Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/4966 E. 2023/5909 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '5 yıllık', 'kanun': ['6102/-7', '6102/7']}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gayri faal şirket↗ tüzel kişiliğin sona ermesi↗ ticaret sicilinden resen terkin↗ zorunlu hasım↗ sınırlı ihya↗ talep aşımı↗ münfesihlik↗ resen terkin↗ ek tasfiye işlemleri↗ ihya davası↗ şirket müdürlüğü↗ ticaret sicilinden terkin↗ yasal hasım↗ şirketin tasfiyesi↗ şirketin ihyası↗ tasfiye memuru atanması↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ vekâlet ücreti↗ derdestlik↗ ihya↗ tasfiye memuru↗ tüzel kişilik↗ hak düşürücü süre↗ usulden reddi↗ ihtar↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ yargılama gideri↗ tebligat↗ ticaret sicili↗ esastan ret↗ ek tasfiye↗ terkin↗ ilan↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ vekalet ücreti↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/278 E., 2022/724 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı temsilcisi tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilince alacaklarının tahsili için ... Yayıncılık San. ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine takip yapıldığını ancak alacağını tahsil edemediğini, borçlu şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi uyarınca ticaret sicilinden re'sen silinerek, Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini öğrendiklerini, tüzel kişiliğin sona ermesi için resen terkin, tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılması gerektiğini, terkin ve tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve terkin, tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmışsa tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulünün olanaksız olduğunu ileri sürerek Ankara Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün 97974 sicil numarasında kayıtlı ... Yayıncılık San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin tüzel kişiliğinin ihyasına ve ticaret siciline kaydedilmesine, şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı temsilcisi cevap dilekçesinde; ihyası talep edilen şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında resen terkin edildiğini, terkinin usulüne uygun olarak yapıldığını, şirketin müdürlüklerine bildirilen son adresine çıkarılan tebligatın "taşınmış" notuyla iade olunduğunu, ihtarın ayrıca Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, şirketin son adresine tebligat yapıldığından tebligat ulaşmasa dahi yapılan ilanın yapılmış bir tebligat sayılacağından hukuka uygun olduğunu, terkin tarihinde şirketin derdest davalarının alacak ve borçlarının bilinmesi mümkün olmadığından işbu davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, dava tarihi itibariyle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddenin 15 inci fıkrası ile öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, yasal hasım olunduğundan aleyhlerine vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihyası istenilen şirketin terkin sebebinin münfesihlik durumunu gerektirmeyen oda kaydının silinmesi olayına özgü olup yapılan terkin işleminin hukuka uygun olmadığı, dava dilekçesinde icra takip dosyasıyla sınırlandırma olmaksızın ihya talep edildiği gözetildiği, bu nedenle icra takip dosyası ile sınırlı olmamak üzere şirketin ihyasına karar verilmesi gerektiği, bununla birlikte tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığından tasfiye memuru atanmasına da gerek olmadığı, ayrıca davalı ... Sicil Müdürlüğünün terkinden önceki ihtar ve ilan prosedürünü usul ve yasa hükümlerine uygun olarak gerçekleştirmediğinden usulsüz terkin işlemi ile davanın açılmasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle davanın kabulüne, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün 97974 sicil numarasında kayıtlı iken terkin olunan "... Yayıncılık Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi"nin ihyasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temsilcisi istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı temsilcisi istinaf dilekçesinde özetle; sicil kayıtları silinen şirket borçlarının şirketlerin unvanlarının silinmesine engel olmayacağını, davacının alacağı sebebiyle ihya davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını, terkin tarihinde şirketin derdest davalarının, alacak ve borçlarının müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, yasal prosedüre uygun olarak terkin işleminin yapıldığını, ihya kararının ihyaya gerekçe olan alacak davasının görülmesiyle sınırlı olarak verilmesi gerektiğini, mahkemece şirketin terkin edilmemesi gerektiği kanaati halinde ise şirketin ihyasına karar verileceğini, şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca münfesih sayılması gerektiğini, sicilin açılan davalarda yasadan doğan zorunlu hasım olduğunu, aleyhine yargılama giderlerine hükmedilemeyeceğini belirterek kararının kaldırılmasına, 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmayan davanın hukuki yarar yokluğu da gözetilerek usulden reddine, aksi kanaat halinde ise şirketin ek tasfiyesine karar verilerek şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... sicil müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden resen terkin ettiği, terkin işleminin usulsüz olduğu, tasfiyeyle sınırlı olmamak üzere ihyasına karar verilmesi ve tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığı gibi, tasfiye memuru atanmasına da gerek olmadığı gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmediği, davalı kurumca ihyası istenen şirketin oda kaydından resen terkin edilmesi sebebi ile silinme hususu kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işleminin usul ve yasaya aykırı olduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketin ticaret sicilinden resen terkin edildiği, bu durumda davalının usulsüz terkin işlemi ile işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği, davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı temsilcisinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dava, davacı tarafından ihyası talep edilen şirket aleyhinde yapılan icra takibinde hasım edilebilmesi amacıyla açılmıştır. İlk Derece Mahkemesince dava dilekçesinde icra dosyasıyla sınırlandırma olmaksızın ihya talep edildiğinden şirketin tam ihyasına karar verilmiş, tasfiye memuru atanmasına gerek görülmemiştir. Davacı tarafça sınırlı ihya kararı verilmesi ve tasfiye memuru atanması istenmese dahi 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin genel amacının gayri faal şirketleri sicilden temizleme olduğu hususu gözetildiğinde ticaret sicilinden terkin edilen şirketin sadece takip dosyası ile sınırlı ihyasına ve tasfiye memuru atanmasına karar verilmesi talep aşımı niteliğinde olmayacağından icra dosyası ile sınırlı ihyaya ve tasfiye memuru atanmasına karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6430 E. 2024/401 K.
Ortak:zorunlu hasım · sınırlı ihya · münfesihlik · ek tasfiye işlemleri · ihya davası · ticaret sicilinden terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davalı «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; sicil kayıtları silinen şirket borçlarının şirketlerin unvanlarının silinmesine engel olmayacağını, davacının alacağı sebebiyle «ihya davası» açmakta «hukuki yararı» bulunmadığını, «terkin» tarihinde şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, yasal prosedüre uygun olarak terkin işleminin yapıldığını, ihya kararının ihyaya gerekçe olan alacak davasının görülmesiyle sınırlı olarak verilmesi gerektiğini, mahkemece şirketin terkin edilmemesi gerektiği kanaati halinde ise şirketin ihyasına karar verileceğini, şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca «münfesih» sayılması gerektiğini, sicilin açılan davalarda yasadan doğan «zorunlu hasım» olduğunu, aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilemeyeceğini belirterek kararının kaldırılmasına, 5 yıllık «hak düşürücü süre» içinde açılmayan davanın hukuki yarar yokluğu da gözetilerek «usulden reddine», aksi kanaat halinde ise şirketin ek tasfiyesine karar verilerek şirkete «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmesini istemiştir.
Davacı tarafça «sınırlı ihya» kararı verilmesi ve «tasfiye memuru atanması» istenmese dahi 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin genel amacının «gayri faal şirketleri» sicilden temizleme olduğu hususu gözetildiğinde «ticaret sicilinden terkin» edilen şirketin sadece takip dosyası ile sınırlı ihyasına ve tasfiye memuru atanmasına karar verilmesi «talep aşımı» niteliğinde olmayacağından icra dosyası ile sınırlı ihyaya ve tasfiye memuru atanmasına karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde hüküm kur …
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesinin «geçici madde» 7 nci maddenin on beşinci fıkrası düzenlemeyi değerlendirme dışı bırakarak davanın reddine hükmetmemesi yerinde olmadığını ve usul kurallarına aykırı olduğunu, geçici 7 nci maddenin on beşinci fıkrası uyarınca, ticaret sicilinden «kaydi» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebileceğini, şirket 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiğini, 23.01.2019 tarihinde süresinin dolduğunu, davanın açılış tarihi ise 08.02.2023 olduğu ve «hak düşürücü sürenin» geçirilmesi sebebiyle davanın reddi gerektiğinden İlk Derece Mahkemesinin kararının bozulması gerektiğini, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyeye karar verilmesi ve aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, kanunda öngörülen usule uygun şekilde ticaret sicilinden silinen şirketin, sonrasında borçları veya sonuçlandırılması gereken hukuki ilişkilerinin gerektirmesi halinde «ihyası» talep edilebileceğini, bu nedenle yapılan ihya taleplerinde, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyeye ilişkin hükümlerin esas alınması gerektiğini, zira şirketin sona erme nedeni ortadan kalkmadığı için, ihya kararının ek «tasfiye işlemleriyle» sınırlı olarak verilmesi ve re'sen kapatıldığı için yapılamayan tasfiye işlemlerini tamamlamak üzere 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesin ikinci fıkrası uyarınca tasfiye memurunun atanması gerektiğini, şirketin bildirilen «son» adresine kapatılma nedenine ilişkin çıkarılan «tebligat», "taşınmış" notuyla iade olduğunu, «ihtar» ayrıca, 07.10.2013 tarih 8420 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gâzetesinde «ilan» edildiğini, 6102 sayılı Kanun'un 18 ... maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, her «tacirin», ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini, ayrıca şirketlerin 6102 sayılı Kanun'un 31 nci maddesi uyarınca, tescil edilmiş hususlarda meydana gelen her türlü değişikliği tescil ettirmesi gerektiğini, ancak şirket adres değişikliğinin tescili zorunluluğunu yerine getirmediğini ve bu konudaki sorumluluk şirket yetkililerine ait olduğunu, şirketin terkin tarihinde; şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının Müdürlükleri tarafından bilinmesi mümkün olmadığından Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü, işbu davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, dava konusu şirket geçici 7 nci maddedeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, İlk Derece Mahkemesinin Müdürlüklerince gerçekleştirilen terkin işleminde kanunda tadadi olarak sayılan hallerden birine dayanılmadığı gerekçesiyle terkin işlemini hatalı bulması hukuka aykırı olduğunu, Ticaret Sicili Müdürlüğü tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan ... «zorunlu hasım» durumunda olduğunu, yargılama sonucu, zorunlu hasım olmaları nedeniyle taraflarına «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, davacı tarafından şirket hakkında «ihya davası» açılmış olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesince hükmün birinci maddesinde Müdürlüğümüzün "88266" sicil numarasına kayıtlı ...
Sicil «temsilcisi» cevap dilekçesinde; «ihyası» istenen şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiğini, 30.12.2012 tarihinde 28513 sayılı Resmi Gazete'de "Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine ilişkin Tebliğ" yayınlandığını, Tebliğin 5 ... maddesinde; Müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceği ifade edildiği ve (d) bendinde "16.05.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun (5174 sayılı Kanun) 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler." kapsamında re'sen terkin edildiğini, dava konusu şirketin geçici 7 nci maddedeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» içinde açılmadığını belirterek davanın süre yönünden «usulden reddine» karar verilmesini, ek tasfiyeye karar verilmesi halinde «tasfiye memuru atanmasına», davada «yasal hasım» olduklarından tarafları aleyhine «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerine» hükmedilmemesine karar verilmesini istemiştir.
Sicil Müdürlüğünce «ihyası» istenilen şirketin oda kaydından re'«sen terkin» edilme sebebiyle silinmesinin kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işleminin usul ve yasaya aykırı olduğu, davacı tarafın «ihya davası» açmakta hukuki yarararının bulunduğu, yapılan terkin işleminin usul ve yasaya aykırı olduğundan dava açmak için aranan 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» somut olayda aranmayacağından davanın kabulüne, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünce geçici 7 nci maddesi uyarınca «ticaret sicilinden terkin» edilen ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tashih · yeniden tescil · re'sen terkin · geçici 7. madde · hukuki menfaat · kaldırma ve yeniden hüküm · yönetim kurulu kararı · tacir
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesinin «geçici madde» 7 nci maddenin on beşinci fıkrası düzenlemeyi değerlendirme dışı bırakarak davanın reddine hükmetmemesi yerinde olmadığını ve usul kurallarına aykırı olduğunu, geçici 7 nci maddenin on beşinci fıkrası uyarınca, ticaret sicilinden «kaydi» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebileceğini, şirket 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiğini, 23.01.2019 tarihinde süresinin dolduğunu, davanın açılış tarihi ise 08.02.2023 olduğu ve «hak düşürücü sürenin» geçirilmesi sebebiyle davanın reddi gerektiğinden İlk Derece Mahkemesinin kararının bozulması gerektiğini, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyeye karar verilmesi ve aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, kanunda öngörülen usule uygun şekilde ticaret sicilinden silinen şirketin, sonrasında borçları veya sonuçlandırılması gereken hukuki ilişkilerinin gerektirmesi halinde «ihyası» talep edilebileceğini, bu nedenle yapılan ihya taleplerinde, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyeye ilişkin hükümlerin esas alınması gerektiğini, zira şirketin sona erme nedeni ortadan kalkmadığı için, ihya kararının ek «tasfiye işlemleriyle» sınırlı olarak verilmesi ve re'sen kapatıldığı için yapılamayan tasfiye işlemlerini tamamlamak üzere 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesin ikinci fıkrası uyarınca tasfiye memurunun atanması gerektiğini, şirketin bildirilen «son» adresine kapatılma nedenine ilişkin çıkarılan «tebligat», "taşınmış" notuyla iade olduğunu, «ihtar» ayrıca, 07.10.2013 tarih 8420 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gâzetesinde «ilan» edildiğini, 6102 sayılı Kanun'un 18 ... maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, her «tacirin», ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini, ayrıca şirketlerin 6102 sayılı Kanun'un 31 nci maddesi uyarınca, tescil edilmiş hususlarda meydana gelen her türlü değişikliği tescil ettirmesi gerektiğini, ancak şirket adres değişikliğinin tescili zorunluluğunu yerine getirmediğini ve bu konudaki sorumluluk şirket yetkililerine ait olduğunu, şirketin terkin tarihinde; şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının Müdürlükleri tarafından bilinmesi mümkün olmadığından Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü, işbu davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, dava konusu şirket geçici 7 nci maddedeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, İlk Derece Mahkemesinin Müdürlüklerince gerçekleştirilen terkin işleminde kanunda tadadi olarak sayılan hallerden birine dayanılmadığı gerekçesiyle terkin işlemini hatalı bulması hukuka aykırı olduğunu, Ticaret Sicili Müdürlüğü tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan ... «zorunlu hasım» durumunda olduğunu, yargılama sonucu, zorunlu hasım olmaları nedeniyle taraflarına «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, davacı tarafından şirket hakkında «ihya davası» açılmış olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesince hükmün birinci maddesinde Müdürlüğümüzün "88266" sicil numarasına kayıtlı ...
Sicil «temsilcisi» cevap dilekçesinde; «ihyası» istenen şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiğini, 30.12.2012 tarihinde 28513 sayılı Resmi Gazete'de "Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine ilişkin Tebliğ" yayınlandığını, Tebliğin 5 ... maddesinde; Müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceği ifade edildiği ve (d) bendinde "16.05.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun (5174 sayılı Kanun) 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler." kapsamında re'sen terkin edildiğini, dava konusu şirketin geçici 7 nci maddedeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» içinde açılmadığını belirterek davanın süre yönünden «usulden reddine» karar verilmesini, ek tasfiyeye karar verilmesi halinde «tasfiye memuru atanmasına», davada «yasal hasım» olduklarından tarafları aleyhine «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerine» hükmedilmemesine karar verilmesini istemiştir.
Kararın davalı «temsilcisi» tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sicil Müdürlüğünce «ihyası» istenilen şirketin oda kaydından re'«sen terkin» edilme sebebiyle silinmesinin kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işleminin usul ve yasaya aykırı olduğu, davacı tarafın «ihya davası» açmakta hukuki yarararının bulunduğu, yapılan terkin işleminin usul ve yasaya aykırı olduğundan dava açmak için aranan 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» somut olayda aranmayacağından davanın kabulüne, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünce geçici 7 nci maddesi uyarınca «ticaret sicilinden terkin» edilen ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3510 E. 2023/4635 K.
Ortak:ticaret sicilinden resen terkin · zorunlu hasım · sınırlı ihya · münfesihlik · resen terkin · ihya davası · yasal hasım · şirketin ihyası · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davalı «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; sicil kayıtları silinen şirket borçlarının şirketlerin unvanlarının silinmesine engel olmayacağını, davacının alacağı sebebiyle «ihya davası» açmakta «hukuki yararı» bulunmadığını, «terkin» tarihinde şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, yasal prosedüre uygun olarak terkin işleminin yapıldığını, ihya kararının ihyaya gerekçe olan alacak davasının görülmesiyle sınırlı olarak verilmesi gerektiğini, mahkemece şirketin terkin edilmemesi gerektiği kanaati halinde ise şirketin ihyasına karar verileceğini, şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca «münfesih» sayılması gerektiğini, sicilin açılan davalarda yasadan doğan «zorunlu hasım» olduğunu, aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilemeyeceğini belirterek kararının kaldırılmasına, 5 yıllık «hak düşürücü süre» içinde açılmayan davanın hukuki yarar yokluğu da gözetilerek «usulden reddine», aksi kanaat halinde ise şirketin ek tasfiyesine karar verilerek şirkete «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmesini istemiştir.
CEVAP Davalı «temsilcisi» cevap dilekçesinde; «ihyası» talep edilen şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında «resen terkin» edildiğini, terkinin usulüne uygun olarak yapıldığını, «şirketin müdürlüklerine» bildirilen «son» adresine çıkarılan «tebligatın» "taşınmış" notuyla iade olunduğunu, «ihtarın» ayrıca Ticaret Sicil Gazetesinde «ilan» edildiğini, şirketin son adresine tebligat yapıldığından tebligat ulaşmasa dahi yapılan ilanın yapılmış bir tebligat sayılacağından hukuka uygun olduğunu, terkin tarihinde şirketin «derdest» davalarının alacak ve borçlarının bilinmesi mümkün olmadığından işbu davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, dava tarihi itibariyle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddenin 15 inci fıkrası ile öngörülen 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» dolduğunu, «yasal hasım» olunduğundan aleyhlerine vekâlet ücreti ve «yargılama giderlerine» hükmedilmemesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
… n yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... sicil müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketi «ticaret sicilinden resen terkin» ettiği, terkin işleminin usulsüz olduğu, tasfiyeyle sınırlı olmamak üzere ihyasına karar verilmesi ve tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığı gibi, «tasfiye memuru atanmasına» da gerek olmadığı gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmediği, davalı kurumca ihyası istenen şirketin oda kaydından resen terkin edilmesi «sebebi» ile silinme hususu kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işleminin usul ve yasaya aykırı olduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketin ticaret sicilinden resen terkin edildiği, bu durumda davalının usulsüz terkin işlemi ile işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği, davalı aleyhine «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davalı «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; davacının alacağı sebebiyle «ihya davası» açmakta «hukuki yararı» bulunmadığını, «terkin» tarihinde şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, yasal prosedüre uygun olarak terkin işleminin yapıldığını, ihya kararının ihyaya gerekçe olan alacak davasının görülmesiyle sınırlı olarak verilmesi gerektiğini, mahkemece şirketin terkin edilmemesi gerektiği kanaati halinde ise şirketin ihyasına karar verileceğini, şirketin «münfesih» sayılması gerektiğini, sicilin açılan davalarda yasadan doğan «zorunlu hasım» olduğunu, aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilemeyeceğini, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» içinde açılmadığı belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın hukuki yarar yokluğu da gözetilerek «usulden reddine», aksi kanaat halinde ise şirketin ek tasfiyesine karar verilerek şirkete «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmesini istemiştir.
Şti.'nin «ticaret sicilinden resen terkin» edildiğinin yapılan yargılamada öğrenildiğini, bunun üzerine mahkemece davada taraf teşkilinin sağlaması açısından taraflarına dava açmak üzere «yetki» ve süre verildiğini ileri sürerek İtaş İnşaat Taahhüt San. ve Tic.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:re'sen terkin · yetki · husumet
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin daha önce açmış olduğu davada verilen kararın kaldırılarak çalışmanın geçtiği iddia olunan iş verene «husumet» yöneltilmesinin sağlanmasının istenildiğini ancak işveren İtaş İnşaat Taahhüt San. ve Tic.
Şti.'nin «ticaret sicilinden resen terkin» edildiğinin yapılan yargılamada öğrenildiğini, bunun üzerine mahkemece davada taraf teşkilinin sağlaması açısından taraflarına dava açmak üzere «yetki» ve süre verildiğini ileri sürerek İtaş İnşaat Taahhüt San. ve Tic.
Sicil Müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun' un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» ettiği, terkin işleminin usulsüz olduğu, tasfiyeyle sınırlı olmamak üzere ihyasına karar verilmesi ve tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığı gibi, «tasfiye memuru atanmasına» da gerek olmadığı gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmediği, davanın açıldığı tarihte ilgili madde uyarınca dava açma süresi dolmu …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/4966 E. , 2023/5909 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2023/640 Esas, 2023/1050 Karar
DAVA TARİHİ 15.04.2022
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2022/278 E., 2022/724 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı temsilcisi tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilince alacaklarının tahsili için ... Yayıncılık San. ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine takip yapıldığını ancak alacağını tahsil edemediğini, borçlu şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi uyarınca ticaret sicilinden re'sen silinerek, Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini öğrendiklerini, tüzel kişiliğin sona ermesi için resen terkin, tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılması gerektiğini, terkin ve tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve terkin, tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmışsa tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulünün olanaksız olduğunu ileri sürerek Ankara Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün 97974 sicil numarasında kayıtlı ...
Yayıncılık San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin tüzel kişiliğinin ihyasına ve ticaret siciline kaydedilmesine, şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı temsilcisi cevap dilekçesinde; ihyası talep edilen şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında resen terkin edildiğini, terkinin usulüne uygun olarak yapıldığını, şirketin müdürlüklerine bildirilen son adresine çıkarılan tebligatın "taşınmış" notuyla iade olunduğunu, ihtarın ayrıca Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, şirketin son adresine tebligat yapıldığından tebligat ulaşmasa dahi yapılan ilanın yapılmış bir tebligat sayılacağından hukuka uygun olduğunu, terkin tarihinde şirketin derdest davalarının alacak ve borçlarının bilinmesi mümkün olmadığından işbu davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, dava tarihi itibariyle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddenin 15 inci fıkrası ile öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, yasal hasım olunduğundan aleyhlerine vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihyası istenilen şirketin terkin sebebinin münfesihlik durumunu gerektirmeyen oda kaydının silinmesi olayına özgü olup yapılan terkin işleminin hukuka uygun olmadığı, dava dilekçesinde icra takip dosyasıyla sınırlandırma olmaksızın ihya talep edildiği gözetildiği, bu nedenle icra takip dosyası ile sınırlı olmamak üzere şirketin ihyasına karar verilmesi gerektiği, bununla birlikte tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığından tasfiye memuru atanmasına da gerek olmadığı, ayrıca davalı ... Sicil Müdürlüğünün terkinden önceki ihtar ve ilan prosedürünü usul ve yasa hükümlerine uygun olarak gerçekleştirmediğinden usulsüz terkin işlemi ile davanın açılmasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle davanın kabulüne, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün 97974 sicil numarasında kayıtlı iken terkin olunan "...
Yayıncılık Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi"nin ihyasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temsilcisi istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı temsilcisi istinaf dilekçesinde özetle; sicil kayıtları silinen şirket borçlarının şirketlerin unvanlarının silinmesine engel olmayacağını, davacının alacağı sebebiyle ihya davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını, terkin tarihinde şirketin derdest davalarının, alacak ve borçlarının müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, yasal prosedüre uygun olarak terkin işleminin yapıldığını, ihya kararının ihyaya gerekçe olan alacak davasının görülmesiyle sınırlı olarak verilmesi gerektiğini, mahkemece şirketin terkin edilmemesi gerektiği kanaati halinde ise şirketin ihyasına karar verileceğini, şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca münfesih sayılması gerektiğini, sicilin açılan davalarda yasadan doğan zorunlu hasım olduğunu, aleyhine yargılama giderlerine hükmedilemeyeceğini belirterek kararının kaldırılmasına, 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmayan davanın hukuki yarar yokluğu da gözetilerek usulden reddine, aksi kanaat halinde ise şirketin ek tasfiyesine karar verilerek şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... sicil müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden resen terkin ettiği, terkin işleminin usulsüz olduğu, tasfiyeyle sınırlı olmamak üzere ihyasına karar verilmesi ve tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığı gibi, tasfiye memuru atanmasına da gerek olmadığı gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmediği, davalı kurumca ihyası istenen şirketin oda kaydından resen terkin edilmesi sebebi ile silinme hususu kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işleminin usul ve yasaya aykırı olduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketin ticaret sicilinden resen terkin edildiği, bu durumda davalının usulsüz terkin işlemi ile işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği, davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı temsilcisinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dava, davacı tarafından ihyası talep edilen şirket aleyhinde yapılan icra takibinde hasım edilebilmesi amacıyla açılmıştır. İlk Derece Mahkemesince dava dilekçesinde icra dosyasıyla sınırlandırma olmaksızın ihya talep edildiğinden şirketin tam ihyasına karar verilmiş, tasfiye memuru atanmasına gerek görülmemiştir. Davacı tarafça sınırlı ihya kararı verilmesi ve tasfiye memuru atanması istenmese dahi 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin genel amacının gayri faal şirketleri sicilden temizleme olduğu hususu gözetildiğinde ticaret sicilinden terkin edilen şirketin sadece takip dosyası ile sınırlı ihyasına ve tasfiye memuru atanmasına karar verilmesi talep aşımı niteliğinde olmayacağından icra dosyası ile sınırlı ihyaya ve tasfiye memuru atanmasına karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı temsilcisinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.10.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına hükmedilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1110031200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz