olduğu, buna göre takdiri indirim uygulandığı taktirde de en az 1.053.641,76 TL olabileceği, işbu dava açısından sonuca etkili olmadığından takdiri indirim yapılıp yapılmamasının öneminin bulunmadığı, davacı ... vekili'nin 09.03.2020 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat miktarını 760.000,00 TL'ye yükselttiği gerekçesiyle davacı ...'nın maddi tazminat davasının kabulü ile, 760.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davacıya ödenmesine, olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun olarak, davacılar için hak ve nesafet kuralları çerçevesinde manevi tazminat davasının …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «tıbbi kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine» dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
İhtisas Dairesinden rapor alınması gerektiğini, dosyada davacı küçüğün sürekli bakıma muhtaç olduğuna dair yapılmış bir tespit bulunmadığını, «down sendromlu» olduğu iddia edilen küçüğün bakiye ömrünün buna göre belirlenmesi gerektiğini, ortalama yaşam süresinin buna göre belirlenmesi gerektiğini, Özürlülük Ölçütü ve Engelli Sağlık Kurulları Hakkında Yönetmelikte yapılan değişiklikle 18 yaşından küçükler hakkında bu yönetmeliğin uygulanmayacağının belirtildiğini, küçüğün 18 yaşına kadar ebeveynlerinin bakım ve gözetimi ve desteği altında olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, hekimin davranışıyla çocukta down sendromu arasında «illiyet bağı» bulunmadığını, hastaya yapılacak bildirimlerin hastanın mevcut durumu aydınlatması yapılacak işlemin endikasyonlarının bulunmasına bağlı olduğunu, sigortalının yas …
1 benzer karar daha
-
Tıbbi kötü uygulamaya ilişkin sigorta tazminatı | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1988 E. 2024/4400 K.
Ortak:down sendromu · tıbbi kötü uygulama · aydınlatma yükümlülüğü · sorumluluk sigortası · ispat yükü · sigorta poliçesi · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama ve bilirkişi raporuna göre, bebeğin «down sendromlu» olup olmadığının tespiti için «kesin» tanı yöntemlerine başvurulması gerekmekte, ancak bu yöntemler de düşük gibi riskleri beraberinde getirtiği, bu durumda hekim, test sonucunda elde edilen sonucu, kesin tanı için başvurulabilecek yöntemleri, bu yöntemlerin risklerini, mevzuat hükümleri gereğince ve usulünce anneye açıklaması ve aydınaltılması gerektiiği ve bu yükümlülüğünün yerine getirildiğini «ispat yükü» ise hekimde olduğu, sağlık hizmetinin verilmesinde tıbbı gereklere uygun teşhis, tedavi ve bakımı özenle yapma görevinin hekime ait olduğu, hastanın uygulanan ve diğer tanı, tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hasta sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri, komplikasyonları ve reddetme durumda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri konusunda bilgi edinme hakkının bulunduğu, bu bilgilendirmenin hekim tarafından hastanın sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde yapılması gerektiği, hastayı bu şekilde «aydınlatma yükümlülüğü» bulunan hekimin, bu yükümlülüğünü mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirdiğini ispatlamak zorunda olduğu, davacı annenin muayenelerine ilişkin olarak Özel İr …
14.04.2011, 14.06.2011 ve 15.07.2011 tarihlerinde İzmir İl Sağlık Müdürlüğü tarafından «dosyaya gönderilen» muayene olduğuna ilişkin poliklinik «defter» «kaydına» göre, tıbbi kayıtlar arasında hasta tarafından imzalanmış herhangi bir onam formunun yer almadığı, dosyadaki mevcut tıbbi kayıtlardan hastanın Down sendromu konusunda bilgilendirildiğine dair yazılı bir belge (aydınlatma «formu») düzenlenmediği, hastayı bu şekilde «aydınlatma yükümlülüğü» bulunan hekimin, bu yükümlülüğünü mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirdiği hususunun geçerli delillerle ispatlayamadığı, bu durumda davalının sigortalısı hekimin aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediği ve davacı ...'un «down sendromlu» olarak doğumunda kusurlu olduğu, davalının sigortalısı olan hekimin aydınlatma yükümlülüğü dışında kusurunun olmaması nedeniyle belirlenen tazminattan taktiren %20 oranında indirim yapılabileceği, ancak davacı vekili, dava değerini 280.000.- TL olarak «ıslah» ettiğinden takdiri indirimin sonuca etkili olmadığı,davacı ...'un down sendromlu olarak doğduğu ve «maluliyet oranının» %79 olduğu anne ve babanın, down sendromlu davacı çocukları ile birlikte bir ömür boyu birlikte zorluklara katlanmak zorunda kalacakları bu durumun manevi yönden a …
Şirketinin maddi ve manevi zararların «sorumluluğunu sigorta poliçesindeki» şartlar dâhilinde «teminatla» sınırlı olarak yüklendiği gerekçesiyle davacının «ıslah» ettiği davasının davalı ... yönünden kabulüne davalı ...Ş.'ye açılan davanın «husumetten» reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… Kararı Dairemizin 28/11/2019 tarih, 2018/1849 E. ve 2019/7606 K. sayılı kararıyla hekimin üçlü tarama testi sonucunda elde edilen düşük risk oranına rağmen bebeğin «down sendromlu» olabileceğini, «kesin» tanı için başvurulabilecek yöntemleri, bu yöntemlerin risklerini usulünce anneye/babaya açıklaması ve onları aydınlatması gerektiğine, «aydınlatma yükümlülüğünün» yerine getirildiğini «ispat yükünün» ise hekimde olduğuna ve fakat Mahkemece bu konuda bir inceleme yapılmadığına işaret edilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı verilen kararı ile davacının üçlü tarama test sonucunda «down sendrom» riski taramasının cutoff değerinin altında çıktığı, raporda bulunan nottan anlaşılacağı üzere davacının ileri tetkikler hakkında anneyi bilgilendirildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:aydınlatılmış onam · vekalet ücreti
Benzer bu kararda… ına dair bir bilginin olmadığını, doktorun özen yükümünü yerine getirmediğini, evvelce yapılan bozma kararı ile oluşan kazanılmış hakların ihlal edildiğini, annenin «aydınlatılmış onam» içeriğinin bulunmadığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca verilen kararların hatalı yorumlandığını, yerel mahkemenin usul hataları yaptığını ve «vekalet ücretini» hatalı hesapladığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/1620 E. , 2022/7142 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 19.11.2020 tarih ve 2020/28 E. - 2020/617 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili ve ihbar olunan vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 18.10.2022 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılar vekili Av. ... ile davalı ... A.Ş. vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili; müvekkillerinden ...'un diğer müvekkillerinin müşterek çocuğu olduğunu, davalıların ayrı ayrı kadın doğum uzmanı Dr. ...'nin mesleki sorumluluğunu Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında sigortaladıklarını, tarifede belirtilen poliçe başına 450.000.-TL'lik teminat limiti dahilinde maddi, manevi zarardan doğan sorumluluğu üstlendiklerini, davalıların sorumluluğunun geriye dönük 10 yılı kapsadığını, dava tarihi itibarıyla poliçelerin geçerli olduğunu, müvekkili ...'un hamileliği boyunca davalıların sigortalısı doktor tarafından takip edildiğini, doktorun bilgilendirmemesi, aydınlatılmış rıza almaması, teşhiste kusurlu davranması, ileri testleri önermemesi, ultrason kullanımında ihmali, ultrason bulgularını değerlendirememesi, konsültasyon istememesi ve amniosentez yapmaması nedeniyle tıbbi uygulamalarda kusurlu olup müvekkili ...'nın down sendromlu olduğunu hamilelik sürecinde teşhis edemediğini ve müvekkili ...'nın down sendromlu olarak doğduğunu, down sendromunun hayat boyu süren bir iş göremezlik sebebi olup bakım da gerektirdiğini bu nedenle müvekkili ...'nın maddi zararının oluştuğunu ve yine bu elem ve acı sebebiyle tüm müvekkillerinin manevi zararın da oluştuğunu, davalıların sigortalısının tıbbi uygulamalardaki kusuru nedeniyle oluşan bu zararlardan davalıların sigorta poliçeleri kapsamında sorumlu olduğunu ileri sürerek, müvekkili ...
için 10.000.- TL bakıcı ücreti ve iş görmezlik tazminatı, 60.000.- TL manevi tazminat; müvekkili ... için 30.000.- TL manevi tazminat; müvekkili ... için 30.000.-TL manevi tazminat olmak üzere toplam 130.000.- TL tazminatın dava tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalı ... vekil, müvekkili nezdinde sigortalı doktor ...'ye hamileliğin ilerleyen safhalarında başvuran davacıların, başka bir doktorun istemiyle yaptırdıkları ikili down sendromu tarama testini de beraberlerinde getirdiklerini, bu testi sigortalı doktorun yapmadığını ancak tıbbi usullere uygun olarak değerlendirdiğini ve down sendromu riskinin oldukça düşük olduğunun görüldüğünü, her hastada çok düşük dahi olsa down sendromu riskinin bulunduğunu, gebeliğin 18. haftasında üçlü down sendromu tarama testinin ise sigortalı doktorun yönlendirmesiyle yapıldığını ve anormal bir bulguya rastlanmadığını, ikili ve üçlü testlerde yüksek risk taşımayan davacının sadece yüksek risk altında olan hastalara önerilen amniyosentez testine yönlendirilmemesinin normal olduğunu, sigortalının daha sonraki aşamalarda tespit ettiği gelişim geriliği için daha kapsamlı tetkikler önerdiğini, buna rağmen davacıların bu tetkikleri yerine getirmediklerini, ayrıca hamileliğin sadece sigortalı doktor nezdinde takip edilmediğini, nitekim doğumun da başka bir doktor nezaretinde gerçekleştirildiğini, gebeliği takip ettiği kısım yönünden sigortalı ...'nin tıbbi uygulamalarında kusurunun bulunmadığını, tüm bunların yanında davacıların sigortalı doktora yasal gebeliğin sonlandırılması süresinden sonra başvurduklarını, anılan aşamalarda down sendromu teşhisi konulsaydı dahi ciddi yaşamsal bir hastalık bulunup da buna istinaden doktor onayı olmaksızın gebeliğin sonlandırılamayacağını, talep edilen tazminatın fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ...Ş. vekili, sorumluluğu iddia olunan doktor ...'nin müvekkili şirket nezdinde sorumluluk sigortasının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama ve bilirkişi raporuna göre, bebeğin down sendromlu olup olmadığının tespiti için kesin tanı yöntemlerine başvurulması gerekmekte, ancak bu yöntemler de düşük gibi riskleri beraberinde getirtiği, bu durumda hekim, test sonucunda elde edilen sonucu, kesin tanı için başvurulabilecek yöntemleri, bu yöntemlerin risklerini, mevzuat hükümleri gereğince ve usulünce anneye açıklaması ve aydınaltılması gerektiiği ve bu yükümlülüğünün yerine getirildiğini ispat yükü ise hekimde olduğu, sağlık hizmetinin verilmesinde tıbbı gereklere uygun teşhis, tedavi ve bakımı özenle yapma görevinin hekime ait olduğu, hastanın uygulanan ve diğer tanı, tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hasta sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri, komplikasyonları ve reddetme durumda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri konusunda bilgi edinme hakkının bulunduğu, bu bilgilendirmenin hekim tarafından hastanın sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde yapılması gerektiği, hastayı bu şekilde aydınlatma yükümlülüğü bulunan hekimin, bu yükümlülüğünü mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirdiğini ispatlamak zorunda olduğu, davacı annenin muayenelerine ilişkin olarak Özel İrem Tıp Merkezinde Dr.
...
14. 04.2011, 14.06.2011 ve 15.07.2011 tarihlerinde İzmir İl Sağlık Müdürlüğü tarafından dosyaya gönderilen muayene olduğuna ilişkin poliklinik defter kaydına göre, tıbbi kayıtlar arasında hasta tarafından imzalanmış herhangi bir onam formunun yer almadığı, dosyadaki mevcut tıbbi kayıtlardan hastanın Down sendromu konusunda bilgilendirildiğine dair yazılı bir belge (aydınlatma formu) düzenlenmediği, hastayı bu şekilde aydınlatma yükümlülüğü bulunan hekimin, bu yükümlülüğünü mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirdiği hususunun geçerli delillerle ispatlayamadığı, bu durumda davalının sigortalısı hekimin aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediği ve davacı ...'un down sendromlu olarak doğumunda kusurlu olduğu, davalının sigortalısı olan hekimin aydınlatma yükümlülüğü dışında kusurunun olmaması nedeniyle belirlenen tazminattan taktiren %20 oranında indirim yapılabileceği, ancak davacı vekili, dava değerini 280.000.- TL olarak ıslah ettiğinden takdiri indirimin sonuca etkili olmadığı,davacı ...'un down sendromlu olarak doğduğu ve maluliyet oranının %79 olduğu anne ve babanın, down sendromlu davacı çocukları ile birlikte bir ömür boyu birlikte zorluklara katlanmak zorunda kalacakları bu durumun manevi yönden ağır ve zor olduğu, davalı ...
Şirketinin maddi ve manevi zararların sorumluluğunu sigorta poliçesindeki şartlar dâhilinde teminatla sınırlı olarak yüklendiği gerekçesiyle davacının ıslah ettiği davasının davalı ... yönünden kabulüne davalı ...Ş.'ye açılan davanın husumetten reddine karar verilmiştir.
Davalı ve ihbar olunan vekili, kararı temyiz etmiştir.
1-Dava, tıbbi kötü uygulama nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın sigortacıdan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada ihbar olunan doktorun çalıştığı Özel İremTıp merkezine ait 14.04.2011 ve 15.07.2011 tarihleri arası protokol defter kaydının dosyaya sunulduğu anlaşılmaktadır. Davacının bu protokol defterinden ihbar olunan doktoru 14.04.2011 de yani gebeliğin 16. haftasında muayene için gittiği bu tarihin tıbben 11-14. haftlarda yapılması gereken, ultrasonografi ile ense saydamlığı ve kombine test sonrasına tekabül ettiği, ancak dosyada bu test sonucuna ilişkin belgenin mevcut olmadığı, 3’lü tarama testin sonucunun dosyada görülmediği, 14.06.2011 tarihinde davacının doktoru ikinci kez muayene için gittiğinde hangi testin istendiği belli olmayıp, ihbar olunan tarafından dosyaya ibraz edilen 16.06.2011 tarihli 4 boyutlu obstetrik ultrason kaydına göre bu raporda davacıda amniyo sentez sıvısı fazla olduğu, izlenen fetal yapıların olağan olduğu belirtilmiştir.
dosyaki protokol defterine göre 15.07.2011 tarihinde davacının son kez muayeneye gittiği ancak ihbar olunan tarafından yapılan harici tespitle davacının 01.05.2011 de İzmir Tepecik Eğitim Araştırma Hastanesinde başka bir doktora muayene olduğu ve ultrason çekildiği de anlaşılmaktadır. Zira davacının doğum yaptığı hastane ve doktor da başkadır. Bu durumda davacının yukarıda zikredilen 4 boyutlu ultrason sonrası hangi doktorlara gittiği dosya içeriğinden belli olmayıp buna ilişkin kayıt da sunulmamıştır. Davacı, bu ultrason sonrası amniyo sıvısındaki fazlalığı nedeniyle artık 16-24. haftalarda down sendromunun daha kesine yakın tanısı için yaptırılması gereken amniyo sentez uygulaması hakkında bu raporu isteyen ve takip eden hangi doktor ise o doktorca bilgi verileceği veya yönlendireceği açık olup, iş bu dosyada düzenli olarak ihbar olunan doktora gitmediği sabittir.
Eğer davacı tek bir doktor kontolünde gebeliği devam ettirseydi ilgili hekimin, yapmış olduğu gebelik takibinde, tarama testleri ile ortaya çıkan yeni risk faktörlerini temel risk faktörleriyle çarpmak suretiyle risk belirlemesi sonrasında bir üst seviye olan ve girişimsel müdahale olarak nitelendirilen kesin tanı tetkiklerinin önerilmesi gerektiği, bunların bebeğin plasentasından ya da içerisinde bulunduğu amniyo sıvısından örnek alınarak yapılacak olan CVS veya amniosentez (su alınması) olduğu, prenatal tarama testleri normal çıkan fakat ultrasonda down sendromu açısından risk saptanan gebelikler için de amniosentezin önerilmesi gerektiği, bu yöntemlerle kromozom analizi neticesinde down sendromu teşhisinin kesin olarak konulabileceği anlaşılmaktadır.
2827 sayılı Kanun'un 2. maddesi gereğince” gebeliğin sona erdirilmesi ve sterilizasyon, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır.” şeklinde olup, Rahim tahliyesi ve sterilazasyon hizmetlerinin yürütülmesi ve denetlenmesine ilişkin tüzüğe ekli listede down sendromu da yer almaktadır. Davacıların küçük çocuktaki bu durumu bilmeleri halinde gebeliği sonlandırma kararını kendilerinin verebileceğine yönelik iddialar iş bu yukarıdaki kanun hükmü gereğince ancak devlet eliyle olabilecek olup, olaya zorunlu mali mesuliyet sigortası kapsamı bakımından bakıldığında ise, zorunlu hekim sorumluluğu sigortası uyarınca sigortacının zarar görenin zararını tazmin yükümlülüğünün ancak sigortalı hekimin sorumlu olması koşuluyla doğduğu;
sigortalı hekimin de mesleki faaliyetini ifa ederken üçüncü kişilere verdiği zarardan ancak kusuru varsa sorumlu tutalacağı nazara alındığında bebeğin down sendromlu olduğunun tespit edilemediği ve kürtaj hakkının engellendiği iddiası ile hekimin mesleki faaliyetindeki ihmal arasında nedensellik bağı olması gereklidir. Zira (Ense kalınlığı-İkili-Üçlü test-Ayrıntılı ultrason) Tanı Testi olmayıp, Tarama Testi olduğundan ve Tarama testleri sonucunda aileye verilecek oran, down sendromlu bebeğe sahip olma riski hakkında bilgi verecek olup, Down sendromlu olup olmadığı kesin olarak saptanamayacağından, davacı anne dosyada tarama testini yaptırdığı başka bir doktorun raporunda ise fetal ikinci düzey ultrasonografi ile de fetusun (bebeğin) normal olduğu saptandığı, bu konuda kesin olmamakla birlikte tanı olasılığı yüksek amniyo sentez işlemi yapılması gerektiği ancak bu işlemin yapılması anında dahi gebeliğin sonlanma riski varken bu tanı testi sonrası kanun gereği davacının salt istemi ile değil Genetik uzmanı, perinatolog, kadın uzmanı (yüksek riskli gebelik uzmanı) doktorlarından oluşacak kurulunda onaylaması halinde fetusun tahliyesine karar verilecektir.
Bu belirtilen invaziv girişim uygulanması halinde ise hastada onam formu alınacak olduğu literatürdede bilinmektedir.
Yukarıdaki izah edilen nedenler değerlendirildiğinde ise tıbbi bir müdahale nedeniyle oluşan bir zarardan hekimin dolayısıyla külli halefi sıfatındaki davalı ... şirketinin sorumlu tutulabilmesi için, kusurlu bir davranışın varlığının arandığı bir noktada; kusuru bulunmayan hekimlerin veyahut sigortacısının sorumlu tutulamayacağı açıktır.
Ayrıca, küçük çocuğun davacı olarak yer alması bakımından ise; bebeğin down sendromlu olduğunun tespit edilemediği ve kürtaj hakkının engellendiği iddiası ile down sendromlu çocuk adına talepte bulunulması özürlü doğmuş çocuğun hekime karşı neden kendisinin dünyaya gelmesine yol açtığı ve henüz cenin olduğu dönemde yaşamının sona erdirmediğini ileri sürmesi gibi bir iddia ile varolmama hakkının kabulü gibi hukuken korunamaz bir duruma yol açmaktadır.
Dosya içeriğine göre ise; davacının gebelik süresince sigortalı doktor dışında başka doktorlara gittiği ve sürekli sigortalı doktor tarafından takip edilmediği, son muayene sonrası istenmiş olan tetkiklerin sigortalı doktora sunulup onun tarafından aydınlatılamayıp, bilgilendirilmediğine dair dosyada somut belge ve bilginin de mevcut olmaması nazara alındığında sigortalı doktorun meslek ve sanatı arasındaki ihmal ile davacı küçük çocuğun down sendromlu doğması arasında nedensellik bağı da mevcut değildir. Tüm açıklamalar doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Temyiz isteminde bulunan ..., talebe konu davada ihbar olunan konumundadır. İhbar dilekçesinin tebliğine rağmen, davaya müdahale etmediği gibi ihbar eden tarafın temsilcisi olarak da davaya katılmamış, mahkemece, aleyhine de hüküm kurulmamıştır. O halde, ihbar olunan ..., vekilinin kararı temyiz etmede hukuki yararı bulunmadığından temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda(1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz isteminin kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle ihbar olunan ..., vekilinin kararı temyiz etmede hukuki yararı bulunmadığından temyiz isteminin reddine, takdir olunan 8.400.- TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı ...'ne verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davalı ... ile ihbar olunan ...'ye iadesine, 18/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/871497200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz