Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/1988 E. 2024/2971 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tasfiye memuru ataması↗ zorunlu hasım↗ hizmet tespiti davası↗ ticaret sicilinden re'sen terkin↗ re'sen terkin↗ ticaret sicilinden terkin↗ yasal hasım↗ şirketin ihyası↗ tasfiye memuru atanması↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ vekâlet ücreti↗ sicilden terkin↗ tespit davası↗ ihya↗ üçüncü kişi↗ tasfiye memuru↗ hak düşürücü süre↗ yargılama gideri↗ ticaret sicili↗ esastan ret↗ ek tasfiye↗ terkin↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ ilan↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ vekalet ücreti↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 12.Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2023/475 E., 2023/515 K.
Taraflar arasındaki şirket ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı kurum temsilcisi tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı kurum temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ihyası talep edilen şirketteki çalışmalarının tespiti için hizmet tespit davası açtığını, dava açıldıktan sonra şirketin ticaret sicilinden terkin edildiğinin anlaşıldığını, Mahkemece şirketin ihyası için taraflarına süre verildiğini belirterek ... Bilgisayar ve Kişisel Gelişim San. ve Tic Ltd Şti.'nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı kurum temsilcisi cevap dilekçesinde; hak düşürücü sürenin geçtiğini, ihyaya konu şirketin yasal prosedüre uygun olarak sicilden terkin edildiğini, Mahkemece şirketin terkin edilmemesi gerektiğine kanaat getirilirse ek tasfiyeye karar verilmeyip, şirketin ihyasına karar verilmesi gerektiğini, re'sen terkinin hukuka uygun olduğu kanaatine varılırsa ek tasfiyeye karar verilerek şirkete tasfiye memuru atanması gerektiğini, müdürlüğün açılan davada yasal hasım olduğunu, aleyhlerine vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla ; davalı tarafından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesinde sayılmayan oda kaydının silinmesi sebebine dayalı olarak dava konusu şirketin ticaret sicilinden re'sen terkin edildiği, terkin işleminin yasaya aykırı olarak gerçekleştirildiği, davanın açılmasına davalının sebebiyet verdiği gerekçesiyle davanın kabulüne, ... Bilgisayar ve Kişisel Gelişim San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca ihyasına, kararın Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünde tescil ve ilanına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı kurum temsilcisi istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı kurum temsilcisi istinaf dilekçesinde özetle ; şirkete yapılan ihtarların hukuka uygun olduğunu, Mahkemece ihya kararının davaya konu yargılamanın görülmesi ve taraf teşkilinin sağlanmasıyla sınırlı olarak verilmesi gerektiğini, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkra hükmü göz ardı edilerek ek tasfiye kararı verilmeyip, tasfiye memuru ataması yapılmamasının hukuka aykırı olduğunu, şirketin aktif ticari hayata dönme gayesi bulunmadığını, ihya kararının ihyaya gerekçe olan davanın görülmesi ile sınırlı olarak verilmesinin gerektiğini, Mahkemece şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesindeki düzenlemeye göre terkin edilmemesi gerektiğine kanaat getiriliyorsa, şirketin ihyasına karar vermesi gerektiğini, re'sen terkin hukuka uygun ise ek tasfiyeye karar verilerek tasfiye memuru ataması gerektiğini, aksi yöndeki hükmün hatalı olduğunu, şirketin terkininin mevzuat hükümlerine uygun olarak gerçekleştirildiğini, müdürlüğün terkinde kusurunun bulunmadığını ve tescile dair verilen kararlara ilişkin açılan davalarda yasadan doğan zorunlu hasım olduğunu, yapılacak yargılamada zorunlu hasım olmaları nedeniyle aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmeyeceğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı ... Sicil Müdürlüğünce ihyası istenen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilmesi sebebi ile silinme hususu kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işlemi bu nedenle de usul ve yasaya aykırı olduğu, İlk Derece Mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı kurum temsilcisinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kurum temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı kurum temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve re'sen tesit edilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, şirket ihyası talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı kurum temsilcisinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir .
2.Dairemizin yerleşik uygulaması gereğince, terkin edilen şirketin ortakları veya yetkilisi dışında üçüncü kişiler tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasına istinaden açılan ihya davaları, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinde düzenlenen ek tasfiye niteliğinde olup, Mahkemece davanın kabulü ile şirketin ihyasına (ek tasfiye) karar verilmesi durumunda, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince dava dilekçesinde belirtilen dava dosyası ile sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına ve tasfiye memuru atanmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4723 E. 2023/5783 K.
Ortak:tasfiye memuru ataması · zorunlu hasım · ticaret sicilinden terkin · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · ihya · tasfiye memuru · hak düşürücü süre · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalı kurum «temsilcisi» cevap dilekçesinde; «hak düşürücü sürenin» geçtiğini, «ihyaya» konu şirketin yasal prosedüre uygun olarak «sicilden terkin» edildiğini, Mahkemece şirketin terkin edilmemesi gerektiğine kanaat getirilirse ek tasfiyeye karar verilmeyip, şirketin ihyasına karar verilmesi gerektiğini, re'«sen terkinin» hukuka uygun olduğu kanaatine varılırsa ek tasfiyeye karar verilerek şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, müdürlüğün açılan davada «yasal hasım» olduğunu, aleyhlerine vekâlet ücreti ve «yargılama giderlerine» hükmedilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı kurum «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle ; şirkete yapılan ihtarların hukuka uygun olduğunu, Mahkemece «ihya» kararının davaya konu yargılamanın görülmesi ve taraf teşkilinin sağlanmasıyla sınırlı olarak verilmesi gerektiğini, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkra hükmü göz ardı edilerek ek «tasfiye» kararı verilmeyip, «tasfiye memuru ataması» yapılmamasının hukuka aykırı olduğunu, şirketin aktif ticari hayata dönme gayesi bulunmadığını, ihya kararının ihyaya gerekçe olan davanın görülmesi ile sınırlı olarak verilmesinin gerektiğini, Mahkemece şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesindeki düzenlemeye göre «terkin» edilmemesi gerektiğine kanaat getiriliyorsa, şirketin ihyasına karar vermesi gerektiğini, re'«sen terkin» hukuka uygun ise ek tasfiyeye karar verilerek tasfiye memuru ataması gerektiğini, aksi yöndeki hükmün hatalı olduğunu, şirketin terkininin mevzuat hükümlerine uygun olarak gerçekleştirildiğini, müdürlüğün terkinde kusurunun bulunmadığını ve tescile dair verilen kararlara ilişkin açılan davalarda yasadan doğan «zorunlu hasım» olduğunu, yapılacak yargılamada zorunlu hasım olmaları nedeniyle aleyhlerine «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmeyeceğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin «ihyası» talep edilen şirketteki çalışmalarının tespiti için «hizmet tespit davası» açtığını, dava açıldıktan sonra şirketin «ticaret sicilinden terkin» edildiğinin anlaşıldığını, Mahkemece «şirketin ihyası» için taraflarına süre verildiğini belirterek ...
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davalı istinaf dilekçesinde özetle; 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» dolduğunu, şirketin yetkili «temsilcisine» «ihtar» yapılmadığı bahsiyle yapılan terkininin mahkemece usulsüz bulmasının hatalı olduğunu, ilk derece mahkemesinin «ihya» kararını ek «tasfiye işlemleri» ile sınırlı olarak vermesi gerekmesine rağmen TTK madde 547/2'yi göz ardı edip ek tasfiye kararı vermeyip «tasfiye memuru ataması» yapmaması hukuka aykırı olduğu, «zorunlu hasım» olmaları nedeniyle «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesinin kaldırılmasını talep etmiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı temyiz dilekçesinde özetle; 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» dolduğunu, şirketin yetkili «temsilcisine» «ihtar» yapılmadığı bahsiyle yapılan terkininin mahkemece usulsüz bulmasının hatalı olduğunu, ilk derece mahkemesinin «ihya» kararını ek «tasfiye işlemleri» ile sınırlı olarak vermesi gerekmesine rağmen TTK madde 547/2'yi göz ardı edip ek tasfiye kararı vermeyip «tasfiye memuru ataması» yapmaması hukuka aykırı olduğu, «zorunlu hasım» olmaları nedeniyle «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmektedir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenilen şirketin «terkin» «sebebinin» «münfesihlik» durumunu gerektirmeyen oda «kaydının» silinmesi olayına özgü olduğu ve «tebligatın» mevzuata uygun yapılmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne ve iş mahkemesi dosyası ile sınırlı olmamak üzere şirketin ihyasına, «tasfiye memuru atanmasına» da gerek olmadığına, davalının davanın açılmasına sebebiyet vermesi nedeniyle «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulmasına karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:münfesihlik · resen terkin · yargılama giderlerinden sorumluluk · ek tasfiye işlemleri · kıyasen uygulama · yargılama giderleri · ihtar · tebligat
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenilen şirketin «terkin» «sebebinin» «münfesihlik» durumunu gerektirmeyen oda «kaydının» silinmesi olayına özgü olduğu ve «tebligatın» mevzuata uygun yapılmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne ve iş mahkemesi dosyası ile sınırlı olmamak üzere şirketin ihyasına, «tasfiye memuru atanmasına» da gerek olmadığına, davalının davanın açılmasına sebebiyet vermesi nedeniyle «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, «ihyası» istenilen şirketin «terkin» «sebebinin» «münfesihlik» durumunu gerektirmeyen oda «kaydının» silinmesi olayına özgü olduğu, yapılan terkin işleminin hukuka uygun olmadığı, iş mahkemesi dosyasıyla sınırlı olmaksızın ihya talep edildiği gerekçesi ile iş mahkemesi dosyası ile sınırlı olmamak üzere şirketin ihyasına, «tasfiye memuru atanmamasına», davalının «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulmasına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından da davalı tarafça yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı istinaf dilekçesinde özetle; 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» dolduğunu, şirketin yetkili «temsilcisine» «ihtar» yapılmadığı bahsiyle yapılan terkininin mahkemece usulsüz bulmasının hatalı olduğunu, ilk derece mahkemesinin «ihya» kararını ek «tasfiye işlemleri» ile sınırlı olarak vermesi gerekmesine rağmen TTK madde 547/2'yi göz ardı edip ek tasfiye kararı vermeyip «tasfiye memuru ataması» yapmaması hukuka aykırı olduğu, «zorunlu hasım» olmaları nedeniyle «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesinin kaldırılmasını talep etmiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı temyiz dilekçesinde özetle; 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» dolduğunu, şirketin yetkili «temsilcisine» «ihtar» yapılmadığı bahsiyle yapılan terkininin mahkemece usulsüz bulmasının hatalı olduğunu, ilk derece mahkemesinin «ihya» kararını ek «tasfiye işlemleri» ile sınırlı olarak vermesi gerekmesine rağmen TTK madde 547/2'yi göz ardı edip ek tasfiye kararı vermeyip «tasfiye memuru ataması» yapmaması hukuka aykırı olduğu, «zorunlu hasım» olmaları nedeniyle «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4723 E. 2023/5783 K.
Ortak:tasfiye memuru ataması · zorunlu hasım · ticaret sicilinden terkin · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · ihya · tasfiye memuru · hak düşürücü süre · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalı kurum «temsilcisi» cevap dilekçesinde; «hak düşürücü sürenin» geçtiğini, «ihyaya» konu şirketin yasal prosedüre uygun olarak «sicilden terkin» edildiğini, Mahkemece şirketin terkin edilmemesi gerektiğine kanaat getirilirse ek tasfiyeye karar verilmeyip, şirketin ihyasına karar verilmesi gerektiğini, re'«sen terkinin» hukuka uygun olduğu kanaatine varılırsa ek tasfiyeye karar verilerek şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, müdürlüğün açılan davada «yasal hasım» olduğunu, aleyhlerine vekâlet ücreti ve «yargılama giderlerine» hükmedilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı kurum «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle ; şirkete yapılan ihtarların hukuka uygun olduğunu, Mahkemece «ihya» kararının davaya konu yargılamanın görülmesi ve taraf teşkilinin sağlanmasıyla sınırlı olarak verilmesi gerektiğini, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkra hükmü göz ardı edilerek ek «tasfiye» kararı verilmeyip, «tasfiye memuru ataması» yapılmamasının hukuka aykırı olduğunu, şirketin aktif ticari hayata dönme gayesi bulunmadığını, ihya kararının ihyaya gerekçe olan davanın görülmesi ile sınırlı olarak verilmesinin gerektiğini, Mahkemece şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesindeki düzenlemeye göre «terkin» edilmemesi gerektiğine kanaat getiriliyorsa, şirketin ihyasına karar vermesi gerektiğini, re'«sen terkin» hukuka uygun ise ek tasfiyeye karar verilerek tasfiye memuru ataması gerektiğini, aksi yöndeki hükmün hatalı olduğunu, şirketin terkininin mevzuat hükümlerine uygun olarak gerçekleştirildiğini, müdürlüğün terkinde kusurunun bulunmadığını ve tescile dair verilen kararlara ilişkin açılan davalarda yasadan doğan «zorunlu hasım» olduğunu, yapılacak yargılamada zorunlu hasım olmaları nedeniyle aleyhlerine «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmeyeceğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin «ihyası» talep edilen şirketteki çalışmalarının tespiti için «hizmet tespit davası» açtığını, dava açıldıktan sonra şirketin «ticaret sicilinden terkin» edildiğinin anlaşıldığını, Mahkemece «şirketin ihyası» için taraflarına süre verildiğini belirterek ...
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davalı istinaf dilekçesinde özetle; 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» dolduğunu, şirketin yetkili «temsilcisine» «ihtar» yapılmadığı bahsiyle yapılan terkininin mahkemece usulsüz bulmasının hatalı olduğunu, ilk derece mahkemesinin «ihya» kararını ek «tasfiye işlemleri» ile sınırlı olarak vermesi gerekmesine rağmen TTK madde 547/2'yi göz ardı edip ek tasfiye kararı vermeyip «tasfiye memuru ataması» yapmaması hukuka aykırı olduğu, «zorunlu hasım» olmaları nedeniyle «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesinin kaldırılmasını talep etmiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı temyiz dilekçesinde özetle; 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» dolduğunu, şirketin yetkili «temsilcisine» «ihtar» yapılmadığı bahsiyle yapılan terkininin mahkemece usulsüz bulmasının hatalı olduğunu, ilk derece mahkemesinin «ihya» kararını ek «tasfiye işlemleri» ile sınırlı olarak vermesi gerekmesine rağmen TTK madde 547/2'yi göz ardı edip ek tasfiye kararı vermeyip «tasfiye memuru ataması» yapmaması hukuka aykırı olduğu, «zorunlu hasım» olmaları nedeniyle «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmektedir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenilen şirketin «terkin» «sebebinin» «münfesihlik» durumunu gerektirmeyen oda «kaydının» silinmesi olayına özgü olduğu ve «tebligatın» mevzuata uygun yapılmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne ve iş mahkemesi dosyası ile sınırlı olmamak üzere şirketin ihyasına, «tasfiye memuru atanmasına» da gerek olmadığına, davalının davanın açılmasına sebebiyet vermesi nedeniyle «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulmasına karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:münfesihlik · resen terkin · yargılama giderlerinden sorumluluk · ek tasfiye işlemleri · kıyasen uygulama · yargılama giderleri · ihtar · tebligat
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenilen şirketin «terkin» «sebebinin» «münfesihlik» durumunu gerektirmeyen oda «kaydının» silinmesi olayına özgü olduğu ve «tebligatın» mevzuata uygun yapılmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne ve iş mahkemesi dosyası ile sınırlı olmamak üzere şirketin ihyasına, «tasfiye memuru atanmasına» da gerek olmadığına, davalının davanın açılmasına sebebiyet vermesi nedeniyle «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, «ihyası» istenilen şirketin «terkin» «sebebinin» «münfesihlik» durumunu gerektirmeyen oda «kaydının» silinmesi olayına özgü olduğu, yapılan terkin işleminin hukuka uygun olmadığı, iş mahkemesi dosyasıyla sınırlı olmaksızın ihya talep edildiği gerekçesi ile iş mahkemesi dosyası ile sınırlı olmamak üzere şirketin ihyasına, «tasfiye memuru atanmamasına», davalının «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulmasına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından da davalı tarafça yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı istinaf dilekçesinde özetle; 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» dolduğunu, şirketin yetkili «temsilcisine» «ihtar» yapılmadığı bahsiyle yapılan terkininin mahkemece usulsüz bulmasının hatalı olduğunu, ilk derece mahkemesinin «ihya» kararını ek «tasfiye işlemleri» ile sınırlı olarak vermesi gerekmesine rağmen TTK madde 547/2'yi göz ardı edip ek tasfiye kararı vermeyip «tasfiye memuru ataması» yapmaması hukuka aykırı olduğu, «zorunlu hasım» olmaları nedeniyle «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesinin kaldırılmasını talep etmiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı temyiz dilekçesinde özetle; 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» dolduğunu, şirketin yetkili «temsilcisine» «ihtar» yapılmadığı bahsiyle yapılan terkininin mahkemece usulsüz bulmasının hatalı olduğunu, ilk derece mahkemesinin «ihya» kararını ek «tasfiye işlemleri» ile sınırlı olarak vermesi gerekmesine rağmen TTK madde 547/2'yi göz ardı edip ek tasfiye kararı vermeyip «tasfiye memuru ataması» yapmaması hukuka aykırı olduğu, «zorunlu hasım» olmaları nedeniyle «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/1565 E. 2024/2662 K.
Ortak:zorunlu hasım · re'sen terkin · ticaret sicilinden terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · ihya · üçüncü kişi · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalı kurum «temsilcisi» cevap dilekçesinde; «hak düşürücü sürenin» geçtiğini, «ihyaya» konu şirketin yasal prosedüre uygun olarak «sicilden terkin» edildiğini, Mahkemece şirketin terkin edilmemesi gerektiğine kanaat getirilirse ek tasfiyeye karar verilmeyip, şirketin ihyasına karar verilmesi gerektiğini, re'«sen terkinin» hukuka uygun olduğu kanaatine varılırsa ek tasfiyeye karar verilerek şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, müdürlüğün açılan davada «yasal hasım» olduğunu, aleyhlerine vekâlet ücreti ve «yargılama giderlerine» hükmedilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin «ihyası» talep edilen şirketteki çalışmalarının tespiti için «hizmet tespit davası» açtığını, dava açıldıktan sonra şirketin «ticaret sicilinden terkin» edildiğinin anlaşıldığını, Mahkemece «şirketin ihyası» için taraflarına süre verildiğini belirterek ...
İstinaf Sebepleri Davalı kurum «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle ; şirkete yapılan ihtarların hukuka uygun olduğunu, Mahkemece «ihya» kararının davaya konu yargılamanın görülmesi ve taraf teşkilinin sağlanmasıyla sınırlı olarak verilmesi gerektiğini, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkra hükmü göz ardı edilerek ek «tasfiye» kararı verilmeyip, «tasfiye memuru ataması» yapılmamasının hukuka aykırı olduğunu, şirketin aktif ticari hayata dönme gayesi bulunmadığını, ihya kararının ihyaya gerekçe olan davanın görülmesi ile sınırlı olarak verilmesinin gerektiğini, Mahkemece şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesindeki düzenlemeye göre «terkin» edilmemesi gerektiğine kanaat getiriliyorsa, şirketin ihyasına karar vermesi gerektiğini, re'«sen terkin» hukuka uygun ise ek tasfiyeye karar verilerek tasfiye memuru ataması gerektiğini, aksi yöndeki hükmün hatalı olduğunu, şirketin terkininin mevzuat hükümlerine uygun olarak gerçekleştirildiğini, müdürlüğün terkinde kusurunun bulunmadığını ve tescile dair verilen kararlara ilişkin açılan davalarda yasadan doğan «zorunlu hasım» olduğunu, yapılacak yargılamada zorunlu hasım olmaları nedeniyle aleyhlerine «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmeyeceğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «ihyası» istenen şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiğini, 30.12.2012 tarihinde 28513 sayılı Resmi Gazete'de "Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine ilişkin Tebliğ" yayınlandığını, Tebliğin 5 inci maddesinde; Müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceğinin ifade edildiği ve (d) bendinde "16.5.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler." kapsamında «resen terkin» edildiğini, dava konusu şirketin Geçici 7.maddedeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» içinde açılmadığını belirterek davanın süre yönünden «usulden reddine» karar verilmesini, ek tasfiyeye karar verilmesi halinde 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca «tasfiye memuru atanmasına», davada «yasal hasım» olduklarından tarafları aleyhine «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerine» hükmedilmemesine karar verilmesini istemiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/7 E. sayılı dosyasının sonuçlandırılması ile sınırlı olarak «ihya» kararı vermesine rağmen 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi gereği «tasfiye memuru atanmamasının» hukuka aykırı olduğunu, «zorunlu hasım» olan müvekkili aleyhine «yargılama giderine» hükmedilmesinin de doğru olmadığını ileri sürerek açıklanan bu ve re'«sen gözetilecek» nedenlerle İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kat karşılığı inşaat sözleşmesi · münfesihlik · resen terkin · re'sen gözetilme · yeniden tescil · ihya davası · derdestlik · kaldırma ve yeniden hüküm
Benzer bu karardaEmlak İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi arasında «kat karşılığı inşaat sözleşmesi» imzalandığını, «ihyası» istenen şirketin sözleşmede belirtilen inşaatı sözleşmenin yapıldığı tarih itibari ile 18 ay içinde bitirip iskan ruhsatı alarak sözleşmede kararlaştırılan daireleri müvekkile «teslim» etmeyi «taahhüt» ettiğini, ancak taahhütlerine uymadığını ve inşaatı yarım bıraktığını, müvekkilince nama ifaya izin talepli dava açtığını ve davanın Ankara 15.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/7 E. sayılı dosyası ile «derdest» olduğunu, davalı şirketin sicil «kaydının» 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi gereğince 23.01.2014 tarihinde «resen terkin» edildiğini ileri sürerek ...
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «ihyası» istenen şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiğini, 30.12.2012 tarihinde 28513 sayılı Resmi Gazete'de "Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine ilişkin Tebliğ" yayınlandığını, Tebliğin 5 inci maddesinde; Müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceğinin ifade edildiği ve (d) bendinde "16.5.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler." kapsamında «resen terkin» edildiğini, dava konusu şirketin Geçici 7.maddedeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» içinde açılmadığını belirterek davanın süre yönünden «usulden reddine» karar verilmesini, ek tasfiyeye karar verilmesi halinde 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca «tasfiye memuru atanmasına», davada «yasal hasım» olduklarından tarafları aleyhine «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerine» hükmedilmemesine karar verilmesini istemiştir.
Kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ticaret sicil» kayıtlarına göre yapılan işlemlerin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 4/a fıkrasındaki usule göre yerine getirilmediği, silinme işlemi nedeniyle şirketi «temsil» ve ilzama yetkili kişilere «ihtar» gönderilmediği gibi, davalı ... sicil müdürlüğünce «ihyası» istenilen şirketin oda kaydından re'«sen terkin» edilme sebebiyle silinmesinin kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işleminin usul ve yasaya aykırı olduğu, davacı tarafın «ihya davası» açmakta hukuki yarararının bulunduğu, yapılan terkin işleminin usul ve yasaya aykırı olduğundan dava açmak için aranan 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» somut olayda aranmayacağı gerekçeleriyle davanın kabulüne,....
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2737 E. 2023/3420 K.
Ortak:zorunlu hasım · re'sen terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · ihya · tasfiye memuru · hak düşürücü süre · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalı kurum «temsilcisi» cevap dilekçesinde; «hak düşürücü sürenin» geçtiğini, «ihyaya» konu şirketin yasal prosedüre uygun olarak «sicilden terkin» edildiğini, Mahkemece şirketin terkin edilmemesi gerektiğine kanaat getirilirse ek tasfiyeye karar verilmeyip, şirketin ihyasına karar verilmesi gerektiğini, re'«sen terkinin» hukuka uygun olduğu kanaatine varılırsa ek tasfiyeye karar verilerek şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, müdürlüğün açılan davada «yasal hasım» olduğunu, aleyhlerine vekâlet ücreti ve «yargılama giderlerine» hükmedilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı kurum «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle ; şirkete yapılan ihtarların hukuka uygun olduğunu, Mahkemece «ihya» kararının davaya konu yargılamanın görülmesi ve taraf teşkilinin sağlanmasıyla sınırlı olarak verilmesi gerektiğini, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkra hükmü göz ardı edilerek ek «tasfiye» kararı verilmeyip, «tasfiye memuru ataması» yapılmamasının hukuka aykırı olduğunu, şirketin aktif ticari hayata dönme gayesi bulunmadığını, ihya kararının ihyaya gerekçe olan davanın görülmesi ile sınırlı olarak verilmesinin gerektiğini, Mahkemece şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesindeki düzenlemeye göre «terkin» edilmemesi gerektiğine kanaat getiriliyorsa, şirketin ihyasına karar vermesi gerektiğini, re'«sen terkin» hukuka uygun ise ek tasfiyeye karar verilerek tasfiye memuru ataması gerektiğini, aksi yöndeki hükmün hatalı olduğunu, şirketin terkininin mevzuat hükümlerine uygun olarak gerçekleştirildiğini, müdürlüğün terkinde kusurunun bulunmadığını ve tescile dair verilen kararlara ilişkin açılan davalarda yasadan doğan «zorunlu hasım» olduğunu, yapılacak yargılamada zorunlu hasım olmaları nedeniyle aleyhlerine «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmeyeceğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Dairemizin yerleşik uygulaması gereğince, «terkin» edilen şirketin ortakları veya yetkilisi dışında «üçüncü kişiler» tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasına istinaden açılan «ihya» davaları, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinde düzenlenen ek «tasfiye» niteliğinde olup, Mahkemece davanın kabulü ile şirketin ihyasına (ek tasfiye) karar verilmesi durumunda, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince dava dilekçesinde belirtilen dava dosyası ile sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına ve «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaCEVAP Davalı cevap dilekçesinde; şirket kendisine bildirilen iki aylık sürede «münfesih» olmadığını belgeleyen hiçbir evrak «ibraz» etmediğinden 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiğini, bu hususun 28.01.2014 tarih 8495 sayılı Ticaret Sicili Gazetesi'nde tescil ve «ilan» edildiğini, şirketin davalarının, alacak ve borçlarının Müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, şirketin usûle ve hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, davada şirketin terkin tarihi 23.01.2014 iken «ihya» davasının açılış tarihi 29.12.2020 olduğundan 5 yıllık «zamanaşımının» geçtiğini, mahkeme re'sen terkinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddedeki düzenlemeye göre terkin edilmemesi gerektiğine kanaat getiriyorsa şirketin ihyasına karar vermesi gerektiğini, ek tasfiyeye karar verilmeyip «şirketin ihyası» gerektiğini, re'sen terkinin hukuka uygun olduğuna kanaat getiriliyorsa, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyeye karar verilmesi ve 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca «tasfiye memuru atanması» gerektiğini savunarak davanın reddini, şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi halinde tasfiye memuru atanmasını, müdürlük yasal («zorunlu) hasım» olduğundan aleyhe vekâlet ücreti ve «yargılama giderine» hükmedilmemesini istemiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı istinaf dilekçesinde özetle; şirketin «son» adresine yapılan «tebligat» ulaşmasa dahi yapılan «ilanın» 7201 sayılı Tebligat Kanunu (7201 sayılı Kanun) uyarınca yapılmış tebligat sayılacağından «ihtarın» hukuka uygun olduğunu, dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddedeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, dava tarihi itibarıyla 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» geçtiğini, davacının alacağı sebebiyle «ihya davası» açmakta «hukuki yararının» bulunmadığını, «terkin» tarihinde şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, mahkemece ihyaya hükmedilirken 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrasının göz ardı edilerek ek «tasfiye» kararı verilerek «tasfiye memuru atanmamasının» hukuka aykırı olduğunu, şirketin aktif ticari hayata dönme gayesi bulunmadığını, alacak davasıyla sınırlı olarak ihya kararı verilmesi gerektiğini, terkinde müdürlüğün «kusuru» bulunmadığını, yasadan doğan «yasal hasım» olduklarını, aleyhlerine «yargılama giderlerine» hükmedilemeyeceğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı temyiz dilekçesinde özetle; cevap dilekçesi ve istinaf dilekçesini tekrarla şirketin «terkin» tarihi ve işbu dava tarihi itibariyle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrası hükmü kapsamında 5 yıllık «hakdüşürücü sürenin» dolmuş olduğunu, «hak düşürücü sürenin» dolmuş olması nedeniyle davanın «usulden reddi» gerektiği, ayrıca şirketin terkin tarihinde hakkındaki davaların, alacak ve borçlarının müdürlükçe bilinmesinin mümkün olmadığını, davacının işbu davayı açmakta «hukuki yararı» bulunmadığını, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında usulünce terkin edildiğini, şirketin sona erme nedeni ortadan kalkmadığı için «ihya» kararının ek «tasfiye işlemleri» ile sınırlı olarak verilmesi gerektiğini ve re'sen kapatıldığı için yapılamayan tasfiye işlemlerini tamamlamak üzere «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, yine müdürlüğün davanın açılmasına sebebiyet vermediğini ve «yasal hasım» olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:yargılama giderinden sorumluluk · hakdüşürücü süre · kıdem tazminatı · münfesihlik · ek tasfiye işlemleri · ihya davası · hukuki menfaat · rücuen alacak
Benzer bu karardaÇorum Müdürlüğünde çalışan ...'in emekli olması nedeniyle «kıdem tazminatı» ödendiğini, ödenen işçilik haklarının geri tahsili için açılan «rücu» davasında sicilden «kaydının» silindiği anlaşılan «şirketin ihyası davası» açmak için 2 haftalık «kesin süre» verildiğini ileri sürerek Aytem Medikal İnşaat Güvenlik Temizlik Gıda Taşımacılık Turizm Danışmanlık Tic.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/619 E. sayılı dosyasında «rücuen alacak davası» açtığı, dosyanın «derdest» olduğu, bu nedenle davacı tarafın, şirketin ihyasını talep etmekte «hukuki menfaatinin» bulunduğu, ancak «ihyası» istenen Aytem Medikal İnşaat Güvenlik Temizlik Gıda Taşımacılık Turizm Danışmanlık Ticaret Limited Şirketi'nin ihyasına karar verilmesi yanında «ticaret siciline tescil» ve «ilanına» da karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü’nde 151181 sicilinde kayıtlı Aytem Medikal İnşaat Güvenlik Temizlik Gıda Taşımac …
Temyiz Sebepleri Davalı temyiz dilekçesinde özetle; cevap dilekçesi ve istinaf dilekçesini tekrarla şirketin «terkin» tarihi ve işbu dava tarihi itibariyle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrası hükmü kapsamında 5 yıllık «hakdüşürücü sürenin» dolmuş olduğunu, «hak düşürücü sürenin» dolmuş olması nedeniyle davanın «usulden reddi» gerektiği, ayrıca şirketin terkin tarihinde hakkındaki davaların, alacak ve borçlarının müdürlükçe bilinmesinin mümkün olmadığını, davacının işbu davayı açmakta «hukuki yararı» bulunmadığını, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında usulünce terkin edildiğini, şirketin sona erme nedeni ortadan kalkmadığı için «ihya» kararının ek «tasfiye işlemleri» ile sınırlı olarak verilmesi gerektiğini ve re'sen kapatıldığı için yapılamayan tasfiye işlemlerini tamamlamak üzere «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, yine müdürlüğün davanın açılmasına sebebiyet vermediğini ve «yasal hasım» olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
CEVAP Davalı cevap dilekçesinde; şirket kendisine bildirilen iki aylık sürede «münfesih» olmadığını belgeleyen hiçbir evrak «ibraz» etmediğinden 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiğini, bu hususun 28.01.2014 tarih 8495 sayılı Ticaret Sicili Gazetesi'nde tescil ve «ilan» edildiğini, şirketin davalarının, alacak ve borçlarının Müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, şirketin usûle ve hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, davada şirketin terkin tarihi 23.01.2014 iken «ihya» davasının açılış tarihi 29.12.2020 olduğundan 5 yıllık «zamanaşımının» geçtiğini, mahkeme re'sen terkinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddedeki düzenlemeye göre terkin edilmemesi gerektiğine kanaat getiriyorsa şirketin ihyasına karar vermesi gerektiğini, ek tasfiyeye karar verilmeyip «şirketin ihyası» gerektiğini, re'sen terkinin hukuka uygun olduğuna kanaat getiriliyorsa, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyeye karar verilmesi ve 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca «tasfiye memuru atanması» gerektiğini savunarak davanın reddini, şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi halinde tasfiye memuru atanmasını, müdürlük yasal («zorunlu) hasım» olduğundan aleyhe vekâlet ücreti ve «yargılama giderine» hükmedilmemesini istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4966 E. 2023/5909 K.
Ortak:zorunlu hasım · ticaret sicilinden terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · ihya · tasfiye memuru · hak düşürücü süre · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalı kurum «temsilcisi» cevap dilekçesinde; «hak düşürücü sürenin» geçtiğini, «ihyaya» konu şirketin yasal prosedüre uygun olarak «sicilden terkin» edildiğini, Mahkemece şirketin terkin edilmemesi gerektiğine kanaat getirilirse ek tasfiyeye karar verilmeyip, şirketin ihyasına karar verilmesi gerektiğini, re'«sen terkinin» hukuka uygun olduğu kanaatine varılırsa ek tasfiyeye karar verilerek şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, müdürlüğün açılan davada «yasal hasım» olduğunu, aleyhlerine vekâlet ücreti ve «yargılama giderlerine» hükmedilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin «ihyası» talep edilen şirketteki çalışmalarının tespiti için «hizmet tespit davası» açtığını, dava açıldıktan sonra şirketin «ticaret sicilinden terkin» edildiğinin anlaşıldığını, Mahkemece «şirketin ihyası» için taraflarına süre verildiğini belirterek ...
İstinaf Sebepleri Davalı kurum «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle ; şirkete yapılan ihtarların hukuka uygun olduğunu, Mahkemece «ihya» kararının davaya konu yargılamanın görülmesi ve taraf teşkilinin sağlanmasıyla sınırlı olarak verilmesi gerektiğini, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkra hükmü göz ardı edilerek ek «tasfiye» kararı verilmeyip, «tasfiye memuru ataması» yapılmamasının hukuka aykırı olduğunu, şirketin aktif ticari hayata dönme gayesi bulunmadığını, ihya kararının ihyaya gerekçe olan davanın görülmesi ile sınırlı olarak verilmesinin gerektiğini, Mahkemece şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesindeki düzenlemeye göre «terkin» edilmemesi gerektiğine kanaat getiriliyorsa, şirketin ihyasına karar vermesi gerektiğini, re'«sen terkin» hukuka uygun ise ek tasfiyeye karar verilerek tasfiye memuru ataması gerektiğini, aksi yöndeki hükmün hatalı olduğunu, şirketin terkininin mevzuat hükümlerine uygun olarak gerçekleştirildiğini, müdürlüğün terkinde kusurunun bulunmadığını ve tescile dair verilen kararlara ilişkin açılan davalarda yasadan doğan «zorunlu hasım» olduğunu, yapılacak yargılamada zorunlu hasım olmaları nedeniyle aleyhlerine «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmeyeceğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davalı «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; sicil kayıtları silinen şirket borçlarının şirketlerin unvanlarının silinmesine engel olmayacağını, davacının alacağı sebebiyle «ihya davası» açmakta «hukuki yararı» bulunmadığını, «terkin» tarihinde şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, yasal prosedüre uygun olarak terkin işleminin yapıldığını, ihya kararının ihyaya gerekçe olan alacak davasının görülmesiyle sınırlı olarak verilmesi gerektiğini, mahkemece şirketin terkin edilmemesi gerektiği kanaati halinde ise şirketin ihyasına karar verileceğini, şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca «münfesih» sayılması gerektiğini, sicilin açılan davalarda yasadan doğan «zorunlu hasım» olduğunu, aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilemeyeceğini belirterek kararının kaldırılmasına, 5 yıllık «hak düşürücü süre» içinde açılmayan davanın hukuki yarar yokluğu da gözetilerek «usulden reddine», aksi kanaat halinde ise şirketin ek tasfiyesine karar verilerek şirkete «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmesini istemiştir.
Davacı tarafça «sınırlı ihya» kararı verilmesi ve «tasfiye memuru atanması» istenmese dahi 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin genel amacının «gayri faal şirketleri» sicilden temizleme olduğu hususu gözetildiğinde «ticaret sicilinden terkin» edilen şirketin sadece takip dosyası ile sınırlı ihyasına ve tasfiye memuru atanmasına karar verilmesi «talep aşımı» niteliğinde olmayacağından icra dosyası ile sınırlı ihyaya ve tasfiye memuru atanmasına karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde hüküm kur …
CEVAP Davalı «temsilcisi» cevap dilekçesinde; «ihyası» talep edilen şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında «resen terkin» edildiğini, terkinin usulüne uygun olarak yapıldığını, «şirketin müdürlüklerine» bildirilen «son» adresine çıkarılan «tebligatın» "taşınmış" notuyla iade olunduğunu, «ihtarın» ayrıca Ticaret Sicil Gazetesinde «ilan» edildiğini, şirketin son adresine tebligat yapıldığından tebligat ulaşmasa dahi yapılan ilanın yapılmış bir tebligat sayılacağından hukuka uygun olduğunu, terkin tarihinde şirketin «derdest» davalarının alacak ve borçlarının bilinmesi mümkün olmadığından işbu davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, dava tarihi itibariyle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddenin 15 inci fıkrası ile öngörülen 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» dolduğunu, «yasal hasım» olunduğundan aleyhlerine vekâlet ücreti ve «yargılama giderlerine» hükmedilmemesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:gayri faal şirket · tüzel kişiliğin sona ermesi · ticaret sicilinden resen terkin · sınırlı ihya · talep aşımı · münfesihlik · resen terkin · ek tasfiye işlemleri
Benzer bu kararda… borçlu şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi uyarınca ticaret sicilinden re'sen silinerek, Ticaret Sicil Gazetesinde «ilan» edildiğini öğrendiklerini, «tüzel kişiliğin sona ermesi» için «resen terkin», «tasfiye» işlemlerinin eksiksiz yapılması gerektiğini, terkin ve «tasfiye işlemleri» gerektiği gibi tamamlanmamış ve terkin, tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmışsa tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile şirketin tüzel kişiliğinin sona …
Davacı tarafça «sınırlı ihya» kararı verilmesi ve «tasfiye memuru atanması» istenmese dahi 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin genel amacının «gayri faal şirketleri» sicilden temizleme olduğu hususu gözetildiğinde «ticaret sicilinden terkin» edilen şirketin sadece takip dosyası ile sınırlı ihyasına ve tasfiye memuru atanmasına karar verilmesi «talep aşımı» niteliğinde olmayacağından icra dosyası ile sınırlı ihyaya ve tasfiye memuru atanmasına karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde hüküm kur …
… n yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... sicil müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketi «ticaret sicilinden resen terkin» ettiği, terkin işleminin usulsüz olduğu, tasfiyeyle sınırlı olmamak üzere ihyasına karar verilmesi ve tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığı gibi, «tasfiye memuru atanmasına» da gerek olmadığı gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmediği, davalı kurumca ihyası istenen şirketin oda kaydından resen terkin edilmesi «sebebi» ile silinme hususu kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işleminin usul ve yasaya aykırı olduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketin ticaret sicilinden resen terkin edildiği, bu durumda davalının usulsüz terkin işlemi ile işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği, davalı aleyhine «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
CEVAP Davalı «temsilcisi» cevap dilekçesinde; «ihyası» talep edilen şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında «resen terkin» edildiğini, terkinin usulüne uygun olarak yapıldığını, «şirketin müdürlüklerine» bildirilen «son» adresine çıkarılan «tebligatın» "taşınmış" notuyla iade olunduğunu, «ihtarın» ayrıca Ticaret Sicil Gazetesinde «ilan» edildiğini, şirketin son adresine tebligat yapıldığından tebligat ulaşmasa dahi yapılan ilanın yapılmış bir tebligat sayılacağından hukuka uygun olduğunu, terkin tarihinde şirketin «derdest» davalarının alacak ve borçlarının bilinmesi mümkün olmadığından işbu davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, dava tarihi itibariyle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddenin 15 inci fıkrası ile öngörülen 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» dolduğunu, «yasal hasım» olunduğundan aleyhlerine vekâlet ücreti ve «yargılama giderlerine» hükmedilmemesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/166 E. 2024/540 K.
Ortak:re'sen terkin · ticaret sicilinden terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · ihya · üçüncü kişi · tasfiye memuru · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalı kurum «temsilcisi» cevap dilekçesinde; «hak düşürücü sürenin» geçtiğini, «ihyaya» konu şirketin yasal prosedüre uygun olarak «sicilden terkin» edildiğini, Mahkemece şirketin terkin edilmemesi gerektiğine kanaat getirilirse ek tasfiyeye karar verilmeyip, şirketin ihyasına karar verilmesi gerektiğini, re'«sen terkinin» hukuka uygun olduğu kanaatine varılırsa ek tasfiyeye karar verilerek şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, müdürlüğün açılan davada «yasal hasım» olduğunu, aleyhlerine vekâlet ücreti ve «yargılama giderlerine» hükmedilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Dairemizin yerleşik uygulaması gereğince, «terkin» edilen şirketin ortakları veya yetkilisi dışında «üçüncü kişiler» tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasına istinaden açılan «ihya» davaları, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinde düzenlenen ek «tasfiye» niteliğinde olup, Mahkemece davanın kabulü ile şirketin ihyasına (ek tasfiye) karar verilmesi durumunda, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince dava dilekçesinde belirtilen dava dosyası ile sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına ve «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin «ihyası» talep edilen şirketteki çalışmalarının tespiti için «hizmet tespit davası» açtığını, dava açıldıktan sonra şirketin «ticaret sicilinden terkin» edildiğinin anlaşıldığını, Mahkemece «şirketin ihyası» için taraflarına süre verildiğini belirterek ...
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davalı temyiz dilekçesinde özetle; «ihtarın» usulüne uygun olarak yapıldığını, «tasfiye memuru atanmamasının» hukuka aykırı olduğunu, dava dosyasının görülmesi ile sınırlı olarak «ihya» kararı verilmesi gerektiğini, mevzuat hükümlerine uygun şekilde «terkinin» gerçekleştiğini, «yargılama giderlerine» hükmedilmemesi gerektiğini, «yasal hasım» olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Dairemizin yerleşik uygulaması gereğince, «terkin» edilen şirketin ortakları veya yetkilisi dışında «üçüncü kişiler» tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi onbeşinci fıkrasına istinaden açılan «ihya» davaları, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinde düzenlenen ek «tasfiye» niteliğinde olup, Mahkemece davanın kabulü ile şirketin ihyasına (ek tasfiye) karar verilmesi durumunda 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin 2 nci fıkrası gereğince dava dilekçesinde belirtilen Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2018/23314 E. sayılı dosyasıyla sınırlı olmak üzere ihyasına (ek tasfiyesine), «tasfiye memuru atanmasına», keyfiyetin tescil ve «ilanına» karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde Bölge Adliye Mahkemesince şirketin tümden ihyasına karar verilmesi ve tasfiye memuru atanmaması doğru görülmemiş, kararın …
İthalat İhracat ve İmalat Limited Şirketi"nin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde usulüne uygun olarak «resen terkin» edildiğini, bu işlemin 28.01.2014 tarihli sicil gazetesinde «ilan» edildiğini, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasına göre ticaret sicilinden «kaydı» silinen şirketin alacaklıları ile «hukuki menfaati» bulunanların haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebileceğini, davanın açılış tarihi itibariyle «hak düşürücü sürenin» dolduğunu, mahkemece şirketin bahsedilen düzenlemeye göre terkin edilmemesi gerektiğine kanaat getiriliyorsa şirketin ihyasına karar verilmesi halinde «tasfiye memuru atanmasının» gerektiğini belirterek davanın süre ve «hukuki yarar» yokluğundan usulen reddine, ek tasfiyeye karar verilmesi halinde tasfiye memuru atanmasına, açılan davada «yasal hasım» olmaları nedeniyle aleyhlerine «vekalet ücreti» ve «yargılama giderine» hükmedilmemesini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtar usulü · resen terkin · yeniden tescil · hukuki menfaat · infaz · yenileme · kaldırma ve yeniden hüküm · ihtar
Benzer bu kararda2004/195 K. sayılı ilam ile kısmen kabulüne karar verildiğini, ilamın Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nde «infaza» konulduğunu, icra takip dosyasının en «son» «yenilenerek» 2018/23314 esasa «kaydının» yapıldığını, yapılan inceleme sonucunda borçlu şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesine göre sicil kaydının silindiğinin tespit edildiğini, alacağın tahsili için gerekli «tebligat» işlemleri ve diğer işlemlerin yapılması için «şirketin ihyası» gerektiğini belirterek borçlu "...
İthalat İhracat ve İmalat Limited Şirketi"nin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde usulüne uygun olarak «resen terkin» edildiğini, bu işlemin 28.01.2014 tarihli sicil gazetesinde «ilan» edildiğini, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasına göre ticaret sicilinden «kaydı» silinen şirketin alacaklıları ile «hukuki menfaati» bulunanların haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebileceğini, davanın açılış tarihi itibariyle «hak düşürücü sürenin» dolduğunu, mahkemece şirketin bahsedilen düzenlemeye göre terkin edilmemesi gerektiğine kanaat getiriliyorsa şirketin ihyasına karar verilmesi halinde «tasfiye memuru atanmasının» gerektiğini belirterek davanın süre ve «hukuki yarar» yokluğundan usulen reddine, ek tasfiyeye karar verilmesi halinde tasfiye memuru atanmasına, açılan davada «yasal hasım» olmaları nedeniyle aleyhlerine «vekalet ücreti» ve «yargılama giderine» hükmedilmemesini istemiştir.
… kemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı sicil müdürlüğünce «ihtarname» hazırlandığı ve ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığı, ancak «ihyası» istenen şirket yetkilisine «tebligat» yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi belgenin veya tebligatın dosyaya sunulmadığı gibi dosyaya sunulan ihyası istenen şirkete çıkartılan tebligatın ise taşınması nedeniyle bila tebliğ iade edildiği, «ilan» suretiyle yapılan «ihtarın usule» aykırı olduğunu, dava konusu ihyası istenen şirketin «terkin» işleminin hukuka uygun yapılmadığı, davalı tarafından ihyası istenen şirketin oda kaydından re'«sen terkin» edilmesi «sebebi» ile silinme hususu kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işleminin bu nedenle de usul ve yasaya aykırı olduğu, dava açma süresi dolmu …
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/1988 E. , 2024/2971 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2023/1763 Esas, 2024/87 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 12.Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2023/475 E., 2023/515 K.
Taraflar arasındaki şirket ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı kurum temsilcisi tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı kurum temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ihyası talep edilen şirketteki çalışmalarının tespiti için hizmet tespit davası açtığını, dava açıldıktan sonra şirketin ticaret sicilinden terkin edildiğinin anlaşıldığını, Mahkemece şirketin ihyası için taraflarına süre verildiğini belirterek ... Bilgisayar ve Kişisel Gelişim San. ve Tic Ltd Şti.'nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı kurum temsilcisi cevap dilekçesinde; hak düşürücü sürenin geçtiğini, ihyaya konu şirketin yasal prosedüre uygun olarak sicilden terkin edildiğini, Mahkemece şirketin terkin edilmemesi gerektiğine kanaat getirilirse ek tasfiyeye karar verilmeyip, şirketin ihyasına karar verilmesi gerektiğini, re'sen terkinin hukuka uygun olduğu kanaatine varılırsa ek tasfiyeye karar verilerek şirkete tasfiye memuru atanması gerektiğini, müdürlüğün açılan davada yasal hasım olduğunu, aleyhlerine vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla ; davalı tarafından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesinde sayılmayan oda kaydının silinmesi sebebine dayalı olarak dava konusu şirketin ticaret sicilinden re'sen terkin edildiği, terkin işleminin yasaya aykırı olarak gerçekleştirildiği, davanın açılmasına davalının sebebiyet verdiği gerekçesiyle davanın kabulüne, ... Bilgisayar ve Kişisel Gelişim San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca ihyasına, kararın Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünde tescil ve ilanına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı kurum temsilcisi istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı kurum temsilcisi istinaf dilekçesinde özetle ; şirkete yapılan ihtarların hukuka uygun olduğunu, Mahkemece ihya kararının davaya konu yargılamanın görülmesi ve taraf teşkilinin sağlanmasıyla sınırlı olarak verilmesi gerektiğini, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkra hükmü göz ardı edilerek ek tasfiye kararı verilmeyip, tasfiye memuru ataması yapılmamasının hukuka aykırı olduğunu, şirketin aktif ticari hayata dönme gayesi bulunmadığını, ihya kararının ihyaya gerekçe olan davanın görülmesi ile sınırlı olarak verilmesinin gerektiğini, Mahkemece şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesindeki düzenlemeye göre terkin edilmemesi gerektiğine kanaat getiriliyorsa, şirketin ihyasına karar vermesi gerektiğini, re'sen terkin hukuka uygun ise ek tasfiyeye karar verilerek tasfiye memuru ataması gerektiğini, aksi yöndeki hükmün hatalı olduğunu, şirketin terkininin mevzuat hükümlerine uygun olarak gerçekleştirildiğini, müdürlüğün terkinde kusurunun bulunmadığını ve tescile dair verilen kararlara ilişkin açılan davalarda yasadan doğan zorunlu hasım olduğunu, yapılacak yargılamada zorunlu hasım olmaları nedeniyle aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmeyeceğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı ... Sicil Müdürlüğünce ihyası istenen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilmesi sebebi ile silinme hususu kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işlemi bu nedenle de usul ve yasaya aykırı olduğu, İlk Derece Mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı kurum temsilcisinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kurum temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı kurum temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve re'sen tesit edilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, şirket ihyası talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı kurum temsilcisinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir .
2.Dairemizin yerleşik uygulaması gereğince, terkin edilen şirketin ortakları veya yetkilisi dışında üçüncü kişiler tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasına istinaden açılan ihya davaları, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinde düzenlenen ek tasfiye niteliğinde olup, Mahkemece davanın kabulü ile şirketin ihyasına (ek tasfiye) karar verilmesi durumunda, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince dava dilekçesinde belirtilen dava dosyası ile sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına ve tasfiye memuru atanmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı kurum temsilcisinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1132438200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz