Tazminat | Maddi manevi tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5439 E. 2024/1756 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
down sendromu↗ tıbbi kötü uygulama↗ aydınlatma yükümlülüğü↗ zorunlu mali sorumluluk sigortası↗ mali sorumluluk sigortası↗ re'sen gözetilme↗ sorumluluk sigortası↗ ihbar olunan↗ tazminat davası↗ denetime elverişlilik↗ ispat yükü↗ kamu düzeni↗ ihbar↗ maddi ve manevi tazminat↗ esastan ret↗ kötüniyet↗ maddi tazminat↗ yükleten (shipper)↗ avans faizi↗ zamanaşımı↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/879 E., 2019/636 K.
Taraflar arasındaki maddi-manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'nün 40 yaşında müşterek çocuk ...'ya gebe kalarak gebelik takibini Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde düzenli olarak yaptırdığını, ...'nın down sendromlu olarak dünyaya geldiğini, kontrolleri yapan Dr. ...'ın davalı ... şirketince sigortalandığını, müvekkili ...' in davalının sigortalısı doktor tarafından gebeliği boyunca defalarca muayene edilmiş olmasına rağmen ...'nın down sendromlu olup olmadığının tespit edilmesi ve tespiti halinde istenmeyen gebeliği sonlandırabilmesi mümkünken bu imkandan yararlanamadığını, doktor tarafından aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, doktorun kusurlu olduğunu, davacı ...'nın down sendromlu olması nedeniyle maddi ve manevi olarak zorlukla mücadele etmek zorunda kalacağını ileri sürerek şimdilik ... için 10.000,00 TL maddi tazminat, 50.000,00 TL manevi tazminat, anne ... için 50.000,00 TL manevi tazminat, baba ... için 50.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 160.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkillerine verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; sigortalı hekimin kamu görevlisi olduğunu, kamu görevlisinin görevini ifası sırasındaki eylemlerine ilişkin tazminat davalarının ancak bağlı olduğu kamu kurumuna karşı açabileceğini, müvekkiline davanın yöneltilemeyeceğini, davanın zamanaşımı süreleri tüketildikten sonra açıldığını, davacının gebelik takibinde sigortalı hekim tarafından takip edildiği döneme ilişkin tüm testlerin eksiksiz yapıldığını, söz konusu testler ile down sendromu vb. anomalilerin %100 tespitinin mümkün olmadığını, yapılan üçlü tarama testinde down sendromlu olma riskinin yüksek olduğunun tespit edildiğini, konu ile ilgili hastaya bilgi verildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporuna göre, hastaya üçlü tarama testi sonucunun ve down sendromu için yüksek riskli olduğunun anlatıldığı, hekimin hastayı bilgilendirdiği ve amniyosentez, kordosentez gibi tanı testlerinin yapılmasının gerektiği bilgisinin hastaya iletildiği, bu konuda gerekli konsültasyonları istediği poliklinik epikriz notlarında yer aldığını, prenatal tanının yapılması için hastaya gerekli tüm bilgilendirme ve yönlendirmelerin uygun olarak yapıldığı, hastanın tanı testini yaptırmadığı, müdahalede bulunan doktorların uygulamasının doğru olup yapılması gerekenlerin doktorlar tarafından yapıldığı, söz konusu doktorların ihmal, kötüniyet ve eksik tıbbi uygulamasının bulunmadığının rapor edildiği, söz konusu raporun usul ve yasaya uygun olarak hazırlandığı ve denetime elverişli olduğu, tüm hususlar birlikte değerlendirildiğinde sigortalı doktorların kusurunun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporunun taraflı ve gerçekleri ifade etmeyen ve hukuki dayanaktan yoksun bir rapor olduğunu, bilirkişi heyetinin dava dışı doktorun müvekkillerini bilgilendirme yaptıklarını iddia ettikleri açıklamanın 19.11.2012 tarihli ultrasonografi belgesinin altında minik harflerle yazılı bir açıklama olduğunu, bu açıklamanın yazılı onam olmadığını ve ispat kabiliyetinde olmadığını, belgenin müvekkillerine verilmediğini, her zaman düzenlenebilecek nitelikte olduğunu, müvekkili ... down sendromu riskinin belirlenmesinde kesin tanının "amniyosentez" ile konulabileceğinin söylenmediği ve hiçbir şekilde önerilmediğini, müvekkilinin ilkokul mezunu olduğunu 19.11.2012 tarihli belgenin altındaki açıklamayı anlayabilecek eğitim seviyesinde olmadığını, davalının sorumluluğu için sundukları uzman görüşünde de belirtildiği gibi hekimin kusurunun şart olmadığını, taraflar arasında vekillik ilişkisi kurulduğunun sabit olduğunu, bu kapsamda geçerli bilgilendirme yapıldığının ispat yükünün davalıda olduğunu, Yargıtay'ın bu konuda çok sayıda emsal ilamı olduğunu, müvekkiline Dr. ... tarafından amniyosentez önerildiğinin ispat edilemediğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön olmadığı, re'sen gözetilmesi gereken kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerine ek olarak Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın gerekçesiz olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkin açılan davada, sigortalı doktorun davacı ...'nın down sendromlu olarak doğması ve gebelik dönemindeki takipleri sırasında hizmet kusurunun olup olmadığı noktasında toplanmıştır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü ve 56 ncı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1620 E. 2022/7142 K.
Ortak:down sendromu · tıbbi kötü uygulama · aydınlatma yükümlülüğü · sorumluluk sigortası · ihbar olunan · ispat yükü · ihbar · kesin hüküm
İncelediğiniz kararda… amanın yazılı onam olmadığını ve ispat kabiliyetinde olmadığını, belgenin müvekkillerine verilmediğini, her zaman düzenlenebilecek nitelikte olduğunu, müvekkili ... «down sendromu» riskinin belirlenmesinde «kesin» tanının "amniyosentez" ile konulabileceğinin söylenmediği ve hiçbir şekilde önerilmediğini, müvekkilinin ilkokul mezunu olduğunu 19.11.2012 tarihli belgenin altındaki açıklamayı anlayabilecek eğitim seviyesinde olmadığını, davalının sorumluluğu için sundukları uzman görüşünde de belirtildiği gibi hekimin kusurunun şart olmadığını, taraflar arasında vekillik ilişkisi kurulduğunun sabit olduğunu, bu kapsamda geçerli bilgilendirme yapıldığının «ispat yükünün» davalıda olduğunu, Yargıtay'ın bu konuda çok sayıda emsal ilamı olduğunu, müvekkiline Dr. ... tarafından amniyosentez önerildiğinin ispat edilemediğini belirterek …
… sinde; müvekkili ...'nün 40 yaşında müşterek çocuk ...'ya gebe kalarak gebelik takibini Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde düzenli olarak yaptırdığını, ...'nın «down sendromlu» olarak dünyaya geldiğini, kontrolleri yapan Dr. ...'ın davalı ... şirketince sigortalandığını, müvekkili ...' in davalının sigortalısı doktor tarafından gebeliği boyunca defalarca muayene edilmiş olmasına rağmen ...'nın down sendromlu olup olmadığının tespit edilmesi ve tespiti halinde istenmeyen gebeliği sonlandırabilmesi mümkünken bu imkandan yararlanamadığını, doktor tarafından «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirmediğini, doktorun kusurlu olduğunu, davacı ...'nın down sendromlu olması nedeniyle maddi ve manevi olarak zorlukla mücadele etmek zorunda kalacağını ileri sürerek şimdilik ... için 10.000,00 TL «maddi tazminat», 50.000,00 TL manevi tazminat, anne ... için 50.000,00 TL manevi tazminat, baba ... için 50.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 160.000,00 TL «tazminatın dava» tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak müvekkillerine verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; sigortalı hekimin kamu «görevlisi» olduğunu, kamu görevlisinin görevini ifası sırasındaki eylemlerine ilişkin «tazminat davalarının» ancak bağlı olduğu kamu kurumuna karşı açabileceğini, müvekkiline davanın yöneltilemeyeceğini, davanın «zamanaşımı» süreleri tüketildikten sonra açıldığını, davacının gebelik takibinde sigortalı hekim tarafından takip edildiği döneme ilişkin tüm testlerin eksiksiz yapıldığını, söz konusu testler ile «down sendromu» vb. anomalilerin %100 tespitinin mümkün olmadığını, yapılan üçlü tarama testinde down sendromlu olma riskinin yüksek olduğunun tespit edildiğini, konu ile ilgili h …
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama ve bilirkişi raporuna göre, bebeğin «down sendromlu» olup olmadığının tespiti için «kesin» tanı yöntemlerine başvurulması gerekmekte, ancak bu yöntemler de düşük gibi riskleri beraberinde getirtiği, bu durumda hekim, test sonucunda elde edilen sonucu, kesin tanı için başvurulabilecek yöntemleri, bu yöntemlerin risklerini, mevzuat hükümleri gereğince ve usulünce anneye açıklaması ve aydınaltılması gerektiiği ve bu yükümlülüğünün yerine getirildiğini «ispat yükü» ise hekimde olduğu, sağlık hizmetinin verilmesinde tıbbı gereklere uygun teşhis, tedavi ve bakımı özenle yapma görevinin hekime ait olduğu, hastanın uygulanan ve diğer tanı, tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hasta sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri, komplikasyonları ve reddetme durumda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri konusunda bilgi edinme hakkının bulunduğu, bu bilgilendirmenin hekim tarafından hastanın sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde yapılması gerektiği, hastayı bu şekilde «aydınlatma yükümlülüğü» bulunan hekimin, bu yükümlülüğünü mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirdiğini ispatlamak zorunda olduğu, davacı annenin muayenelerine ilişkin olarak Özel İr …
Davacı, bu ultrason sonrası amniyo sıvısındaki fazlalığı nedeniyle artık 16-24. haftalarda «down sendromunun» daha «kesine» yakın tanısı için yaptırılması gereken amniyo sentez uygulaması hakkında bu raporu isteyen ve takip eden hangi doktor ise o doktorca bilgi verileceği veya yönlendireceği açık olup, iş bu dosyada düzenli olarak «ihbar olunan» doktora gitmediği sabittir.
14.04.2011, 14.06.2011 ve 15.07.2011 tarihlerinde İzmir İl Sağlık Müdürlüğü tarafından «dosyaya gönderilen» muayene olduğuna ilişkin poliklinik «defter» «kaydına» göre, tıbbi kayıtlar arasında hasta tarafından imzalanmış herhangi bir onam formunun yer almadığı, dosyadaki mevcut tıbbi kayıtlardan hastanın Down sendromu konusunda bilgilendirildiğine dair yazılı bir belge (aydınlatma «formu») düzenlenmediği, hastayı bu şekilde «aydınlatma yükümlülüğü» bulunan hekimin, bu yükümlülüğünü mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirdiği hususunun geçerli delillerle ispatlayamadığı, bu durumda davalının sigortalısı hekimin aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediği ve davacı ...'un «down sendromlu» olarak doğumunda kusurlu olduğu, davalının sigortalısı olan hekimin aydınlatma yükümlülüğü dışında kusurunun olmaması nedeniyle belirlenen tazminattan taktiren %20 oranında indirim yapılabileceği, ancak davacı vekili, dava değerini 280.000.- TL olarak «ıslah» ettiğinden takdiri indirimin sonuca etkili olmadığı,davacı ...'un down sendromlu olarak doğduğu ve «maluliyet oranının» %79 olduğu anne ve babanın, down sendromlu davacı çocukları ile birlikte bir ömür boyu birlikte zorluklara katlanmak zorunda kalacakları bu durumun manevi yönden a …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:maluliyet oranı · nedensellik bağı · dosyanın gönderilmesi · dava dilekçesinin tebliği · ba formu · ifa · protokol · hukuki yarar
Benzer bu kararda14.04.2011, 14.06.2011 ve 15.07.2011 tarihlerinde İzmir İl Sağlık Müdürlüğü tarafından «dosyaya gönderilen» muayene olduğuna ilişkin poliklinik «defter» «kaydına» göre, tıbbi kayıtlar arasında hasta tarafından imzalanmış herhangi bir onam formunun yer almadığı, dosyadaki mevcut tıbbi kayıtlardan hastanın Down sendromu konusunda bilgilendirildiğine dair yazılı bir belge (aydınlatma «formu») düzenlenmediği, hastayı bu şekilde «aydınlatma yükümlülüğü» bulunan hekimin, bu yükümlülüğünü mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirdiği hususunun geçerli delillerle ispatlayamadığı, bu durumda davalının sigortalısı hekimin aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediği ve davacı ...'un «down sendromlu» olarak doğumunda kusurlu olduğu, davalının sigortalısı olan hekimin aydınlatma yükümlülüğü dışında kusurunun olmaması nedeniyle belirlenen tazminattan taktiren %20 oranında indirim yapılabileceği, ancak davacı vekili, dava değerini 280.000.- TL olarak «ıslah» ettiğinden takdiri indirimin sonuca etkili olmadığı,davacı ...'un down sendromlu olarak doğduğu ve «maluliyet oranının» %79 olduğu anne ve babanın, down sendromlu davacı çocukları ile birlikte bir ömür boyu birlikte zorluklara katlanmak zorunda kalacakları bu durumun manevi yönden a …
… ş bu yukarıdaki kanun hükmü gereğince ancak devlet eliyle olabilecek olup, olaya zorunlu mali mesuliyet sigortası kapsamı bakımından bakıldığında ise, zorunlu hekim «sorumluluğu sigortası» uyarınca sigortacının zarar görenin zararını tazmin yükümlülüğünün ancak sigortalı hekimin sorumlu olması koşuluyla doğduğu; sigortalı hekimin de mesleki faaliyetini «ifa» ederken üçüncü kişilere verdiği zarardan ancak «kusuru» varsa sorumlu tutalacağı nazara alındığında bebeğin «down sendromlu» olduğunun tespit edilemediği ve kürtaj hakkının engellendiği iddiası ile hekimin mesleki faaliyetindeki ihmal arasında «nedensellik bağı» olması gereklidir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada «ihbar olunan» doktorun çalıştığı Özel İremTıp merkezine ait 14.04.2011 ve 15.07.2011 tarihleri arası «protokol» «defter» «kaydının» dosyaya sunulduğu anlaşılmaktadır.
Davacının bu «protokol» «defterinden» «ihbar olunan» doktoru 14.04.2011 de yani gebeliğin 16. haftasında muayene için gittiği bu tarihin tıbben 11-14. haftlarda yapılması gereken, ultrasonografi ile ense saydamlığı ve kombine test sonrasına tekabül ettiği, ancak dosyada bu test sonucuna ilişkin belgenin mevcut olmadığı, 3’lü tarama testin sonucunun dosyada görülmediği, 14.06.2011 tarihinde davacının doktoru ikinci kez muayene için gittiğinde hangi testin istendiği belli olmayıp, ihbar olunan tarafından dosyaya «ibraz» edilen 16.06.2011 tarihli 4 boyutlu obstetrik ultrason «kaydına» göre bu raporda davacıda amniyo sentez sıvısı fazla olduğu, izlenen fetal yapıların olağan olduğu belirtilmiştir. dosyaki protokol defterine göre 15.07.2011 tarihinde davacının «son» kez muayeneye gittiği ancak ihbar olunan tarafından yapılan harici tespitle davacının 01.05.2011 de İzmir Tepecik Eğitim Araştırma Hastanesinde başka bir doktora m …
-
Tıbbi malpractice tazminatı | Manevi tazminat | Kararın kaldırılması | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3914 E. 2023/6113 K.
Ortak:down sendromu · tıbbi kötü uygulama · aydınlatma yükümlülüğü · zorunlu mali sorumluluk sigortası · mali sorumluluk sigortası · sorumluluk sigortası · ihbar olunan · ihbar
İncelediğiniz kararda… sinde; müvekkili ...'nün 40 yaşında müşterek çocuk ...'ya gebe kalarak gebelik takibini Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde düzenli olarak yaptırdığını, ...'nın «down sendromlu» olarak dünyaya geldiğini, kontrolleri yapan Dr. ...'ın davalı ... şirketince sigortalandığını, müvekkili ...' in davalının sigortalısı doktor tarafından gebeliği boyunca defalarca muayene edilmiş olmasına rağmen ...'nın down sendromlu olup olmadığının tespit edilmesi ve tespiti halinde istenmeyen gebeliği sonlandırabilmesi mümkünken bu imkandan yararlanamadığını, doktor tarafından «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirmediğini, doktorun kusurlu olduğunu, davacı ...'nın down sendromlu olması nedeniyle maddi ve manevi olarak zorlukla mücadele etmek zorunda kalacağını ileri sürerek şimdilik ... için 10.000,00 TL «maddi tazminat», 50.000,00 TL manevi tazminat, anne ... için 50.000,00 TL manevi tazminat, baba ... için 50.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 160.000,00 TL «tazminatın dava» tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak müvekkillerine verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; sigortalı hekimin kamu «görevlisi» olduğunu, kamu görevlisinin görevini ifası sırasındaki eylemlerine ilişkin «tazminat davalarının» ancak bağlı olduğu kamu kurumuna karşı açabileceğini, müvekkiline davanın yöneltilemeyeceğini, davanın «zamanaşımı» süreleri tüketildikten sonra açıldığını, davacının gebelik takibinde sigortalı hekim tarafından takip edildiği döneme ilişkin tüm testlerin eksiksiz yapıldığını, söz konusu testler ile «down sendromu» vb. anomalilerin %100 tespitinin mümkün olmadığını, yapılan üçlü tarama testinde down sendromlu olma riskinin yüksek olduğunun tespit edildiğini, konu ile ilgili h …
… RI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporuna göre, hastaya üçlü tarama testi sonucunun ve «down sendromu» için yüksek riskli olduğunun anlatıldığı, hekimin hastayı bilgilendirdiği ve amniyosentez, kordosentez gibi tanı testlerinin yapılmasının gerektiği bilgisinin hastaya iletildiği, bu konuda gerekli konsültasyonları istediği poliklinik epikriz notlarında yer aldığını, prenatal tanının yapılması için hastaya gerekli tüm bilgilendirme ve yönlendirmelerin uygun olarak yapıldığı, hastanın tanı testini yaptırmadığı, müdahalede bulunan doktorların uygulamasının doğru olup yapılması gerekenlerin doktorlar tarafından yapıldığı, söz konusu doktorların ihmal, «kötüniyet» ve eksik tıbbi uygulamasının bulunmadığının rapor edildiği, söz konusu raporun usul ve yasaya uygun olarak hazırlandığı ve «denetime elverişli» olduğu, tüm hususlar birlikte değerlendirildiğinde sigortalı doktorların kusurunun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… k Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gebelik süreci ile ilgili tıbbi kayıtlar arasında hasta tarafından imzalanmış herhangi bir onam «formu» yer almadığının saptandığı, bu durumda davacı annenin, uygulanan ve diğer tanı, tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hasta sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri, komplikasyonları ve reddetme durumda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri konusundaki bilgilendirmenin, davalının sigortalısı olan dava dışı uzman doktor veya başka doktorlar tarafından, davacı hastanın sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde yapıldığı hususunu hastayı bu şekilde «aydınlatma yükümlülüğü» bulunan «ihbar olunan» hekim tarafından mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirildiğinin geçerli delillerle ispatlanamadığı, davacı ...'nın «down sendromlu» olarak doğduğu ve «maluliyet oranının» %93 olduğu, davacının yaşı ve maluliyet oranı göz önüne alındığında bakıcıya ihtiyacı bulunduğu, bu duruma bağlı olarak diğer davacılar olan anne ve babanın, down …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «tıbbi kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine» dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
… ş bu yukarıdaki kanun hükmü gereğince ancak devlet eliyle olabilecek olup, olaya zorunlu mali mesuliyet sigortası kapsamı bakımından bakıldığında ise, zorunlu hekim «sorumluluğu sigortası» uyarınca sigortacının zarar görenin zararını tazmin yükümlülüğünün ancak sigortalı hekimin sorumlu olması koşuluyla doğduğu; sigortalı hekimin de mesleki faaliyetini «ifa» ederken üçüncü kişilere verdiği zarardan ancak «kusuru» varsa sorumlu tutalacağı nazara alındığında bebeğin «down sendromlu» olduğunun tespit edilemediği ve kürtaj hakkının engellendiği iddiası ile hekimin mesleki faaliyetindeki ihmal arasında «nedensellik bağı» olması gereklidir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:maluliyet oranı · nedensellik bağı · vekalet sözleşmesi · kusursuz sorumluluk · kusur oranı · illiyet bağı · ba formu · ifa
Benzer bu kararda… vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada yer alan tüm raporlarda sigortalı hekimin tıbbı uygulama hatasının ve kusurunun bulunmadığının açıkça tespit edildiğini, «vekalet sözleşmesi» ile ilgili «kusursuz sorumluluk» öngörülmediğini, bu yönüyle mahkeme kararının hatalı olduğunu, mahkemenin bilgilendirmeye yönelik değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, her gebede amniyosentez bilgilendirilmesi yapılacağına veya her gebeye amniyosentez önerilerek «down sendromunun» «kesin» teşhis edilebilir bir hastalık olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, amniosentez ve kordosentez gibi işlemlerin 1/100 oranında düşük riski içerdiğini, hiç bir ön inceleme ve ön koşul olmaksızın her gebeye amniyo sentez önerilmesi halinde sağlıklı bebeklerin ölüm riskinin doğacağını, gebede yaş riskinin düşük öyküsünün, anomalili doğum öyküsü, tarama testlerinde down bulgusunun bulunmadığı hallerde eksik bilgilendirmeden söz edilemeyeceğini, hastaya onam «formu» imzalatılması gibi yasal bir zorunluluk bulunmadığını, sigortalı hekimin gebeden tarama testlerini istediğini, bu aşamadan sonra gebenin tarama testlerini yaptırıp yaptırmamasının kendi ihtiyarında olduğunu, gebelik takibinin dört aşamada yapıldığını, birinci aşamada tarama testleri ve risk grubu tespiti, ikinci aşamada yüksek risk tespit edilen gebelerde perinatoloji muayenesi, üçüncü aşamada amniyosentez kordosentez, «son» aşamada ise gebeliğin sonlandırılması şeklinde devam ettiğini, düşük risk grubunda olan hastalara amniyosentez önerilmediğini, mahkemece bu noktada hata yapıldığını, hesap raporunun hatalı olduğunu, sigortalı hekimin kusurunun bulunmadığı halde hesapların % 100 «kusur oranına» göre yapıldığını, dosyada alınan ve taraflarına tebliğ edilen maluliyet raporu bulunmadığını, Adli Tıp Kurumu 3.
… k Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gebelik süreci ile ilgili tıbbi kayıtlar arasında hasta tarafından imzalanmış herhangi bir onam «formu» yer almadığının saptandığı, bu durumda davacı annenin, uygulanan ve diğer tanı, tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hasta sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri, komplikasyonları ve reddetme durumda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri konusundaki bilgilendirmenin, davalının sigortalısı olan dava dışı uzman doktor veya başka doktorlar tarafından, davacı hastanın sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde yapıldığı hususunu hastayı bu şekilde «aydınlatma yükümlülüğü» bulunan «ihbar olunan» hekim tarafından mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirildiğinin geçerli delillerle ispatlanamadığı, davacı ...'nın «down sendromlu» olarak doğduğu ve «maluliyet oranının» %93 olduğu, davacının yaşı ve maluliyet oranı göz önüne alındığında bakıcıya ihtiyacı bulunduğu, bu duruma bağlı olarak diğer davacılar olan anne ve babanın, down …
… ş bu yukarıdaki kanun hükmü gereğince ancak devlet eliyle olabilecek olup, olaya zorunlu mali mesuliyet sigortası kapsamı bakımından bakıldığında ise, zorunlu hekim «sorumluluğu sigortası» uyarınca sigortacının zarar görenin zararını tazmin yükümlülüğünün ancak sigortalı hekimin sorumlu olması koşuluyla doğduğu; sigortalı hekimin de mesleki faaliyetini «ifa» ederken üçüncü kişilere verdiği zarardan ancak «kusuru» varsa sorumlu tutalacağı nazara alındığında bebeğin «down sendromlu» olduğunun tespit edilemediği ve kürtaj hakkının engellendiği iddiası ile hekimin mesleki faaliyetindeki ihmal arasında «nedensellik bağı» olması gereklidir.
İhtisas Dairesinden rapor alınması gerektiğini, dosyada davacı küçüğün sürekli bakıma muhtaç olduğuna dair yapılmış bir tespit bulunmadığını, «down sendromlu» olduğu iddia edilen küçüğün bakiye ömrünün buna göre belirlenmesi gerektiğini, ortalama yaşam süresinin buna göre belirlenmesi gerektiğini, Özürlülük Ölçütü ve Engelli Sağlık Kurulları Hakkında Yönetmelikte yapılan değişiklikle 18 yaşından küçükler hakkında bu yönetmeliğin uygulanmayacağının belirtildiğini, küçüğün 18 yaşına kadar ebeveynlerinin bakım ve gözetimi ve desteği altında olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, hekimin davranışıyla çocukta down sendromu arasında «illiyet bağı» bulunmadığını, hastaya yapılacak bildirimlerin hastanın mevcut durumu aydınlatması yapılacak işlemin endikasyonlarının bulunmasına bağlı olduğunu, sigortalının yas …
-
Tıbbi malpractice tazminatı | Manevi tazminat | Kararın kaldırılması | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3914 E. 2023/6113 K.
Ortak:down sendromu · tıbbi kötü uygulama · aydınlatma yükümlülüğü · zorunlu mali sorumluluk sigortası · mali sorumluluk sigortası · sorumluluk sigortası · ihbar olunan · ihbar
İncelediğiniz kararda… sinde; müvekkili ...'nün 40 yaşında müşterek çocuk ...'ya gebe kalarak gebelik takibini Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde düzenli olarak yaptırdığını, ...'nın «down sendromlu» olarak dünyaya geldiğini, kontrolleri yapan Dr. ...'ın davalı ... şirketince sigortalandığını, müvekkili ...' in davalının sigortalısı doktor tarafından gebeliği boyunca defalarca muayene edilmiş olmasına rağmen ...'nın down sendromlu olup olmadığının tespit edilmesi ve tespiti halinde istenmeyen gebeliği sonlandırabilmesi mümkünken bu imkandan yararlanamadığını, doktor tarafından «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirmediğini, doktorun kusurlu olduğunu, davacı ...'nın down sendromlu olması nedeniyle maddi ve manevi olarak zorlukla mücadele etmek zorunda kalacağını ileri sürerek şimdilik ... için 10.000,00 TL «maddi tazminat», 50.000,00 TL manevi tazminat, anne ... için 50.000,00 TL manevi tazminat, baba ... için 50.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 160.000,00 TL «tazminatın dava» tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak müvekkillerine verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; sigortalı hekimin kamu «görevlisi» olduğunu, kamu görevlisinin görevini ifası sırasındaki eylemlerine ilişkin «tazminat davalarının» ancak bağlı olduğu kamu kurumuna karşı açabileceğini, müvekkiline davanın yöneltilemeyeceğini, davanın «zamanaşımı» süreleri tüketildikten sonra açıldığını, davacının gebelik takibinde sigortalı hekim tarafından takip edildiği döneme ilişkin tüm testlerin eksiksiz yapıldığını, söz konusu testler ile «down sendromu» vb. anomalilerin %100 tespitinin mümkün olmadığını, yapılan üçlü tarama testinde down sendromlu olma riskinin yüksek olduğunun tespit edildiğini, konu ile ilgili h …
… RI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporuna göre, hastaya üçlü tarama testi sonucunun ve «down sendromu» için yüksek riskli olduğunun anlatıldığı, hekimin hastayı bilgilendirdiği ve amniyosentez, kordosentez gibi tanı testlerinin yapılmasının gerektiği bilgisinin hastaya iletildiği, bu konuda gerekli konsültasyonları istediği poliklinik epikriz notlarında yer aldığını, prenatal tanının yapılması için hastaya gerekli tüm bilgilendirme ve yönlendirmelerin uygun olarak yapıldığı, hastanın tanı testini yaptırmadığı, müdahalede bulunan doktorların uygulamasının doğru olup yapılması gerekenlerin doktorlar tarafından yapıldığı, söz konusu doktorların ihmal, «kötüniyet» ve eksik tıbbi uygulamasının bulunmadığının rapor edildiği, söz konusu raporun usul ve yasaya uygun olarak hazırlandığı ve «denetime elverişli» olduğu, tüm hususlar birlikte değerlendirildiğinde sigortalı doktorların kusurunun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… k Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gebelik süreci ile ilgili tıbbi kayıtlar arasında hasta tarafından imzalanmış herhangi bir onam «formu» yer almadığının saptandığı, bu durumda davacı annenin, uygulanan ve diğer tanı, tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hasta sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri, komplikasyonları ve reddetme durumda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri konusundaki bilgilendirmenin, davalının sigortalısı olan dava dışı uzman doktor veya başka doktorlar tarafından, davacı hastanın sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde yapıldığı hususunu hastayı bu şekilde «aydınlatma yükümlülüğü» bulunan «ihbar olunan» hekim tarafından mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirildiğinin geçerli delillerle ispatlanamadığı, davacı ...'nın «down sendromlu» olarak doğduğu ve «maluliyet oranının» %93 olduğu, davacının yaşı ve maluliyet oranı göz önüne alındığında bakıcıya ihtiyacı bulunduğu, bu duruma bağlı olarak diğer davacılar olan anne ve babanın, down …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «tıbbi kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine» dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
… ş bu yukarıdaki kanun hükmü gereğince ancak devlet eliyle olabilecek olup, olaya zorunlu mali mesuliyet sigortası kapsamı bakımından bakıldığında ise, zorunlu hekim «sorumluluğu sigortası» uyarınca sigortacının zarar görenin zararını tazmin yükümlülüğünün ancak sigortalı hekimin sorumlu olması koşuluyla doğduğu; sigortalı hekimin de mesleki faaliyetini «ifa» ederken üçüncü kişilere verdiği zarardan ancak «kusuru» varsa sorumlu tutalacağı nazara alındığında bebeğin «down sendromlu» olduğunun tespit edilemediği ve kürtaj hakkının engellendiği iddiası ile hekimin mesleki faaliyetindeki ihmal arasında «nedensellik bağı» olması gereklidir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:maluliyet oranı · nedensellik bağı · vekalet sözleşmesi · kusursuz sorumluluk · kusur oranı · illiyet bağı · ba formu · ifa
Benzer bu kararda… vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada yer alan tüm raporlarda sigortalı hekimin tıbbı uygulama hatasının ve kusurunun bulunmadığının açıkça tespit edildiğini, «vekalet sözleşmesi» ile ilgili «kusursuz sorumluluk» öngörülmediğini, bu yönüyle mahkeme kararının hatalı olduğunu, mahkemenin bilgilendirmeye yönelik değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, her gebede amniyosentez bilgilendirilmesi yapılacağına veya her gebeye amniyosentez önerilerek «down sendromunun» «kesin» teşhis edilebilir bir hastalık olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, amniosentez ve kordosentez gibi işlemlerin 1/100 oranında düşük riski içerdiğini, hiç bir ön inceleme ve ön koşul olmaksızın her gebeye amniyo sentez önerilmesi halinde sağlıklı bebeklerin ölüm riskinin doğacağını, gebede yaş riskinin düşük öyküsünün, anomalili doğum öyküsü, tarama testlerinde down bulgusunun bulunmadığı hallerde eksik bilgilendirmeden söz edilemeyeceğini, hastaya onam «formu» imzalatılması gibi yasal bir zorunluluk bulunmadığını, sigortalı hekimin gebeden tarama testlerini istediğini, bu aşamadan sonra gebenin tarama testlerini yaptırıp yaptırmamasının kendi ihtiyarında olduğunu, gebelik takibinin dört aşamada yapıldığını, birinci aşamada tarama testleri ve risk grubu tespiti, ikinci aşamada yüksek risk tespit edilen gebelerde perinatoloji muayenesi, üçüncü aşamada amniyosentez kordosentez, «son» aşamada ise gebeliğin sonlandırılması şeklinde devam ettiğini, düşük risk grubunda olan hastalara amniyosentez önerilmediğini, mahkemece bu noktada hata yapıldığını, hesap raporunun hatalı olduğunu, sigortalı hekimin kusurunun bulunmadığı halde hesapların % 100 «kusur oranına» göre yapıldığını, dosyada alınan ve taraflarına tebliğ edilen maluliyet raporu bulunmadığını, Adli Tıp Kurumu 3.
… k Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gebelik süreci ile ilgili tıbbi kayıtlar arasında hasta tarafından imzalanmış herhangi bir onam «formu» yer almadığının saptandığı, bu durumda davacı annenin, uygulanan ve diğer tanı, tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hasta sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri, komplikasyonları ve reddetme durumda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri konusundaki bilgilendirmenin, davalının sigortalısı olan dava dışı uzman doktor veya başka doktorlar tarafından, davacı hastanın sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde yapıldığı hususunu hastayı bu şekilde «aydınlatma yükümlülüğü» bulunan «ihbar olunan» hekim tarafından mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirildiğinin geçerli delillerle ispatlanamadığı, davacı ...'nın «down sendromlu» olarak doğduğu ve «maluliyet oranının» %93 olduğu, davacının yaşı ve maluliyet oranı göz önüne alındığında bakıcıya ihtiyacı bulunduğu, bu duruma bağlı olarak diğer davacılar olan anne ve babanın, down …
… ş bu yukarıdaki kanun hükmü gereğince ancak devlet eliyle olabilecek olup, olaya zorunlu mali mesuliyet sigortası kapsamı bakımından bakıldığında ise, zorunlu hekim «sorumluluğu sigortası» uyarınca sigortacının zarar görenin zararını tazmin yükümlülüğünün ancak sigortalı hekimin sorumlu olması koşuluyla doğduğu; sigortalı hekimin de mesleki faaliyetini «ifa» ederken üçüncü kişilere verdiği zarardan ancak «kusuru» varsa sorumlu tutalacağı nazara alındığında bebeğin «down sendromlu» olduğunun tespit edilemediği ve kürtaj hakkının engellendiği iddiası ile hekimin mesleki faaliyetindeki ihmal arasında «nedensellik bağı» olması gereklidir.
İhtisas Dairesinden rapor alınması gerektiğini, dosyada davacı küçüğün sürekli bakıma muhtaç olduğuna dair yapılmış bir tespit bulunmadığını, «down sendromlu» olduğu iddia edilen küçüğün bakiye ömrünün buna göre belirlenmesi gerektiğini, ortalama yaşam süresinin buna göre belirlenmesi gerektiğini, Özürlülük Ölçütü ve Engelli Sağlık Kurulları Hakkında Yönetmelikte yapılan değişiklikle 18 yaşından küçükler hakkında bu yönetmeliğin uygulanmayacağının belirtildiğini, küçüğün 18 yaşına kadar ebeveynlerinin bakım ve gözetimi ve desteği altında olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, hekimin davranışıyla çocukta down sendromu arasında «illiyet bağı» bulunmadığını, hastaya yapılacak bildirimlerin hastanın mevcut durumu aydınlatması yapılacak işlemin endikasyonlarının bulunmasına bağlı olduğunu, sigortalının yas …
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3562 E. 2023/7555 K.
Ortak:down sendromu · tıbbi kötü uygulama · ispat yükü · maddi ve manevi tazminat · kesin hüküm
İncelediğiniz kararda… amanın yazılı onam olmadığını ve ispat kabiliyetinde olmadığını, belgenin müvekkillerine verilmediğini, her zaman düzenlenebilecek nitelikte olduğunu, müvekkili ... «down sendromu» riskinin belirlenmesinde «kesin» tanının "amniyosentez" ile konulabileceğinin söylenmediği ve hiçbir şekilde önerilmediğini, müvekkilinin ilkokul mezunu olduğunu 19.11.2012 tarihli belgenin altındaki açıklamayı anlayabilecek eğitim seviyesinde olmadığını, davalının sorumluluğu için sundukları uzman görüşünde de belirtildiği gibi hekimin kusurunun şart olmadığını, taraflar arasında vekillik ilişkisi kurulduğunun sabit olduğunu, bu kapsamda geçerli bilgilendirme yapıldığının «ispat yükünün» davalıda olduğunu, Yargıtay'ın bu konuda çok sayıda emsal ilamı olduğunu, müvekkiline Dr. ... tarafından amniyosentez önerildiğinin ispat edilemediğini belirterek …
Taraflar arasındaki «maddi-manevi tazminat» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
… sinde; müvekkili ...'nün 40 yaşında müşterek çocuk ...'ya gebe kalarak gebelik takibini Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde düzenli olarak yaptırdığını, ...'nın «down sendromlu» olarak dünyaya geldiğini, kontrolleri yapan Dr. ...'ın davalı ... şirketince sigortalandığını, müvekkili ...' in davalının sigortalısı doktor tarafından gebeliği boyunca defalarca muayene edilmiş olmasına rağmen ...'nın down sendromlu olup olmadığının tespit edilmesi ve tespiti halinde istenmeyen gebeliği sonlandırabilmesi mümkünken bu imkandan yararlanamadığını, doktor tarafından «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirmediğini, doktorun kusurlu olduğunu, davacı ...'nın down sendromlu olması nedeniyle maddi ve manevi olarak zorlukla mücadele etmek zorunda kalacağını ileri sürerek şimdilik ... için 10.000,00 TL «maddi tazminat», 50.000,00 TL manevi tazminat, anne ... için 50.000,00 TL manevi tazminat, baba ... için 50.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 160.000,00 TL «tazminatın dava» tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak müvekkillerine verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu kararda… biyle hastanenin perinatoloji bölümüne sevk edildiği, doktor tarafından 'koryon villus biyopsi' veya 'aminosentez' konusunda bilgilendirmek ve bu işlemler ve olumlu «olumsuz» tüm sonuçları hakkında müvekkilinin onayını almak zorunda olduğu, doktorun ultrason incelemesi ve tarama testleri bir arada değerlendirilerek kromozom tahlili önermesinin gerekli olduğunu, müvekkile yapılan tetkik ve testlerin tanı değil tarama testi olduğuna dair bilgilendirmenin doktor tarafından yapılmadığını, geçerli bilgilendirme yapıldığına dair «ispat yükünün» davalıda olduğunu, doktorun müvekkiline amniyosentez önermediğini, bunu önerdiği ve müvekkilinin reddettiğine dair davalı yanca herhangi bir belge sunulmadığını, bu test sonucu «kesin» tanı neticesinde müvekkilinin hamileliğini sonlandırma imkânı varken bu imkânını kullanamadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin müşterek çocuklarının 01.07.2011 tarihinde «down sendromlu» olarak dünyaya geldiğini, hamilelik süresince müvekkili ...'nin gebelik takibinin Dr.
Kadın Hastalıkları Hastanesi tarafından yapıldığını, gebeliğin 16 ncı haftasında sigortalı Dr. ... tarafından muayene edildiğini, «down sendromunun» tespiti bakımdan önemli olan bu ayda müşterek çocuğun down sendromlu olup olmadığının tespit edilmesi ve tespiti halinde istenmeyen gebeliği sonaldırabilmek mümkün …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hafif kusur · delil avansı · kesin mehil · ihtarat · bilirkişi ücreti · ek mehil · bilirkişi raporuna itiraz · ara karar
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekiline 25.06.2019 tarihli duruşmanın 1 no.lu «ara» kararı uyarınca bilirkişi ek ücretini yatırması için 2 haftalık «kesin süre» verildiği, söz konusu kesin sürenin «ihtarının» yapıldığı, «ihtarata» rağmen davacı tarafından «bilirkişi ücretinin» yatırılmadığı, bundan dolayı celse talikine sebebiyet verildiği görülmüş olup tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davacının verilen kesin süreye rağmen …
Ancak bu madde hükmüne göre, yatırılacak avansın «delil avansı» olduğu ve verilecek «kesin mehil» içinde yatırılmaması halinde rapora itirazlarından ve ek rapor talebinden ve bu delilden vazgeçmiş sayılacağı ve dosyadaki delillere göre karar verileceği hususunun açıkça «ihtar» edilmesi gerekir.
… hazırlanmasının istenilmesine, bilirkişilere ayrı ayrı 250,00'şer TL'den toplam 750,00 TL ek ücret takdirine, söz konusu ücretin davacı vekili tarafından 2 haftalık «kesin süre» içerisinde mahkeme veznesine yatırılmasının istenilmesine, («ihtarat» yapıldı.),’ şeklinde «ara» karar verilmiş, davacı vekili tarafından bu ücret yatırılmadığı için davacının bilirkişi delilinden vazgeçmiş sayıldığı ve davacının davasını ispatlayamadığı gerek …
Ek bilirkişi raporu alınması için yatırılması gereken avans, Mahkemece «ara» karar kurulduğu tarihte yürürlükte bulunan 6100 sayılı Kanun'un 324 üncü maddesinde ifade edilen «delil avansı» niteliğindedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/5979 E. 2025/3897 K.
Ortak:down sendromu · tıbbi kötü uygulama · aydınlatma yükümlülüğü · zorunlu mali sorumluluk sigortası · mali sorumluluk sigortası · sorumluluk sigortası · maddi ve manevi tazminat · maddi tazminat
İncelediğiniz kararda… sinde; müvekkili ...'nün 40 yaşında müşterek çocuk ...'ya gebe kalarak gebelik takibini Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde düzenli olarak yaptırdığını, ...'nın «down sendromlu» olarak dünyaya geldiğini, kontrolleri yapan Dr. ...'ın davalı ... şirketince sigortalandığını, müvekkili ...' in davalının sigortalısı doktor tarafından gebeliği boyunca defalarca muayene edilmiş olmasına rağmen ...'nın down sendromlu olup olmadığının tespit edilmesi ve tespiti halinde istenmeyen gebeliği sonlandırabilmesi mümkünken bu imkandan yararlanamadığını, doktor tarafından «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirmediğini, doktorun kusurlu olduğunu, davacı ...'nın down sendromlu olması nedeniyle maddi ve manevi olarak zorlukla mücadele etmek zorunda kalacağını ileri sürerek şimdilik ... için 10.000,00 TL «maddi tazminat», 50.000,00 TL manevi tazminat, anne ... için 50.000,00 TL manevi tazminat, baba ... için 50.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 160.000,00 TL «tazminatın dava» tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak müvekkillerine verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki «maddi-manevi tazminat» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; sigortalı hekimin kamu «görevlisi» olduğunu, kamu görevlisinin görevini ifası sırasındaki eylemlerine ilişkin «tazminat davalarının» ancak bağlı olduğu kamu kurumuna karşı açabileceğini, müvekkiline davanın yöneltilemeyeceğini, davanın «zamanaşımı» süreleri tüketildikten sonra açıldığını, davacının gebelik takibinde sigortalı hekim tarafından takip edildiği döneme ilişkin tüm testlerin eksiksiz yapıldığını, söz konusu testler ile «down sendromu» vb. anomalilerin %100 tespitinin mümkün olmadığını, yapılan üçlü tarama testinde down sendromlu olma riskinin yüksek olduğunun tespit edildiğini, konu ile ilgili h …
Benzer bu karardaDava ve Hukuki Nitelendirme Dava, «tıbbı kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine» dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe Tıbbi kötü uygulamaya ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigortalısı» hekimin, eksik tanı, tedavi ve «aydınlatma yükümlülüğüne» aykırı hareket etmesi sebepleriyle açılan tazminat davasında uyuşmazlık, hekimin «yetki» alanı dahilinde mesleki faaliyeti nedeni ile «kusuru» ile neden olduğu bir zararın olup olmadığı noktasında toplanmıştır.
… ğer müvekkillerinin müşterek çocuğu olduğunu, müvekkil ...'ın hamileliği boyunca davalı şirket sigortalısı doktor ... tarafından takip edildiğini ancak sigortalının «tıbbi kötü uygulaması» sonucu küçük ...'nın «down sendromu» hamilelikte tespit edilmediğini, sigortalının kötü uygulamalarının bilgilendirmeme, onam almama, teşhiste «kusur», ileri testleri önermeme ve amniyosentez yapmama olarak sayılabileceğini, hasta hekim ilişkisinde sigortalının «vekalet sözleşmesi» kapsamında «özen borcu» altında olduğunu, küçüğün down sendromlu olarak doğumu nedeniyle hayat boyu işgöremez durumda olacağını, bu nedenle ayrıca müvekkillerinin zarara da uğradıklarını, tıbbi kötü uygulama nedeniyle hekimin kusurlu olduğunu ileri sürerek müvekkili ... için 15.000,00 TL iş göremezlik tazminatı ve 20.000,00 TL manevi tazminatın, müvekkili ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın, müvekkili ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:özen borcu · nedensellik bağı · poliçe limiti · vekalet sözleşmesi · kâr kaybı · yetki · sigorta poliçesi · kusur
Benzer bu kararda… ğer müvekkillerinin müşterek çocuğu olduğunu, müvekkil ...'ın hamileliği boyunca davalı şirket sigortalısı doktor ... tarafından takip edildiğini ancak sigortalının «tıbbi kötü uygulaması» sonucu küçük ...'nın «down sendromu» hamilelikte tespit edilmediğini, sigortalının kötü uygulamalarının bilgilendirmeme, onam almama, teşhiste «kusur», ileri testleri önermeme ve amniyosentez yapmama olarak sayılabileceğini, hasta hekim ilişkisinde sigortalının «vekalet sözleşmesi» kapsamında «özen borcu» altında olduğunu, küçüğün down sendromlu olarak doğumu nedeniyle hayat boyu işgöremez durumda olacağını, bu nedenle ayrıca müvekkillerinin zarara da uğradıklarını, tıbbi kötü uygulama nedeniyle hekimin kusurlu olduğunu ileri sürerek müvekkili ... için 15.000,00 TL iş göremezlik tazminatı ve 20.000,00 TL manevi tazminatın, müvekkili ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın, müvekkili ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın «tıbbi kötü uygulama» iddiasında bulunduğu dava dışı .. ...'in müvekkili şirket nezdinde sigortalı olduğunu, dava konusu edilen olay yönünden dava dışı hekime başvurulduğuna dair bir delil sunulmadığını, hekim dava edilmeden doğrudan müvekkiline karşı dava açılmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin sorumluluğunun başlamadığını, ayrıca kabul anlamında olmamak üzere söz konusu «sorumluluk sigortasının» hekimin «yetki» alanı dahilinde mesleki faaliyeti nedeni ile «kusuru» ile sebebiyet vereceği zararlara karşı «teminat» sağladığını, bu nedenle müvekkili şirketin sorumluluğu için öncelikle davalı hekimin iddia edilen zarara ilişkin kusura dayalı sorumluluğunun bulunduğunun ispatlan …
… nusu yükümlülüğün yerine getirildiğini ispata yarar herhangi bir delil sunulmadığı, böylece davacının gebeliği sonlandırma şansının elinden alındığı, davacı ...'nın «down sendromlu» ve engelli olması sebebiyle oluşan iş göremezlik (efor «kaybı») zararının 1.933.712,64 TL olduğu ve davalının söz konusu zarardan «poliçe limiti» kapsamında sorumlu olduğu, manevi tazminat yönünden yapılan değerlendirmede ise davacılar ... ve ...'ın çocuklarının down sendromlu ve engelli olması sebebiyle ömür boyu çekecekleri acının yine davacı ...'nın ömür boyu yaşayacağı sıkıntı ve acının karşılığı olamayacağından talep edilen miktarların yerinde olduğu gerekçesiyle davacıların «maddi tazminat» taleplerinin kabulü ile 360.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 21.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a velayeten davacılar ... ve ...'a verilmesine, davacıların manevi tazminat taleplerinin kabulü …
B.Değerlendirme ve Gerekçe Tıbbi kötü uygulamaya ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigortalısı» hekimin, eksik tanı, tedavi ve «aydınlatma yükümlülüğüne» aykırı hareket etmesi sebepleriyle açılan tazminat davasında uyuşmazlık, hekimin «yetki» alanı dahilinde mesleki faaliyeti nedeni ile «kusuru» ile neden olduğu bir zararın olup olmadığı noktasında toplanmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5439 E. , 2024/1756 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/2750 E., 2022/961 K.
DAVACILAR 1....
2....
3.... vekilleri Avukat ...
vekili Avukat ...
İHBAR OLUNANLAR 1.Doç. Dr. ...
2....
DAVA TARİHİ 19.12.2017
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/879 E., 2019/636 K.
Taraflar arasındaki maddi-manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'nün 40 yaşında müşterek çocuk ...'ya gebe kalarak gebelik takibini Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde düzenli olarak yaptırdığını, ...'nın down sendromlu olarak dünyaya geldiğini, kontrolleri yapan Dr. ...'ın davalı ... şirketince sigortalandığını, müvekkili ...' in davalının sigortalısı doktor tarafından gebeliği boyunca defalarca muayene edilmiş olmasına rağmen ...'nın down sendromlu olup olmadığının tespit edilmesi ve tespiti halinde istenmeyen gebeliği sonlandırabilmesi mümkünken bu imkandan yararlanamadığını, doktor tarafından aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, doktorun kusurlu olduğunu, davacı ...'nın down sendromlu olması nedeniyle maddi ve manevi olarak zorlukla mücadele etmek zorunda kalacağını ileri sürerek şimdilik ...
için 10.000,00 TL maddi tazminat, 50.000,00 TL manevi tazminat, anne ... için 50.000,00 TL manevi tazminat, baba ... için 50.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 160.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkillerine verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; sigortalı hekimin kamu görevlisi olduğunu, kamu görevlisinin görevini ifası sırasındaki eylemlerine ilişkin tazminat davalarının ancak bağlı olduğu kamu kurumuna karşı açabileceğini, müvekkiline davanın yöneltilemeyeceğini, davanın zamanaşımı süreleri tüketildikten sonra açıldığını, davacının gebelik takibinde sigortalı hekim tarafından takip edildiği döneme ilişkin tüm testlerin eksiksiz yapıldığını, söz konusu testler ile down sendromu vb. anomalilerin %100 tespitinin mümkün olmadığını, yapılan üçlü tarama testinde down sendromlu olma riskinin yüksek olduğunun tespit edildiğini, konu ile ilgili hastaya bilgi verildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporuna göre, hastaya üçlü tarama testi sonucunun ve down sendromu için yüksek riskli olduğunun anlatıldığı, hekimin hastayı bilgilendirdiği ve amniyosentez, kordosentez gibi tanı testlerinin yapılmasının gerektiği bilgisinin hastaya iletildiği, bu konuda gerekli konsültasyonları istediği poliklinik epikriz notlarında yer aldığını, prenatal tanının yapılması için hastaya gerekli tüm bilgilendirme ve yönlendirmelerin uygun olarak yapıldığı, hastanın tanı testini yaptırmadığı, müdahalede bulunan doktorların uygulamasının doğru olup yapılması gerekenlerin doktorlar tarafından yapıldığı, söz konusu doktorların ihmal, kötüniyet ve eksik tıbbi uygulamasının bulunmadığının rapor edildiği, söz konusu raporun usul ve yasaya uygun olarak hazırlandığı ve denetime elverişli olduğu, tüm hususlar birlikte değerlendirildiğinde sigortalı doktorların kusurunun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporunun taraflı ve gerçekleri ifade etmeyen ve hukuki dayanaktan yoksun bir rapor olduğunu, bilirkişi heyetinin dava dışı doktorun müvekkillerini bilgilendirme yaptıklarını iddia ettikleri açıklamanın 19.11.2012 tarihli ultrasonografi belgesinin altında minik harflerle yazılı bir açıklama olduğunu, bu açıklamanın yazılı onam olmadığını ve ispat kabiliyetinde olmadığını, belgenin müvekkillerine verilmediğini, her zaman düzenlenebilecek nitelikte olduğunu, müvekkili ... down sendromu riskinin belirlenmesinde kesin tanının "amniyosentez" ile konulabileceğinin söylenmediği ve hiçbir şekilde önerilmediğini, müvekkilinin ilkokul mezunu olduğunu 19.11.2012 tarihli belgenin altındaki açıklamayı anlayabilecek eğitim seviyesinde olmadığını, davalının sorumluluğu için sundukları uzman görüşünde de belirtildiği gibi hekimin kusurunun şart olmadığını, taraflar arasında vekillik ilişkisi kurulduğunun sabit olduğunu, bu kapsamda geçerli bilgilendirme yapıldığının ispat yükünün davalıda olduğunu, Yargıtay'ın bu konuda çok sayıda emsal ilamı olduğunu, müvekkiline Dr.
... tarafından amniyosentez önerildiğinin ispat edilemediğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön olmadığı, re'sen gözetilmesi gereken kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerine ek olarak Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın gerekçesiz olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkin açılan davada, sigortalı doktorun davacı ...'nın down sendromlu olarak doğması ve gebelik dönemindeki takipleri sırasında hizmet kusurunun olup olmadığı noktasında toplanmıştır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü ve 56 ncı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1051015200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz