Genel kurul yetkisi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/6265 E. 2024/3202 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurul yetkisi↗ azınlık hakları↗ yönetim kurulu üyesinin sorumluluğu↗ organ boşluğu↗ bağlılık yükümlülüğü↗ özel denetçi↗ kayyım tayini↗ azil↗ yönetim kurulu üyeliği↗ yönetici sorumluluğu↗ kayyım atanması↗ kayyım↗ hakkın kötüye kullanılması↗ kâr mahrumiyeti↗ bedelsizlik↗ ibra↗ pasif husumet yokluğu↗ şirket zararı↗ tespit davası↗ oy yasağı↗ pasif husumet↗ husumet yokluğu↗ anonim şirket↗ usulden reddi↗ esastan ret↗ haciz↗ yönetim kurulu kararı↗ yetkisizlik kararı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yükleten (shipper)↗ teminat↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 9.Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/225 E., 2020/125 K.
Taraflar arasındaki anonim şirkete kayyım atanması, yönetim kurulunun taşınmazı kiraya verme işleminin batıl olduğunun tespiti, davalı şirket yönetim kurulunun kanuna aykırı teşekkül etmesi nedeniyle yönetim kurulunun oluşturulmadığının tespiti, aldığı kararların yok hükmünde olduğunun tespiti, şirket yönetim kurulu üyesinin sorumluluğunun tespiti
davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şirket yönetim kurulu üyesinin sorumluluğunun tespitine ilişkin davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer talepler yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin davalı şirkette ortak olduklarını, 2015 yılında yapılan genel kurulda yönetim kurulunun tüm ortaklar tarafından ibra edildiğini, dava dışı...'ün şirket yönetim kurulu başkanı olarak şirketi temsil ve ilzam yetkisini üzerine aldığını, yönetim kurulu başkanının şahsi ve keyfi uygulamalarıyla şirketi yönettiğini, yönetim kurulunun bir başkan ve başkan vekilinden oluşması gerekirken 2015 yılından bu yana başkan vekili seçilmediğini, yönetim kurulu tam olarak teşekkül ettirilmediğinden alınan kararların yok hükmünde olduğunu, davalı şirketin gelir kaynaklarından biri olan taşınmazının bila bedel Yeniden Refah Partisine verildiğini, bu durumun şirketin amacına aykırı olduğunu, bu haliyle müvekkillerinin paylarının ve şirketin zarar göreceğini, kamuoyuna yapılan beyanlarla davalı şirketin itibarının hiçe sayıldığını, taşınmazın Yeniden Refah Partisine kullandırılacağı beyan edilerek tahliye sonrası olası kira tekliflerinin önüne geçildiğini, yönetim kurulu üyesinin özenle bağlılık yükümlülüğünü ihlal ettiğini, şirketin menfaatinin değil, kişisel menfaatin gözetildiğini, hakkın kötüye kullanıldığını, şirketin bu işleminin şirketle işlem yapma yasağına aykırılık teşkil ettiğini, yönetim kurulu üyesinin genel kurulun izni olmaksızın kendisi veya başkası adına yaptığı işlemin batıl olduğunu, yöneticinin şirket zararından sorumlu bulunduğunu belirterek davalı şirket yönetim kurulunun kanuna aykırı teşekkül etmesi nedeniyle yönetim kurulunun oluşturulmadığının tespiti, aldığı kararların yok hükmünde olduğunun tespitine, taşınmazın kiraya verilmesine ilişkin yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespitine, pay sahiplerine verilen zararda şirket yönetim kurulu üyesi...'ün sorumlu olduğunun tespitine, bir sonraki genel kurul toplantısına kadar şirketin belirlenecek kayyım aracılığıyla yönetilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; anonim şirket yönetim kurulunun tek kişiden oluşabileceğini, başkan vekili seçilmesi hususunda yasal zorunluluk bulunmadığını, yönetim kurulunun birden fazla kişiden olması halinde başkan vekilinin seçilebilme ihtimali bulunduğunu, yönetim kurulu tek kişiden oluştuğu için başkan vekili seçilemeyeceğini, yönetim kurulu üyesinin şirketle işlem yapma yasağı iddiasının şirket tarafından ileri sürülebileceğini, taşınmazın kiraya verilmesine ilişkin işlemin batıl olduğunun tespiti talebinin müvekkiline yöneltilemeyeceğini, pay sahibinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 553 üncü maddesi kapsamında sorumluluk iddiasını doğrudan şirkete yöneltemeyeceğini, kar etme amacı güden müvekkilinin siyasi bir takım emellere alet edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı şirket taşınmazının davadan önce de kiraya verme işlemi yapıldığı, bu nedenle yapılan işlemin eşit işlem ilkesine aykırılığının ileri sürülemeyeceği, ileride şirketin zarara uğraması durumunda kusurlarıyla ihlale neden olan yöneticinin sorumluluğuna gidilebileceği, davalı şirket yönetim kurulu üyesi...'ün sorumluluğunun tespitine yönelik davanın doğrudan anılan kişiye yöneltilmesi gerektiği, yönetim kurulunun tümü ya da bir veya bir kaçının görevden alınmalarının yönetim kurulu üyeliğini sonlandıran nedenler olduğu, azle yetkili tek organ genel kurul olup, genel kurulun bu yetkisi mutlak olup devredilemeyeceği, yönetim kurulu üyelerinin ana sözleşme ile seçilmeleri halinde de genel kurulun bu kişileri görevden alabileceği, şirket ortaklarının yöneticilerin azli veya yetkilerinin sınırlandırılması amacıyla mahkemeye başvuru hakkı tanıyan bir hüküm bulunmadığı, davacıların yöneticinin seçimine ilişkin genel kurula karşı dava yoluna gitmedikleri, davalı şirketin yönetim kurulu başkan vekili seçmediği ileri sürülmüş ise de genel kurulda üç yıllığına yönetim kurulu üyesi olarak...'ün seçildiği, 6102 sayılı Kanun'un 359 uncu maddesine göre anonim şirket yönetiminin bir kişiden de oluşabileceği, azil isteminin azli istenen yönetim kurulu üyesine karşı ileri sürülmesi yerine davada azli istenen yönetim kurulu üyesinin taraf olarak da gösterilmediği, kayyım tayini için organ boşluğu veya azil bulunması gerektiği, somut olayda bu durumların söz konusu olmadığı, dava dışı yöneticinin kendi alacağından dolayı şirket hakkında icra takibi yapmış olmasının yönetici hakkında açılacak bir azil davasında dinlenebileceği, şirket hakkında özel denetçi atanmasına ilişkin diğer mahkemelerde dava açılmış olmasının bu davada kayyım tayini için yeterli olmadığı gerekçesiyle şirket yönetim kurulu üyesinin sorumluluğuna yönelik açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, diğer talepler yönünden açılan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un 366 ncı maddesinin bir başkan ve bulunmadığı zamanlarda ona vekalet etmek üzere bir başkan vekili seçileceği hükmünü içerdiğini, davalı şirkette 2015 yılından bu yana başkan vekili bulunmadığını, yönetim kurulunun tam teşekkül etmediğini, aldığı kararların yok hükmünde olduğunu, yönetim kurulunun keyfi hareket ettiğini, şirketi zarara uğrattığını, yönetim kurulu başkanı olan...'ün alacaklı, davalı şirketin borçlu olduğu icra takibi ile şirket mallarına haciz koydurduğunu, yönetim kurulu başkanının usulsüz işlemler yaptığını, şirkete ait taşınmazın bedelsiz olarak kiraya verildiğini, bu durumun şirketin kuruluş amacına aykırı olduğunu, şirketin kar elde etme amacı bulunduğunu, işlemler yapılırken müvekkilinden hiçbir izin ve onay alınmadığını, herhangi bir genel kurul yapılmadığını, müvekkillerinin azınlık haklarının yok sayıldığını, şirketin bir takım gelirlerinden şahsi menfaatler uğruna mahrum bırakıldığını, dava dilekçesinde yönetim kurulu üyesinin bizzat ismi verilerek sorumluluğunun tespit edilmesini talep ettiklerini, zarar tespiti talep edilmesine rağmen işin esasına girilmeden davanın usulden reddinin hukuka aykırı olduğunu, Mahkemece tayin edilecek tarafsız bir kayyım nezaretinde en kısa sürede bir genel kurul yapmanın müvekkillerinin azınlık hak ve yetkilerinin yargı vasıtasıyla teminat altına alınacağını, bu talebin yönetici ve şirket temsilcisinin azli talebinden farklı olduğunu, şirketin yönetim kurulunun gerektiği gibi kurulmadığını, ortakların haklarının korunması ve şirket işlerinin yürütülmesi için bir sonraki genel kurula kadar şirketin bir kayyım aracılığıyla yönetilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesinin şirket yönetim kurulu üyesinin sorumluluğunun tespitine ilişkin davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi, diğer talepler yönünden davanın reddi yönündeki kararında isabet görülmediği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve re'sen dikkat edilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, anonim şirkete kayyım atanması, yönetim kurulunun taşınmazı kiraya verme işleminin batıl olduğunun tespiti, davalı şirket yönetim kurulunun kanuna aykırı teşekkül etmesi nedeniyle yönetim kurulunun oluşturulmadığının tespiti, aldığı kararların yok hükmünde olduğunun tespiti, şirket yönetim kurulu üyesinin sorumluluğunun tespiti
taleplerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5809 E. 2018/67 K.
Ortak:azil · yetkisizlik kararı · temsil
İncelediğiniz kararda… Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin davalı şirkette ortak olduklarını, 2015 yılında yapılan genel kurulda yönetim kurulunun tüm ortaklar tarafından «ibra» edildiğini, dava dışı...'ün şirket «yönetim kurulu» başkanı olarak şirketi «temsil» ve ilzam «yetkisini» üzerine aldığını, yönetim kurulu başkanının şahsi ve keyfi uygulamalarıyla şirketi yönettiğini, yönetim kurulunun bir başkan ve başkan vekilinden oluşması gerekirken 2015 yılından bu yana başkan vekili seçilmediğini, yönetim kurulu tam olarak teşekkül ettirilmediğinden alınan kararların yok hükmünde olduğunu, davalı şirketin gelir kaynaklarından biri olan taşınmazının bila bedel Yeniden Refah Partisine verildiğini, bu durumun şirketin amacına aykırı olduğunu, bu haliyle müvekkillerinin paylarının ve «şirketin zarar» göreceğini, kamuoyuna yapılan beyanlarla davalı şirketin itibarının hiçe sayıldığını, taşınmazın Yeniden Refah Partisine kullandırılacağı beyan edilerek tahliye sonrası olası kira tekliflerinin önüne geçildiğini, yönetim kurulu üyesinin özenle «bağlılık yükümlülüğünü» ihlal ettiğini, şirketin menfaatinin değil, kişisel menfaatin gözetildiğini, «hakkın kötüye kullanıldığını», şirketin bu işleminin şirketle işlem yapma «yasağına» aykırılık teşkil ettiğini, yönetim kurulu üyesinin genel kurulun izni olmaksızın kendisi veya başkası adına yaptığı işlemin batıl olduğunu, yöneticinin şirket zararından sorumlu bulunduğunu belirterek davalı şirket yönetim kurulunun kanuna aykırı teşekkül etmesi nedeniyle yönetim kurulunun oluşturulmadığının tespiti, aldığı kararların yok hükmünde olduğunun tespitine, taşınmazın kiraya verilmesine ilişkin yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespitine, pay sahiplerine verilen zararda şirket yönetim kurulu üyesi...'ün sorumlu olduğunun tespitine, bir sonraki genel kurul toplantısına kadar şirketin belirlenecek «kayyım» aracılığıyla yönetilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
… davalı şirket taşınmazının davadan önce de kiraya verme işlemi yapıldığı, bu nedenle yapılan işlemin eşit işlem ilkesine aykırılığının ileri sürülemeyeceği, ileride «şirketin zarara» uğraması durumunda kusurlarıyla ihlale neden olan «yöneticinin sorumluluğuna» gidilebileceği, davalı şirket «yönetim kurulu» üyesi...'ün sorumluluğunun tespitine yönelik davanın doğrudan anılan kişiye yöneltilmesi gerektiği, yönetim kurulunun tümü ya da bir veya bir kaçının görevden alınmalarının «yönetim kurulu üyeliğini» sonlandıran nedenler olduğu, azle yetkili tek organ genel kurul olup, genel kurulun bu yetkisi mutlak olup devredilemeyeceği, yönetim kurulu üyelerinin ana sözleşme ile seçilmeleri halinde de genel kurulun bu kişileri görevden alabileceği, şirket ortaklarının yöneticilerin azli veya yetkilerinin sınırlandırılması amacıyla mahkemeye başvuru hakkı tanıyan bir hüküm bulunmadığı, davacıların yöneticinin seçimine ilişkin genel kurula karşı dava yoluna gitmedikleri, davalı şirketin yönetim kurulu başkan vekili seçmediği ileri sürülmüş ise de genel kurulda üç yıllığına yönetim kurulu üyesi olarak...'ün seçildiği, 6102 sayılı Kanun'un 359 uncu maddesine göre «anonim şirket» yönetiminin bir kişiden de oluşabileceği, «azil» isteminin azli istenen yönetim kurulu üyesine karşı ileri sürülmesi yerine davada azli istenen yönetim kurulu üyesinin taraf olarak da gösterilmediği, «kayyım tayini» için «organ boşluğu» veya azil bulunması gerektiği, somut olayda bu durumların söz konusu olmadığı, dava dışı yöneticinin kendi alacağından dolayı şirket hakkında icra takibi yapmış olmasının yönetici hakkında açılacak bir azil davasında dinlenebileceği, şirket hakkında «özel denetçi» atanmasına ilişkin diğer mahkemelerde dava açılmış olmasının bu davada kayyım tayini için yeterli olmadığı gerekçesiyle şirket «yönetim kurulu üyesinin sorumluluğuna» yönelik açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine», diğer talepler yönünden açılan davanın reddine karar verilmiştir.
… n bu yana başkan vekili bulunmadığını, yönetim kurulunun tam teşekkül etmediğini, aldığı kararların yok hükmünde olduğunu, yönetim kurulunun keyfi hareket ettiğini, «şirketi zarara» uğrattığını, «yönetim kurulu» başkanı olan...'ün alacaklı, davalı şirketin borçlu olduğu icra takibi ile şirket mallarına «haciz» koydurduğunu, yönetim kurulu başkanının usulsüz işlemler yaptığını, şirkete ait taşınmazın «bedelsiz» olarak kiraya verildiğini, bu durumun şirketin kuruluş amacına aykırı olduğunu, şirketin kar elde etme amacı bulunduğunu, işlemler yapılırken müvekkilinden hiçbir izin ve onay alınmadığını, herhangi bir genel kurul yapılmadığını, müvekkillerinin «azınlık haklarının» yok sayıldığını, şirketin bir takım gelirlerinden şahsi menfaatler uğruna «mahrum» bırakıldığını, dava dilekçesinde yönetim kurulu üyesinin bizzat ismi verilerek sorumluluğunun tespit edilmesini talep ettiklerini, zarar tespiti talep edilmesine rağmen işin esasına girilmeden davanın «usulden reddinin» hukuka aykırı olduğunu, Mahkemece tayin edilecek tarafsız bir «kayyım» nezaretinde en kısa sürede bir genel kurul yapmanın müvekkillerinin azınlık hak ve yetkilerinin yargı vasıtasıyla «teminat» altına alınacağını, bu talebin yönetici ve şirket «temsilcisinin» azli talebinden farklı olduğunu, şirketin yönetim kurulunun gerektiği gibi kurulmadığını, ortakların haklarının korunması ve şirket işlerinin yürütülmesi için bir …
Benzer bu karardaAncak, Türk Ticaret Kanunu’nun 630/2. maddesi uyarınca, her ortak, haklı sebeplerin varlığı durumunda yöneticilerin yönetim hakkının ve «temsil yetkisinin kaldırılmasını» veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir.
Bu durumda, mahkemece anılan kanun maddesi gereğince davacı tarafından ileri sürülen sebeplerin tek tek tartışılıp «azil» için «haklı sebep» sayılıp sayılmayacağı gerekçelendirilmeden yazılı gerekçe ile ileri sürülen sebeplerin azil için yeterli sebep sayılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:azınlık pay sahibi · temsil yetkisinin kaldırılması · şirket müdürünün azli · müdahale talebi · asli müdahale · haklı sebep · tefrik · limited şirket
Benzer bu kararda… ve tüm dosya kapsamına göre; mahkememizin 2015/171 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde davacılar ...ve ...'in davalarının reddine karar verildiği, «asli müdahale talebi» ile ...'ün davasının «tefrik» edilerek mahkememizin yeni esasına kaydedildiği, davalı şirket yöneticisinin «görevlendirmesi» ve görevden azlinin ...'nin 616. maddesi uyarınca genel kurula ait olduğu, «azınlık pay sahibi» olan davacının keyfiyeti önce genel kurula ve buradan alınacak karara göre dava yolu ile mahkemeye getirmesi gerektiği, oysa davacının doğrudan dava açtığı, davacının belirtiği sebeplerin «şirket müdürünün azli» için yeterli bir neden sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «azınlık pay sahibi» davacının önce genel kurula başvurup genel kuruldan karar alındıktan sonra dava yoluyla mahkemeden talepte bulunabileceği, ayrıca davacının bildirdiği sebeplerin «şirket müdürünün azli» için yeterli neden sayılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «limited şirket» müdürünün azline ilişkindir.
Ancak, Türk Ticaret Kanunu’nun 630/2. maddesi uyarınca, her ortak, haklı sebeplerin varlığı durumunda yöneticilerin yönetim hakkının ve «temsil yetkisinin kaldırılmasını» veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir.
-
Ticari Şirket Feshi ve Tasfiyesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11604 E. 2018/3853 K.
Ortak:kayyım tayini · azil · kayyım · temsil · husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda… davalı şirket taşınmazının davadan önce de kiraya verme işlemi yapıldığı, bu nedenle yapılan işlemin eşit işlem ilkesine aykırılığının ileri sürülemeyeceği, ileride «şirketin zarara» uğraması durumunda kusurlarıyla ihlale neden olan «yöneticinin sorumluluğuna» gidilebileceği, davalı şirket «yönetim kurulu» üyesi...'ün sorumluluğunun tespitine yönelik davanın doğrudan anılan kişiye yöneltilmesi gerektiği, yönetim kurulunun tümü ya da bir veya bir kaçının görevden alınmalarının «yönetim kurulu üyeliğini» sonlandıran nedenler olduğu, azle yetkili tek organ genel kurul olup, genel kurulun bu yetkisi mutlak olup devredilemeyeceği, yönetim kurulu üyelerinin ana sözleşme ile seçilmeleri halinde de genel kurulun bu kişileri görevden alabileceği, şirket ortaklarının yöneticilerin azli veya yetkilerinin sınırlandırılması amacıyla mahkemeye başvuru hakkı tanıyan bir hüküm bulunmadığı, davacıların yöneticinin seçimine ilişkin genel kurula karşı dava yoluna gitmedikleri, davalı şirketin yönetim kurulu başkan vekili seçmediği ileri sürülmüş ise de genel kurulda üç yıllığına yönetim kurulu üyesi olarak...'ün seçildiği, 6102 sayılı Kanun'un 359 uncu maddesine göre «anonim şirket» yönetiminin bir kişiden de oluşabileceği, «azil» isteminin azli istenen yönetim kurulu üyesine karşı ileri sürülmesi yerine davada azli istenen yönetim kurulu üyesinin taraf olarak da gösterilmediği, «kayyım tayini» için «organ boşluğu» veya azil bulunması gerektiği, somut olayda bu durumların söz konusu olmadığı, dava dışı yöneticinin kendi alacağından dolayı şirket hakkında icra takibi yapmış olmasının yönetici hakkında açılacak bir azil davasında dinlenebileceği, şirket hakkında «özel denetçi» atanmasına ilişkin diğer mahkemelerde dava açılmış olmasının bu davada kayyım tayini için yeterli olmadığı gerekçesiyle şirket «yönetim kurulu üyesinin sorumluluğuna» yönelik açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine», diğer talepler yönünden açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki «anonim şirkete» «kayyım atanması», yönetim kurulunun taşınmazı kiraya verme işleminin batıl olduğunun tespiti, davalı şirket yönetim kurulunun kanuna aykırı teşekkül etmesi nedeniyle yönetim kurulunun oluşturulmadığının tespiti, aldığı kararların yok hükmünde olduğunun tespiti, şirket «yönetim kurulu üyesinin sorumluluğunun» tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şirket yönetim kurulu üyesinin sorumluluğunun tespitine ilişkin davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine, diğer talepler yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
… Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin davalı şirkette ortak olduklarını, 2015 yılında yapılan genel kurulda yönetim kurulunun tüm ortaklar tarafından «ibra» edildiğini, dava dışı...'ün şirket «yönetim kurulu» başkanı olarak şirketi «temsil» ve ilzam «yetkisini» üzerine aldığını, yönetim kurulu başkanının şahsi ve keyfi uygulamalarıyla şirketi yönettiğini, yönetim kurulunun bir başkan ve başkan vekilinden oluşması gerekirken 2015 yılından bu yana başkan vekili seçilmediğini, yönetim kurulu tam olarak teşekkül ettirilmediğinden alınan kararların yok hükmünde olduğunu, davalı şirketin gelir kaynaklarından biri olan taşınmazının bila bedel Yeniden Refah Partisine verildiğini, bu durumun şirketin amacına aykırı olduğunu, bu haliyle müvekkillerinin paylarının ve «şirketin zarar» göreceğini, kamuoyuna yapılan beyanlarla davalı şirketin itibarının hiçe sayıldığını, taşınmazın Yeniden Refah Partisine kullandırılacağı beyan edilerek tahliye sonrası olası kira tekliflerinin önüne geçildiğini, yönetim kurulu üyesinin özenle «bağlılık yükümlülüğünü» ihlal ettiğini, şirketin menfaatinin değil, kişisel menfaatin gözetildiğini, «hakkın kötüye kullanıldığını», şirketin bu işleminin şirketle işlem yapma «yasağına» aykırılık teşkil ettiğini, yönetim kurulu üyesinin genel kurulun izni olmaksızın kendisi veya başkası adına yaptığı işlemin batıl olduğunu, yöneticinin şirket zararından sorumlu bulunduğunu belirterek davalı şirket yönetim kurulunun kanuna aykırı teşekkül etmesi nedeniyle yönetim kurulunun oluşturulmadığının tespiti, aldığı kararların yok hükmünde olduğunun tespitine, taşınmazın kiraya verilmesine ilişkin yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespitine, pay sahiplerine verilen zararda şirket yönetim kurulu üyesi...'ün sorumlu olduğunun tespitine, bir sonraki genel kurul toplantısına kadar şirketin belirlenecek «kayyım» aracılığıyla yönetilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu karardaTemsil yetkisi bulunan iki ortağın (müdürün) davacı, diğer ortağın (müdürün) ise davalı tarafta yer aldığı işbu davada şirketin «temsili» konusunda taraflar arasında «menfaat çatışması» bulunduğu, davalı «müdürün azlinin» de talep edildiği ve bu talebin reddi ile kararın kesinleştiği de göz önünde bulundurulduğunda işbu davada şirketin temsili bakımından şirkete «temsil kayyımı tayini» gerekirken bu eksiklik giderilmeden yanılgılı değerlendirme ile yargılamaya devam olunması doğru olmamış kararın bu nedenle re'sen bozulması gerekmiştir.
… olduğu, ortak çoğunluğunda ticari faaliyete devam iradesi olmadığı, davalı ortağın ortaklıktan çıkartılarak şirketin devamında da bir irade beyan edilmediği, haklı «sebebin» gerçekleştiği, faaliyeti olmayan şirketin devamında bir yarar olmadığı gerekçesiyle davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesine, müdürlükten «azil» talebi nedeniyle davalı ...'e «husumet» yöneltildiği kabul edilerek, davalı ... bakımından ise davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davacılar ve davalı ...’in davalı şirkette birlikte müdür sıfatını taşıdıkları, «tasfiye» davasının şirkete yöneltilmesi gerektiği, «zorunlu hasım» olarak gösterilmesi gereken şirketin davanın tarafı olan ve müdür sıfatı bulunan üç gerçek kişiden ikisinin imzası ile «temsil» edilebileceği anlaşılmaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:müdürün azli · zorunlu hasım · temsil kayyımı · menfaat çatışması · fesih · limited şirket · ek tasfiye · dava sebebi
Benzer bu karardaTemsil yetkisi bulunan iki ortağın (müdürün) davacı, diğer ortağın (müdürün) ise davalı tarafta yer aldığı işbu davada şirketin «temsili» konusunda taraflar arasında «menfaat çatışması» bulunduğu, davalı «müdürün azlinin» de talep edildiği ve bu talebin reddi ile kararın kesinleştiği de göz önünde bulundurulduğunda işbu davada şirketin temsili bakımından şirkete «temsil kayyımı tayini» gerekirken bu eksiklik giderilmeden yanılgılı değerlendirme ile yargılamaya devam olunması doğru olmamış kararın bu nedenle re'sen bozulması gerekmiştir.
… olduğu, ortak çoğunluğunda ticari faaliyete devam iradesi olmadığı, davalı ortağın ortaklıktan çıkartılarak şirketin devamında da bir irade beyan edilmediği, haklı «sebebin» gerçekleştiği, faaliyeti olmayan şirketin devamında bir yarar olmadığı gerekçesiyle davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesine, müdürlükten «azil» talebi nedeniyle davalı ...'e «husumet» yöneltildiği kabul edilerek, davalı ... bakımından ise davanın reddine karar verilmiştir.
1-Dava, davalı «limited şirketin» «fesih» ve tasfiyesi ile diğer davalının müdürlükten azli talebini içermektedir.
Ancak, davacılar ve davalı ...’in davalı şirkette birlikte müdür sıfatını taşıdıkları, «tasfiye» davasının şirkete yöneltilmesi gerektiği, «zorunlu hasım» olarak gösterilmesi gereken şirketin davanın tarafı olan ve müdür sıfatı bulunan üç gerçek kişiden ikisinin imzası ile «temsil» edilebileceği anlaşılmaktadır.
-
Müdürün azli | Kayyım atanması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6416 E. 2022/386 K.
Ortak:kayyım tayini · azil · kayyım atanması · kayyım · usulden reddi · dava şartı
İncelediğiniz kararda… davalı şirket taşınmazının davadan önce de kiraya verme işlemi yapıldığı, bu nedenle yapılan işlemin eşit işlem ilkesine aykırılığının ileri sürülemeyeceği, ileride «şirketin zarara» uğraması durumunda kusurlarıyla ihlale neden olan «yöneticinin sorumluluğuna» gidilebileceği, davalı şirket «yönetim kurulu» üyesi...'ün sorumluluğunun tespitine yönelik davanın doğrudan anılan kişiye yöneltilmesi gerektiği, yönetim kurulunun tümü ya da bir veya bir kaçının görevden alınmalarının «yönetim kurulu üyeliğini» sonlandıran nedenler olduğu, azle yetkili tek organ genel kurul olup, genel kurulun bu yetkisi mutlak olup devredilemeyeceği, yönetim kurulu üyelerinin ana sözleşme ile seçilmeleri halinde de genel kurulun bu kişileri görevden alabileceği, şirket ortaklarının yöneticilerin azli veya yetkilerinin sınırlandırılması amacıyla mahkemeye başvuru hakkı tanıyan bir hüküm bulunmadığı, davacıların yöneticinin seçimine ilişkin genel kurula karşı dava yoluna gitmedikleri, davalı şirketin yönetim kurulu başkan vekili seçmediği ileri sürülmüş ise de genel kurulda üç yıllığına yönetim kurulu üyesi olarak...'ün seçildiği, 6102 sayılı Kanun'un 359 uncu maddesine göre «anonim şirket» yönetiminin bir kişiden de oluşabileceği, «azil» isteminin azli istenen yönetim kurulu üyesine karşı ileri sürülmesi yerine davada azli istenen yönetim kurulu üyesinin taraf olarak da gösterilmediği, «kayyım tayini» için «organ boşluğu» veya azil bulunması gerektiği, somut olayda bu durumların söz konusu olmadığı, dava dışı yöneticinin kendi alacağından dolayı şirket hakkında icra takibi yapmış olmasının yönetici hakkında açılacak bir azil davasında dinlenebileceği, şirket hakkında «özel denetçi» atanmasına ilişkin diğer mahkemelerde dava açılmış olmasının bu davada kayyım tayini için yeterli olmadığı gerekçesiyle şirket «yönetim kurulu üyesinin sorumluluğuna» yönelik açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine», diğer talepler yönünden açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki «anonim şirkete» «kayyım atanması», yönetim kurulunun taşınmazı kiraya verme işleminin batıl olduğunun tespiti, davalı şirket yönetim kurulunun kanuna aykırı teşekkül etmesi nedeniyle yönetim kurulunun oluşturulmadığının tespiti, aldığı kararların yok hükmünde olduğunun tespiti, şirket «yönetim kurulu üyesinin sorumluluğunun» tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şirket yönetim kurulu üyesinin sorumluluğunun tespitine ilişkin davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine, diğer talepler yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
… n bu yana başkan vekili bulunmadığını, yönetim kurulunun tam teşekkül etmediğini, aldığı kararların yok hükmünde olduğunu, yönetim kurulunun keyfi hareket ettiğini, «şirketi zarara» uğrattığını, «yönetim kurulu» başkanı olan...'ün alacaklı, davalı şirketin borçlu olduğu icra takibi ile şirket mallarına «haciz» koydurduğunu, yönetim kurulu başkanının usulsüz işlemler yaptığını, şirkete ait taşınmazın «bedelsiz» olarak kiraya verildiğini, bu durumun şirketin kuruluş amacına aykırı olduğunu, şirketin kar elde etme amacı bulunduğunu, işlemler yapılırken müvekkilinden hiçbir izin ve onay alınmadığını, herhangi bir genel kurul yapılmadığını, müvekkillerinin «azınlık haklarının» yok sayıldığını, şirketin bir takım gelirlerinden şahsi menfaatler uğruna «mahrum» bırakıldığını, dava dilekçesinde yönetim kurulu üyesinin bizzat ismi verilerek sorumluluğunun tespit edilmesini talep ettiklerini, zarar tespiti talep edilmesine rağmen işin esasına girilmeden davanın «usulden reddinin» hukuka aykırı olduğunu, Mahkemece tayin edilecek tarafsız bir «kayyım» nezaretinde en kısa sürede bir genel kurul yapmanın müvekkillerinin azınlık hak ve yetkilerinin yargı vasıtasıyla «teminat» altına alınacağını, bu talebin yönetici ve şirket «temsilcisinin» azli talebinden farklı olduğunu, şirketin yönetim kurulunun gerektiği gibi kurulmadığını, ortakların haklarının korunması ve şirket işlerinin yürütülmesi için bir …
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, davacının kendisinin müdürlüğüne yönelik «azil» talebinin «hukuki yarar» dava şartı olduğundan dava «şartı yokluğu» nedeniyle HMK 114/h maddesi yollaması ile 115/2 maddesi uyarınca «usulden reddine», davacının davalı ... aleyhine açtığı «müdür azli» davasının bu davalının müdürlük yetkisi bulunmadığından davalı aktif «sıfat yokluğu» nedeniyle usulden reddine, davacının davalı ... aleyhine açtığı müdür azli davası ile davalılar aleyhine açtığı şirkete «kayyım tayin» edilmesi davasının talebe ilişkin haklı nedenin ispatlanamaması nedeniyle esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, 6102 sayılı TTK'da sermaye şirketlerine «kayyım tayini» için sayılan «organsız kalma», yöneticinin özen ve «bağlılık yükümü» ile diğer kanunlardan ve şirket «sözleşmesinden doğan» yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihmal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi gibi sebeplerin davalı şirket yönünden gerçekleşmediği, davalı şirketin bağlı bulunduğu vergi dairesine beyanların düzenli olarak verildiği, mali tablolarının düzenlendiği, yatırım faaliyetlerine devam edildiği ve şirketin idare edilemez durumda olmadığı, davalı ...'ın müdür sıfatının bulunmadığı, davacının kendisi yönünden müdürlükten «azil» talebinde «hukuki yararının» bulunmadığı, bu nedenle dava şartının sağlanamadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının kendisi yönünden müdürlükten azil talebi ile ilgi davanın "dava açmakta hukuki yararının bulunmaması" nedeniyle dava «şartı yokluğu» nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 114/h maddesi delaletiyle 115/2 maddesi gereğince «usulden reddine», davacının davalı ... aleyhine açtığı müdürlükten azil davasının pasif «sıfat yokluğu» nedeniyle usulden reddine, davacının davalı ... aleyhine açtığı müdürlükten azil davası ile davacının davalılar aleyhine açtığı şirkete kayyım tayin edilmesi davas …
1-Dava, «limited şirket müdürlerinin azli» ve şirkete «kayyım atanması» talebine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:organsız kalma · istinafa cevap dilekçesi · bağlılık yükümü · müdürün azli · limited şirket müdürü · organsızlık · sıfat yokluğu · şirket müdürü
Benzer bu karardaBölge adliye mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, 6102 sayılı TTK'da sermaye şirketlerine «kayyım tayini» için sayılan «organsız kalma», yöneticinin özen ve «bağlılık yükümü» ile diğer kanunlardan ve şirket «sözleşmesinden doğan» yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihmal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi gibi sebeplerin davalı şirket yönünden gerçekleşmediği, davalı şirketin bağlı bulunduğu vergi dairesine beyanların düzenli olarak verildiği, mali tablolarının düzenlendiği, yatırım faaliyetlerine devam edildiği ve şirketin idare edilemez durumda olmadığı, davalı ...'ın müdür sıfatının bulunmadığı, davacının kendisi yönünden müdürlükten «azil» talebinde «hukuki yararının» bulunmadığı, bu nedenle dava şartının sağlanamadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının kendisi yönünden müdürlükten azil talebi ile ilgi davanın "dava açmakta hukuki yararının bulunmaması" nedeniyle dava «şartı yokluğu» nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 114/h maddesi delaletiyle 115/2 maddesi gereğince «usulden reddine», davacının davalı ... aleyhine açtığı müdürlükten azil davasının pasif «sıfat yokluğu» nedeniyle usulden reddine, davacının davalı ... aleyhine açtığı müdürlükten azil davası ile davacının davalılar aleyhine açtığı şirkete kayyım tayin edilmesi davas …
1-Dava, «limited şirket müdürlerinin azli» ve şirkete «kayyım atanması» talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, davacının kendisinin müdürlüğüne yönelik «azil» talebinin «hukuki yarar» dava şartı olduğundan dava «şartı yokluğu» nedeniyle HMK 114/h maddesi yollaması ile 115/2 maddesi uyarınca «usulden reddine», davacının davalı ... aleyhine açtığı «müdür azli» davasının bu davalının müdürlük yetkisi bulunmadığından davalı aktif «sıfat yokluğu» nedeniyle usulden reddine, davacının davalı ... aleyhine açtığı müdür azli davası ile davalılar aleyhine açtığı şirkete «kayyım tayin» edilmesi davasının talebe ilişkin haklı nedenin ispatlanamaması nedeniyle esastan reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamında bulunan davalı ... ve ... vekillerinin «istinafa cevap dilekçelerinde» ve bölge adliye mahkemesince alınan bilirkişi raporunda yapılan tespite göre, davalı şirkete, genel kurul toplantısı yapılması için gerekli işlemleri yürütmek amacı ile kayyum atandığı, atanan kayyumun bahsekonu genel kurulu sağladığı ve şirkete yeni bir müdür tayin edildiği anlaşılmaktadır.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/3136 E. 2019/338 K.
Ortak:azil · kayyım atanması · kayyım · anonim şirket · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki «anonim şirkete» «kayyım atanması», yönetim kurulunun taşınmazı kiraya verme işleminin batıl olduğunun tespiti, davalı şirket yönetim kurulunun kanuna aykırı teşekkül etmesi nedeniyle yönetim kurulunun oluşturulmadığının tespiti, aldığı kararların yok hükmünde olduğunun tespiti, şirket «yönetim kurulu üyesinin sorumluluğunun» tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şirket yönetim kurulu üyesinin sorumluluğunun tespitine ilişkin davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine, diğer talepler yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
… davalı şirket taşınmazının davadan önce de kiraya verme işlemi yapıldığı, bu nedenle yapılan işlemin eşit işlem ilkesine aykırılığının ileri sürülemeyeceği, ileride «şirketin zarara» uğraması durumunda kusurlarıyla ihlale neden olan «yöneticinin sorumluluğuna» gidilebileceği, davalı şirket «yönetim kurulu» üyesi...'ün sorumluluğunun tespitine yönelik davanın doğrudan anılan kişiye yöneltilmesi gerektiği, yönetim kurulunun tümü ya da bir veya bir kaçının görevden alınmalarının «yönetim kurulu üyeliğini» sonlandıran nedenler olduğu, azle yetkili tek organ genel kurul olup, genel kurulun bu yetkisi mutlak olup devredilemeyeceği, yönetim kurulu üyelerinin ana sözleşme ile seçilmeleri halinde de genel kurulun bu kişileri görevden alabileceği, şirket ortaklarının yöneticilerin azli veya yetkilerinin sınırlandırılması amacıyla mahkemeye başvuru hakkı tanıyan bir hüküm bulunmadığı, davacıların yöneticinin seçimine ilişkin genel kurula karşı dava yoluna gitmedikleri, davalı şirketin yönetim kurulu başkan vekili seçmediği ileri sürülmüş ise de genel kurulda üç yıllığına yönetim kurulu üyesi olarak...'ün seçildiği, 6102 sayılı Kanun'un 359 uncu maddesine göre «anonim şirket» yönetiminin bir kişiden de oluşabileceği, «azil» isteminin azli istenen yönetim kurulu üyesine karşı ileri sürülmesi yerine davada azli istenen yönetim kurulu üyesinin taraf olarak da gösterilmediği, «kayyım tayini» için «organ boşluğu» veya azil bulunması gerektiği, somut olayda bu durumların söz konusu olmadığı, dava dışı yöneticinin kendi alacağından dolayı şirket hakkında icra takibi yapmış olmasının yönetici hakkında açılacak bir azil davasında dinlenebileceği, şirket hakkında «özel denetçi» atanmasına ilişkin diğer mahkemelerde dava açılmış olmasının bu davada kayyım tayini için yeterli olmadığı gerekçesiyle şirket «yönetim kurulu üyesinin sorumluluğuna» yönelik açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine», diğer talepler yönünden açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «anonim şirkete» «kayyım atanması», yönetim kurulunun taşınmazı kiraya verme işleminin batıl olduğunun tespiti, davalı şirket yönetim kurulunun kanuna aykırı teşekkül etmesi nedeniyle yönetim kurulunun oluşturulmadığının tespiti, aldığı kararların yok hükmünde olduğunun tespiti, şirket «yönetim kurulu üyesinin sorumluluğunun» tespiti taleplerine ilişkindir.
Benzer bu karardaDava «anonim şirket yönetim kurulu» üyelerinin görevden azli, kabul edilmemesi halinde yetkilerinin sınırlandırılması ve şirkete «yönetici kayyım atanmasına» ilişkin olup; mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de Dairemizin 2014/4548 esas 2015/2472 karar 24.02.2015 tarihli kararında da belirtildiği gibi «azil» yetkisi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun anonim şirketlere ilişkin 364 ve 408. maddeleri gereği «münhasıran» genel kurula hasredilmiştir.
… n kısa sürede yüksek kâr elde edemeyecek şirketlerden olduğu, yatırım sürecinde uzun vadeli fon temin etmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı şirkete «kayyım atanmasına», «yönetim kurulu» üyelerinin azli talebinin mahkemece karar verilecek hususlardan olmadığından bahisle anılan talebin reddine karar verilmiştir.
Davacının yasal dayanaktan yoksun talebine karşın, mahkemece, davanın tümden reddine karar vermek gerekirken, yönetim kurulunun yetkilerini sınırlandırır biçimde atanan «kayyım» ile yönetim kurulunun, aynı anda görev yapmalarını sağlayacak temelde hüküm kurulması yerinde olmamış, hükmün davalılar ... ve ... lehine bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kayyımı · anonim şirket yönetim kurulu · münhasırlık
Benzer bu karardaDava «anonim şirket yönetim kurulu» üyelerinin görevden azli, kabul edilmemesi halinde yetkilerinin sınırlandırılması ve şirkete «yönetici kayyım atanmasına» ilişkin olup; mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de Dairemizin 2014/4548 esas 2015/2472 karar 24.02.2015 tarihli kararında da belirtildiği gibi «azil» yetkisi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun anonim şirketlere ilişkin 364 ve 408. maddeleri gereği «münhasıran» genel kurula hasredilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/6265 E. , 2024/3202 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/882 Esas, 2022/741 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 9.Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2019/225 E., 2020/125 K.
Taraflar arasındaki anonim şirkete kayyım atanması, yönetim kurulunun taşınmazı kiraya verme işleminin batıl olduğunun tespiti, davalı şirket yönetim kurulunun kanuna aykırı teşekkül etmesi nedeniyle yönetim kurulunun oluşturulmadığının tespiti, aldığı kararların yok hükmünde olduğunun tespiti, şirket yönetim kurulu üyesinin sorumluluğunun tespiti
davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şirket yönetim kurulu üyesinin sorumluluğunun tespitine ilişkin davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer talepler yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin davalı şirkette ortak olduklarını, 2015 yılında yapılan genel kurulda yönetim kurulunun tüm ortaklar tarafından ibra edildiğini, dava dışı...'ün şirket yönetim kurulu başkanı olarak şirketi temsil ve ilzam yetkisini üzerine aldığını, yönetim kurulu başkanının şahsi ve keyfi uygulamalarıyla şirketi yönettiğini, yönetim kurulunun bir başkan ve başkan vekilinden oluşması gerekirken 2015 yılından bu yana başkan vekili seçilmediğini, yönetim kurulu tam olarak teşekkül ettirilmediğinden alınan kararların yok hükmünde olduğunu, davalı şirketin gelir kaynaklarından biri olan taşınmazının bila bedel Yeniden Refah Partisine verildiğini, bu durumun şirketin amacına aykırı olduğunu, bu haliyle müvekkillerinin paylarının ve şirketin zarar göreceğini, kamuoyuna yapılan beyanlarla davalı şirketin itibarının hiçe sayıldığını, taşınmazın Yeniden Refah Partisine kullandırılacağı beyan edilerek tahliye sonrası olası kira tekliflerinin önüne geçildiğini, yönetim kurulu üyesinin özenle bağlılık yükümlülüğünü ihlal ettiğini, şirketin menfaatinin değil, kişisel menfaatin gözetildiğini, hakkın kötüye kullanıldığını, şirketin bu işleminin şirketle işlem yapma yasağına aykırılık teşkil ettiğini, yönetim kurulu üyesinin genel kurulun izni olmaksızın kendisi veya başkası adına yaptığı işlemin batıl olduğunu, yöneticinin şirket zararından sorumlu bulunduğunu belirterek davalı şirket yönetim kurulunun kanuna aykırı teşekkül etmesi nedeniyle yönetim kurulunun oluşturulmadığının tespiti, aldığı kararların yok hükmünde olduğunun tespitine, taşınmazın kiraya verilmesine ilişkin yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespitine, pay sahiplerine verilen zararda şirket yönetim kurulu üyesi...'ün sorumlu olduğunun tespitine, bir sonraki genel kurul toplantısına kadar şirketin belirlenecek kayyım aracılığıyla yönetilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; anonim şirket yönetim kurulunun tek kişiden oluşabileceğini, başkan vekili seçilmesi hususunda yasal zorunluluk bulunmadığını, yönetim kurulunun birden fazla kişiden olması halinde başkan vekilinin seçilebilme ihtimali bulunduğunu, yönetim kurulu tek kişiden oluştuğu için başkan vekili seçilemeyeceğini, yönetim kurulu üyesinin şirketle işlem yapma yasağı iddiasının şirket tarafından ileri sürülebileceğini, taşınmazın kiraya verilmesine ilişkin işlemin batıl olduğunun tespiti talebinin müvekkiline yöneltilemeyeceğini, pay sahibinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 553 üncü maddesi kapsamında sorumluluk iddiasını doğrudan şirkete yöneltemeyeceğini, kar etme amacı güden müvekkilinin siyasi bir takım emellere alet edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı şirket taşınmazının davadan önce de kiraya verme işlemi yapıldığı, bu nedenle yapılan işlemin eşit işlem ilkesine aykırılığının ileri sürülemeyeceği, ileride şirketin zarara uğraması durumunda kusurlarıyla ihlale neden olan yöneticinin sorumluluğuna gidilebileceği, davalı şirket yönetim kurulu üyesi...'ün sorumluluğunun tespitine yönelik davanın doğrudan anılan kişiye yöneltilmesi gerektiği, yönetim kurulunun tümü ya da bir veya bir kaçının görevden alınmalarının yönetim kurulu üyeliğini sonlandıran nedenler olduğu, azle yetkili tek organ genel kurul olup, genel kurulun bu yetkisi mutlak olup devredilemeyeceği, yönetim kurulu üyelerinin ana sözleşme ile seçilmeleri halinde de genel kurulun bu kişileri görevden alabileceği, şirket ortaklarının yöneticilerin azli veya yetkilerinin sınırlandırılması amacıyla mahkemeye başvuru hakkı tanıyan bir hüküm bulunmadığı, davacıların yöneticinin seçimine ilişkin genel kurula karşı dava yoluna gitmedikleri, davalı şirketin yönetim kurulu başkan vekili seçmediği ileri sürülmüş ise de genel kurulda üç yıllığına yönetim kurulu üyesi olarak...'ün seçildiği, 6102 sayılı Kanun'un 359 uncu maddesine göre anonim şirket yönetiminin bir kişiden de oluşabileceği, azil isteminin azli istenen yönetim kurulu üyesine karşı ileri sürülmesi yerine davada azli istenen yönetim kurulu üyesinin taraf olarak da gösterilmediği, kayyım tayini için organ boşluğu veya azil bulunması gerektiği, somut olayda bu durumların söz konusu olmadığı, dava dışı yöneticinin kendi alacağından dolayı şirket hakkında icra takibi yapmış olmasının yönetici hakkında açılacak bir azil davasında dinlenebileceği, şirket hakkında özel denetçi atanmasına ilişkin diğer mahkemelerde dava açılmış olmasının bu davada kayyım tayini için yeterli olmadığı gerekçesiyle şirket yönetim kurulu üyesinin sorumluluğuna yönelik açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, diğer talepler yönünden açılan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un 366 ncı maddesinin bir başkan ve bulunmadığı zamanlarda ona vekalet etmek üzere bir başkan vekili seçileceği hükmünü içerdiğini, davalı şirkette 2015 yılından bu yana başkan vekili bulunmadığını, yönetim kurulunun tam teşekkül etmediğini, aldığı kararların yok hükmünde olduğunu, yönetim kurulunun keyfi hareket ettiğini, şirketi zarara uğrattığını, yönetim kurulu başkanı olan...'ün alacaklı, davalı şirketin borçlu olduğu icra takibi ile şirket mallarına haciz koydurduğunu, yönetim kurulu başkanının usulsüz işlemler yaptığını, şirkete ait taşınmazın bedelsiz olarak kiraya verildiğini, bu durumun şirketin kuruluş amacına aykırı olduğunu, şirketin kar elde etme amacı bulunduğunu, işlemler yapılırken müvekkilinden hiçbir izin ve onay alınmadığını, herhangi bir genel kurul yapılmadığını, müvekkillerinin azınlık haklarının yok sayıldığını, şirketin bir takım gelirlerinden şahsi menfaatler uğruna mahrum bırakıldığını, dava dilekçesinde yönetim kurulu üyesinin bizzat ismi verilerek sorumluluğunun tespit edilmesini talep ettiklerini, zarar tespiti talep edilmesine rağmen işin esasına girilmeden davanın usulden reddinin hukuka aykırı olduğunu, Mahkemece tayin edilecek tarafsız bir kayyım nezaretinde en kısa sürede bir genel kurul yapmanın müvekkillerinin azınlık hak ve yetkilerinin yargı vasıtasıyla teminat altına alınacağını, bu talebin yönetici ve şirket temsilcisinin azli talebinden farklı olduğunu, şirketin yönetim kurulunun gerektiği gibi kurulmadığını, ortakların haklarının korunması ve şirket işlerinin yürütülmesi için bir sonraki genel kurula kadar şirketin bir kayyım aracılığıyla yönetilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesinin şirket yönetim kurulu üyesinin sorumluluğunun tespitine ilişkin davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi, diğer talepler yönünden davanın reddi yönündeki kararında isabet görülmediği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve re'sen dikkat edilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, anonim şirkete kayyım atanması, yönetim kurulunun taşınmazı kiraya verme işleminin batıl olduğunun tespiti, davalı şirket yönetim kurulunun kanuna aykırı teşekkül etmesi nedeniyle yönetim kurulunun oluşturulmadığının tespiti, aldığı kararların yok hükmünde olduğunun tespiti, şirket yönetim kurulu üyesinin sorumluluğunun tespiti
taleplerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1132541700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz