Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/1622 E. 2025/75 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hmk 222↗ limited şirket pay devri↗ ticari defter ibrazı↗ hisse devri sözleşmesi↗ limited şirket ortaklığı↗ mazeret↗ pay devri↗ ticari defter ve kayıtlar↗ ortaklar kurulu kararı↗ ticari defter kayıtları↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ yemin↗ münhasırlık↗ hisse devri↗ pay defteri↗ ispat yükü↗ ihtar↗ limited şirket↗ ticari defter↗ ticaret sicili↗ tacir↗ ilan↗ cy/cy kaydı↗ ibraz↗ kesin hüküm↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/1236 E., 2020/1279K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin ortağı iken ortaklık payını usulüne uygun olarak diğer davalı şirket ortağı ...'ya devrettiğini, bu devir ortaklar kurulu kararıyla da onaylandığı halde müvekkilinin şirketten ayrılmasına ilişkin kararların Ticaret Sicil Müdürlüğünde tescil ve ilanının yapılmadığını ileri sürerek müvekkilinin davalı şirket ortaklığından 25.02.2010 tarihi itibariyle ayrıldığının tespitine, davalı şirketin ticaret şirketindeki dosyasına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı TTK) 520. maddesi uyarınca limited şirket pay devrinin geçerli olabilmesi için devrin pay defterine kaydedilmesinin de gerektiği, davacı tarafça devrin pay defterine işlendiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile önceki kanun dönemine ilişkin kanun hükmü ve Yargıtay uygulamalarına bakıldığında geçerli bir pay devrinin olması ve bunun sicile işlenebilmesi için devrin şirket pay defterine de işlenmiş olması gerektiği, gerçekten devir tarihinde geçerli mülga 6762 sayılı TTK'nın 520/1. maddesinin "Bir payın devri, şirket hakkında ancak şirkete bildirilmek ve pay defterine kaydedilmek şartiyle hüküm ifade eder." şeklinde düzenlendiği, Yargıtay içtihatında geçerli bir pay devrinden söz edilebilmesi için bunun deftere de işlenmiş olması gerektiğinin belirtildiği yine içtihatla ispat yükünün davacıda olduğuna işaret edildiği, davacı vekilinin istinaf itirazlarının yerinde görülmediği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı tarafça temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, limited şirket ortaklığından 25.02.2010 tarihi itibariyle ayrılmış olunduğunun tespiti istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, davacının davalı limited şirket ortaklığından 25.02.2010 tarihi itibariyle ayrıldığının tespitine, davalı şirketin ticaret şirketindeki dosyasına tescili istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince 6762 sayılı TTK 520. maddesi uyarınca limited şirket pay devrinin geçerli olabilmesi için devrin pay defterine kaydedilmesinin de gerektiği, davacı tarafça devrin pay defterine işlendiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 220. maddesinin üçüncü fıkrasında ‘Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir’ hükmü yer almaktadır.
HMK'nın 222/1 hükmü gereğince mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Aynı Kanun'un 222/3 hükmü gereğince, ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Diğer tarafın belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Ticari defterlerin de aynı zamanda bir belge niteliği itibariyle bu hususta aynı Kanun'un 220. maddesinin de uygulanması gerekmektedir. Bu maddenin üçüncü fıkrasında verilen sürede belge ibraz etmemenin sonucu düzenlenmiştir.
Aynı Kanun'un 222. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır. Bu hüküm, taraflardan birinin ileri sürdüğü hususun ispatında münhasıran karşı tarafın defterlerine delil olarak dayandığı hallerde uygulanacaktır. Ayrıca bu halde ticari defterlerin ibraz edilmemesi durumunda ibrazı isteyen tarafın iddiasını ispatladığı kabul edilecek olup bu hususta hâkime takdir yetkisi tanınmamıştır.
Bir davada ispat yükü kendisine ait olan tarafın, başka delillerle birlikte karşı tarafın ticari defterlerine de dayandığı, yani delillerini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği, dolayısıyla da uyuşmazlığa HMK'nın 222. maddesinin beşinci fıkrasındaki özel hükmün uygulanamayacağı durumlarda; karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi ya da bundan kaçınmasına bağlanması gereken hukuksal sonuçlar, anılan Kanun'un 219 ve devamı maddelerindeki konuya ilişkin genel düzenlemelere tabidir. Bu sebeple yargılama sırasında ileri sürülen hususların ispatı için münhasıran karşı tarafın defterlerine dayanılmaması durumunda ticari defterlerin ibrazında, diğer belgelerde olduğu gibi HMK'nın 219 ve 220. maddelerindeki hükümler uygulama alanı bulurlar. Bu çerçevede anılan Kanun'un 220. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışı sonucunda, aynı Kanun'un 222 nci maddesinin beşinci maddesindeki düzenlemeden farklı olarak hâkime takdir hakkı tanınmış olup hâkim, ibraz edilmeyen belgenin/ticari defterin içeriği hakkında, somut durumun niteliğine uygun düştüğü ölçüde yapacağı değerlendirme sonrasında ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilip edilmeyeceğine karar verecektir (Pekcanıtez, Özekes, Akkan, Korkmaz, Medeni Usul Hukuk C II İstanbul 2017 s.1834) (HGK, 27.01.2022-2019/11-172 E., 2022/69 K.).
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde, davacı tarafından dava dilekçesine ekli olarak sunulan hisse devrine ilişkin sözleşme ve ayrıca ortaklar kurulu kararının kabulüne ilişkin noter onaylı sureti ile ticaret sicil gazetesindeki hisse devrine ilişkin ilan sureti dosyada yer almakta olup, Mahkemece bu ortaklar kurulu kararının pay defterinde yer alıp almadığının tespiti bakımından HMK'nın 220. maddesi uyarınca pay defterini davalı şirketten isteyerek hisse devrine ilişkin ortaklar kurulu kararının deftere kaydedilip kaydedilmediğinin tespiti gerekir. Burada ispat yükü deftere kaydın tespiti bakımından davacı tarafından davalı şirket pay defterinin mahkemeye ibrazı fiziken mümkün olmadığından davacı tarafta olmayıp, defter kayıtlarını tutmakla yükümlü olan davalı şirket üzerindedir. Hal böyle olunca öncelikle davalı şirkete pay defterini HMK'nın 220/3 maddesi uyarınca ibraz etmesi, ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da pay defterinin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkemece duruma göre davalı şirket aleyhine olan hususları kabul etmiş sayılacağı şeklinde açıklayıcı ihtar edilmesi ve sonrasında oluşacak sonuca göre inceleme yapılması gerekirken ispat yükünün tayininde hatalı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3199 E. 2023/7125 K.
Ortak:ticari defter ibrazı · mazeret · ticari defter ve kayıtlar · ticari defter kayıtları · yemin · münhasırlık · ispat yükü · ihtar
İncelediğiniz karardaHal böyle olunca öncelikle davalı şirkete «pay defterini» HMK'nın 220/3 maddesi uyarınca «ibraz» etmesi, ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir «mazeret» göstermez ya da pay defterinin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen «yemini» kabul veya icra etmezse, mahkemece duruma göre davalı şirket aleyhine olan hususları kabul etmiş sayılacağı şeklinde açıklayıcı «ihtar» edilmesi ve sonrasında oluşacak sonuca göre inceleme yapılması gerekirken «ispat yükünün» tayininde hatalı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Aynı Kanun'un 222/3 hükmü gereğince, ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan «ticari defter kayıtlarının» sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş «ticari defterlerindeki kayıtların» bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın «ticari defterlerini ibraz» etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer «kesin» delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 220. maddesinin üçüncü fıkrasında ‘Belgeyi «ibraz» etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir «mazeret» göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen «yemini» kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir’ hükmü yer almaktadır.
Benzer bu karardaAynı Kanun'un 222 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince, ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan «ticari defter kayıtlarının» sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş «ticari defterlerindeki kayıtların» bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın «ticari defterlerini ibraz» etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer «kesin» delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir.
6100 sayılı Kanunun 220 nci maddesinin üçüncü fıkrasında ‘Belgeyi «ibraz» etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir «mazeret» göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen «yemini» kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir’ hükmü yer almaktadır.
Her ne kadar mahkemece, faturanın kapalı olmasının bedelin tahsil edildiğine dair «karine» teşkil edeceği, davalının «defterlerine» «münhasıran» dayanılmadığından davalının defterlerini sunmamasının aksini ispat etmeyeceği belirtilmiş ise de; davacının ileri sürdüğü iddiaların ispatı için delil olarak münhasıran davalının «ticari defterlerine» dayanmamış olması, belgeleri/ticari defterlerin «mazeretsiz» olarak «ibraz» edilmemelerinin sonuçlarını düzenleyen HMK'nin 220 nci maddesinin uygulanmasına engel teşkil etmez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ödeme karinesi · fatura içeriğine itiraz · kapalı fatura · ödeme savunması · ticari teamül · ihtarat · ticari defter incelemesi · borca itiraz
Benzer bu karardaHukuk Dairesinin 05.12.2013 tarihli 2013/6767 E., 2013/22167 K.), tarafların «ticari defter» ve kayıtlarının kapalı faturaya ilişkin «ödeme karinesinin» aksini ispat edebileceğine ve «ispat yükünün» davalı da olduğuna dair içtihat geliştiğini, müvekkilinin alacağının bulunduğu ... iken ve davalı tarafından ödeme yapıldığına dair evrak sunulmadan davalı tarafın «ticari defterlerinin incelenmesine» dahi gerek duyulmadan «ticari teamüle» dayanarak karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalının «fatura içeriğine itiraz» etmediği, «borca itirazında» da kapalı faturanın borcun ödendiği anlamına geldiğini belirterek «ödeme savunmasında» bulunduğunu, bu durumda ispat yükünün davalıya geçtiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya satmış olduğu muhtelif ... ve işçilik alacağı için 176.164,71 TL'lik «fatura» düzenlediğini, bedelin ödenmemesi üzerine davalı aleyhine 152.218,00 TL üzerinden icra takibi başlattığını, davalı tarafından faturanın kapalı kesilmesi sebebiyle borcu olmadığı gerekçesi ile borca ve ferilerine itiraz etmesi sonucu takibin durduğunu, faturanın kapalı kesilmesinin davalının borcu olmadığı anlamına gelmeyeceğini, davalının mal alışverişini inkâr etmediğini, «fatura içeriğine itiraz» etmediğini, borcunu zımnen kabul ettiğini, faturanın açık veya kapalı olmasının «ticari teamüllerden» kaynaklı bir uygulama olduğunu, taraflar arasındaki alacak borç durumunun tarafların «ticari defter» ve kayıtları incelenmek suretiyle araştırılması ve borcun varlığı ile ilgili tespit edilecek kayıtlara göre karar verilmesi gerektiğini, fatura konusu malların «tesliminin» taraf imzaları ile ... olduğunu belirterek itirazın iptaline, % 20'den ... olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
… faturanın kapalı olarak düzenlenmiş olmasının bedelin ödendiğini ... başına ispat etmediğini, faturanın kapalı olması halinde ödemenin yapıldığı yönündeki karinenin «kesin» bir «karine» olmayıp aksini ispatının mümkün olduğunu, müvekkili şirket tarafından faturanın söz konusu şekilde düzenlenmiş olmasının taraflar arasındaki ... ilişkisine dayandığını, müvekkili şirketin «ticari defterlerine» göre takip tarihi itibari ile takipte talep edilen miktardan daha fazla davalıdan alacaklı olduğunun kayıtlı olduğunu, bunun bilirkişi raporuyla tespit edildiğini, takibe konu faturanın kapalı kesilmesinin davalının borcu olmadığını göstermeyeceğini, davalının mal alışverişini inkâr etmeyip «fatura içeriğine itiraz» etmediğini ve borcu olduğunu zımnen kabul ettiğini, faturanın açık veya kapalı olmasının «ticari teamüllerden» kaynaklı bir uygulama olduğunu, taraflar arasındaki alacak-borç durumunun her iki tarafın ticari defter ve kayıtları incelenmek suretiyle borcun varlığı ile ilgili …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; takibe ekli faturanın «kapalı fatura» olduğunu, fatura tanzim edildikten sonra ... veya alt kısmının davacı satıcı tarafından imzalandığını, bunun fatura bedelinin ödendiği anlamına geldiğini, kapalı faturanın ödemeye «karine» teşkil ettiğini, bu durumda «ispat yükünün» yer değiştirdiğini, mevcut karine karşısında davacının fatura bedelini tahsil etmediğini kanıtlaması gerektiğini belirterek davanın reddine, davacının kötü niyetli …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2224 E. 2023/5950 K.
Ortak:ticari defter ibrazı · mazeret · ticari defter ve kayıtlar · ticari defter kayıtları · yemin · ihtar · ticari defter · ibraz
İncelediğiniz karardaAynı Kanun'un 222/3 hükmü gereğince, ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan «ticari defter kayıtlarının» sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş «ticari defterlerindeki kayıtların» bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın «ticari defterlerini ibraz» etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer «kesin» delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir.
Hal böyle olunca öncelikle davalı şirkete «pay defterini» HMK'nın 220/3 maddesi uyarınca «ibraz» etmesi, ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir «mazeret» göstermez ya da pay defterinin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen «yemini» kabul veya icra etmezse, mahkemece duruma göre davalı şirket aleyhine olan hususları kabul etmiş sayılacağı şeklinde açıklayıcı «ihtar» edilmesi ve sonrasında oluşacak sonuca göre inceleme yapılması gerekirken «ispat yükünün» tayininde hatalı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 220. maddesinin üçüncü fıkrasında ‘Belgeyi «ibraz» etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir «mazeret» göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen «yemini» kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir’ hükmü yer almaktadır.
Benzer bu karardaAynı Kanun'un 222 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince, ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan «ticari defter kayıtlarının» sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş «ticari defterlerindeki kayıtların» bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın «ticari defterlerini ibraz» etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer «kesin» delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir.
Mahkemece 29.11.2018 tarihli celsede davalı vekiline «ticari defterlerini» sunması için «kesin süre» verilmiş, ancak «ticari defterlerini ibraz» etmez ise kendi ticari defterlerine dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı «ihtar» edilmiş ve davalı vekili tarafından ticari defterler ibraz edilmemiştir.
Anılan Kanun'un 222 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince mahkeme, ticari davalarda tarafların «ticari defterlerinin ibrazına» kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:peşin satış karinesi · çekin bedelsizliği · delil değerlendirmesi · yemin delili · yazılı delil · satış sözleşmesi · bedelsizlik · kesin süre
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan «deliller değerlendirilip» yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına ve özellikle davacının «çekin bedelsiz» kaldığı, avans olarak verilmesine rağmen malların «teslim» edilmediğine dair «yazılı delil» ortaya koyulmadığı gibi «yemin deliline» de dayanılmadığına göre ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık olmadığı gerekçesiyle davacı v …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekili her ne kadar açtığı davayı «sebepsiz zenginleşme» olarak nitelendirmişse de davaya konu çeklerin mal alımı için verildiğinin ihtilaf konusu olmadığı, ortada haklı bir sebep olmaksızın borç olmayan bir ödeme söz konusu olmadığından talebin sebepsiz zenginleşme olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı, davanın taraflar arasındaki alım-satım ilişkisinden kaynaklanan «alacak davası» olduğu, «satış sözleşmesinde» tarafların edimlerini aksine anlaşma olmadığı takdirde, aynı anda «ifa» etmeleri kural olduğundan, «peşin satış karinesi» uyarınca davacının çeklerin avans niteliğinde verildiğini ve karşılığında kısmen mal «teslim» edilmediğini yazılı delillerle ispatlayamadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece 29.11.2018 tarihli celsede davalı vekiline «ticari defterlerini» sunması için «kesin süre» verilmiş, ancak «ticari defterlerini ibraz» etmez ise kendi ticari defterlerine dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı «ihtar» edilmiş ve davalı vekili tarafından ticari defterler ibraz edilmemiştir.
Bu durumda mahkemece, davalıya anılan Kanun'un 222 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca kanuna uygun olarak tutulmuş «defterlerini» «ibraz» etmesi, etmediği takdirde davacının defterlerindeki kayıtların davacı yararına delil olarak kabul edilebileceği ve davacının belge içeriği konusundaki beyanının kabul edilebileceği «ihtarını» havi aynı Kanun'un 94 üncü maddesi gereğince «kesin süre» verilip süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarının da bildirilerek ihtar edilmesi ve sonucuna göre inceleme yapılarak karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İnkar tazminatı | Sözleşme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16599 E. 2014/17323 K.
Ortak:ticari defter ibrazı · mazeret · yemin · ispat yükü · ihtar · ticari defter · ibraz · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaHal böyle olunca öncelikle davalı şirkete «pay defterini» HMK'nın 220/3 maddesi uyarınca «ibraz» etmesi, ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir «mazeret» göstermez ya da pay defterinin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen «yemini» kabul veya icra etmezse, mahkemece duruma göre davalı şirket aleyhine olan hususları kabul etmiş sayılacağı şeklinde açıklayıcı «ihtar» edilmesi ve sonrasında oluşacak sonuca göre inceleme yapılması gerekirken «ispat yükünün» tayininde hatalı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Aynı Kanun'un 222/3 hükmü gereğince, ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan «ticari defter kayıtlarının» sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş «ticari defterlerindeki kayıtların» bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın «ticari defterlerini ibraz» etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer «kesin» delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 220. maddesinin üçüncü fıkrasında ‘Belgeyi «ibraz» etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir «mazeret» göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen «yemini» kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir’ hükmü yer almaktadır.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının davalıya servis hizmeti sunduğunu «yazılı delillerle ispat» etmek zorunda olduğu, taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı, davacının delil olarak «ticari defter» ve faturalarına ve davalı defterlerine dayandığı, davalının «ticari defterlerini ibraz» etmediği, davacının da delillerini davalının defterlerine hasretmediği, bu nedenle davalının defterlerini ibraz etme zorunluluğu olmadığı, davacı defterlerinin sah …
Bu bağlamda, somut olayda davacı taraf diğer delilleri yanında davalının «ticari defterlerine» de açıkça delil olarak dayanmış, mahkemece davalıya 2010-2011 yıllarına ilişkin defterlerini belli edilen günde «ibraz» edilmemesi halinde HMK'nın 220. maddesi uyarınca işlem yapılacağı hususunda «ihtar tebliğ» edilmiş, davalı defterlerini «ibrazdan kaçınmıştır».
332.) maddesi uyarınca, «ibrazı» istenen belgenin («ticari defterlerin»), ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu «ikrar» ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için «kesin» bir süre verir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ibrazdan kaçınma · ihtar tebliği · yazılı delille ispat · ikrar · ihtarname
Benzer bu karardaBu bağlamda, somut olayda davacı taraf diğer delilleri yanında davalının «ticari defterlerine» de açıkça delil olarak dayanmış, mahkemece davalıya 2010-2011 yıllarına ilişkin defterlerini belli edilen günde «ibraz» edilmemesi halinde HMK'nın 220. maddesi uyarınca işlem yapılacağı hususunda «ihtar tebliğ» edilmiş, davalı defterlerini «ibrazdan kaçınmıştır».
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının davalıya servis hizmeti sunduğunu «yazılı delillerle ispat» etmek zorunda olduğu, taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı, davacının delil olarak «ticari defter» ve faturalarına ve davalı defterlerine dayandığı, davalının «ticari defterlerini ibraz» etmediği, davacının da delillerini davalının defterlerine hasretmediği, bu nedenle davalının defterlerini ibraz etme zorunluluğu olmadığı, davacı defterlerinin sah …
332.) maddesi uyarınca, «ibrazı» istenen belgenin («ticari defterlerin»), ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu «ikrar» ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için «kesin» bir süre verir.
Mahkemece davalıya gönderilen «ihtarnamede» HMK.m.220'den bahsedildiği halde, bu madde uyarınca değerlendirme yapılmadan, davalının «ticari defterlerini ibraz» etmediği, defterlerini ibraz etme zorunluluğu da bulunmadığı, incelenen davacı defterlerinin de sahibi lehine delil olma vasfı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2911 E. 2020/792 K.
Ortak:mazeret · pay devri · yemin · hisse devri · pay defteri · limited şirket · ticaret sicili · ilan
İncelediğiniz karardaYukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde, davacı tarafından dava dilekçesine ekli olarak sunulan «hisse devrine» ilişkin sözleşme ve ayrıca «ortaklar kurulu» kararının kabulüne ilişkin noter onaylı sureti ile «ticaret sicil» gazetesindeki hisse devrine ilişkin «ilan» sureti dosyada yer almakta olup, Mahkemece bu ortaklar kurulu kararının «pay defterinde» yer alıp almadığının tespiti bakımından HMK'nın 220. maddesi uyarınca pay defterini davalı şirketten isteyerek hisse devrine ilişkin ortaklar kurulu kararının deft …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı TTK) 520. maddesi uyarınca «limited şirket pay devrinin» geçerli olabilmesi için devrin «pay defterine» kaydedilmesinin de gerektiği, davacı tarafça devrin pay defterine işlendiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça istinaf edilmiştir.
Değerlendirme ve Gerekçe Dava, davacının davalı «limited şirket ortaklığından» 25.02.2010 tarihi itibariyle ayrıldığının tespitine, davalı şirketin ticaret şirketindeki dosyasına tescili istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince 6762 sayılı TTK 520. maddesi uyarınca «limited şirket pay devrinin» geçerli olabilmesi için devrin «pay defterine» kaydedilmesinin de gerektiği, davacı tarafça devrin pay defterine işlendiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, davanın, «limited şirket» hisse devir işleminin «ticaret siciline tescil» ve «ilanı» istemine ilişkin olduğu, davaya konu hisse devirleri 08.12.2006 tarihinde yapıldığından somut olaya mülga 6762 sayılı TTK’nın 520. maddesinin uygulanması gerektiği, anılan Yasa hükmü uyarınca, «limited şirket hisse devrinin» gerçekleşmesi için devrin noterde yapılması, esas sermayenin en az dörtte üçüne sahip ortakların devre «muvafakat» etmesi ve ayrıca devrin şirket «pay defterine» işlenmesi gerektiği aksi taktirde «pay devrinin» şirkete karşı hüküm ifade etmeyeceği gibi ilgililer arasında dahi hükümsüz olacağı, somut olayda, davacıların verilen «kesin süreye» rağmen devrin pay defterine işlendiğini ispata yarar delil «ibraz» etmedikleri, bu nedenle devrin tamamlanması için gerekli işlemlerden biri eksik olduğundan pay devrinin gerçekleşmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmi …
Dava, noterde düzenlenen «limited şirket» «hisse devir sözleşmesi» uyarınca şirket hisse devir ve müdür atama kararının tescil ve «ilanı» istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacıların verilen «kesin süreye» rağmen devrin şirket «pay defterine» işlendiğine ilişkin belgeleri «ibraz» etmediği, mülga TTK’nın 520. maddesi uyarınca, şirket pay defterine işlenmeyen «hisse devrinin» geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket hisse devri · yemin teklifi · ticaret sicili tescili · ikrar · kesin süre · hisse devir sözleşmesi · muvafakat · eksik inceleme
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, davanın, «limited şirket» hisse devir işleminin «ticaret siciline tescil» ve «ilanı» istemine ilişkin olduğu, davaya konu hisse devirleri 08.12.2006 tarihinde yapıldığından somut olaya mülga 6762 sayılı TTK’nın 520. maddesinin uygulanması gerektiği, anılan Yasa hükmü uyarınca, «limited şirket hisse devrinin» gerçekleşmesi için devrin noterde yapılması, esas sermayenin en az dörtte üçüne sahip ortakların devre «muvafakat» etmesi ve ayrıca devrin şirket «pay defterine» işlenmesi gerektiği aksi taktirde «pay devrinin» şirkete karşı hüküm ifade etmeyeceği gibi ilgililer arasında dahi hükümsüz olacağı, somut olayda, davacıların verilen «kesin süreye» rağmen devrin pay defterine işlendiğini ispata yarar delil «ibraz» etmedikleri, bu nedenle devrin tamamlanması için gerekli işlemlerden biri eksik olduğundan pay devrinin gerçekleşmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmi …
Dava, noterde düzenlenen «limited şirket» «hisse devir sözleşmesi» uyarınca şirket hisse devir ve müdür atama kararının tescil ve «ilanı» istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacıların verilen «kesin süreye» rağmen devrin şirket «pay defterine» işlendiğine ilişkin belgeleri «ibraz» etmediği, mülga TTK’nın 520. maddesi uyarınca, şirket pay defterine işlenmeyen «hisse devrinin» geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Aynı Yasa’nın 220. maddesi ise, “İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu «ikrar» ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin «ibrazı» için «kesin» bir süre verir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18391 E. 2015/2809 K.
Ortak:ticari defter ibrazı · mazeret · yemin · ispat yükü · ihtar · ticari defter · ibraz · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaHal böyle olunca öncelikle davalı şirkete «pay defterini» HMK'nın 220/3 maddesi uyarınca «ibraz» etmesi, ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir «mazeret» göstermez ya da pay defterinin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen «yemini» kabul veya icra etmezse, mahkemece duruma göre davalı şirket aleyhine olan hususları kabul etmiş sayılacağı şeklinde açıklayıcı «ihtar» edilmesi ve sonrasında oluşacak sonuca göre inceleme yapılması gerekirken «ispat yükünün» tayininde hatalı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Aynı Kanun'un 222/3 hükmü gereğince, ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan «ticari defter kayıtlarının» sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş «ticari defterlerindeki kayıtların» bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın «ticari defterlerini ibraz» etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer «kesin» delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 220. maddesinin üçüncü fıkrasında ‘Belgeyi «ibraz» etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir «mazeret» göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen «yemini» kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir’ hükmü yer almaktadır.
Benzer bu karardaBu bağlamda, somut olayda davacı taraf diğer delilleri yanında davalının «ticari defterlerine» de açıkça delil olarak dayanmış, mahkemece davalıya HMK'nın 94. maddesi uyarınca defterlerini iki haftalık «kesin süre» içerisinde «ibraz» edilmemesi halinde aleyhine kabul edilmiş sayılacağı hususunda «ihtar tebliğ» edilmiş, davalı defterlerini «ibrazdan kaçınmıştır».
332.) maddesi uyarınca, «ibrazı» istenen belgenin («ticari defterlerin»), ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu «ikrar» ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için «kesin» bir süre verir.
Belgeyi «ibraz» etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir «mazeret» göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen «yemini» kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ibrazdan kaçınma · ihtar tebliği · ikrar · kesin süre · ihtarname
Benzer bu karardaBu bağlamda, somut olayda davacı taraf diğer delilleri yanında davalının «ticari defterlerine» de açıkça delil olarak dayanmış, mahkemece davalıya HMK'nın 94. maddesi uyarınca defterlerini iki haftalık «kesin süre» içerisinde «ibraz» edilmemesi halinde aleyhine kabul edilmiş sayılacağı hususunda «ihtar tebliğ» edilmiş, davalı defterlerini «ibrazdan kaçınmıştır».
332.) maddesi uyarınca, «ibrazı» istenen belgenin («ticari defterlerin»), ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu «ikrar» ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için «kesin» bir süre verir.
Mahkemece davalıya gönderilen «ihtarnamede» HMK'nın 220. maddesinden bahsedildiği halde, bu madde uyarınca değerlendirme yapılmadan, davalının «ticari defterlerini ibraz» etmediği, incelenen davacı defterlerinin ve faturalarının da sahibi lehine delil olma vasfı olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1369 E. 2017/2931 K.
Ortak:ticari defter ibrazı · mazeret · ticari defter ve kayıtlar · ticari defter kayıtları · yemin · ispat yükü · ihtar · ticari defter
İncelediğiniz karardaAynı Kanun'un 222/3 hükmü gereğince, ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan «ticari defter kayıtlarının» sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş «ticari defterlerindeki kayıtların» bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın «ticari defterlerini ibraz» etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer «kesin» delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir.
Hal böyle olunca öncelikle davalı şirkete «pay defterini» HMK'nın 220/3 maddesi uyarınca «ibraz» etmesi, ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir «mazeret» göstermez ya da pay defterinin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen «yemini» kabul veya icra etmezse, mahkemece duruma göre davalı şirket aleyhine olan hususları kabul etmiş sayılacağı şeklinde açıklayıcı «ihtar» edilmesi ve sonrasında oluşacak sonuca göre inceleme yapılması gerekirken «ispat yükünün» tayininde hatalı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 220. maddesinin üçüncü fıkrasında ‘Belgeyi «ibraz» etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir «mazeret» göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen «yemini» kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir’ hükmü yer almaktadır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının verilen sürede «ticari defterlerini ibraz» etmediği, sadece mizan ve muavin dökümlerini dosyaya sunduğu, buna göre faturaların davalı adına kesildiği, bu belgelere göre davacının davalıdan alacaklı olduğu, ancak faturalar ekinde sunulan anlaşmaların dava dışı ...
Belgeyi «ibraz» etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir «mazeret» göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen «yemini» kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.
Mahkemece, taraf vekillerinin hazır bulunduğu 06.02.2014 tarihli celsede "Taraf vekillerinin belirtilen inceleme gün ve saatinde «ticari defter» ve kayıtları ile belgelerini «ibraz» etmemeleri halinde ticari defter ve kayıtlarını delil olarak bildirmekten vazgeçmiş sayılacakları hususu" «ihtar» edilmişse de HMK'nın 220. maddesi uyarınca işlem yapılmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ikrar · icra takibine itiraz · teslim
Benzer bu karardaŞti'nin amblemini taşıdığı, bu belgelerde davalı şirketin imzasının yer almadığı, faturalarda belirtilen malların ve faturaların davalıya «teslim» edildiğine yönelik dosyada herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı, davacının, davalıya taşıma hizmeti verdiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2-) Dava, alt taşıma hizmeti karşılığında düzenlenen faturalara dayalı olarak başlatılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkin olup, davacı delil listesinde «ticari defter» ve kayıtlara dayanmış, davalı vekili de müvekkiline ait ticari defter ve kayıtlarını delil listesinde göstermiştir.
HMK'nın 220. maddesi uyarınca, «ibrazı» istenen belgenin («ticari defterlerin»), ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu «ikrar» ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için «kesin» bir süre verir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/3325 E. 2025/1463 K.
Ortak:ticari defter ibrazı · mazeret · ticari defter ve kayıtlar · ticari defter kayıtları · yemin · ihtar · ticari defter · cy/cy kaydı
İncelediğiniz karardaAynı Kanun'un 222/3 hükmü gereğince, ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan «ticari defter kayıtlarının» sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş «ticari defterlerindeki kayıtların» bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın «ticari defterlerini ibraz» etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer «kesin» delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir.
Hal böyle olunca öncelikle davalı şirkete «pay defterini» HMK'nın 220/3 maddesi uyarınca «ibraz» etmesi, ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir «mazeret» göstermez ya da pay defterinin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen «yemini» kabul veya icra etmezse, mahkemece duruma göre davalı şirket aleyhine olan hususları kabul etmiş sayılacağı şeklinde açıklayıcı «ihtar» edilmesi ve sonrasında oluşacak sonuca göre inceleme yapılması gerekirken «ispat yükünün» tayininde hatalı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 220. maddesinin üçüncü fıkrasında ‘Belgeyi «ibraz» etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir «mazeret» göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen «yemini» kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir’ hükmü yer almaktadır.
Benzer bu karardaAynı Kanun'un 222/3 hükmü gereğince, ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan «ticari defter kayıtlarının» sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş «ticari defterlerindeki kayıtların» bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın «ticari defterlerini ibraz» etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer «kesin» delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece verilen «kesin süre» içerisinde davacı tarafın «fatura» tarihi itibariyle gerekli olan 2022 ve 2023 yılı tüm «ticari defterlerini ibraz» ettiği, davalı tarafın ise yalnızca 2022 yılı yevmiye defterini sunduğu, fatura tarihi itibarıyla yalnızca 2022 yılı ticari defterlerinin ibraz edilmesi yeterli görülebilir ise de, davalı taraf tutmakla mükellef olduğu defteri kebir ve envanter defterini sunmadığı, bu durumda mahkemece defterlerin ibrazına ilişkin 06.09.2023 tarihli celsesinde verilen ve usulüne uygun «ihtarat» yapılan süreye rağmen tüm ticari defterlerini sunmayan davalının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 220/3 hükmü gereği «defter ibrazından kaçınmış» sayılması gerektiği, alınan bilirkişi raporunda ise davalı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, birbirini doğruladığı, dava konusu yapılan faturanın kayıtlı olduğu tahsilat «kaydının» ise bulunmadığı, öte yandan Gaziler Vergi Dairesinin davalının 08/22 dönemi BA formunda davacıdan 1 adet belgeyle KDV hariç 1.035.216,35 TL alış yaptığını bildirdiği, dava konusu faturayı vergi dairesine kendisinin bildirmiş olduğu, bu hususun ise fatura konusu malların kendisine «teslim» edildiğini gösterdiği, takip konusu faturanın BA «formu» ile davalı tarafından bizzat vergi dairesine bildirilmiş olması, verilen usulüne uygun süreye rağmen yalnızca 2022 yılı yevmiye defterini ibraz ederek diğer tutulması zorunlu ticari defterlerini ibraz etmemek suretiyle defterlerini ibraz etmemiş sayılması, davacı tarafın ticari defterlerinin ise usulüne uygun olarak tutulması, takip konusu faturanın kayıtlı olup karşılığında tahsilat gözükmemesi hususları birlikte değerlendirildiğinde takip konusu fatura içeriği emtianın davalı tarafa teslim edildiği, bedelinin ise ödenmediği kanaatine varıldığı, takip öncesi davalının «temerrüde» düşürüldüğüne ilişkin başkaca delil de sunulmadığı anlaşıldığından «işlemiş faiz» talebinin reddi gerektiği, fatura konusu malların teslim edildiğinin kabul edilmesi ve bir başka dava dosyasındaki başka bir faturayla ilgili değerlendirmelerin somut bu dosyada değerlendirilmesinin mümkün görülmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, 1.220.310,61 TL «asıl alacak» hakkındaki itirazın iptaline takibin devamına, asıl alacağa takip tarihi sonrası %9 ve değişen oranlarda «yasal faiz» uygulanmasına, işlemiş faiz talebinin reddine, asıl alacak likit olmakla %20'si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar veril …
Mahkemece 06.09.2023 tarihli celsede davalı vekiline «ticari defterlerini» sunması için «kesin süre» verilmiş ve davalı vekili tarafından «ticari defterler ibraz» edilmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:defter ibrazından kaçınma · ihtarat · ba formu · kesin süre · işlemiş faiz · fatura · asıl alacak · yasal faiz
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece verilen «kesin süre» içerisinde davacı tarafın «fatura» tarihi itibariyle gerekli olan 2022 ve 2023 yılı tüm «ticari defterlerini ibraz» ettiği, davalı tarafın ise yalnızca 2022 yılı yevmiye defterini sunduğu, fatura tarihi itibarıyla yalnızca 2022 yılı ticari defterlerinin ibraz edilmesi yeterli görülebilir ise de, davalı taraf tutmakla mükellef olduğu defteri kebir ve envanter defterini sunmadığı, bu durumda mahkemece defterlerin ibrazına ilişkin 06.09.2023 tarihli celsesinde verilen ve usulüne uygun «ihtarat» yapılan süreye rağmen tüm ticari defterlerini sunmayan davalının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 220/3 hükmü gereği «defter ibrazından kaçınmış» sayılması gerektiği, alınan bilirkişi raporunda ise davalı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, birbirini doğruladığı, dava konusu yapılan faturanın kayıtlı olduğu tahsilat «kaydının» ise bulunmadığı, öte yandan Gaziler Vergi Dairesinin davalının 08/22 dönemi BA formunda davacıdan 1 adet belgeyle KDV hariç 1.035.216,35 TL alış yaptığını bildirdiği, dava konusu faturayı vergi dairesine kendisinin bildirmiş olduğu, bu hususun ise fatura konusu malların kendisine «teslim» edildiğini gösterdiği, takip konusu faturanın BA «formu» ile davalı tarafından bizzat vergi dairesine bildirilmiş olması, verilen usulüne uygun süreye rağmen yalnızca 2022 yılı yevmiye defterini ibraz ederek diğer tutulması zorunlu ticari defterlerini ibraz etmemek suretiyle defterlerini ibraz etmemiş sayılması, davacı tarafın ticari defterlerinin ise usulüne uygun olarak tutulması, takip konusu faturanın kayıtlı olup karşılığında tahsilat gözükmemesi hususları birlikte değerlendirildiğinde takip konusu fatura içeriği emtianın davalı tarafa teslim edildiği, bedelinin ise ödenmediği kanaatine varıldığı, takip öncesi davalının «temerrüde» düşürüldüğüne ilişkin başkaca delil de sunulmadığı anlaşıldığından «işlemiş faiz» talebinin reddi gerektiği, fatura konusu malların teslim edildiğinin kabul edilmesi ve bir başka dava dosyasındaki başka bir faturayla ilgili değerlendirmelerin somut bu dosyada değerlendirilmesinin mümkün görülmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, 1.220.310,61 TL «asıl alacak» hakkındaki itirazın iptaline takibin devamına, asıl alacağa takip tarihi sonrası %9 ve değişen oranlarda «yasal faiz» uygulanmasına, işlemiş faiz talebinin reddine, asıl alacak likit olmakla %20'si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar veril …
… a dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında sözlü olarak akdedilen mal tedarik anlaşmasına göre müvekkilinin davalıya 30.08.2022 tarihinde 1.220.310,61 TL bedelli «fatura» keserek «teslim» ettiğini, ancak davalı tarafça fatura bedeli ödenmeyince davalı aleyhine Samsun İcra Müdürlüğünün 2022/89183 E. sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından açılan işbu davanın haksız kazanç sağlamaya yönelik olduğunu, müvekkilinin «teslim» aldığı her ürünün bedelini ödediğini, davaya konu «fatura» konusu malların müvekkiline teslim edilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takibe konu faturanın davalı tarafça BA «formu» ile vergi dairesine bildirildiği, mal «teslim» olgusunun kanıtlandığı, aksinin davalı tarafça ispatlanamadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1928 E. 2019/1901 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak dosya kapsamına göre, davanın kabulüne, 60.000,00 TL alacağın 18/03/1999 tarihinden itibaren % 220 «temerrüt» faiziyle birlikte davalılardan tahsiline dair verilen karar davalılar vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/1622 E. , 2025/75 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/739 Esas, 2023/1709 Karar
KARAR Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2019/1236 E., 2020/1279K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin ortağı iken ortaklık payını usulüne uygun olarak diğer davalı şirket ortağı ...'ya devrettiğini, bu devir ortaklar kurulu kararıyla da onaylandığı halde müvekkilinin şirketten ayrılmasına ilişkin kararların Ticaret Sicil Müdürlüğünde tescil ve ilanının yapılmadığını ileri sürerek müvekkilinin davalı şirket ortaklığından 25.02.2010 tarihi itibariyle ayrıldığının tespitine, davalı şirketin ticaret şirketindeki dosyasına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı TTK) 520. maddesi uyarınca limited şirket pay devrinin geçerli olabilmesi için devrin pay defterine kaydedilmesinin de gerektiği, davacı tarafça devrin pay defterine işlendiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile önceki kanun dönemine ilişkin kanun hükmü ve Yargıtay uygulamalarına bakıldığında geçerli bir pay devrinin olması ve bunun sicile işlenebilmesi için devrin şirket pay defterine de işlenmiş olması gerektiği, gerçekten devir tarihinde geçerli mülga 6762 sayılı TTK'nın 520/1. maddesinin "Bir payın devri, şirket hakkında ancak şirkete bildirilmek ve pay defterine kaydedilmek şartiyle hüküm ifade eder." şeklinde düzenlendiği, Yargıtay içtihatında geçerli bir pay devrinden söz edilebilmesi için bunun deftere de işlenmiş olması gerektiğinin belirtildiği yine içtihatla ispat yükünün davacıda olduğuna işaret edildiği, davacı vekilinin istinaf itirazlarının yerinde görülmediği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı tarafça temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, limited şirket ortaklığından 25.02.2010 tarihi itibariyle ayrılmış olunduğunun tespiti istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, davacının davalı limited şirket ortaklığından 25.02.2010 tarihi itibariyle ayrıldığının tespitine, davalı şirketin ticaret şirketindeki dosyasına tescili istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince 6762 sayılı TTK 520. maddesi uyarınca limited şirket pay devrinin geçerli olabilmesi için devrin pay defterine kaydedilmesinin de gerektiği, davacı tarafça devrin pay defterine işlendiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 220. maddesinin üçüncü fıkrasında ‘Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir’ hükmü yer almaktadır.
HMK'nın 222/1 hükmü gereğince mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Aynı Kanun'un 222/3 hükmü gereğince, ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Diğer tarafın belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz.
Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Ticari defterlerin de aynı zamanda bir belge niteliği itibariyle bu hususta aynı Kanun'un 220. maddesinin de uygulanması gerekmektedir. Bu maddenin üçüncü fıkrasında verilen sürede belge ibraz etmemenin sonucu düzenlenmiştir.
Aynı Kanun'un 222. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır. Bu hüküm, taraflardan birinin ileri sürdüğü hususun ispatında münhasıran karşı tarafın defterlerine delil olarak dayandığı hallerde uygulanacaktır. Ayrıca bu halde ticari defterlerin ibraz edilmemesi durumunda ibrazı isteyen tarafın iddiasını ispatladığı kabul edilecek olup bu hususta hâkime takdir yetkisi tanınmamıştır.
Bir davada ispat yükü kendisine ait olan tarafın, başka delillerle birlikte karşı tarafın ticari defterlerine de dayandığı, yani delillerini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği, dolayısıyla da uyuşmazlığa HMK'nın 222. maddesinin beşinci fıkrasındaki özel hükmün uygulanamayacağı durumlarda; karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi ya da bundan kaçınmasına bağlanması gereken hukuksal sonuçlar, anılan Kanun'un 219 ve devamı maddelerindeki konuya ilişkin genel düzenlemelere tabidir. Bu sebeple yargılama sırasında ileri sürülen hususların ispatı için münhasıran karşı tarafın defterlerine dayanılmaması durumunda ticari defterlerin ibrazında, diğer belgelerde olduğu gibi HMK'nın 219 ve 220.
maddelerindeki hükümler uygulama alanı bulurlar. Bu çerçevede anılan Kanun'un 220. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışı sonucunda, aynı Kanun'un 222 nci maddesinin beşinci maddesindeki düzenlemeden farklı olarak hâkime takdir hakkı tanınmış olup hâkim, ibraz edilmeyen belgenin/ticari defterin içeriği hakkında, somut durumun niteliğine uygun düştüğü ölçüde yapacağı değerlendirme sonrasında ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilip edilmeyeceğine karar verecektir (Pekcanıtez, Özekes, Akkan, Korkmaz, Medeni Usul Hukuk C II İstanbul 2017 s.1834) (HGK, 27.01.2022-2019/11-172 E., 2022/69 K.).
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde, davacı tarafından dava dilekçesine ekli olarak sunulan hisse devrine ilişkin sözleşme ve ayrıca ortaklar kurulu kararının kabulüne ilişkin noter onaylı sureti ile ticaret sicil gazetesindeki hisse devrine ilişkin ilan sureti dosyada yer almakta olup, Mahkemece bu ortaklar kurulu kararının pay defterinde yer alıp almadığının tespiti bakımından HMK'nın 220. maddesi uyarınca pay defterini davalı şirketten isteyerek hisse devrine ilişkin ortaklar kurulu kararının deftere kaydedilip kaydedilmediğinin tespiti gerekir. Burada ispat yükü deftere kaydın tespiti bakımından davacı tarafından davalı şirket pay defterinin mahkemeye ibrazı fiziken mümkün olmadığından davacı tarafta olmayıp, defter kayıtlarını tutmakla yükümlü olan davalı şirket üzerindedir.
Hal böyle olunca öncelikle davalı şirkete pay defterini HMK'nın 220/3 maddesi uyarınca ibraz etmesi, ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da pay defterinin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkemece duruma göre davalı şirket aleyhine olan hususları kabul etmiş sayılacağı şeklinde açıklayıcı ihtar edilmesi ve sonrasında oluşacak sonuca göre inceleme yapılması gerekirken ispat yükünün tayininde hatalı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 14.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1146130300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz